SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Doğu Türki̇stan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Doğu Türki̇stan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Doğu Türki̇stan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Taha Kılınç ASBÜ’de anlattı: “Uygur amcalar cami bahçesinde sıraya dizilip Çin’e bağlılık yemini ettirildi” Haber

Taha Kılınç ASBÜ’de anlattı: “Uygur amcalar cami bahçesinde sıraya dizilip Çin’e bağlılık yemini ettirildi”

Çin’in Doğu Türkistan’daki baskı ve asimilasyon politikalarını yerinde inceleyerek gözlemlediklerini kaleme alan Gazeteci-Yazar Taha Kılınç, 6 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen konferansta okurlarıyla bir araya geldi. Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İlahiyat Fakültesi tarafından tertip edilen programda Kılınç, kaleme aldığı “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” eserini ve Doğu Türkistan’daki izlenimlerini katılımcılara aktardı. Sümerbank Konferans Salonu’nda saat 15.00’te başlayan etkinlikte İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Osman Kurt açılış konuşması yaptı. KURT: DOĞU TÜRKİSTAN SİYASİ BİR MESELE YA DA HABER MALZEMESİ OLACAK NESNE DEĞİLDİR" Prof. Dr. Kurt, Doğu Türkistan meselesinin gündeme alınacak siyasi bir mesele, haber malzemesi olacak bir nesne veya istatiksel bir veri değil; vicdan, ahlâk, hafıza ve adalet meselesi olduğunu vurguladı. Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiğine şimdi de Ukrayna’yı işgal girişiminde bulunduğuna işaret eden Kurt, İsrail’in Filistin’i hedef belirlediğini ve Avrupa’nın soykırıma sessiz kaldığını ifadelerine ekledi. Kurt, “Şu anda hiçbir ülke güvenli değil. Haklı olmak yetmiyor, güçlü olmak gerekiyor. Adalet ancak güçlüyseniz geçerli bir akçe haline gelir. Uluslararası hukuk diye bir mefhum artık gündemden tamamen çıkmış durumda. Yapılması gereken şey, bunları daima hatırlamak ve hatırlatmaktır. İlgimizin oraya yönelmesi vicdani temasımızın hiçbir zaman kesilmemesi gereken coğrafyalardır.” şeklinde konuştu. Dekan Kurt, Doğu Türkistan’a gidilerek zulmün yerinde incelenmesinin ve bu izlenimlerin birinci ağızdan dinlenmesinin kıymetli olduğunun da altını çizdi. "İSLAM COĞRAFYASINDA ANLAMANIN VE ANLATMANIN EN ZOR OLDUĞU YER: DOĞU TÜRKİSTAN" Ardından Gazeteci-Yazar Taha Kılınç, seyahat esnasında kaydettiği fotoğraflarla birlikte kadim Türk yurdu Doğu Türkistan’da neler gördüğünü katılımcılara aktardı. Suriye, Balkanlar ve Filistin’e ziyaretler gerçekleştirdiğini belirterek sözlerine başlayan Kılınç, “Son ziyaretimden sonra İslam coğrafyasında Doğu Türkistan’ı anlamanın ve anlatmanın en zor yer olduğunu söyleyebilirim.” yorumunda bulundu. Rastgele uçağa binerek Doğu Türkistan’a gitmenin kolay olmadığını, medyada bölgeye yönelik ciddi bir dezenformasyon inşa edildiğini ve Türkiye’de Uygur Türklerinin yeterince gündeme getirilmediğini vurgulayan Kılınç, haziran ayında Doğu Türkistan’a yaptığı ziyareti tüm detaylarıyla ele aldı. Kılınç, toplamda 15 şehri bilinçli bir şekilde gezdiğini, gittiği her yere soru işaretlerini de götürdüğünü dile getirdi. Yaptığı seyahatler arasında en zor olanının bu olduğunu, devamlı Çin polisinin sorgusuna maruz kaldığını ifade eden Kılınç, “Bu şekilde fiziksel baskıya hiçbir yerde rastlamadım.” dedi. KARDEŞ AİLE PROJESİNE DEĞİNDİ Her yerin kameralarla kaplı olduğunu söyleyen Kılınç, “Bütün bu kameralar görüntünüzün yanı sıra sesinizi de kaydediyor. Sadece bunu düşünmeye çalışmak bile oradaki kuşatmanın boyutunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Kılınç, “Kardeş Aile Projesi” kapsamında Uygurların evlerine giren Çinliler tarafından daha yakından takibe alındığını anımsattı. Kılınç, son 10 yılda bir milyondan fazla Uygur Türkünün evine Çinlinin yerleştirildiğini kaydetti. 10 BİNİN ÜZERİNDE CAMİ YIKILMIŞ! Çin’in ibadethanelere girişi yasaklayarak Uygurların İslam kimliğini elinden almaya çalıştığının da altını çizen yazar, camilerdeki eksikliği sıraladı. Kılınç, kimi camilerin kapalı olduğunu kimi camilerin müze veya alkollü mekân haline getirildiğini kimi camilerin ise Çinlilerin düzmeceleriyle halka açık olduğunu belirtti. Kılınç, camilerin yıkıldığını da sözlerine ekleyerek 10 binin üzerinde ibadethanenin yok edildiğini resmî veriler, uydu görüntüleri ve şahitlerle tescil ettiklerini vurguladı. Ayrıca Kılınç, Çin’in sözde “aşırıcılık” iddiası nedeniyle uyguladığı baskı politikası sonucunda Doğu Türkistan’da tesettürlü kadın görmediklerini, sakallı yalnızca 3 amca ile karşılaşabildiklerini söyledi. Kılınç, “Amcalardan biri kuruyemiş satıyordu biri davulcuydu diğeri ise turistler için her gün Uygur dansı etmeye çıkan figüran bir amcaydı” bilgisini verdi. BAYRAM NAMAZI EN SON 2016'DA KILINMIŞ Kılınç, Kaşgar’da bayram namazının ise en son 2016 yılında kılındığını sözlerine ekledi. Öte yandan Hoten’de sansasyonel bir olayla karşılaştıklarını vurgulayan Kılınç, Çin bayrağının olduğu camiye sayımı yapılarak içeri alınan yaşça büyük amcaların sıraya dizildiğini ve Çin Komünist Partisine (ÇKP) bağlılık yemini ettirildiğini dile getirdi. MEZARLIĞIN ÜZERİNE "MUTLULUK PARKI" İNŞA EDİLDİ Mezarlıkların Çinliler tarafından Uygurların varlığını reddetme amacıyla kasıtlı olarak yok edildiğini ifade eden Kılınç, mezarlıklardan birinin üzerine “Mutluluk Parkı” inşa edildiğini de gözler önüne serdi. Kılınç, Doğu Türkistan’daki zulmün duyurulması ve hatta sona ermesi için herkesin kendisine “Ne yapmalıyım?” sorusunu devamlı olarak sorması ve Uygurlarla temasın sağlanması gerektiği konusunda öneride bulundu. Konferans, Kılınç’ın katılımcıların sorularını cevaplandırmasıyla sona erdi. Programın sonunda İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Osman Kurt, Gazeteci-Yazar Taha Kılınç’a hediye takdimi etti. Konferansın akabinde Kılınç, “Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi” adlı kitabını katılımcılara imzaladı.

Uygur Türkü kadınlar Çinlilerle zorla evlendiriliyor! Haber

Uygur Türkü kadınlar Çinlilerle zorla evlendiriliyor!

Washington merkezli Uygur İnsan Hakları Projesi (UHRP), Çin'in Uygur Türkü kadınları Çinlilerle zorla evlendirmeye çalıştığını, Han Çinlisi erkeklere evlilik için para verdiğini ve tehdit ettiğini tespit etti. UHRP'nin konuyla ilgili yayımladığı raporunda, işgal altındaki Doğu Türkistan'da Çin'in atadığı yerel makamların bölgedeki Uygur Türkü kadınları Han Çinlisi erkeklerle evliliğe zorladığı, mali teşvikler ve şantaj kullandığı bildirildi. Raporun, resmi belgelerden, sosyal medya paylaşımlarından ve yurt dışında yaşayan Uygur Türkleriyle yapılan röportajlardan oluşturulduğu kaydedildi. HAN ÇİNLİSİ ERKEKLERE PARA YARDIMI Çin hükûmet yetkililerinin, Uygur Türkü kadınlar ile evlenmek isteyen Han erkeklerine ev, iş, tıbbi koruma ve nakdi ödüller verdiği bildirildi. Ayrıca Uygur Türkü kadınların Han Çinlisi erkeklerle evlenmeyi reddetmesi halinde kendilerinin veya ailelerinin toplama kamplarına alınacakları konusunda tehdit edildikleri de belirtildi. Raporda konuyla ilgili örnek olarak Çin'in yerel basınında servis edilen, Aksu vilayetinin Kalasa köyünden yetkililerin köyün "Ulusal Birlik, Tek Aile" kampanyası kapsamında evlendirilen iki Uygur Türkü ve Han Çinlisi karışık çifte 40 bin yuan yaklaşık 5 bin 450 avro verdikleri bildirildi. Benzer şekilde, resmi belgelere göre Kaşgar antik kentinde de "etnik evlilik ödülleri" kapsamında Han Çinlisi erkekler için yılda 20 bin yuan yaklaşık 2 bin 720 avro ayırdığı belirtildi. "UYGUR TÜRKÜ KADINLAR REDDEDECEK DURUMDA DEĞİL" Ayrıca rapora ropörtaj veren yurtdışındaki bir Uygur Türkü kadının, komşularının toplama kamplarına alınmalarından korktukları için 18 yaşındaki kızlarını bir Han Çinlisiyle evlendirmek zorunda kaldıklarını söylediği aktarıldı. Uygur Türkü kadının, "Bir Uygur Türkü kadını, kendisiyle evlenmek istediğini ifade eden bir Han Çinlisi erkeği reddedecek durumda değil" ifadelerini kullandığı bildirildi. ÇİN İÇİN GÜÇLÜ SİLAH Avustralya'daki La Trobe Üniversitesinde Çin siyaseti ve toplumu konusunda araştırma yapan Prof. James Leibold, Çin'in uzun süredir etnik gruplar arası evlilik örneklerini sosyal uyum ve ulusal entegrasyon için bir tür güçlü silah olarak gördüğünü ifade ettiği belirtildi. UYGUR SOYKIRIMI Çin'in, zorla evliliklerin yanı sıra Doğu Türkistan genelinde zorla kısırlaştırma, işkence ve toplu gözaltı kampları inşa ettiği biliniyor. BM, bu yılın başlarında Çin'in bölgede insanlığa karşı suçlar işlemiş olduğunu ispatlayan bir rapor yayımlamıştı. Ayrıca ABD dahil bir çok Batılı ülke, Çin yönetiminin Uygur Türklerine uyguladığı eylemleri soykırım olarak tanımıştı. Çin yönetimi ise söz konusu fillerin araştırılmasını isteyen uluslararası insan hakları gözlemci heyetlerin Doğu Türkistan'a girmesine izin vermiyor.

Çin, Birleşik Krallık'taki Uygur Türklerini casusluğa zorladı! Haber

Çin, Birleşik Krallık'taki Uygur Türklerini casusluğa zorladı!

Çin zulmünden dolayı çeşitli ülkelere sığınan Uygur Türklerinin itibarını zedelemek isteyen Çin hükumeti, Birleşik Krallık'ta yaşayan bazı Uygur Türklerini aylık 8 bin dolar maaş karşılığı casus olmaya zorladı. İngiliz medyası LBC, 20 Şubat'ta bir Çin istihbarat görevlisinin İngiltere'ye sığınma talebinde bulunan bir Uygur Türküne casusluk yapması için para teklif ettiği bildirildi. Konuyla ilgili telefon kayıtlarında Çinli istihbarat görevlisinin, şu anda Birleşik Krallık'ta sığınma talebinde bulunan ve ismini açıklamak istemeyen bir Uygur Türküne standart çalışma saati içerisinde sadece çevresindeki diğer Uygur Türklerinin bilgilerini toplaması karşılığı aylık 8 bin dolar maaş teklif ettiği belirtildi. UYGURLARIN BİLGİLERİNİ İSTİYOR! Sığınmacı Uygur Türkünün, LBC muhabirine verdiği röportajda, Çin istihbarat görevlisinin kendisinden Birleşik Krallık'taki Uygur diasporasının protestolarına, toplantılarına aktif katılmasını ve her etkinlikte katılımcıların tüm bilgilerini listelemesi için talepte bulunduğu bildirildi. Ayrıca, Çin istihbarat görevlisi, uluslararası basına Doğu Türkistan’daki durumla ilgili tanıklık verenlerin isimlerini listelemesi ve bazı Doğu Türkistanlı STK’ların plan, projelerini öğrenerek bilgi vermesini istediğini anlattı.  Ayrıca Çin istihbarat görevlisinin, maaşa ek olarak memlekette kalan çocuğunu İngiltere'ye göndereceği ve hapishanede veya toplama kampında akrabaları varsa serbest bırakılması, annesi ve diğer akrabalarıyla da normal iletişim kurmasını sağlayacağını belirterek şantaj yaptığını dile getirdi. AKRABALARIYLA ŞANTAJ YAPIYOR Casusluğa zorlanan Uygur Türkü, son 7 yıldır sesini bile duymadığı ve hala hayatta olduğu annesiyle yeniden bağlantı kurma sözlerini duyduktan sonra tereddüt ettiğini ancak vatanındaki halkı zulüm altında iken vicdani ve insani olarak milletine hainlik yapmayı reddettiğini dile getirdi. Gözlemciler, yıllardır Çin’in alıkoyduğu yakınlarıyla tehdit ederek özgür dünyaya kaçan soykırım mağduru Uygur Türklerinin itibarını zedelemek için aralarındaki zayıf noktayı bulmaya çalıştığını ve devşirebildiği insanları Uygur diasporası içine sızdırarak güvensizlik ortamı yaratmak istediğini kaydetti.

Ankara’da İnsan Hakları Günü’nde “Çin Soykırımının Arka Planı” konuşuldu Haber

Ankara’da İnsan Hakları Günü’nde “Çin Soykırımının Arka Planı” konuşuldu

Ayyıldız Huri KAPTAN/QHA Ankara İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 10 Aralık 1948 yılında BM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Pek çok ülkenin bu bildiriyi kabul etmesiyle de dünya genelinde her yıl 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Bu bağlamda Türkiye’nin başkenti Ankara’da 10 Aralık 2022 tarihinde Doğu Türkistan’daki Çin rejimi tarafından işlenmekte olan asimilasyon, soykırım ve zulme dikkat çekmek için Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği tarafından “Çin Soykırımının Arka Planı” başlıklı program düzenlendi. Program, Hamamönü’ndeki Doğu Türkistan Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Gazeteci-Yazar Mir Kamil Kaşgarlı’nın sunumuyla başlayan programda, Doğu Türkistan’da yaşanmakta olan soykırım ve çeşitleri örneklerle anlatıldı. Kaşgarlı, Çin rejiminin Doğu Türkistan’da uyguladığı soykırım politikalarının arka planını, tarihi sürecini ve çeşitlerini örneklendirerek anlattı. Kaşgarlı, Doğu Türkistan’da Çin rejimi tarafından uygulanmakta olan soykırım çeşitlerini hatırlatarak “Tarihte Nazi Almanyası’nın işlediği ve uluslararası yasalar tarafından resmen soykırım olarak tanınan suçların tamamı bugün Doğu Türkistan’da işlenmektedir. Çin’in Doğu Türkistan’da işlemekte olduğu soykırım suçlarına karşılaştırmalı olarak göz atmak önemlidir. Ümmetin ve Türk dünyasının yetimi Doğu Türkistan halkı, duyarlı, vicdanlı uluslararası avukatların ve uluslararası kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının acilen harekete geçmesini beklemektedir” ifadelerini kullandı. Programa, Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin Ekrem,  Uygur Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Abdülkerim Buğra, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.