SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gümülcine

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gümülcine haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gümülcine haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

BAL-DES Başkanı İlko: 29 Ocak, yalnızca protesto değil; kimliğin inkarına karşı meşru direnişin simgesidir Haber

BAL-DES Başkanı İlko: 29 Ocak, yalnızca protesto değil; kimliğin inkarına karşı meşru direnişin simgesidir

Balkan Türkleri Destekleme ve İşbirliği Derneği (BAL-DES) Başkanı Aygün İlko, 29 Ocak Batı Trakya Türklerinin Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü’nün tarihsel arka planını, Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesini ve Batı Trakya Türklerinin günümüzde karşı karşıya olduğu sorunları Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. 29 OCAK: YALNIZ PROTESTO TARİHİ DEĞİL MEŞRU DİRENİŞİN SİMGESİ Aygün İlko, 29 Ocak tarihinin Batı Trakya Türkleri için sadece bir anma günü değil, kimlik ve hukuk mücadelesinin kurumsallaştığı bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. 1980’li yıllarda Yunanistan’ın "Türk" adını taşıyan dernekleri kapatma girişimine karşı Gümülcine’de başlayan kitlesel protestoların, Türk toplumunu parçalı tepkilerden örgütlü bir hak mücadelesine taşıdığını belirren İlko, "29 Ocak Batı Trakya Türklerinin Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü, Batı Trakya Türk azınlığının Lozan Antlaşması ile güvence altına alınan haklarının sistematik biçimde ihlal edilmesine karşı geliştirdiği toplumsal ve siyasal direnişin simgesel bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Bugün yalnızca belirli bir tarihsel olayın anılması değil; Batı Trakya Türklerinin kimlik, temsil ve hukuk mücadelesinin kurumsallaştığı bir dönüm noktasını ifade etmektedir." değerlendirmesinde bulundu. Lozan Barış Antlaşması’nın 37-45. maddeleri uyarınca Batı Trakya Türklerinin dinî, kültürel ve eğitimsel özerklik başta olmak üzere azınlık haklarına sahip olduğunu anımsatan Aygün İlko, "Ancak özellikle 1960’lı yıllardan itibaren Yunanistan’ın azınlık politikasında belirginleşen güvenlik merkezli yaklaşım, Türk azınlığın kimliğinin kamusal alanda görünürlüğünü hedef alan kısıtlayıcı uygulamaları beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, 'Türk' etnik kimliğinin resmî olarak tanınmaması, Türk adını taşıyan derneklerin kapatılması, seçilmiş Müftülük kurumunun işlevsizleştirilmesi ve eğitim ile vakıf yönetimlerine yönelik müdahaleler, Batı Trakya Türk toplumunun siyasal ve toplumsal alanını daraltan temel unsurlar olmuştur." dedi. Bu sürecin en kritik aşamalarından birinin Yunan Yargıtayının 1980’li yıllarda aldığı kararlarla, “Türk” ibaresini taşıyan derneklerin kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle kapatılması olduğuna dikkat çeken İlko, "Gümülcine Türk Gençler Birliği ve İskeçe Türk Birliği gibi tarihsel ve kurumsal öneme sahip derneklerin kapatılması, azınlık sayılan Türk toplumunda yalnızca hukuki bir hak ihlali olarak değil, Türk kimliğinin inkarı olarak algılanmıştır. Bu kararlar, uzun süredir devam eden sessiz direnişi kitlesel ve açık bir toplumsal tepkiye dönüştüren katalizör işlevi görmüştür." ifadelerini kullandı. 29 Ocak 1988 tarihinde Gümülcine merkezli olarak gerçekleşen kitlesel protestoların Batı Trakya Türklerinin ilk kez geniş çaplı ve örgütlü biçimde kamusal alanda kimlik talebini dile getirdiği eylemler olduğunu kaydeen Aygün İlko, "Barışçıl nitelik taşıyan bu gösteriler, devletin sert güvenlik müdahaleleri ve baskıcı uygulamalarıyla karşılaşmış; ancak bu durum azınlık toplumunun siyasal bilincini bastırmak yerine, toplumsal dayanışma duygusunu güçlendirmiştir. Böylece Batı Trakya Türkleri, parçalı ve bireysel tepkilerden Türk Toplumunun süreklilik arz eden bir hak mücadelesine geçiş yapılmıştır." yorumunda bulundu. Bu çerçevede 29 Ocak'ın Batı Trakya Türkleri açısından yalnızca bir protesto tarihi değil; kimliğin inkarına karşı geliştirilen meşru direnişin, kolektif hafızanın ve siyasal öznenin inşasının simgesel ifadesi haline geldiğinin altını çizen İlko şöyle devam etti: “Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü” kavramsallaştırması, azınlık toplumunun kendi tarihsel deneyimini tanımlama ve siyasal söylemini üretme iradesinin bir yansımasıdır. Günümüzde 29 Ocak, Batı Trakya Türklerinin hem Yunanistan içindeki hak mücadelesini hem de uluslararası alandaki görünürlük taleplerini besleyen temel referans noktalarından biri olmayı sürdürmektedir. "DR. SADIK AHMET’İN AÇTIĞI YOL, AİHM'DE GÖRÜLEN DAVALARININ ENTELEKTÜEL VE SİYASAL ZEMİNİNİ OLUŞTURMUŞTUR" Dr. Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türkleri için yürüttüğü mücadelenin niteliklerine değinen Aygün İlko, bu mücadelenin hak temelli, barışçıl ve uluslararası hukuk eksenli bir azınlık direnişinin en belirgin ve sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilmesi ve kimliğin görünür kılınması, siyasal temsilin inşası ile uluslararasılaştırma stratejisi olmak üzere üç temel düzlemde incelenmesi gerektiğini belirti. Sadık Ahmet’in, Batı Trakya Türklerini yalnızca “Müslüman azınlık” olarak tanımlayan yaklaşıma karşı Türk kimliğini açık biçimde savunduğunu vurgulayan İlko, 1989 ve 1990 seçimlerinde bağımsız milletvekili olarak Yunan Parlamentosuna girmesinin azınlık siyasetinde yeni bir dönemi başlattığını söyledi. İlko, Sadık Ahmet’in Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları Lozan Antlaşması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde uluslararası gündeme taşıyarak Yunanistan’ın azınlık politikasını uluslararası denetime açık hâle getirdiğini ifade etti. "Dr. Sadık Ahmet’in en stratejik katkılarından biri, Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları uluslararası hukuk ve insan hakları bağlamına taşımasıdır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, azınlık hakları rejimleri ve Lozan Antlaşması gibi metinler, onun söyleminde merkezi bir yer tutmuştur." diyen İlko, "Bu yaklaşım, Yunanistan’ın Batı Trakya politikasını yalnızca iç hukuk meselesi olmaktan çıkararak uluslararası denetime açık bir alan haline getirmiştir. Nitekim Dr. Sadık Ahmet’in açtığı yol, sonraki yıllarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görülen Batı Trakya Türk dernekleri davalarının entelektüel ve siyasal zeminini oluşturmuştur." diye konuştu. “DÜN AÇIK BASKI VARDI, BUGÜN YAPISAL TASFİYE VAR” Batı Trakya Türklerinin bugünkü koşullarının geçmişle karşılaştırıldığında bir iyileşme gösterip göstermediğine ilişkin soruya İlko, eğitim alanında yaşanan gerilemeye dikkat çekerek, mevcut tablonun hakların güçlenmesinden ziyade yapısal bir tasfiyeye işaret ettiğini vurguladı. "Okullarımız kapatılırken, mezarlıklarımız yok edilirken 'iyileşmeden' söz etmek mümkün değildir." ifadelerini kullanan İlko, azınlık hakları literatüründe eğitimin en temel ve ölçülebilir gösterge olduğunu söyledi. "Bir azınlık grubunun kendi dilinde eğitim verememesi, okul sayısının azalması, öğretmen ve müfredat üzerindeki denetimin artması o azınlığın ilerlediğini değil, geri itildiğini gösterir” şeklinde konuşan İlko, Batı Trakya Türkleri açısından bugün yaşanan durumun tam olarak bu olduğunu ifade etti. Dr. Sadık Ahmet döneminde okulların açık olduğunu, baskının sert fakat görünür bir nitelik taşıdığını belirten İlko, günümüzde ise farklı bir yöntem izlendiğini dile getirdi. İlko, “Bugün okullar 'öğrenci azlığı2 gerekçesiyle kapatılıyor. Türkçe eğitimin alanı daraltılıyor Azınlık okulları işlevsizleştiriliyor. Mücadele sessizleşiyor, çünkü sorun idari ve teknik kılıflarla yürütülüyor. Bu, klasik bir 2yumuşak asimilasyon2 modelidir.” ifadelerini kullandı. Mevcut durumu “hakların tanınması değil, hakların içinin boşaltılması” şeklinde tanımlayan İlko, görünür baskının azalmasının hakların güçlendiği anlamına gelmediğini vurguladı. Bir Batı Trakya Türk okulunun kapanmasının yalnızca eğitimle sınırlı bir sonuç doğurmadığını ifade eden İlko, bunun Türkçenin kamusal alandan çekilmesi, ailelerin çocuklarını çoğunluk okullarına yönlendirmek zorunda kalması, kimliğin gündelik hayatta görünmezleşmesi ve yeni kuşakların mücadele hafızasından kopması anlamına geldiğini söyledi. İlko, bu sürecin bir eğitim politikası değil, uzun vadeli bir toplumsal mühendislik olduğunu belirtti. Eğer bir iyileşmeden söz edilecekse bunun somut göstergelerinin olması gerektiğini vurgulayan İlko, azınlık okullarının sayısının artması, müfredat üzerinde azınlığın söz sahibi olması, öğretmen ihtiyacının azınlık tarafından belirlenmesi ve çocukların ana dillerinde nitelikli eğitim alabilmesinin temel kriterler olduğunu ifade etti. İlko, bu göstergelerin hiçbirinin bugün Batı Trakya’da karşılanmadığını dile getirdi. Değerlendirmesinin sonunda İlko, “Okullar kapanıyorsa, azınlık ayakta durmuyor demektir. Görünür baskının azalması, hakların güçlendiği anlamına gelmez. Eğitim geriliyorsa, iyileşme söylemi ancak bir algı yönetimi olabilir.” diyerek, Dr. Sadık Ahmet’in neden eğitimi ve gençliği mücadelenin merkezine koyduğunu bu tabloyla açıklamak gerektiğini sözlerine ekledi.

Batı Trakya, Millî Direniş Günü'nün 38. yılı kutlanıyor Haber

Batı Trakya, Millî Direniş Günü'nün 38. yılı kutlanıyor

Batı Trakya Türkleri, bugün Toplumsal Dayanışma ve Millî Direniş Günü'nün 38'nci yılını kutluyor. "Türk" kimliğini yok sayan Yunan makamlarına karşı direniş gösteren Batı Trakya Türkleri, 1988 ve 1990'da tarihe iz bırakan ve 29 Ocak Olayları olarak da bilinen Millî Direniş Günü'nü unutmuyor. BATI TRAKYA MİLLÎ DİRENİŞ GÜNÜ Lozan Anlaşmasıyla vatan topraklarında bütün hakları saklı olan Batı TrakyaTürkleri, belli dönemlerde Yunanistan hükûmeti tarafından tacize uğradı. Bu sorunların, bir başkaldırıya dönüşmesine sebep olan tarihî gün ise 29 Ocak 1988 oldu. Evlad-ı fatihan topraklarında yaşayan Osmanlı'nın mirası olan Batı TrakyaTürkleri, 4 Kasım 1988'de bir kez daha hak ihlaline uğradı. Yunanistan, "Batı Trakya'da Türk yoktur" safsatasıyla Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği ve Gümülcine Gençler Birliğini içinde "Türk" kelimesi geçmesi gerekçesiyle kapatma kararı aldı. Ancak Türkler bu kararı 2 ay sonra öğrendi. Onlar, yüzler, binler "Türk'üz, biz varız" nidalarıyla bölgenin çeşitli yerlerinden Gümülcine'ye doğru akın etti. Gümülcine'nin girişine barikat kuran Yunan polilsler çok sayıda Türk'ü darp etti. 1989'da Gümülcine'de camileri kapatan ve Millî Direniş Günü kahramanlarının mevlit ile anılmasına izin vermeyen Yunanlar bölgedeki fitili ateşledi. Haklarından ve kimliklerinden yoksun bırakılan Batı Trakya Türkleri, her geçen yıl aynı soruna göğüs germek zorunda kaldı. 1990'a gelindiğinde seçim çalışmaları için broşür dağıtan Dostluk, Eşitlike ve Barış (DEB) Partisi Kurucu Başkanı Dr. Sadık Ahmet ile Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, 20 Ocak 1990'da Yunan Mahkemesi tarafından yargılanarak, hapis cezasına çarptırıldı. "TÜRK'ÜZ BİZ VARIZ" Batı Trakya Türkleri bu kararın üzerine daha çok haykırmış, "Türk'üz, biz varız" sloganları bütün dünyada yankı uyandırmıştı. Bunun üzerine Millî Direniş'in 2. yıl dönümü olan 29 Ocak 1990'daki anma etkinliğinde sesi daha gür çıkan Batı Trakya Türkleri, vatan topraklarının kime ait olduğunu avaz avaz söylemişti. Yunanlar o gün çok sayıda Türk'e şiddet uygularken, 300'ü aşkın dükkanı talan etti. Bugün hala aynı baskıyı, zulmü ve insan hakları ihlallerini Türkler üzerinden uygulayan sözde demokrasinin beşiği Yunanistan, dünya kamuoyundan tepki gelse de Türklerden hiçbir zaman özür dilemedi.

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki Haber

Batı Trakya'da müftülük krizi: Yunanistan'ın atama kararına Türk azınlıktan tepki

Batı Trakya Türk azınlığının iradesini ve dini özerkliğini hiçe sayan bir adım atan Yunanistan hükûmeti, Dimetoka’ya kendi kararıyla bir müftü atadı. Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanlığının kararıyla müftü olarak atanan Emin Şerif, 9 Ocak 2026 tarihinde Atina’da düzenlenen törenle yemin ederek görevine başladı. Bakanlık, bu atamayı "tarihî bir adım" ve müftülük kurumuna yönelik "modern ve şeffaf" bir uygulama olarak nitelendirirken atama töreninde konuşan Yunanistan Eğitim, Din İşleri ve Spor Bakanı Sofia Zaharaki, sürecin anayasa, Lozan Antlaşması ve Avrupa hukuku ile uyumlu olduğunu ileri sürdü ve müftülük kurumunun devlet güvencesi altında güçlendirildiğini de iddia etti. MÜFTÜLER TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇİLMELİDİR Batı Trakya Türk azınlığı, müftülerin devlet tarafından atanmasını sert bir dille reddederek müftülerin toplumun hür iradesiyle seçilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Azınlık temsilcileri, tek taraflı bu atamaların dini özgürlükler ve demokratik temsil ilkeleriyle bağdaşmadığını, azınlık toplumunun beklentilerinin yok sayıldığını belirtti. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK) müftünün devlet eliyle atanması ve atanmış müftünün Atina’da yemin ederek göreve başlamasına tepki gösterdi. Danışma Kurulunca yapılan açıklamada, mevcut atamanın azınlık iradesini yansıtmadığı ve meşruiyet taşımadığı ifade edildi. Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığının en temel sorunlarından biri olan müftülük meselesinin Yunanistan tarafından bugüne kadar azınlığın talep ve beklentileri doğrultusunda çözüme kavuşturulmadığını hatırlatan Danışma Kurulu azınlık iradesi, seçimi ve gerçek temsilcilerin bir defa daha yok sayıldığını vurguladı. Açıklamada, bir süre önce Dimetoka’da gerçekleştirilen cami açılışı töreninde tayinli müftünün Yunanca dua etmesinin, azınlığın dini ve kültürel hassasiyetlerinden uzak durduğunu gösterdiği kaydedildi. Dimetoka’da hayata geçirilen uygulamanın benzerinin İskeçe ve Gümülcine’de de uygulanacağına dair açıklama ve basına yansıyan haberlerin azınlık açısından endişelere yol açtığı belirtildi. Batı Trakya Trük Azınlığı Danışma Kurulu, Yunanistan’a çağrıda da bulunarak, müftülük sorununun samimi, gerçek ve yapıcı bir diyalog zemini üzerinden ele alınmasını, azınlığın iradesine saygı gösterilmesini ve beklentilerinin karşılanmasını talep etti. Açıklamanın sonunda müftü tayini ve azınlığın hür iradesiyle seçtiği Müftülüklerin tanınmaması kınanırken, gayri meşru olan bu adımın demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi. Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığından (YTB) destek açıklaması Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Yunanistan’ın Dimetoka’da müftü atamasının ardından BTTADK'nın yayınladığı; sürecin azınlığa danışılmadan, dayatmacı bir anlayışla yürütüldüğünü vurgulayan açıklamasına destek veren yazılı bir açıklama yaptı. Hukuk ve demokrasinin hiçe sayan uygulamaların karşısında olduklarını ifade eden Turus, “Batı Trakya Türk Azınlığı’nın uluslararası hukuk temelindeki haklı taleplerinin ve kendi iradesiyle seçtiği müftülerin yanında olduğumuzu bir kez daha kararlılıkla vurguluyoruz” dedi. ABTTF BAŞKANI: TOPLUMUN HÜR İRADESİYLE SEÇTİĞİ MÜFTÜLER TANINMALIDIR! Konuyla ilgili Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habip Oğlu ise yaptığı açıklamada Yunanistan’ın tek taraflı kararıyla müftü atadığını ve Türk toplumunun 1913 Atina Antlaşması ile belirlenen ve 1923 Lozan Antlaşması ile garanti altına alınan dini özerkliğini ve iradesini yok saydığını söyledi. Habip Oğlu, 29 Temmuz 2022’de ulusal mecliste kabul edilen “Trakya’daki Müftülüklerin Modernleştirilmesi” başlıklı yasa ile özerk yapıda bulunan müftülüklerinin açıkça devlet dairelerine dönüştürüldüğünü ve tümüyle devletin kontrol ve denetimine tâbi tutulduğunu da belirtti. "Yunanistan aldığı kararla, Türk azınlığının kabul etmediği birini atayarak asıl niyetinin, dini özerkliği tamamen ortaya kaldırmak amacında olduğunu göstermiştir" diyen Habip Oğlu, bu kararın kabul edilemeyeceği ve yok sayılacağını da ifade etti. Buna ilave olarak ülkeleri Yunanistan’ı müftülük meselesini toplumumuzla birebir diyalog içinde ele almaya, toplumun hür iradesiyle seçtiği müftüleri tanımaya ve dini özerkliği ihlal eden tek taraflı uygulamaya son vermeye çağırdı.

Batı Trakya’da Türk varlığını susturma girişimi: 17 temsilci yargılanıyor! Haber

Batı Trakya’da Türk varlığını susturma girişimi: 17 temsilci yargılanıyor!

Batı Trakya’nın Gümülcine kentinde yaşayan gazeteci Nikos Arvanitis’in, 17 Türk azınlık temsilcisi hakkında yaptığı suç duyurusuyla başlayan süreçte azınlık temsilcileri mahkemeye sevk edildi. Dava, 2022 yılında Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu üyeleri tarafından yapılan ve hedef gösterici yayınlara karşı yayımlanan ortak açıklamayla bağlantılı olarak başlatılan soruşturma sonucunda açıldı. 17 Türk azınlık temsilcisinin imzasıyla yayımlanan açıklamanın ardından, Gümülcine’de ikamet eden Nikos Arvanitis’in suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma kapsamında azınlık temsilcileri Gümülcine ve İskeçe’de ifade vermişti. MAHKEME CEPLERİ TEMSİLCİLERE ULAŞMAYA BAŞLADI Arvanitis’in suç duyurusu sonucunda açılan davanın celpleri, geçen günlerde azınlık temsilcilerine ulaşmaya başladı. Şu ana kadar dosyada adı geçenler arasında yer alan Yassıköy Belediye Başkanı Caner İmam, Kozlukebir Belediye Başkanı Erdem Hüseyin, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, gazeteci Ozan Ahmetoğlu ve Avukat Ahmet Kara’ya mahkeme celpleri ulaştı. Toplam 17 azınlık temsilcisinin yargılanması beklenen davalar, 7 Ekim 2025 ve 10 Şubat 2026 tarihlerinde Gümülcine adliyesinde görüşülecek. Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulunun büyük bir bölümünü oluşturan 17 Türk azınlık temsilcisi, 2022 yılında azınlık temsilcileri aleyhine yapılan hedef gösterici yayınlarla ilgili olarak bir açıklama yayımlamış ve yetkilileri gerekli önlemleri almaya davet etmişti. BATI TÜRKLERİNİN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE BASKI Bu açıklamanın kendisine yönelik yapıldığını iddia eden “Komotinipress.gr” adlı internet sitesi yöneticisi Nikos Arvanitis, azınlık temsilcileri aleyhine suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu sonrasında 17 azınlık temsilcisi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında, yazılı açıklamada imzaları yer alan Türk azınlık milletvekilleri Hüseyin Zeybek, Burhan Baran ve Özgür Ferhat’ın dokunulmazlığının düşürülmesine karar verildi. Haklarında soruşturma başlatılan tüm azınlık temsilcileri geçen aylarda Gümülcine ve İskeçe’de adliyeye çağrılarak ifadeleri alındı. Geçen günlerde ise mahkeme celpleri gönderilmeye başlandı. SİYASİ VE SİVİL TEMSİLCİLER YARGILANIYOR Gazeteci Nikos Arvanitis’in suç duyurusu üzerine haklarında dava açılan azınlık temsilcilerinin isimleri ise şöyle: Milletvekilleri Hüseyin Zeybek, Burhan Baran, Özgür Ferhat, Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu, DEB Partisi Eski Genel Başkan Mustafa Ali Çavuş, Doğu Makedonya-Trakya Eyalet Başkan Yardımcısı Rıdvan Molla İsa, Yassıköy Belediye Başkanı Caner İmam, Kozlukebir Belediye Başkanı Erdem Hüseyin, Kozlukebir Belediyesi Eski Başkanı Rıdvan Ahmet, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Sedat Hasan, Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği Başkanı Aydın Ahmet, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı, İskeçe Türk Birliği Eski Başkanı Ozan Ahmetoğlu, Batı Trakya Azınlık Okulları Encümen Heyetleri Birliği Eski Başkanı Ahmet Kara, Mustafçova Belediyesi Eski Başkanı Rıdvan Delihüseyin, BAKEŞ Genel Müdürü Pervin Hayrullah ile BAKEŞ çalışanı ve Yassıköy Belediyesi eski meclis üyesi Özcan Mehmet.

Gümülcine'de Türk çocuğa yapılan ırkçı saldırı hakkında soruşturma başlatıldı Haber

Gümülcine'de Türk çocuğa yapılan ırkçı saldırı hakkında soruşturma başlatıldı

Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde suç örgütü olarak ilan edilen Altın Şafak Partisi üyesi ırkçıların, 10 yaşındaki Türk çocuğuna yönelik çirkin saldırısına ilişkin basında geniş yankı bulan görüntüler tepki çekmeye devam ediyor.  SORUŞTURMA BAŞLATILDI Bu kapsamda 8 Ocak 2025 tarihinde ırkçı grubun sözlü tacizine ilişkin soruşturma başlatıldı. Batı Trakya medyası Gündem gazetesinin haberine göre Yargıtay (Arios Pagos) Savcısı Georgia Adilini küçük çocuğa yönelik ırkçı saldırıyı araştırmak için acil ön soruşturma talebinde bulundu. Savcı Adilini, Rodop Savcısına gönderdiği yazıda, saldırıya karışan kişilerin cezai sorumluluğunun araştırılması için inceleme yapılmasını istedi. GÜMÜLCİNE'DE TÜRK ÇOCUĞA IRKÇI SALDIRI! Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde bir grup aşırı sağcının Müslüman Türk azınlığına mensup olan 10 yaşındaki çocuğa yönelik saldırısı tepkilerin hedefi oldu. Sosyal mecrada yayımlanan çirkin görüntülerde ırkçı grubun köşeye sıkıştırdığı çocuğa zorla, "Yaşasın Kasidiaris"… pic.twitter.com/5vMzNJkWRB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 8, 2025 Batı Trakya'da Müslüman Türk azınlığına mensup olan 10 yaşındaki bir çocuğa ırkçı grup tarafından çirkin bir saldırıda bulunuldu. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde, aşırı sağcı Yunanlar tarafından bir masanın altına sıkıştırılmış olan çocuğa zorla "Yaşasın Kasidiaris" dedirtildi. Söz konusu olayı kayıt altına alarak çocuğu korku içinde bırakan saldırganların, videoda kahkaha attığı ve çocuğun ortamdan uzaklaştırılması için emir verdiği görülüyor. İki ay önce Instagram'da “Gümülcine (Komotini) Milliyetçileri” isimli kullanıcı hesabında hikâye olarak paylaşılan videonun ne zaman çekildiği ise bilinmiyor.

DEB Partisi Genel Başkanı Asafoğlu, Gümülcine'deki çirkin saldırıyı QHA'ya değerlendirdi Haber

DEB Partisi Genel Başkanı Asafoğlu, Gümülcine'deki çirkin saldırıyı QHA'ya değerlendirdi

Yağmur Filiz Şahin/QHA Ankara Türk dünyasında geniş yankı bulan Gümülcine'deki ırkçı saldırıya yönelik tepkiler çığ gibi büyüyor. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde bir grup ırkçı saldırganın 10 yaşındaki Türk çocuğa yönelik çirkin saldırısı geniş kitlelerce kınandı. Bu kapsamda Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi 7 Ocak 2025 tarihinde kınama mesajı yayımladı.  DEB Partisi Genel Başkanı Çiğdem Asafoğlu ise Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Saldırganların zorbalığına maruz kalan çocuğun kimliğinin henüz tespit edilemediğini ancak Müslüman Türk azınlığına mensup bir çocuk olduğunu kaydetti. Olayın tiksinç bir durum olduğunun altını çizen Asafoğlu, saldırıya uğrayan çocuğa, zorla "Yaşasın Kasidiaris" dedirtildiğini anımsatarak, bahsi geçen kişinin bir suç örgütünün sözcüsü olduğunu belirtti. KASİDİARİS, SUÇ ÖRGÜTÜ OLARAK İLAN EDİLEN SÖZDE PARTİNİN ÜYESİ Asafoğlu, "Kasidiaris, şu an hapiste olan ve suç örgütü olarak ilan edilen sözde Altın Şafak Partisinin sözcüsüdür. Irkçı saldırılarıyla tanınan bir şahsiyettir. Bu olayın Batı Trakya'da, Gümülcine'de ve hatta bir çocuğa yönelik olarak gerçekleştirilmesi çok çirkin bir durumdur. Bu olay bizi derinden üzdü." diyerek bu tarz olayların zaman zaman yaşandığını belirtti. Asafoğlu,  cinayetle yargılanan Altın Şafak Partisi üyelerinin daha önce Atina'da Helsinki İnsan Hakları İzleme Komitesi ile birlikte Gazeteciler Birliğinde düzenlenen konferansı bastığını dile getirdi. Partinin kapatıldığının ve birçok üyesinin hapiste olduğunu aktaran Asafoğlu, faaliyetlerin yeniden başlama çabasına da vurgu yaptı.  YETKİLİLERE ÇAĞRI! Öte yandan yetkililerin konuyla ilgili olarak ciddi anlamda önlem alması gerektiğini ifade eden Asafoğlu, "Konunun bir an önce aydınlatılmasını ve yetkililerin harekete geçmesini istiyoruz. Çünkü bu tür olaylar cezalandırılmadıkça tekrar etmesi yönünde endişelerimiz var." dedi. GÜMÜLCİNE'DE TÜRK ÇOCUĞUNA IRKÇI SALDIRI! Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde bir grup aşırı sağcının Müslüman Türk azınlığına mensup olan 10 yaşındaki çocuğa yönelik saldırısı tepkilerin hedefi oldu. Sosyal mecrada yayımlanan çirkin görüntülerde ırkçı grubun köşeye sıkıştırdığı çocuğa zorla, "Yaşasın Kasidiaris"… pic.twitter.com/5vMzNJkWRB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 8, 2025 Batı Trakya'da Müslüman Türk azınlığına mensup olan 10 yaşındaki bir çocuğa ırkçı grup tarafından çirkin bir saldırıda bulunuldu. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde, aşırı sağcı Yunanların bir masanın altına sıkıştırılmış çocuğa zorla "Yaşasın Kasidiaris" dedirtildi. Söz konusu olayı kayıt altına alarak çocuğu korku içinde bırakan saldırganların, videoda kahkaha attığı ve çocuğun ortamdan uzaklaştırılması için emir verdiği görülüyor. İki ay önce Instagram'da “Gümülcine (Komotini) Milliyetçileri” isimli kullanıcı hesabında hikâye olarak paylaşılan videonun ne zaman çekildiği ise bilinmiyor.

Gümülcine'deki ırkçı saldırıya ilişkin DEB Partisinden kınama Haber

Gümülcine'deki ırkçı saldırıya ilişkin DEB Partisinden kınama

Gümülcine'de kaydedilen görüntülerde, Müslüman Türk azınlığına mensup 10 yaşındaki çocuğa yönelik olarak bir grup ırkçının çirkin saldırısı tepkilerin hedefi oldu. Dostluk Eşitlik ve Barış (DEB) Partisi, küçük çocuğa sözlü tacizde bulunan bir grup aşırı sağcıyı kınadı. Parti tarafından konuya ilişkin olarak basın açıklaması yapıldı.  "TOPLUMSAL BARIŞI VE BİR ARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜNÜ DOĞRUDAN HEDEF ALMAKTADIR" 7 Ocak 2025 tarihli açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Gümülcine’de Müslüman Türk Azınlığına mensup olduğu değerlendirilen küçük bir çocuğun, bir grup ırkçı şahıs tarafından tehdit edilip korkutulduğu görüntülerinin kamuoyuna yansıması, tarafımızdan derin bir endişe ve büyük bir üzüntüyle karşılanmıştır. Söz konusu saldırganların, çocuğu zorla slogan atmaya zorladığı ve ağır baskı altında korkuya sevk ettiği bu eylem, insanlık onuruna ve evrensel insan haklarına aykırı olup, tarafımızdan kesinlikle kabul edilemez. Bu vahim ve kaygı verici olay, toplumsal barışı ve bir arada yaşama kültürünü doğrudan hedef almaktadır. Böylesine tehlikeli ve ırkçı yaklaşımlardan azınlık gruplarının korunması elzemdir. Bu çirkin ve yasa dışı eylemle bir kez daha toplumsal hassasiyetlerin ön plana çıkarılmasının gerekliliği gözler önüne serilmiştir. Evrensel insan hakları ilkeleri, her bireyin din, dil, etnik köken ya da yaşam tarzı gibi farklılıklarına saygı duyulmasını öngörmekte olup, bu tarz eylemler, bu temel değerlere karşı ağır bir ihlal oluşturmaktadır. Bir çocuğun masumiyetine zarar verilmesi ve korku ortamı oluşturulması, sadece bireysel bir saldırı değil, aynı zamanda toplumsal barışa karşı da yapılmış bir tehdittir. Bu nedenle, Gümülcine’de yaşanan bu ırkçı ve insanlık dışı saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz. Ayrıca konu ile ilgili Yunanistan’daki tüm yetkilileri söz konusu eylemleri gerçekleştirenleri tespit ederek, adalet önüne çıkarmak için derhal gereken adımları atmaya davet ediyoruz. Ayrıca, Batı Trakya Türk Azınlığına ve Yunanistan’da yaşayan tüm azınlıklara yönelik her türlü ırkçı ve ayrımcı söylem ve eylemleri yakından izlediğimizi ve bu tarz nefret içerikli girişimlerin bir daha asla yaşanmaması adına hem de uluslararası camiada hukuki ve siyasi zeminde mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha belirtiriz. Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisinin her türlü nefret söylemini ve ayrımcı yaklaşımları şiddetle kınadığını ve konunun takipçisi olduğunu tüm kamuoyuna saygı ile duyururuz." pic.twitter.com/MKSFHrelgz — DEB / ΚΙΕΦ / FEP (@DebPartisi) January 7, 2025 GÜMÜLCİNE'DE TÜRK ÇOCUĞA IRKÇI SALDIRI! Batı Trakya'da Müslüman Türk azınlığına mensup olduğu düşünülen 10 yaşındaki bir çocuğa ırkçı grup tarafından çirkin bir saldırıda bulunuldu. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde, aşırı sağcı Yunanların bir masanın altına sıkıştırılmış çocuğa zorla "Yaşasın Kasidiaris" dedirtildi. Söz konusu olayı kayıt altına alarak çocuğu korku içinde bırakan saldırganların, videoda kahkaha attığı ve çocuğun ortamdan uzaklaştırılması için emir verdiği görülüyor. İki ay önce Instagram'da “Gümülcine (Komotini) Milliyetçileri” isimli kullanıcı hesabında hikâye olarak paylaşılan videonun ne zaman çekildiği ise bilinmiyor.

Gümülcine'de Türk çocuğa ırkçı saldırı! Haber

Gümülcine'de Türk çocuğa ırkçı saldırı!

Batı Trakya'da Müslüman Türk azınlığına mensup olduğu düşünülen 10 yaşındaki bir çocuğa ırkçı grup tarafından çirkin bir saldırıda bulunuldu. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde, aşırı sağcı Yunanların bir masanın altına sıkıştırılmış çocuğa zorla "Yaşasın Kasidiaris" dedirtildi. Söz konusu olayı kayıt altına alarak çocuğu korku içinde bırakan saldırganların, videoda kahkaha attığı ve çocuğun ortamdan uzaklaştırılması için emir verdiği görülüyor. İki ay önce Instagram'da “Gümülcine (Komotini) Milliyetçileri” isimli kullanıcı hesabında hikâye olarak paylaşılan videonun ne zaman çekildiği ise bilinmiyor. Batı Trakya'nın Gümülcine kentinde bir grup aşırı sağcının Müslüman Türk azınlığına mensup olan 10 yaşındaki çocuğa yönelik saldırısı tepkilerin hedefi oldu. Sosyal mecrada yayımlanan çirkin görüntülerde ırkçı grubun köşeye sıkıştırdığı çocuğa zorla, "Yaşasın Kasidiaris"… pic.twitter.com/5vMzNJkWRB — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 8, 2025 "AŞIRI SAĞ GRUPLAR ÜLKE GENELİNDE YENİDEN YAPILANMA ÇABASI YÜRÜTÜYOR" Olay, kamuoyunda tepkiyle karşılanırken Yunan medyasında da geniş yankı buldu. Yunan basını Efimerida ton Sintakton gazetesindeki habere göre; bölgede aşırı sağ grupların faaliyetlerinin devam ettiği vurgulandı. Ayrıca ırkçı grupların ülke genelinde yeniden yapılanma çabalarının olduğu ifade edildi. Haberde, “İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları, bu tür nefret suçlarına karşı sıfır tolerans çağrısında bulunurken, toplumun en kırılgan kesimlerini hedef alan bu tür saldırılara karşı dayanışma gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Gümülcine’deki bu utanç verici olay, faşizmin ve aşırı sağ ideolojilerin hala ciddi bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.” sözlerine yer verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.