SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mustafa Koçyegit

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mustafa Koçyegit haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mustafa Koçyegit haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükelçi Bodnar ve KTMM Başkan Yardımcısı Celal, Türk basını ile buluştu Haber

Büyükelçi Bodnar ve KTMM Başkan Yardımcısı Celal, Türk basını ile buluştu

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar (Vasyl Bodnar) ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Nariman Celal, 9 Ekim 2024 tarihinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliğinde basın mensuplarıyla düzenlenen toplantıda, Rus esareti altındaki siyasi tutsakların maruz kaldığı şartları, 22 Şubat 2024 tarihinden bu yana devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı'nın mevcut durumunu ve bu bağlamda son dönemde dış politikada yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Etkinliğin açılışında konuşan Büyükelçi Vasıl Bodnar, KTMM Başkan Yardımcısı Nariman Celal'in yakın zamanda Rus esaretinden kurtulduğunu anımsatarak, bu bakımdan toplantının kendileri açısından çok özel olduğunu kaydetti. Bodnar ayrıca, Nariman Celal'in siyasi görüşü ve duruşu sebebiyle mahkûm edildiğini vurguladı. "İŞGAL DÖNEMİNDE YAŞANAN HER ŞEYİN ŞAHİDİ OLDUM" İki bölümden oluşan toplantının birinci kısmında konuşan Nariman Celal, kendisinin de geçmişte bir gazeteci olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, 2014 yılında Kırım'ın işgali sonrasında vatanını terk etmediğini söyledi. "İşgal döneminde yaşanan her şeyin şahidi oldum" diyen Celal, Rusya'nın KTMM'yi yasaklaması sonrasında mahkemede meclisi kendisinin temsil ettiğini belirtti. Kırım Tatarlarının işgale karşı durduğunu ve bu tavırlarını açık bir şekilde sergilediklerini anımsatan Celal, "Kırım'ın işgalinden sonra ben kendi duruşumu açık bir şekilde gazete ve televizyonlarda ifade ediyordum." dedi. 2021 yılında gerçekleşen Kırım Platformu zirvesine katıldığı için tutuklandığını açıklayan KTMM Başkan Yardımcısı, tutuklama gerekçesi olarak Rusya'nın doğalgaz borularına zarar vermek gibi saçma bir bahane uydurduğunu ifade etti. "Bu uyduruk sebeplerden dolayı 17 yıl cezaya mahkûm edildim" şeklinde konuşan Celal, kendisiyle birlikte 4 kişinin daha alıkonulduğunu ve Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) tarafından işkenceye maruz kaldıklarını kaydetti. Ölümle ve aileleri ile tehdit edildiklerini açıklayan Nariman Celal, "Neticede o insanlar işlemedikleri suçlardan ötürü mahkûm edildiler." ifadelerini kullandı. "CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BİZİ KURTARMAYA KARARLIYDI" Kendisi ve kendisiyle birlikte mahkûm edilen; hâlâ Rus esareti altında olan Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov'un kurtarılması noktasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önemli bir tutum ortaya koyduğunu belirten Nariman Celal, "Bizi kurtarmaya kararlıydı. Putin'le olan ikili görüşmelerinde birçok kez bizim isimlerimizi zikrettiğini biliyorum. Türkiye ile Ukrayna cumhurbaşkanlarının ve uluslararası örgütlerin bize gösterdiği ilgiden ötürü serbest kalabildim." diye konuştu. Bu durumla birlikte Kırım'da hâlâ 220 siyasi mahkûm bulunduğunu ve bu sayının 132'sinin Kırım Tatarı olduğunu açıklayan Celal, "Bu sayılar bize Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına kasıtlı olarak baskı uyguladığını gösteriyor." dedi. KTMM Başkan Yardımcısı Nariman Celal, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: Kırım'da siyasi davalar çerçevesinde alıkonulan insanlar, hükûmete karşı çıkanlar veya iktidarı ele geçirmek insanlar değildir. Bunlar sadece haksızlığa ve vatanlarının işgaline karşı mücadele eden insanlardır. Ben hiç bir zaman Rus hükûmetini devirme amacı taşımadım. Ben sadece, milletimin özgür bir şekilde yaşamasını istedim. Kırım'daki durum çok zor ve insanlar kendilerini özgür hissetmiyor. Rus rejimi Kırım'daki halkın, kendi durumlarından memnun oldukları hakkındaki yalanlarına devam ediyor. Cezaevlerinde sağlık durumu kritik seviyede olan çok sayıda siyasi tutsağın bulunduğunu kaydeden Celal, biri Kırım Tatarı olmak üzere 2 Kırımlı siyasi mahkûmun cezaevinde hayatını kaybettiğini belirtti. Mahkûmların insanlık dışı şartlarda tutulduğunu ve muamele gördüğünün altını çizen KTMM Başkan Yardımcısı, "Kırım tekrar özgürlüğünü kazanmadıkça, Ukrayna topraklarına tekrar dahil olmadığı sürece bu durum devam edecektir." şeklinde konuştu. "TÜRKİYE İÇİN UKRAYNA'DAN DAHA İYİ BİR PARTNER OLMADIĞINA EMİNİZ" Konuşmasında Ukrayna ile Türkiye ilişkilerine de değinen Nariman Celal, "Türkiye'nin bizim en yakın dostumuz ve partnerimiz olduğu düşüncesine sahibiz. Türkiye'nin daha önce bize gösterdiği yakınlık ve desteklerini ileride de göstermeye devam edeceği konusunda umutluyuz." diyerek, "Ayrıca Karadeniz bölgesinde Türkiye için Ukrayna'dan daha iyi bir partner olmadığına eminiz. Bölgede Ukrayna'nın topraklarını işgal ederek Rusya'nın güçlenmesinin de Türkiye'ye hiç bir faydası olmayacağına eminiz. Türk hükûmetinin bunu çok iyi anladığını görmek benim için önemli ve iyi bir haberdir." değerlendirmesinde bulundu. RUSYA GÜNDE EN AZ 800 ASKER KAYBEDİYOR Toplantının ikinci bölümünde cephe hattındaki son durumu açıklayan Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, en aktif bölgelerin Donetsk ve Zaporijjya bölgesi olduğunu belirtti. Rusya’nın Rusya’nın saldırılarını Pokrovsk ve Toretsk istikametlerinde yoğunlaştırdığını ve Ukrayna ordusunun başarılı bir şekilde işgalcilere karşı koyduğunu belirten Vasıl Bodnar, bununla birlikte Rusya’nın günlük asker kaybının 800 ile 2 bin 200 olduğu bilgisini paylaştı. Büyükelçisi Bodnar, Ukrayna’nın Rusya’nın Kursk bölgesinde yürüttüğü sınır ötesi operasyonun nedenine ilişkin ise, “Ukrayna’nın pozisyonu gayet net, biz yabancı toprakları istemiyoruz. Fakat savaş alanı sadece Ukrayna olmamalı. Bunu savaşı başlatan ülke de hissetmeli.” açıklamasını yaptı. Rus basınında Kursk operasyonuna ilişkin sansür uygulandığını belirten Bodnar, “Basın mensupları bunu göstermiyor.” dedi. Bodnar, devam eden operasyon kapsamında Ukrayna'nın bölgede 100 yerleşim yerini kontrol altında tuttuğunu açıklamasında bulundu. Kursk bölgesinde 30 bin askerden oluşan Rus askerî grubunun mağlup edildiğini ve Donetsk bölgesine konuşlandırılan bazı Rus askerî birliklerinin Kursk bölgesine sevk edilmesini sağladıklarını kaydeden Büyükelçi, operasyonun Ukrayna ordusunun moralini artırdığını söyledi. BODNAR: İKİNCİ BARIŞ ZİRVESİ'NE RUSYA'NIN KATILMASINI İSTİYORUZ 30-31 Ekim’de Kanada’nın ev sahipliğinde Ukrayna'nın 10 Maddelik Barış Formülü kapsamında bakanlar düzeyinde bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklayan Büyükelçi, “Kanada’da 30-31 Ekim’de insani durumlar ve siyasi mahkumların serbest bırakılması ele alınacak. Türkiye’nin bu etkinliğe katılmasını umuyoruz.” ifadelerini kullandı. Bodnar ayrıca, 17-18 Ekim’de İsviçre ve Ukrayna’nın ev sahipliğinde Lozan’da Ukrayna’daki mayınların temizliğinin ele alınacağı bir konferans yapılacağını da belirtti. 14 Haziran 2024 tarihinde İsviçre’de yapılan Ukrayna Barış Zirvesi’nin ikincisini yapmayı planladıklarını aktaran Bodnar, bu kez ikinci zirveye Rusya’nın katılmasını istediklerini de kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ın Ukrayna’yı ziyaret etmesini beklediklerini belirten Bodnar, Ukrayna’nın yeniden inşası konusundaki birkaç projeyi ele alacaklarını kaydetti. Bodnar ayrıca, 22-26 Ekim 2024 tarihinde İstanbul'da düzenlenecek olan SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'na (SAHA EXPO 2024) Ukraynalı şirketlerin katılım göstereceğini duyurdu. Bodnar, "Bir Büyükelçi olarak SAHA EXPO 2024'te imzalanacak anlaşmalara ayrıca dikkat çekmenizi öneriyorum." dedi. “TÜRKİYE’NİN İŞTİRAKİ ÇOK ÖNEMLİ” Büyükelçi Bodnar, 2. Ukrayna Barış Zirvesi’nin ayrıntılarına ilişkin olarak kendisine yöneltilen soruyu şu şekilde yanıtladı: Bu Zirve’nin en önemli amaçlarından biri Ukrayna’da adil barışın sağlanmasıdır. Şu an Ukrayna ve Rusya karşı karşıya oturup da Rusya’nın taleplerini dinlemek gibi bir formattan bahsetmiyoruz. Uluslararası toplum Ukrayna ile beraber Ukrayna’da adil barış nasıl sağlanacak, nasıl adımlar atabileceğimiz konusunda bir liste oluşturacak ve bu listeye göre Rusya’ya karşı nasıl taleplerde bulunabileceklerini konuşacaklar. Doğrudan Rusya ve Ukrayna arasında bir görüşme olmayacak. Muhtemelen üçüncü tarafların üzerinden yapılacak bir format olacak. Bu Zirve’yi bu senenin sonuna kadar gerçekleştirmeyi umuyoruz. Bu planlarımız maalesef erteleniyor çünkü Rusya kendi tarafını tutan üçüncü ülkeler üzerinden kendi şartlarını bize dayatmaya çalışıyor. Türkiye’nin iştiraki bizim için arabulucu ve tecrübeli bir taraf olarak çok önemli. Ukrayna’nın başarısını sağlayabilecek her formata ve zirveye açığız.

Büyükelçi Bodnar: Baskı ve zulüm Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası Haber

Büyükelçi Bodnar: Baskı ve zulüm Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Rusya'nın yayılmacı politikaları neticesinde 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı 3. yılına girmesine karşın Ukrayna'nın Rus işgallerine karşı mücadelesi 10 yıldır devam ediyor. Kırım Tatarlarının anavatanı Kırım'daki Rus işgali 2014 yılından bu yana devam ediyor. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, 10 yıldır işgal altında bulunan Yarımada'da 24 Şubat 2022'de başlayan topyekûn saldırılar ve işgal girişimiyle birlikte Kırım'da zirveye ulaşan baskı ve zulüm politikaları ile Ukrayna devletinin işgal sonrasında Kırım'da hayata geçirmeyi planladığı politikalarına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. "İŞGALCİ YÖNETİM KIRIM TATARLARINI SİNDİRMEYE ÇALIŞIYOR" Rus işgal güçlerinin uyguladığı baskıların ilk hedefinin Kırım Tatarları olduğunu belirten Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Ukrayna vatandaşları olan Kırım Tatarlarının siyasi, sosyal ve gündelik hayatları büyük zarar gördü. Biliyorsunuz ki, işgalciler ilk başta Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun Yarımada'ya girişini yasakladı. Ardından Kırım Tatar Milli Meclisinin faaliyetleri yasaklandı. Yani aslında Kırım'daki Kırım Tatarlarının idari bütün hakları sınırlandırıldı. Baskı ve zulüm, Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası haline geldiği için binlerce Kırım Tatarı Yarımada'yı terk ederek Ukrayna ana karasına veya başka ülkelere yerleşmek zorunda kaldı." ifadelerini kullandı. Kırım Tatarlarına uygulanan baskıların sonucu olarak şu an 200‘den fazla siyasi tutsağın Rusya tarafından alıkonulduğunu, onlarca insanın kovuşturulduğunu belirten Büyükelçi Bodnar, "İşgalci yönetim bu baskılar aracılığıyla Kırım Tatarlarını sindirmeye ve susturmaya çalışıyor." dedi. KIRIM'A ON BİNLERCE RUS VATANDAŞI YERLEŞTİRİLİYOR Rus işgal yönetiminin asimilasyon faaliyetleri yürüttüğüne işaret eden Vasıl Bodnar, "Rusya, demografik ve etnik yapıyı değiştirmek için on binlerce Rus vatandaşını Kırım Yarımadası'na yerleştiriyor. Aynı zamanda bu faaliyetlerle beraber Kırım Tatarlarının kendi kültürünü ve dinini korumaya yönelik çabaları engelleniyor." şeklinde konuştu. Rusya'nın Kırım Tatarlarının ve Ukraynalıların taşınmazlarına el koyarak onları Yarımada'ya getirdikleri Rus vatandaşlarına devrettiğini kaydeden Bodnar, "Özellikle Kırım'ın güney kıyısında bulunan tesisler işgalcilerce gasp ediliyor." açıklamasında bulundu. Kırım'ın yoğun bir şekilde askerileştirildiğine vurgu yapan Büyükelçi, "Kırım'da birçok askeri üs kuruldu ve çeşitli askeri teçhizatlar konuşlandırıldı. İşgalciler aynı zamanda bütün uluslararası anlaşmaları ihlal ederek Kırımlıları Rus ordusuna hizmet etmeleri için zorluyor. Bu da baskıya maruz bırakılarak Rus ordusuna katılmak zorunda bırakılan vatandaşların hayatı için tehlike oluşturuyor. Bu aslında özellikle 19. yüzyılda deneyimlenen işgal pratiklerinden biri ancak çatışmaların artmasıyla beraber özellikle tehlikeli olmaya başladı." ifadelerini kullandı. "RUSYA BASKI UYGULAYARAK YARATTIĞI ŞARTLARLA GİZLİ BİR SÜRGÜN YÜRÜTÜYOR" İşgalcilerin Kırım'da insan hakları ve özgürlükleri ihlal ettiğini söyleyen Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Özellikle dini özgürlük gibi hassas konulardaki sınırlamalar kötü etkiler yaratıyor. Tüm bunlar Rusya’nın Kırım Tatar halkının hayatının her alanını kontrol altında tutmaya çalıştığına işaret ediyor. Rusya baskı uygulayarak yarattığı şartlarla Kırım Tatarları için yaşam şartlarını zorlaştırarak, çekilmez hale getirerek onları Yarımada’yı terk etmeye zorluyor ve gizli bir sürgün yürütüyor." şeklinde konuştu. UKRAYNA, KIRIM İÇİN STRATEJİ GELİŞTİRİLİYOR Vasıl Bodnar, kendisine sorulan; Kırım'ın işgalden kurtarılması hedefinin gerçekleşmesi sonrasında, Rusya tarafından tatbik edilen politiklar sonucunda demokrafik yapısı değiştirilen Yarımada'ya yönelik Ukrayna'nın çalışma yürütüp yürütmediği sorusunu, "Bu çok önemli bir konu ve şu an ilgili strateji geliştiriliyor. Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın 'Her şey Kırım’da başladı ve Kırım’da bitecek' sözlerini hatırlatmak istiyorum. Tabii ki bu konuda KTMM temsilcileri, Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Tamila Taşeva ve ekibi çalışıyorlar." şeklinde yanıtladı. "RUS İŞGAL YÖNETİMİ TEMSİLCİLERİ YASALARA UYGUN BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRILACAK" Büyükelçi Bodnar, konuya ilişkin olarak devamla şu ifadelere yer verdi: "Yarımada’ya 2014’ten sonra Rusya’dan gelerek yerleşen insanların Kırım’ı terk etmesini gerektiğine inanıyoruz. Tabii de işgal yönetimi ile iş birliği yapan sakinlerin vakaları ayrı ayrı incelenecek. Rus işgal yönetimi temsilcileri ve Kırım’da savaş suçları işleyenler yasalara uygun bir şekilde cezalandırılacak." Rusya Karadeniz Filosunun Kırım’da bulunmaması için çalışmalar yürütüldüğünü açıklayan Bodnar, "Çünkü Sivastopol’de bir Rus deniz üssüne yer yok." dedi. Büyükelçi ayrıca, "Gelecekte, Sivastopol Ukrayna deniz filosunun merkezi üslerinden biri haline gelecek. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'yle iş birliğimiz var, biliyorsunuz. Türkiye bize filomuzu yenilemeye yardım ediyor. Türkiye'yle iş birliği kapsamında bir korvet suya indirildi. Birkaç tanesinin daha siparişi verildi." şeklinde konuştu. Kırım'ın coğrafi açısından Karadeniz'in merkezinde yer aldığını işaret eden Büyükelçi Vasıl Bodnar, "doğru politikalar yürütülürse, Kırım ekonomik ve turistik anlamda bir merkeze dönüşebilir." yorumunda bulundu. "KIRIM YARIMADASI, KIRIM TATARLARININ ANA VATANIDIR" "Karadeniz bölgesi ve Ukrayna’nın güneyinin güvenli bir gölge haline gelmesi, Türkiye’nin de kuzeyinin güvenli olması anlamına geliyor. Yani bölgede istikrarın sağlanmasının Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarına olduğuna inanıyorum." diyen Büyükelçi Bodnar, Rusların bölgede dayatmaya çalıştığı Kırım Köprüsü gibi yapılara da izin verilmeyeceğini belirtti. "Kırım Yarımadası, Kırım Tatarlarının ana vatanıdır ve Kırım Tatarlarının Ukrayna devleti çerçevesinde kendi kaderini tayin etme hakkının yerine getirilmesi için şartlar oluşturulmalı." şeklinde konuşan Vasıl Bodnar, "Tüm bunlar Ukrayna yasaları ile destekleniyor. Tabii ki, bunlar Kırım Tatar dilindeki eğitimi, Kırım Tatarların katılımıyla yerel idarelerin kurulmasını ve yarımadadaki iş faaliyetlerinin normale dönmesi için gereken şartların oluşturulmasını kapsıyor." ifadelerini kullandı. "YARIMADA'NIN YÖNETİMİNİ ELE ALABİLECEK YENİ KIRIM TATAR ELİTLER OLUŞUYOR" Günümüzde Kırım Tatarlarının Ukrayna yönetiminde ve ordusunda önemli roller üstlendiğini vurgulayan Bodnar, "Savunma Bakanımız Kırım Tatarı. Dolayısıyla benim düşünceme göre, daha sonra Yarımada'nın yönetimini ele alabilecek yeni Kırım Tatar elitler oluşuyor." dedi. Ayrıca Büyükelçi, "Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarlarının Kırım’ın yeniden inşası konusunda bize destek olacağını umuyoruz. Türkiye’de bulunan milyonlarca insan Kırım yarımadasının refaha kavuşması konusunda destek olabilir." şeklinde konuştu.

Büyükelçi Bodnar:  Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir? Haber

Büyükelçi Bodnar: Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir?

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’nın ana karasına yönelik başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılarının ardından 2 yıl geride kaldı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, Rusya'nın yayılmacı politikaları sonucunda Ukrayna'ya yönelik başlattığı topyekûn saldırı ve işgal girişiminin 2. yılına ilişkin Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. GÜNCEL VERİLERE GÖRE 20 BİNİN ÜZERİNDE ÇOCUK RUSYA’YA KAÇIRILDI Savaşın en büyük mağdurunun çocuklar olduğunu belirten Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Tabii ki savaşın çocuklara bıraktığı en korkunç etkilerinden biri yetim kalmaları. Özellikle savaşın ilk aylarında bu trajediyi yoğun bir şekilde yaşıyorduk. Ayrıca çocukların bu savaşta hayatını kaybetmesi bizi derinden etkiliyor. Çocuklarla ilgili diğer bir boyut da çocukların, özellikle işgal edilmiş bölgelerden Rusya'ya zorla kaçırılması ve tehcir edilmesi. Güncel verilere göre 20 binin üzerinde çocuğun Rusya’ya kaçırılması söz konusu. Biz tabii ki de kaçırılan çocuklarımızı geri getirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Uluslararası Ceza Mahkemesinin Ukraynalı çocukların kaçırılması nedeniyle Putin hakkında bir yakalama kararı çıkarttığını hatırlatmak isterim." şeklinde konuştu. Savaş nedeniyle çocukların çocukluklarından ve eğitiminden mahrum bırakıldığını vurgulayan Vasıl Bodnar, "Şu anda Ukraynalı öğrenci sayısı 4 milyon ancak bu sayının yaklaşık 400 bini yurt dışında bulunuyor. Bu şu anlama geliyor; Yurt dışında bulunan çocuklar ya çevrim içi eğitime devam ediyor ya da bulundukları ülkelerdeki okullarda eğitim alıyorlar. Yani Ukrayna eğitim sisteminden uzaklaşan bu çocukların ileride ülkemize dönmeleri ve entegre olmaları zor olacak." dedi. UKRAYNA'NIN YALNIZCA EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ KAYBI 10 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Sadece eğitim sistemindeki kayıpların 10 milyar doların üzerinde olduğunu kaydeden Büyükelçi Bodnar, "Halihazırda Ukrayna'da bulunan 13 bin eğitim kurumundan yaklaşık 3 bin 900’ü farklı seviyelerde tahribata uğradı. Yaklaşık 400’ü ise tamamen yıkıldı." ifadelerini kullandı. "Savaş elbette üniversite ve yükseköğretim öğrencilerini de vurdu. Eğitim kalitesi savaşla beraber nispeten düştü. Bu da aslında ileride Ukrayna'da insan kaynakları alanında kendini gösterecek." diyen Bodnar, "Diğer taraftan Rusya, işgal edilen bölgelerde verilen sözde eğitimle orada adeta Ukraynalıları, Ukraynasızlaştırmaya çalışıyor. Beyinlerini yıkama politikaları tatbik ediliyor." açıklamasında bulundu. UKRAYNALI YETİM ÇOCUKLARIN BİR KISMI TÜRK OKULLARINDA EĞİTİM GÖRÜYOR "Türkiye gibi partner ve dost ülkeler sayesinde çocuklarımız ya uzaktan eğitim ya da bulundukları ülkelerdeki okullarda eğitim alma şansını yakalıyor." şeklinde konuşan Büyükelçi Vasıl Bodnar, savaştan etkilenen Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklara yönelik Türkiye'nin gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu noktada aslında geride bıraktığımız savaş yıllarını özetlerken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ve saygıdeğer eşi sayın Emine Erdoğan’a bir kez daha şükranlarımı sunmak isterim. Çünkü birçok yetim çocuğumuz burada güvenli bir yuva bulabildi. Aynı zamanda Kırım’dan ve Ukrayna’dan getirilen Eskişehir’deki Kırım Tatarı çocuklarımız söz konusu. Bu konuda kapsamlı bir destek gördük. Türkiye’deki Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklara yönelik şefkatli ve sevgi dolu yaklaşımdan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Çünkü hem yeri geldiğinde bizim hem de uluslararası kuruluşların çocuklara yönelik proje tekliflerini büyük bir destekle karşılıyorlar. Çocukların eğitiminde ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmasında sıkı destekçimiz oluyorlar. Ankara’da bulunan Ukraynalı yetim çocukların bir kısmı Türk okullarında eğitim görüyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde o çocuklar yarıyıl tatilinde Büyükelçiliğimizi ziyaret ederek bize karnelerini gösterdi. Küçük bir kutlama yaptık. Böyle durumlar bize gelecek nesillere dair büyük umut veriyor. Gençler ve çocuklarımızla beraber Ukrayna’nın yeniden doğacağına inancımız büyüyor." "YAKLAŞIK 5 MİLYON UKRAYNALI ŞU AN YURT DIŞINDA BULUNUYOR" Savaşın sivil ve insani boyutunu değerlendiren Vasıl Bodnar, insani kayıpların önemli olduğunu ve bununla beraber güvenlik arayışıyla savaştan dolayı büyük bir sivil kitlenin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. "Rusya'nın Ukrayna'daki altyapıya ve sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, özellikle geçici olarak işgal edilmiş olan bölgelerde işlenen savaş suçları, uluslararası toplum tarafından kınanmalı." çağrısında bulunan Büyükelçi Bodnar, "Maalesef on binlerce insan hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı, milyonlarca vatandaşımız yerinden edildi. Yaklaşık 5 milyon Ukraynalı şu an yurt dışında bulunuyor. Örneğin savaşın başlarında Türkiye’ye 85 binin üzerinde Ukrayna vatandaşı gelmişti. Ama topraklarımızın bir kısmı işgalden kurtarıldıktan sonra bunların çoğu evlerine döndü. Elbette Ukrayna'daki insanlar savaş şartlarına bir şekilde adapte oluyor. Örneğin Kıyiv çevresindeki işgal edilen bölgeler geri alındığında hızlı bir şekilde hayat geri döndü. Toplu ulaşım sağlandı. İş dünyası faaliyetlerini yeniledi. Rusya’nın altyapıyı yok etme, insanları korkutma ve zulmetme gibi tüm girişimlerine rağmen Ukraynalılar hayatta kalmaya devam ediyor." şeklinde konuştu. "ŞAVAŞTAN ÖNCE UKRAYNA ORDUSUNDAKİ ASKER SAYISI 250 BİN CİVARINDAYDI" İşgal altında olmayan kentlerde hayatın nispeten normale döndüğünü belirten Bodnar, "Tüm bunlar Ukraynalıların yeni şartlara çok hızlı bir şekilde alışabilen ve füze saldırıları tehdidi altında bile var olabilen bir halk olduğunu gösteriyor." dedi. Ukraynalıların bir başka dikkat çekici özelliğinin sivillerin hızlı bir şekilde seferber olarak düşmana karşı vatanını savunmaya hazır olması olduğunu söyleyen Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Savaştan önce Ukrayna ordusundaki asker sayısı 250 bin civarındaydı. Şimdi ise 1 milyonun üzerinde askerden söz ediyoruz. Bu, yüz binlerce sivilin eline silah alarak vatan savunmasına geçtiğini gösteriyor." ifadelerini kullandı. Vasıl Bodnar konuşmasında devamla şu cümlelere yer verdi: "Ekonomik anlamda hayatın yeniden normalleşmesinin Ukrayna ordusuna şöyle bir katkısı oldu: Ukrayna'da birçok sivil, orduya bağış yapıyor veya tanıdıklarının savaştığı birliklere yardım ediyor, ekipman bağışı yapıyor. Bu da aslında sivil halkın Ukrayna'nın zaferlerine büyük bir maddi katkı sağladığını gösteriyor. Bunun aslında en dikkat çekici örneklerinden birisi, savaşın ilk yılında gerçekleşti. Bir adet Bayraktar TB2 için bir bağış kampanyası başlatılmıştı. Üç gün süren kampanyanın sonunda 3 tane Bayraktar alacak kadar para toplanmıştı. Ukrayna halkının sergilediği bu davranış o kadar etkileyiciydi ki, BAYKAR Makinenin sahipleri bu 3 Bayraktar'ı Ukrayna halkı adına orduya bağışlamaya karar verdiler. Toplanan para ise savunmanın diğer ihtiyaçları için kullanıldı." "YILDA YAKLAŞIK 40 MİLYAR DOLAR KADAR DIŞ KAYNAĞA İHTİYACIMIZ VAR" Ukrayna halkının büyük zorluklara ve tehlikeye rağmen yüksek irade sergilemeye devam ettiğinin altını çizen Büyükelçi Bodnar, "Yapılan araştırmalar da bunu teyit ediyor. Örneğin anketlere göre Ukrayna halkının yüzde 80’inden fazlası, Rusya'ya herhangi bir toprak tavizi karşılığı barışın kabul edilemeyeceğini ifade ediyor." şeklinde konuştu. Kendisine yöneltilen soru üzerine savaşın ekonomik alanda yarattığı tahribata ilişkin konuşan Bodnar, "Savaşın öncelikle insanları ardından ekonomiyi vurduğunun altını çizmek isterim. Tabii ki, savaş öncesi yıllarla kıyaslarsak 2022’de Ukrayna yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 28’sini kaybetti. En çok etkilenen alanlar inşaat, ulaşım, sanayi ve üretim oldu. Bazı sanayi alanları doğrudan varlığını durdurdu. Çünkü fabrikalar saldırılarda yok edildi. Aynı zamanda sürekli olarak devam eden sivil altyapıya yönelik bombardımanlar, limanların Rusya tarafından bloke edilmesi, bazı Batı ülkelerin sınırlarında oluşan gecikmeler Ukrayna'dan yapılan ihracata büyük bir darbe vurdu ve lojistik hatları da çok büyük ölçüde etkiledi. Ancak Ukrayna ordusunun 2022’deki başarıları sayesinde 2023 yılında ülke ekonomisi yüzde 5 gibi bir büyüme sergiledi. Savaştaki genel ekonomik kayıplar şu an yaklaşık 411 milyon dolar olarak tahmin ediliyor." dedi. Savaşın özellikle sanayi ve üretime olan yıkıcı etkileri nedeniyle Ukrayna bütçesinin planladığı kaynakları sağlayamadığını belirten Büyükelçi Bodnar, "Yılda yaklaşık 40 milyar dolar kadar dış kaynağa ihtiyacımız var. Bununla birlikte bazı alanların da yükselişe geçtiğini söyleyebiliriz. Örneğin tarım, Tahıl Koridoru Anlaşmasının imzalanması sonrasında ve Rusya’nın anlaşmadan çekilmesinin ardından Ukrayna'nın oluşturduğu koridorun faaliyete geçmesiyle canlandı. Örneğin Ukrayna-Türkiye arasındaki ticaret kalemlerini inceleyecek olursak özellikle tahıl ve ayçiçek yağı sevkiyatlarının birkaç kat arttığını görüyoruz. Tabii diğer taraftan savaşın getirdiği büyük bir inovasyon talebiyle beraber özellikle yüksek teknolojiler, bilişim teknolojileri savunma, sanayi gibi alanlarda da büyük bir atılım gerçekleşti. Özellikle insanlar orduya yardım edebileceği alanlara odaklanmaya başladı. Örneğin; dron, İHA’ların geliştirilmesi ve üretimi son 2 yılda yüzlerce kat artmış durumda." ifadelerine yer verdi. "Yakın geleceğe yönelik konuşacak olursak, öne çıkan alanların başında elbette inşaat sektörü gelecek ve bu sektörün de hızla hareketleneceğine inanıyoruz." diyen Vasıl Bodnar, cümlelerini şu şekilde sürdürdü: "Aynı zamanda Türkiye’nin organize sanayi modelindeki deneyimi bizim için çok kıymetli. Ukrayna'da benzer bir konseptin sağlanması için Türk tarafıyla temaslarımızı sürdüreceğiz. Ukrayna ekonomisine büyük katkılardan biri BAYKAR Teknoloji’nin Ukrayna'da fabrika kurma açıklaması oldu. Yatırımın 100 milyon dolar civarı olacağı söylendi. Savaşa rağmen Türk müteahhitler ve sanayiciler için Ukrayna pazarının çok çekici olmaya devam ettiğini düşünüyorum. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul'da Ukrayna'nın yeniden inşasına yönelik Türkiye-Ukrayna İş Forumu’nu düzenledik ve bu iş forumunda Türk iş insanları ve şirketler tarafından Ukrayna'ya yönelik çok büyük bir ilgi olduğunu gözlemledik. İnşaat sektöründen enerji sektörüne yatırım yapmaya niyetli birçok şirket söz konusu. Ayrıca önümüzdeki aylarda iki tarafın da onaylamasını beklediğimiz Serbest Ticaret Anlaşması, Ukrayna Türkiye arasındaki ekonomik iş birliğine ve Ukrayna ekonomisinin yenilenmesine büyük katkı sağlayacak. Düşmanı topraklarımızdan püskürttükten sonra çok fazla fırsat ortaya çıkacak." "KIRIM'IN YENİDEN İNŞASINA VE YAPILANMASINA ÖZEL BİR İLGİ GÖSTERİLMELİ" Büyükelçi Vasıl Bodnar ayrıca, "Özel bir ilgi de Kırım'ın yeniden inşasına ve yapılanmasına gösterilmeli. 2014’teki işgalden önce Türk iş dünyası Kırım'da çok aktifti. Kırım'daki sosyal ve ekonomik yaşamın normal seyrine dönmesinde tabii ki de Türkiye hükûmetinin, Türk iş dünyasının, iş çevrelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının katkı sağlayacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. "RUSYA NÜKLEER SANTRALİ BİR TEHDİT ARACI OLARAK KULLANIYOR" Rusya'nın saldırganlığından ve çatışmalardan en çok etkilenen alanlardan birinin de doğa olduğunu kaydeden Vasıl Bodnar, "Dolayısıyla savaşın ekolojik boyutu da dikkate değer bir konu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın sunduğu barış formülünün maddelerinden biri de savaşın ekolojik boyutu. Halihazırda ekolojik sorunların kaydedilmesi ve çözülmesine yönelik uluslararası çalışma grubu oluşturuldu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Ofisi Başkanı Andriy Yermak'ın liderliğindeki bu çalışma grubu, İsveçli uzmanlarla birlikte Ukrayna’daki savaşla birlikte meydana gelen ekolojik sorunlara yönelik ayrıntılı bir araştırma gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde bir rapor yayımlandı. Bu raporda Ukrayna'nın çevresinin savaş nedeniyle aldığı tüm zararlar kayıt altına alındı. Çatışmalar veya Rusya’nın düzenlediği saldırılar sonucu hava, toprak su kaynakları ve ormanlar büyük zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Yani durum oldukça vahim. Ekolojik boyutunun ne kadar kritik olduğunu anlatmak için sadece Herson bölgesindeki Kahovka Barajı’nın patlatılması ve bunun getirdiği sonuçları incelemek bile yeterli olacaktır." şeklinde konuştu. "Ekolojiden bahsetmişken elbette, nükleer güvenlikten de söz etmeliyiz." diyen Bodnar, "Ruslar savaşın başında Çernobil’i işgal etmişti. Orası aktif bir nükleer santral olmamasına rağmen büyük bir tehlike teşkil ediyor. Diğer taraftan Zaporijjya bölgesinde yer alan Avrupa'nın en büyük nükleer enerji santralini silahlandırma gibi girişimlere yeltendiler. Ukrayna'daki nükleer enerji santralleri elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyordu. Rusya'nın buradaki amacı sadece Ukraynalıları elektriksiz bırakmak değil aynı zamanda insan yapımı bir felakete yol açmaktı. Rusya'nın Zaporijjya Nükleer Enerji Santrali’ni işgal edip, çevresini mayınlayıp zaman zaman göstermelik patlamalar gerçekleştirmesi aslında dünyaya karşı yürütülen şantaj politikasının bir parçası. Yani Rusya nükleer santrali bir tehdit aracı olarak kullanıyor." açıklamasında bulundu Bu alanda Uluslararası Atom Enerji Ajansının faaliyetleri önemli olduğunu ancak Ukrayna’daki nükleer güvenliğin yeniden sağlaması için yeterli olmadığını belirten Bodnar, bu konuda diğer uluslararası ortaklarından destek beklediklerini kaydetti. TÜRKİYE VE UKRAYNA MAYIN TEMİZLEME ALANINDA İŞ BİRLİĞİ YAPABİLİR Savaş nedeniyle Ukrayna'da ortaya çıkan mayın kirliliği hakkında da konuşan Bodnar, "Uluslararası uzmanların değerlendirmelerine göre Ukrayna'nın yaklaşık 174 bin kilometrekaresi mayın kirliliğinden ve olası tehditlerden dolayı güvensiz olarak kabul ediliyor. Bu alan, dört Estonya veya Almanya'nın yarısı büyüklüğüne tekabül eder. Bu bölgenin tamamen mayından temizlenmesi için uzmanlara göre 35 yıl gibi uzun bir süre gerekli ve milyarlarca dolar harcanması gerekecek. Özellikle cephe hatlarını inceleyecek olursak yani Ukrayna'nın diğer bölgeleriyle kıyaslayacak olursak buradaki mayın yoğunluğu o kadar fazla ki belki de tamamen temizliği onlarca yıl sürecek." dedi. Mayın kirliliği bağlamında da uluslararası toplumdan destek beklediklerini söyleyen Bodnar, "Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirecek ve büyük katkı sağlayacak alanlardan biri de mayın temizleme alanında iş birliği olabilir." değerlendirmesinde bulundu. "UKRAYNA ORDUSU TARAFINDAN ELE GEÇEN HER FIRSAT KULLANILACAK" Savaşın son durumuna ilişkin olarak bilgileri de paylaşan Büyükelçi, "Elbette sözlerime başlarken sayıca üstün olan düşmana karşı mücadele vermenin çok zor olduğunun altını çizmek isterim. Ruslar bazı alanlarda Ukrayna ordusuna göre sayı bakımından birkaç kat, bazı alanlarda onlarca kat daha üstün. Savaşın ilk yılında Ukrayna halkı ve ordusu seferber olmuş ve büyük bir savunma gerçekleştirilmişti. Savunmanın da ötesine geçerek hem düşmanı durdurmuştuk hem de işgal edilen bölgelerin yaklaşık yüzde 50’sini geri almıştık. 2023 yılında bazı karşı saldırı konseptleri vardı. Bunlar kısmen başarılı oldu. Ancak şunu ifade etmek isterim ki, uluslararası partnerler ve ülkeler tarafından Ukrayna'ya yönelik sağlanan silah ve mühimmatlar Rusya'nın elinde olanlarla aynı değil. Rusya gibi sayıca üstün bir düşmanı püskürtmek için yeterli değil. O yüzden bugün geldiğimiz noktada artık Ukrayna savunma yaparken Rusya bazı saldırı girişimleri sergiliyor." ifadelerini kullandı. Büyükelçi Bodnar ayrıca, "General Sırksıy’ın ifade ettiği savunma aslında daha çok Rusların kaynaklarının tüketilmesi ve Rus ordusunun yıpratılmasına yönelik bir konsepti ifade ediyor. Aynı zamanda bir manevralı savunma olacak. Yani Ukrayna ordusu tarafından ele geçen her fırsat kullanılacak. Cumhurbaşkanımız Zelenskıy’ın ifade ettiği gibi aslında bu değişimin nedeni savaşı yönetmede yeni taktik, yaklaşım ve metotlara ihtiyaç duyulmasıydı. İnanıyoruz ki, bu manevralı yeni yaklaşımla gelen savunma Ukrayna'nın başarı elde etmesine, özellikle Rus ordusunun yıpratılmasına neden olacak. Çünkü bizim daha yapacak çok işimiz var." dedi. BARIŞIN EN TEMEL ŞARTI UKRAYNA'NIN 1991’DEKİ SINIRLARINA DÖNMESİ Ukrayna'nın yaklaşık olarak yüzde 25’inin hâlâ işgal altında olduğuna işaret eden Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Bu sayıyı özellikle Ukrayna'nın savaşı bırakıp barış görüşmeleri yapması gerektiğine işaret eden tarafların dikkatine sunuyorum. Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir? Bu savaşta barışın sağlanmasının en temel şartı Rusya'nın Ukrayna topraklarını terk etmesi, silahlı kuvvetlerini geri çekmesi ve Ukrayna'nın 1991’deki sınırlarına dönmesi olacak. O yüzden bu savaşın önümüzdeki aylarda belki de önümüzdeki yıllarda biteceğine yönelik ifadeler gerçekçi olmayacaktır. Bu bizim için bir bağımsızlık ve var olma mücadelesi. Düşmanın hukuk dışı taleplerine ve ifadelerine göz yummayacağız veya taviz vermeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz. Ancak elbette barışı biz sadece savaşla aramıyoruz. Aynı zamanda uluslararası arenalarda uluslararası partnerlerimizle beraber diplomatik barış arayışımızı da sürdürüyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanımız Zelenskıy’ın sunduğu barış formülü kapsamında üst düzeyde yüksek katılımlı görüşmeler devam ediyor." şeklinde konuştu. "İSTİKRARIN SAĞLANMASI VE SAVUNMA KABİLİYETLERİNİN ARTIRILMASINA YÖNELİK ADIMLAR ATILMALI" Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihli saldırısı sonrasında İsrail'in Gazze’ye yönelik devam askerî operasyonlar neticesinde Batı'nın Ukrayna'ya yönelik desteğinin azalıp azalmadığı sorusu üzere Bodnar, şu ifadeleri kullandı: "Bu konunun pratik alandan daha çok medya alanında konuşulduğunu ifade etmek isterim. Çünkü Gazze'de yakın zamanda meydana gelen trajik olaylar ve Filistin-İsrail arasında on yıllardır devam eden savaş medyanın dikkatini daha çok çekse de Ukrayna'daki savaş bitmedi. Tartışılan bu konuların üstüne bir de ABD'deki iç durum gündeme geldi. Çünkü biliyorsunuz Ukrayna'yı da maddi ve askerî anlamda en çok destekleyen partnerlerden biri ABD. Yine bu konuların üstüne bir de Avrupa Birliği’nin Ukrayna'ya sağlayacağı finansman kararları ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği’ne entegrasyonuna etki etmeye çalışan Macaristan’ın faaliyetleri de eklendi. Günümüzde özellikle yerel çatışmaların arttığını gözlemleyebiliriz. İran'da, Pakistan'da, Yemen'de özellikle Kızıldeniz'de meydana gelen çatışmalar da dünyanın çatışmaların arttığı bir döneme girdiğini gösteriyor. Bu sadece Ukrayna'yı ilgilendiren bir durum değil. Bütün dünyanın dikkate alması gereken bir konu. Hem bölgelerde ve dünyada istikrarın sağlanması hem de savunma kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik adımlar atılmalı. "RUSYA ULUSLARARASI GÜVENLİK SİSTEMİNİ TAHRİP EDEREK NÜFUZ ALANINI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR" "Böyle bölgesel ve yerel çatışmaların arkasında Rusya gibi kötü niyetli ülkelerin olduğunu düşünüyorum. Çünkü onların çıkarları gözlemleniyor." değerlendirmesinde bulunan Büyükelçi, "Rusya uluslararası güvenlik sistemini tahrip ederek, kaos yaratarak, çatışmalara neden olarak kaostan beslenip kendi etki alanını, nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor ve pastadaki payını büyütmeye çalışıyor. Bu noktada aslında Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Dünya beşten büyüktür' söylemine geliyoruz. Çünkü mevcut uluslararası güvenlik sistemi, çatışmaları önlemede ve durdurmada, istikrar sağlamada başarılı değil. Bu da bize şunu işaret ediyor: Uluslararası toplum olarak, ortak hareket ederek yeni bir sistem inşa etmek veya var olanı güçlendirmek zorundayız. Biz her yıl uluslararası kurumlara milyonlarca dolar katkı sağlıyoruz. Ancak bu kurumlar maalesef görevlerini yerine getirme konusunda pek başarılı değiller. Yakın tarihi inceleyecek olursak, uluslararası toplum ne Suriye'deki savaşa etki edebilmiş ne de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşını önleyebilmiş durumda."

Ukrayna Büyükelçisi Bodnar: Türkiye arabuluculuk faaliyetleriyle dünyaya küresel bir oyuncu olduğunu gösterdi Haber

Ukrayna Büyükelçisi Bodnar: Türkiye arabuluculuk faaliyetleriyle dünyaya küresel bir oyuncu olduğunu gösterdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajında; geçen günlerde Rus parlamentosunun alt kanadı olan Dumanın Uluslararası İlişkiler Komitesi Üyesi Dmitry Belik'in Ukrayna'da inşa edilen Baykar fabrikasının Rusya için meşru bir hedef olduğu söylemini, 2022 yılı şubat ayından günümüze Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkileri ve işbirliğini, şubat ayı başında iptal edilen Vladimir Putin'in Türkiye ziyaretini ve 5 Kasım 2024 tarihinde gerçekleşecek Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "RUSYA’YA NE KADAR KARŞILIK VERİRSEN O KADAR KOLAY ANLAŞIRSIN" Büyükelçi Vasıl Bodnar, Türk hava savunma şirketi Baykar tarafından Ukrayna'da inşa edilen tesise yönelik Rus Duması üyesinin sözlerine yönelik olarak, "Öncelikle Rusya’nın hareketlerinin çoğunlukla irrasyonel olduğunu, her şeyin beklenebileceğini ve Ukrayna’nın da savaş durumunda olması nedeniyle her türlü duruma karşı hazırlıklı olmamız gerektiğini ifade etmek isterim." ifadelerini kullandı. "Bu noktada Baykar Makinanın kıymetli yöneticilerinin cesaretini ve yürekliliğini bir kez daha takdir etmek istiyorum. Çünkü savaşa rağmen fabrikayı inşa etme kararı aldılar." diyen Vasıl Bodnar, inşa edilen fabrikanın, Ukrayna ile Türkiye arasındaki stratejik iş birliğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti. Bodnar, Baykar tarafından gerçekleştirilen yatırımın Ukrayna’nın yeniden inşasına büyük katkı sağlayacağını ve Ukrayna’ya yönelik umut ve güveni de kanıtlayacağını kaydetti. Rusya'nın Baykar'a ait tesise yönelik saldırı gerçekleşmesi durumunu değerlendiren Büyükelçi, şu ifadelere yer verdi: "Rus füzesinin Baykar Makinanın Ukrayna’daki fabrikasını hedef alması durumunda, bu olayın Türk-Rus ilişkilerine nasıl etki yaratabileceğini düşünelim. Örneğin, İstanbul Boğazı Rus petrol tankerlerine kapatılabilir mi? Çok basit bir çözüm olur. O yüzden Rusya’nın bu tarz tehditlerine Türkiye’nin verebileceği cevaplar var. Rusya’ya ne kadar karşılık verirsen o kadar kolay anlaşırsın. Dolayısıyla bu durumda Türkiye, Rusya’nın tehditlerine karşılık verebileceği etkili nüfuz etme ve etkileme yöntemlerine sahiptir. Rusların metotlarına bakacak olursak, geleneksel olarak her zaman yalan, manipülasyon, propaganda ve dezenformasyondur. Bunlar en üst kademelerdeki yöneticiler tarafından da aktif olarak kullanılıyor. O yüzden Rusya'ya kulak vermek yerine Rusya'ya karşı koymalıyız. Sadece o zaman sonuca ulaşabiliriz. Saldırgana müsamaha gösterilmesi hiçbir zaman kimseye çıkar getirmez ve bölgemizde istikrar sağlamaz. Saldırgan her zaman cezalandırılmalıdır. Bu yüzden Ukrayna tüm suçluların tespit edilmesine ve onların uygun bir şekilde cezalandırılmasını sağlamaya yönelik çabalarını sürdürecek." "TÜRKİYE'NİN UKRAYNA’NIN ÇIKARLARINA UYGUN VE ÇOK DOĞRU BİR TUTUM SERGİLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ" Türkiye ile Ukrayna arasında stratejik ortaklık düzeyinde çok yönlü iş birliği kurulduğunu belirten Bodnar, "Türkiye'nin Ukrayna’nın çıkarlarına uygun ve çok doğru bir tutum sergilediğini düşünüyoruz. Bu tutum zor zamanlarda Ukrayna’yı desteklemekten ibarettir. Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi tutumunu inceleyecek olursak, ne 2014’teki Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanıdı, ne de 24 Şubat 2022’den sonra Rusya’nın saldırganlığına destek verdi." şeklinde konuştu. Türkiye'nin Ukrayna’nın barışı sağlama konusundaki siyasi çabalarına destek verdiğini vurgulayan Vasıl Bodnar, "Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın Barış Formülü kapsamında gerçekleştirilen toplantılara, Kırım Platformu zirvelerine katılıyor, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerin kabul ettiği Ukrayna konulu kararlara destek veriyor; dolayısıyla bu anlamda Türkiye tamamen Ukrayna'nın yanındadır." dedi. Ukrayna ile Türkiye arasındaki iş birliğinin önemli kalemlerinden birinin de Karadeniz’deki güvenliğin sağlanması olduğunu kaydeden Büyükelçi, "Bölgedeki seyrüsefer güvenliğine büyük katkılar sağlayacak olan Türkiye Cumhuriyeti'nin Karadeniz'i mayınlardan temizleme girişimini destekliyoruz." açıklamasında bulundu. "TÜRKİYE ARABULUCULUK FAALİYETLERİYLE DÜNYAYA KÜRESEL BİR OYUNCU OLDUĞUNU GÖSTERDİ" Türkiye'nin Ukrayna'ya yönelik gönderilen yardımlarda lider ülkelerden biri olduğuna ve savaşın başlaması sonrasında yüz binlerce Ukrayna vatandaşının Türkiye'ye sığındığını ve 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri sonrasında Ukrayna'nın arama kurtarma ekiplerini gönderen ilk ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Bodnar sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Tahıl girişimi anlaşmasının imzalanması ve yürütülmesi, saldırgan ülkeyle iletişim kurulması, savaş esiri ve siyasi mahkûm değişimi gibi pratik konuların çözülmesi gerektiğinde Türkiye çok ciddi liderlik özelliklerini sergiledi ve arabuluculuk faaliyetleriyle dünyaya küresel bir oyuncu olduğunu gösterdi. Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye Cumhuriyeti hükûmetinin diğer kurumları süregelen çatışmada ara buluculuk faaliyetleri için büyük bir çaba ve emek sergiledi. Şu ana kadar bu alanda gerçekleştirilen faaliyet ve çabalar arasında en başarılı örneği teşkil etti." Ukrayna ile Türkiye arasındaki savunma sanayi alanındaki iş birliğinin savaş sonrasında durmadığını, Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu motorların Ukrayna tarafından sağlanmaya devam ettiğini ve Türkiye'den Ukrayna'ya zamanında sağlanan teçhizat ve ekipmanların savaşta kritik rol oynadığı vurgulayan Vasıl Bodnar, "Özellikle Bayraktar SİHA Ukrayna-Rusya Savaşı'nın gazisi oldu ve Ukrayna'da kahraman olarak anılıyor." ifadelerini kullandı. "TÜRK İŞ DÜNYASI, DÜNYANIN EN CESUR İŞ ÇEVRELERİNDEN BİRİ" Savaşın devam etmesine rağmen Ukrayna’nın yeniden inşası konusunda çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Büyükelçi Bodnar, "Bu sürece büyük katkı sağlayan Türk iş dünyasını takdir etmek ve minnettarlığımı belirtmek istiyorum. Dünyanın en cesur iş çevrelerinden biri olduklarını sergilediler. Aynı zamanda iki ülke arasındaki serbest ticaret anlaşmasının da onaylanıp yürürlüğe girme arifesindeyiz ve bu anlaşmanın hem ticari hem diğer alanlardaki iş birliğine büyük katkı sağlayacağına inanıyorum." dedi. Büyükelçi, Türkiye Ukrayna ilişkin olarak sözlerini şekilde sürdürdü: "Bununla birlikte savaş sona erdiğinde ülkeler arasındaki hava ulaşımının, tüm ulaşımının yeniden sağlanacağına inanıyoruz ve bu sadece ihtiyaç dahilinde değil turistik amaçlarla da seyahati yeniden başlatacaktır. Savaş öncesi yaklaşık her yıl iki milyon Ukrayna vatandaşının Türkiye'yi ziyaret ettiğini hatırlatmak isterim. Ukrayna halkı nezdinde bir turistik nokta olarak Türkiye çok seviliyor. Savaş bittiğinde bunun savaş öncesi seviyenin de üstüne çıkacağını düşünüyorum. Türk vatandaşlarının da Ukrayna'ya ilgi göstereceğini ve eskiden olduğu gibi sadece Osmanlı miraslarını değil aynı zaman kahraman kentlerimizi ziyaret edeceğini umuyorum. Örneğin, Moskova kruvazörünün battığı bölge gibi farklı noktaların da turistik olarak ilgi odağı olacağını düşünüyorum." "PUTİN KORKAK BİR KİŞİ OLARAK YURT DIŞINA ÇIKMAKTAN ÇEKİNİYOR" Vasıl Bodnar, Şubat ayı başında Putin'in iptal edilen ziyaretini ise, "Bunlar Rusya'nın irrasyonel hareket etme eğiliminden kaynaklanıyor. Sabah verdikleri kararı akşam değiştirebiliyorlar veya Ukrayna devletine saldırmak gibi akıl almaz kararlar verebiliyorlar. Aslında binbir tür neden olabilir ama bu soru kararından dönen saldırgan devlete sorulmalı." şeklinde yorumladı. Bodnar ayrıca, "Ukraynalı çocukları kaçırma suçundan dolayı uluslararası ceza mahkemesinin Putin hakkında arama kararı çıkartığını hatırlatmak isterim. Muhtemelen, korkak bir kişi olarak yurt dışına çıkmaktan çekiniyor. Ayrıca bunun can güvenliği tehdidi ile ilgili şahsi kararı da olabilme ihtimali var." ifadelerini kullandı. Türkiye ile Rusya arasındaki temaslara ilişkin olarak da değerlendirmede bulunan Büyükelçi şu şekilde konuştu: "Bildiğiniz gibi, daha geniş çaplı işgal saldırısı öncesinde biz iki paralel iş birliği yolu oluşturduk; Ukrayna ile Türkiye arasındaki stratejik iş birliği ve Türkiye'nin Rusya'yla olan pragmatik çıkarlara dayanan iş birliği. Elbette Rusya ile Türkiye arasındaki temaslar, Ukrayna’da duygusal tepkilere yol açabiliyor. Aslında Ukrayna halkının bu duygusal tepkileri anlayışla da karşılanabilir çünkü Rusya bize çok fazla acı verdi ve vermeye devam ediyor. Diğer taraftan Türk dostlarımızın da ifade ettiği gibi Türkiye Rusya arasındaki bu görüşmelerde Ukrayna’nın çıkarını da savunmaya hazırlar. Bu tip temasların başarısını, esir değişimi ve Tahıl Koridoru Anlaşması gibi örnekler üzerinden görüyoruz." "UKRAYNA’YA ASKERÎ TEKNİK VE MADDÎ YARDIM AKIŞININ DEVAM ETMESİ GEREKİYOR" Kendisine yöneltilen soru üzerine 2024 yılı sonunda ABD'de gerçekleşek başkanlık seçimleri sonuçlarının olası sonuçlarını da değerlendiren Bodnar, "Elbette Amerika’daki bu iç siyasi durum, Ukrayna’ya sağlanan askerî ve maddî desteğe yansıyor ve bunu şu anda hissediyoruz. Rus saldırganlığına karşı savunmasını devam ettirebilmesi için Ukrayna’ya askerî teknik ve maddî yardım akışının devam etmesi gerekiyor. Yoksa tüm NATO ülkeleri tehdit altında olacak çünkü Rusya’nın saldırgan çabalarının azalmadığını sadece büyüdüğünü görüyoruz." dedi. "Elbette ki, kimi başkan seçecekleri konusunda Amerikan halkı karar verecek. Ama şu an siyasi mücadele çerçevesinde seçimleri kazanmak amacıyla farklı söylemler kullanılıyor. Çünkü bu adayların ana hedefi. Dolayısıyla bu süreçte daha çok beklenmedik mesaj ve işaret gündeme gelebilir diye düşünüyorum. Kaldı ki, Sayın Trump’ın eski başkanlık döneminde ne kadar beklenmedik hareketler sergileyebileceğini hepimiz gördük." değerlendirmesinde bulunan Vasıl Bodnar, "Diğer taraftan Ukrayna için Amerika’da iki parti tarafından da desteklenmek çok önemli. Sadece tek parti tarafından desteklenmek bize çıkar sağlamaz." ifadelerini kullandı. Oluşan bu durumunda Ukrayna açısından ders alınması gereken bir örnek olduğunu söyleyen Bodnar, "Ukrayna veya herhangi bir devlet, yabancı desteğe bağımlı olmamalı. Bu bağlamda, özellikle ABD’deki bu iç durum bize şunu gösteriyor, savaşa devam edebilmek için iç üretime yönelmeli ve daha çok savunma sanayi kompleksimizi geliştirmeliyiz. Mühimmat ve ordunun ihtiyaç duyduğu diğer teçhizatları kendi kaynaklarımızla üretmeye odaklanmalıyız." şeklinde konuştu. "SAVAŞ YARIN BİTSE BİLE, RUSYA İLE UKRAYNA ARASINDAKİ GERGİNLİK ON YILLARCA SÜRECEK" "Devam eden Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşında çıkarılabilecek en iyi derslerden biri de -Türkiye de bunu çok güzel bir şekilde uyguluyor- kendi savunma sanayisinin geliştirilmesi ve bütçelerde savunmaya daha fazla pay bırakılmasıdır." değerlendirmesinde bulunan Bodnar, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Bizim durumumuzu örnek alırsak, Savaş yarın bitse bile, Rusya ile Ukrayna arasındaki gerginlik on yıllarca sürecek. Bununla birlikte savaşın belli avantajları da var. Mesela, inovasyon ihtiyacının oluşması gibi ama aynı zamanda ülkelerin ekonomisi ve savunmasındaki zayıf noktalarını ortaya çıkarıyor. Bu yüzden, tüm ortaklarımızı hem bize savunma desteği sağlamaya hem de bizim savunma deneyimimizi incelemeye ve olası saldırganlık durumunda düşmana karşı koyabilmek için kendi savunma kabiliyetlerini arttıracak tüm sistemleri iyileştirmeye davet ediyorum. Ve bu; seferberlik, savaş durumunda ekonominin desteklenmesi, yüksek teknolojileri, hava savunma sistemleri gibi devletin başarılı savunması için gereken birçok farklı alanı kapsıyor."

Büyükelçi Bodnar: Türkiye'nin Rusya üzerinde gerekli baskı mekanizmalarına sahip olduğuna inanıyoruz Haber

Büyükelçi Bodnar: Türkiye'nin Rusya üzerinde gerekli baskı mekanizmalarına sahip olduğuna inanıyoruz

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, 2024 yılı mart ayı içerisinde gerçekleşen Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın Türkiye ziyareti ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeye dair ayrıntıları, 15-16 Haziran 2024 tarihlerinde İsviçre'de gerçekleşecek Barış Zirvesi'nin hedeflerini, Türkiye Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç'un Ukrayna ziyaretini, Kırım Tatar siyasi mahkûmların son durumunu, Moskova'da gerçekleşen terör saldırısını, Batı'da dondurulan Rus varlıklarından elde edilen kârın Ukrayna’ya aktarılması yönünde alınan kararı, Zelenskıy'ın Kırım açıklamasını ve Ukrayna'da Cumhurbaşkanlığı seçiminin neden yapılamadığını Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajında değerlendirdi. "TÜRKİYE'NİN BARIŞ ZİRVESİ'NE YÜKSEK DÜZEYDE KATILIMINI VE KATKILARINI UMACAĞIZ" Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'ın 8 Mart 2024 tarihinde gerçekleşen Türkiye ziyaretinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmesinin oldukça verimli geçtiğini belirten Vasıl Bodnar, "Bildiğiniz üzere Cumhurbaşkanları arasındaki görüşmenin gündem maddelerinden biri de bir Barış Zirvesi'nin düzenlenmesiydi. Bu Barış Zirvesi, Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın barış formülü kapsamında uluslararası desteği artırarak, Rusya'yı barış yapmaya zorlamayı öngörüyor. Türkiye hem bölgesel hem de küresel anlamda önemli bir aktör ve bu barış formülü kapsamında da gıda güvenliği konusunda öncü rol üstlenen bir ülke. Düzenlenecek Barış Zirvesi'ne de yüksek düzeyde katılımını bekleyeceğiz ve katkılarını umacağız." dedi. Ukrayna Büyükelçisi, Zelenskıy-Erdoğan görüşmesine dair ayrıca, "Cumhurbaşkanları arasında ikili iş birliği maddeleri görüşüldü. Bildiğiniz üzere ülkeler arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması onay aşamasında ve bu anlaşma ikili ticarete radikal olarak etkiler sağlayacak. Yine, iki ülke gümrükleri arasında belge değişiminin kolaylaştırılmasına yönelik, ticarete büyük katkı sağlayacak önemli bir belge de imzalandı. Bu görüşmeler kapsamında masaya yatırılan ve önemli sonuçlar çıkarılan bir diğer konu da Türk şirketlerin Ukrayna'nın yeniden inşasına katılımıydı. Aynı zamanda Cumhurbaşkanımız Zelenskıy, aralarında çoğunluğunu Kırım Tatarlarının oluşturduğu, haksız yere Rus hapishanelerinde bulunan siyasi mahkumların listesini de iletti. Kırım Tatarı vatandaşlarımızı kurtarmak için Türkiye'nin Rusya üzerinde gerekli baskı mekanizmalarına sahip olduğuna inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. "BARIŞ ZİRVESİ'NİN ZEMİNİNİ HAZIRLAYAN TOPLANTILARA TÜRKİYE DE KATILIYORDU" Büyükelçi Bodnar, Türkiye'nin 15-16 Haziran 2024 tarihlerinde İsviçre'de gerçekleşecek Barış Zirvesi'ne katılımı noktasında, "Barış Zirvesi'nin zeminini hazırlayan güvenlik danışmanları toplantılarına Türkiye de aktif bir şekilde katılıyordu. O yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirveye katılacak müsaitliği ve zamanı olacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. Barış Zirvesi'nin içeriğine dair ayrıntıları da paylaşan Bodnar, şu cümlelere yer verdi: "Aslında, bugüne kadar barış formülü kapsamında resmi olmayan görüşmeler gerçekleştiriliyordu. Bu Barış Zirvesi ile beraber taraflara sorumlulukların yükleneceği, resmi bir diyaloğun başlayacağına inanıyoruz. Pratik olarak uygulanabilir bir hareket oluşturmaları için 10 çalışma grubunun artık aksiyon alması gerekecek. Örneğin, Barış Formülünün 10 maddesinden birini teşkil eden gıda güvenliğini ele alalım. Gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için öncelikle Karadeniz'de seyrüsefer serbestliği sağlanmalı. Bunun için de tabii ki, güvenliğin sağlanması ve bölgenin mayından arındırılması gerekecek. Katılımcı ülkeler, bütün bu konularda çalışma grubuna katkı sağlayacak ve bu ülkelerin de çıkarına olacak. Bu doğrultuda katılımcı ülkelerin çalışmalarını sağlayacağız." "Türkiye Cumhuriyeti gıda güvenliği çalışma grubunun öncülüğünü üstlendi. Bu çalışma grubunun zirveleri ve çalışmalarının merkezinin de Türkiye olacağına inanıyorum." diyen Vasıl Bodnar, barış planı içersindeki ulaşım ve nükleer güvenlik konularının da Türkiye'nin dikkatini çekeceğini düşündüğünü belirterek, "Türkiye'nin de bu alanlarda katkı sağlayabileceğine inanıyorum. Böylece saldırgan devletin şartlarında değil, bütün dünyanın ve bütün insanlığın çıkarına olacak bir barış sağlayabiliriz." yorumunda bulundu. "TÜRKİYE'NİN RUSYA'YI ETKİLEME KAPASİTESİ HERHANGİ BİR ÜLKEDEN DAHA FAZLA" Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy'ın Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ilettiği siyasi mahkûmların yer aldığı listeye dair ilk adımın, Türkiye Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç'un Ukrayna ziyareti olduğunu kaydeden Büyükelçi Bodnar, "Kendisi sadece Ukraynalı savaş esirlerinin aileleriyle değil, Ukrayna'daki Rus savaş esirleriyle de görüştü. Bunun yapılmasının nedeni, muhtemelen sayın Şeref Malkoç bir sonraki ziyaretini Rusya'ya yapacak ve Ukrayna'da olduğu gibi Rusya'da da Ukraynalı esirleri ve siyasi mahkumları görebilecektir. Tabii ki de burada iki amaç var. Hem esaret dönemi boyunca mahkûm haklarının tesis edilmesini sağlamak hem de olası esir değişimi sürecinin senaryosunu oluşturmak." şeklinde konuştu. Türkiye Cumhuriyeti'nin Rusya ile diyaloğunun olduğunu ve geçen haftalarda bakan yardımcıları seviyesinde gerçekleşen temasta listelerin Rusya tarafına iletildiğini umduklarını belirten Bodnar, "Günümüzde Türkiye'nin Rusya'yı etkileme kapasitesi herhangi bir ülkeden daha fazla. Önceki müzakere ve görüşme süreçlerinde, Türkiye arabuluculuk ve bölgede etkili aktör olma kapasitesini zaten kanıtladı. Sizin de hatırlattığınız gibi, daha önce Kırım Tatarlarının serbest bırakılması sağlanmıştı. Şimdi de bu siyasi mahkumların serbest bırakılmasında benzer bir başarı sağlanacağına inancımız tam." dedi. BÜYÜKELÇİ'DEN QHA'YA TEŞEKKÜR "Tabii ki de aynı zamanda bunların gündeme getirilmesinin bir diğer amacı da uluslararası topluma Rus işgal kuvvetlerinin işgal ettiği bölgelerde özellikle de Kırım'da sivil halka karşı uyguladığı zulüm ve hukuk dışı politikaları gözler önüne sermek." açıklamasında bulunan Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, "Bu noktada 7/24 çalışarak Kırım’daki olayları gündeme getirdiğiniz, hem Türk toplumunu hem de uluslararası toplumu bilinçlendirdiğiniz için size teşekkür etmek isterim. O yüzden sizin bu sergilediğiniz çabalara diğer haber kuruluşlarının da katkı sağlamasını umarak, Kırım Tatar derneklerinin de daha aktif bir şekilde rol almasını arzuluyoruz." ifadelerini kullandı. "BİZ RUS ORDUSUNA VE DEVLETİNE KARŞI SAVAŞIYORUZ, HALKINA KARŞI DEĞİL" Ukrayna Büyükelçisi, kendisine sorulan soru üzerine, mart ayı sonunda Moskova'daki bir konser salonuna silahlı kişilerce düzenlenen saldırıya ve saldırı sonrasında Rusya'nın Ukrayna'yı suçlamasına ilişkin olarak, "Biz Ukrayna devleti olarak terörün her şekline karşıyız ve dünyanın her herhangi bir yerinde terör faaliyeti gerçekleştirilmesini de kınıyoruz. Savaş uzun zamandır devam ediyor ve Ukrayna'nın bağlantısının olduğu herhangi bir terörist saldırı gerçekleşmedi. O yüzden bir kez daha şunu vurgulamak istiyorum; biz Rus ordusuna karşı, Rus devletine karşı savaşıyoruz. Rus sivil halkına karşı değil." açıklamasında bulundu. Rusya'nın bu suçlamalarının, kendi halkına karşı güvenliğini sağlama sorumluluğunu başarısız bir şekilde yerine getirmiş olmasıyla ve Ukrayna'yı konuya dahil ederek aslında konuyu çarpıtmasıyla alakalı olduğunu söyleyen Büyükelçi Bodnar, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Oysa devlet bütçesinden güvenlik için harcaması gereken para, milyonlarca dolar seviyesinde. Bu parayı şu anda Ukraynalıları öldürmek ve katletmek için harcıyorlar. Zaten birçok bilgi kamuoyunda da açık bir şekilde yer alıyor. Açıklanan bilgilerin hiçbiri Ukrayna'nın bağlantısını desteklemiyor. Hatta herhangi bir dayanak sağlamıyor. Rusların ilk başta, saldırganlar 'Ukrayna sınırına doğru koşuyordu' veya 'Ukrayna'ya geçecekti' yalanı, aslında Belarus tarafının saldırganlar bize geliyordu demesiyle çürütülmüş oldu." "RUSYA'NIN TAŞIYACAĞI TAZMİNAT SORUMLULUĞU TARTIŞMAYA AÇIK DEĞİL" Ukrayna müttefiki 44 ülkenin Lahey'de dondurulan Rus varlıklarından elde edilen kârın Ukrayna savunmasında kullanılmasını öngören deklarasyon hakkında "Rusya, suçlarının sorumluluğunu hem finansal anlamda hem de politik anlamda yerine getirmeli" diyen Bodnar, "Rusya'nın Ukrayna'daki saldırılarına yönelik bu taşıyacağı tazminat sorumluluğu tartışmaya bile açık değil. O yüzden 3 Nisan'da alınan kararın son derece hukuki ve Rusya'nın Ukrayna'ya zaten borçlu olduğu savaş tazminatının ilk adımları olarak değerlendirebiliriz. Bunun iyi bir başlangıç olacağını ve ileride Rusya'nın verdiği bütün zararların maddi karşılığının tazmin edilmesinin sağlanacağını umuyoruz. Rusya her ne kadar hukuki ve diğer açılardan engel çıkarmaya çalışsa da adaletin tecelli etmesini sağlamalıyız ve bu kötülüğün bir daha tekrarlanmaması için bütün sorumluluğu taşımaları gerekiyor. Ancak bunun çok zor bir süreç olduğunu ifade etmek isterim. Dondurulmuş varlıkların Ukrayna’ya aktarılması karmaşık bir prosedür ve bu ifade edildiği gibi başarıyla sonuçlanırsa, bunu Rusya tarafından tazminat ödemesinde ilk başarımız olarak kabul edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Büyükelçi, Türkiye Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç'un 25-28 Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Ukrayna ziyaretine ilişkin olarak ise, "Sayın Türkiye Ombudsmanı Ukraynalı savaş esirlerinin aileleriyle de görüştü ve orada 800 civarında Ukraynalı soru sorma şansına erişti. Aynı zamanda Sayın Türkiye Kamu Başdenetçisi, Ukrayna'da tutulan Rus savaş esirlerinin yaşam şartlarını da inceledi ve bunların uluslararası savaş esirlerine muamele anlaşmalarına uygunluğunu tespit etti. Yine, Türkiye ve Ukrayna Ombudsmanları arasında sıkı bir ikili diyalog da söz konusuydu. Bu ikili, insan hakları kurumlarına olan güveni tazeledi. Savaş esirlerinin değişimi ve Rusya'nın zorla tuttuğu siyasi mahkumların serbest bırakılması aşamasında da bir ilerleme olarak değerlendiriyoruz. Dilerim, en kısa zamanda Sayın Şeref Malkoç Rusya’ya da bir ziyaret gerçekleştirir ve orada da Rusya'nın elinde bulunan Ukraynalı savaş esirlerinin yaşam şartlarını denetleyebilir." dedi. "KIRIM UKRAYNA TOPRAKLARININ BÖLÜNMEZ BİR PARÇASI" Vasıl Bodnar, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından yapılan bir açıklamanın Rus propanga mekanizmaları tarafından servis edilmesi konusuyla alakaları olarak, "Ukrayna Kırım’dan vazgeçemez çünkü Kırım Ukrayna topraklarının bölünmez bir parçası. Aslında Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın açıklaması oldukça basit ve anlaşılır. Kırım'dan vazgeçmek gibi bir şey söz konusu olamaz ve bunu daha önce onlarca kez verdiği onlarca röportajda ifade etti. Cumhurbaşkanının ifade ettiği ve anlaşılması gereken mesaj şuydu: Öyle bir aşamaya gelebiliriz ki, Ukrayna'nın cephedeki başarılarıyla Rus cephe hattı düşebilir ve Ukrayna'nın, geride kalan topraklarını savaşmadan da geri alabilmesi mümkün olabilir." ifadelerini kullandı. Rusya ile müzakere edilebilecek tek konunun Rus askerinin ne zaman Ukrayna'dan çekileceği olduğunu vurgulayan Ukrayna Büyükelçisi şu şekilde devam etti: "Herhangi bir bağlamda başka bir müzakere söz konusu dahi değil. Şu anda Ukrayna'nın müzakere etme biçimi cephede mücadele vermek. Cephede savaşan Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine mensup askerler arasında birçok Müslüman ve Kırım Tatarı var. Onların en büyük amacı vatanları Kırım'ı işgalden kurtarmak. Hem irade gücü hem de silah gücüyle Rusları topraklarımızdan geri püskürteceğiz. Bunun üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin değişen bir şey olmayacak. Şu an, Ukrayna’nın karşı saldırıları Rusların Karadeniz filosuna yönelik büyük tahribatlar oluşturmakta ve ayrıca Kırım Yarımadası'nda bulunan askerî ve stratejik altyapı tesislerine yönelik başarılı operasyonlar gerçekleştirildiğini gözlemliyoruz." "UKRAYNA'NIN SEÇİMLERİ UKRAYNA HALKINI İLGİLENDİRİR" Volodımır Zelenskıy'ın görev süresinin tamamlanacak olmasına karşın Ukrayna'da seçim yapılamaması ve bu durumun Rus propaganda mekanizmaları tarafından kullanılması konusunda, "Ukrayna'nın seçimleri Rus propagandacıları veya Rusya devletini ilgilendirmez. Başta Ukrayna halkını ilgilendirir." diyen Büyükelçi Bodnar, "Biliyorsunuz, Ukrayna'da savaşla beraber olağanüstü hâl ilan edilmiş durumda. Bu durumda Ukrayna anayasasına ve kanunlarına göre bu durum devam ederken herhangi bir seçimin gerçekleştirilmesi mümkün değil, bu hukuki olarak yasaklanmış durumda. Aynı zamanda zaten fiziksel olarak çatışmalar ve savaş devam ederken sağlıklı bir seçim sürecinin yürütülmesi de hem fiziksel olarak hem de politik ve hukukî açıdan mümkün değil. Sözde meşruiyet tartışmalarına da noktayı koymak için Ukrayna anayasası ve Ukrayna kanunları şunu diyor: Seçilen aday göreve gelene kadar mevcut Cumhurbaşkanının görev yetkisi devam ediyor. Aynı şekilde parlamentoda da milletvekillerinin bir sonraki seçilen milletvekili göreve gelene kadar yetkisi devam ediyor. O yüzden Ukrayna'daki hükûmetin ve parlamentonun meşruiyetine yönelik herhangi bir soru işareti dahi yok. Çünkü Anayasa olağanüstü hâl devam ederken seçim yapmayı imkânsız kılarken aynı zamanda hukukî bir şekilde seçilmiş olan şu anki hükûmete ve parlamentoya da görevde kalma yetkisi veriyor. O yüzden tabii ki, olağanüstü hâl ve savaş bittiği an ilk fırsatta seçimler yapılacak ama durum şu an böyle." açıklamasında bulundu. "UKRAYNA'DA SEÇİMİN YAPILAMIYOR OLMASININ EN BÜYÜK ENGELİ RUSYA'NIN SÜRDÜRDÜĞÜ SAVAŞ" "Diğer taraftan uluslararası standartları inceleyecek olursak, özellikle biliyorsunuz AGİT’in bu konuda normları var. Sürecin demokratik olması için ulaşılabilir, gizli ve adil olma zorunluluğu var. Aynı zamanda uluslararası denetçilerin de sandıklara ve seçim alanlarına erişimi gerekiyor. Halihazırda 7 milyon civarı Ukrayna vatandaşı yurt dışında bulunuyor. Bir milyon civarı Ukrayna vatandaşı ise Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde görev yapıyor. Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 20’si işgal altında ve bu bölgelerde seçim yapma gibi bir imkân söz konusu bile değil." şeklinde konuşan Bodnar, sözlerini şu cümlelerle tamamladı: "Rus terör kuvvetlerinin geleneksel hedefi olan askerî birlikler ve cephe hattı gibi alanlarda -demokratik seçimin bir zorunluluğu olan uluslararası denetim için- Ukrayna'nın güvenlik sağlama gibi bir imkânı yok. Aynı zamanda devam eden olağanüstü hâl, Ukrayna'nın kendi içinde seçim öncesi politik tartışmaların açık bir şekilde yürütülmesine de engel koyuyor. O yüzden bunun sonucunda yapılacak seçimin sağlıklı olmasını da engelliyor. Dolayısıyla Ukrayna'da bugün seçimin yapılamıyor olmasının en büyük engeli Rusya'nın Ukrayna’da sürdürdüğü askerî saldırganlık ve savaş. Çünkü hem Ukrayna anayasası hem de mevcut askerî çatışma nedeniyle bunun gerçekleştirilmesi imkânsız. Mümkün olan ilk fırsatta biz Rusları askerî anlamda püskürttüğümüzde, ülkemizden kovduğumuzda veya farklı baskı mekanizmaları sayesinde kendileri geri çekildiğinde, Ukrayna'da olağanüstü hâl sona erecek, demokratik ve bütün hukukî normlara uygun seçimleri elbette yapacağız. Daha sonra Türkiye'nin de içinde bulunacağı uluslararası ülkelerden seçimi denetlemeleri için misafirler davet edeceğiz. Onlar da seçimin meşruiyetini ve doğruluğunu teyit edecekler."

Dünyaca ünlü Ukraynalı orkestra, Rock Senfoni Gösterisi ile Ankara’da sahne aldı Haber

Dünyaca ünlü Ukraynalı orkestra, Rock Senfoni Gösterisi ile Ankara’da sahne aldı

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna’nın dünyaca ünlü müzik grubu Prime Orkestra, 17 Eylül 2024 tarihinde Ankara’daki Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde unutulmaz bir konsere imza attı. Dünyaca ünlü Ukraynalı orkestra, Rock Senfoni Gösterisi ile Ankara’da sahne aldı pic.twitter.com/H12CkmaRCw — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) September 17, 2025 Dünyaca ünlü rock müzik gruplarının eserlerine senfonik bir hava kazandıran ve özel cover parçalarıyla dinleyicilerin beğenisine sunan Prime Orkestra; Led Zeppelin, Ozzy Osbourne, Metallica, Scorpions, Queen, Aerosmith, Bon Jovi, AC/DC, (System of a Down) SOAD, Nirvana, Red Hot Chili Peppers (RHCP) başta olmak üzere dünyaca ünlü rock gruplarının şarkılarını yeniden yorumladı. Dünya çapında milyonlarca insanın kalbini fetheden Prime Orkestra, unutulmaz bir gösteri yaratmak için modern ses teknolojileri, LED ekranlar ve özel efektler kullarak dünyaca ünlü hitleri yeniden yorumladı. Ukraynalı müzik grubu, 2 saat boyunca canlı olarak; profesyonel müzisyenler, vokalistler, rock grubu, ses efektleri ustası DJ ve orkestra şefinden oluşan büyük bir ekiple dinleyicileri coşturdu. Ukrayna'nın Harkiv kentinde 2014 kurulan Prime Orkestra, müzisyenlerin tahliye edildiği Mayıs 2022'den bu yana dünyanın birçok bölgesinde Ukrayna'ya destek konserleri veriyor. Performansları sırasında ​​izleyicilere kişisel deneyimlerini ve savaşın dehşetini anlatıyor. UKRAYNA'YA BAĞIŞ TOPLANDI Yaklaşık 2 saat süren konserde, Rusya'nın 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana aralıksız olarak sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırıları altındaki Ukrayna'ya destek olmak adına bağış toplandı. TÜRKİYE TURNESİ DEVAM EDİYOR Orkestra, Türkiye turnesine aralıksız olarak devam edecek. Rock Senfoni Gösterisi ile 18 Eylül'de Mersin'de, 19 Eylül'de Adana'da, 20 Eylül'de Gaziantep'te, 21 Eylül'de Kayseri'de, 23 Eylül'de Antalya'da, 24 Eylül'de Denizli'de, 25-26 Eylül'de İzmir'de, 27 Eylül'de Bursa'da, 28 Eylül'de İstanbul'da, 29 Eylül'de Eskişehir'de sahne alacak.

Ankara'da Rus dezenformasyonu ve propagandası konuşuldu Haber

Ankara'da Rus dezenformasyonu ve propagandası konuşuldu

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği ve Ankara Ukrayna Derneği tarafından, 27 Haziran 2024 tarihinde Assembly One Tower'da gazetecilere yönelik olarak "Hibrit Savaşta Dezenformasyonun Zorlukları ve Bunlara Karşı Mücadele: Ukrayna Örneği" konulu çalıştay tertip edildi. Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN) üyesi ve Ukrayna’nın önde gelen teyitçi kuruluşu StopFake ile iş birliği içerisinde gerçekleşen programda, Rus propagandasının ana mekanizmaları, söylentiler ve komplo teorilerinin kullanılmasıyla yapılan dezenformasyon, Türkiye’de Ukrayna ile ilgili yapılan Rus propagandası, Kremlin’in 2014 yılından bu yana yürüttüğü propaganda söylemleri ve bunların zaman içerisindeki değişimi ile Rusya’nın Kırım ile ilgili ana söylemleri ele alındı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar ve Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu'nun katıldığı etkinliğe çok sayıda gazeteci ilgi gösterdi. Rus propanga mekanizmasının nasıl çalıştığı, amaçları ve ortaya çıkardığı dezenformasyonun tüm ayrıntılarıyla incelendiği çalıştayda, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gayana Yüksel, StopFake fact-checker ve politik analist Marianna Prısyajnyuk (Prysyazhnyuk), StopFake fact-checker ve medya analisti Oksana Polulyah (Poluliakh) ile StopFake gazetecisi ve medya eğitmeni Olga Yurkova konuşmacı olarak yer alırken, programın moderatörlüğünü Ukrayna Ulusal Haber Ajansı Ukrinform Türkiye Muhabiri Olga Budnık yaptı. "RUSYA GERÇEKLERİ ÖLDÜRÜP YALANLARI DOĞURDU" Çalıştayın açılış konuşmasını gerçekleştiren Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, programın konusunun oldukça önemli olduğunu belirterek başladığı konuşmasında, "Rus propagandası Ukrayna'ya karşı çok farklı bir dezenformasyon yaptı. Rusya bizi tanklardan önce bilgiyle vurdu. Çok fazla manipülasyon yapıldı. Rusya Ukrayna'ya karşı çok fazla gerçeği yıktı ve sonra kendi oluşturduğu dezenformasyon silahıyla Ukrayna'yı vurmaya başladı." dedi. Savaşın en önemli silahının Rusya'nın Ukrayna'ya karşı uyguladığı dezenformasyon olduğunun altını çizen Büyükelçi Bodnar, "Yalan haberler gerçek silahlardan daha öldürücü oldu. Adeta insanları öldürmenin başka bir şekli olarak ortaya çıktı. Rusya gerçekleri öldürüp yalanları doğurdu." şeklinde konuştu. Bodnar, Rus dezenformasyonunun sadece Ukrayna için değil tüm dünya için tehlikeli olduğunu vurgularak, "Türkiye için de ayrı bir tehdit oluşturuyor çünkü Rusya haber kaynaklarını kullanarak Türkiye'yi yanlış yönlendiriyor. O yüzden biz propanga ve dezenformasyonun ne olduğunu çok iyi anlayıp ona karşı mücadele etmeyi öğrenmeliyiz." ifadelerini kullandı. Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu ise, Rus propagandasına karşı mücadele etmenin çok önemli olduğunu kaydederek, son dönem içerisinde Rusya'nın özellikle Karadeniz ve Türkiye üzerinde yürüttüğü faaliyetlerini artırdığını söyledi. "PROPAGANDA 3 KİŞİYİ, 3 MİLYON KİŞİ OLARAK SUNABİLİR" StopFake fact-checker ve politik analist Marianna Prısyajnyuk (Prysyazhnyuk) katılımcılara yaptığı sunumunda, Rusya'nın dezenformasyonu özellikle topyekûn savaş sonrasında en güçlü şekilde kullandığını belirterek, StopFake olarak 2014 yılında Kırım'ın işgal edilmesinden sonra harekete geçtiklerini kaydetti. "Rus propagandasını o dönem hissettik. Her türlü propagandaya karşı durmaya çalıştık." diye konuşan Prısyajnyuk, süreç içerisinde 6 binden fazla yalan haber tespit ettiklerini kaydetti. Rusya'nın yürüttüğü dezenformasyonun, sırasıyla en fazla Polonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya'ya yönelik olduğunu tespit ettiklerini açıklayan Prısyajnyuk, Rus propagandasına dair örnekleri paylaştı. Ukrayna'ya karşı yapılan dezenformasyon çalışmalarında, savaş sebebiyle Avrupa'ya göç etmek zorunda olan kadın ve çocukların hedef alınarak, Ukraynalıları itibarsızlatırmayı amaçladıklarını ve bu yolla nihai olarak Ukrayna için toplanan yardımların engellenmesini hedeflediklerini söyleyen Prısyajnyuk, yine aynı grubun çok farklı bir şekilde, savaş dolayısıyla değil Ukrayna'daki sözde diktatör yönetimden kaçtığı algısının oluşması için uygulanan çalışmalardan örnekler sundu. Prısyajnyuk, Rus propagandasının öne çıkan konu başlıklarının, Ukrayna'nın başarız bir devlet olarak sunulması, Ukrayna'nın bir nazi devleti olduğunun ileri sürülmesi, Ukrayna'nın Batılı devletlerin kontrolü altında olduğu, AB ve Batı ülkelerinin saldırgan bir tutum takındığı, Ukrayna'ya gelecek yardımların kesileceği, Ukrayna'nın hiçbir zaman AB'ye giremeyeceği şeklinde olduğunu belirtti. Prısyajnyuk, 2014 yılında Kırım'ın işgali sonrasında yürülen bir dezenformasyon çalışmasını şu şekilde anlattı: Şöyle bir yalan haber çıkmıştı: Kırım'ın işgalinden sonra Ukraynalılar toplu bir şekilde Rusya'ya göç ediyor. Ukrayna'nın doğusundaki Donbas'ta yaşanan olaylar ortaya çıkmadan, bir ön propaganda olarak ortaya atılan bu haber, bizim için çok garipti. Ukrayna'da yaşanan bir nüfus hareketliliği yokken ortaya çıkan bu haberi araştırdığımızda, haberin ilk olarak bir Rus kaynağında yer aldığını tespit ettik. Haberde atıf olarak Rusya Federasyonu Göç Ajansının belirtilmesi ve Ukrayna'nın devlet kurumlarından söz konusu bilginin doğrulanmaması sebebiyle kuruma ulaştık. Göç Ajansının bize verdiği cevap, evet sınırdan 2-3 kişi geçti şeklinde oldu. Yani, 2-3 kişi sınırı geçti diye 'Ukraynalılar Ukrayna'yı toplu bir şekilde terk edip Rusya'ya taşınıyor' yalan haberi ortaya atılmıştı. Bu örnek aslında net bir şekilde şunu gösteriyor; propaganda 3 kişiyi, yanına altı tane sıfır ekleyip 3 milyon kişi olarak sunabilir. KTMM ÜYESİ YÜKSEL, RUS PROPAGANDACILARI İFŞA ETTİ KTMM Üyesi Doç. Dr. Gayana Yüksel, kendisinin Kırım Tatarı olduğunu ve 2014 yılında Kırım'ın Rusya tarafından işgal edilmesi sonrasında Kırım'ı terk etmek zorunda kaldığını belirterek başladığı sunumunda, Türkiye'de yürütülen Rus propagandasının aktörlerini isim isim deşifre etti. "Türkiye'de Rus propagandası net ve açık bir şekilde yapılıyor" diyen Doç. Dr. Yüksel, bunu yürüten medya kuruluşları ile basın mensuplarının gazetecilik ilkelerini ihlâl ederek yaptını vurguladı. Rusya'nın yanında pozisyon alıp, Ukrayna aleyhinde yalan haber yapan gazetecilerin medya organlarında çıkan haberlerinden örnekler gösteren KTMM Üyesi, "Rus propagandasının çok güçlü olduğunu biliyoruz" dedi. Rusya'nın propaganda ve dezenformasyon çalışmalarına 2022 ya da 2014 yıllarında başlamadığına dikkat çeken Doç. Dr. Yüksel, "Rus İmparatorluğu döneminden bu yana çok önem verdikleri bir sahadır. Buna inanılmaz bir şekilde önem verirler ve büyük bütçeler ayırırlar. Kesinlikle hafife almamak gerekiyor." ifadelerini kullandı. Ukrayna'ya yönelik olarak yürütülen Rus propagandasını değerlendiren Doç. Dr. Yüksel, "Ukrayna'yı bağımsız bir devlet olarak görmüyorlar. Ukrayna'nın var olduğunu kabul etmek istemiyorlar." tespitinde bulundu. Ukrayna'nın bağımsızlığının kabul edilmemesini ana fikir olarak kabul eden Rusya'nın, farklı sözler, çeşitli kavramlar ve değişik formatlarla Türk medyasında propaganda gerçekleştirdiğine işaret etti. Ukrayna ordusuna bağlı Azov Taburuna yönelik olarak dezenformasyon içerikli haberlere de değinen Yüksel, "Kan içiyorlar, çocukları yiyorlar gibi komik söylemlerle bu insanları kötü şekilde göstermeye çalışıyorlar" şeklinde konuştu. KTMM Üyesi, anlatılanların aksine Azov Taburunun vatansever Ukrayna vatandaşlarından oluştuğunun altını çizerek, "Ukrayna ayaktaysa bu gibi gençler sayesindedir." diye konuştu. Türkiye'de yürütülen Rus faaliyetlerinin sadece medya alanıyla sınırlı olmadını belirten Doç. Dr. Yüksel, Rusya'nın 2. Dünya Savaşı'na ithafen kutladığı Zafer Bayramı çerçevesinde gerçekleştirilen ve "Ölümsüz Alay" ismini verdikleri yürüyüşlerin Antalya'da yapıldığına dikkat çekti. SÖYLENTİLER NE GİBİ SONUÇLAR DOĞURUYOR? StopFake gazetecisi ve medya eğitmeni Olga Yurkova ise söylentilerin ve komplo teorilerinin ne gibi etkiler yarattığını; kendi bilimsel çalışması üzerinden anlattı. Yurkova, 2022 ve 2023 yılları özelinde Ukrayna'daki savaş çevresinde oluşan söylentilere yönelik yaptığı çalışmasında, temel olarak insanların aklına gelen ilk söylenti neydi ve bu söylentilere yönelik tutumları ve düşünceleri nelerdir sorusunu incelediğini kaydetti. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik olarak yürüttüğü topyekûn saldırı ve işgal girişimi sonrasında sosyal medya sayfalarında yer alan 670 söylentiyi araştırdığını ve incelediği belirten Olga Yurkova, şu şekilde konuştu: İlk olarak, savaş zamanı özellikle asimetrik yani birleştirici komplo teorileri ve söylentilerinin rağbet gördüğünü söyleyebiliriz. Çünkü insanlar savaş psikolojisi içerisinde 'sizin' ve 'bizim' ayrımı yapmaya çok müsait. İkincisi olarak, savaş zamanı her zaman enformasyon eksikliği ve bir belirsizlik durumu varken, söylentiler veya büyük resmi aktarma iddiaları insanları daha çok birleştiriyor. Söylentilerin bir diğer rolü de sosyal kontrol. Bunu şöyle açıklayabiliriz; biliyorsunuz savaştaki her hükûmet gibi, Ukrayna'daki hükûmet de bir itibar mücadelesi veriyor. Özellikle savaş zamanı insanlar daha çok kısıtlandığı için toplum söylentileri bir baskı aracı olarak hükûmete karşı kullanılıyor. Hatta bu söylentiler Ukrayna'da bazı önemli mevkilerde somut değişikliklere bile yol açtı. Örnek vermek gerekirse savaş zamanı en önemli bakanlık Savunma Bakanlığıdır. Ukrayna'nın eski Savunma Bakanı görevdeyken halk arasında kendisinin yolsuzluğa karıştığı gündeme geldi. Bu durum sadece söylemden ibaretken hükûmet kendisini görevden aldı ve yerine başka birisini getirdi. Aslında halk, söylentilerinin gücüyle kabinede bir değişiklik yaptı. "RUS TOPLUMU KIRIM'IN İŞGALİNE HAZIRLANDI" StopFake fact-checker ve medya analisti Oksana Polulyah'ın gerçekleştirdi sunumda Rus propagandasının anahtarları konusu gündeme taşındı. Oksana Polulyah, Rusya'nın diğer ülkelere yönelik propaganda faaliyeti yürüttüğü gibi kendi ülkesinde de çalışmalar gerçekleştirdiğini belirterek, "Örneğin Rus propagandası, Kırım'ın işgalinden önce Kırım'ın işgalinin daha kolay bir şekilde kabullenilmesi için Rus toplumunu daha önceden hazırlamıştı." şeklinde konuştu. Kırım'ın işgali sonrasında yapılan haberi aktaran Polulyah, konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: Bu işgali hukukî bir alana taşımak ve başta Batı ülkeleri olmak üzere herhangi bir toplumda kabullendirmek için çok sayıda siyasi amaçlı yalan haberler yapılmıştı. Hem Ukrayna'da hem başka ülkelerde kendileri tarafından üretilen yalan haberlerle bilgi alanını doldurmaya çalışıyorlardı. Örneğin Ukrayna'da IŞİD'in tatbikat yaptığı ya da orada diğer radikal İslam örgütlerinin bulunduğu gibi yalan haberleri servis ediyorlardı. Rusya'nın Kırım'ın işgalini meşrulaştırma konusunda hâlâ çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Polulyah, "Örneğin ilk olarak, Kırım'da yaşayan halkın Rusya'yı zaten istediği ve desteklediği, Rusya'nın gelişi sonrasında bunu memnuniyetle karşıladıkları gibi haberler yayıldı. İkinci olarak ise, Rusya'nın Kırım'ı işgal etmediği, zaten her zaman Rusya'ya ait olduğu gibi yalan tezlerle tarihi de gerçek olmayan bir şekilde anlatmaya başladılar. Üçüncüsü Rusya, birçok ülkeden sözde heyetlerin Kırım'a gelişini organize etti." ifadelerini kullandı. Kırım'ın işgali konusunda Rus toplumuna yönelik olarak yürütülen propagandaya da değinen Polulyah, Rusya Savunma Bakanlığı tarafından üzerinde "Kırım'ın geri kazanılması anısına" yazılı bir demir para basıldığını aktardı. Para üzerinde Rusya'ya ait sembollerin ve Rusya'nın Kırım üzerinde zaferini simgeleyen bazı yazıların bulunduğa dikkat çeken Polulyah, "Bu şekilde Rusya kendi halkına Kırım'ın geri kazanılmasını kutlamayı teklif ediyordu." dedi. Rusya tarafından üretilen yalan haberlerin bir diğer hedefinin ise Kırım Tatarları olduğunu belirten Polulyah, "Kırım'da işgale karşı duruşlarını en net şekilde ortaya koyan Kırım Tatarları, Rusya'nın planlarını gerçekleştirmek için en büyük engeli oluşturuyorlardı. Bu nedenle Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nu hedef alarak hakkında yalan haberler yapıldı. Örneğin Kırımoğlu'nun Sovyet döneminde tecavüz suçuyla hapishaneye alındığı tarzında yalan haberler çıkmaya başladı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun o dönemde neden hapise atıldığını hepimiz biliyorduk. Kırımoğlu SSCB döneminde de Kırım için mücadele ediyordu ve tamamen siyasi duruşu sebebiyle, siyasi mahkum olarak Sibirya'ya gönderilmişti. 2014 yılından sonra da prensip duruşunu ortaya koymuştu. Biz, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun Sovyetler Birliği döneminde hapishaneye alınması hakkındaki tüm belgeleri toplayarak yayımladık. Bu haberi bu şekilde yalanladık." diye konuştu.

Türk Millî Mücadele döneminde Denizli nasıl bir rol oynadı? Haber

Türk Millî Mücadele döneminde Denizli nasıl bir rol oynadı?

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Pamukkale Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı ve Türk Ocakları Denizli Şubesi Başkanı Prof. Dr. Turgut Tok, Türk Millî Mücadele döneminde Denizli şehrinin yeri ve önemini, dönemin Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde tertip edilen tel’in mitingini ve Denizli ile ilçelerinde kurulan müdâfaa-i hukuk cemiyetlerinin faaliyetlerini Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. "YUNAN İZMİR'E ÇIKTIĞINDA İLK TEPKİ DENİZLİ'DEN VERİLİYOR" Denizli’nin Anadolu coğrafyasının 1000’li yıllardan itibaren kadim coğrafyalarından bir tanesi olduğunu belirten Prof. Dr. Turgut Tok, “İki Haçlı Savaşı’nın yaşandığı bir coğrafyadır. 1147-1148’de Haçlılara karşı Kazıkbeli Savaşı yapılmıştır. 1147’nin aralık ayının son haftasında Alman orduları, 1148’in ocak ayının ilk haftasında da Fransız orduları Kazıkbeli mevkisinde mağlup edilmiştir. 1176’da da Miryokefalon Savaşı’nın yaşandığı bir yerdir. İlk olarak 1070 yılında Afşin Bey tarafından fethedilen bir toprak.” ifadelerini kullandı. Afşin Bey’in fethettiği dönemden sonra Denizli’nin geçici sürelerle el değiştirdiğini kaydeden Prof. Dr. Tok, “Son olarak 1206 yılında Mehmet Gazi tarafından fethediyor. O günden sonra da düşman ayağının basmadığı topraklardan bir tanesidir.” dedi. Sevr ve Mondros Anlaşması neticesinde Anadolu’nun işgal edilme sürecinin başlaması sonrasında Yunan kuvvetlerinin İzmir'e çıkacağının öngörüldüğünü söyleyen Tok, “15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan İzmir'e çıkıyor. Yunan İzmir'e çıktığında ilk tepki Denizli'den veriliyor. ‘Bu topraklar bin yıldır atamızın toprağı; bu toprakları korumak, mücadele etmek kutsal bir cihattır’ anlayışıyla dönemin Denizli Müftüsü Ahmet Hulusi Bey önderliğinde Yunan'ın İzmir'i ve Batı Anadolu'yu işgalinin kabul edilmeyeceği ve bunun bütün dünyaya haykırılması için bir miting organize ediliyor.” şeklinde konuştu. "BU MİTİNG, ANADOLU'DAKİ MİLLÎ MÜCADELENİN BAŞLAMASINDAKİ FİTİLİ ATEŞLEYEN KIVILCIMLARDAN BİRİDİR" Söz konusu mitingin Denizli'nin önemli tarihlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayan Tok, “Yunan Denizli’yi işgal etmemiştir, Denizli'ye gelmemiştir. Menderes Nehri sınırında kalmıştır. Sadece Buldan, Güney, Çivril, Bekilli ilçelerinin belli bölgelerinde Yunan kuvvetleri bulunmuş ama Denizli’nin bu tarafına geçememiştir. 15 Mayıs 1919 günü, Müftü Ahmet Hulusi Efendi önderliğinde Anadolu'da Yunan işgalinin kabul edilmeyeceği, buna Millî Mücadele'nin yapılacağının kıvılcımı yakılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu. Bayramyeri’nde gerçeklen tel’in mitinginin Denizli’nin tarihi günlerinden birisi olduğunu ve Denizli’nin üç ayrı bölgesinde toplanan kalabalıkların miting alanına yürüyüş gerçekleştirdiğini belirten Tok, mitingin önemini şu cümlelerle anlattı: “Bayramyeri'nde Müftü Ahmet Hulusi Efendi sancağın altında tarihi bir konuşma yapıyor. ‘Bu mukaddes sancağın altında’ diye başlayan, ‘Muhterem efendiler’ diye devam eden ve Yunana karşı, düşmana karşı, işgal güçlerine karşı mücadele edilmesini telkin eden; bu mücadelenin bir mukaddes cihat olduğunu ilan eden bir konuşma yapıyor. Bu konuşmanın bir müftü tarafından yapılmış olması çok önemli çünkü o anda 15 Mayıs 1919’da İstanbul işgal altında, Sadâret işgal altında ve dönemin Şeyhülislamı Dürrizâde tarafından da verilmiş bir fetva var. İşgal güçlerine karşı mukavemet edilmemesi, Padişahın kontrolünde olayların devam ettiği noktasında bir fetva var. Millî Mücadele’ye, Kuvvacılara karşı bir fetva veriliyor, görüldüğü Kuvâ-yi Milliyecilerin katledilmesi emrini veriyor. Böyle bir emre, Denizli'de Müftü Ahmet Hulusi Efendi hayır diyor. Diyor ki, bu bir mukaddesatımıza saldırıdır. Millî Mücadele verilmelidir. Kuvâ-yi Milliye, Atatürk'ün etrafında toplanılmalıdır. Bu mukaddes bir cihattır. Şunları şunları yapmalıyız. Hatta çok böyle tüyleri diken diken eden bir cümlesi vardır o fetvasının sonunda. Bunları bunları yapınız. ‘Hiçbir şey yapamıyorsanız yerden üç taş alıp düşmana atınız’ diyor. Böyle bir iman, böyle bir vatan sevgisinin olduğu bir miting. Bu miting, Anadolu'daki millî mücadelenin başlamasındaki fitili ateşleyen kıvılcımlardan biridir.” "DOST DÜŞMAN BİLSİN Kİ, HİÇBİR ŞEY YAPAMIYORSAK DA DÜŞMANA ATACAK ÜÇ TAŞIMIZ VAR" Müftü Efendi’nin, “Üç taş alıp düşmana atınız.” cümlesinin hatırasının bugün Denizli'de hala yaşamakta olduğunu belirten Prof. Dr. Tok, “Denizli’nin yerli aileleri, esnafları -ki, benim evimin balkonundan da vardır- biz üç taş saklarız. Ya kapımızı arkasında ya balkonda ya da ana avlu giriş kapısının olduğu yerde üç taşımız vardır. Semboliktir. Bu şu demektir; dost düşman bilsin ki, hiçbir şey yapamıyorsak da düşmana atacak üç taşımız var.” ifadelerini kullandı. Bayramyeri’nde gerçekleşen mitingi takip eden günlerde ilçelerde de miting ve nümayişlerin düzenlendiğini, müdâfaa-i hukuk cemiyetlerinin kurulup örgütlendiğini; asker toplama ve cephane temin etme noktasında faaliyet gösterdiklerini, Menderes’in karşısına geçip kahramanlıklar gösterdiklerini aktaran Tok, Denizli’nin Millî Mücadele’ye bir diğer katkısının ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla atanmış olan bir numaralı istihbarat subayı Fahri Akçakoca’nın çalışmaları olduğunu kaydetti. "DENİZLİ ATATÜRK'ÜN VERMİŞ OLDUĞU MİLLÎ MÜCADELE HAREKETİNE BÜYÜK KATKILAR SUNAN İLLERİMİZDEN BİR TANESİDİR" Yeni kurulan Cumhuriyet’in ilk istihbarat subayının da Fahri Akçakoca olduğunu söyleyen Prof. Dr. Turgut Tok, “Fahri Akçakoca'nın Yunanlıların yapmış olduğu büyük bir cephane ve askerî sevkiyatının istihbaratını Kuva-yi Milliye güçlerine, komutanlarına iletmesi noktasında bir önemli bilgi paylaşımı var. Ki, o istihbarat neticesinde cephane ve asker sevkiyatı trenle yapılıyor. Alaşehir bölgesindeki cephaneleri, askerleri ile birlikte imha ediliyor. Fahri Akçakoca aynı zamanda, Denizli Türk Ocaklarının bir dönem yöneticiliğini yapmış bir büyüğümüzdür.” dedi. Prof. Dr. Turgut Tok, Denizli’nin millî mücadeleye olan katkıları bağlamında son olarak şunları söyledi: “19 Mayıs 1919’da Atatürk'ün Samsun'a çıkışıyla birlikte Denizli ve çevresi, ilçeleriyle birlikte Atatürk'ün vermiş olduğu Millî Mücadele hareketine büyük katkılar sunan illerimizden bir tanesidir. Millî Mücadele’nin her aşamasında hem maddî hem manevî anlamda büyük destekleri olan illerimizden biridir. Ki, Cumhuriyet ilân edildikten sonra da Cumhuriyet’in yeni kazanımlarının halka tanıtılması ve halka iletilmesi noktasında da önder şehirlerden bir tanesi Denizli’dir. Cumhuriyet’in getirmiş olduğu aydınlık yenilikleri kabullenmede ve halka yansıtmada, günlük hayatta bunun işler hale gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Cumhuriyet’in ilk döneminde aydınlanma hareketinin önemli merkezlerinden biri Denizli Türk Ocaklarıdır. İlk tiyatro, Denizli Türk Ocaklarında hazırlanır ve oynanır, gazete ve dergiler çıkarılır. Hatta Denizli'deki ilk futbol kulübü de Türk Ocakları çatısı altında kurulmuştur. Hülasa, millî mücadeleye önemi katkıları olan şehirlerden biri Denizli şehridir.”

Ankara'da “Ulu Bozkırın Altını” sergisi açıldı Haber

Ankara'da “Ulu Bozkırın Altını” sergisi açıldı

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ankara'da bulunan Anadolu Medeniyetleri Müzesinde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Kültür ve Tarih Vakfı (TÜRKTAV), Kazakistan'ın Ankara Büyükelçiliği ve Kazakistan Kültür, Arşiv ve Dokümantasyon Başkanlığı işbirliğinde “Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşunun 100. Yılına Armağan” olarak yayımlanan Kazak Arkeolog Prof. Dr. Zainolla Samashev'in (Samaşev) “Eski Türk Betim Sanatı” kitabının tanıtım etkinliği ve “Ulu Bozkırın Altını” sergi açılışı töreni düzenlendi. Yoğun bir katılımla 15 Aralık 2023 tarihi Cuma günü saat 14.30'da başlayan programa; Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, Doğu Kazakistan Eyaleti Vali Yardımcısı Darhan Sapanov, TÜRKTAV Başkanı Ömer Nizamettin Aykurt, "Eski Türk Betim Sanatı” kitabının yazarı Prof. Dr. Zainolla Samashev ve kitabın editörü Doç. Dr. Mehmet Kutlu ile çok sayıda sanatsever katıldı. "KAZAKİSTAN VE TÜRKİYE ARASINDAKİ KARDEŞLİK İLİŞKİLERİMİZİ İLERİ GÖTÜRMEK GÖREVİMİZDİR" Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, etkinliğin açılışında gerçekleştirdiği konuşmasına, serginin gerçekleştirilmesinde katkı sunan kişi ve kurumlara teşekkür ederek başladı. Kazakistan'ın bütün Türk dünyasının ve bütün Türklerin ata yurdu olduğunu kaydeden Sapiyev, "Kazakistan ve Türkiye arasındaki kardeşlik ilişkilerimizi daha da derinleştirmek ve ileriye götürmek bizim görevimizdir. Bugün burada hepimiz kardeşlik havasını yaşıyoruz. Bizler için bugünler bayramdır ve bu bayramlarımız hep daim olsun, çoğalsın. Amacımız, binlerce yıla dayanan zengin ortak Türk mirasımızı dünyaya tanıtmaktır" ifadelerini kullandı. "SANAT ESERLERİ, TÜRK HALKLARININ ORTAK TARİHİ, KÜLTÜRÜ VE MİRASINI GÖZLER ÖNÜNE SERMELERİ AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ" Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, gerçekleştirdiği açılış konuşmasında sanat eserleri hakkında bilgi verdikten sonra; "Sanat eserlerinin sahip olduğu maddî değerlerin yanında Türk halklarının ortak tarihini, ortak kültürünü ve ortak sanatsal mirasını gözler önüne sermeleri açısından da bizim için çok önemli." dedi. Gökhan Yazgı konuşmasında ayrıca; "Türk dostu, ata yurdumuzun bizim için en değerli simalarından ve bilim adamlarından olan Prof. Dr. Zainolla Samashev'in 'Eski Türk Betim Sanatı' başlıklı kitabının Türkiye Türkçesine aktarılmasının Türk-Kazak kültürel ilişkilerine katkı sağlaması açısından çok önemli ve değerli olduğunu belirtmek istiyorum." cümlelerine yer verdi. "KARDEŞ TÜRK ÜLKESİ BİZLER İÇİN HER ZAMAN SICAKTIR" Doğu Kazakistan Eyaleti Vali Yardımcısı Darhan Sapanov, açılışta gerçekleştirdiği konuşmada; "Bugün, köklü ve derin bir geçmişe sahip olan Türkiye Cumhuriyeti'nin başkenti Ankara'da Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. yılı anısına düzenlenen 'Büyük Bozkırın Altını' adlı sergiyi büyük bir kıvanç ve gururla açıyoruz." şeklinde konuştu. Sergide yer alan bulgular arasında Saka dönemine ait tören kostümlerinin ve at koşum takımlarının röprodğksiyonları bulunduğu kaydeden Sapanov; "Tarihi, dili, dini, kültürü ve sanatı ortak olan kardeş Türk ülkesi bizlere her zaman sıcaktır. Coğrafi olarak iki ülke Avrupa ve Asya'nın kavşağındadır ve etnografik olarak halkların kökeni, dili ve kültürü birbiriyle yakından ilişkilidir. Bu tür bağlar iki ülke arasındaki ilişkilerde büyük önem taşıyor. Çünkü o ülkelerin gelenekleri, bilimi, sanatı, kültürü bu ülkeleri bir araya getiren manevi güçtür." ifadelerini kullandı. "BÜTÜN TÜRKLERİN İYİLİĞİ İÇİN BU TÜR ETKİNLİKLERDE HEP BİR ARADA OLALIM" "Eski Türk Betim Sanatı” kitabının yazarı Prof. Dr. Zainolla Samashev, "Şuanda tanıtımını yapmakta olduğumuz Eski Türk Betim Sanatı, bütün Türk halklarının bir çatı altında olduğu Göktürk döneminin sanatını ele alan bir eserdir. Bu eserde çok geniş bir coğrafyada yaşamış olan Türklere ait tasvir sanatını bir arada derledik. Bununla birlikte son yıllarda Doğu Kazakistan bölgesinde keşfetmiş olduğumuz Göktürk anıt mezarları ile ilgili yeni bilgiler de sunmaktayız." şeklinde konuştu. Kitabın Türkiye Türkçesine çevrilmesinin başlıca amacının şu anda çok farklı coğrafyalarda dağınık olarak yaşamakta olan Türk halklarının geçmişini, tarihini ve sanatını kendi dillerinde okuyabilmesi ve öğrenebilmesi olduğunu belirten Samashev, "Dünyadaki tüm Türk halklarının iyiliği için bu tür etkinliklerde buluşarak hep bir arada olalım" dedi. Etkinlikte gerçekleşen konuşmaların ardından kitap tanıtımına geçildi. Kitap tanıtım töreni sonrasında Darhan Sapanov, Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve TÜRKTAV Başkanı Ömer Nizamettin Aykurt'a; Gökhan Yazgı, Vali Yardımcısı Darhan Sapanov'a hediyelerini takdim etti. Tören, “Ulu Bozkırın Altını” sergisinin açılışı için protokol üyelerinin kurdele kesimi sonrasında sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.