Kur’an’ın ilk ve tek Ukraince meâlini yazan Mıhaylo Yakubovıç QHA’ya konuştu
Kur’an’ın ilk ve tek Ukraince meâlini yazan Mıhaylo Yakubovıç QHA’ya konuştu
Doç. Dr. Mıhaylo Yakubovıç, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Ukrayna’da İslâm’ın tarihsel derinliğini ve Kırım Tatarlarının bu süreçteki kilit rolünü değerlendirdi.
Haber Giriş Tarihi: 04.03.2026 09:45
Haber Güncellenme Tarihi: 04.03.2026 09:54
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kur’an-ı Kerim’in ilk ve şu ana kadar tek Ukraince meâlinin yazarı olan Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mıhaylo Yakubovıç (Mykhaylo Yakubovych), Kur’an’ın Ukraince meâlinin Ukraynalı Müslümanlardaki karşılığını, Ukrayna'da İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ve Rusya tarafından dinî özgürlükleri kısıtlanan Kırım Tatarlarının dinî faaliyetlerini gerçekleştirebilmeleri adına yapılması gerekenleri Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
Yakubovıç, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının baskısı da dâhil olmak üzere, elinde söz konusu meâlin ilk baskısından 20 adet bulunduğunu belirterek meâlin ilk baskısının, Suudi Arabistan’da bulunan “King Fahd Qur’an Printing Complex” yayınevi tarafından 2013 yılında, İslâm aleminin kutsal şehirleri arasında yer alan Medine kentinde çıkmasının önemini vurguladı. Kur’an’ın Ukraince meâlinin Türkiye’de yayımlanmasının dağıtımdaki katkısının büyük olduğunu beyan eden Yakubovıç, birçok Müslümanın okumayı dört gözle beklemiş olduğu bu çalışmayı, kendisi adına bir nevi “yatırım” olarak değerlendirdi.
“Bu meâlin (Ukrayna Müslümanları arasında) karşılık bulması, yalnızca din bağlamında gerçekleşmedi, burada dil bilimsel bağlam da söz konusudur. Geçtiğimiz yıllarda (Ukrayna’da yaşayan) pek çok Müslüman, Ukrainceyi günlük hayatlarına dâhil etti. Dolayısıyla Kur’an’ın (Ukraince) meâlini okumak da Ukraincenin İslâmî, geleneksel ve yerel etki alanı içerisine girdi. Allahü Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyurur: ‘Hiç şüphesiz biz o kitâbı, düşünüp anlamanız için Arapça bir Kur'an olarak indirdik.’. Evet, Kur’an’ın orijinal metni yalnızca Arapçadır fakat bu noktada Kur’an’ı ‘anlamak’ asıl önemli olan aşamadır. Kur’an, bütün insanlık ve dünya üzerindeki bütün diller adına indirilmiş bir kutsal kitaptır.” ifadelerini kullanan Yakubovıç, Kur’an’ın Ukraince meâlinin ilk baskısının çıktığı andan itibaren, özellikle Ukrayna’da yaşayan Kırım Tatarlarının İslâmî çevrelerinin ve Ukrayna halkı içerisinde sonradan Müslüman olanların oluşturduğu çevrelerin Kur’an’ın Ukraince meâlini olumlu karşıladığını belirtti.
Ukrayna’da geçmişten bugüne İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ele alan Yakubovıç, Ukrayna’nın, Hıristiyan dünyası ile İslâm dünyası arasında duran bir sınır niteliğinde olduğunu kaydederek Ukrayna ile İslâm dünyası arasındaki ilk etkileşimlerin, milattan sonra (M.S) 9. yüzyılın sonlarında tüccarlar aracılığıyla gerçekleştiğini dile getirdi. El-Mesûdî’den el-İdrisî’ye kadar birçok İslâm tarihçisinin yaptığı çalışmalara dayanarak Ukrayna’nın Orta Çağ’ın başındaki durumuna, Orta Çağ’da Ukrayna’da bulunan kabilelere ve bu kabilelerin reislerine dair bilgilere ulaşılabildiğini belirten Yakubovıç, “Birtakım kaynaklara göre ise Kıyiv Büyük Knezi I. Volodımır, Müslüman olmayı ciddi bir seçenek olarak değerlendiriyordu.” dedi.
Ukrayna’nın sonrasında Altın Orda Devleti ile çekişmeli ilişkilerinin olduğunu bildiren Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın ve Osmanlı Devleti’nin yükselişiyle bu ilişkilerin karmaşıklaştığını, bazen savaşların, bazen de barış ve iş birliğinin hâkim olduğunu ifade etti.
Öte yandan, Lipka Tatarları olarak bilinen Polonyalı ve Litvanyalı Tatarlar gibi Ukrayna’nın kendi kalıcı Müslüman nüfusu olduğunu, Lipka Tatarlarının Ukrayna’nın batısında 500 yıl yaşadığını ve hâlâ orada yaşayan Lipka Tatarları olduğunu belirten Yakubovıç, “Ukraynalıların diğer halklarla olan etkileşimini bütünüyle kontrol altına almak isteyen Rus emperyalizmine rağmen Ukrayna, 20. yüzyılda bile Türkiye ve Arap dünyasıyla olan birtakım bağlarını koruyabildi. Ukrayna, yerel halkı olan Kırım Tatarları dâhil olmak üzere 500 binden fazla Müslümana ev sahipliği yapmakla kalmıyor. Ukrayna, aynı zamanda camiler, kaleler ve Cezayir’den Tacikistan’a kadar uzanan İslâm vdünyasının emsalsiz koleksiyonları dâhil, oryantal el yazmaları gibi birçok İslâmî eseri de koruyabildi.” dedi.
Ukrayna’da Hıristiyan kültürünün baskın olmasına rağmen Ukrayna’nın bir devlet dini olmadığını ifade eden Yakubovıç, yakın zamanda Ukrayna’da İslâmın daha yüksek bir konuma eriştiğini ve başka dinlere mensup çoğu Ukraynalı için bile İslâmın, yükselen bir değer ve bir nevi ortak bir kimlik hâline geldiğini, bunun da çoğunlukla Ukrayna’nın Kırım Tatar toplumunun aktif faaliyetleri sayesinde olduğunu dile getirdi.
“RUSYA, KENDİNİ MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSU OLARAK GÖSTERDİ”
Öte yandan, Rusya’nın Kırım’da yürüttüğü propaganda faaliyetlerine dikkat çeken Yakubovıç, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimine Kırım Müftülüğünün destek vermesinin ve Kırım’da camiler inşa etmesinin Rusya’nın propaganda faaliyetleri kapsamında olduğunun altını çizdi. Yakubovıç ayrıca, Rusya’nın başka birçok alana müdahale etmesi gibi İslâmı da çizdiği sınırlar dâhilinde kısıtlamasını, Kırım’daki yürüttüğü propaganda kapsamında değerlendirdi.
“Gerçekte İslâm, manevi boyutta yaşanır. Evet, bir Müslüman oruç tutabilir, dua edebilir ve benzer ibadetlerini gerçekleştirebilir fakat konu sosyal adalet olduğunda (Rusya sebebiyle) asıl sorun ortaya çıkıyor. Birçok mezhepten Müslüman, (Rusya tarafından) haksız yere ‘aşırıcı’ olduğu iddiasıyla hedef gösterildi ve hapse atıldı. Ne yazık ki İslâm dünyası buna çoğunlukla sessiz kaldı. Filistin gibi bazı bölgelere destek verildiğini görebilirsiniz fakat Kırım ve İslâm dünyasındaki başka bazı bölgeler konusunda, hâlihazırda sessizlikten daha kötüsü yaşanıyor. Rusya, propaganda faaliyetleri kapsamında her yerde kendini Müslümanların koruyucusu olarak gösterdi ancak gerçek şu ki Rusya, Müslümanlara baskı uygulamakta. Kendini Müslüman olarak tanımlayan ülkelerin Rusya’ya daha fazla baskı uygulaması gerektiğini düşünüyorum ama öncelikle Kırım’da yaşananların gerçek boyutunu öğrenmeleri gerekiyor.” ifadelerine yer veren Yakubovıç, Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskıya dair Türkiye ve Batı ülkeleri dışında kayda değer bir farkındalığın olmadığına dikkat çekti.
Kırım Tatar âlimler tarafından birçok dönem içerisinde yazılan yüzlerce el yazmasını araştıran Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın dinî ve felsefi mirasını çalışmalarında ele alması hususunda ise “Bu çalışmayı, yalnızca Zincirli Medresesi türü medreselerde öğretilen dinî ilimler üzerine yapmadım, mantık ve felsefeye de yer verdim. İslâm teolojisi, felsefe ve sufizmi sentezleyen Ahmed el-Kırîmî ile Sultan III. Murad’ın hocası ve siyasi danışmanı olan ve 40’tan fazla çalışmaya imza atmış olan İbrahim el-Kırîmî gibi büyük âlimlerimiz var.” şeklinde konuştu.
“Birçok alanda faaliyet göstermiş olan yüzlerce âlimin yanı sıra Kırım’ın akademik çevresinin diğer bölgelerde de büyük bir etkiye sahip olması ayrıca önemlidir, yalnızca Memlûk Devleti’nde veya Osmanlı dönemindeki Anadolu’da değil, Endonezya ve Yemen’de bile nüfuzları olmuştur.” değerlendirmesinde bulunan Yakubovıç, bazı Kırım Tatar âlimlerinin söz konusu coğrafyalarda da öğrencilerinin olduğuna dikkat çekti. Öte yandan, el-Kefevî'nin kaleme aldığı el-Külliyât gibi, Kırım Tatar âlimlerinin yazdığı bazı kitapların klasik Arapçanın ilmî kelime hazinesinin öğretiminde kullanıldığını ve bu kitapların bütün İslâm dünyasında bilindiğini ifade eden Yakubovıç, ayrıca, söz konusu kitapların toplanılıp muhafaza edilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak bu kitaplarda yer alan bazı metinleri ise hâlihazırda İngilizceye ve Ukrainceye tercüme etmekten memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kur’an’ın ilk ve tek Ukraince meâlini yazan Mıhaylo Yakubovıç QHA’ya konuştu
Doç. Dr. Mıhaylo Yakubovıç, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Ukrayna’da İslâm’ın tarihsel derinliğini ve Kırım Tatarlarının bu süreçteki kilit rolünü değerlendirdi.
Kur’an-ı Kerim’in ilk ve şu ana kadar tek Ukraince meâlinin yazarı olan Freiburg Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mıhaylo Yakubovıç (Mykhaylo Yakubovych), Kur’an’ın Ukraince meâlinin Ukraynalı Müslümanlardaki karşılığını, Ukrayna'da İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ve Rusya tarafından dinî özgürlükleri kısıtlanan Kırım Tatarlarının dinî faaliyetlerini gerçekleştirebilmeleri adına yapılması gerekenleri Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
KIRIM TATARLARI, KUR’AN’IN UKRAİNCE MEÂLİNİ ÖVGÜYLE KARŞILADI
Yakubovıç, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığının baskısı da dâhil olmak üzere, elinde söz konusu meâlin ilk baskısından 20 adet bulunduğunu belirterek meâlin ilk baskısının, Suudi Arabistan’da bulunan “King Fahd Qur’an Printing Complex” yayınevi tarafından 2013 yılında, İslâm aleminin kutsal şehirleri arasında yer alan Medine kentinde çıkmasının önemini vurguladı. Kur’an’ın Ukraince meâlinin Türkiye’de yayımlanmasının dağıtımdaki katkısının büyük olduğunu beyan eden Yakubovıç, birçok Müslümanın okumayı dört gözle beklemiş olduğu bu çalışmayı, kendisi adına bir nevi “yatırım” olarak değerlendirdi.
“Bu meâlin (Ukrayna Müslümanları arasında) karşılık bulması, yalnızca din bağlamında gerçekleşmedi, burada dil bilimsel bağlam da söz konusudur. Geçtiğimiz yıllarda (Ukrayna’da yaşayan) pek çok Müslüman, Ukrainceyi günlük hayatlarına dâhil etti. Dolayısıyla Kur’an’ın (Ukraince) meâlini okumak da Ukraincenin İslâmî, geleneksel ve yerel etki alanı içerisine girdi. Allahü Teâlâ, Kur’an’da şöyle buyurur: ‘Hiç şüphesiz biz o kitâbı, düşünüp anlamanız için Arapça bir Kur'an olarak indirdik.’. Evet, Kur’an’ın orijinal metni yalnızca Arapçadır fakat bu noktada Kur’an’ı ‘anlamak’ asıl önemli olan aşamadır. Kur’an, bütün insanlık ve dünya üzerindeki bütün diller adına indirilmiş bir kutsal kitaptır.” ifadelerini kullanan Yakubovıç, Kur’an’ın Ukraince meâlinin ilk baskısının çıktığı andan itibaren, özellikle Ukrayna’da yaşayan Kırım Tatarlarının İslâmî çevrelerinin ve Ukrayna halkı içerisinde sonradan Müslüman olanların oluşturduğu çevrelerin Kur’an’ın Ukraince meâlini olumlu karşıladığını belirtti.
UKRAYNA’DA İSLÂMIN KONUMU, KIRIM TATARLARI SAYESİNDE GÜÇLENDİ
Ukrayna’da geçmişten bugüne İslâm ile devlet arasındaki ilişkiyi ele alan Yakubovıç, Ukrayna’nın, Hıristiyan dünyası ile İslâm dünyası arasında duran bir sınır niteliğinde olduğunu kaydederek Ukrayna ile İslâm dünyası arasındaki ilk etkileşimlerin, milattan sonra (M.S) 9. yüzyılın sonlarında tüccarlar aracılığıyla gerçekleştiğini dile getirdi. El-Mesûdî’den el-İdrisî’ye kadar birçok İslâm tarihçisinin yaptığı çalışmalara dayanarak Ukrayna’nın Orta Çağ’ın başındaki durumuna, Orta Çağ’da Ukrayna’da bulunan kabilelere ve bu kabilelerin reislerine dair bilgilere ulaşılabildiğini belirten Yakubovıç, “Birtakım kaynaklara göre ise Kıyiv Büyük Knezi I. Volodımır, Müslüman olmayı ciddi bir seçenek olarak değerlendiriyordu.” dedi.
Ukrayna’nın sonrasında Altın Orda Devleti ile çekişmeli ilişkilerinin olduğunu bildiren Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın ve Osmanlı Devleti’nin yükselişiyle bu ilişkilerin karmaşıklaştığını, bazen savaşların, bazen de barış ve iş birliğinin hâkim olduğunu ifade etti.
Öte yandan, Lipka Tatarları olarak bilinen Polonyalı ve Litvanyalı Tatarlar gibi Ukrayna’nın kendi kalıcı Müslüman nüfusu olduğunu, Lipka Tatarlarının Ukrayna’nın batısında 500 yıl yaşadığını ve hâlâ orada yaşayan Lipka Tatarları olduğunu belirten Yakubovıç, “Ukraynalıların diğer halklarla olan etkileşimini bütünüyle kontrol altına almak isteyen Rus emperyalizmine rağmen Ukrayna, 20. yüzyılda bile Türkiye ve Arap dünyasıyla olan birtakım bağlarını koruyabildi. Ukrayna, yerel halkı olan Kırım Tatarları dâhil olmak üzere 500 binden fazla Müslümana ev sahipliği yapmakla kalmıyor. Ukrayna, aynı zamanda camiler, kaleler ve Cezayir’den Tacikistan’a kadar uzanan İslâm vdünyasının emsalsiz koleksiyonları dâhil, oryantal el yazmaları gibi birçok İslâmî eseri de koruyabildi.” dedi.
Ukrayna’da Hıristiyan kültürünün baskın olmasına rağmen Ukrayna’nın bir devlet dini olmadığını ifade eden Yakubovıç, yakın zamanda Ukrayna’da İslâmın daha yüksek bir konuma eriştiğini ve başka dinlere mensup çoğu Ukraynalı için bile İslâmın, yükselen bir değer ve bir nevi ortak bir kimlik hâline geldiğini, bunun da çoğunlukla Ukrayna’nın Kırım Tatar toplumunun aktif faaliyetleri sayesinde olduğunu dile getirdi.
“RUSYA, KENDİNİ MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSU OLARAK GÖSTERDİ”
Öte yandan, Rusya’nın Kırım’da yürüttüğü propaganda faaliyetlerine dikkat çeken Yakubovıç, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişimine Kırım Müftülüğünün destek vermesinin ve Kırım’da camiler inşa etmesinin Rusya’nın propaganda faaliyetleri kapsamında olduğunun altını çizdi. Yakubovıç ayrıca, Rusya’nın başka birçok alana müdahale etmesi gibi İslâmı da çizdiği sınırlar dâhilinde kısıtlamasını, Kırım’daki yürüttüğü propaganda kapsamında değerlendirdi.
“Gerçekte İslâm, manevi boyutta yaşanır. Evet, bir Müslüman oruç tutabilir, dua edebilir ve benzer ibadetlerini gerçekleştirebilir fakat konu sosyal adalet olduğunda (Rusya sebebiyle) asıl sorun ortaya çıkıyor. Birçok mezhepten Müslüman, (Rusya tarafından) haksız yere ‘aşırıcı’ olduğu iddiasıyla hedef gösterildi ve hapse atıldı. Ne yazık ki İslâm dünyası buna çoğunlukla sessiz kaldı. Filistin gibi bazı bölgelere destek verildiğini görebilirsiniz fakat Kırım ve İslâm dünyasındaki başka bazı bölgeler konusunda, hâlihazırda sessizlikten daha kötüsü yaşanıyor. Rusya, propaganda faaliyetleri kapsamında her yerde kendini Müslümanların koruyucusu olarak gösterdi ancak gerçek şu ki Rusya, Müslümanlara baskı uygulamakta. Kendini Müslüman olarak tanımlayan ülkelerin Rusya’ya daha fazla baskı uygulaması gerektiğini düşünüyorum ama öncelikle Kırım’da yaşananların gerçek boyutunu öğrenmeleri gerekiyor.” ifadelerine yer veren Yakubovıç, Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskıya dair Türkiye ve Batı ülkeleri dışında kayda değer bir farkındalığın olmadığına dikkat çekti.
KIRIM TATAR ÂLİMLERİN NÜFUZU, DÜNYANIN DİĞER YARISINA ULAŞTI
Kırım Tatar âlimler tarafından birçok dönem içerisinde yazılan yüzlerce el yazmasını araştıran Yakubovıç, Kırım Hanlığı’nın dinî ve felsefi mirasını çalışmalarında ele alması hususunda ise “Bu çalışmayı, yalnızca Zincirli Medresesi türü medreselerde öğretilen dinî ilimler üzerine yapmadım, mantık ve felsefeye de yer verdim. İslâm teolojisi, felsefe ve sufizmi sentezleyen Ahmed el-Kırîmî ile Sultan III. Murad’ın hocası ve siyasi danışmanı olan ve 40’tan fazla çalışmaya imza atmış olan İbrahim el-Kırîmî gibi büyük âlimlerimiz var.” şeklinde konuştu.
“Birçok alanda faaliyet göstermiş olan yüzlerce âlimin yanı sıra Kırım’ın akademik çevresinin diğer bölgelerde de büyük bir etkiye sahip olması ayrıca önemlidir, yalnızca Memlûk Devleti’nde veya Osmanlı dönemindeki Anadolu’da değil, Endonezya ve Yemen’de bile nüfuzları olmuştur.” değerlendirmesinde bulunan Yakubovıç, bazı Kırım Tatar âlimlerinin söz konusu coğrafyalarda da öğrencilerinin olduğuna dikkat çekti. Öte yandan, el-Kefevî'nin kaleme aldığı el-Külliyât gibi, Kırım Tatar âlimlerinin yazdığı bazı kitapların klasik Arapçanın ilmî kelime hazinesinin öğretiminde kullanıldığını ve bu kitapların bütün İslâm dünyasında bilindiğini ifade eden Yakubovıç, ayrıca, söz konusu kitapların toplanılıp muhafaza edilmesinin acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak bu kitaplarda yer alan bazı metinleri ise hâlihazırda İngilizceye ve Ukrainceye tercüme etmekten memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Son Haberler