Gülnara Bekirova: "Tarihi yeniden yaşıyor gibiyiz"
Gülnara Bekirova: "Tarihi yeniden yaşıyor gibiyiz"
ATR kanalının “Tarih sedası” projesinin yazarı Gülnara Bekirova QHA'ya, program için ürettiği fikirleri, bilgileri nereden topladığını ve ileride bu projenin nasıl gelişeceğini anlattı.
Haber Giriş Tarihi: 29.01.2016 11:19
Haber Güncellenme Tarihi: 29.01.2016 10:13
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
“Tarih sedası” projesinin yazarı, programda bu zamana kadar; Kırım’ın olay ve tarih örgülerini, Kırım halkının XVIII ile XXI yy. arası milli tarihi ve SSCB bünyesindeki milli hareketleri, kaynakları ve Kırım’ın tarihçiliği gibi konuların işlendiğini, şimdi ise "Seyyahların yazılarından Kırım notları", “Kırım notları ve seyahatçılarının yazılarında”, “İkinci Dünya Savaşı'nda Kırım”, “Milli hareketin tarihi”, “Tarihi şahsiyetler”, “Tarih ve çağdaşlık”, “Kırım tarihçiliğinin aktuel konuları” vb. konuların işleneceğini açıklamakta.
Sekiz yıl içinde üç yüze yakın farklı konularda yayınlar gerçekletirmiş olan proje yazarı – tarihçi, siyaset bilimi alanında doktora sahibi, sayısız kitap ve makalelerin yazarı, “Kırım Tarihi ve Kırım Tatarları”nın kurucusu ve internet kaynak editörü Gülnara Bekirova, QHA muhabirlerine detaylı bir röportaj verdi.
-Bu kadar zor, ama bir o kadar da önemli bu proje üzerinde çalışma nedeniniz nedir?
2000’lerin ortalarında yayın hayatına başlayan ATR televizyon kanalı, bana tarihsel bir proje üzerinde çalışma teklifinde bulunmuştu. Dürüst olmak gerekirse bir yayından fazlasını yapamam gibi geliyordu, çünkü kendimi bir TV ekibi çalışanı olarak görmüyorum, o zaman hiç görmüyordum. Ama gördüğünüz gibi insanlar yanılabiliyor. Ana teması “Kırım Tarihi ve Kırım Tatarları” olan bu tarih programı üzerinde sekiz yıldır çalışmaktayım. Bu süre zarfında epey program yaptık.
Bugün bizi izleyen seyirci sayımız önemli ölçüde artmış durumda, çünkü bizi artık sadece Kırım’da değil aynı zamanda Ukrayna’nın büyük bir kısmı da izlemekte. Yeni seyirciler – yeni sorumluluklar demek, çünkü yeni izlemeye başlayan seyirciler son derece meraklılar. Bugüne kadar Ukrayna’da Kırım Tatarlarının tarih ve kültürüne bu denli ilgi görülmemişti. Kırım’ın işgal durumu olmasaydı, bu merakı hoş bir eğilim olarak kabul edebilirdik.
-Program için fikirleri nerden alıyorsunuz?
Hemen hemen her yerden. Uzun yıllardır arşiv kaynaklardan istifade ederek araştırmalarımı sürdürüyordum. 25 yıl önce 1990’larda, Kırım Tatarlarının tarihiyle alakalı ilk makalem yayınlanmıştı. Bu ilk çalışmam biraz “çocuksu” bir çalışmaydı. Sonra Moskova Tarihi Arşiv Enstitüsü’nde okudum. "XVIII yy. sonu Kırım Tatarlarının Tarihi" yani 1940’lara kadar Kırım’ın ilk Rus ilhak dönemi konulu tezimi savunmuştum. 1994 yılı, Tarihi Arşiv Enstitüsü’nde liberal ortamın hüküm sürdüğü bir dönem idi. Savunmam son derece başarılı geçmişti. O zamanlar için yaptığım çalışma çok yeniydi. Ardından doktora, kitaplar, makaleler geldi. O zamandan beri 11 kitabım yayınlandı. Arşiv çalışmalarım esnasında ortaya çıkardığım ilginç malzemeler yaptığım bu programlar için büyük destek oldu. İlham kaynağım hem mevcut takvim hem de güncel olaylar. Bilinen ve hatta vakıf olunan konuları bile izleyiciler ve tarihçiler yeniden okuyor ve anlıyorlar, adeta tarihi yeniden yaşıyor gibiyiz.
-Malzemeleri nereden topluyor ve program konularınız için fikirleri nereden üretiyorsunuz? Hazineniz nerede?
Arşivlediğimiz bilgilerin belli bir yerde bulunduğunu söyleyemeyiz. Biz her zaman araştırıyor ve çalışıyoruz. Birkaç yıl süren ‘’Hatıra’’ ismi taşıyan bir kampanyamız var, insanlar yakınlarının ve akrabalarının eski fotoğraflarını bize gönderiyorlar. Bu resimlere göre milletimizin görsel tarihini geri getirmeye çalışıyoruz. Kırım Tatarlarının siyasi tarihi ile ilgili, seyahatlerim sırasında toplayabildiğim belgelerden maksimum faydalanmak ve kullanmaktan yanayım. Bazen onları kanalımızda da yayınlıyoruz. Kırım Tatarlara karşı Sovyetlerin devlet politikası ile ilgili Moskova, Kiev ve Kırım’ın arşivlerinde çok çalıştım. Bu belgelerin çoğu hem Kırım Özerk Cumhuriyeti hem de 1944’te sürgün ile, askeri dönem hem de askeri dönemden sonraki süreç ile alakalı. Arşivlerden çıkan bu bilgileri de programımızda yayınlamaya çalışıyoruz.
-Projenin gelişmesi için, ilerleyen zamanda ne yapmayı planlıyorsunuz? Yayınıza konuklar davet etmeyi düşünüyor musunuz?
Programımızı Kırım'da yaparken, konuklarımız zaten oluyordu. Ukrayna’da yayına çıktığımız için şimdiki durum biraz farklı. Ukrayna’daki – Kiev, Lvov, Harkov gibi ve tabi ki de başka şehirlerde de – Kırım tarihi ile ilgili çalışan kaliteli tarihçilerimiz var. Zamanla onları programımıza davet etmeyi düşünüyoruz. Yeni belgesel filmler ile ilgili de fikirlerimiz var, şimdilik bu konuyu ayrıntılı değinmek istemiyorum. Bu çalışmada benim dışımda birçok yetenekli insan çalışmakta. Siz de kabul edersiniz ki, televizyon programları kolektif olarak çalışmaktadır, ben sadece bu işin görünen kısmıyım. ATR kanalının Ukrayna’ya taşınmasıyla çoğu şeylere yeniden başlamamız gerekiyordu. Şimdi de izleyicilere tarihi bilgileri ulaştırmak için yeni yöntemler arıyoruz. Daha önce yaptığım işim devam ediyor. Kütüphane ve arşiv çalışmalarım, foto ve video malzemeler toplama, yeni kahraman ve konuları hep araştırmaktayım.
-Projenizde kaç kişi çalışmakta?
Şu anda en az on kişi çalışmakta. Bunlar; yönetmen, ses süpervizörleri, kurgu yönetmeni, operatör, giyimçizer ve kuaför. Hazırlık devresi oldukça zor bir süreç ve benim tek başıma bu işi başarmam mümkün değil.
-Kırım ve Ukrayna’nın ortak tarihi konusunda da projeler düşünüyor musunuz?
Zaten bu konu daha önce de bizim tarafımızdan çalışıldı. 16 Mart 2014’te yapılan sözde Kırım referandumu gününde Ukraynalıların önemli yazarı Taras Şevçenko’nun ölüm yıldönümü için hazırlamış olduğumuz programı yayımlamıştık. Ortak geçmişimizi devamlı konuşmayı planlıyoruz. Örneğin Kırım Tatarlarının milli hareketi ile Ukrayna muhalif hareketinin temasları gibi konular var.
Kırım Tatarlarının tarih ve mücadelesine büyük sempati duyan, artık aramızda bulunmayan Ukrayna muhalifi Leonid Ploşa’dan röportaj aldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kırım’da böyle bir programı hiç kimse yapamadığı halde biz yayınlıyorduk. Büyük ihtimal bu yüzden artık Kırım’da değil de başka yerde yayına çıkmak zorundayız.
Şimdi hazırladığım programın konusu Ukrayna’da tanınmış yazarı Lesa Ukrainka. Kırım’da uzun yıllar yaşamış ve Kırım yarımadayla ilgili çok şiir yazmıştır. Bunlardan bazıları “Tataroçka”, “Baydarı”, “Bahçisaray”, “Bahçisarayskiy dvorets (Bahçesaray sarayı)” adlı şiirlerdir. Kırım’da bulunduğu sıralarda yaşanan gerçekleri izleyen ve şiirsel tarzda kayıtlara geçiren Lesa Ukrainka, aynı zamanda Kırım’ın yerel halkı olan – Kırım Tatarlarının yaşamını da kendi şiirlerine yansıtmıştır. Biz bu şahsiyeti dikkate almadan nasıl geçebiliriz?
Genel olarak biz siyasi duruma bakmaksızın tarihi olayları aydınlatmasaydık, seyirci bize ne diye değer versin?
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gülnara Bekirova: "Tarihi yeniden yaşıyor gibiyiz"
ATR kanalının “Tarih sedası” projesinin yazarı Gülnara Bekirova QHA'ya, program için ürettiği fikirleri, bilgileri nereden topladığını ve ileride bu projenin nasıl gelişeceğini anlattı.
“Tarih sedası” projesinin yazarı, programda bu zamana kadar; Kırım’ın olay ve tarih örgülerini, Kırım halkının XVIII ile XXI yy. arası milli tarihi ve SSCB bünyesindeki milli hareketleri, kaynakları ve Kırım’ın tarihçiliği gibi konuların işlendiğini, şimdi ise "Seyyahların yazılarından Kırım notları", “Kırım notları ve seyahatçılarının yazılarında”, “İkinci Dünya Savaşı'nda Kırım”, “Milli hareketin tarihi”, “Tarihi şahsiyetler”, “Tarih ve çağdaşlık”, “Kırım tarihçiliğinin aktuel konuları” vb. konuların işleneceğini açıklamakta.
Sekiz yıl içinde üç yüze yakın farklı konularda yayınlar gerçekletirmiş olan proje yazarı – tarihçi, siyaset bilimi alanında doktora sahibi, sayısız kitap ve makalelerin yazarı, “Kırım Tarihi ve Kırım Tatarları”nın kurucusu ve internet kaynak editörü Gülnara Bekirova, QHA muhabirlerine detaylı bir röportaj verdi.
-Bu kadar zor, ama bir o kadar da önemli bu proje üzerinde çalışma nedeniniz nedir?
2000’lerin ortalarında yayın hayatına başlayan ATR televizyon kanalı, bana tarihsel bir proje üzerinde çalışma teklifinde bulunmuştu. Dürüst olmak gerekirse bir yayından fazlasını yapamam gibi geliyordu, çünkü kendimi bir TV ekibi çalışanı olarak görmüyorum, o zaman hiç görmüyordum. Ama gördüğünüz gibi insanlar yanılabiliyor. Ana teması “Kırım Tarihi ve Kırım Tatarları” olan bu tarih programı üzerinde sekiz yıldır çalışmaktayım. Bu süre zarfında epey program yaptık.
Bugün bizi izleyen seyirci sayımız önemli ölçüde artmış durumda, çünkü bizi artık sadece Kırım’da değil aynı zamanda Ukrayna’nın büyük bir kısmı da izlemekte. Yeni seyirciler – yeni sorumluluklar demek, çünkü yeni izlemeye başlayan seyirciler son derece meraklılar. Bugüne kadar Ukrayna’da Kırım Tatarlarının tarih ve kültürüne bu denli ilgi görülmemişti. Kırım’ın işgal durumu olmasaydı, bu merakı hoş bir eğilim olarak kabul edebilirdik.
-Program için fikirleri nerden alıyorsunuz?
Hemen hemen her yerden. Uzun yıllardır arşiv kaynaklardan istifade ederek araştırmalarımı sürdürüyordum. 25 yıl önce 1990’larda, Kırım Tatarlarının tarihiyle alakalı ilk makalem yayınlanmıştı. Bu ilk çalışmam biraz “çocuksu” bir çalışmaydı. Sonra Moskova Tarihi Arşiv Enstitüsü’nde okudum. "XVIII yy. sonu Kırım Tatarlarının Tarihi" yani 1940’lara kadar Kırım’ın ilk Rus ilhak dönemi konulu tezimi savunmuştum. 1994 yılı, Tarihi Arşiv Enstitüsü’nde liberal ortamın hüküm sürdüğü bir dönem idi. Savunmam son derece başarılı geçmişti. O zamanlar için yaptığım çalışma çok yeniydi. Ardından doktora, kitaplar, makaleler geldi. O zamandan beri 11 kitabım yayınlandı. Arşiv çalışmalarım esnasında ortaya çıkardığım ilginç malzemeler yaptığım bu programlar için büyük destek oldu. İlham kaynağım hem mevcut takvim hem de güncel olaylar. Bilinen ve hatta vakıf olunan konuları bile izleyiciler ve tarihçiler yeniden okuyor ve anlıyorlar, adeta tarihi yeniden yaşıyor gibiyiz.
-Malzemeleri nereden topluyor ve program konularınız için fikirleri nereden üretiyorsunuz? Hazineniz nerede?
Arşivlediğimiz bilgilerin belli bir yerde bulunduğunu söyleyemeyiz. Biz her zaman araştırıyor ve çalışıyoruz. Birkaç yıl süren ‘’Hatıra’’ ismi taşıyan bir kampanyamız var, insanlar yakınlarının ve akrabalarının eski fotoğraflarını bize gönderiyorlar. Bu resimlere göre milletimizin görsel tarihini geri getirmeye çalışıyoruz. Kırım Tatarlarının siyasi tarihi ile ilgili, seyahatlerim sırasında toplayabildiğim belgelerden maksimum faydalanmak ve kullanmaktan yanayım. Bazen onları kanalımızda da yayınlıyoruz. Kırım Tatarlara karşı Sovyetlerin devlet politikası ile ilgili Moskova, Kiev ve Kırım’ın arşivlerinde çok çalıştım. Bu belgelerin çoğu hem Kırım Özerk Cumhuriyeti hem de 1944’te sürgün ile, askeri dönem hem de askeri dönemden sonraki süreç ile alakalı. Arşivlerden çıkan bu bilgileri de programımızda yayınlamaya çalışıyoruz.
-Projenin gelişmesi için, ilerleyen zamanda ne yapmayı planlıyorsunuz? Yayınıza konuklar davet etmeyi düşünüyor musunuz?
Programımızı Kırım'da yaparken, konuklarımız zaten oluyordu. Ukrayna’da yayına çıktığımız için şimdiki durum biraz farklı. Ukrayna’daki – Kiev, Lvov, Harkov gibi ve tabi ki de başka şehirlerde de – Kırım tarihi ile ilgili çalışan kaliteli tarihçilerimiz var. Zamanla onları programımıza davet etmeyi düşünüyoruz. Yeni belgesel filmler ile ilgili de fikirlerimiz var, şimdilik bu konuyu ayrıntılı değinmek istemiyorum. Bu çalışmada benim dışımda birçok yetenekli insan çalışmakta. Siz de kabul edersiniz ki, televizyon programları kolektif olarak çalışmaktadır, ben sadece bu işin görünen kısmıyım. ATR kanalının Ukrayna’ya taşınmasıyla çoğu şeylere yeniden başlamamız gerekiyordu. Şimdi de izleyicilere tarihi bilgileri ulaştırmak için yeni yöntemler arıyoruz. Daha önce yaptığım işim devam ediyor. Kütüphane ve arşiv çalışmalarım, foto ve video malzemeler toplama, yeni kahraman ve konuları hep araştırmaktayım.
-Projenizde kaç kişi çalışmakta?
Şu anda en az on kişi çalışmakta. Bunlar; yönetmen, ses süpervizörleri, kurgu yönetmeni, operatör, giyimçizer ve kuaför. Hazırlık devresi oldukça zor bir süreç ve benim tek başıma bu işi başarmam mümkün değil.
-Kırım ve Ukrayna’nın ortak tarihi konusunda da projeler düşünüyor musunuz?
Zaten bu konu daha önce de bizim tarafımızdan çalışıldı. 16 Mart 2014’te yapılan sözde Kırım referandumu gününde Ukraynalıların önemli yazarı Taras Şevçenko’nun ölüm yıldönümü için hazırlamış olduğumuz programı yayımlamıştık. Ortak geçmişimizi devamlı konuşmayı planlıyoruz. Örneğin Kırım Tatarlarının milli hareketi ile Ukrayna muhalif hareketinin temasları gibi konular var.
Kırım Tatarlarının tarih ve mücadelesine büyük sempati duyan, artık aramızda bulunmayan Ukrayna muhalifi Leonid Ploşa’dan röportaj aldığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Kırım’da böyle bir programı hiç kimse yapamadığı halde biz yayınlıyorduk. Büyük ihtimal bu yüzden artık Kırım’da değil de başka yerde yayına çıkmak zorundayız.
Şimdi hazırladığım programın konusu Ukrayna’da tanınmış yazarı Lesa Ukrainka. Kırım’da uzun yıllar yaşamış ve Kırım yarımadayla ilgili çok şiir yazmıştır. Bunlardan bazıları “Tataroçka”, “Baydarı”, “Bahçisaray”, “Bahçisarayskiy dvorets (Bahçesaray sarayı)” adlı şiirlerdir. Kırım’da bulunduğu sıralarda yaşanan gerçekleri izleyen ve şiirsel tarzda kayıtlara geçiren Lesa Ukrainka, aynı zamanda Kırım’ın yerel halkı olan – Kırım Tatarlarının yaşamını da kendi şiirlerine yansıtmıştır. Biz bu şahsiyeti dikkate almadan nasıl geçebiliriz?
Genel olarak biz siyasi duruma bakmaksızın tarihi olayları aydınlatmasaydık, seyirci bize ne diye değer versin?
Son Haberler