SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emel Fikir Ve Kültür Konferansları

QHA - Kırım Haber Ajansı - Emel Fikir Ve Kültür Konferansları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emel Fikir Ve Kültür Konferansları haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda 1. Uluslararası Kırım Film Günleri tanıtıldı Haber

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda 1. Uluslararası Kırım Film Günleri tanıtıldı

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda, 17 ve 19 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek olan ve Kırım’ı ve Kırım Tatarlarını konu alan belgesel filmler, kısa filmler, uluslararası yarışma filmleri ve yapay zekâ filmlerinin sergileneceği 1. Uluslararası Kırım Günleri’nin içeriği ve program akışı katılımcılarla paylaşıldı. Çevrim içi olarak tertip edilen ve moderatörlüğünü Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu’nun yaptığı program, 14 Eylül 2026 tarihinde saat 19.30’da başlarken, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Dr. Zafer Karatay ile Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Elif Çolpan, programın içeriği ve akışına dair açıklamalarda bulundu. “BİZE FIRSAT VERİLDİĞİNDE SANAT ALANINDA DA ÇOK ETKİN ROL ALMIŞIZDIR” Programın açılış konuşmasını yapan Maksudoğlu, “Bildiğiniz gibi bizim tarihimiz hep acılarla, üzüntülerle doludur fakat bize fırsat verildiğinde Kırım Tatarları olarak medeniyetimizi göstermek için sadece yazılar ve makaleler değil, sanat alanında da çok etkin rol almışızdır. Bunu 100 yıl önce, 1926 yılında Sovyetler zamanında yapılan ‘Alim’ isimli filmle de gösteriyoruz.” ifadelerini kullanarak İlk defa uluslararası ölçekte bir Kırım film festivalinin yapılacağının altını çizdi. Karatay ise söz konusu film günleri projesi fikrini ortaya atan ve organizasyonu yürüten ismin yönetmen, senarist ve metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay olduğunu vurgulayarak Sarısoy Karatay’ın yıllarca televizyonculuk ile yayıncılık yaptığını kaydederek aynı zamanda birçok film festivalinde de jüri üyesi olduğuna ve organizasyon işlerinde yer aldığına işaret etti. KIRIM TATAR SİNEMASI, FESTİVAL KAPSAMINDA 100. YILINDA DÜNYAYA TANITILACAK Karatay, projeye Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığının da verdiği desteğin altını çizerek, Sarısoy Karatay ve festivalde emeği geçen ekip üyelerinin yanı sıra Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Birliği (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus‘a ve Türkiye Cumhuriyeti Sinema Genel Müdürlüğüne teşekkürlerini iletti. Bununla beraber “Bu Kırım tarihinde bir ilk. Neşe Hanım bu fikri ortaya atarak bize de Kırım medeniyetinin neredeyse unuttuğumuz, neredeyse çok az insanın bildiği bir konuyu, Kırım Tatar sinemasının 100. yılını dünyaya ve kamuoyuna anlatma, tanıtma fırsatı verdi.” şeklinde konuşan Karatay, “Alim”in, Sovyet diktatörü Josef Stalin’in kurşuna dizdirdiği Kırım Tatar Millî Kurultayı Azası, Millî Fırka Üyesi ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ilk Başkanı Veli İbrahim’in döneminde çekilen bir film olduğuna dikkat çekti. 1. ULUSLARARASI KIRIM FİLM GÜNLERİ, SİNEMACILARA İLHAM VERECEK Projenin hazırlık sürecinin yaklaşık 10 ay civarında sürdüğünü dile getiren Karatay, dünyanın dört bir tarafına dağılmış olan Kırım Tatarlarını bir araya getirmenin önemini dile getirerek “Günümüzün çok etkili araçları olan belgesel, film, video ve görsellerle kendi durumumuzu, dramımızı ve medeniyetimizi dünyaya tanıtmak için ve yönetmenlere, yapımcılara ve filmcilere de ilham vermesi için de bu etkinlik iyi bir vesile oldu.” dedi. Proje vesilesiyle Kırım Tatar sinemasının ve belgesel tarihinin toplu bir envanterinin çıkarılacağını belirten Karatay, bu birikimlerin ise Emel Kırım Vakfına ait ayrı bir dijital kütüphaneye dönüşeceğini kaydetti. Bununla birlikte Karatay, böylelikle Kırım Tatarlar sineması ile Kırım üzerine çekilen belgesellerin kirimfilm.org isminde bir internet sayfasında toplanarak halka açık bir şekilde sergileneceğini ifade etti. “BU ETKİNLİĞİN BAŞARISI, BUNDAN SONRAKİ ETKİNLİKLERİN DE BAŞARISININ ÖNÜNÜ AÇACAKTIR” Proje kapsamında Kırım Tatar kültürünün, Türkiye’nin kültür ve sanat çevrelerine ulaştırılmasının hedeflendiğini kaydeden Karatay, “Amacımız, derdimizi biz bize değil, kendi camiamız içerisinde daha küçük organizasyonlarla değil, kültür ve sanata ilgili olanlara duyurmaktı.” şeklinde konuşarak etkinlik mekânlarının da bu sebeple İstanbul’daki İstiklâl Caddesi’ndeki tarihî Atlas 1948 Sineması ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Yeşilçam Sineması olarak seçildiğini belirtti. Etkinliğin geniş kitlelere ulaşabilmesi amacıyla ücretsiz ve halka açık olarak düzenlendiğini dile getiren Karatay, gösterilen her filmin sonunda o filmin yapımcısı veya yönetmeni ile kısa söyleşilerin yapılacağını ifade etti. 1.Uluslararası Kırım Film Günleri’ne katılımın hem organizasyon ekibi hem de son derece kısıtlı imkânlarla belgesel filmi ve diğer içerikleri çeken yönetmen ve yapımcılar için bir motivasyon kaynağı olacağını belirten Karatay, “Bu etkinliğin başarısı, bundan sonraki etkinliklerin de başarısının önünü açacaktır. Böyle bir etkinliğin kamuoyunda yankı bulması, Kırım konusuna uzak kalmış olan kültür, sanat ve sinema çevrelerini ve diğer insanları Kırım’a ilgi duymaları için teşvik edecektir.” değerlendirmesini yaparak Romanya ve Bulgaristan’daki sinema çevreleri ile de ortak projeler yapılmasının amaçlandığını dile getirdi. 1. ULUSLARARASI KIRIM FİLM GÜNLERİ’NİN ETKİNLİK PROGRAMI NASIL İLERLEYECEK? Öte yandan Çolpan, festivalin ilk ve son gününde Atlas 1948 Sineması’nda film gösterimlerinin ve açılış ile kapanış törenlerinin yapılacağını kaydederek festivalin ikinci gününde ise AKM Yeşilçam Sineması’nda yarışmacı olan filmlerin sırasıyla gösterileceğini belirtti. Çolpan, ilk günkü gösterimlerin “Alim” filmiyle başlayarak “Cengiz Dağcı” belgeseli ile devam edeceğini, ardından açılış programının düzenleneceğini ve sonrasında ise “Kırım Tatar Doğum Merasimleri”nin açılış filmi olarak sunulacağın ifade etti. İlk gün gösterilecek olan son filmin “Eza” olacağını kaydeden Çolpan, son gün ise öncelikle yönetmeninin Kırım Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Onur Kara’nın olduğu “18 Mayıs 1944’te Ne Oldu?” yapay zekâ filminin gösterileceğini dile getirdi. Çolpan, ardından görsel tasarımında Nurlu Nurlubay ve Aycan Turimova’nın rol aldığı, yapımcısının ise Aycan Pernebekkızı olduğu “Kırım Tatarları: Bir Halkın Hafızası” yapay zekâ filminin gösterileceğini, son olarak da Eren Özkaradeniz’in yönettiği ve Çeçenlerin sürgününü anlatan “Kiki” isimli yapay zekâ filminin seyirciyle buluşacağını kaydetti. Öte yandan yapay zekâ filmlerinden sonra “Esaretin Türküleri” ve “Sürgün” belgesel filmlerinin, günün sonunda ise “Unutulanların Hikâyesi” ve “Son Arif” isimli kısa filmlerin gösterileceğini belirten Çolpan, festivalin kapanış ile ödül törenleriyle sona ereceğini dile getirdi. BU ETKİNLİKLERE GÖSTERİLECEK OLAN İTİBAR, VERİLEN EMEKLERİN KARŞILIĞI OLACAK Ayrıca festival ekibinin verdiği emeklere vurgu yaparak “Bu fedakârlıkların karşılığı, seyircimizin ve halkımızın bu etkinliklere itibar etmesiyle mümkün olacaktır.” şeklinde konuşan Karatay, son olarak şu değerlendirmelere yer verdi: İnşallah burada çok güzel bir geleneğin de temeli atılmış olur. İleride Kırım’da şartlar normale dönerse ve uluslararası uçuşlar açılırsa bu film festivali, gelecekte Kırım’da daha büyük organizasyonlarda, gerçek yerinde yapılır ama Kırım Tatar sinemasının 100. yılı boş geçmemeliydi. Bize bu konuda destek veren herkese teşekkür ederiz.

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı konuşuldu Haber

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı konuşuldu

Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi tarafından çevrim içi olarak düzenlenen Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında, Türk kadın hareketinin öncüsü ve büyük Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı konuşuldu. 7 Eylül 2026 tarihinde tertip edilen ve saat 20.30’da başlayan konferansın moderatörlüğünü Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu üstlendi. Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Yazarı Özge Kandemir Temizel ise Şefika Gaspıralı’nın hayatı ve Kırım Tatar millî davasına bir kadın olarak sağladığı katkılar üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirirken sunumunun ardından düşüncelerini paylaşan katılımcılar, Şefika Gaspıralı başta olmak üzere Kırım Tatar kadınlarının Kırım millî davasındaki rolünün önemini vurguladı. Konferans çerçevesinde Kırım Tatar siyasi tutsaklara Rusya tarafından uygulanan ağır baskılara da dikkat çekildi. İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN EĞİTİM HAREKETİ, KIZININ DÜŞÜNCE DÜNYASINI ŞEKİLLENDİRDİ Kandemir Temizel, “Şefika Gaspıralı’yı öğrenebilmek için öncelikle İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini neden çıkardığını anlamamız gerekiyor.” şeklinde konuşarak Kırım’ın 1783 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle karanlık yüzyılının başladığını hatırlattı. Buna karşın 1883 yılında ise Tercüman’ın İsmail Bey Gaspıralı tarafından neşredilmeye başlandığını kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, tabii ki Tercüman gazetesini birdenbire çıkarmaya başlamadı.” dedi. Rusların Kırımlıların evlerini istila etmesinin ve Kırım Tatarlarına yönelik hukuksuz hareketlerin geçmişten bugüne devam ettiğini belirten Kandemir Temizel, “Asimilasyon çalışmaları, baskı, şiddet… Bunların hepsi İsmail Bey Gaspıralı’yı ve fikir arkadaşlarını rahatsız etmiş durumda. Ayrıca Müslüman ve Türk kadınlara ‘cahil’ gözüyle bakılması da büyük oranda rahatsız etmiş ki İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd okullarını açma gereği duydu.” ifadelerini kullandı. Usûl-i cedîd okullarında din dersinin yanında matematik, coğrafya ve resim derslerinin yer aldığını ve kız ile erkek çocukların aynı ortamda eğitim gördüğünü kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, bunları 1800’lü yıllarda yapıyor. Aslında bizim için çok önemli tarihler çünkü o tarihlerde bildiğiniz üzere kadınlar ve kızlar biraz daha geri plana atılıyordu, ne yazık ki eğitim bile görmüyorlardı. Hele hele Müslüman ve Türk kadınları Rusya gibi bir yerde ne yazık ki dışlanıyorlardı.” dedi. “BAHÇESARAY’DAN BAŞLAYAN MEŞALE, BÜTÜN DÜNYADAKİ TÜRKLERE VE MÜSLÜMANLARA GÖNDERİLİYOR” Kandemir Temizel, İsmail Bey Gaspıralı’nın buna rağmen kız çocuklarının eğitimine önem verdiğini ve kızı Şefika Gaspıralı’yı da bu doğrultuda yetiştirdiğini dile getirerek “İsmail Bey Gaspıralı, bildiğiniz üzere Bahçesaray’da belediye başkanlığı da yaptı. Kendisi siyasetçi, gazeteci ve öğretmen. Belki de Tercüman’ın bu kadar büyümesinde ve yayılmasında onun zaten fikirleri, çabası ve azmi, hiçbir şekilde geri plana atılamaz ama onun bu şekilde yetenekli olması da bence Tercüman’ın bu kadar güzel bir şekilde yayılmasını sağlamıştı.” şeklinde konuştu. Gaspıralı’nın Tercüman gazetesiyle tam 31 yıl boyunca düşüncelerini işlediğini ve cedîdciliğin Rusya Türkleri arasında yayılıp köklenmesini sağladığının altını çizen Kandemir Temizel, “Bahçesaray’dan başlayan ışık, meşale, bütün dünyadaki Türklere ve Müslümanlara gönderiliyor.” dedi. Bununla birlikte Kandemir Temizel, gazetenin başlığı altında yazan “Dilde, fikirde, işte birlik” yazısının ve gazetenin daha o tarihlerde böyle yerlere ulaşabilmesinin önemini vurguladı. KADINLARA DUYULAN SAYGININ İBARESİ: “REFİKALARINIZLA (EŞLERİNİZLE) GELİNİZ.” Tercüman gazetesi daha geniş kitlelere yayılmaya başladıkça İsmail Bey Gaspıralı’nın evine birçok bilim insanının ziyarette bulunduğunu dile getiren Kandemir Temizel, Tercüman gazetesi için kutlama ve toplanma amaçlı jübilelerin de düzenlendiğini belirtti. Bu jübilelerde Rusya’nın uyguladığı baskılara çözümlerin arandığını ifade eden Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesindeki davetiyelerde “Refikalarınızla (eşlerinizle) geliniz.” ibaresinin yer almasının, söz konusu toplantıların hem kadınların hem de erkeklerin katılımına açık olduğu ve kadınların da devlet yönetimi ve eğitim üzerindeki fikirlerinin önemsendiği anlamını taşımasına dikkat çekti. Zühre Akçura’nın varlığını başlıca kız çocuklarının eğitimi için harcadığını belirten Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesinde eşi Gaspıralı’ya kız çocuklarının aile ve azınlık ekonomisine kazandırılmasını amaçlayan ve ücretsiz eğitim veren bir dershane açması şeklinde bir hediye verdiğini de vurgulayarak “Zühre Gaspıralı, 19. yüzyıl Rusyası’nda aslında bir kadın hareketi başlatmış bulunuyordu. Şefika Gaspıralı, işte böyle bir ailenin içine doğmuş birisiydi.” dedi. “BABAMIN AĞZINDAN ÇIKAN HER SÖZÜ AYET GİBİ ADDEDERDİM” Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın, Tercüman gazetesinin 10. yıl jübilesinde 7 yaşında olduğunu dile getirerek “Küçüklüğünden beri abisi Rıfat’la birlikte Tercüman matbaasının içinde çeşitli görevler alıyorlardı. Gerek postalama gerek paketleme, her türlü işi yapıyorlardı. Orası onların bir yuvasıydı. Şefika diyordu ki, ‘Babamın ağzından çıkan her sözü ayet gibi addederdim.’” dedi. Şefika Gaspıralı’nın 17 yaşına geldiğinde babasının da teşvikiyle Tercüman gazetesinde makalelerini yayımlamaya başladığını kaydeden Kandemir Temizel, 1906 yılında ise Âlem-i Nisvan dergisini haftalık olarak neşretmeye başladığını dile getirdi. Dergide kadınlar için okuma yazma öğrenmenin öneminin, temizliğin, çocuk eğitiminin ve görgü kurallarının İstanbul Türkçesiyle anlatıldığını hatırlatan Kandemir Temizel, dergide yayımlanan yazıların aydınlatma ve örgütleme amacı taşıdığına da dikkat çekti. Bununla beraber Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Tercüman gazetesi ve Âlem-i Nisvan dergisi sayesinde Rusya’daki Müslüman Türklerin bilinçlendiğini ve azınlık halkların mücadelesinin başlamasına zemin hazırlandığını vurguladı. Rusya Müslüman Türk Kadınları I. ve II. Kongresi ve Bütün Rusya Müslümanları I. ve II. Kongresi başta olmak üzere, söz konusu uyanışla beraber birtakım komite, kongre, toplantı ve mitinglerin de gerçekleştirildiğini belirten Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın sadece kalemiyle değil, mitingler düzenleyerek de mücadelesini yürüttüğünü dile getirdi. ŞEFİKA GASPIRALI, TÜRK VE İSLÂM DÜNYASINDAKİ KADINLAR İÇİN BİR İLKE İMZA ATTI Öte yandan Cafer Seydahmet Kırımer’in “Bazı Hatıralar” isimli kitabında “Şefika Hanım’dan başka bilhassa İlhamiye Toktar, Ayşe İshak, Hatice Avcı bu yolda unutulmaz hizmetler gördüler. Hatta çalışmaları sırasında birçok tehlikeye göğüs gerdiler.” ifadelerine yer verdiğini hatırlatan Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın düzenlediği Bahçesaray mitinginde de kadınların ve kız çocuklarının eğitim görme ve dünyayı anlama yönünde duyduğu arzuya ve Gaspıralı’ya duyduğu minnete dikkat çekti. Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentinde 7 Nisan 1917 ile 14 ve 15 Ekim 1917 tarihlerinde, I. ve II. Kırım Müslümanları Vekilleri Kongresi’nin toplandığını kaydeden Kandemir Temizel, ilk kongrede icra komitelerinin kurulması kararı verildiğini ve başkan olarak Numan Çelebicihan’ın seçildiğini belirtti. Başta Şefika Gaspıralı, İlhamiye Toktar, Ayşe İshak ve Hatice Acı gibi isimler olmak üzere kadın komitelerinin yoğun emekleri sayesinde ikinci kongrede ise 200 temsilciden 20’sinin kadın olduğuna dikkat çeken Kandemir Temizel, 30 Kasım 1917’de açılışı yapılan Kırım Tatar Millî Kurultayı’ndaki azaların seçiminde 76 milletvekilinden 5’inin kadın olduğunu vurguladı. Şefika Gaspıralı’nın Gözleve’den milletvekili olarak seçildiğini ve 9 Aralık 1917’de Kırım Tatar Millî Kurultayı’nda başkanlık divanı üyeliğine getirildiğini kaydeden Kandemir Temizel, “Bu sonuç, sadece Kırım Türkü kadınlar için değil, tüm Türk ve İslâm dünyasındaki kadınlar için de bir ilk olma onurunu taşımaktaydı.” dedi. “BOLŞEVİKLER, KIRIM’IN ASIL SAHİBİ OLAN KIRIM TATARLARININ İLMEK İLMEK İŞLEDİKLERİ ÇALIŞMALARINI TUZLA BUZ ETMİŞLERDİ” Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı ve Antlı Şehit Numan Çelebicihan’dan da bahseden Kandemir Temizel, Çelebicihan’ın çatışmaların tam ortasında Bolşevikler tarafından şehit edildiğini anlatırken katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kandemir Temizel, şu değerlendirmelerde bulundu: Kurultay’da cumhuriyetin ilan edilmesi ve kadınların da meclise girmesi bizim için çok umut verici başarılar. Büyük emeller, uzun uğraşlar ve disiplinli çalışmalar sonucunda Hansaray’da toplanan Kurultay anayasayı kabul etmiş ve Kırım Halk Cumhuriyeti de 26 Aralık 1917’de kurulmuştu ancak ne yazık ki Bolşevikler, Kırım’ın asıl sahibi olan Kırım Tatarlarının Tercüman’dan beri ilmek ilmek işledikleri çalışmalarını tuzla buz etmişlerdi. ŞEFİKA GASPIRALI’NIN TÜRKİYE VE AZERBAYCAN GÜNLERİ Şefika Gaspıralı ve ailesinin Kırım’dan canlarını kurtarmak için Azerbaycan’a sığındıklarını ifade eden Kandemir Temizel, Gaspıralı’nın Bakü’de kız çocuklarının eğitimi için büyük çalışmalar ortaya koyduğunu kaydederek oyun temelli öğrenmeyi esas alan “Froebel” eğitim modelini de o yıllarda uygulamasının önemine dikkat çekti. Türk edebiyatının önemli isimlerinden Memduh Şevket Esendal’ın Moskova Barış Antlaşması aracılığıyla Türk esirlerinin Kars’a teslim edilecek cephane yüklü tren içerisinde Türkiye’ye ulaştırılmasını sağladığını belirten Kandemir Temizel, Kızılordu’nun Azerbaycan’ı işgal etmesiyle birlikte Gaspıralı’nın da bu şekilde çocukları ve elinde bulundurduğu hatıraları ve kritik belgeleriyle birlikte Türkiye’ye ulaştığını ve uzun bir süre çocukları ve kardeşlerine destek olmak için çeşitli işlerde çalıştığını ve yoksulluk içerisinde yaşadığını kaydetti. “BU ÇALIŞMALARIN DAHA ÇOK ELE ALINMASI GEREKİYOR” Kandemir Temizel’in sunumunun ardından ise katılımcılar düşüncelerini ifade etti. Maksudoğlu, Âlem-i Nisvan dergisinde kadınların İslâm hukukuna göre kadınların eğitim hakkı olduğundan bahsedildiğine dikkat çekerek kadınların oy verme, çalışma, günlük hayatta erkekler ile kadınlar arasında çatışma yaşanmasının gerekmediğinin dile getirildiğini ve kadın yazarların da dergide yazılar yazdığını belirtti. Öte yandan Maksudoğlu, “Ta Sibirya’dan Ayşe Hanım (İshakova) şunu yazıyor: Biz Sibirya’da Müslüman kadınlar olarak çok geri kaldık. İstanbul o zaman tabii İslâm medeniyetinin, özellikle Osmanlı’nın başkenti. ‘İstanbul’da ne yapılıyor, biz geri kaldık, ne yapabiliriz?’ diye soruyor. Cevdet Paşa’nın kızı, Fatma Aliye’nin kardeşi Emine Hanım mektup yazıyor. O da çok önemli çünkü Emine Hanım’ın Fransızcası çok kuvvetli. Batı’ya Türkiye’deki kadın haklarını ve gelişmeleri anlatıyor, makaleleri var ve o devirde de Şefika Gaspıralı’ya ve Sibirya’dan yazan Ayşe Hanım’a cevap yazıyor. Bu çalışmaların bence de daha çok ele alınması gerekiyor.” şeklinde konuştu. Gaspıralı’nın özel hayatında yaşadığı çalkantıları da dile getiren Maksudoğlu, “Hayatına devam ediyor, çocuklarını ve kardeşlerini okutuyor. Tam bir Türk kadını vasfı olduğunu biz görüyoruz.” ifadelerini kullanarak Gaspıralı’nın Türkiye’de yaşadığı geçim sıkıntıları ve daha fazla çalışma ortaya koyamaması karşısında yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Tanatar, Gaspıralı’nın eşi Nesib Bey Yusifbeyli tarafından ihanete uğramasının Gaspıralı’yı derinden sarstığını ifade etti. Bununla birlikte Tanatar, Kırımlı kadınların Batı’daki kadınlardan çok daha önce seçme ve seçilme hakkını elde ettiğini fakat bu durumun Kırım’daki siyasi atmosferle yakından ilişkili olduğunu kaydederek Yarımada’daki nüfusun az olması nedeniyle kadınların sunduğu katkının öneminin daha da ön plana çıktığını dile getirdi. “KIRIM TATAR KADINLARI OLMASAYDI BİZ HÂLÂ SÜRGÜNDE YAŞIYOR OLURDUK” Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, “Ben Kırım belgeselini ve sürgündeki mücadeleyi çekerken Kırım hususunda da her zaman şunu söyledim: Kırım’da Kırım Tatar kadınları olmasaydı biz hâlâ sürgünde yaşıyor olurduk. Kırım Tatar kadınlarının direnci ve inancı bizim Kırım’ı yeniden ‘Vatan Kırım’ yapmamızı sağladı.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan Karatay, Kırım Tatar Millî Kurultayındaki kadınların yanı sıra bugün de hem Kırım hem de muhacerette yaşayan Kırım Tatar kadınlarının millî davada üstlendiği role vurgu yaptı. Karatay, “Şu anda bu dava içerisinde aktif olarak yer alan bütün kadınlarımıza ve kızlarımıza çok çok teşekkür ediyoruz, iyi ki varlar. Onlarla beraber mücadele etmek bizler için büyük bir güç.” ifadelerini kullanarak sözlerini sonlandırdı. EMEL KIRIM VAKFI BAŞKAN VEKİLİ NURTEN BAY, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKTİ Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rusya’nın ağır baskıları sonucu 21 Temmuz’da faaliyetlerine son verilen Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) insan hakları girişiminin 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü’nde Rusya’nın sözde “yabancı ajan” listesine alındığının altını çizdi. Bununla beraber “Orada da yine kadınlarımızı görüyoruz. Erkeklerimiz de çalışıyor tabii ama kadınlarımız gerçekten büyük bir mücadele veriyor. Aynı rahmetli Şefika Gaspıralı gibi bugün de mücadeleye devam ediyorlar.” şeklinde konuşan Bay, hâlihazırda Kırım Tatar siyasi tutsakların evlatlarını bekleyen mücadeleci annelerinin hem çocuklarına, hem torunlarına hem de gelinlerine destek olmaya çalıştığını ifade etti. Hâlihazırda 3 çocuğu (Abdülmecit, Osman ve Seytumer Seytumerov) siyasi tutsak olan anne Lilya Seytumerova’nın, geçen hafta küçük oğlu Abdülmecit'in yargılandığı düzmece davanın Rusya’nın Rostov kentinde bulunan Güney Bölge Askerî Mahkemesinde 31 Ağustos'ta görülen duruşmasına gittiğini belirten Bay, aynı zamanda o gün duruşması olan diğer Kırım Tatar siyasi tutsakların eş ve annelerinin de mahkemeye gittiğini dile getirdi. Öte yandan Bay, şu değerlendirmelerde bulundu: Bir oğlu 14 yıl, diğeri ise 17 yıl hapse mahkûm edildi. Rostov’da gittiği mahkemede ancak 15 dakika cam arkasından çocuğunu görebildi. Yine kilometrelerce yol katederek Kırım’a döndü. Bugün de mücadele devam ediyor. Yapacak çok işimiz var ve iyi ki gençlerimiz var. Bizler, en azından onları gördükçe çalışıp mücadele ediyorlar diye rahatlıyoruz. İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN HEDEFLERİNİN VÜCUT BULMUŞ HÂLİ ŞEFİKA GASPIRALI Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Şefika Gaspıralı’yı, İsmail Bey Gaspıralı’nın hedeflerin vücut bulmuş hâli olarak nitelendirdiğini ifade etti. “Gaspıralı ailesinin hemen hemen birçok ferdi, eğitim ve eğitmenlik dolayısıyla bir yerlere gelmeyi başarmıştır. Keza İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd hareketini kendi evinden başlatmıştır. Buna en büyük örnek ise kızıdır. Herkes Rusçadan, çeşitli dillerden, çeşitli kültürel ya da matematiksel, bilimsel uğraşlardan kaçarken İsmail Bey Gaspıralı, bunu evine ve bizzat kızına ders olarak verdirmiştir.” şeklinde konuşan Bayraktar, ayrıca Gaspıralı’nın ilk usûl-i cedîd kız mektebini ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya açtırdığını kaydetti. Son olarak Emel Kırım Vakfı Üyesi Lilya Tanatar, “Şefika Gaspıralı’nın ruhu yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek.” ifadelerini kullanarak Kırım Tatar kadınlarının 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım’da ve Rusya’nın topyekûn işgal saldırıları düzenlediği Ukrayna’da mücadelesinin devam ettiğini vurguladı.

Emel Fikir Kültür Konferanslarında işgalci Rusların kaçırdığı Ervin İbragimov ve Kırım Tatar siyasi tutsaklar konuşuldu Haber

Emel Fikir Kültür Konferanslarında işgalci Rusların kaçırdığı Ervin İbragimov ve Kırım Tatar siyasi tutsaklar konuşuldu

Emel Kırım Vakfınca düzenlenen Fikir ve Kültür Konferansları çerçevesinde, 24 Mayıs 2023 tarihinde Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov ve işgalci Rusya tarafından Kırım ve Ukrayna'da kaçırılan hapislere atılan ve işkenceye maruz kalan Kırım Tatar siyasi tutsaklar konuşuldu. Rus işgali altındaki Kırım’da, tam 7 yıl önce Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi üyesi, 31 yaşındaki Ervin İbragimov, evinin önünden işgal güçleri tarafından kaçırıldı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov’dan hiçbir haber alınamadı. Bu acı günün yıldönümünde Kırım Tatar halkı, Ervin İbragimov'un akıbetini öğrenmek için çabalamaya devam ediyor.  "PUTİN! ERVİN İBRAGİMOV 7 YILDIR NEREDE?" Emel Fikir ve Kültür Konferansları'nda işgalci Rusya'nın Kırım ve Ukrayna'da adam kaçırma, işkence ve baskılar konuşuldu. Konferans, Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov'un işgalci Rus haydutlar tarafından kaçırılışının 7. yılında yapıldı. Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu'nun moderatörlüğündeki konferans, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay'ın açılış konuşmasıyla başladı. "KIRIM İŞGALDEN KURTARILANA KADAR  MÜCADELEMİZ SÜRECEK" KTMM Türkiye Temsilcisi Zafer Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar hakkında şunları ifade etti: "Bu konferans vesilesiyle bir kere daha bütün dünyaya, 'Elvin Nerede?' ve 'kaçırılan kardeşlerimiz nerede?' diye soruyoruz. Ukrrayna yetkili makamları ve bizler inşallah, Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra bu kardeşlerimize haksızlık yapanları ve bunların faillerinin adalet önüne çıkarılması için elimizden geleni yapacağız. Ukrayna da, Kırım Tatar Milli Meclisi de bu konuda elinden geleni yapacaktır. Meclisimiz de, bizler de halk  olarak sonuna kadar bu işin takipçisi olacağız. Bunun için, bütün insanlarımız, Kırım'ı unutmasınlar. Kırım'da bugün işgal devam ediyor, zulüm devam ediyor. 2014'den sonra Kırım'da birçok insan kaçırılmıştır. 24 Şubat 2022'de işgalciler, Ukrayna'ya saldırdılar. O dönemde, Herson'daki işgal bölgesinde olan Gülnara Bekirova bugün misafirimiz olacak. Unutmayınız, Kırım işgalden kurtarılana kadar mücadelemiz devam edecek. İşgalden sonra da Kırım'ı yeniden imar etmek, milli ve medeni haklarımızı elde etmek için, Kırım'ı mutlu günlere getirmek için mücadele edeceğiz" Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Gülnara Bekirova, konuşmasına 18 Mayıs 1944'teki Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nda hayatını kaybedenleri andı. Ardından, sürgüne ilişkin ailesinden duyduğu hatıraları ve çekilen zorlukları anlattı. Bekirova, Ukrayna Herson'daki Novooleksiyivka kasabasına sürgünün ardından yerleşen Kırım Tatarlarının yaşadığı zor günleri dile getirdi. Bekirova, Rus esaretindeki Kırım Tatar siyasi tutsaklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzun bir süre Rus esaretindeki kalan eşi Edem Bekirov'un tutuklanmasına ilişkin konuştu. Bekirova, işgalcilerin kaçırdığı ve işkenceye maruz kalan Kırım Tatarlarına baskılar ve 24 Şubat 2022'den sonra Ukrayna'daki Rusya'nın başlattığı işgal girişimi ve saldırılara ilişkin yaşadıklarını kaydetti. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAK SERVER MUSTAFAYEV'İN MEKTUBU OKUNDU Programın devamında Kırım Tatar siyasi tutsak Server Mustafayev'in mektubu, Genç Tatar İnisiyatifinden Mukaddes Aydamak tarafından okundu. Ardından söz alan Kırım Tatar siyasi tutsak Server Mustafayev'in annesi Venera Mustafayeva, Kırım Tatar siyasi tutsaklar ve oğlu Server Mustafayea hakkında konuştu. Beş yıldır Rus esaretinde olan Server Mustafayev'in Ruslar tarafından baskılara maruz kalarak alıkonulması hakkında konuştu. Oğlunun son gönderdiği mektubu okuyan Mustafayeva, Kırım Tatar siyasi tutsakların hepsinin bir an evvel evlerine dönmesi ve ailesine kavuşmasını diledi.  Ardından, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatar Milli Meclisi üyeleri Rıza Şevkiyev ve Abmecit Süleymanov, Ervin İbragimov ve Kırım Tatar siyasi tutsakların durumu ve Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması hakkında görüşlerini belirtti. KIRIM’DA 7 YIL ÖNCE KAÇIRILAN ERVİN İBRAGİMOV’DAN HALA HABER ALINAMIYOR Rus işgali altındaki Kırım’da, tam 7 yıl önce Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi üyesi, 31 yaşındaki Ervin İbragimov, evinin önünden işgal güçleri tarafından kaçırıldı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov’dan hiçbir haber alınamadı. Ervin İbragimov, 1985’te ailesinin sürgün edildiği Özbekistan’da dünyaya geldi. Ailesi ile birlikte Kırım’a geri döndükten sonra Bahçesaray’daki Kırım Tatar milli okulunda eğitim aldı. Ardından Odesa Ulusal Hukuk Akademisi ve Ukrayna Cumhurbaşkanlığına bağlı Kamu Yönetimi Akademisi’nden mezun oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra Bahçesaray Kaymakamlığı Tarım Departmanında avukat olarak çalışmaya başladı. Birkaç defa kent konseyi üyesi olarak seçildi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi üyesiydi. Ervin İbragimov Kıyiv’deki Yevromaydan (Euromaidan) eylemlerine katılmıştı. Akmescit’te 24 Şubat 2016’da Rus işgaline karşı düzenlenen mitingte de yer almıştı. İşgalci yönetimin, baskı uyguladığı Kırım Tatarlarına destek vermek için mahkeme duruşmalarına katılmıştı. TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti.  Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra  Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı.  Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.

Müstecib Ülküsal Emel Fikir ve Kültür Konferanslarında anıldı Haber

Müstecib Ülküsal Emel Fikir ve Kültür Konferanslarında anıldı

Kırım Tatarlarının yolbaşçısı, Emel Dergisi ve Emel Kırım Vakfının kurucusu, öğretmen ve avukat Müstecib Ülküsal vefatının 27. yılında anılıyor. Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir ve Kültür Konferanslarında ömrünü Kırım Tatarlarının mücadelesine adayan Müstecib Ülküsal'a yer verildi. Zoom uygulaması üzerinden çevrimiçi olarak saat 20.30'da gerçekleştirilen anma programı Emel Kırım Vakfının Facebook hesabından canlı yayınlandı.    Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zuhal Yüksel konferansta "Öğretmen ve Yolbaşçı Müstecib Ülküsal" başlığıyla Müstecib Ülküsal'ı anlattı. Yüksel, Müstecib Ülküsal'ın hayatından söz etti. Ülküsal'ın 17 yaşında kaçak yollarla Kırım'a döndüğünü anlatan Yüksel, İsmail Bey Gaspıralı'nın da benzer bir hayat hikayesine sahip olduğunu belirterek sözlerine devam etti.  Yüksel, Kırım Tatarlarının milli mücadelecisi Ülküsal'ın daha sonra Anaolu'ya gelerek Ankara'nın bir köyünde gönüllü öğretmenlik yaptığını burada çocuklara Kırım Milli Marşı Ant Etkenmen Marşı'nı öğrettiğini söyledi. Yüksel, "Müstecib Amca da burada Kırım meselesini, Kırım edebiyatını, Kırım tarihiyle ilgili çok güzel bilgiler verir. Sadece okuldaki öğrencilere bilgi vermekle kalmaz, düğünlerde konak adeti yapılan yerlerde Kırım meselesi ve Kırım adetlerini anlatır" dedi. Aynı zamanda öğretmen olan Ülküsal'ın tıpkı İsmail Bey Gaspıralı gibi eğitim meselesi üzerinde durduğunu kaydeden Yüksel, "Fikri hareketin canlandırılması için epey uğraşmış, daha sonra İstanbul'da hukuk fakültesini kazanmıştır" dedi. Uzun zaman Kırım Tatarlarının milli lideri olan Ülküsal ile anısını anlatan Yüksel, "Çalışmalarımda Kırım'ı seçmemde büyük bir rol oynadı" ifadesini kullandı.  "MÜSTECİB ÜLKÜSAL DAVAYA İLİKLERİNE KADAR İNANMIŞ" Konferansın devamında ise Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay "Dava Adamı Müstecib Ülküsal" konusu ile konuşmacı olarak yer aldı. Karatay sözlerine Müstecib Ülküsal'ın vefatının 27. yılında Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile kabrini ziyaret ettiklerini belirterek başladı. Karatay Müstecib Ülküsal hakkında şu ifadelere yer verdi: "Müstecib Amca gerçekten bir dava adamıydı. İliklerine kadar bir davaya inanmış, bu davanın gereği için de ömrünü ortaya koymuş, ömrünü adamış bir insandı. Onun gibi insanlar hakikaten sık rastlanan insanlar değil. Günümüzde baktığımız zaman Kırım davası için az ya da çok mücadele eden insanlar elbette var. Ama Müstecib Ülküsal gibi daha gençlik yıllarında bu sevdaya tutulmuş, Kırım istiklal davasını her şeyin üzerinde tutmuş ve hiçbir bahane üretmeden elindne geldiği kadarıyla hizmet etmiştir" "KIRIM İŞGALDEN KURTULDUKTAN SONRA  ADI DEĞİŞEN SOKAĞA YİNE MÜSTECİB ÜLKÜSAL İSMİNİ VERECEĞİZ" Ülküsal'ın alçakgönüllü bir insan olduğunu vurgulayan Karatay, gençliğinde onunla nasıl tanıştığından bahsetti. Karatay Kırım'ın Bahçesaray kentinde Müstecib Ülküsal'ın adını verdikleri sokağın isminin değiştiğini belirterek Kırımoğlu'nun "Kırım işgalden kurtulduktan sonra biz yine o sokağa Müstecib Ülküsal adını vereceğiz dedi." ifadesini dile getirdi. İKİ ÖNEMLİ DAVA İNSANI 1995'TE BİR ARAYA GELDİ Avukat Ülküsal'ın diğer meslektaşlarından farklı olarak büyük bir fedakarlıkla Emel Dergisini ve Kırım davasını sırtında taşıdığının altını çizen Karatay, Ülküsal'ın mücadelesini sonuna kadar sürdürdüğünü kaydetti. Karatay 1995 yılında eylem yaptıklarını hatırlatarak, "Emel Kırım Vakfı olarak Altunzade Kültür Merkezinde Müstecib Ülküsal'a saygı günü organize ettik. O toplantıya bugün Çin zulmü altında inleyen Doğu Türkistan davasının bayraktar ismi İsa Yusuf Alptekin'i de davet ettik. Her ikisine de KTMM ve Emel Kırım Vakfı adına plaket, kalpak takdim ettik" diyerek o özel günü katılımcılarla paylaştı. "MÜCADELEYE DEVAM" Karatay, katılımcıları etkileyen sözlerine "Müstecib Ülküsal, Kırım Tatarlarının vatanlarına döndüğünü görerek bahtlı bir şekilde vefat etti" dedi. Karatay aynı zamanda konuşmasında Ukrayna-Rusya Savaşına da dikkat çekerek şunları vurguladı: "Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması için var gücümüzle mücadele etmeliyiz.. Ama fakat demeden, gerekçelere sığınmadan bu savaşın Ukrayna'nın kazanması için Rus propagandasına karşı güçlü bir şekilde mücadele etmeliyiz. Tarihi düşmanımız 1783 senesinden beri bizi büyük coğrafyalara dağıtan, atalarımızı yurtlarından sürgün eden Çarlık Rusya altında aydınlarımızı katleden, vatandaşlarımızı diri diri toprağa gömen Soveyt Rusya bugün için çok kritik bir eşikte. Ve bu kritik eşikte bunun hegomanyasından kurtulmak için tarihi bir fırsat var. Ukrayna'nın savaşı kaznması için, Kırım'ın özgürlüğü için, Tük dünyasının Soveytler Birliği dağıldıktan sonra gerçekten bağımsız olması için mücadele edelim. Durmak yok, mücadeleye devam, mücadeleye devam, mücadeleye devam" vurgusu yaptı.  Konferansın moderatörlüğünü yapan Emel Dergisinin yazarlarından Özgür Karahan çevrimiçi toplantıda Emel Dergisinin ilk baskısını, Müstecib Ülküsal'ın yazdığı "Dobruca ve Türkler, İkinci Dünya Savaşında Berlin Hatıraları ve Kırım'ın Kurtuluş Hatırası, Kırım Türk Tatarları: Dünü Bugünü Yarını ile Müstecib Ülküsal için basılan Kırım Yolunda Bir Müstecib Ülküsal Hatıraları"  kitaplarını sırasıyla katılımcılara tanıttı.  "MÜSTECİB ÜLKÜSAL'I TAKDİRLE ANIYORUM" Kırım Tatar tarihçi, yazar Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı ise sözlerine Müstecib Ülküsal hakkında konuşulacak çok şeyin olduğunu belirterek başladı. Kırımlı, "Müstecib Bey çok büyük bir kararlılıkla çok büyük bir sabırla, çok büyük bir idealizmle bu meşaleyi küllerin içine düşmüş bir kor halinde olsun tutmayı, sönmeyen ateş gibi saklamasını bir tarihçi, bir Kırım Tatarı, bir Müslüman bir Türk bir insan takdiriyle anmak isterim" ifadelerini kullandı. Kırımlı, "Bize çok şey öğretti. Sadece mütevazı, sabırlı bir insandan bahsetmiyoruz aynı zamanda çok büyük basiret sahibi olduğunu öldükten sonra daha iyi idrak ettim. Çok uzun yıllar yalnız dava yürüten insanlarda kaçınılmaz olarak dış dünyaya karşı güvensizilk başlar. Bu sadece güvensilzik değil, inandıkları temsil ettikleri davanın yegane sahiplerinin en haklı sahiplerinin kendi oldukları düşünceleri kafalarına yerleşir. Ama bunu aşabilen insanlar büyük ve kıymetli insanlardı. Müstecib Bey de bunlardan biriydi" dedi. Konferansın sonunda katılımcılar Müstecib Ülküsal'ın eşi Lütfiye Hanım'a, kardeşi Necip Bey'e, çocuğuna ve ikinci eşi Emine Hanım'a Allah'tan rahmet diledi. Canlı yayının tamamını izlemek için tıklayınız: https://www.facebook.com/EmelKirimVakfi/videos/959396051689578/ MÜSTECİB ÜLKÜSAL KİMDİR? Kırım Tatar halkının milli mücadelesinin büyük yolbaşçısı Av. Müstecib Ülküsal, Vatan Kırım’ı terketmek zorunda kalan binlerce Kırım Tatar ailesinden birinin çocuğu olarak Romanya’nın Mangalya kasabası Azaplar köyünde 15 Şubat 1899’da dünyaya geldi. Kırım Tatarlarının 1917’de Kırım’da İstiklâllerini ilan ederek Kırım Ahali Cumhuriyeti’ni kurmaları üzerine, 1918 yılında Kırım’a bir gemiyle gizlice giderek, Kırım Tatarlarının Milli Mücadelesine fiili olârak katılan Müstecib Ülküsal, Akyar’da (Sivastopol) tutuklandı, Kurultay Hükumeti yetkililerince kurtarıldıktan sonra iki yıl, önce Kaytmaz Ağa sonra Fotisala köylerinde öğretmenlik yaptı.  1920 yılında Bolşeviklerin Kırım’ı işgal etmeleri üzerine Kırım’ı terketmek zorunda kaldı. Lise tahsilini İstanbul’da tamamladıktan sonra Romanya’ya döndü ve 1926 yılında Bükreş’te Hukuk Fakültesini bitirdi.  Öğrencilik yıllarında Romanya’da çıkan Türkçe gazetelere makaleler yazarak Türklere milliyetçi bir ruh verme çabalarını, arkadaşlarıyla birlikte kurduğu “Tonguç” cemiyetinin faaliyetleriyle bu çabalarını yaygınlaştırmaya gayret etti. 1 Ocak 1930 yılında Romanya’da 10 idealist arkadaşıyla, Emel Dergisi’ni yayımlamaya başladı. Kırım Kurultay hükumeti Dışişleri bakanı ve Kırım Millî Merkezi başkanı Cafer Seydahmet Kırımer’in isteğiyle Kırım İstiklal Davasının resmi yayın organı olan Emel Dergisini 1941 yılında, Almanların Dobruca’ya gelmeleri üzerinde kapatmak zorunda kalarak Türkiye’ye göç etti. II.Dünya Savaşı esnasında Kırım Milli Merkezi’nin kararıyla, arkadaşı Edige Kırımal ile birlikte, Almanlara esir düşen soydaşlarına yardımcı olmak, Sovyet işgalinden kurtulan Alman işgali altına giren Kırım’da Kırım Tatarlarının bir devlet kurabilmesi imkanlarını araştırmak üzere Almanya’ya gitmiştir. 1942 yılında Türkiye’ye dönerek, 1976 yılına kadar fiili olarak avukatlık yaparak geçimini temin etmişti. Cafer Seydahmet Kırımer’in rahatsızlığı sebebiyle Kırım Millî Merkezi’nin başkanlığını 1955 yılından itibaren vekâleten, 1960 yılında Kırımer’in vefatı sonrası bilfiil yürütmeye başladı. 1960 yılından sonra Türkiye’de yeniden yayınlanmaya başlayan Emel Dergisinin başyazarlığını gözlerinin rahatsızlandığı 1986 yılına kadar yürüten Müstecib Ülküsal, arkadaşlarıyla birlikte 1986 yılında Emel Kırım Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfını kurdu. “Dobruca ve Türkler”, “Kırım Türk-Tatarları”, “II.Dünya Savaşında 1941-42 Berlin Hatıraları ve Kırım’ın Kurtuluş Davası”, “Dobruca’daki Kırım Türklerinde Atasözleri ve Deyimler” adlı eserleri kaleme alan Müstecib Ülküsal, “Gagauzların Aslı” ve “Üç Bozkırlı Atilla-Cengiz-Timur” adlı eserlerinin Türkçeye tercüme etti. Müstecib Ülküsal, 10 Ocak 1996 tarihinde 97 yaşında iken İstanbul’da vefat etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.