SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Fransa

QHA - Kırım Haber Ajansı - Fransa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Fransa haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor Haber

Fransa'da 2027 seçimleri öncesi Rusya alarmı: Adaylara yönelik dezenformasyon soruşturuluyor

Fransa'da 2027'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi öncesinde bazı adayları hedef alan dezenformasyon ve karalama kampanyalarının arkasında Rusya'nın bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla soruşturma başlatıldı. Paris Savcılığı, seçim sürecine yönelik olası dış müdahale iddialarının incelendiğini açıkladı. Soruşturmanın, son haftalarda merkez sağcı Ufuklar Partisinin cumhurbaşkanı adayı ve eski Başbakan Edouard Philippe ile Rönesans Partisinin adayı Gabriel Attal'ı hedef alan çeşitli dezenformasyon ve karalama kampanyalarına odaklandığı bildirildi. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların arkasında Rusya bağlantılı aktörlerin bulunup bulunmadığını ve faaliyetlerin 2027 cumhurbaşkanı seçimini etkilemeye yönelik organize bir girişimin parçası olup olmadığını araştırıyor. PHİLİPPE VE ATTAL HEDEF ALINDI Soruşturmanın merkezinde, Fransa'nın iki önemli siyasi ismini hedef alan çevrim içi dezenformasyon faaliyetleri bulunuyor. Eski Başbakan Edouard Philippe ve eski Başbakan Gabriel Attal, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un siyasi çizgisine yakın isimler arasında yer alıyor ve 2027 seçimlerinde Macron sonrası dönemin öne çıkan adayları olarak değerlendiriliyor. Fransız makamları, söz konusu kampanyaların adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye, siyasi konumlarını tartışmalı hâle getirmeye ve seçmenlerin tercihlerini etkilemeye yönelik olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Soruşturmanın Rusya bağlantısına ilişkin nihai bir sonuca ise henüz ulaşılmış değil. Paris Savcılığı'nın incelemesi kapsamında dezenformasyon içeriklerinin kaynağı, yayılma biçimi ve arkasındaki olası aktörlerin tespit edilmesi amaçlanıyor. ATTAL RUSYA'YI İŞARET ETTİ Gabriel Attal, ağustos ayının başında yaptığı açıklamada Rusya'nın Fransa'daki seçim sürecine müdahale etmeye çalıştığını söyledi. Attal, Moskova'nın özellikle sosyal medya ve çevrim içi propaganda araçları üzerinden Fransa'daki siyasi tartışmaları etkilemeye çalıştığını bildirmişti. Attal ayrıca Rusya'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin adayı Marine Le Pen'i desteklediğini söylemişti. Bu açıklamalar, Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanı seçimi öncesinde yabancı ülkelerin siyasi süreçlere yönelik olası müdahalesi tartışmasını yeniden gündeme getirmişti. Paris yönetimi daha önce de Rusya bağlantılı aktörlerin sosyal medya üzerinden dezenformasyon yaydığı ve Fransız kamuoyunu etkilemeye yönelik operasyonlar yürüttüğü yönünde açıklamalarda bulunmuştu. MACRON YENİDEN ADAY OLAMAYACAK Fransa'da 2027 cumhurbaşkanı seçimi, Emmanuel Macron'un görev süresinin sona ermesi nedeniyle siyasi açıdan kritik bir dönüm noktası olacak. İki dönem üst üste cumhurbaşkanlığı yapan Macron, anayasal sınırlamalar nedeniyle üçüncü kez aday olamayacak. Bu nedenle seçim, Macron sonrası dönemde Fransa'nın siyasi yöneliminin belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Merkez sağ, aşırı sağ ve sol partiler arasında yaşanması beklenen rekabetin yanı sıra yabancı müdahale söylemleri de seçim kampanyasının önemli başlıklarından biri hâline geliyor. İSRAİL'İN SEÇİMLERE MÜDAHALESİ DE GÜNDEME GELMİŞTİ Öte yandan Fransa'da seçimlere yönelik dış müdahale tartışmaları yalnızca Rusya'yla sınırlı değil. Yakın zamanda İsrail merkezli olduğu belirtilen BlackCore adlı şirketin de Fransız siyasetindeki bazı aktörlere yönelik dezenformasyon faaliyetleri yürüttüğü gündeme gelmişti. Basına yansıyan iddialara göre BlackCore, Filistin'e yönelik desteği seçim kampanyasının temel unsurlarından biri hâline getiren Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) partisinden belediye başkan adaylarını hedef alan içeriklerin yayılmasında rol oynadı. Söz konusu faaliyetlerde, adayların kamuoyu nezdindeki itibarını zedelemeye ve seçimlerdeki performanslarını olumsuz etkilemeye yönelik dezenformasyon içerikleri kullanıldı. Fransa hükûmeti de mart ayında düzenlenen yerel seçimlere müdahale edildiği şüphesi üzerine BlackCore hakkında yasal süreç başlatmıştı.

İsveç’te Rus istihbaratı alarmı: Kremlin’in seçimler öncesi planı ortaya çıkarıldı Haber

İsveç’te Rus istihbaratı alarmı: Kremlin’in seçimler öncesi planı ortaya çıkarıldı

İsveç Güvenlik Servisi (Säpo), Rusya'nın uzun süredir yürüttüğü ve ülkenin siyasi karar alma süreçlerini etkilemeyi amaçladığı belirtilen istihbarat operasyonunu ortaya çıkardı. İsveçli güvenlik makamlarının açıklamasına göre, operasyon Rusya Dış İstihbarat Servisi tarafından yönetildi. Kremlin'in hedefleri arasında İsveç'teki tartışmalı toplumsal konuları kullanarak kamuoyunu bölmek, Stockholm yönetimi ile NATO ve Avrupa Birliği'ni (AB) itibarsızlaştırmak ve İsveç'in Ukrayna'ya verdiği desteği zayıflatmak bulunuyordu. RUS İSTİHBARATI İÇİN AJAN KULLANILDI Säpo'nun açıklamasına göre Rus istihbaratı, İsveç'teki diplomatik misyonlardan birinde görev yapan bir kişiyi ajan olarak kullandı. Bunun yanında İsveç karşı istihbaratı, şüpheli faaliyetleri ve ajanla gerçekleştirilen gizli görüşmeleri uzun süre takip ederek operasyonun işleyişini ayrıntılı şekilde belgeledi. Säpo Operasyon Birimi Başkan Yardımcısı Christoffer Wedelin, Rus istihbarat servislerinin insan kaynaklı istihbarata ve ajan kullanımına öncelik vermeyi sürdürdüğünü belirterek, söz konusu operasyonun uzun süredir gizli yöntemlerle yürütüldüğünü ve ajandan İsveç'teki karar alma süreçlerini etkilemek ve bu süreçlere zarar vermek amacıyla bilgi toplamasının istendiğini ifade etti. İSVEÇ'İN NATO VE AB POLİTİKASI HEDEFTE Säpo'ya göre Rus istihbaratının ilgilendiği konular arasında İsveç'in siyasi tutumu, NATO ve AB ile ilişkileri, Ukrayna'ya verdiği destek ve ülkenin askeri kapasitesi yer alıyor. Bunun yanı sıra Rusya'nın İsveç toplumunda bölünmelere yol açabilecek hassas konular hakkında da bilgi toplamaya çalıştığı belirtildi. İsveç Güvenlik Servisi, Kremlin'in bu tür faaliyetleri kısa vadeli değil, uzun vadeli hedefler doğrultusunda yürüttüğünü değerlendirdi. PARLAMENTO SEÇİMLERİ ÖNCESİ RUSYA UYARISI İsveç güvenlik makamları, Rus istihbarat faaliyetlerindeki hareketliliğin 13 Eylül'de yapılması planlanan parlamento seçimleri öncesinde artmasına dikkati çekti. Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyine bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi de İsveç'in Rusya'nın hibrit faaliyetlerinin hedef aldığı tek Avrupa ülkesi olmadığını belirtti. Merkeze göre Fransa'da da Ukrayna'yı destekleyen 2027 cumhurbaşkanlığı seçim adaylarına yönelik dezenformasyon faaliyetlerinde artış gözleniyor. Benzer girişimlerin Almanya'daki yerel seçimler sırasında da görüldüğü ifade edildi. Merkez ayrıca, Rusya'nın Avrupa ülkelerine yönelik hibrit saldırılarını sistematik şekilde artırarak toplumlarda güvensizlik oluşturmayı ve kamuoyunu etkilemeyi amaçladığını belirtti. İSVEÇ HAVA KUVVETLERİ RUS UÇAKLARINI ÖNLEMİŞTİ Öte yandan İsveç Hava Kuvvetleri, nisan ayında Baltık Denizi üzerinde uçan iki Rus Tu-22M3 stratejik bombardıman uçağı ile iki Rus savaş uçağını tespit etmek ve takip etmek üzere JAS 39 Gripen savaş uçaklarını havalandırmıştı. Rus uçakları Gotland Adası'nın kuzeydoğusunda tespit edilerek, söz konusu uçuşu bir “güç gösterisi” olarak değerlendirmiş ve Rus uçaklarının İsveç hava sahasını ihlal etmediğini açıklamıştı.

Avrupa, Ukrayna’daki savaş için ABD’den bağımsız alternatif müzakere formatı üzerinde çalışıyor Haber

Avrupa, Ukrayna’daki savaş için ABD’den bağımsız alternatif müzakere formatı üzerinde çalışıyor

Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık’ın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump yönetiminin Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde Avrupa’yı dışarıda bırakabileceği endişesiyle alternatif bir müzakere formatı üzerinde çalıştığı bildirildi. The New York Times’ın (NYT) Avrupalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, üç ülke Avrupa’nın olası barış görüşmelerinde masada yer almasını güvence altına almak amacıyla ortak bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyor. Haberde, Avrupa’nın ortak tutumunun oluşturulmasında Paris ve Berlin’in öncü rol üstlendiği, yakın zamanda hükûmet değişikliğine giden Londra’nın ise Vaşington ile ilişkilerine zarar verme endişesi nedeniyle sürece daha temkinli yaklaştığı belirtildi. Ayrıca, Avrupalı yetkililere göre, Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi ve Rusya ile ilişkilerin geleceği Avrupa açısından son derece önemli. Bu nedenle Avrupa ülkelerinin, giderek daha öngörülemez hâle geldiğini düşündükleri ABD’ye tek başına güvenmek istemediği ifade edildi. AVRUPA BİR MASAYI PAYLAŞMAK NİYETİNDE Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık'ın, olası bir barış anlaşmasının Avrupa’nın katılımı olmadan imzalanmasını engellemek istediği, ancak Moskova ile yürütülecek müzakerelerde ABD’nin arabulucu rolünün devam edeceğini kabul ettiği aktarıldı. NYT haberinde, Avrupa açısından Ukrayna savaşının ciddi bir güvenlik sorunu olduğu ve Rusya’nın olası bir zaferinin kıta üzerinde büyük sonuçlar doğuracağı değerlendirmesine yer verildi. Bu nedenle "E3" olarak bilinen Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın, Ukrayna’yı destekleyen temel Avrupalı müzakereciler arasında yer alması gerektiğine inandığı belirtildi. Üç ülkenin diplomatlarının üzerinde çalıştığı olası müzakere formatının ayrıntıları ise henüz kamuoyuna açıklanmadı. Öre yandan, Cumhurbaşkanı Zelenskıy daha önce yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın barış görüşmeleri kapsamında her türlü toplantı formatına hazır olduğunu ve ağustos ayında ABD tarafının sürece aktif katılım göstermesini beklediğini belirtmişti.

Aşırı sıcaklar AB ekonomisine 180 milyar avroya mal olacak Haber

Aşırı sıcaklar AB ekonomisine 180 milyar avroya mal olacak

Avrupa’da bu yaz etkili olan aşırı sıcaklar ve uzun süreli kuraklık, Avrupa Birliği (AB) ekonomisine yaklaşık 180 milyar avro zarar verecek ve 2026 için öngörülen ekonomik büyümeyi fiilen ortadan kaldıracak. Anadolu Ajansının (AA) 10 Ağustos tarihli haberine göre, Hollanda merkezli Triodos Bank, Avrupa’da etkili olan aşırı sıcakların ekonomik etkilerine ilişkin “Sıcak Yaz Ekonomisi” başlıklı bir çalışma yayımladı. Çalışmada, Avrupa’da rekor sıcaklar ve uzun süreli kuraklığın insan sağlığı ve ekosistemlerin yanı sıra tarım, enerji, ulaştırma ve iş gücü verimliliğini de olumsuz etkilediği belirtildi. Triodos Bank’ın analizine göre, yaz aylarında yaşanan aşırı hava koşulları 2026 yılında AB Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nı (GSYH) yaklaşık yüzde bir düşürecek. Bunun yaklaşık 180 milyar avroya karşılık geldiği ve söz konusu kaybın yıl için daha önce öngörülen ekonomik büyümeyi ortadan kaldıracağı ifade edildi. SICAKLAR İŞ GÜCÜ VERİMLİLİĞİNİ DÜŞÜRÜYOR Çalışmada, aşırı sıcakların ekonomiye en büyük etkisinin iş gücü verimliliğindeki düşüşten kaynaklandığı belirtildi. Sıcaklıkların yaklaşık 25 ile 30 derecenin üzerine çıkmasının ardından çalışanların üretkenliğinin ölçülebilir biçimde azaldığı ifade edilen çalışmada, etkinin özellikle fiziksel güç gerektiren işlerde, açık havada çalışanlarda ve iklimlendirme bulunmayan iş yerlerinde yoğunlaştığı kaydedildi. Aşırı sıcakların ofis çalışanlarının performansını ve uyku kalitesini de olumsuz etkileyebildiği, sıcak günlerde işe devamsızlığın arttığı aktarıldı. Çalışmada, 2026 yazındaki sıcaklıkların iş gücü verimliliği üzerinden AB GSYH’sinde ortalama yüzde 0,6 civarında kayba neden olacağı tahmin edildi. TARIMSAL ÜRETİM YÜZDE 7'YE KADAR DÜŞECEK Aşırı sıcak ve kuraklık nedeniyle AB’de tarımsal üretimin yüzde 3 ile yüzde 7 arasında düşmesinin beklendiği belirtildi. Çalışmada, gıda fiyatlarındaki artış, enerji üretimindeki kısıtlamalar ve elektrik fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra kara yolları, demir yolları ve iç su yollarındaki aksamaların ekonomik zararı daha da artırdığı ifade edildi. EN FAZLA FRANSA ETKİLENECEK Çalışmaya göre, aşırı sıcaklardan en fazla Fransa etkilenecek. Tekrarlayan sıcak hava dalgalarının Fransa’nın GSYH’sini yaklaşık yüzde 1,4 azaltacağı ve ülke ekonomisinin yıllık bazda yüzde 0,6 daralmasına yol açacağı öngörüldü. İtalya, İspanya ve Belçika’da da aşırı sıcaklar nedeniyle önemli ekonomik kayıplar yaşanacağı kaydedildi. AB Komisyonu, 2026 yılında AB ekonomisinin yüzde 1,1 büyümesini öngörüyordu.

Eski Fransa Başbakanı Attal: Rusya, 2027 seçim sürecine müdahale ediyor Haber

Eski Fransa Başbakanı Attal: Rusya, 2027 seçim sürecine müdahale ediyor

Eski Fransa Başbakanı ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un partisi Rönesans'ın 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki adayı Gabriel Attal, Rusya'nın Fransa'daki seçim sürecine müdahale ettiğini açıkladı. BFM TV'ye konuşan Attal, Kremlin'in seçim sürecinde bazı adaylara yönelik etki operasyonları yürüttüğünü belirterek, Rusya'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisinin cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen'i desteklediğini söyledi. Attal, Rusya'nın Fransa'nın demokratik sürecini etkilemeye çalıştığını ifade ederek, Kremlin'in 2024 Avrupa Parlamentosu seçimleri sırasında da benzer müdahale girişiminde bulunduğunu kaydetti. FRANSA HÜKÛMETİ: YABANCI MÜDAHALEYLE MÜCADELE ÖNCELİĞİMİZ Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu da sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, demokrasinin korunmasının ve yabancı müdahaleyle mücadelenin hükûmetin temel öncelikleri arasında yer aldığını belirtti. Lecornu, seçim dönemlerinde adayları hedef alan dezenformasyon faaliyetlerinin tespit edildiğini ve ilgili kişilerin bu konuda bilgilendirildiğini ifade etti. Hükûmetin seçim süreçlerinde yalan haber ve dezenformasyon üretenlere yönelik cezaları üç katına çıkaracak bir yasa tasarısı hazırladığını hatırlatan Lecornu, yabancı müdahalelere karşı tüm siyasi kesimlerin ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fransa'da 2027 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, iki dönem görev yapan Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron anayasal sınırlama nedeniyle yeniden aday olamayacak. Öte yandan Fransa'da daha önce de yabancı seçim müdahalesi tartışmaları gündeme gelmiş, İsrailli BlackCore şirketi hakkında mart ayında gerçekleştirilen yerel seçimlere müdahale ettiği şüphesiyle yasal süreç başlatılmıştı.

Avrupa'daki siyasi değişim Gönüllüler Koalisyonu'nun geleceğini belirsizleştiriyor Haber

Avrupa'daki siyasi değişim Gönüllüler Koalisyonu'nun geleceğini belirsizleştiriyor

The Telegraph gazetesi, Avrupa'da önümüzdeki dönemde yaşanabilecek siyasi liderlik değişimlerinin, Ukrayna'ya destek amacıyla oluşturulan Gönüllüler Koalisyonu'nun (Coalition of the Willing) geleceğini riske atabileceği konusunu gündeme taşıdı. Gazetenin diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Avrupa'daki en büyük endişe Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından görevinden ayrılacak olması. Haberde, Macron'un Ukrayna'ya verilen Avrupa desteğinin en önemli mimarlarından biri olduğu, ancak aynı çizgiyi sürdürecek güçlü bir halefin henüz görünmediği belirtildi. LE PEN'İN OLASI ZAFERİ ENDİŞE YARATIYOR Habere göre, bahis şirketlerinin favori adaylarından biri olan aşırı sağcı lider Marine Le Pen'in seçilmesi halinde Fransa'nın Ukrayna politikasında önemli değişiklikler yaşanabileceği değerlendiriliyor. The Telegraph, Le Pen'in daha önce Fransa'nın NATO'nun askeri komuta yapısından ayrılmasını savunduğunu, Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılmasını istediğini ve Ukrayna'nın Moskova'nın şartları doğrultusunda bir barış anlaşmasını kabul etmesi gerektiğini dile getirdiğini hatırlattı. Gazeteye göre, sol görüşlü siyasetçi Jean-Luc Mélenchon ise Fransa'nın Batı ittifakından tamamen ayrılmasını savunuyor. İngiliz yetkililerin, olası bir yönetim değişikliğinin Gönüllüler Koalisyonu'nun geleceği ile müttefikler arasındaki gizli istihbarat paylaşımını nasıl etkileyeceği konusunda şimdiden değerlendirmeler yaptığı aktarıldı. Haberde görüşlerine yer verilen ismi açıklanmayan Batılı bir yetkili, böyle bir senaryonun NATO açısından "büyük bir sorun" oluşturabileceğini ifade etti. GÖZLER MERZ'DE, ANCAK BERLİN'DE DE BELİRSİZLİK HÂKİM The Telegraph, Macron'un ardından Avrupa'da liderliği üstlenebilecek en güçlü isimlerden birinin Almanya Başbakanı Friedrich Merz olduğunu yazdı. Haberde, Merz'in Almanya ordusunu Avrupa'nın en güçlü ordularından biri haline getirmeyi hedefleyen reformlar yürüttüğü, ancak iç siyasette ciddi baskılarla karşı karşıya bulunduğu belirtildi. Merz'in kendi partisinden milletvekili olan emekli albay Roderich Kiesewetter, Almanya'daki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinde hâlâ "Moskova bağlantısı" olarak tanımladığı bir anlayışın etkili olduğunu savundu. Kiesewetter'e göre, her iki partide de savaş sona erdiğinde Rusya ile eski ilişkilerin yeniden kurulmasını isteyen çevreler bulunuyor. Milletvekili, bunun Almanya'nın Ukrayna'ya Taurus uzun menzilli seyir füzelerini vermemesi ve Rusya'nın "gölge filosuna" (uluslararası yaptırım listesinde olan fakat üçüncü ülke bayrağı altında faaliyet yürüten gemiler) ait gemilere el koymaması gibi kararlara da yansıdığını belirtti. "Merz'in de bu Moskova bağlantısıyla mücadele etmesi gerekiyor." ifadelerini kullanan Kiesewetter, Almanya Başbakanı'nın ayrıca Rus diplomatların Schengen Bölgesi'ndeki serbest dolaşımının sınırlandırılmasına yönelik Avrupa Birliği (AB) girişimini engellediğini ve Berlin'deki, Rus istihbarat ağı için paravan olarak değerlendirilen "Rus Evi" kültür merkezini kapatmayı da reddettiğini açıkladı. Kiesewetter, "Bu liderlik değildir. Avrupa'ya yeni bir Churchill gerekiyor. Avrupa birkaç kez 'Churchill anı' yaşadı ancak hâlâ kendi Churchill'ini çıkaramadı." değerlendirmesinde bulundu. Alman siyasetçi, Batı'nın kararsızlığının sürmesi halinde Ukrayna'nın bölgede farklı güç odaklarından destek aramak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. POLONYA VE İTALYA'NIN LİDERLİĞİ ÜSTLENMESİ BEKLENMİYOR Haberde, Polonya Başbakanı Donald Tusk ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de Avrupa'daki liderlik boşluğunu doldurmasının zor olduğu ifade edildi. The Telegraph'a göre, her iki lider de Ukrayna'ya asker gönderilmesine karşı çıkıyor ve gelecek yıl yapılacak seçimlere odaklandıkları için Avrupa'nın yeni lideri rolünü üstlenmeye sıcak bakmıyor. İNGİLTERE UKRAYNA POLİTİKASINI SÜRDÜRMEK İSTİYOR Gazete, Birleşik Krallık'ta göreve gelen yeni Başbakan Andy Burnham'ın dış politika deneyiminin sınırlı olmasına rağmen göreve başladıktan sonraki ilk yabancı lider görüşmesini Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile yaptığını hatırlattı. Burnham'ın Portsmouth'ta Zelenskıy'yı ağırlayarak Londra'nın Ukrayna'ya ve NATO'ya verdiği desteğin süreceği mesajını müttefiklerine ilettiği kaydedildi. Haberde, daha önce Keir Starmer ile Emmanuel Macron'un, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'ya yönelik ilgisinin azalması döneminde Londra ile Paris arasındaki uzun yıllara dayanan anlaşmazlıkları geride bırakarak Avrupa'da ortak liderlik üstlendikleri belirtildi. İki liderin, Ukrayna'ya destek amacıyla 30'dan fazla ülkeyi aynı platformda buluşturduğu ve Hürmüz Boğazı'nda mayın temizleme planı gibi ortak girişimlerde öncü rol oynadığı ifade edildi. The Telegraph, Starmer'in görevden ayrılışının doğal karşılandığını ancak Macron'un ayrılmasının Avrupa'da çok daha büyük endişe yaratabileceğini, Burnham'ın ise tek başına Gönüllüler Koalisyonu'nun liderliğini üstlenip üstlenemeyeceğinin belirsiz olduğunu yazdı. Öte yandan Gönüllüler Koalisyonu, son aylarda Ukrayna'ya yönelik çok sayıda savunma girişiminin koordinasyon platformu olarak öne çıkıyor. Temmuz ayında Ukrayna ile dokuz Avrupa ülkesi balistik füze tehditlerine karşı ortak savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla Anti-Balistik Koalisyonunu kurmuş, aynı dönemde Reuters da koalisyon üyelerinin Ukrayna hava savunmasını önemli ölçüde güçlendirecek somut bir plan üzerinde çalıştığını duyurmuştu.

Ukraynalı kurtarma ekipleri, orman yangınlarıyla mücadele için Fransa'ya gitti Haber

Ukraynalı kurtarma ekipleri, orman yangınlarıyla mücadele için Fransa'ya gitti

Ukrayna, orman yangınlarıyla mücadeleye destek vermek amacıyla Fransa'ya 70 kişilik kurtarma ekibi ve 15 özel müdahale aracı gönderdi. Ukrayna İçişleri Bakanı İvan Vıhivskıy, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın talimatı ve Avrupa Birliği (AB) Sivil Koruma Mekanizması kapsamında Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi'ne bağlı ekiplerin 31 Temmuz 2026 tarihinde cuma sabahı Fransa'ya hareket ettiğini açıkladı. Bunun yanında Bakan Vıhivskıy, Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nuñez ile gerçekleştirdiği çevrim içi görüşmede Ukraynalı kurtarma ekiplerinin Fransa'daki görevine ilişkin ayrıntıları ele aldıklarını belirtti. SAVAŞ KOŞULLARINDA KAZANILAN DENEYİM Vıhivskıy, Ukraynalı kurtarma ekiplerinin son derece zorlu koşullarda çalışma konusunda benzersiz bir deneyime sahip olduğunu vurgulayarak, ekiplerin her gün Rus saldırılarının yol açtığı yıkımı giderdiğini, büyük yangınlara müdahale ettiğini, arama-kurtarma operasyonları yürüttüğünü ve sürekli tehlike altındaki bölgelerde görev yaptığını söyledi. Fransa İçişleri Bakanı'na Ukrayna İçişleri Bakanlığı birimlerinin çalışmalarına duyduğu güven ve iki ülke arasındaki iş birliğini geliştirme isteği nedeniyle teşekkür eden Vıhivskıy, "Tam kapsamlı savaşa ve her gün onlarca saldırıya maruz kalmamıza rağmen Ukrayna, zor zamanlarında dostlarına yardım etmeye her zaman hazırdır." dedi. Öte yandan, Fransa'nın güneybatısında 220 binden fazla, İspanya'da ise yaklaşık 100 bin kişi devam eden orman yangınları nedeniyle tahliye edilmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.