SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Belgesel Film

QHA - Kırım Haber Ajansı - Belgesel Film haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Belgesel Film haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasının belgesel yıldızları Ankara’da ödüllendirildi! Haber

Türk dünyasının belgesel yıldızları Ankara’da ödüllendirildi!

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara Türk Dünyası Gazeteciler Birliği tarafından bu yıl 11'incisi tertip edilen Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin gala ve ödül töreni, 9 Ekim 2026’da Ankara’da düzenlendi. Keçiören Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, Türk dünyasının ortak tarihini, kültürel mirasını ve toplumsal hafızasını belgesel sinemanın evrensel diliyle buluşturdu. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Türk dünyasından yönetmenleri, yapımcıları ve kültür-sanat temsilcilerini bir araya getiren festival kapsamında, 350 başvuru arasından ödüle lâyık görülen belgesel filmler düzenlenen törenle ödüllendirildi. Gala töreni, Seda Müzik Topluluğu tarafından Azerbaycan musikisinden eserlerin seslendirilmesiyle başladı. Saygı duruşunun ardından İstiklâl Marşı okundu. “TÜRK DÜNYASININ KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ BELGESELLERLE DÜNYAYA TANITMAK İSTİYORUZ” Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Festival Direktörü Menderes Demir, gala töreninin açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Demir, festivalin Türk dünyasının ortak kültürel değerlerini belgesel sinema aracılığıyla yaşatmayı ve uluslararası alanda tanıtmayı amaçladığını belirtti. Demir, Türk dünyasında kültürel iletişimin güçlendirilmesi ve ortak projelerin geliştirilmesi çağrısında bulundu. Demir, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen konukları selamlayarak festivalin amaçlarını ve yürütülen çalışmaları anlattı. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonunun gazetecilik, iletişim ve sanat alanlarında faaliyet gösteren bir meslek kuruluşu olduğunu belirten Demir, federasyonun Türk dünyasının kültürel mirasına katkı sunmak amacıyla festivaller, sanat sempozyumları ve çeşitli etkinlikler düzenlediğini ifade etti. Bu yıl 11’incisi gerçekleştirilen festivalin, Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan halkları ortak kültürel değerler etrafında buluşturduğunu vurgulayan Demir; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tuva, Saha ve Kerkük başta olmak üzere farklı coğrafyalardan konukların festivalde bir araya geldiğini söyledi. “TÜRK DÜNYASININ KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ BELGESELLERLE ORTAYA ÇIKARMAK İSTİYORUZ” Festivalin temel amacının Türk dünyasının kültürel zenginliğini belgesel filmler aracılığıyla kayıt altına almak, bu değerleri önce Türk dünyası halklarıyla, ardından uluslararası kamuoyuyla buluşturmak olduğunu belirten Demir, kültür ve sanatın toplumlar arasında bağ kurmadaki rolüne dikkat çekti. Türk dünyasının Doğu Türkistan’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Demir, bu coğrafyada yaşayan halkların kültürlerini, sanatlarını ve yaşam biçimlerini görünür kılmayı hedeflediklerini dile getirdi. Demir, Kırgızistan’ın Taş Rabat bölgesindeki bir köylünün yaşamından Lefkoşa’daki bir insanın hikâyesine, Batı Trakya’dan Makedonya’ya, Konya’dan Diyarbakır’a kadar farklı bölgelerdeki kültürel birikimin belgesel sinema yoluyla anlatılmasının önemini vurguladı. Festivalin yalnızca film gösterimlerinden ibaret olmadığını belirten Demir, insanların hayatlarına ve duygularına dokunan hikâyeleri ortaya çıkarmak istediklerini ifade etti. “KÜLTÜREL İŞ BİRLİĞİ, SİYASİ BİRLİKTELİĞİ DE DESTEKLER” Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) son yıllarda Türk dünyasındaki siyasi iş birliğinin geliştirilmesi açısından önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Demir, devlet başkanlarının düzenli toplantılarla bir araya geldiğini, ancak sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, meslek örgütleri ve gazeteciler arasındaki iş birliğinin de aynı ölçüde güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demir, sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin ortak çalışmalar yürütmesinin siyasi düzeyde geliştirilen iş birliklerini destekleyeceğini belirterek kültürel iletişim alanında daha fazla ortak projeye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Festival kapsamında her yıl Türk dünyasından farklı meslek kuruluşlarını bir araya getirmeye çalıştıklarını aktaran Demir, geçen yıl Türk dünyasındaki sinemacı birliklerinin başkanlarını ağırladıklarını, bu yıl ise yedi Türk cumhuriyeti ile Türk topluluklarından genç sinemacıları bir araya getirdiklerini kaydetti. Bu buluşmaların temel hedefinin, TDT'nin 2040 vizyonuyla uyumlu kültürel iletişim projeleri geliştirmek ve Türk dünyasındaki sinema iş birliğini güçlendirmek olduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda festivalin heyecanını ödül törenine taşımak istediğini belirten Demir, ödül alacak yönetmenleri ve jüri üyelerini selamladı. Ardından Âşık Sefaî'ye ait olan “Tanrı Türk'e Yar Olsun" isimli şiiri okudu. “TÜRK DÜNYASININ BİRLİĞİ DAİM, KARDEŞLİĞİMİZ EBEDÎ OLSUN” Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün açılış konuşmasında, 11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin gala ve ödül töreninde yaptığı konuşmada, belgesel sinemanın Türk dünyasının ortak hafızasını gelecek nesillere aktarmadaki önemine dikkat çekti. Aygün, ortak tarih, dil ve medeniyet bağlarının kültür ve sanat aracılığıyla güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aygün, Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen konukları selamlayarak Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan adına katılımcılara hitap etti. Özarslan’ın programının uzaması nedeniyle törene katılamadığını belirten Aygün, belediye başkanının selamlarını iletti. Bakü’den Bişkek’e, Semerkant’tan Ankara’ya uzanan geniş Türk dünyasının ortak bir kültürel miras etrafında buluştuğunu ifade eden Aygün, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk topluluklarının ortak tarih, hafıza ve medeniyet bağlarına dikkat çekti. “TÜRK DÜNYASI ORTAK BİR TARİH VE MEDENİYET ÜLKÜSÜDÜR” Türk dünyasının yalnızca coğrafi sınırlarla tanımlanamayacağını belirten Aygün, ortak dilin, tarihin ve kültürel değerlerin Türk topluluklarını bir araya getiren temel unsurlar olduğunu söyledi. Türk milletinin binlerce yıldır hikâyelerini, geleneklerini ve kültürel birikimini kuşaktan kuşağa aktardığını ifade eden Aygün, Orhun Yazıtları’ndan Dede Korkut anlatılarına ve Manas Destanı’na uzanan kültürel mirasın ortak hafızadaki yerini vurguladı. Atalardan devralınan destanların, türkülerin ve geleneklerin gelecek nesillere aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu belirten Aygün, bu noktada belgesel sinemanın üstlendiği role dikkat çekti. “BELGESEL, BİR MİLLETİN HAFIZASINI KAYDEDER” Belgesellerin yalnızca görüntüleri kaydetmekle kalmadığını, aynı zamanda toplumların kültürel hafızasını koruduğunu ifade eden Aygün, geleneklerin, yaşam biçimlerinin ve el sanatlarının kayıt altına alınmasının önemini dile getirdi. Türk dünyasının farklı bölgelerinde yaşayan insanların hikâyelerinin belgelenmesinin kültürel mirasın korunmasına katkı sağladığını belirten Aygün, festivalde gösterilen eserlerin ortak hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasına hizmet ettiğini söyledi. Aygün, Kırım Tatar düşünce insanı İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” düşüncesini hatırlatarak Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin bu idealin sinema alanındaki yansımalarından biri olduğunu ifade etti. Keçiören’in kültür, sanat ve bilim etkinlikleriyle gelişmeye devam edeceğini belirten Aygün, belgesel filmlerin ve sanatsal çalışmaların tarihî mirasın genç kuşaklara aktarılmasında önemli bir araç olduğunu kaydetti. Türk dünyasının ortak değerlerinin gençlere tanıtılmasının önemine değinen Aygün, geçmişten devralınan kültürel mirasın geleceğe taşınması için kültür ve sanat faaliyetlerinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Aygün, konuşmasını Türk dünyasının birlik ve kardeşlik bağlarının güçlenmesi temennisinde bulunarak “Türk dünyasının birliği daim, kardeşliğimiz ebedî olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözleriyle tamamladı. 2026 YILI TÜRK DÜNYASI HİZMET VE BAŞARI ÖDÜLÜ VERİLDİ Açılış konuşmalarının ardından Demir, 2026 Yılı Türk Dünyası Hizmet ve Başarı Ödülü’nü Keçiören Belediye Başkanı Dr. Mesut Özarslan adına Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Aygün’e takdim etti. Gala gecesi geçmişten bugüne Türk dünyası belgesel festivalinde yaşananların özet filminin gösterimi ile devam etti. Özet filme terkiben 11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin hazırlık sürecini anlatan kısa film izletildi. Ayrıca festivale başvuran filmlerin gösteriminden oluşan festival tanıtım filmi gösterildi. TÜRK DÜNYASININ BELGESEL YAPIMLARI ÖDÜLLERİNE KAVUŞTU Türk halklarının ortak tarihini ve kültürel mirasını beyaz perdeye taşıyan festivalde, başarılı belgesel yapımları ödüllerine kavuştu. Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Yılmaz Karaca tarafından Kırgızistan’ın Ankara Büyükelçiliği Ateşesi Ulan Maksadov’a Sadık Şerniyaz Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edildi. Türk Dünyası Kültür ve Sanat Özel Ödülü, “Bir An” belgesel filmiyle Almaz Kasımov’a verildi. Türk Devletleri Teşkilatı Modern Turizm Kuşağı Özel Ödülü ise “21 Kilometre” belgesel filmiyle Tynai (Tynai) İbragimov’un oldu. Yapay Zekâ Destekli Film Kategorisi Düzenleme Kurulu Kültür Sanat Ödülü, Berat Ellek’ın “Sultan’ın Taşı” belgeseline lâyık görüldü. TÜRKSOY Kültür Sanat Ödülü de “Yaşlı Adam ve Sanat” belgeselinin yönetmeni Sabina Kıdrova’ya takdim edildi. Sinema Öğrencileri Jürileri En İyi Film Ödülü’nün sahibi ise “Yolculuk” belgesel filmiyle Kulpunay Baktibay oldu. YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ BELGESEL FİLM KAZANANLARI ÖDÜLLENDİRİLDİ Türk Dünyası 11. Belgesel Film Festivali’nin gala ve ödül töreninde yapay zekâ destekli belgesel film kategorisine ilişkin tanıtım filmi gösterildi. Kategoride Jüri Özel Ödülü, “Hürriyete Açılan Kanatlar” filmiyle Yılmaz Kıvanç’a verildi. Birincilik ödülünü ise “Anadolu’nun Kayıp Pençeleri” filmiyle Mert Can Altun kazandı. Gala ve ödül töreninde Öğrenci Belgesel Filmleri Kategorisi’nin tanıtım filmi gösterildi. Kategoride farklı yapımlarla ödüle lâyık görülen genç sinemacılar, eserleriyle festivalde yer aldı. Öğrenci Belgesel Kategorisi’nde Jüri Özel Ödülü, “Soyut” filmiyle Cem Güzel’e verildi. Üçüncülük ödülünü “Ahraz” filmiyle Abdulsamet Mavi, Muhammed Ağar ve Ege Döngel kazandı. İkincilik ödülü “Kavanoz – Sonsuz Bir Emek” filmiyle Tufan Yıldız’a, birincilik ödülü ise “Mevcut Üç” filmiyle Onur Sürek’e takdim edildi. KISA BELGESEL FİLM KATEGORİSİ KAZANANI "HERE TO STAY" OLDU Kısa Belgesel Film Kategorisi Jüri Özel Ödülü, “Çelik Çekirdek: Kerkük” filmiyle Mehmet Hanefi Uzunçam’a verildi. Üçüncülük ödülünü “Beautiful (Güzel)” filmiyle Fariza Tanay kazandı. İkincilik ödülü “Pirlerin Düğünü” filmiyle Yalçın Çiftçi’ye, birincilik ödülü ise “Here To Stay” filmiyle Sheida Kiran’a verildi. MIDSUMMER DAY (YAZ GÜNÜ ORTASI) BİRİNCİLİK ÖDÜLÜNÜN SAHİBİ OLDU Türk Dünyası 11. Belgesel Film Festivali’nin gala ve ödül töreninde Uzun Belgesel Film Kategorisi’nde ödül kazanan yapımlar ve yönetmenleri ödüllendirildi. Belgesel Sinemacılar Birliği (BSB) Özel Ödülü, “Ceza Sahası” filmiyle Mustafa Ünlü’ye verildi. Kategoride Jüri Özel Ödülü ise “Şahende Hanım’ın Suzişli Hatıraları” filmiyle Tülin Erarslan’a ve “Ceza Sahası” filmiyle Mustafa Ünlü’ye takdim edildi. Üçüncülük ödülünü “Filos (Philos)” filmiyle Orhan Tekeoğlu ve Nurdan Tekeoğlu kazandı. İkincilik ödülü “Roman Gibi” filmiyle Tayfun Belet’e verilirken birincilik ödülüne “Midsummer Day (Yaz Günü Ortası)” filmiyle Semyon Amanatov lâyık görüldü. 11. Türk Dünyası Belgesel Film Festivali’nin gala ve ödül töreni toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

100 yıllık sinema mirası ödüllerle taçlandı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali sona erdi! Haber

100 yıllık sinema mirası ödüllerle taçlandı: 1. Uluslararası Kırım Film Festivali sona erdi!

Emel Kırım Vakfı tarafından Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, İstanbul Atlas 1948 Sineması’nda gerçekleştirilen özel gösterimler, kapanış konuşmaları ve görkemli ödül töreniyle tamamlandı. Üç gün boyunca Kırım Tatar halkının sürgün, vatan özlemi, kimlik ve insan hakları mücadelesini beyaz perdeye taşıyan organizasyon, 100 yıllık Kırım Tatar sinema mirasını geleceğe aktarma vizyonuyla büyük bir başarıya imza attı. Kapanış ve ödül törenine Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve eşi Safinar Cemileva da katılarak sinemaseverlerin ve organizasyon ekibinin heyecanına ortak oldu. Ödül töreninde konuşan Festival Yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, gösterilen filmlerin toplumsal bellek oluşturmadaki kritik rolüne dikkat çekerek şunları kaydetti: Üç gün boyunca izlediğimiz filmler bize bir kez daha gösterdi ki Kırım Tatar sineması yalnızca bir sanat alanı değil, aynı zamanda bir hafıza alanıdır. Bu festival boyunca sürgünü, vatan özlemini, kimliği, dili, inancı, kültürel mirası, dönüş idealini ve bir halkın var olma mücadelesini anlatan eserlerle buluştuk. Yönetmenlerimizin ve sinemacılarımızın ortak kaygısı; kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalan gelenekleri, hatıraları, tanıklıkları ve kültürel değerleri kayıt altına almak, gelecek kuşaklara ulaştırmaktır. Çünkü bir halkın hafızası korunduğu sürece kültürü de yaşamaya devam eder. Bu filmler, yalnızca geçmişin acılarını anlatan eserler değil; aynı zamanda geleceğe bırakılmış güçlü birer kültürel emanettir. Ancak inanıyorum ki Kırım Tatar sinemasının geleceği yalnızca sürgünü, işgali ve mücadeleyi anlatan filmlerden ibaret olmayacaktır. Bir gün Kırım Tatarları kendi vatanlarında özgürce yaşadıklarında, sinemaları da hayatın bütün renklerini anlatacaktır. Aşkları, sevinçleri, çocuklukları, hayalleri, komedileri ve gündelik yaşamları da beyaz perdeye yansıyacaktır. Bu festival boyunca gördüğümüz yoğun ilgi, dolup taşan salonlar ve her yaştan izleyicinin duygusal ve düşünsel katılımı bize büyük bir umut verdi. En önemlisi de farklı ülkelerden, farklı kuşaklardan Kırım Tatarlarını ortak bir kültürel ve sanatsal zeminde buluşturmayı başardık. Eğer bu üç günün sonunda yeni dostluklar kurulmuş, yeni projelerin tohumları atılmış, yeni filmlerin yapılmasını teşvik ettiysek ve Kırım Tatar sinemasının geleceğine dair ortak bir heyecan oluşmuşsa, 1. Uluslararası Kırım Film Günleri amacına ulaşmış demektir. Hepinize teşekkür ediyor, gelecek yıllarda yeniden buluşmayı diliyorum. Sarısoy Karatay ayrıca, organizasyonun mutfağında aylar boyunca büyük bir özveriyle çalışan genç ve gönüllü ekibe özel olarak teşekkür edilerek Elif Bağış Çolpan, Vahide Fidan Doğan, Büşra Kayar, Özge Kandemir Temizel, Melike Kandemir, İrem Duran, Burak Bilgin, Erman Çeliker ve Ömer Tuğrul sahneye davet ederek onlara teşekkür belgeleri takdim etti. "SİNEMA MİRASIMIZ AĞIR BEDELLERLE BUGÜNE ULAŞTI" Festivalin kapanış törenine katılan Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Kırımoğlu, organizasyonun önemine dikkat çekerek işgal ve savaş şartlarına rağmen üretilen eserlerin millî varoluş mücadelesindeki değerini vurguladı. Kırımoğlu, 1926 yapımı Alim filmiyle başlayan Kırım Tatar sinema serüveninin büyük trajedilerle kesintiye uğratıldığını hatırlattı. Hüseyin Badaniski’nin kurşuna dizildiğini, Ömer İpçi’nin hapishanelere atıldığını ve başrol oyuncusu Hayri Emirzade’nin 1958 yılında sefalet içinde hayatını kaybettiğini belirten millî lider, Kırım Tatarlarının sürgün sonrası dağıldığı topraklarda yeniden toparlanarak uzun süren bir aradan sonra sinema üretimine geçtiğini ifade etti. Son yıllarda Haytarma ve Hıdır Dede gibi son derece değerli, anlamlı ve ses getiren filmlerin çekildiğini söyleyen Kırımoğlu, bu festivalin gelecek organizasyonlar için güçlü bir başlangıç teşkil ettiğini dile getirdi. Mevcut işgal ve savaş koşullarında film üretmenin zorluklarına değinen Kırımoğlu, Kırım’ın işgalden kurtarılmasının bölgesel ve küresel dengeler açısından taşıdığı kritik rolü şu sözlerle altını çizdi: Şimdi işgal altındaki Kırım’da ve bombardıman altındaki Kıyiv’de film çekmek elbette kolay değil. Ancak umut ediyoruz ki çok yakın zamanda bu savaş bitecek ve Kırım Tatar halkı kendi öz toprağında yeniden hür iradesiyle yaşayacak. ONUR ÖDÜLLERİ VE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ SAHİPLERİNİ BULDU Festivalin ödül töreninde ise Kırım millî davasına ve kültürüne katkı sunan isimler ile öne çıkan eserler ödüllendirildi. Kırım Tatar millî mücadelesine sundukları tarihî katkılardan dolayı Kırım Tatar halkının millî lideri Kırımoğlu’nun eşi ve Kırım Tatar millî hareketinin emektarı Safinar Cemileva'ya ve Uluslararası Kırım Komitesi (ICC) Başkanı İnci Bowman’a "Kırım Millî Davası Onur Ödülü" takdim edildi. Jüri Özel Ödülü kategorisindeki "Ervin İbragimov İnsan Hakları Ödülü" yönetmen Elmaz Asan’ın "Yangan Yürek" belgeseline verildi. Jüri değerlendirmesi sonucunda festivalin en prestijli ödülü olan "En İyi Belgesel Film Ödülü" ise Ukrainler ve Kırım Tatarları arasındaki tarihsel bağları ile toplumsal hafızayı ele alan yönetmen Kristina Paşın (Christina Paschyn) imzalı "Belleğe Kazınmış" (Etched in Memory) yapımına gitti. "KIRIM TATARLARININ DİRENİŞİNİ VE İNSANİ MÜCADELESİNİ ANLATIYORUZ" Yönetmen Pasçın, törenin ardından yaptığı açıklamada kazandığı ödülden ve Kırım Tatarlarının mücadelesini beyaz perdeye taşımaktan büyük gurur duyduğunu ifade ederek şu ifadelere yer verdi: Belgeselimiz, Kırım Tatarlarının bu savaşta yalnızca Ukrayna’yı desteklemekle kalmayıp mültecilere nasıl yardım ettiklerini, Kırım’daki Rus hapishanelerinde tutulan siyasi tutsakların serbest bırakılması için verdikleri mücadeleyi ve savaş şartlarında hayatta kalma çabalarını anlatıyor. Bu hikâyeyi dünyaya duyurabildiğim için gerçekten büyük bir onur duyuyorum Festival seçkisinde birbirinden nitelikli ve etkileyici yapımların yer aldığına dikkat çeken ABD'li yönetmen, ödül heyecanını şu sözlerle paylaştı: Bugün Kırım Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülü’nü kazanmak benim için büyük bir onur oldu. Festivalde o kadar muhteşem filmler vardı ki hepsine hayran kaldım. Bu ödülle takdir edilmek benim için büyük bir sürpriz ve tarifsiz bir gurur kaynağı. Organizasyonda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ederim.

"Yüzyılımdaki Cumhuriyet" belgeseli, Ankara'da yankı buldu Haber

"Yüzyılımdaki Cumhuriyet" belgeseli, Ankara'da yankı buldu

Yapımcı, Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay'ın "Yüzyılımdaki Cumhuriyet" isimli belgesel filmi, 21 Mart 2025 tarihinde başkent Ankara'daki Alman Kültür Merkezinde (Goethe Institut) gösterildi. Anadolu Sanat Tarihçileri Derneğinin organizasyonuyla düzenlenen "Belgesel Gösterimi ve Söyleşi" programı saat 14.30'da başladı.  Programın koordinatörü, Yapımcı ve Yönetmen Kerime Senyücel yaptığı açılış konuşmasında, Yapımcı, Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay ve "Yüzyılımdaki Cumhuriyet" isimli belgesel hakkında bilgiler verdi ve belgesel filmin önemine dikkat çekti. BELGESEL İZLEYENLERİN BEĞENİSİNİ TOPLADI Cumhuriyet'in ilk yıllarına tanıklık eden öğretmen, akademisyen, işçi, yazar, sanatçı ve eczacı gibi mesleklere sahip vatandaşların, 18 yaşındaki Ecrin Abay isimli öğrenci ile gerçekleştirdiği söyleşiden oluşan belgesel  film, program kapsamında katılımcılara izletildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına ithaf edilen ve demokrasinin ne anlama geldiğini vurgulayan belgesel, büyük ilgiyle takip edildi. "CUMHURİYET'İN İLKELERİNİ DEVAM ETTİRECEĞİME SÖZ VERİYORUM" Gösterimin ardından filmin yönetmeni Neşe Sarısoy Karatay, belgeselde yer alan öğrenci Ecrin Abay ve "Türkiye 100" bestesine hayat veren ve belgeselde kullanılan eserin sahibi Turan Manafzade ile söyleşi gerçekleştirildi. Moderatör Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Pelin Şahin Tekinalp, konuklara çeşitli sorular yöneltti. Tekinalp, Atatürk'ün ilkelerini önemsediğini, bu belgesel film ile birlikte yeniden Kurtuluş Savaşı şehitlerine, Cumhuriyet'in ilkelerini devam ettiren isimlere borçlu olduğunu söyledi. Tekinalp, "Bu ilkeleri devam ettireceğime kendi adıma söz veriyorum." dedi. CUMHURİYET'İN 100. YILINA ÖZEL BELGESEL FİKRİ NASIL OLUŞTU? Karatay, "Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına özel olarak böyle bir belgesel filmine hayat verme fikri nasıl oluştu?" sorusuna kapsamlı bir yanıt verdi. Karatay, Cumhuriyet'in nasıl kurulduğunu tarihsel anlamda anlatmanın en güzel yollarından birinin görüntülerle olabileceğini, bu nedenle Cumhuriyet'in tanıklarıyla belgesel çekmeyi düşündüğünü dile getirdi. Karatay, "Cumhuriyet'in ilk yıllarını görmüş, o heyecanı duymuş, motivasyonu hissetmiş, Cumhuriyet ilkelerine göre eğitim almış 100 yaşındaki vatandaşlarımız geldi aklıma." diyerek, belgesel çekimine nasıl adım attığını belirtti. Belgesel filmdeki karakterlerin çoğunun vefat ettiğini aktaran Karatay, "İyi ki onlarla konuşabilmişiz. Bilgiden ziyade o ruha odaklandık. Soyut ve somut olarak onlardan almaya çalıştık. Aynı zamanda Ecrinimiz'e (vatandaşlarla söyleşi yapan öğrenci) ne katabilirlerdi bunu düşündük. Didaktik anlamda anlatmak istemedim, o duyguyu ve ruhu yakalamak istedim." bilgisini verdi. Neşe Sarısoy Karatay, belgeselin eğitim kurumlarında öğrencilere izletildiğini de sözlerine ekledi. "BU DUYGULARI YAŞAMIŞ İNSANLARDAN CUMHURİYET'İ ÖĞRENMEK ZAMANDA YOLCULUK YAPMAK GİBİ" Kendisine yöneltilen soru üzerine Abay ise belgeselin kendisine çok şey kattığını söyledi. Abay, "Bana en büyük katkısı; kitaptan okuyarak öğrenmektense o günleri bizzat yaşayan insanlardan dinlemek oldu. Sanki o günleri yaşamış gibi oldum. Çünkü bunları, aynı duyguları yaşamış insanlardan dinlemek zamanda yolculuk yapmak gibi oluyor. Daha canlı ve daha derinden öğrenmiş oldum." ifadelerine yer verdi. "MÜZİĞİM CUMHURİYET'E OLAN DUYGULARIMIN VE TEMENNİLERİMİN TEMSİLİYETİDİR" Öte yandan söz ve müziği kendisine ait olan "Türkiye 100" eseriyle Türkiye'de büyük bir ilgi ve takdir gören Azerbaycan Türkü sanatçı Turan Manafzade de parçasının belgeselde kullanılmasından dolayı mutluluk duyduğunu ifade etti. Moderatör Tekinalp'in sorusu üzerine Manafzade eseri nasıl bestelediğini anlattı. Manafzade, "100. yıl bir kere geliyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılına armağan ettiğim müzik, Cumhuriyet'e olan en güzel duygularımın ve temennilerimin bir temsiliyetidir." dedi. 2023 yılının başında ürettiği bestenin Karatay'ın teklifi ile belgeselde yer edindiğini belirten Manafzade, film için farklı versiyonları da çektiklerini aktardı. Manafzade, Türkiye Cumhuriyeti'ni emanet eden bütün şehitleri andığı konuşmasında Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün tüm kadınlara verdiği haklara dikkat çekti. Manafzade, "Kadınların toplum içinde eğitim alması çok önemli. Azerbaycan'da da 1918'de birçok Avrupa ülkesinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi, ilk operanın Üzeyir Hacıbeyli tarafından yazılmış olması bizde de Cumhuriyet'in elit bir tabaka tarafından Mehmet Emin Resulzade'nin önderliğinde kurulmuş olması çok kıymetli" ifadelerini kullandı.  Atatürk'ün isminin böyle bir eserde yer alması gerektiğinin altını çizen Manafzade, çok onurlu ve mutlu olduğunu belirtti. BELGESELDEKİ KARAKTERLER NASIL SEÇİLDİ? Tekinalp'in "Belgeseldeki karakterleri nasıl seçtiniz?" sorusuna ilişkin olarak Karatay, ilk olarak internet mecrasından araştırmalar yaptığını ardından Aydın'ın Nazilli Basma Fabrikasının kuruluşuna şahitlik edenlerle iletişime geçtiğini, Atatürk'ün zaman zaman dinlenmeye gittiği Yalova'daki insanlarla konuştuğunu dile getirdi. Karatay, bütün karakterlerin Cumhuriyet sevdalısı olduğunu, bu duygunun Ecrin'e geçtiğini ifade etti. Karatay espirili bir şekilde, "Ecrin, kendisine devredilen bayrağı 118 yaşında başka bir gence devredecek." dedi. Gençlerin yurt dışına çıkmasını eleştiren Karatay, belgeselde yer alan 102 yaşındaki (6 Şubat 2025'te vefat etti) Prof. Dr. Zeynep Korkmaz'ın tahsilini tamamladığı Almanya'da kendisine gıpta ile bakıldığını, Atatürk'ün kadınlara eğitim imkânı tanımasına şaşkınlıkla baktıklarını söyledi. Karatay daha sonra Korkmaz'ın Türkiye'ye dönerek Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde Türk gençlerine eğitim verdiğini, ülkesini bırakmadığını belirtti. "NASIL BİR CUMHURİYET HAYAL EDİYORSUN?" Karatay Abay'a, "Önümüzde nasıl bir Cumhuriyet hayal ediyorsun?" sorusuna karşılık olarak, "Bize, Türk gençliğine inanıyorum. Herkesin işinin başında olduğu, başarılı olmak için çalışıp çabaladığı, pes etmediği, ülkesi için çalışmaya devam ettiği bir geleceğin olacağına inanıyorum." yanıtını verdi. Söyleşi, katılımcıların soruları ve teşekkür konuşmaları ile devam etti. Programın koordinatörü Kerime Senyücel ise konuşmacılara, "Teşekkür Belgesi" takdim etti. Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Ukraynalı yönetmen Çernov'a "En İyi Yönetmen" ödülü Haber

Ukraynalı yönetmen Çernov'a "En İyi Yönetmen" ödülü

Oscar ödüllü Ukraynalı yönetmen Mstislav Çernov (Chernov), kariyerinde bir başarıya daha imza attı. Çernov, "Andriyivka'ya 2000 Metre" isimli yeni filmi ile belgesel kategorisinde 2025 Sundance Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" ödülüne lâyık görüldü. FİLM İLK KEZ SUNDANCE FİLM FESTİVALİ'NDE GÖSTERİLDİ Çekimleri Eylül 2023'ta başlayan filmin gösterimi ilk kez Sundance Film Festivali'nde yapıldı. Film, Rus saldırıları altındaki Ukrayna'nın Bahmut bölgesi yakınlarındaki Andriyivka'nın kurtuluşunu anlatıyor.  Çernov filmi hakkında, "Bu, Ukrayna askerlerinin, topraklarının her karışını ele geçirmek için savaştıkları bir hikâye. Bu, memleketime iki saat uzaklıktaki küçük bir ormanın ve Andriyivka köyünün hikâyesidir. Bu, modern savaşın hikâyesi; nasıl savaşıldığı, nasıl hissettirdiği ve bizi nasıl değiştirdiği..." açıklamasını yapmıştı.  ÇERNOV, OSCAR ÖDÜLLÜ "MARİUPOL'DE 20 GÜN" FİLMİNİN YÖNETMENİ Aynı zamanda Associated Press haber ajansının muhabiri olan Çernov, Ukrayna'da işlenen savaş suçlarını ve Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimini ele alan "Mariupol'de 20 Gün" filmi ile en iyi belgesel kategorisinde Oscar sahibi olmuştu. Film, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişiminin ilk üç haftasında çekilmişti. Rusya'nın 2022'deki işgalinin ilk günlerini anlatan "Mariupol'da 20 Gün", aynı zamanda Ukrayna tarihinde Oscar Ödülü alan ilk film olmuştu.

"Kırım’ın Gerçek Hikayesi" belgesel ekibi, Türkiye’deki Gerayların izini sürüyor Haber

"Kırım’ın Gerçek Hikayesi" belgesel ekibi, Türkiye’deki Gerayların izini sürüyor

Rusya'nın yüzyıllardır Kırım hakkında yaydığı yalanlarla dolu mitleri çürütmek için Ukrayna’da “Kırım’ın Gerçek Hikayesi” adlı belgesel filmi hazırlanıyor. Belgeseli hazırlayan Ukraynalı ekip, Kırım hanlarının soyundan gelen Geray Hanedanı mensuplarının, İstanbul Çatalca'daki Subaşı ve Tekirdağ'ın Saray kasabalarındaki kabirlerini ziyaret ederek çekimler yaptı. Ukrayna ekibine, III. Selim Geray Han’ın soyundan gelen Levent Giray ve Geray sülalesinden diğer isimler eşlik ederek aile hakkında bilgiler verdi. "KIRIM'IN GERÇEK TARİHİNİ ANLATACAĞIZ" Çekimler, İstanbul’un Çatalca ilçesine bağlı Subaşı kasabasında ve Tekirdağ’ın Saray kasabasında yapıldı. Hazırladığı proje hakkında Kırım Haber Ajansına bilgi veren Kırım Tatar gazeteci Alim Galimov, “Kırım’ın Gerçek Hikayesi adlı belgesel filmi hazırlıyoruz. Bu belgesel daha büyük bir projenin bir parçası olacaktır. Proje; Kırım’ın Gerçek Hikayesi, Donbas’ın Gerçek Hikayesi ve Odesa’nın Gerçek Hikayesi isimli üç belgeselden oluşacak. Bu proje aracılığıyla biz, Rusya’nın bugün hedef aldığı veya işgal altında tuttuğu bölgelerimizin gerçek tarihini anlatacağız. Bilindiği üzere Rusya devamlı olarak bu bölgelerin kendine ait olduğunu iddia ediyor" dedi. Galimov, Avrupa Birliğinin desteğiyle hazırlanan projenin, Ukrayna'ya ait “1+1” televizyon kanalı tarafından hayata geçirildiğini aktardı. Kırım Tatar gazeteci, bu belgesel film sayesinde Rusya'nın yaydığı dezenformasyonlara karşı önemli bir cevap verileceğini belirtti. “ÖĞRENDİĞİM BİLGİLER BENİM İÇİN GÜZEL BİR KEŞİF OLDU” Proje çerçevesinde öğrendiği bilgilerin kendisi için büyük bir sürpriz olduğunu vurgulayan gazeteci, daha önce de Kırım hakkında hazırladığı birçok proje için Türkiye’de çalıştığını belirterek, “Bu proje, Kırım’ın tarihini daha derin bir şekilde anlatıyor. 18. yüzyılda Kırım’da yaşanan olaylara dikkat çekiyoruz. Şahsen bir Kırım Tatarı olmama ve Kırım Tatar tarihini iyi bilmeme rağmen, Geray sülalesi mensuplarının hala var olduğunu öğrenmek çok büyük bir sürpriz oldu. Bu hanedanlığın izinin, yüzyıllar önce kaybedildiğini düşünüyordum. Ama aslında bu böyle değilmiş. Levent Bey ile tanışmamız ve onun daha sonra Geray sülalesinden başka kişileri getirmesi ve bizimle tanıştırması benim için çok şaşırtıcıydı. Bu insanlar, Kırım Hanlığı’nın çok önemli bir devlet olduğuna işaret eden köklerin taşıyıcısıdır. Kırım hanları, büyük topraklara hükmetti ve arkalarında büyük bir miras bıraktı. Yani benim için bu güzel bir keşif oldu. Bir taraftan bana yakın diğer taraftan ise hiç bilmediğim bir hikaye...” açıklamasını yaptı. Alim Galimov, hazırladıkları belgeselin, Ukraynalılar ve Kırım Tatarları için yararlı olacağını ve yarımadanın gerçek hikayesini anlatacağını belirtti. LEVENT GİRAY: 3. SELİM GERAY HAN'IN MİRASINI YAŞATMAK BENİ MUTLU EDİYOR Belgesel ekibine, büyük atası III. Selim Geray Han’ın mezar taşının bulunduğu Saray kasabasını gezdiren Levent Giray, İstanbul’da doğup büyüdüğünü 2004 yılına kadar hiç Saray’a gelmediğini aktardı. Giray, "2004’te babam bana, 'Bari ben ölmeden önce sana dedelerimizin yattığı toprakları göstereyim' diyerek buralara getirdi. Ondan sonra burada diğer akrabalarım ile tanıştım" ifadelerini kullandı. Belgesel çekimini değerlendiren Levent Giray, “Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti'nin arasındaki siyasi, kültürel ve dostluk ilişkilerini içeren bir belgeselin, Ukrayna televizyonu tarafından çekilmesi beni fazlasıyla mutlu etti. 3. Selim Geray Han'ın bugünlere erişmiş olan torunu olarak, onun mirasını yaşatmak beni de memnun ediyor” dedi. Ayrıca Levent Giray, belgesel ekibini; Saray kasabasında yaşayan 4. Devlet Giray’ın soyundan gelen Kaplan Giray ve 3. Selim Giray Han’ın soyundan gelen Fetih Giray, Nebi Giray ve Nebil Giray ile tanıştırdı. HAKAN KIRIMLI'NIN GERAYLARI ANLATAN ESERİ YAYIMLANDI Geraylar hakkında Türkiye'de hazırlanan en ayrıntılı çalışma, Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın yazdığı “Geraylar ve Osmanlılar: Kırım Hanlık Hânedânının Osmanlı Devleti’ndeki Hikâyesi” eseridir. Bu eserden Geray Hanedanlığı ve Kırım Hanlığı'nın tarihi hakkındaki merak edilen konular öğrenilebilir. Ayrıca, Hakan Kırımlı'nın QHA'ya eseri hakkında verdiği  "Prof. Dr. Hakan Kırımlı: Geraylar, Türk ve İslam tarihinin en önemli hanedânlarından birisidir" röportajına ulaşmak için tıklayınız.

"Mariupol'de 20 Gün" filmi Oscar'a aday gösterildi Haber

"Mariupol'de 20 Gün" filmi Oscar'a aday gösterildi

24 Şubat 2022'de başlayan Rus saldırıları neticesinde Ukrayna'da en çok can kaybının yaşandığı kentlerden biri olan Mariupol şehrinde oluşan yıkım ve katliam filme konu oldu. Pulitzer Ödülü sahibi fotoğraf sanatçısı, yazar, yönetmen Mstislav Çernov'un "Mariupol'de 20 Gün" adlı filmi ülkede en çok hasılat yapan belgesel filmler arasına girdi. Film, Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından "En İyi Uluslararası Uzun Metrajlı Film" kategorisinde 96. Akademi Ödülü'nde Oscar'a aday gösterildi. Ukrayna Oscar Akademisi, 18 Eylül 2023'te yaptığı toplantıda filmin Oscar'a aday gösterildiğini duyurdu.  RUSYA'NIN EN YOĞUN BOMBARDIMANLARINA MARUZ KALAN MARİUPOL KENTİ Ukrayna'nın güneydoğusundaki liman kenti Mariupol, 24 Şubat 2022'de Putin Rusyası'nın başlattığı işgal girişimi ve saldırıların en yoğun yaşandığı bölgelerden birisi.  Haftalarca karadan, denizden ve havadan bombalanan kentin çoğu kısmı Rus saldırılarında yok edildi. Ukrayna yetkililerinin açıklamalarına göre kentte en az 20 bin sivil hayatını kaybetti. Kentte hayatını kaybedenlerin sayısını gizlemek için Rus işgal güçleri, saldırılarda zarar gören apartmanları, enkaz kaldırma çalışmalarını yapmadan iş makineleriyle yıktı. İşgalciler, hayatını kaybeden insanları toplu mezarlara gömdü. "Mariupol'de 20 Gün", #Ukrayna’da en çok hasılat yapan belgesel film olduhttps://t.co/KJebHNKkLE pic.twitter.com/DaOEPDMZY9 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) September 5, 2023

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.