SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gaziantep

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gaziantep haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gaziantep haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Gastrodiplomasi Gaziantep sokaklarında: Sofra ve miras kültürel rotada buluştu Haber

Gastrodiplomasi Gaziantep sokaklarında: Sofra ve miras kültürel rotada buluştu

2022 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde ilan edilen Türk Mutfağı Haftası, bu yıl sofrayı yalnızca yemek kültürünün değil; hatıraların, göçlerin, imece ruhunun, aile bağlarının ve kuşaklar arası aktarımın merkezi olarak yeniden yorumluyor. Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Akdeniz havzasına uzanan tarihsel birikim, Gaziantep’in taş sokaklarında yeniden görünür hâle geliyor. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin ikinci gününde gastrodiplomasi trafiği kentin tarihî ve kültürel mekânlarına taşındı. Program kapsamında katılımcılar ilk olarak Bey Mahallesi’nde düzenlenen tarihî kent turuna katıldı. Kurtuluş Cami, geleneksel Antep evleri ve Oyuncak Müzesi’ni kapsayan gezi sırasında Gaziantep’in mimari mirası, kent hafızası ve kültürel dokusu yerinde incelendi. Tarihî turun ardından katılımcılar, Gaziantep’in simge lezzetlerinden biri olan katmeri tatmak üzere Katmerci Zekeriya Usta’da bir araya geldi. Geleneksel üretim yöntemleri hakkında bilgi verilen etkinlikte, katmerin bölgenin gastronomi kültüründeki yeri ve uluslararası tanınırlığı ele alındı. Programın bir sonraki durağı ise yüzyıllardır kentin sosyal yaşamının önemli merkezlerinden biri olan Tahmis Kahvesi oldu. Burada gerçekleştirilen menengiç kahvesi tadımında, Gaziantep’in özgün kahve kültürü tanıtılırken katılımcılar geleneksel ikram ritüelleri hakkında da bilgi aldı. Günün ikinci bölümünde etkinlikler, Erikçe’de bulunan Mutfak Sanatları Merkezi’nde düzenlenen mutfak atölyeleri ve tadım programlarıyla devam etti. Katılımcılar, Gaziantep mutfağının geleneksel tariflerinin hazırlanış süreçlerini uygulamalı olarak deneyimlerken, yerel ürünlerin gastronomik değerine ilişkin sunumları takip etti. Tadım etkinliklerinde ise kentin zengin mutfak mirasını yansıtan çeşitli lezzetler tanıtıldı.

Yuvalamadan gastrodiplomasiye: Türk Mutfağı Haftası’nda Gaziantep rüzgârı esiyor! Haber

Yuvalamadan gastrodiplomasiye: Türk Mutfağı Haftası’nda Gaziantep rüzgârı esiyor!

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin ilk günü sona erdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen etkinliklerin ilk günü, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programın açılışında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Feray Yılmaz ve Gaziantep Valisi Kemal Çeber konuşma yaparken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ile Emine Erdoğan’ın video mesajları katılımcılarla paylaşıldı. GASTRODİPLOMASİNİN GELECEĞİ PANELDE DEĞERLENDİRİLDİ Açılış programının ardından “Gaziantep’te Gastrodiplomasi: Sofra ve Miras” başlıklı panel gerçekleştirildi. Gaziantep Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atınç Olcay’ın moderatörlüğündeki panele, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fulya Harp Çelik, Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi Şefi Cuma Kaplan, Gastronomi Yazarı ve Araştırmacısı Özden Mermer Özsabuncuoğlu, dördüncü kuşak Baklava ve Kebap Ustası Burhan Çağdaş ile Baklava Ustası Coşkun Koçak konuşmacı olarak katıldı. Panelin ardından katılımcılar Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’ni ziyaret etti. GAZİANTEP İÇİN GASTRODİPLOMASİ YOL HARİTASI MASAYA YATIRILDI “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen “Gaziantep İçin Gastrodiplomasi Modeli ve İş Birliği Mekanizmaları”başlıklı çalıştayda, kentin gastronomi alanındaki ulusal ve uluslararası konumunun güçlendirilmesine yönelik öneriler ele alındı. Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi’nde düzenlenen çalıştayda akademisyenler, gastronomi uzmanları, şefler, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarının yöneticileri bir araya geldi. Çalıştayda Gaziantep’in sahip olduğu gastronomi mirasının kültürel diplomasi, şehir markalaşması ve uluslararası tanıtım süreçlerinde daha etkin kullanılması için izlenebilecek stratejiler değerlendirildi. MUTFAK ATÖLYELERİ VE TADIM ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ Etkinliklerin ilk gününde eş zamanlı olarak Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi’nde mutfak atölyeleri ve tadım etkinlikleri de gerçekleştirildi. Katılımcılar, Gaziantep mutfağının geleneksel üretim tekniklerini yakından inceleme ve kentin özgün lezzetlerini deneyimleme fırsatı buldu. GAZİANTEP MUTFAK SANATLARI MERKEZİ ŞEFİ KAPLAN'DAN YUVALAMA UYGULAMASI Etkinlikte, Gaziantep mutfağının geleneksel lezzetleri tanıtılırken, kentin asırlık yemek kültürü uygulamalı olarak anlatıldı. Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi Şefi Cuma Kaplan, kentin simge yemeklerinden biri olan yuvalama çorbasının yapım aşamalarını katılımcılara uygulamalı olarak gösterdi. Şef Kaplan’ın sunumunu ilgiyle takip eden yerli ve yabancı basın mensupları ile davetliler, hazırlık sürecini yakından izleme fırsatı buldu. Sunumun ardından konuklara Gaziantep’e özgü lezzetlerden oluşan özel bir menü ikram edildi. Menüde tadım yuvalama, tarhunlu Antep böreği (fındık), erik tavası ve astarlı sütlaç yer aldı. Geleneksel yemekler, Gaziantep mutfağının özgün tatları ve sunum kültürü eşliğinde misafirlerin beğenisine sunuldu. Günün ilerleyen saatlerinde Zeugma Mozaik Müzesi ile Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi ziyaret edildi. Misafirler Gaziantep’in tarihî ve kültürel dokusunu yakından tanıma imkânı elde etti. Program kapsamında ayrıca Gaziantep Kalesi çevresi, Bakırcılar Çarşısı, Zincirli Bedesten ve Gümrük Hanı’nda serbest gezi gerçekleştirildi. Etkinliklerin ilk günü, çalıştay katılımcıları ve basın mensuplarının katıldığı akşam yemeğiyle sona erdi.

Gaziantep Valisi Çeber: Kültürel değerler dünya barışının aracı olmalı Haber

Gaziantep Valisi Çeber: Kültürel değerler dünya barışının aracı olmalı

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” kapsamında Gaziantep Valisi Kemal Çeber, yabancı basın mensupları ile bir araya geldi. Gaziantep’in tarihî, kültürel ve gastronomik zenginliklerini anlatan Çeber, kentin yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Gaziantep’in yaklaşık 8 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Çeber, kentte aynı anda beş antik kentte arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Karkamış, Yesemek, Dülük, Zeugma ve Rumkale’de yürütülen çalışmaların kentin tarihsel derinliğini ortaya koyduğunu kaydeden Çeber, Gaziantep’in diğer tarih kentlerinden farklı olarak binlerce yıldır kesintisiz yerleşime ev sahipliği yaptığını vurguladı. Gaziantep’in Mezopotamya ve Bereketli Hilal coğrafyasının önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Çeber, buğdayın ve zeytinin ilk kez kültüre alındığı bölgelerden birinin de bu coğrafya olduğunu belirtti. Tarihin ve medeniyetlerin kesişme noktasında bulunan kentin gastronomi kültürünün de bu birikimden beslendiğini ifade eden Çeber, Gaziantep mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını, binlerce yıllık kültürel etkileşimin sonucu olarak şekillendiğini söyledi. Gaziantep mutfağının bugün dünya çapında tanınan bir marka hâline geldiğini ifade eden Çeber, kentte 600’den fazla yöresel yemeğin bulunduğunu belirtti. Şehrin gastronomi alanındaki iddiasını yineleyen Çeber, “Dünya eğer bir ev olsaydı, mutfağı Gaziantep’te olurdu.” sözleriyle kentin mutfak kültürüne olan güvenini dile getirdi. “KÜLTÜREL DEĞERLER DÜNYA BARIŞININ ARACI OLMALI” Gaziantep Valisi Çeber, yabancı basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği buluşmada katılımcıların sorularını da yanıtladı. Gaziantep Valisi Kemal Çeber, gastronominin yalnızca bir mutfak meselesi olmadığını, ülkelerin kültürel kimliklerini dünyaya anlatan önemli bir unsur olduğunu söyledi. Her ülkenin kendine özgü yemekleri, kıyafetleri, halk oyunları ve müziği bulunduğunu belirten Çeber, bu değerlerin toplumlar arasında dostluğu güçlendirmek ve dünya barışına katkı sunmak amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güney Kore’den Amerika Birleşik Devletleri’ne, Birleşik Krallık’tan İtalya’ya kadar birçok ülkenin gastronomik ve kültürel değerleriyle tanındığını kaydeden Çeber, Türkiye’nin de sahip olduğu zengin kültürel mirası uluslararası alanda daha görünür hâle getirmesi gerektiğini vurguladı. Dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Çeber, kültürel etkileşim ve insanî değerlerin önemine işaret ederek, savaşların ve çatışmaların gölgesinde yaşayan çocukları hatırlattı. Filistin’de, Ukrayna’da ve dünyanın farklı bölgelerinde çocukların savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Çeber, insanların ortak değerler etrafında buluşmasının ve barış kültürünün güçlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Konuşmasında eğitimin ve kültürel iş birliğinin önemine de değinen Çeber, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan insani krizlerin yalnızca ilgili ülkeleri değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini ifade etti. Kültür, sanat ve gastronomi gibi ortak değerlerin toplumlar arasında köprü kuran en güçlü araçlardan biri olduğunu vurgulayan Çeber, uluslararası ilişkilerde diyalog ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesine katkı sunacak her girişimin desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. “GAZİANTEP’İN 27 KARDEŞ ŞEHRİ VAR” Gaziantep’in uluslararası ilişkileri ve kardeş şehir uygulamaları üzerine değerlendirmelerde bulunan Çeber, kentin farklı ülkelerden 27 kardeş şehir bağlantısına sahip olduğunu belirtti. Bir gazetecinin Yunanistan’ın Selanik kentiyle kardeş şehir ilişkilerine yönelik sorusu üzerine konuşan Çeber, Türkiye ile Yunanistan halkları arasındaki kültürel yakınlığa dikkat çekti. Selanik’in Türkiye açısından özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Çeber, kardeş şehir süreçlerinin yalnızca yerel yönetimlerin iyi niyetiyle değil, ülkeler arasındaki diplomatik süreçlerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Türkiye’nin dış politika anlayışının barış temeline dayandığını vurgulayan Çeber, “Bizim felsefemiz Atatürk’ün ortaya koyduğu ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesidir. Başka türlü bir yaklaşımımız yok.” dedi.

Gaziantep’te gastrodiplomasi buluşması: "Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras" başladı! Haber

Gaziantep’te gastrodiplomasi buluşması: "Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras" başladı!

2022 yılında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde ilân edilen Türk Mutfağı Haftası, bu yıl sofrayı yalnızca yemek kültürünün değil; hatıraların, göçlerin, imece ruhunun, aile bağlarının ve kuşaklar arası aktarımın merkezi olarak yeniden yorumluyor. Anadolu’dan Balkanlar’a, Kafkasya’dan Akdeniz havzasına uzanan tarihsel birikim, Gaziantep’in taş sokaklarında yeniden görünür hâle geliyor. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin açılışı, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleşti. Açılış Türk mutfağının yalnızca tariflerden değil; yüzyılların biriktirdiği hafıza, gelenek ve kültürel mirastan oluştuğunu ortaya koyan güçlü mesajlarla başladı. “GASTRONOMİNİN BAŞKENTİ GAZİANTEP” Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen programda, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Feray Yılmaz açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Yılmaz yaptığı konuşmada, gastronominin yalnızca yemek kültürü olmadığını, toplumların hafızasını, geleneklerini ve kültürel mirasını geleceğe taşıyan en önemli unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Gaziantep’in tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan köklü bir şehir olduğunu belirten Yılmaz, şehrin İpek Yolu üzerindeki stratejik konumunun yalnızca ticaretin değil, kültürlerin ve mutfak geleneklerinin de buluşma noktası olmasını sağladığını söyledi. Bu tarihsel birikimin Gaziantep mutfağına da yansıdığını dile getiren Yılmaz, şehrin çok katmanlı gastronomi kültürüyle Türkiye’nin en önemli mutfak merkezlerinden biri hâline geldiğini kaydetti. UNESCO Gastronomi Şehirleri Ağı’nda yer alan Gaziantep’in mutfak kültürünü yalnızca korumadığını, aynı zamanda sofralar aracılığıyla gelecek nesillere aktardığını vurgulayan Yılmaz, sofranın Türk kültüründe özel bir yere sahip olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Aslında biliyoruz ki sofra sadece yemek yenilen bir alan dışında gelecek nesillere aktarılan paylaşmanın, dostluğun, dayanışmanın ve bir arada olmanın bir göstergesi olarak bizde çok önemli bir yer kaplıyor.” dedi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak gastronomi alanında kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Yılmaz, kentin köklü mutfak kültürünü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini söyledi. Bu kapsamda açılan kurslar, MUSEM Akademi, Mutfak Sanatları Merkezi ve GASMEK bünyesinde gerçekleştirilen eğitimlerle Gaziantep mutfağının hem yerli hem yabancı misafirlere tanıtıldığını aktaran Yılmaz, özellikle kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik gastronomi eğitimlerinin sürdüğünü ifade etti. Yerel yönetimlerin görevlerinin yalnızca altyapı hizmetleriyle sınırlı olmadığını vurgulayan Yılmaz, belediyeciliğin aynı zamanda kültürü, sanatı, tarihi ve gençlerin önünü açacak vizyoner projeleri desteklemek anlamına geldiğini söyledi. Yılmaz, “Bizler Gaziantep'in tanıtımında sadece binalarla değil akılda kalacak mutfak kültürüyle de yer alma konusunda vizyonumuzu gerçekleştirme üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı. Yılmaz, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in yurt dışı programı nedeniyle etkinliğe katılamadığını belirterek, Şahin’in selam ve iyi dileklerini katılımcılara iletti. Başkan Şahin’in liderliğinde Gaziantep’i yalnızca bir sanayi ve üretim şehri değil, aynı zamanda kültürün, gastronominin ve sanatın başkentlerinden biri hâline getirme vizyonuyla çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, gençlerin gastronomi alanında yetişmesine yönelik projelere de önem verdiklerini söyledi. Konuşmasının sonunda programa katılan misafirlere teşekkür eden Yılmaz, gastronomi denildiğinde akla gelen şehirlerden biri olan Gaziantep’te böyle anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek tüm katılımcıları saygı ve sevgiyle selamladı. “DÜNYA EĞER BİR EV OLSAYDI O EVİN MUTFAĞI GAZİANTEP OLURDU” Gaziantep Valisi Kemal Çeber açılışta yaptığı konuşmada, Gaziantep’in yalnızca gastronomiyle değil, taşıdığı binlerce yıllık medeniyet birikimiyle de Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olduğunu vurguladı. Çeber, gastronominin artık yalnızca mutfak kültürü değil, kültürel diplomasi ve uluslararası temsil açısından da stratejik bir alan hâline geldiğini söyledi. Çeber, programın Gaziantep’te düzenlenmesini “en doğru tercih” olarak değerlendirdi. “Önünde ‘gastro’ olan her türlü etkinliğin yapılması gereken şehir Gaziantep’tir.” diyen Çeber, şehrin gastronomi alanındaki uluslararası kimliğinin UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edilmesiyle tescillendiğini ifade etti. Öte yandan Gaziantep’in yalnızca gastronomiyle anılmayacak kadar güçlü bir şehir olduğunu belirten Çeber, son yıllarda kentin özellikle gastronomi ve sanayi alanlarında öne çıktığını kaydetti. Türk Mutfağı Haftası kapsamında gerçekleştirilen programın önemine dikkat çeken Çeber, Emine Erdoğan’ın öncülüğünde yürütülen çalışmaların Türkiye’nin kültürel değerlerinin uluslararası görünürlüğüne katkı sunduğunu söyledi. Gaziantep’e geldikten sonra gastronominin günlük yaşam, kültür ve şehir kimliği üzerindeki etkisini daha yakından hissettiğini dile getiren Çeber, “Gastrodiplomasi” kavramının Gaziantep’te somut karşılığını gördüğünü belirtti. Şehirde kullanılan “Antep'in içi kahkenin üçü” ve “İyi yemek heder olacağına kötü karın (mide) yırtılsın” gibi atasözlerinin büyük bölümünün yemek kültürüyle ilgili olduğuna dikkat çeken Çeber, bunun gastronominin toplumsal hafızadaki yerini gösterdiğini ifade etti. Gaziantep’in tarih boyunca farklı medeniyetlerin kesişim noktası olduğuna işaret eden Çeber, İran, Irak ve Suriye gibi köklü medeniyetlerle çevrili coğrafi yapının mutfak kültürüne de doğrudan yansıdığını söyledi. Pişirme tekniklerinden baharat kullanımına, sofra adabından sunum biçimlerine kadar pek çok unsurun bölgesel kültürel etkileşimlerle şekillendiğini kaydeden Çeber, bu durumun güçlü bir gastrodiplomasi zemini oluşturduğunu dile getirdi. Gaziantep’in bulunduğu coğrafyanın Mezopotamya’nın bir parçası olduğunu hatırlatan Çeber, bölgenin insanlık tarihi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Kentin yaklaşık 8 bin yıllık kesintisiz yerleşim geçmişine sahip olduğunu belirten Çeber, Gaziantep’in yalnızca tarihî değil, kültürel süreklilik açısından da özel bir şehir olduğunu ifade etti. Türkiye’nin gastronomi potansiyelinin dünya çapında yeterince tanıtılamadığını da vurgulayan Çeber, Türk mutfağının yalnızca döner, ayran ya da baklavadan ibaret olmadığını söyledi. Türkiye’nin sahip olduğu gastronomik zenginlik ile uluslararası bilinirlik düzeyi arasında ciddi bir fark bulunduğunu ifade eden Çeber, “Çünkü kültürü sadece sanatınızla, müziğinizle, resminizle anlatamazsınız. Kültürün artık en iyi anlatılabildiği, en iyi anlatabileceğiniz alanlardan birisi gastronomi. Bu artık kural oldu.” dedi. Uluslararası toplantılarda gastronominin önemli bir unsur hâline geldiğini belirten Çeber, seyahat eden insanların artık gittikleri ülkelerin mutfağını önceden araştırdığını, gastronominin kültürel iletişimde güçlü bir araç olduğunu dile getirdi. Bu nedenle Türk mutfağının daha görünür hâle getirilmesi gerektiğini ifade eden Çeber, yürütülen çalışmaları bu açıdan değerli bulduğunu söyledi. “Dünya eğer bir ev olsaydı o evin mutfağı Gaziantep olurdu. Biz sahip olduğumuz potansiyeli bilerek, hak ederek, inanarak söylüyoruz. Ve bu anlamda tescillendiğimize de inanıyoruz.” diyen Çeber, program serisinin Gaziantep’ten başlamasının son derece anlamlı olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda Çeber, etkinliğin Türkiye’nin kültürel tanıtımına katkı sunmasını temenni etti. “BİZİM HİKÂYEMİZ BİR SOFRA ETRAFINDA AKIP GİDER” Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran programa gönderdiği video mesajda, Türk mutfağının yalnızca yemek çeşitliliğiyle değil, taşıdığı tarihsel hafıza ve kültürel mirasla da Türkiye’nin en değerli zenginliklerinden biri olduğunu vurguladı. Gaziantep’te düzenlenen programın açılışında katılımcılara hitap eden Duran, Türk Mutfağı Haftası’nın bu yıl “Bir Sofrada Miras” temasıyla gerçekleştirildiğini hatırlatarak, sofranın Türk kültüründe yalnızca yemek yenilen bir alan olmadığını ifade etti. Sofraların aynı zamanda gönüllerin buluştuğu, kuşakların bir araya geldiği ve toplumsal hafızanın yaşatıldığı önemli bir kültürel alan olduğunu belirten Duran, “Bizler sofraya sadece yemek yemek için oturmayız; gönlümüzü ve ruhumuzu doyurmak için de otururuz. Bizim sofralarımızda kuşaklar bir araya gelir, dostluklar pekişir, üzüntüler hafifler, sevinçler çoğalır. Bizim masallarımız, filmlerimiz, dizilerimiz hep bir sofra etrafında şekillenir. Bizim için sofra varıp geldiğimiz bir menzil gibidir. Acı ve tatlı hatırasıyla ömürler sofralarla hatırlanır. Bizim hikâyemiz bir sofra etrafında akıp gider.” ifadelerini kullandı. Türk mutfağının Anadolu’nun bereketli topraklarında şekillenen köklü bir miras olduğunu dile getiren Duran, her yemeğin ardında bir emek, her sofrada ise bir hikâye bulunduğunu söyledi. Farklı coğrafyaların, iklimlerin ve yaşam biçimlerinin birleşmesiyle oluşan bu zenginliğin dünya mutfakları arasında özel bir yere sahip olduğunu kaydeden Duran, gastronomi alanında uluslararası tanınırlık kazanan şehirlerin bu mirası güçlü şekilde temsil ettiğini ifade etti. Gaziantep’in bu şehirlerin başında geldiğini belirten Duran, asırlardır süregelen ustalık geleneği ve yerel ürünlere verilen değer sayesinde kentin yalnızca bir gastronomi merkezi değil, aynı zamanda önemli bir kültür merkezi hâline geldiğini söyledi. Program kapsamında sofra kültürünün tarihsel derinliği ile gastronomi mirasının uluslararası görünürlüğünü artıracak stratejik yaklaşımların ele alınacağını aktaran Duran, Türk mutfağının Türkiye’nin yumuşak gücünü destekleyen küresel bir marka olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Duran, kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör, akademi ve medya arasında kurulacak iş birlikleriyle Türkiye’nin sürdürülebilir bir gastrodiplomasi modeli oluşturabileceğini belirterek, düzenlenen organizasyonun hem Gaziantep’in hem de Türkiye’nin gastrodiplomasi vizyonuna önemli katkılar sunacağına inandığını ifade etti. Konuşmasının sonunda programın düzenlenmesine katkı sunan kurumlara teşekkür eden Duran, oturumlarda görüş ve önerilerini paylaşacak panelistlere ve etkinliğe yoğun ilgi gösteren Gaziantep halkına şükranlarını iletti. EMİNE ERDOĞAN’DAN İMECE GELENEĞİNE VURGU Emine Erdoğan’ın video mesajında, Türk mutfağının yalnızca bir lezzet kültürü değil, insanlığın ortak hafızasını taşıyan köklü bir medeniyet mirası olduğunu vurguladı. Bu yıl “Bir Sofrada Miras” temasıyla beşincisi kutlanan Türk Mutfağı Haftası dolayısıyla konuşan Emine Erdoğan, Türk mutfağını “tarihin en eski arşivlerinden biri” olarak nitelendirerek, bu büyük kültürel mirasın Türkistan’dan Anadolu’ya, oradan Osmanlı coğrafyasına uzanan tarihsel bir yolculukla şekillendiğini ifade etti. Farklı kültürlerin yüzyıllar boyunca birbirine temas ederek zenginleştiğini belirten Erdoğan, “Kaynayan tencereler yemekle birlikte kültürler arası diyaloğu güçlendiren bir medeniyet dili de üretmiştir. Farklı dinlerden, dillerden ve kimliklerden insanlar Anadolu'nun barış coğrafyasında kapı komşusu olmuş, sofralar, sevgi, saygı ve hürmetin mekânları olmuştur. Böylece kardeşlik ruhu Anadolu'da adeta beşinci bir mevsim olarak yaşanmıştır.” dedi. Anadolu’da farklı dinlerden, dillerden ve kimliklerden insanların aynı sofralarda buluştuğunu dile getiren Erdoğan, sofraların sevgi, saygı ve hürmetin mekânı hâline geldiğini ifade etti. Erdoğan, “İlk ekmeğin piştiği, zeytinin işlendiği, üzümün pekmeze dönüştüğü bu kadim topraklarda insan odaklı bir medeniyet tasavvuru asırlardır sofraya taşınıyor. Bu yönüyle Türk mutfağı bir medeniyet okuludur.” ifadelerini kullandı. Kurulan her sofrada inançların, kültürel kodların, aile değerlerinin ve insan sevgisinin yer aldığını belirten Erdoğan, sofraların bugün de geleneklerin yeni nesillere aktarıldığı yaşayan bir miras alanı olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Anadolu’daki imece kültürüne de dikkat çeken Erdoğan şu ifadeleri kullandı: Kurduğumuz her sofrada inancımız kültürel kodlarımız, aile değerlerimiz ve insanlığa duyduğumuz derin muhabbet de yerini alır. Ne mutlu ki soframız bugün geleneklerimizin yeni nesillere aktarıldığı yaşayan bir miras alanı olmayı sürdürüyor. Sofralarımızın baş köşesi hâlâ misafirlerimiz için ayrılırken Anadolu'nun kapıları tarih misafirlerine ardına kadar açılmaya devam ediyor. Doğumda, düğünde, cenazede komşular bir araya geliyor, sorumlulukları paylaşıyor. Hayatın yükleri insanların bu güçlü dayanışmasıyla kuş tüyü gibi hafifliyor. Tören yemekleri, kışlık yiyecekler ve Ramazan hazırlıkları hâlen imece usulüyle yapılıyor. Böylece birbirine sıkı sıkı bağlarla bağlı bir toplum olmanın en güzel örnekleri sergileniyor. Gönüller gönüllere ekleniyor. Ortaya muhteşem bir insanlık zinciri çıkıyor. İşte bu sebeple imece kültürümüz Anadolu'nun insanlığa en rikkatli hediyelerinden biridir. Günümüzde iklim değişikliği, küresel açlık ve yerel kimliklerin kaybolması gibi sorunların insanlığın ortak geleceğini tehdit ettiğini söyleyen Erdoğan, Türk mutfağının sağlıklı reçeteleri, atıksız ve israfsız üretim anlayışı ile sürdürülebilir çözümler sunduğunu vurguladı. Türk mutfağının yalnızca lezzet değil; anlam, aidiyet, kültür ve değer ürettiğini ifade eden Erdoğan, bu mirasın yalnızca geçmişe değil, geleceğe de ait olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda Türk mutfağının sadece lezzetleriyle değil, taşıdığı hikmet ve insani değerlerle de dünyada tanınmasını temenni eden Emine Erdoğan, Anadolu’nun ruhunun dünyanın dört bir yanına ulaşmasını diledi. GAZİANTEP’TE GASTRODİPLOMASİNİN GELECEĞİ KONUŞULDU Türk Mutfağı Haftası kapsamında Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen “Gaziantep’te Gastrodiplomasi: Sofra ve Miras” başlıklı panelde, kentin gastronomi mirasının kültürel diplomasiye katkısı ve uluslararası tanıtım stratejileri ele alındı. Gaziantep Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atınç Olcay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde; Hasan Kalyoncu Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Fulya Harp Çelik, Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi Şefi Cuma Kaplan, Gastronomi Yazarı ve Araştırmacısı Özden Mermer Özsabuncuoğlu, dördüncü kuşak Baklava ve Kebap Ustası Burhan Çağdaş ile Baklava Ustası Coşkun Koçak konuşmacı olarak yer aldı. Program kapsmamında katılımcılar, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi'ni gezdi. TÜRK MUTFAĞINDAN DÜNYAYA Program, Türk mutfağını bir “gastrodiplomasi” unsuru olarak ele alırken; coğrafi işaretli ürünlerden geleneksel pişirme tekniklerine, sözlü kültürden sofra ritüellerine kadar uzanan geniş bir kültürel hafızayı uluslararası kamuoyuna taşımayı hedefliyor. “Bir Sofrada Miras” teması altında şekillenen etkinlik serisi, mutfağı yalnızca tariflerle değil; paylaşma kültürü, misafirperverlik ve toplumsal aidiyet üzerinden okuyan yeni bir anlatı kuruyor. Bin yıllık birikimin taşıdığı hikâyeler, bu kez diplomasi diline dönüşerek sofradan dünyaya açılıyor.

İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik füze imha edildi Haber

İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik füze imha edildi

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenerek Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini duyurdu. "TÜRKİYE'NİN UYARILARINA RİAYET EDİLMESİ HERKESİN MENFAATİNE" Bakanlıktan yapılan açıklamada, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi: Bazı mühimmat parçaları Gaziantep'te boş arazilere düşmüştür. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir. Türkiye, iyi komşuluk ilişkilerine ve bölgesel istikrara büyük önem vermektedir. Ancak ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağını bir kez daha vurguluyoruz. Türkiye’nin bu yöndeki uyarılarına riayet edilmesinin herkesin menfaatine olduğunu hatırlatıyoruz. HEMEN OLAY YERİNE İNCELEME EKİPLERİ GELDİ İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına girince NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilen balistik mühimmatın parçaları Gaziantep'in Şahinbey ilçesi Güneykent Mahallesi'ne düştü. Gaziantep Valiliğinin konuya ilişkin yaptığı açıklamada, gelişmelerin titizlikle takip edildiği ifade edilerek şöyle denildi: Bugün saat 11.30 sıralarında Gaziantep’in Güneyşehir bölgesinde TOKİ konutlarının üst kısmında bulunan boş bir alana balistik mühimmat parçası düşmüştür. Olay sonrasında İl Jandarma Komutanlığımıza bağlı ekiplerimizce bölgede geniş güvenlik önlemleri alınmış ve inceleme başlatılmıştır. Meydana gelen olaya bağlı olarak herhangi bir can kaybı, yaralanma ya da hasar yaşanmamış olup, İçişleri ve ilgili bakanlıklarımız nezdinde kurumlarımız tarafından gelişmeler dikkatle takip edilmektedir. NATO: TÜM MÜTTEFİKLERİ HER TÜRLÜ TEHDİDE KARŞI SAVUNMA KARARLILIĞI SÜRÜYOR NATO Sözcüsü Allison Hart, AA muhabirine konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Hart, "Türkiye'ye yönelen bir füze daha önlendi. NATO, tüm müttefiklerini her türlü tehdide karşı savunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor." ifadelerini kullandı. 4 Mart'ta ise MSB, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurmuştu.

Bir şehrin onur günü: Antep 105 yıldır "Gazi" Haber

Bir şehrin onur günü: Antep 105 yıldır "Gazi"

Antep, Fransız işgaline karşı direnişiyle 8 Şubat 1921 tarihinde "Gazi" ünvanını aldı. Üzerinden tam 105 yıl geçen kahramanlık destanlarıyla dolu o direniş asla unutulmadı. GAZİANTEP 6317 ŞEHİT VERDİ Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi gerekçe gösterilerek 1918-1919 yıllarında önce İngilizler tarafından işgal edilen Gaziantep, daha sonra Fransızlara bırakıldı. İşgal, şehirde büyük bir tepkiyle karşılandı. Halk, kendi arasında örgütlenerek, 5 Kasım 1919 Cuma günü Ermeni tercümanla şehre inen bir Fransız subayının, Akyol Camisi'nde asılı Türk bayrağını, Türk polisine zorla indirtmesi, kurtuluş ateşini yakan bir unsur olarak öne çıktı. Özgürlüğü uğruna birbirine daha fazla kenetlenmeye başlayan Gaziantep halkının sabrını taşıran olay ise 21 Ocak 1920 tarihinde yaşandı. Günümüzde İnönü Caddesi olarak anılan bölgede bulunan askeri fırın önünden 10 yaşındaki oğlu Mehmet Kamil ile geçen bir kadının, sarhoş 2 Fransız askeri tarafından taciz edildi. Bu sırada annesini korumak için taşla saldıran küçük Mehmet Kamil, Fransız askerleri tarafından süngülenerek şehit edildi. Günümüzde "Şehit Kamil" olarak bilinen Mehmet Kamil'in şehit edilmesi, diriliş meşalesini yaktı. Halkın çok sevdiği bir isim olan Şahin Bey'in 28 Mart 1920'de Kilis yolunda Fransızlara karşı direnişi esnasında şehit edilmesinin ardından, şehrin 27 mahallesine birer "semt reisi" tayin edildi. Yapılan hazırlıkların ardından 1 Nisan 1920'den 7 Şubat 1921'e kadar Fransızlara karşı "Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum" diyerek direniş gösteren halk, 10 ay 7 gün süren ve 6317 vatan evladının şehit verildiği mücadelede büyük fedakarlık gösterdi. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), şehre 8 Şubat 1921'de "Gazi" ünvanını verdi. Yüzlerce yıl "Ayıntap" olarak anılan kısaca Antep de denilen kentin adı "Gaziantep" olarak değişti. 1921 yılındaki kutlu ünvandan 87 yıl sonra ise, 7 Şubat 2008’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından çıkarılan 5734 sayılı kanunla şehre İstiklal Madalyası da tevcih edildi. Fransızlar Ankara Antlaşması'nın ardından 25 Aralık 1921'de şehri boşaltmaya başladı ve iki yıl süren işgalden sonra Gaziantep özgürlüğüne kavuştu. Yokluğa rağmen canları ve kanlarıyla askere destek sağlayarak özgürlüklerine kavuşan Gaziantepliler, hak ettikleri "Gazi" ünvanının 105 yıldır gururunu yaşıyor.

İki gazi Türk şehri kardeş oluyor: Gaziantep ve Gazimağusa arasında tarihî adım! Haber

İki gazi Türk şehri kardeş oluyor: Gaziantep ve Gazimağusa arasında tarihî adım!

Türkiye’nin Gaziantep şehri ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Gazimağusa şehri kardeş şehir oluyor. Konuyla ilgili konuşan Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Kent Haber 27’ye yaptığı açıklamada kardeş şehir protokolünün eylül ayında imzalanacağını bildirdi. Uluçay, Gaziantep’in uluslararası platformlarda da örnek gösterildiğini belirtti ve “Strasburg’a kadar gittik, Avrupa Parlamentosunda Gaziantep’i örnek olarak anlattık. Hem kurtuluş mücadelesi, hem sanayisi, hem mutfağı hem de belediyecilik modeliyle dünyaya örnek olan bir şehir.” dedi. Uluçay, protokol öncesinde Gaziantep ile fiili olarak sürdürülen iş birliğine dikkat çekerek, “Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve ekibi bugüne kadar bizi zaten kardeş belediye gibi ağırladı. Eylül ayında protokolü imzalayıp bunu resmiyete dökeceğiz.” ifadelerini kullandı. Bu bağlamda Uluçay, bu iş birliğinden Gazimağusa’nın çok yönlü fayda sağlayacağına inandıklarını belirtti. DİRENİŞİN VE MÜCADELENİN ORTAK RUHU Ayrıca Uluçay, Gaziantep’in özellikle gençlik projeleri, robotik kodlama, şehir aydınlatması ve dijital altyapı alanındaki deneyiminin dikkatlerini çektiğini ifade ederek, “Bu alanlardaki bilgi birikiminden faydalanmak istiyoruz. Gaziantep oldukça büyük ve iyi organize olmuş bir şehir. Bu deneyimi kentimize taşımayı hedefliyoruz.” dedi. Hem Gaziantep hem de Gazimağusa’nın “Gazi” ünvanı taşımasının, iki şehir arasındaki tarihsel ve sembolik ortaklığı daha da anlamlı kıldığını vurgulayan Uluçay, “Bu iki şehir halk direnişinin, mücadele azminin sembolüdür. Bu kardeşlik sadece idari değil, kültürel ve tarihî bir bağdır.” cümlelerini sarf etti. EYLÜL AYINDA RESMİLEŞİYOR Aynı zamanda kardeş şehir protokolünün uzun zamandır gündemde olduğunu belirten Uluçay, COVID-19 küresel salgını nedeniyle bu konunun belediye meclisinde görüşülemediğini hatırlattı. Bu çerçevede Uluçay, “Artık son aşamaya geldik. Eylül ayında imzaları atarak bu kardeşliği resmiyete dökeceğiz.” dedi. GAZİMAĞUSA VE GAZİANTEP: İKİ GAZİ, İKİ ÖRNEK ŞEHİR Doğu Akdeniz’in kadim liman şehirlerinden biri olan Gazimağusa, zengin tarihî dokusuyla dikkat çekiyor. Osmanlı’dan İngiliz idaresine uzanan geniş bir geçmişe sahip olan şehir, sahip olduğu “Gazi” ünvanıyla hem direnişin hem de tarihî mirasın simgesi hâline gelmiştir. Bugün altyapıdan hizmet alanlarına kadar birçok konuda gelişim hedefleyen Gazimağusa, kültürel değerlerini koruyarak geleceğe emin adımlarla ilerliyor. Öte yandan, Türkiye’nin güneyinde yer alan ve sanayi ile ticaretin kalbi konumunda bulunan Gaziantep, üretim kapasitesiyle yalnızca Türkiye’ye değil, dünyaya da örnek teşkil ediyor. UNESCO tarafından gastronomi alanında “Yaratıcı Şehir” ünvanına layık görülen Gaziantep, mutfak kültürünün ötesinde sosyal, dijital ve kültürel belediyecilik uygulamalarıyla da öne çıkıyor.

ABD, Avrupa’daki elçiliklerini kapatmayı planlıyor: Listede Gaziantep de var Haber

ABD, Avrupa’daki elçiliklerini kapatmayı planlıyor: Listede Gaziantep de var

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa'daki konsolosluklarını kapatmayı ve ABD Dışişleri Bakanlığındaki iş gücünü azaltmayı planlıyor. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansının 6 Mart 2025 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; ABD Kongresinde konuşan çok sayıda ABD’li yetkili, ABD Dışişleri Bakanlığının gelecek aylarda çoğunluğu Batı Avrupa'da bulunan yaklaşık bir düzine konsolosluğu kapatmaya hazırlandığını ve küresel çapta iş gücünü azaltmayı hedeflediğini söyledi. ABD’NİN YENİ TASARRUF POLİTİKASI ABD’li yetkililer ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığının Vaşington'daki genel merkezinde insan hakları, mülteciler, küresel ceza adaleti, kadın sorunları ve insan kaçakçılığıyla mücadele gibi alanlarda çalışan bir dizi uzmanlık bürosunu birleştirmeyi araştırdıklarını söyledi. Reuters’ın bildirdiğine göre; Trump ABD federal iş gücünde eşi benzeri görülmemiş bir maliyet azaltma çabasının başlatılması amacıyla, dünyanın dört bir yanındaki ABD misyonlarından hem ABD’li hem de yerel olarak istihdam edilen personelin en az yüzde 10 oranında azaltılmasının incelenmesini istedi. Bununla beraber Trump geçen ay, “Önce ABD” politika gündeminin “sadık ve etkili” bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere ABD Dışişleri Bakanlığını yenilemek için bir kararname imzaladı. Trump’a göre ABD hükûmeti çok büyük ve ABD vergi mükellefleri tarafından finanse edilen yardımlar, savurgan ve hileli bir şekilde harcanıyor. BATI AVRUPA’DAN ŞEHİRLER VAR Üç ABD’li yetkili, Almanya'da Leipzig, Hamburg ve Dusseldorf; Fransa'da Bordeaux, Rennes, Lyon ve Strasbourg ve İtalya'da ise Floransa’da bulunan diplomatik temsilciliklerin kapatılması düşünülen küçük konsolosluklar listesinde yer aldığını belirtti.  Öte yandan yetkililer, bazı personelin konsoloslukların açık kalması için çaba göstermesi nedeniyle bu durumun değişebileceğini de sözlerine ekledi. Avrupa kıtasına ek olarak, Brezilya'daki Belo Horizonte ve Portekiz'deki Ponta Delgada'daki ABD konsolosluklarının da listede yer aldığı kaydedildi. Konuyla ilgili açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, “Dışişleri Bakanlığı, ABD halkı adına modern zorlukları ele almak için en iyi şekilde konumlandığımızdan emin olmak için küresel duruşumuzu değerlendirmeye devam ediyor.” şeklinde konuştu. TÜRKİYE’DEN BİR ŞEHİR VAR Yetkililer ayrıca; Vaşington'un Suriye'nin kuzeyindeki insani yardım çalışmalarına destek verdiği Türkiye'nin Gaziantep şehrindeki temsilciliğin kapatılacağına dair bakanlığın ABD Kongresini bilgilendirildiğini söyledi. Öte yandan bir ABD'li yetkili, “Bunlardan bazıları o kadar küçük ki, kesintiden elde edilecek tasarruf oldukça önemsiz. Bu durum, yönetimin herhangi bir yöntem ya da strateji olmaksızın, göstermelik ve keyfi kesintiler yapması temasına uyuyor.” değerlendirmesini yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.