SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kur

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kur haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kur haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kur’an’ın ilk ve tek Ukraince meâlini yazan Mıhaylo Yakubovıç QHA’ya konuştu Haber

Kur’an’ın ilk ve tek Ukraince meâlini yazan Mıhaylo Yakubovıç QHA’ya konuştu

Kur’an-ı Kerim’in ilk ve şu ana kadar tek Ukraince meâlinin yazarı olan Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mıhaylo Yakubovıç (Mykhaylo Yakubovych), Kur’an’ın Ukraince meâlinin Ukraynalı Müslümanlardaki karşılığını, Ukrayna'da İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ve Rusya tarafından dinî özgürlükleri kısıtlanan Kırım Tatarlarının dinî faaliyetlerini gerçekleştirebilmeleri adına yapılması gerekenleri Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. KIRIM TATARLARI, KUR’AN’IN UKRAİNCE MEÂLİNİ ÖVGÜYLE KARŞILADI Yakubovıç, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının baskısı da dâhil olmak üzere, elinde söz konusu meâlin ilk baskısından 20 adet bulunduğunu belirterek meâlin ilk baskısının, Suudi Arabistan’da bulunan “King Fahd Qur’an Printing Complex” yayınevi tarafından 2013 yılında, İslâm aleminin kutsal şehirleri arasında yer alan Medine kentinde çıkmasının önemini vurguladı. Kur’an’ın Ukraince meâlinin Türkiye’de yayımlanmasının dağıtımdaki katkısının büyük olduğunu beyan eden Yakubovıç, birçok Müslümanın okumayı dört gözle beklemiş olduğu bu çalışmayı, kendisi adına bir nevi “yatırım” olarak değerlendirdi. “Bu meâlin (Ukrayna Müslümanları arasında) karşılık bulması, yalnızca din bağlamında gerçekleşmedi, burada dil bilimsel bağlam da söz konusudur. Geçtiğimiz yıllarda (Ukrayna’da yaşayan) pek çok Müslüman, Ukrainceyi günlük hayatlarına dâhil etti. Dolayısıyla Kur’an’ın (Ukraince) meâlini okumak da Ukraincenin İslâmî, geleneksel ve yerel etki alanı içerisine girdi. Allahü Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyurur: ‘Hiç şüphesiz biz o kitâbı, düşünüp anlamanız için Arapça bir Kur'an olarak indirdik.’. Evet, Kur’an’ın orijinal metni yalnızca Arapçadır fakat bu noktada Kur’an’ı ‘anlamak’ asıl önemli olan aşamadır. Kur’an, bütün insanlık ve dünya üzerindeki bütün diller adına indirilmiş bir kutsal kitaptır.” ifadelerini kullanan Yakubovıç, Kur’an’ın Ukraince meâlinin ilk baskısının çıktığı andan itibaren, özellikle Ukrayna’da yaşayan Kırım Tatarlarının İslâmî çevrelerinin ve Ukrayna halkı içerisinde sonradan Müslüman olanların oluşturduğu çevrelerin Kur’an’ın Ukraince meâlini olumlu karşıladığını belirtti. UKRAYNA’DA İSLÂMIN KONUMU, KIRIM TATARLARI SAYESİNDE GÜÇLENDİ Ukrayna’da geçmişten bugüne İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ele alan Yakubovıç, Ukrayna’nın, Hıristiyan dünyası ile İslâm dünyası arasında duran bir sınır niteliğinde olduğunu kaydederek Ukrayna ile İslâm dünyası arasındaki ilk etkileşimlerin, milattan sonra (M.S) 9. yüzyılın sonlarında tüccarlar aracılığıyla gerçekleştiğini dile getirdi. El-Mesûdî’den el-İdrisî’ye kadar birçok İslâm tarihçisinin yaptığı çalışmalara dayanarak Ukrayna’nın Orta Çağ’ın başındaki durumuna, Orta Çağ’da Ukrayna’da bulunan kabilelere ve bu kabilelerin reislerine dair bilgilere ulaşılabildiğini belirten Yakubovıç, “Birtakım kaynaklara göre ise Kıyiv Büyük Knezi I. Volodımır, Müslüman olmayı ciddi bir seçenek olarak değerlendiriyordu.” dedi. Ukrayna’nın sonrasında Altın Orda Devleti ile çekişmeli ilişkilerinin olduğunu bildiren Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın ve Osmanlı Devleti’nin yükselişiyle bu ilişkilerin karmaşıklaştığını, bazen savaşların, bazen de barış ve iş birliğinin hâkim olduğunu ifade etti. Öte yandan, Lipka Tatarları olarak bilinen Polonyalı ve Litvanyalı Tatarlar gibi Ukrayna’nın kendi kalıcı Müslüman nüfusu olduğunu, Lipka Tatarlarının Ukrayna’nın batısında 500 yıl yaşadığını ve hâlâ orada yaşayan Lipka Tatarları olduğunu belirten Yakubovıç, “Ukraynalıların diğer halklarla olan etkileşimini bütünüyle kontrol altına almak isteyen Rus emperyalizmine rağmen Ukrayna, 20. yüzyılda bile Türkiye ve Arap dünyasıyla olan birtakım bağlarını koruyabildi. Ukrayna, yerel halkı olan Kırım Tatarları dâhil olmak üzere 500 binden fazla Müslümana ev sahipliği yapmakla kalmıyor. Ukrayna, aynı zamanda camiler, kaleler ve Cezayir’den Tacikistan’a kadar uzanan İslâm vdünyasının emsalsiz koleksiyonları dâhil, oryantal el yazmaları gibi birçok İslâmî eseri de koruyabildi.” dedi. Ukrayna’da Hıristiyan kültürünün baskın olmasına rağmen Ukrayna’nın bir devlet dini olmadığını ifade eden Yakubovıç, yakın zamanda Ukrayna’da İslâmın daha yüksek bir konuma eriştiğini ve başka dinlere mensup çoğu Ukraynalı için bile İslâmın, yükselen bir değer ve bir nevi ortak bir kimlik hâline geldiğini, bunun da çoğunlukla Ukrayna’nın Kırım Tatar toplumunun aktif faaliyetleri sayesinde olduğunu dile getirdi. “RUSYA, KENDİNİ MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSU OLARAK GÖSTERDİ” Öte yandan, Rusya’nın Kırım’da yürüttüğü propaganda faaliyetlerine dikkat çeken Yakubovıç, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimine Kırım Müftülüğünün destek vermesinin ve Kırım’da camiler inşa etmesinin Rusya’nın propaganda faaliyetleri kapsamında olduğunun altını çizdi. Yakubovıç ayrıca, Rusya’nın başka birçok alana müdahale etmesi gibi İslâmı da çizdiği sınırlar dâhilinde kısıtlamasını, Kırım’daki yürüttüğü propaganda kapsamında değerlendirdi. “Gerçekte İslâm, manevi boyutta yaşanır. Evet, bir Müslüman oruç tutabilir, dua edebilir ve benzer ibadetlerini gerçekleştirebilir fakat konu sosyal adalet olduğunda (Rusya sebebiyle) asıl sorun ortaya çıkıyor. Birçok mezhepten Müslüman, (Rusya tarafından) haksız yere ‘aşırıcı’ olduğu iddiasıyla hedef gösterildi ve hapse atıldı. Ne yazık ki İslâm dünyası buna çoğunlukla sessiz kaldı. Filistin gibi bazı bölgelere destek verildiğini görebilirsiniz fakat Kırım ve İslâm dünyasındaki başka bazı bölgeler konusunda, hâlihazırda sessizlikten daha kötüsü yaşanıyor. Rusya, propaganda faaliyetleri kapsamında her yerde kendini Müslümanların koruyucusu olarak gösterdi ancak gerçek şu ki Rusya, Müslümanlara baskı uygulamakta. Kendini Müslüman olarak tanımlayan ülkelerin Rusya’ya daha fazla baskı uygulaması gerektiğini düşünüyorum ama öncelikle Kırım’da yaşananların gerçek boyutunu öğrenmeleri gerekiyor.” ifadelerine yer veren Yakubovıç, Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskıya dair Türkiye ve Batı ülkeleri dışında kayda değer bir farkındalığın olmadığına dikkat çekti. KIRIM TATAR ÂLİMLERİN NÜFUZU, DÜNYANIN DİĞER YARISINA ULAŞTI Kırım Tatar âlimler tarafından birçok dönem içerisinde yazılan yüzlerce el yazmasını araştıran Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın dinî ve felsefi mirasını çalışmalarında ele alması hususunda ise “Bu çalışmayı, yalnızca Zincirli Medresesi türü medreselerde öğretilen dinî ilimler üzerine yapmadım, mantık ve felsefeye de yer verdim. İslâm teolojisi, felsefe ve sufizmi sentezleyen Ahmed el-Kırîmî ile Sultan III. Murad’ın hocası ve siyasi danışmanı olan ve 40’tan fazla çalışmaya imza atmış olan İbrahim el-Kırîmî gibi büyük âlimlerimiz var.” şeklinde konuştu. “Birçok alanda faaliyet göstermiş olan yüzlerce âlimin yanı sıra Kırım’ın akademik çevresinin diğer bölgelerde de büyük bir etkiye sahip olması ayrıca önemlidir, yalnızca Memlûk Devleti’nde veya Osmanlı dönemindeki Anadolu’da değil, Endonezya ve Yemen’de bile nüfuzları olmuştur.” değerlendirmesinde bulunan Yakubovıç, bazı Kırım Tatar âlimlerinin söz konusu coğrafyalarda da öğrencilerinin olduğuna dikkat çekti. Öte yandan, el-Kefevî'nin kaleme aldığı el-Külliyât gibi, Kırım Tatar âlimlerinin yazdığı bazı kitapların klasik Arapçanın ilmî kelime hazinesinin öğretiminde kullanıldığını ve bu kitapların bütün İslâm dünyasında bilindiğini ifade eden Yakubovıç, ayrıca, söz konusu kitapların toplanılıp muhafaza edilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak bu kitaplarda yer alan bazı metinleri ise hâlihazırda İngilizceye ve Ukrainceye tercüme etmekten memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Berat Kandili bu gece idrak edilecek Haber

Berat Kandili bu gece idrak edilecek

Türk ve İslâm dünyası, İslâm dinince mübarek üç aylar olarak bilinen Hicri takvimdeki Şaban ayının 15. gecesi, Miladi takvimde ise bu yıl 2 Şubat 2026 Perşembe gecesi Berat Kandili'ni idrak ediyor. İslâm dinine göre "berat" günahlardan arınma, temizlenme, Allah'ın af ve rahmete nail olma anlamlarına geliyor. Kimi İslâm alimlerine göre beratın bir suçtan azade olmak anlamına geldiği bildiriliyor. Ayrıca berat gecesinde birçok kişinin Allah'ın affına mazhar olduğu ve bu kullar arasına girmek için çaba ve gayret sarf etmek gerektiği de Türk ve İslâm aleminde yaygın olarak biliniyor. Türk ve İslam aleminde, Berat Kandil gecesi Kur'an-ı Kerim tilaveti ve nafile namaz ile geçiriliyor. KIBLE, MESCİD-İ AKSA'DAN MESCİD-İ HARAM YÖNÜNDE DEĞİŞTİ İslam dininde önemli dönemlerden hicretin ikinci senesi Şaban ayının 15'inci günü, Hazreti Peygamber Muhammed (S.A.V) ziyaret için gittiği Beni Seleme yurdundaki mescidde öğle namazının ikinci rekatını kılarken, kıblenin Mescid-i Aksa'dan Mescid-i Haram yönünde değiştiği hakkında ayet indi. İslam Peygamberi Muhammed (S.A.V) ile inananlar bu esnada yönünü Kabe'ye çevirmesiyle birliğin sembolü olan bu tarihi olay, Berat gecesini değerli kılan başlıca nedenlerden birisi olarak biliniyor. "YÜCE ALLAH, BU GECE DÜNYA SEMASINA RAHMETİYLE TECELLİ EDER" Hazreti Muhammed'in, Berat Kandili'ne ilişkin şöyle buyurduğu ifade ediliyor: Şaban ayının 15'inci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve 'Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim. Yok mu başka isteği olan ona da istediğini vereyim' buyurur.

New York Belediye Başkanı Mamdani, el bastığı Kur'an'ın Osmanlı dönemine ait olduğunu açıkladı Haber

New York Belediye Başkanı Mamdani, el bastığı Kur'an'ın Osmanlı dönemine ait olduğunu açıkladı

New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı Zohran Mamdani, göreve başlama yemininde el bastığı Kur'an-ı Kerim'in, Osmanlı dönemi Suriyesi'nden el yazması bir nüsha olduğunu açıkladı. Resmî sosyal medya hesabından, geçen hafta üzerine yemin ederek göreve başladığı Kur'an'a dair açıklamalarda bulunan Zohran Mamdani, Eski City Hall metro istasyonunda düzenlenen yemin törenindeki Kur'an-ı Kerim'in, Arturo Schomburg'a ait 18. yüzyıldan kalma olduğunu kaydetti. New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı olan Mamdani, yemin törenindeki Kur'an-ı Kerim'in Osmanlı dönemi Suriyesi'nden kalma el yazması bir nüsha olduğunu belirtti. Mamdani, eserin siyah mürekkeple yazıldığını, metinde bazı bölümlerin ise kırmızı renkle vurgulandığını ifade etti. New York'un yeni döneminin bir parçası olarak gösterdiği bu Kur'an'ın tüm New Yorklulara ait sayıldığını vurgulayan Mamdani, eserin New York Halk Kütüphanesi'nin (NYPL) ana binasında sergileneceğini ve bugün itibarıyla ziyarete açıldığını duyurdu. NEW YORK'UN İLK MÜSLÜMAN BELEDİYE BAŞKANI Uganda doğumlu olan 34 yaşındaki Mamdani, 4 Kasım 2025 tarihindeki seçimlerin resmi olmayan sonuçlarına göre, "ABD'nin en büyük kentinin başına geçen son yüzyıldaki en genç ve ilk Müslüman isim" olmuştu. CBS News kanalının verilerine göre seçimde 2 milyondan fazla kişi oy kullanmış, bunun "1969'dan bu yana kayda geçen en yüksek katılım oranı" olduğu vurgulanmıştı. Mamdani, 1 Ocak'ta halka açık alanda binlerce New Yorklunun katıldığı törende, Kur'an-ı Kerim üzerine yemin ederek New York'un ilk Müslüman Belediye Başkanı olarak göreve başlamıştı.

İşgalciler, Kırımlı siyasi tutsağın Kur’an-ı Kerim’ine el koydu! Haber

İşgalciler, Kırımlı siyasi tutsağın Kur’an-ı Kerim’ine el koydu!

İşgalci Rusya, düzmece davalar çerçevesinde alıkoyduğu Kırımlı siyasi tutsaklara hapishanelerde de baskı uygulamaya devam ediyor. Rus cezaevi yönetimleri, çeşitli bahaneler öne sürerek Kırım Tatar siyasi tutsakları hücre cezasına gönderiyor. Rus işgali altındaki Kırım’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan sözde Hizb-ut Tahrir Davası kapsamında 12 yıl hapis cezasına mahkum edilen siyasi tutsak Vadim Siruk, Rus cezaevi yönetiminin Kur’an-ı Kerim'ine el koyduğunu bildirdi. Kırım Dayanışması sivil teşkilatından yapılan açıklamada; eşini arayan siyasi tutsak Vadim Siruk, alıkonulduğu Başkurdistan’daki Salavat Cezaevi yönetiminin Müslüman olan tüm mahkumların ellerindeki Kur’an-ı Kerim’lere el koymaya başladığını aktardı. Siruk’a ait Kuran-ı Kerim de daha önce kontrol edilmiş ve üzerinde gerekli tüm mühürlerin olmasına rağmen cezaevi yetkilileri tarafından elinden alınmıştı. Aynı cezaevinde alıkonulan Kırım Tatar siyasi tutsak Teymur Abdullayev de daha önce avukatına, hapishane yönetiminin hücreye Kur’an-ı Kerim koymayı yasakladığını bildirmişti. YALTA GRUBU DAVASI Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlileri, 2016 yılının 11 ve 12 Şubat tarihlerinde Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da sözde “terör örgütüne” mensup oldukları şüphesiyle birçok kişinin evinde arama yaptı. Yapılan aramalar sırasında birçok kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların bir kısmı aynı gün serbest bırakılırken, Emir Üsein Kuku, Vadim Siruk, Enver Bekirov ve Muslim Aliyev mahkemeye çıkarıldı. 12 Şubat 2016’da işgalci “mahkeme”, sözde “terör örgütünün faaliyetlerine katılmakla” suçlanan Enver Bekirov, Emir Üsein Kuku, Vadim Siruk ve Muslim Aliyev hakkında tutuklama kararı aldı. 8 Nisan 2016 tarihinde Rus kolluk kuvvetlerince, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın Yalta bölgesi Kızıltaş (Krasnokamenka) köyünde aramalar düzenlendi; aramalardan sonra Kırım Tatarları Refat Alimov ve Arsen Cepparov tutuklanmıştı. İki Kırım Tatarının davası, daha önce alıkonulan Enver Bekirov, Emir Üsein Kuku, Vadim Siruk ve Muslim Aliyev’in davasıyla birleştirilmişti. İşgalciler, Kırımlı Müslümanları; güya terör örgütünün faaliyetlerine katılmakla ve ayrıca sözde şiddet kullanarak iktidarı ele geçirme girişiminde bulunmakla suçladı. Kasım 2019’da Rusya’nın Rostov-na-Donu kentinde bulunan Güney Askeri Bölgesi Mahkemesi siyasi tutsakları Muslim Aliyev’i 19 yıl, İnver Bekirov’u 18 yıl,  Emir Üsein Kuku ve Vadim Siruk’u 12 yıl, Arsen Cepparov’u 7 yıl ve Refat Alimov’u ise 8 yıl hapis cezasına mahkûm etti.

İsmail Bey Gaspıralı’nın 1894'te hazırladığı Kur'an-ı Kerim yeniden basılacak Haber

İsmail Bey Gaspıralı’nın 1894'te hazırladığı Kur'an-ı Kerim yeniden basılacak

Ukraynalı çevirmen Mıhaylo Yakubovıç (Mykhailo Yakubovych), Türk dünyasının ve Kırım Tatarlarının en önemli isimlerinden büyük siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı tarafından 1894 yılında hazırlanıp Bahçesaray’daki Tercüman matbaasında yayımlanan Kur'an-ı Kerim’i yeniden yayımlamayı planlıyor. Konu ile ilgili açıklama yapan Mıhaylo Yakubovıç, “İsmail Bey Gaspıralı tarafından hazırlanan Kur'an-ı Kerim’i Arapça tarihi bir metin olarak yeniden yayımlamak istiyorum. Bu bağlamda Müslümanlara, kutsal kitaplarının zamanında Ukrayna topraklarında, Kırım Tatar aydını tarafından yayımlandığını göstermek istiyorum. Birçok ülkede, Ukrayna'da Müslümanların var olduğunu öğrendiklerinde şaşırıyorlar. Aynı zamanda Rusya, çeşitli metinleri yeniden yayımlayarak bu mirası (Tercüman matbaası) kendine çekmeye çalışıyor.” dedi. Gaspıralı’nın yayımladığı Kur'an-ı Kerim’in büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Yakubovıç, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Kuran'ın matbaada basılması 19. yüzyılın 70-80'li yıllarına kadar yasaktı." açıklamasında bulundu. İsmail Bey Gaspıralı tarafından 1894 yılında hazırlanıp Bahçesaray’daki Tercüman matbaasında Arapça olarak basılan Kur'an-ı Kerim, Osmanlı İmparatorluğu ve Mısır’daki özel bir komisyon tarafından onaylanmıştı. Bu komisyon, yayımlanan metinlerin İslam normlarına uygun olduğunu teyit etmişti.

93 yaşındaki Kazak Türkü Osman Toka, Kur'an-ı Kerim'i 3 yılda eliyle yazdı Haber

93 yaşındaki Kazak Türkü Osman Toka, Kur'an-ı Kerim'i 3 yılda eliyle yazdı

Kazak kökenli Şeyh Osman Toka'nın el yazması Kur'an-ı Kerim'i, Türkistan'da yoğun ilgi gördü. Şeyh Osman Toka, İslâm âleminin kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'i 3 yıl boyunca eliyle yazdı. Kutsal topraklarda yaşayan Osman Toka'nın aslen bir Kazak oldugu öğrenildi. Kazakistanlı bir Hac ve Umre organizatörü olan Amankeldi Yerengayipul, Kazak medyasına verdiği demeçte, Osman Toka'nın yazdığı Kur'an-ı Kerim'in büyük ilgi gördüğünü söyledi. OSMAN TOKA BİR KAZAKİSTAN TÜRKÜ Yarengayipul, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi: "Bu Kur'an'ın bilgisayar ile yazıldığını sanıyordum ama Osman Toka tarafından elle yazılmış. Osman Toka'yı 2010 yılında Kabe'ye girerken gördüm. Ama o zaman bu kişinin kim olduğunu bilmiyordum. Herkes selam verip elini öpüyor. Ben de 'Merhaba' dedim ve oradan bir kişiye sordum. Onun Şeyh Osman Toka olduğunu söyledi. 10 yıl sonra bir Arap, videosunda Osman Toka'dan bahsediyordu. Kur'an-ı Kerim'i kendi eliyle yazdığını söyledi. Bu gezimizde Şeyh Osman Toka'nın Medine'deki evini ziyaret ettik. Kendisi 93 yaşındadır. Şaşırtıcı bir şekilde onun bizim soydaşımız  olduğu ortaya çıktı."  "ATALARIMIZ 150 SENE ÖNCE YESİ'DEN GÖÇ ETTİ" Öte yandan Şeyh Osman Toka'nın kendisiyle Kazakça konuştuğunu dile getiren Yarengayipul sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu adam bizi görür görmez Kazakça konuşmaya başladı. Şaşırdık. Bu kişinin aslen Türkistanlı olduğu ortaya çıktı. Kur'an-ı 70 dile tercüme etti. Ona, 'Seni gördüğümde sanki dedemi görmüş gibi oldum. Atalarımız 150 yıl önce Yesevi'den (Yesi) göç ederek Suriye'ye geldi. 80'lerde ise Suudi Arabistan'a taşındı ve bugün Kur'an-ı Kerim'i elle yazdı' dedim."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.