SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu Haber

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu

Türk dünyasının farklı coğrafyalarında, hürriyet ve varlık mücadelesi uğruna şehit düşen kurbanları anmak, yaşanan acıları ve gösterilen kahramanlıkları gelecek nesillere aktarmak üzere Türkiye’nin başkenti Ankara’da geniş kapsamlı bir anma programı düzenlendi. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ev sahipliğinde; Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Ankara Büyükelçiliği ve Türkmeneli Dernekler Federasyonu (TÜFED) iş birliğinde tertip edilen programda Kara Yanvar, Jeltoksan olayları, Kanlı Noel ve Kerkük Katliamı şehitleri anıldı. "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" başlıklı programa, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı Başkanı Dr. Abdullah Çalışkan, Anahtar Parti Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Selma Yel ve pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Ortak hafıza ve dayanışma temaları etrafında şekillenen programda, Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve TADİV Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar Bakü'de 1990'da yaşanan Kanlı Yanvar, Almatı'daki 1986 Jeltosan Olayları, Kıbrıs'ta 1963'te gerçekleşen Kanlı Noel ve 14 Temmuz 1959'daki Kerkük Katliamı'nı Türk dünyasının ortak acılarının yâd edildiği program, saygı duruşunda bulunulması ile başladı. Ardından şehitlerin ruhuna Kur'an'ı Kerim tilaveti icra edildi. Programın açış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Balkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım konuşmasında “Bugün bizler bir millet dört katliam derken yalnızca sayıları değil, aynı kaderi, aynı direnci, aynı inancı dile getiriyoruz. Coğrafyalar farklıydı, tarihler farklıydı ama hedef aynıydı; Türk’ün iradesini kırmak” diyerek, Türklerin yaşadığı coğrafyada Türklerin iradesini kırmanın zalim güçlerin ana hedefi olduğuna değindi. Açılış konuşmasının akabinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Şamil Ayrım üstlendi. "TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE BİZE BİR DEVLET KALMADI" Panelde ilk olarak Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov konuşmasını gerçekleştirdi. Büyükelçi Memmedov, “20 Ocak 1990 yılı olayları sadece bir katliam değil, sadece bir devletin kendi vatandaşına karşı silah kullanıp, tankları üzerine yürütüp insanları katletmesi değil, bu Azerbaycan Türklerinin, bir milletin devlet kurması için bağımsızlığına giden yolda, egemenliğine giden yolda bir mücadelesinin bir adımıdır” dedi. Memmedov ayrıca, tarihi süreç içerisinde kendilerine bir devlet kalmadığını; aydınları ve gençleri kurban vererek, adetlerini, kültürlerini, dillerini koruyarak verdikleri mücadele neticesinde bir devlet kurduklarını söyledi. ERŞAD SALİHİ: BİZ TÜRK’ÜZ Büyükelçi Memmedov’dan sonra Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi söz aldı. "Bugün hep beraber bir Türk varlığının, kimliğinin yok olmasından bahsetmekteyiz. Sadece Kerkük değil, sadece bir Kıbrıs, Azerbaycan değil; Türk dünyasının neresinde olursa olsun katliamlardan bahsetmekteyiz” diyerek Irak’taki Türkmenlerin, Osmanlı Devleti çekildikten sonra yalnız kaldıklarından söz etti. "Biz Türk’üz, Türkmen kelimesi bile İngilizlerin o zamanki siyaseti neticesinde söylendi" şeklinde konuşan Salihi, mevcut şartlar altında Irak Türkleri kendilerini ve toprakları korumak için kimlik meselesinde üzerlerine fazlaca gelindiğini belirtti. Türklük kimliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayan Salihi, kendilerine yönelik olarak katliamların yalnızca 1959 yılı ile sınırlı olmadınığını anımsattı. "KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE KATLİAM 1974’TE SON BULDU" KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Türk dünyasında yaşanan katliamlara değinerek sözlerine başladı. Kıbrıs’ta yaşanan katliamın ise Türkiye’nin 1974’te yaptığı barış harekâtı ile son bulduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta 1950’lerde başlayan şiddetten ve Kanlı Noel’e gelen süreçten de bahseden Korukoğlu, “20 Temmuz tarihi Kıbrıslı Türkler için takvimde herhangi bir yaprak değildir, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu, Türk kimliğinin adadaki varlığını tekrar güvence altına almasıdır” diye konuştu. PROF. DR. ATTAR, JELTOKSAN OLAYLARINI ANLATTI Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Kazakistan’da yaşanan Jeltoksan olayları ile ilgili konuştu. Sovyetlerin Perestroyka politikasına rağmen Dinmuhammet Kunayev’in görevden alınması ve Slav kökenli Genadi Kolbin'in atanması üzerine Kazakistan’da Almatı’da öğrencilerin ayaklandığından söz ederek, Sovyetlerin yetmiş bin kişilik bir orduyu öğrenciler üzerine göndererek, silahsız öğrencileri katlettiğini, öğrencilerin başını çeken Kayrat isimli öğrenciye ise daha sonra millî kahraman unvanı verildiğini söyledi. Türklerin tarihsel süreçte yaşadıklarına değinen Attar, Türklerinin tarihteki kahramanlıklar nedeniyle uydurma tarihe ihtiyaç duymadıklarını, tarihi olmayanların ancak tarih inşa ettiğini de ifade etti. Program, konuşmaların akabinde toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

KKTC Başbakanı Üstel'den GKRY'nin Türkiye'yi hedef alan söylemlerine tepki Haber

KKTC Başbakanı Üstel'den GKRY'nin Türkiye'yi hedef alan söylemlerine tepki

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos'un Türkiye Cumhuriyeti'ni hedef alan sözleri tepkilere neden oldu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Konstandinos Kombos’un Türkiye’ye yönelik "işgalci" ithamlarına sert yanıt verdi. Türkiye’nin adadaki varlığının 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan meşru bir hak olduğunu vurgulayan Üstel; iki devletli çözümün tek gerçekçi model olduğunu belirterek, "Gerçeklerden kaçmak yerine, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul eden, saygılı ve samimi bir dili benimseyin." dedi. Rum Dışişleri Bakanına gösterdiği tepkisini açıklamasında ifade etti. "BU VARLIK BİR İŞGAL DEĞİL, KKTC'NİN VARLIĞINI TAMİN EDEN GARANTÖRLÜK GÖREVİDİR" Üstel açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Rum Dışişleri Bakanı’nın Avrupa Komisyonu üyeleri önünde sarf ettiği, Türkiye Cumhuriyeti’ni 'işgalci' olarak nitelendiren ifadeler; tarihi gerçekleri çarpıtan, uluslararası hukuku yok sayan ve siyasi provokasyondan ibaret söylemlerdir. Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü bu tek yanlı ve mesnetsiz dil, Kıbrıs meselesinin çözümüne hiçbir katkı sağlamadığı gibi, Ada'daki fiili ve hukuki gerçekleri inkâr etmeye yönelik başarısız bir algı operasyonunun devamıdır. Açık ve nettir: Türkiye Cumhuriyeti, 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan hak ve yükümlülükleri çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının güvenliği için adadadır. Bu varlık bir 'işgal' değil; Kıbrıs Türk halkının varlığını, can güvenliğini ve siyasi eşitliğini teminat altına alan meşru ve hukuki bir garantörlük görevidir. Değerli halkım müsterih olun! Devletimizin hak ve çıkarları, Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir uyum ve kararlılık içinde korunmakta; halkımızın güvenliği ve egemenliği hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılmamaktadır. Rum Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos dile getirdiği iddialar; 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıları, zorla dışlanmayı ve yaşanan insanlık dramlarını bilinçli biçimde yok saymaktadır. Tarihi çarpıtarak siyaset üretme çabası, ne uluslararası kamuoyunda karşılık bulur ne de Kıbrıs Türk halkının iradesini gölgeleyebilir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak bir kez daha vurguluyoruz: İki devletli çözüm, Ada'daki mevcut gerçeklere dayanan tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm modelidir. Rum tarafının hala çökmüş federasyon tezlerine sarılarak Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan dili, çözüm değil çözümsüzlük üretmektedir. Bu noktada, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konan kararlı duruş, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve devlet iradesini savunan güçlü bir iradenin ifadesidir. Çağrımız nettir! Gerçeklerden kaçmak yerine, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul eden, saygılı ve samimi bir dili benimseyin. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hükûmeti, Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir uyum içinde, halkımızın haklarını ve devletimizin egemenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki Haber

KKTC'den Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun "ulusal ötenazi" yorumuna tepki

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Kıbrıs meselesinde farklı çözüm modellerini "ulusal ötenazi" olarak nitelendiren Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios'a tepki göstererek, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) tarafından gündeme taşınan habere göre Başbakan Üstel, yaptığı açıklamada, Başpiskopos Yeorgios'un Noel dolayısıyla yayımladığı Kıbrıs meselesine ilişkin siyasi içerikli açıklamasına tepki gösterdi. ÜSTEL: RUM TARAFININ YILLARDIR SÜRDÜRDÜĞÜ UZLAŞMAZ VE MAKSİMALİST ZİHNİYETİN AÇIK BİR İTİRAFI Yeorgios'un açıklamalarının, ne adadaki tarihsel gerçeklerle ne de çözüm iradesiyle bağdaştığını kaydeden Üstel, "Dini bir makamdan beklenen, barış, hoşgörü ve uzlaşı çağrısı yapmasıyken; Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini yok sayan, tek yanlı ve düşmanca bir dili tercih etmesi kabul edilemez." dedi. Üstel, "Başpiskopos'un iki bölgeli, iki toplumlu federasyon dahil farklı çözüm modellerini 'ulusal ötenazi' gibi son derece provokatif ifadelerle mahkum etmesi, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü uzlaşmaz ve maksimalist zihniyetin açık bir itirafı." ifadesini kullandı. Bu yaklaşımın Kıbrıs'ta "çözümsüzlüğün asıl kaynağının kimler olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu" vurgulayan Üstel, bu anlayışın, Kıbrıs Türk halkının eşit siyasi ortaklığını ve egemenliğini kabullenemediğini belirterek, bu durumu "Kıbrıs'ta yaşanan gerçek ulusal dram" olarak niteledi. "TÜRK HALKINI YOK SAYAN DAYATMALAR KABUL EDİLEMEZ" Üstel, Kıbrıs Türk halkının, 1963'ten beri ağır bedeller ödeyerek bugünlere geldiğini kaydederek, "Hiç kimsenin, Kıbrıs Türk halkını yok sayan, güvenliğini ve geleceğini riske atan dayatmaları kabul etmesini beklemesi mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye Cumhuriyeti'nin adadaki askeri varlığının "uluslararası anlaşmalara ve özellikle Garanti Antlaşması'ndan doğan meşru haklara" dayandığına işaret eden Üstel, 1974 yılından bu yana Kıbrıs'ta barış, huzur ve güven ortamı tesis edildiğini belirtti.​​​​​​​ Üstel, Rum tarafının son yıllarda ittifaklar kurarak, askeri anlaşmalar yaparak ve silahlanmayı artırarak bir sonuca ulaşabileceğini düşünmesinin gerçekçi olmadığını, silahlanma ve tehdit dilinin, Kıbrıs'ta çözüm üretmeyeceğini, aksine gerginliği derinleştireceğini ve halklar arasındaki güveni daha da zedeleyeceğini vurguladı. "KIBRIS TÜRK HALKI KENDİ LİDERLERİNİ KENDİSİ SEÇER VE KENDİ GELECEĞİNE KENDİSİ KARAR VERİR" Kıbrıs'ın ihtiyacının "yeni cepheler ve askerî hesaplar" değil, karşılıklı saygıya dayalı kalıcı bir uzlaşı olduğuna dikkati çeken Üstel, "Sayın Başpiskopos’un Kıbrıslı Türk liderlerin iradesini yok sayarak, onları dış güçlerin gölgesinde göstermeye çalışması da açık bir saygısızlıktır. Kıbrıs Türk halkı kendi liderlerini kendisi seçer ve kendi geleceğine kendisi karar verir. Bu iradeyi küçümseyen her yaklaşım, barışa değil, gerilime hizmet eder." ifadelerini kullandı. Üstel, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı ve gerçekçi bir çözümden yana olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Ancak bu çözüm, iki halkın egemen eşitliğine ve eşit uluslararası statüsüne dayanmak zorundadır." dedi. Dini makamların, asli görevlerinin ulvi ve manevi değerlere odaklanmak olduğunu; buna karşın "siyaseti körükleyen ve halklar arasında düşmanlığı derinleştiren açıklamalar yapmasının" Kıbrıs'ta barışa katkı sağlamayacağını kaydeden Üstel, "Kıbrıs'ta çözüm, tehditkar söylemlerle, tek yanlı dayatmalarla değil; karşılıklı saygı, gerçekçilik ve iki halkın iradesini esas alan bir anlayışla mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.

Türk Devletleri Tanıtım Günleri'nde Kırım damgası Haber

Türk Devletleri Tanıtım Günleri'nde Kırım damgası

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Konya Türk Devletleri İle İlişkiler Başkanlığı iş birliğiyle tertip edilen Türk Devletleri Tanıtım Günleri'nın açılış programı 20 Aralık 2025 tarihinde Konya'da gerçekleşti. Ecdat Parkı'nda düzenlenen ve iki boyunca sürecek olan etkinlikte Türk dünyasının ortak kültürü tanıtıldı. Halk oyunları gösterileri, yazma eserin tanıtımı ve yöresel ikramların yapıldığı program Türk dünyası şöleni havasında geçti. Ecdat Parkı'nda düzenlenen program kortej yürüyüşü ile başladı. "SOYDAŞLARIMIZLA AYNI DİLİ KONUŞUYOR, AYNI TÜRKÜYÜ MIRILDANIYOR, AYNI HAYALLERİ KURUYORUZ" Yürüyüşün akabinde konuşan AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, programın sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda muazzam bir aile toplantısı olduğunu kaydederek, "Bu kapsamlı programda yer alan standlarımızda birbirinden güzel el emeği ürünlerimizi, türkülerimizi, lezzetlerimizi, tarihi motiflerimizi göreceğiz; hep beraber dokunacağız, tadacağız, dinleyeceğiz. Türk dünyasının o renk renk, desen desen güzelliğini burada, Konya’da yeniden yaşayacağız." dedi. Buluşmanın 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nün hemen ardından gerçekleşmesinin son derece anlamlı olduğuna değinen Özgökçen, "Zira bugün Türk dünyasının dört bir yanından gelen soydaşlarımızla aynı dili konuşuyor, aynı türküyü mırıldanıyor, aynı hayalleri kuruyoruz. Ben bir kez daha hepinizin bu özel gününü yürekten kutluyorum. Hiç şüphesiz Türkçemiz, asırlardır bizi birbirimize kenetleyen en güçlü bağdır. Bizler geçmişte çok zor günler yaşadık. Nice ayrılıklara, nice baskılara, nice yasaklara şahitlik ettik. Ama hamdolsun o günler artık geride kaldı. Artık birbirimize daha yakınız ve daha güçlüyüz." ifadelerini kullandı. "BİZLER AYNI İDEALLER ETRAFINDAKİ BÜYÜK BİR MİLLETİN EVLATLARIYIZ" Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Türk dünyasının Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan ortak tarih, kültür ve medeniyet birikimiyle şekillenmiş büyük bir gönül coğrafyası olduğuna işaret etti. Türk dünyasının üstün değerler ve derin kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlandığını belirten Mustafa Uzbaş, "Bizler aynı destanları dinlemiş, aynı türküleri söylemiş, aynı sevinçle birleşmiş ve aynı idealler etrafındaki büyük bir milletin evlatlarıyız. Türk dünyasıyla ilişkilerin kültürel bağlarımızın canlı tutulmasını ve gönül köprülerimizin daha da sağlamlaşmasının son derece kıymetli görüyoruz." diye konuştu. Uzbaş ayrıca şu ifadeleri kullandı: Nitekim Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türk dünyasına ilişkin olarak 'Dilde, fikirde, işte birlik ülküsünü sadece bir temenni değil stratejik bir hedef olarak görüyoruz' sözleriyle bu kardeşliğin aynı zamanda ortak ve gelecek vizyonu olduğuna işaret etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği bu vizyon doğrultusunda yürümeyi, Türk dünyası ile aramızdaki kardeşlik bağlarına daha da pekiştirmeyi bizler de kendimizi şiar ediniyoruz. "TÜRKİYE, TÜRK DÜNYASI İLE OLAN BAĞLARINI DAHA KALICI HALE GETİRMEK İÇİN KARARLILIKLA ÇALIŞMAKTADIR" AK Parti Türk Devletleri İle İlişkiler Başkan Yardımcısı ve Karaman Milletvekili Selman Oğuzhan Eser ise konuşmasının başında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda "Türkiye Yüzyılı" hedeflerine yürürken Türkiye'nin yanı sıra Türk dünyasının da geleceğine yön verecek sorumlulukları taşıdıklarını belirtti. Türk dünyasının tarih boyunca geniş bir coğrafyaya kök salmış, diliyle, kültürüyle, inancıyla ve kader birliğiyle birbirine bağlanmış devletlerin mirası olduğuna değinen Selman Oğuzhan Eser, "Bugün büyük medeniyetin farklı coğrafyadaki temsilcileri ortak bir geleceğe doğru kararlılıkla yürümektedir. Türkiye bu birlikteliğin hem tarihi hem de vicdani sorumluluğunu taşımaktadır. Bu anlayışla Azerbaycan'dan Kazakistan'a Özbekistan'dan Türkmenistan'a Macaristan'dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne uzanan geniş bir coğrafyada dostluk, kardeşlik ve stratejik ortaklık temelinde sürekli güçlenen ilişki kurulmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı ile ekonomi ulaştırma savunma sanayi, dijital dönüşüm, gençlik ve eğitim gibi pek çok alanda ortak hedefler etrafında ilerleyen güçlü bir zemin oluşturulmuştur." şeklinde konuştu. Türk dünyasının güçlendiği ölçüde bölgesel istikrar ve küresel dengenin de o ölçüde güçleğini belirten Eser, "Bu bakış açısı yürüttüğümüz çalışmaların temel dayanağını oluşturmaktadır. Bugün yürütülen çalışmalarla Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Orta Koridor daha güçlü bir hatta kavuşurken, ortak alfabe çalışmalarıyla birlikte kültürel ve medya alanındaki projeler, kimlik bağlalarımızı derinleştirmiş, savunma ve güvenlik başlıklarında ortak hareket kabiliyeti gelişmiş ve istikrarlı bir şekilde de gelişmeye devam etmektedir. Savunma ve güvenlik başlıklarındaki gelişmeler de hepimizin yakinen takip ettiği çok önemli gelişmelerdendir. Bu tarihi sorumluluğun bilinciyle Türkiye, Türk dünyası ile olan bağlarını daha güçlü, daha kurumsal ve daha kalıcı hale getirmek için kararlılıkla çalışmaktadır. Bizim için Türk dünyası yalnızca geçmişe ait bir hatıra değildir. Insanlığı küresel barışa götüren geleceğin ortak yürüyüştür" ifadelerini kullandı. KONYA'DA KIRIM RÜZGÂRI ESTİ Program kapsamında Türk dünyası topluluklarından temsilcilerin yazma eserlerden geleneksel sanatlara, yöresel kıyafetlerden kültürel miras örneklerine kadar pek çok değeri tanıttığı standlar kurulurken Kırım Derneği Konya Şubesi tarafından oluşturulan alan katılımcıların odak noktası oldu. Etkinlikte adeta Kırım rüzgârı esti. Ayrıca program kapsamında yazma eserin tanıtımı ve yöresel ikramların yanı sıra mehteran takımı gösterisi, halk oyunları, tiyatro performansları ve mini konserlerler düzenlendi. Evelina Kemileva yönetimindeki Kırım Derneği Genel Merkezinin halkoyunları ve müzik topluluğu Cıyın Ansambli tarafından icra edilen gösteri programa damga vurdu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığının 42. yılını kutluyor Haber

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsızlığının 42. yılını kutluyor

Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz lideri Rauf Denktaş’ın 15 Kasım 1983’te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunu ilan etmesinin üzerinden 42 yıl geçti. Kıbrıs Türk halkı, bugün varoluş mücadelesini zaferle taçlandırarak kurduğu KKTC devletinin kuruluşunu kutluyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşu, 15 Kasım 1983’te Kıbrıs Türk halkının adadaki siyasi yaşamını devlet olarak dünyaya ilan ettiği tarihi bir dönüm noktası oldu. Mehmetçik ile Kıbrıs Türklerinin omuz omuza 15 Kasım 1983’te savaşarak elde ettiği zafer, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlandı. KIBRIS TÜRK DEVLETİNE GİDEN SÜREÇ 15 Temmuz 1974’te, Enosis'i gerçekleştirmek için Rum-Yunan iş birliğinde faşist bir darbe gerçekleştirildi. Garantör ülke Türkiye, bu oldubittiye karşı 1960 garanti ve ittifak anlaşmalarının kendisine verdiği hukuki müdahale hakkını kullanarak; üstün fedakârlıkları sayesinde 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta Barış Harekâtı’nı gerçekleştirdi. Enosis hayalini tarihe gömdüğü gibi Kıbrıs Türk halkını da ikinci bir soykırım planı olan İphestios Katliamı'ndan kurtardı. 5 Ağustos 1975’de Nüfus Mübadele Antlaşması yapılarak Kıbrıs Türk halkı Ada’nın kuzeyinde, Rumlar güneyinde toplanmış ve tamamen iki ayrı halktan oluşan iki ayrı kesim oluşmuştur. 1977 ve 1979 Denktaş-Makarios, Denktaş-Kyprianou Doruk Antlaşmaları ile iki taraflı yapı teyit edildi ve Kıbrıs’ta iki ayrı otonom idarenin varlığı kabul edildi. KIBRIS TÜRK HALKININ VAROLUŞ MÜCADELESİ Sözde tüm Kıbrıs’ı temsil ettiğini iddia eden ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni silah zoru ve terörle işgal ettikleri halde, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak gayrımeşru bir şekilde tanınmayı sürdüren Rumlar, geçen süreçte adil bir çözüme yanaşmadı.Rumlar, Kıbrıs’ın bütününe sahip çıkarak, Kıbrıs Türk halkını üniter bir yapı içine sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne azınlık olarak alma uğraşlarını sürdürdü. Nüfus mübadelesi antlaşmasını yoksayan bu antlaşmayı zorlayan koşulları göz ardı eden, kuzeye göçen Türklerin 11 yıl maruz kaldıkları maddi ve manevi kayıpları ve güneyde bıraktıkları malvarlığını görmezden gelen bu yanlı kararlar karşısında Kıbrıs Türk halkı ve Kıbrıs Türk liderliği, bu hukuksuzluğa daha fazla kayıtsız kalamadı. KKTC İLAN EDİLDİ Sonuçta egemen Türk varlığı korunarak yaşatılması için, 15 Kasım 1983’te Kıbrıs Türk Federe Devleti Meclisinin oybirliği ile aldığı bir kararla ve Kıbrıs Türk halkının ezici çoğunluğunun onayı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edildi. Mücahit Kıbrıs Türk halkının şanlı direnişinin ve egemen varlığının simgesi olan KKTC, bugün 42. kuruluş yılını kutluyor. Türk Mukavemet Teşkilatı, Kıbrıs Türklüğünün lideri Dr. Fazıl Küçük ve KKTC'nin kurucu Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz ismi Rauf Raif Denktaş ve arkadaşları bu mücadelenin bayraktarları oldu. Nitekim, KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı ve dönemin Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanı Rauf Denktaş, cumhuriyetin ilan edildiği 15 Kasım 1983 tarihinde Meclis birleşiminin tamamlanmasından sonra Federe Meclis önünde toplanan halka ve öğrencilere hitaben yaptığı konuşmasında, mücadelenin bitmediğine değinerek, "Ne Mutlu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk çocuklarına" diyerek, Kıbrıs Türklüğünün mücadelesini özetlemişti.

Erhürman ilk demecini verdi: KKTC ve Kıbrıs Türk halkı için ne dedi? Haber

Erhürman ilk demecini verdi: KKTC ve Kıbrıs Türk halkı için ne dedi?

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) 19 Ekim 2025 tarihinde yapılan seçim sonucunda Cumhurbaşkanlığı görevine gelen Tufan Erhürman'ın tartışılan politikası, anavatan ve garantör ülke olan Türkiye'ye yönelik tutumu merak uyandırmaya devam ederken, Erhürman yeni açıklamalarda bulundu. "TÜRKİYE'NİN GARANTÖRLÜĞÜ KIBRISLI TÜRKLER TARAFINDAN HAYATÎ ÖNEME SAHİPTİR" İlk demecini Türkiye gazetesine veren Cumhurbaşkanı Erhürman, Türkiye'nin KKTC'nin garantör gücü olduğunu vurgulayarak, "Bizim Türkiye ile bağımız hayati önemdedir ve Türkiye bu adanın tartışmasız garantör gücüdür. Türkiye ile olan bağımız herhangi iki devletin birbirleriyle ilişkileriyle kıyaslanamayacak düzeyde özel ve hayati öneme sahiptir. Kardeş ülkeyiz. Kıbrıs Türk halkı ve Türk halkı kardeş halklardır. Türkiye’nin garantörlüğü Kıbrıslı Türkler tarafından hayati öneme sahiptir." ifadelerine yer verdi. Erhürman, müzakere süreçlerini, Kıbrıs ve dış politika ile ilgili sorunların Ankara ile istişare edilmeye devam edeceğinin altını çizdi. Erhürman, "Aynı gelenek bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edecektir. Benim görevim, devletlerimiz ve halklarımız arasındaki ilişkileri çok daha üst seviyeye taşımaktır." dedi. İLK ZİYARET TÜRKİYE OLACAK Öte yandan KKTC'nin devlet geleneğine göre Cumhurbaşkanların ilk ziyaretinin Türkiye olduğunu anımsatan Erhürman, yarın yapılacak olan yemin törenin ardından ziyaret hazırlıklarının başlayacağını bildirdi. Ayrıca seçimlerden sonra Türk medyasının Kıbrıs ve Kıbrıs Türk halkı hakkında çok sayıda yayın yapmasına dikkat eçeken Erhürman, Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının tanıyıp benimsemesini önemsediğini belirtti. Erhürman, "Türkiye’de bazı ön yargılar oluşturulduğunun farkındayım ama yemin töreninden sonra kuracağımız doğru ve sağlıklı iletişimle bu ön yargıların da çok kısa sürede dağılacağından eminim." cümlelerini sarf etti. "ARTIK HERHANGİ BİR PARTİNİN DEĞİL, KKTC'NİN BAŞKANIYIM" Mücahit çocuğu olduğunu vurgulayan Erhürman, "Ben artık herhangi bir partinin değil KKTC’nin başkanıyım. Herkese eşit mesafede kalarak kanunî çerçevede halkımıza hizmet vereceğim." ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi ile görüştü: Üçlü toplantı tarihi belli oldu Haber

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi ile görüştü: Üçlü toplantı tarihi belli oldu

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 15 Eylül 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar'ı Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi'nde kabul etti. Bir saati aşan görüşmede, Kıbrıs meselesi, BM nezdinde taraflar arasında yapılacak görüşmeler ve iki taraf arasında açılması planlanan yeni sınır kapılarının gündeme geldiği öğrenildi. ÜÇLÜ TOPLANTI TARİHİ BELLİ OLDU Tatar gerçekleşen görüşmenin ardından bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Cuellar ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, 26 Eylül’de BM Genel Sekreteri ve heyetiyle 27 Eylül’de ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis ile üçlü toplantıda bir araya geleceklerini açıkladı. KKTC ile GKRY arasında sınır kapısı açılması için yapılan görüşmeler konusunda Rum tarafının negatif tutumunu Cuellar'a ilettiğini aktaran Tatar, 26-27 Eylül tarihlerinde New York’ta bu konuyu BM Genel Sekreteri nezdinde tekrar gündeme getireceğini bildirdi. “KIBRIS MESELESİ BİR STATÜ MESELESİDİR” Kıbrıs meselesinin özünde statü meselesi olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Bir taraf tanınmış cumhuriyet, Avrupa Birliği (AB) devleti diğer taraftan bizler ki, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurucu ortağı olarak kendi egemenlik haklarımızla bu adadaki varlığımızı sürdürürken, bu kadar haksızlık altında, hala izolasyon, engellemeler, kısıtlamalar ve hatta ambargolarla yaşamamızın zorlaştırılması için baskıcı unsurlarla zorluklar çıkaran bir idare ile karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı. Öte yandan Tatar, BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Cuellar ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini kaydederek, "Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma olacaksa, statü eşitsizliğinin ortadan kaldırılması, egemen eşitliğin ve eşit uluslararası statünün kabul edilmesi gerekir." diye konuştu. TATAR’DAN HAPİSHANE ŞARTLARINA VURGU Güney Kıbrıs’taki hapishanedeki durumların iç açıcı olmadığını da ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizlerin vatandaşları orada büyük bir sıkıntı yaşıyorlar. Gerek hapishanedeki koşullar, gerek oradaki davranışlar gerçekten oradaki vatandaşlarımızın büyük bir zulümle karşı karşıya olduğu yönünde haberler geliyor.” dedi. Cumhurbaşkanı Tatar, bu konuda Holguin’den karşı tarafla görüşmesini ve vatandaşların insani koşullarda muamele görmesini rica ettiğini belirtti. TEMSİLCİ’DEN AÇIKLAMA Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Cuellar da görüşmenin ardından gazetecilere konuştu. Tatar ile görüşmesinde birkaç hafta içinde New York’ta Genel Sekreter ile yapılacak toplantıyla ilgili süreci ele aldıklarını dile getiren Cuellar, Genel Sekreter'e adadaki durum hakkında bir rapor hazırlamak için Kıbrıs'ta bulunduğunu ifade etti. Cuellar, Tatar ile görüşmesinin olumlu geçtiğinin de altını çizerek, "Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis arasındaki görüşmelerin yeniden başlamasını umuyorum ve bu yönde çalışmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.

KKTC, Azerbaycan'daki uluslararası zirveye gözlemci olarak katılacak Haber

KKTC, Azerbaycan'daki uluslararası zirveye gözlemci olarak katılacak

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Azerbaycan'da gerçekleşecek olan 17. Ekonomik İşbirliği Örgütü (EİT) Zirvesi'ne gözlemci üye statüsünde katılmak üzere Hankendi'ye gitti. EİT ZİRVESİ'NİN KKTC AÇISINDAN ÖNEMİ AZERBAYCAN'DA DÜZENLENECEK OLMASI KKTC ve Azerbaycan arasında gelişen ikili iş birliğini ele alan Cumurbaşkanı Tatar, Azerbaycan haber servisi Report'a açıklamalarda bulundu. KKTC'nin Hankendi'de tertip edilecek olan EİT Zirvesi'ne katılmanın büyük bir onur ve mutluluk verdiğini belirten Tatar, "Çünkü bizim için bu tür uluslararası etkinliklere katılmak kolay değil. Birçok engelle karşılaşıyoruz; bunun sonucunda uluslararası etkinliklere davet edilmiyoruz. Ülkemizin Hankendi'de yapılacak zirveye gözlemci olarak katılacak olması şüphesiz Türkiye'nin başarısıdır." diyerek Türkiye'nin KKTC'ye yönelik desteğine işaret etti. Cumhurbaşkanı Aliyev'in, "Ben her zaman KKTC'nin yanında oldum." yönündeki açıklamalarını anımsatan Tatar, aynı şekilde Azerbaycan'ın da KKTC'ye destek verdiğini vurguladı. Zirvenin öneminin Azerbaycan'da yapılması olduğuna dikkat çeken Tatar, KKTC'nin Akdeniz'de stratejik öneme sahip bir ülke olmasından kaynaklı olarak zirvede gözlemci üye olmasının önemine işaret etti. Tatar bu bağlamda yaptığı değerlendirmede, "Bağımsız bir Türk devleti olarak varlığımızı sürdürmeli ve bu tür örgütlerde üye olarak temsil edilmeliyiz. Yani ülkemizin EİT Zirvesi'nde temsil edilmesi ve aktif katılımı tamamen doğaldır. Bahsettiğim noktalar burada iş birliği olanaklarımızı artıran faktörlerdir." ifadelerini kullandı. "İKİ ÜLKE ARASINDA EKONOMİ VE YATIRIM ALANLARINDA İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENDİRİLEBİLİR" Azerbaycan ile KKTC arasında gelişen ikili diyalog üzerine sorulan soruya Tatar, iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi konusunda çaba yürüttüklerini ifadelerine ekledi. Cumhurbaşkanı, iki ülke arasında ortak kültür, tarihî bağ ve ortak bir zihniyet olduğunu belirtti. Tatar, "Özellikle ekonomi ve yatırım alanlarında iş birliğinin güçlendirilebileceğini düşünüyorum. Şu anda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde çok sayıda Azerbaycanlı yaşıyor ve ülkemizdeki Azerbaycanlıları gerçekten seviyorlar. Yani bu sevgi bağları iki halk arasında var ve hissediliyor." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.