“Uslu ile Süslü” yeniden Türk edebiyatında: Kayıp halk hikâyesi 113 yıl sonra yayımlandı
“Uslu ile Süslü” yeniden Türk edebiyatında: Kayıp halk hikâyesi 113 yıl sonra yayımlandı
“Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya aktarılmış olan, Deliorman bölgesinde yaşayan Türklerin 113 yıldır kayıp halk hikayesi Latin alfabesine aktarıldı.
Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 14:52
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 16:07
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinde yaşayan Türklerin halk hikayesi olan ve kayıp eser olarak bilinen “Uslu ile Süslü”, Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halk Edebiyatı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Oğuz Doğan ve Doç. Dr. İsmail Abalı tarafından Türk edebiyatına yeniden kazandırıldı.
Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin özel haberinde yer aldığına göre bu hikâye sözlü anlatılan ve kimliği belli belli olmayan “Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya aktarıldı. 113 yıl sonra ise Latin alfabesiyle basılarak okuyuculara sunuldu.
Bölgedeki Türklerin 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşları sürecinde kimliklerini koruma ve yeniden inşa etme süreçlerini ele alan hikâye 1912-1913 yıllarında Osmanlı Türkçesi ile kaleme alındı. Türklerin verdikleri mücadeleyi çok sayıda Türk motifi ile okuyucuya aktaran kitabın sanal ortamdan temin edilebileceği bilgisi haberde yer aldı.
“USLU İLE SÜSLÜ” KARDEŞLER AY VE YILDIZ ŞEKLİNDE DOĞUM LEKESİ TAŞIYORLARDI
Doç. Dr. İsmail Abalı, AA muhabirine, “Uslu ile Süslü” hikayesinin, Balkan Savaşları döneminde Türklerin maruz kaldığı acıları ve bu süreçte Türk kimliğinin yeniden inşa edilmesi sürecini anlatan bir halk hikayesi olduğunu söyledi. Haberde, göğsünde ay şeklinde doğum lekesi olan Uslu isimli bir erkek ile yıldız şeklinde doğum lekesi taşıyan Süslü isimli kız kardeşin yaşantısı ana hikâye olmak üzere olayların geliştiği bilgisi de yer aldı.
Ortaya koydukları çalışma ile ilgili bilgi veren Abalı "Eser, bahsettiğim tarihlerde Osmanlı Türkçesi ile manzum bir şekilde kaleme alınmıştır. Eserin orijinal nüshasının üzerinde yazar ismi bulunmamaktadır. Sadece 'Bir Deliormanlı' ibaresi bulunmaktadır. Bunu da biz şu şekilde yoruyoruz, bahsettiğimiz dönemde çekilen acıyı Deliorman Türklerinin ve Balkan Türklerinin ortak bir feryadıymış gibi duyurmak maksadıyla böyle bir mahlas kullanma yoluna gittikleri düşüncesine sahibiz." açıklamasını yaptı. Abalı, eserin isminin birçok kaynakta geçmesine rağmen tam metninin hiçbir platformda bulunmadığına da değindi.
“BU ESERLE TÜRK MİLLETİNİN DRAMATİK SERÜVENİNE TANIKLIK EDİYORUZ”
Doç. Dr. Oğuz Doğan, yaptığı açıklamada “Uslu ile Süslü” hikâye çalışması ile o dönemde yaşananların Türk dünyasına aktarılacağını belirtti. "Balkan Türklüğünün yaklaşık 113 yıldır sessizliğe mahkûm edilmiş, adeta bir nisyan denizinde saklı kalmış, derin bir hafızasını yeniden uyandırıyoruz. Uslu ile Süslü, ilk kez 1912'de Filibe'de bir feryat gibi kâğıda dökülmüş ancak bu çalışma savaşların, göçlerin, sınırların ötesinde unutulmaya terk edilmişti. Biz bu çalışmayla birlikte o tozlu raflarda bekleyen çığlığı 2026 yılının Türkiye'sine ve Türk dünyasına bir vefa borcu olarak yeniden taşıma gayesinde bulunduk." diye konuşan Doğan, tarihi gerçeklerin yer aldığı eserde özellikle ikinci bölümde okurun masalsı atmosferden arındığı ve “tarihin soğuk ve en gerçek yüzüyle tanıştığını” ifade etti.
Doğan, “Burada anlatılan sadece iki gencin hikayesi değil. Burada anlatılan 93 Harbi'nin o dondurucu ayazında özellikle Plevne'de saf tutan Deliormanlı Yaşar'ın direnişidir. Bu bölümde bizler Balkan Savaşları'nın savurduğu binlerce isimsiz kahramanın, parçalanan ailelerin ve vatan toprağından koparılmak istenen bir milletin dramatik serüvenine tanıklık ediyoruz.” diyerek mücadelenin önemini vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
“Uslu ile Süslü” yeniden Türk edebiyatında: Kayıp halk hikâyesi 113 yıl sonra yayımlandı
“Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya aktarılmış olan, Deliorman bölgesinde yaşayan Türklerin 113 yıldır kayıp halk hikayesi Latin alfabesine aktarıldı.
Bulgaristan’ın Deliorman bölgesinde yaşayan Türklerin halk hikayesi olan ve kayıp eser olarak bilinen “Uslu ile Süslü”, Iğdır Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Halk Edebiyatı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Oğuz Doğan ve Doç. Dr. İsmail Abalı tarafından Türk edebiyatına yeniden kazandırıldı.
Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin özel haberinde yer aldığına göre bu hikâye sözlü anlatılan ve kimliği belli belli olmayan “Bir Deliormanlı” mahlasıyla yazıya aktarıldı. 113 yıl sonra ise Latin alfabesiyle basılarak okuyuculara sunuldu.
Bölgedeki Türklerin 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Savaşları sürecinde kimliklerini koruma ve yeniden inşa etme süreçlerini ele alan hikâye 1912-1913 yıllarında Osmanlı Türkçesi ile kaleme alındı. Türklerin verdikleri mücadeleyi çok sayıda Türk motifi ile okuyucuya aktaran kitabın sanal ortamdan temin edilebileceği bilgisi haberde yer aldı.
“USLU İLE SÜSLÜ” KARDEŞLER AY VE YILDIZ ŞEKLİNDE DOĞUM LEKESİ TAŞIYORLARDI
Doç. Dr. İsmail Abalı, AA muhabirine, “Uslu ile Süslü” hikayesinin, Balkan Savaşları döneminde Türklerin maruz kaldığı acıları ve bu süreçte Türk kimliğinin yeniden inşa edilmesi sürecini anlatan bir halk hikayesi olduğunu söyledi. Haberde, göğsünde ay şeklinde doğum lekesi olan Uslu isimli bir erkek ile yıldız şeklinde doğum lekesi taşıyan Süslü isimli kız kardeşin yaşantısı ana hikâye olmak üzere olayların geliştiği bilgisi de yer aldı.
Ortaya koydukları çalışma ile ilgili bilgi veren Abalı "Eser, bahsettiğim tarihlerde Osmanlı Türkçesi ile manzum bir şekilde kaleme alınmıştır. Eserin orijinal nüshasının üzerinde yazar ismi bulunmamaktadır. Sadece 'Bir Deliormanlı' ibaresi bulunmaktadır. Bunu da biz şu şekilde yoruyoruz, bahsettiğimiz dönemde çekilen acıyı Deliorman Türklerinin ve Balkan Türklerinin ortak bir feryadıymış gibi duyurmak maksadıyla böyle bir mahlas kullanma yoluna gittikleri düşüncesine sahibiz." açıklamasını yaptı. Abalı, eserin isminin birçok kaynakta geçmesine rağmen tam metninin hiçbir platformda bulunmadığına da değindi.
“BU ESERLE TÜRK MİLLETİNİN DRAMATİK SERÜVENİNE TANIKLIK EDİYORUZ”
Doç. Dr. Oğuz Doğan, yaptığı açıklamada “Uslu ile Süslü” hikâye çalışması ile o dönemde yaşananların Türk dünyasına aktarılacağını belirtti. "Balkan Türklüğünün yaklaşık 113 yıldır sessizliğe mahkûm edilmiş, adeta bir nisyan denizinde saklı kalmış, derin bir hafızasını yeniden uyandırıyoruz. Uslu ile Süslü, ilk kez 1912'de Filibe'de bir feryat gibi kâğıda dökülmüş ancak bu çalışma savaşların, göçlerin, sınırların ötesinde unutulmaya terk edilmişti. Biz bu çalışmayla birlikte o tozlu raflarda bekleyen çığlığı 2026 yılının Türkiye'sine ve Türk dünyasına bir vefa borcu olarak yeniden taşıma gayesinde bulunduk." diye konuşan Doğan, tarihi gerçeklerin yer aldığı eserde özellikle ikinci bölümde okurun masalsı atmosferden arındığı ve “tarihin soğuk ve en gerçek yüzüyle tanıştığını” ifade etti.
Doğan, “Burada anlatılan sadece iki gencin hikayesi değil. Burada anlatılan 93 Harbi'nin o dondurucu ayazında özellikle Plevne'de saf tutan Deliormanlı Yaşar'ın direnişidir. Bu bölümde bizler Balkan Savaşları'nın savurduğu binlerce isimsiz kahramanın, parçalanan ailelerin ve vatan toprağından koparılmak istenen bir milletin dramatik serüvenine tanıklık ediyoruz.” diyerek mücadelenin önemini vurguladı.
Son Haberler