SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adf2026

QHA - Kırım Haber Ajansı - Adf2026 haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adf2026 haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Dimçioğlu: Türkiye tüm dünyaya bir saha açtı Haber

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Dimçioğlu: Türkiye tüm dünyaya bir saha açtı

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Yuriy Dimçioğlu; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nu (ADF2026) Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına değerlendirdi. DİMÇOĞLU, FORUMDA KONUŞULAN KONULARIN UKRAYNA İÇİN ÖNEMİNİ DİLE GETİRDİ Ukrayna heyetiyle birlikte foruma katılan Dimçoğlu, ADF2026 kapsamında tertip edilen programları değerlendirdi. Forum kapsamında ele alınan konuların Gagauzlar ve Ukrayna açısından öneminin altını çizen Dimçoğlu, “Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı olarak Ukrayna Dışişleri Bakanlığı heyeti ile beraber buraya ilk defa geldim ve gerçekten ne kadar güçlü, ne kadar önemli ve ne kadar verimli bir platform olduğunu gördüm. Bu platformu kuran Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, tüm dünyaya çok güzel bir saha açtı. Burada konuşulan, çalışılan, görüşülen konular bizim ülkemiz olan Ukrayna için çok önemlidir.” ifadelerini kullandı. “BUGÜN TEK BAYRAK, UKRAYNA BAYRAĞI; BİZ DE BU BAYRAĞIN ALTINDAYIZ” Ukrayna’nın yaşadığı sorunların forum kapsamında yoğun bir şekilde tartışıldığını kaydeden Dimçoğlu, Ukrayna’nın ayrıca Gagauzlar için önemini vurguladı. “Biz Ukrayna’nın bir parçasıyız, biz Ukrayna’nın önemli bir halkıyız. Ukrayna’daki Gagauzlar ve Ukrayna’daki tüm halklar bugün devleti desteklemekte ve devlete tüm borçlarını ödemektedir çünkü gerçek bağımsızlığı şu anda hissediyoruz.” şeklinde konuşan Dimçoğlu, Gagauzların ülkülerinin peşinden gittiğini dile getirerek “Hangi halktan olunduğu fark etmez: Bugün tek bayrak, Ukrayna bayrağı; biz de bu bayrağın altındayız.” vurgusu yaptı. DİMÇOĞLU, ODESA BÖLGESİNİN RUS SALDIRILARININ HEDEFİNDE OLDUĞUNU BELİRTTİ Öte yandan Gagauzların yoğun olarak yaşadığı Ukrayna’nın Odesa bölgesinin stratejik önemine dikkat çeken Dimçoğlu, bölgenin özellikle son aylarda devamlı Rus saldırılarının hedefinde olduğunu belirtti. Rusya’nın saldırılarıyla bölgenin altyapısını hedef aldığını dile getiren Dimçoğlu, “Maalesef sivil halk da bu saldırılarda zarar görüyor. Mesela benim geldiğim gece Odesa bombalandıktan sonra 8 kişi vefat etti, 20’den fazla kişi yaralandı.” dedi. Ayrıca Ukrayna halkının savaş koşullarında yaşamaya alışmak zorunda kaldığını ifade eden Dimçoğlu, son olarak Ukrayna’nın içinde bulunduğu zor zamanların en kısa sürede sona ermesi temennisinde bulundu.

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar Haber

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, son dönemde Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanlarının Batı Trakya temasıyla karşılıklı açıklamalarda bulunmasıyla birlikte bölgedeki son gelişmeler ve Batı Trakya Türklerinin durumu hususunda Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına konuştu. “BU SORUNLARIN TEMELİNDE (YUNANİSTAN’IN) İNKÂR POLİTİKASI VAR” Kimlik ve dinî özgürlükler üzerine yapılan açıklamalar konusunda “Batı Trakya Türk azınlığının temel bazı sorunları var; bunlar, yıllarca devam edegelen sorunlar. Bu sorunların temelinde de (Yunanistan’ın) inkâr politikası var.” şeklinde konuştu. Trampa, Batı Trakya Türk azınlığına haklarını veren Lozan Antlaşması ve Atina Antlaşması gibi uluslararası antlaşmalarda yer alan hükümlerin Batı Trakya Türkleri tarafından talep edildiğini fakat Yunanistan hükûmetinin söz konusu talepleri kabul etmediğini dile getirdi. “Lozan Antlaşmasını sadece Türkiye ve Yunanistan imzalamadı. Burada Birleşik Krallık ve Fransa gibi diğer ülkeler de var. Dolayısıyla Lozan’ın hükümleri, belirli azınlıkları ilgilendiren 37. ve 44. maddeler arasındaki o maddelerin uygulanmasını istiyoruz.” ifadelerini kullanan Trampa; Lozan’a göre dinî özgürlükler anlamında bir azınlığın kendi iradesiyle, bulunduğu ülkedeki dinî yapıyı belirleme, dinî liderinin seçme ve sivil toplum kuruluşlarını kurma, yönetme ve denetleme hakkı olduğunu hatırlattı. Yunanistan’ın ise Batı Trakya Türklerine ait söz konusu hakları kabul etmediğini ve Batı Trakya Türklerinin yıllarca mücadele içerisinde olduğunu kaydeden Trampa, 1985 yılında başlayıp 1990 yılında daha ön plana çıkan bir müftülük tayininin gündeme geldiğini belirtti. Trampa, “Vefat eden İskeçe Müftüsü Mustafa Hilmi’den sonra Mehmet Emin Aga’nın halk tarafından müftülüğe seçilmesiyle birlikte bir tayin söz konusu oldu. Yunan devleti dedi ki ‘Ben kendi insanımı tayin ederim.’. Azınlık diyor ki ‘Hayır, bizim uluslararası antlaşmalardan doğan bir hakkımız var, biz kendi müftümüzü kendimiz seçeriz.’. Böyle bir problem başladı, hâlâ bugün de devam ediyor.” değerlendirmesini yaptı. YUNANİSTAN, BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN TEMEL HAKLARINI İHLAL EDİYOR Yunanistan’ın en son 2022 yılında çıkarılan bir yasayla kendi insanlarını tayin etme girişiminde bulunduğunu ve Dimetoka’da bir tayin gerçekleştirdiğini kaydeden Trampa, şimdi yapılan hazırlıkların ise İskeçe ve Gümülcine’ye de aynı şekilde tayinler gerçekleştirmek için bir “formül” niteliğinde olduğunu ve Batı Trakya Türklerinin de buna itiraz ettiğini belirtti. “Sağ olsun, ana vatanımız her zaman bizi destekliyor, her zaman bizim varlığımıza güç ve moral katıyor. (Türkiye Cumhuriyeti) Dışişleri Bakanlığının açıklaması da bu yönde, azınlığın temel hak ve hukukunun özellikle Lozan merkezli uluslararası antlaşmalarda belirlendiği dile getiriliyor. Yunan devleti de kendilerine göre ‘Bu bizim iç meselemizdir,’ şeklinde bunun antitezini üretiyor halbuki iç meselesi değil, biz resmî bir azınlığız.” değerlendirmesini yapan Trampa, uluslararası antlaşmalarla İstanbul’daki Hıristiyan Ortodoks azınlığına mütekabil Batı Trakya Türklerinin de Batı Trakya’da Türk azınlık olarak bırakıldığını ve antlaşmalarda da haklarının belirlendiğini beyan etti. YUNANİSTAN, “TÜRK” KELİMESİ OLAN TABELAYI İNDİRDİ! “Bizim söylediğimiz şey gayet açık ve net ama maalesef bugün kabul edilmediği zaman böyle sorunlarla karşılaşıyoruz.” şeklinde konuşan Trampa öte yandan, Dışişleri Bakanlıkları tarafından karşılıklı yapılan diğer açıklamalara göre Batı Trakya tarihinin ilk sivil toplum kuruluşu olan İskeçe Türk Birliğinin tabelasında “Türk” kelimesi olduğu için Yunanistan’ın tabelayı indirdiğini ve konuyla ilgili mahkeme sürecinin başlatıldığını dile getirdi. Mahkeme süreci neticesinde iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurulduğunu bildiren Trampa, Mahkemenin Batı Trakya Türklerini haklı bulmasına rağmen Yunanistan’ın hâlâ ilgili kararı uygulamadığını kaydetti. Öte yandan Trampa, şu ifadelere yer verdi: Böyle yıl dönümlerinde yapılan paylaşımlarla ve açıklamalarla ana vatanımız Türkiye, ‘Artık bu hak verilsin,’ diyor ama Yunan devleti de ‘Hayır, Batı Trakya’da Türk yoktur,’ mânâsında ‘(Batı Trakya Türkleri) Lozan’da ‘Müslüman azınlık’ olarak tanımlanıyor,’ gibi farklı bir literatürle bu işi sürekli problematize ediyor. Biz tabii ki her platformda şunu söylüyoruz, Batı Trakya Türk azınlığı, kendini Türk olarak ifade ediyor. Biz Türk’üz, Müslümanız, elhamdülillah. Değerlerimizi ve her şeyimizi bir orada yaşamaya devam ediyoruz ve bundan sonra da inşallah böyle olmaya devam edecek. Ayrıca ADF2026’nın açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı Trakya Türk azınlığının ihlal edilen haklarının iadesi noktasında değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlatan Trampa, Batı Trakya Türklerinin haklarının Forumda gündeme getirilmesinin önemine dikkat çekti.

ADF2026'da Balkanlar'da barış ve istikrar ele alındı Haber

ADF2026'da Balkanlar'da barış ve istikrar ele alındı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) “Balkanlarda Barışın Sağlanması: Diyalog, İş Dünyası ve Bağlantısallık” oturumu, 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Bölgesel İşbirliği Konseyi (BİK) Genel Sekreteri Amer Kapetanoviç’in moderatörlüğünde tertip edilen oturumda; Balkanlar’daki bölgesel diyalog, bölgesel güvenlik, altyapı projeleri, enerji güvenliği ve savunma iş birliği konuları masaya yatırıldı. BALKANLAR’DA BARIŞ VE İSTİKRAR MERCEK ALTINA ALINDI Oturumda; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Karadağ Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Kosova Birinci Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Diaspora Bakanı Glauk Konjufca, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç, Kuzey Makedonya Dışişleri ve İhracat Bakanı Timço Mucunski, Arnavutluk Dışişleri ve AB Bakanı Ferit Hoxha, Hırvatistan Dışişleri ve AB ile İlişkiler Bakan Yardımcısı Frano Matuşiç ve Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Duriç yer aldı. URKAYNA-RUSYA SAVAŞI, BALKANLAR AÇISINDAN DA BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR Konjufca, Kosova halkının 1990’lı yıllarda büyük acılarla sınandığını belirterek “Bizim kadar barış ve istikrar isteyen başka bir millet olduğunu düşünmüyorum.” şeklinde konuşarak Balkanlar’da sürdürülebilir barış ve istikrarın elde edilebilmesi için ise bu kavramların nasıl algılandığının belirlenmesi gerektiğini ifade etti. “Güvenlik tehdit altındaysa hiçbir şey ilerleyemez, diğer bütün konular ise çözümsüz kalır.” diyen Konjufca, bununla birlikte Ukrayna-Rusya Savaşı’nın bir ülkeyi yıkıma uğratmak, Avrupa değerlerinin korunduğu Ukrayna ile Ukrayna halkının özgürlüğünü hedef alarak Ukrayna halkını yok etmek gibi kabul edilemez bir amaca dayandığının altını çizdi. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Kosova sınırına kadar geldiğine dikkat çeken Konjufca, öte yandan bu durumun 2022 yılından beri yaşandığını vurgulayarak “Bu çatışma, Rusya Federasyonu’nun çıkarları ile başlayan ve Balkanlar’a kadar olan hibrit diyebileceğimiz bir saldırıdır.” değerlendirmesini yaptı. “BİR AĞAÇ DİKMEK İÇİN EN İYİ ZAMAN 20 YIL ÖNCESİDİR” Bakan Yardımcısı Bozay, Türklerin “Bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl öncesidir.” sözüne atıf yaparak Batı Balkanlar’da istikrarı elde edebilmek için ise en uygun zamanın bugün olduğunu belirtti. Balkanlar’ın ve Avrupa’nın “ağacını dikmek” ve Balkanlar ile Avrasya arasındaki bağların güçlendirilmesinin önemini dile getiren Bozay, bölgede barışın kalıcı hâle getirilmesi için bölgesel sahiplenme ve kapsayıcılık ile birlikte enerjide, insanlar arasındaki ve ticari ilişkilerdeki bağlantılar olacak şekilde ana dallar olduğunu bildirdi. Bozay, son olarak beyin göçünün önlenmesi gerektiğini belirtti. “BATI BALKANLAR’DA GÜVEN OLMADAN HİÇBİR İŞ SONUCA ULAŞTIRILAMAYACAKTIR” Hoxha, dünyada jeopolitik açıdan problemlerin olduğunu dile getirerek “Nereden geldiğimizi biliyoruz, geçmişi biliyoruz ama önümüzde ne olduğunu bilmiyoruz fakat bu birliğimizi etkilememeli.” dedi. Bölgede barışın sağlanmasının yalnızca çatışmaların yokluğu demek olmadığını ve daha fazlasının yapılması gerektiğini, aksi takdirde kırılganlığın devam edeceğini ifade eden Hoxha; ekonomik büyüme, demokratik kurumlar ve Avrupa’nın ortak geleceğine yatırım yapılması gerektiğini belirtti. “Bütün bunlara sahibiz, sadece konsolidasyonun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Batı Balkanlar’da güven olmadan hiçbir iş sonuca ulaştırılamayacaktır. Güven demek, yalnızca kâğıt üzerinde olan antlaşmalar değildir, o antlaşmaların aynı zamanda uygulamaya konulması lazımdır.” şeklinde konuşan Hoxha, Batı Balkanlar’ın hâlen yaralarını sarmakta olduğuna dikkat çekti. Hoxha, bölge ülkelerinin yalnızca komşu değil, ortak olmaları gerektiğinin de altını çizdi. “CESUR LİDERLERE İHTİYACIMIZ VAR” Konakoviç, bölgede liderliğe yönelik ihtiyaca vurgu yaparak “Cesur liderlere ihtiyacımız var, liderlerimiz cesaretli değil. Siyasetimiz, geçmişe mahkûm durumdadır. Milletler arasında güveni inşa edecek, geçmişteki sorunların üstesinden gelecek, ortak menfaat duygusunu kavrayacak yeni ve cesur liderlere ihtiyacımız var çünkü birçok ortak menfaatimiz bulunmakla birlikte aynı zamanda sorunlar da yaşamaktayız. İnsanlarımız, yeni fırsatlar elde etmek üzere çoğunlukla ülkelerinden kaçıp AB’ye gitmektedirler.” ifadelerini kullandı. Balkanlar’daki kamuoyu tartışmalarının tekrar savaş etrafında şekillendiğini dile getiren Konakoviç, Arnavutluk ve Kosova arasında 637 yıl önce gerçekleşen savaşın tekrar gündeme getirildiğini hatırlattı. Konakoviç, “Neden şimdi bunları duyuyoruz biliyor musunuz? Çünkü dünya üzerindeki en kötü siyasetçiler bizde.” şeklinde konuşarak Balkanlar’da tarihî gerçekliklerin değiştirilmesine dikkat çekerek Balkanlar’daki siyasetçilere sorumluluk alması ve mevcut fırsatları değerlendirmesi çağrısında bulundu. Konakoviç, öte yandan Selanik Zirvesi’nden sonra AB’nin nihayet Balkan ülkelerine karşı dürüst bir yaklaşımda bulunduğunu belirterek bunun sebebinin AB’nin Ukrayna-Rusya Savaşı kaynaklı hissettiği korku olduğunu kaydetti. Mucunski ise “hayat”, “ekim” ve “tohum” kavramlarına dikkat çekerek Balkan ülkelerinin kat etmesi gereken çok yol olduğunu belirtti. Matuşiç ise Türkiye’nin NATO içerisinde önemli bir rolü olduğunu kaydetti. Ayrıca İbrahimoviç ise “Güven yoksa uygulama da yoktur.” şeklinde konuşarak komşuluk ilişkilerine, Avrupa ile entegrasyona ve bölgesel çapta kurulacak ilişkilerin kalitesinin önemine vurgu yaptı.

NATO Genel Sekreter Yardımcısı ADF2026’da konuştu: Ukrayna-Rusya Savaşı bir uyanma çağrısıydı Haber

NATO Genel Sekreter Yardımcısı ADF2026’da konuştu: Ukrayna-Rusya Savaşı bir uyanma çağrısıydı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) “Avrupa’nın Güvenliğini Sağlamak: NATO Ankara Zirvesi’ne Doğru Stratejik Birlik ve Yenilenme” paneli, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlendi. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın gündeme geldiği panelde; NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Şekerinska (Shekerinska), Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Zeki Levent Gümrükçü, Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braze ve Litvanya Dışişleri Bakanı Kestutis Budrys yer aldı. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI PANELİN ODAĞINDA OLDU Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi, Ukrayna-Rusya Savaşı ve Avrupa’nın güvenlik gündemi panelin odağında olurken konuşmacılar, aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uzun vadeli angajmanını çevreleyen belirsizlikler ve Avrupa Birliği’nin (AB) stratejik özerklik hedefleri, caydırıcılık, yük paylaşımı ve kolektif savunma konuları başta olmak üzere dünya gündemi ele alındı. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI BİR UYANMA ÇAĞRISIYDI” NATO Genel Sekreter Yardımcısı Şekerinska; Avrupa, ABD ve Kanada’nın NATO içerisindeki etkileşimlerine ve bu noktada ana güvenlik sorunlarının ele alındığına dikkat çekerek Ankara’daki NATO Zirvesi’nde söz konusu etkileşimin daha da güçleneceğini dile getirdi. “Ukrayna-Rusya Savaşı, bir uyanma çağrısıydı.” şeklinde konuşan Şekerinska, bu sürecin 2022 yılından çok daha önce, 2014 yılında başladığının altını çizdi. “Dünyanın eski hâline dönmesini bekleyemeyiz. Dünyaya da bakmak istediğimiz şekilde bakamayız. Çok daha güçlü bir jeopolitik rekabet dönemine hazırlanmaktayız. Bu dönemin ve daha dengesiz bir güvenlik ortamının ilk işareti Ukrayna-Rusya Savaşı’ydı. Orta Doğu’daki gelişmeler de ayrı bir işaretti. Savunma sanayinin ve NATO’nun daha etkin rol alması hususu tam da zamanında gündeme geldi.” şeklinde konuşan Şekerinska, NATO’nun sözleriyle aksiyonlarının yatırım, üretim ve Ukrayna-Rusya Savaşı konularında birbiriyle uyumlu ileriemesinin önemini dile getirdi. Bununla birlikte NATO’nun tarih boyunca adaptasyon özelliğinin öne çıktığını vurgulayan Şekerinska, Avrupa’nın savunma alanında güçlenmesi için NATO içerisindeki bağların da aynı şekilde güçlenmesi gerektiğini ifade etti. “Yalnızca ABD’ye sırtımızı dayayacağımız zamanlar geride kaldı. Çoğu müttefiklerimiz de yük paylaşma konusunda sorumluluk alabilecek maddi düzeyi olan ülkeler.” değerlendirmesini yapan Şekerinska, bunun yanı sıra Rusya’nın hava sahası ihlallerinde bulunduğunu da hatırlatarak savunma hususunda yapılacak yatırımların ve Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan ders çıkarılması ve sahada deneyim elde eden Ukrayna’nın güvenlik konusundaki tartışmalara dâhil edilmesinin önemine vurgu yaptı. “CAYDIRICILIK VE SAVUNMA İÇİN İHTİYACIMIZ OLABİLECEK HER YAPI MEVCUTTUR” Dışişleri Bakan Yardımcısı Gümrükçü, NATO’nun güçlendirilmesi sürecinin “trajik bir gerçekliğe” kollektif bir yanıt olarak ele alınması gerektiğini belirtti. “Güvenilir bir caydırıcılık ve savunma için NATO içerisinde ihtiyacımız olabilecek her yapı mevcuttur. Eğer NATO’yu veya ittifakı tekrar inşa etmekten bahsedersek bu işe yaramayacaktır. AB’nin bu noktada herhangi bir rolü olup olmayacağını soracak olursanız ben, bunu kesinlikle onaylıyorum; özellikle finansman ve regülasyon konusunda fakat burada karşıt bir durum vardır: AB, güvenlik ve savunma alanlarında ne yaparsa yapsın bu çalışmalar, büyük resmin bir parçası olmalıdır ve NATO içerisindeki çalışmalar adına tamamlayıcı bir rol oynamalıdır.” ifadelerini kullanan Bakan Yardımcısı Gümrükçü, finansman hususunda AB’nin üyelerinin kalkınma ve üretim süreçlerininin finansmanı, regülasyon hususunda ise AB’nin savunma ve savunma sanayi alanlarındaki regülasyon çerçevesinde kolaylaştırıcı bir rol alması noktalarına dikkat çekti. Bakan Yardımcısı Gümrükçü, AB açısından bu konulardan ayrı olarak NATO’nun sorumluluğunda olan askerî alanlarda herhangi bir girişimde bulunmasının kollektif savunma çalışmaları açısından olumsuz sonuçlanacağını belirtti. Bakan Yardımcısı Gümrükçü, “Eğer AB’nin savunma alanındaki çalışmalarının arkasındaki hedef, Avrupa güvenliği ve Ukrayna için üretim yapmak olacaksa AB inisiyatiflerini yalnızca AB üyesi ülkeler ve AB menşeli şirketlere devretmek ve Birleşik Krallık ile Türkiye gibi savunma sanayi devlerini devre dışı bırakmak da pek mantıklı olmayacaktır.” şeklinde konuşarak bu tür bir yaklaşımın üretim süreçlerini daha uzun ve masraflı hâle getireceğini dile getirdi. BAKAN BUDRYS, HAVA VE SINIR SAVUNMASININ ÖNEMİNİN ALTINI ÇİZDİ Bakan Budrys, NATO Zirvesi’nin başarılı geçmesini beklediğini dile getirerek NATO içerisinde istikrarın sağlanması için müttefiklerin birbirine karşı dürüst olması gerektiğini vurguladı. Bakan Budrys, savunma sanayi alanının güçlendirilmesi ile ilerleme ve inovasyonun gerçekleştirilmesi ve zirvede insansız hava araçları (İHA) konusunun ele alınması gerektiğini ifade etti. Bununla birlikte hava ve sınır savunmasının öneminin altını çizen Bakan Budrys, gerçekçi bir yaklaşım edinilmesinin kritik olduğunu belirtti. “UKRAYNALILARLA BİRLİKTEYİZ” Öte yandan “Ukraynalılarla birlikteyiz.” Ifadelerini kullanan Bakan Baiba, Ukrayna-Rusya Savaşı konusunda sahada elde edilen deneyimden yararlanılması gerektiğini belirtti. Avrupalı müttefikler açısından yatırımın önemine dikkat çeken Bakan Baiba, Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini bildirdi.

Kırımoğlu’ndan ADF2026’da Kırım Tatarları ve Ukrayna vurgusu Haber

Kırımoğlu’ndan ADF2026’da Kırım Tatarları ve Ukrayna vurgusu

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor. ADF2026'ya katılım sağlayan Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. KIRIM TATAR MİLLÎ MECLİSİ’NİN TANINMASI Kırımoğlu, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından 3 Nisan 2026’da imzalanan kararnameyle Kırım Tatar Millî Meclisi’nin (KTMM) halkın temsil organı olarak kabul edilmesinin kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Kırım’la ilgili hiçbir meselenin Ukrayna ve Kırım Tatarları olmadan çözülemeyeceğini vurgulayan Kırımoğlu, “Kırım’ın statüsü ve Kırım Tatarlarının geleceğine dair yapılacak tüm müzakerelerde mutlaka Kırım Tatar Millî Meclisi yer almalıdır.” ifadelerini kullandı. ORBAN’IN İKTİDARDAN AYRILMASI Avrupa siyasetindeki son gelişmeleri değerlendiren Kırımoğlu, eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın iktidardan ayrılmasını “olumlu bir gelişme” olarak nitelendirdi. Kırımoğlu, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Orban’a açık destek verdiğini, ancak Macaristan halkının buna karşılık vererek seçimlerde farklı bir tutum sergilediğini ve Peter Magyar’ı desteklediğini ifade etti. Orban’ın uzun süredir katil Rusya’ya yönelik yaptırımlara karşı çıktığını ve Ukrayna’ya destek süreçlerini zorlaştırdığını belirten Kırımoğlu, bu dönemin sona ermesinin Ukrayna’da barışın sağlanması için yeni bir fırsat oluşturabileceğini söyledi. MACARİSTAN İLE İLİŞKİLER NORMALLEŞEBİLİR Kırımoğlu, Macaristan’daki yeni siyasi sürece ilişkin olarak Peter Magyar’ı tebrik ettiğini ve kendisine mesaj gönderdiğini belirtti. Yeni dönemde Ukrayna ile Macaristan arasındaki ilişkilerin hızla normalleşebileceğini ifade eden Kırımoğlu, bunun Ukrayna’nın toprak bütünlüğü mücadelesine katkı sağlayacağını dile getirdi. Bunun yanında Kırımoğlu, Macaristan’daki siyasi değişimin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Kırım bakımından da önem taşıdığını belirterek, “Bu gelişmeler Kırım’ın Ukrayna’ya geri dönmesi yönündeki çabalara da destek olabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Çubarov: Kırım Tatar halkının iradesi uluslararası müzakerelerin parçası olmalı Haber

Çubarov: Kırım Tatar halkının iradesi uluslararası müzakerelerin parçası olmalı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) yoğun katılımla devam ediyor. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Kırım Tatar halkının mevcut durumu, uluslararası diplomasi süreçleri ve barış görüşmelerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. “KIRIM TATARLARI SÜRECİN ÖZNESİDİR” KTMM Başkanı Çubarov, Kırım Tatar halkının geleceğine ilişkin hiçbir uluslararası müzakerenin, KTMM olmadan yürütülemeyeceğini belirtti. Kırım meselesinin yalnızca toprak ve siyasi statü tartışması olmadığını vurgulayan Çubarov, bunun aynı zamanda bir halkın varlık ve gelecek meselesi olduğunu ifade ederek, “Kırım Tatar halkı bu meselenin nesnesi değil, öznesidir. Halkımızın iradesi olmadan alınacak hiçbir karar meşru değildir.” değerlendirmede bulundu. UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE ADİL BARIŞ VURGUSU Başkan Çubarov, Ukrayna-Rusya Savaşı bağlamında barış tartışmalarına da değinerek, gerçek ve kalıcı bir çözümün ancak Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy yönetiminin KTMM'yi resmî temsil organı olarak tanımasının önemli bir siyasi ve hukuki adım olduğunu belirten Çubarov, bu kararın uluslararası süreçlere de yansıması gerektiğini ifade etti. Öte yandan Çubarov, “dondurulmuş çatışma” ya da mevcut cephe hatlarının fiili sınır olarak kabul edilmesi senaryosunun, hem Ukrayna hem de Kırım Tatarları için kabul edilemez bir sonuç doğurduğuna vurgu yaptı. “TÜRKİYE GÜVENİLİR BİR AKTÖRDÜR” Refat Çubarov, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı'ndaki rolünü değerlendirerek, Türkiye’nin hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanıması hem de 2014’ten bu yana Kırım’ın işgalini tanımayan ve Ukrayna’nın egemenliğini destekleyen tutumunu sürdürmesinin Kırım Tatar halkı için en önemli güven unsurlarından biri olduğunu söyledi. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olası barış süreçlerinde Türkiye’nin arabulucu rolüne ilişkin açıklamalarını olumlu değerlendiren Çubarov, Türkiye’nin 2022’de İstanbul’da yürütülen görüşmeler ve çeşitli diplomatik girişimlerde aktif rol üstlendiğini hatırlattı ve Ankara’nın bu pozisyonunu sürdürmesinin önemine dikkat çekti. BARIŞ ANCAK İŞGALİN SONA ERMESİYLE MÜMKÜNDÜR KTMM Başkanı Çubarov, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna toprakları üzerindeki kontrolü sürdürmesi ve Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı çıkması gibi şartlarının barış sürecini imkânsız hale getirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın uluslararası hukukla bağdaşmadığını belirten Çubarov, “Barış, ancak Rusya’nın işgal ettiği topraklardan çekilmesiyle mümkündür. Aksi halde bu, barış değil, çatışmanın dondurulması olur.” dedi. KIRIM TATARLARININ GELECEĞİ BELiRSİZLİK İÇİNDE Başkan Çubarov, Kırım’ın geleceğinin doğrudan Kırım Tatar halkının geleceğini belirlediğini vurgulayarak, işgalin devam etmesi hâlinde halkın kültürel, siyasi ve demografik olarak ciddi risklerle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bu nedenle uluslararası toplumun Kırım meselesini gündemde tutmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Çubarov, özellikle siyasi tutsaklar konusuna da dikkat çekti. DİPLOMATİK TEMASLAR VE TÜRKİYE’DEKİ GÖRÜŞMELER ADF2026 kapsamında çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Çubarov, Türkiye’de farklı kurumlarla yapılan temaslarda Kırım’daki durumun, Kırım Tatar halkının sorunlarının ve özellikle 350’den fazla siyasi tutsakların serbest bırakılması meselesinin gündeme geldiğini söyledi. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yapılacak yeni temasların, KTMM ile iş birliğini daha da güçlendireceğini ifade etti. Bunun yanında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) gibi kurumlarla yapılan görüşmelerde diasporanın durumu, kültürel projeler ve Kırım Tatar toplumunun desteklenmesi konularının ele alındığını aktardı. GERÇEK ÇÖZÜM GECİKİRSE, RİSKLER BÜYÜR Çubarov son olarak, mevcut savaşın uzamasının hem bölgesel hem de küresel riskleri artırdığını belirterek, uluslararası toplumun daha aktif ve ilkeli bir diplomasi yürütmesi gerektiğini vurguladı. “Eğer temel sorunlar çözülmezse, kalıcı barış mümkün olmaz.” diyen Çubarov, Kırım Tatar halkının adalet ve güvenlik beklentisinin altını bir kez daha çizdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.