SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Namık Kemal Bayar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Namık Kemal Bayar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Namık Kemal Bayar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Namık Kemal Bayar: Halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sonraki şartlarda kaybettik Haber

Namık Kemal Bayar: Halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sonraki şartlarda kaybettik

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Av. Namık Kemal Bayar, Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği dönemlerinde Kırım Tatarlarına yönelik uygulanan baskı ve zulümleri hatırlatarak Kırım Tatar halkının 150 yıllık tarihinde pek çok kez 18 Mayıs’ın yaşandığını ifade etti. Dünya Kırım Tatar Kongresi Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Av. Namık Kemal Bayar, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yılında QHA aracılığıyla anma mesajı paylaştı. Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği dönemlerinde Kırım Tatarlarına yönelik… pic.twitter.com/f6A912TB94 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 “SÜRGÜN, KIRIM TATAR HALKI İÇİN TAM BİR SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ” “18 Mayıs 1944, Kırım Tatarlarının 1783’ten sonra yaşadığı acıların en yüksek seviyeye geldiği bir tarih. Sürgün, Kırım Tatar halkı için tam bir soykırıma dönüştü o tarih ve biz, halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sürgünden sonraki şartlarda kaybettik.” ifadelerini kullanan Bayar, pek çok Kırım Tatarının tarihleri boyunca yaşadığı sürgünlerde hayatını kaybettiğini belirterek buna karşın 18 Mayıs 1944’ün Kırım Tatarları için soykırımı ifade eden sembolik bir tarih olduğunu kaydetti. “MAALESEF 18 MAYIS, BUGÜN DE DEVAM EDİYOR” Bayar, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu : Maalesef 18 Mayıs, bugün de devam ediyor çünkü 2014’te Kırım’ın işgalinden sonra binlerce Kırım Tatarı yine Kırım’ı terk etmek, Kırım’dan sürgüne gitmek zorunda kaldı. Biz, bütün dünya devletlerini 18 Mayıs 1944’ü ‘Kırım Tatar Soykırımı’ olarak tanımaya davet ediyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı Haber

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında hayatını kaybeden Kırım Tatarları, sürgünün 82. yıl dönümünde Kırım Derneği Genel Merkezinde düzenlenen programda dualarla anıldı. Kırım Tatarlarının hafızasında derin izler bırakan sürgün ve soykırımın unutulmaması gerektiğinin vurgulandığı anma programında, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı Uzmanı Fuat Gökçebay ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi doktora öğrencisi Ali Muradasıl’ın tarafından şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. Programa, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denıs (Denys) Zolotarov da katılım sağladı. "BUNDAN TAM 82 SENE ÖNCE SOYDAŞLARIMIZ UYKULARINA GİTTİLER” Programın açılış konuşmasını yapan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Namık Kemal Bayar, “Bundan tam 82 sene evvel 17 Mayıs’ta yatsı namazından sonra, Kırım’da yaşayan bütün soydaşlarımız, vatandaşlarımız, Kırım Tatarları uykularına gittiler. Gece saat tam 03.00’te hepsinin kapıları kırılırcasına çalındı. Bazı sayılara göre 191 bin, bazı kayıtlara göre 239 bin ama bizim Kırım Tatar millî hareketinin de yaklaşık sayısına göre 423 bin Kırım Tatarı, 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a bağlayan gece evlerinden, yataklarından, uykularından kaldırılarak sürgüne gönderildiler. Bu insanlarımıza, bütün hayatlarını bir araya getirip toparlayıp sürgün yollarında yanlarına almak için verdikleri süre 15 dakikaydı.” ifadelerini kullandı. KIRIM TATAR NÜFUSUNUN YÜZDE 46’SI SÜRGÜNDE ŞEHİT OLDU 18-20 Mayıs 1944 tarihleri arasında Kırım’daki yüzbinlerce Kırım Tatarının hayvan vagonlarına bindirilerek Ural, Sibirya ve Türkistan’ın çöllerine giden bir ölüm yolculuğuna çıkarıldığını belirten Bayar, Kırım Tatarlarının hayvan vagonlarında havasız, aç ve susuz haftalarca yol aldığını ve binlercesinin bu yolculuk sırasında hayattan koparıldığını, hayatta kalanların ise ölen soydaşlarının naaşlarıyla yolculuk yapmak zorunda kaldığını vurguladı. Kırım Tatarlarının sürgün topraklarında açlık, bakımsızlık, hastalık ve başka birçok sebepten dolayı hayatını kaybettiğini ve sürgün boyunca Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının şehit olduğunu kaydeden Bayar, bugün dünyada 8 ülkenin sürgünü soykırım olarak tanıdığını ve Türkiye’nin de soykırım olarak tanıması için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. “KIRIM TATARLARININ SÜRGÜNÜ BUGÜN DAHİ DEVAM EDİYOR” Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edildiğini hatırlatan Bayar, “Bir Rus işgali daha yaşadık ve şunu gördük: Kırım Tatarlarının Sürgünü, 2026 yılının 17 Mayıs’ına geldiğimiz bugün dahi devam ediyor.” şeklinde konuştu. 2014-2026 yılları arasında 35 ile 40 bine yakın Kırım Tatarının yine Kırım’ı terk etmek zorunda kaldığını belirten Bayar, binlerce Kırım Tatarının Türkiye, Ukrayna ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde vatanından, ailelerinden ve evlerinden uzakta yaşamak zorunda olduğunu kaydederek bu durumun da bir sürgün olduğunu dile getirdi. “BUGÜN KIRIM MAALESEF BİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİ” Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinde galip çıkması hâlinde Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı’nın bir benzerinin farklı metotlarla da olsa yaşanmayacağına garanti verilemeyeceğini vurgulayan Bayar, “Bu nedenle biz, 2014’ten beri Ukrayna devleti ile beraber uluslararası hukukun Ukrayna devletinin resmî sınırlarına tekrar dönmesi için birlikte bir mücadele veriyoruz.” şeklinde konuşarak bu mücadelenin başarıyla sonuçlanması ve Kırım’ın özgürleşmesi temennisinde bulundu. “Bugün Kırım maalesef bir açık hava hapishanesi. Kırım Tatarlarının evlerine yapılan baskınların ve bu baskınlardan sonra gözaltına alınan Kırım Tatarlarının sayısını saymayı bırakalı 5 yıl oldu.” değerlendirmesinde bulunan Bayar, “Gözaltılar, tutuklamalar, Kırım Tatarlarına karşı yapılan baskı, zulüm, ‘repressiya’ uygulamaları her gün, bugün dahi devam ediyor. Daha dün Kırım’daki avukat arkadaşlarımızın bürolarına ve evlerine baskın yapıldı. Rus gizli servisi tarafından kendilerine 18 Mayıs’ta herhangi bir etkinlik yapmamaları yönünde talimat verildi.” dedi. KIRIM TATARLARI, KIRIM NÜFUSUNUN YÜZDE 10’UNU, SİYASİ MAHKÛMLARIN YÜZDE 55’İNİ OLUŞTURUYOR! Kırım’da hâlihazırda sözde Rus mahkemelerinde yargılanıp ceza alan 355 siyasi mahkûmun olduğunu kaydeden Bayar, bu mahkûmların 181’inin Kırım Tatarı ve 60’ının ise kadın olduğuna dikkat çekti. Son olarak Bayar, Kırım Tatarlarının Kırım’ın nüfusunun yüzde 10’unu, siyasi mahkûmların ise yüzde 55’ini oluşturduğunun altını çizerek “Kırım’ı unutmayalım, orası bizim vatanımız. Allah inşallah hepimize bir gün özgür, hür, müreffeh Kırım’a dönüp, yerleşip yaşamayı nasip eder.” dedi. PROF. DR. GAYANA YÜKSEL, AİLESİNİN SÜRGÜN HİKÂYESİNİ ANLATTI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, ailesinin sürgün hatıralarını katılımcılar ile paylaştı. Yüksel, “Ailem, bütün Kırım Tatarları gibi sürgün gören bir aile. İki dedem, anneannem ve babaannem sürgünü gördüler. Her birinin kaderine sanki Kırım Tatar halkının tarihi yansımış gibi.” ifadelerini kullanarak ailesinin hikâyesiyle sürgünün acılarını gözler önüne getirdi. “SOYKIRIMLAR UNUTULDUKÇA TEKRARLANIR” Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Bosna Hersek eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in “Soykırımlar unutuldukça tekrarlanır.” sözüne atıf yaparak “Bizim unutma lüksümüz yok. Belki de bizi güçlü tutan, vatanımıza güçlü bir şekilde bağlayan 18 Mayıs 1944 faciasıydı çünkü ondan önce de benzer sürgünler ve facialar oldu ama bu kadar büyük bir travma değildi. O bakımdan biz 18 Mayıs 1944 Sürgünü’nü unutmayacağız, 1984 yılından beri her yıl biz bunu anıyoruz. Şunu görüyoruz ki artık her Kırım Tatarı, 18 Mayıs 1944’ün ne olduğunu öğrenmiş durumda.” şeklinde konuştu. Programda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesinden önce sürgüne dair gerçekleştirdiği mülakatların bir kısmının bulunduğu “surgun.org” internet sayfasına dikkat çekildi "KALBİNDE ATEŞ YAK" Anma programı, sürgün şehitlerinin aziz hatıralarının yâd edildiği “Kalbinde Ateş Yak” etkinliği ile sona erdi.

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı Haber

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından Ankara’nın Ulus Meydanı’ndaki Atatürk heykeli önünde saat 14.00’te açık hava toplantısı düzenlenerek basın açıklaması gerçekleştirildi. Mitinge, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Namık Kemal Bayar, Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu ve Tuvgan Til İnternet Sayfası Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin başta olmak üzere Kırım Tatar diasporasından çok sayıda isim ile çeşitli STK’ların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Mitinge katılan Kırım Tatar diasporası temsilcileri, Kırım’daki siyasi tutsakların fotoğraflarının yer aldığı dövizleri taşıdı. Anma mitingi, Türkiye, Ukrayna ve Kırım Tatar millî marşlarının okunmasıyla başladı. “82 YIL GEÇTİ AMA ACILAR DÜN GİBİ TAZE” Mitingin açış konuşması Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl tarafından yapıldı. “Bu, yalnızca zorla yerinden edilme eylemi değildi. Bu, Kırım’ın yerli halkını vatanından, tarihî hafızasından, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakmaya yönelik bilinçli bir girişimdi.” diyen Büyükelçi Celâl, aradan 82 yıl geçmesine rağmen yaşanan acıların hâlâ taze olduğunu vurguladı. “KIRIM TATARLARI VE UKRAYNA HALKI İŞGALCİ RUSYA’YA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDİYOR” Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesiyle yarımadaya yeni bir baskı dalgasının geldiğini belirten Celâl, Kırım’da yaşananları şöyle özetledi: Siyasi sebeplerle gerçekleştirilen tutuklamalar, insanların kaçırılması, ifade özgürlüğünün yok edilmesi, Kırım Tatar halkının millî kimliğinin bastırılması ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler. İşte bugün Kırım’da olanlar bunlar. Celâl, 1944 Sürgünü'nün ve 2014 işgalinin Kırım Tatar halkının iradesini zayıflatamadığını aksine topraklarına, onurlarına ve özgürlüklerine sıkıca bağlandıklarını kaydetti. “Kırım Tatarları tüm Ukrayna halkıyla birlikte kendi ana vatanlarında özgürce yaşama hakkı için mücadelelerini sürdürüyor.” diyen Celâl, Kırım Tatarlarının Ukrayna ordusunda vatanlarını korumak için cesur bir şekilde mücadele ettiklerini anımsattı. “TÜRKİYE’NİN TUTUMUNU TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Celâl, Türkiye’nin Ukrayna’ya ve Kırım Tatarlarına olan desteğini takdirle karşıladıklarını ifade ederek şöyle devam etti: Uluslararası ortaklarımızın ilkesel duruşunu, özellikle de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, Kırım Tatarlarının haklarını ve Karadeniz bölgesinde adaleti kararlılıkla destekleyen dost Türkiye Cumhuriyeti’nin tutumunu yüksek takdirle karşılıyoruz. “STALİN YOK OLDU AMA KIRIM TATARLARI YAŞADI” Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin ise konuşmasının başında Kırım Tatarlarının nüfusunun yarısının o meşum sürgünde hayatını kaybettiğini belirtti. “Sürgün, Kırım Tatar halkı için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü.” diyen Şahin, sürgün vagonlarında başlayan Kırım Tatar millî hareketinin 1950 ile 1960 yılları arasında dünyada sesini duyurmaya başladığını, “bir avuç halk” denilen Kırım Tatarlarının ayağa kalktığını aktardı. Kırım Tatar millî hareketinin, aynı zamanda insan hakları ve hukuk hareketi olduğunu belirten Şahin, “Sovyetler yıkıldı, Stalin yok oldu ama Kırım Tatarları yaşadı.” ifadelerini kullandı. “KIRIM TATARLARI VATANLARINA OLAN BAĞINI KOPARMADI” Rusya’nın Kırım’ı işgal ettikten sonra Kırım Tatar millî hareketinin yok edilmeye, KTMM’nin terörle ilişkilendirilmeye çalışıldığını bildiren Şahin, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: Bugün Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Ancak hiçbir Kırım Tatarı vatanlarına olan bağını koparmadı. Biz her 18 Mayıs’ta yaşama olan inancımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman Kırım’dan vazgeçmeyeceğiz. Bir gün tekrar vatanımıza döneceğiz, medeniyetimizi ve kültürümüzü yaşatacağız. Geleceğimizi, Türkiye Ukrayna dostluğuyla beraber görüyoruz. “HER BİR RAKAM BİR İNSAN DEMEKTİR” KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Yüksel, Kırım Tatarlarının sürgünü asla unutmayacaklarını söyleyerek başladığı konuşmasında, sürgüne ilişkin hâla bilinmezlerin olduğunu bu nedenle Sovyet arşivlerinin açılması ve incelenmesi gerektiğini aktardı. “İstatistiklerdeki her bir rakam bir insanın hayat hikâyesidir.” diyen Yüksel, 8 ülkenin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıdığını ancak bununla yetinilemeyeceğini, uluslararası mahkemelerde de davaların açılarak soykırımın tüm dünya tarafından kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. “MÜCADELEMİZ DURMADAN SÜRECEK” KTMM’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve Kırım’ın özgürlüğü için mücadele ettiğini belirten Yüksel, KTMM’nin yakın zamanda Ukrayna’da Kırım Tatarlarının yetkili temsilcisi olma hakkına kavuştuğunu hatırlattı. Yapmaları gereken çok iş olduğunu belirten Yüksel şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatarları, Ukrayna halkıyla birlikte ön cephede işgalcilere karşı mücadele ediyor. Rus işgaline karşı sergilediği üstün cesaret nedeniyle üç Kırım Tatarı ‘Ukrayna Kahramanı’ ünvanına ve ‘Altın Yıldız’ nişanına layık görüldü. Mücadelemiz durmadan sürecek. KIRIM DERNEĞİNDEN 82. YIL DÖNÜMÜNE ÖZEL BASIN BİLDİRİSİ DQTK Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı Bayar, Kırım Derneği Genel Merkezinin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nün 82. yıl dönümü vesilesiyle 16 Mayıs 2026 tarihinde 3 dilde yayımladığı basın bildirisini katılımcılarla paylaştı. Sürgünde Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının vefat ettiğini aktaran Bayar, “Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir.” dedi. “PUTİN, KIRIM’I AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ” Sovyet zihniyetinin bugün Putin Rusya’sında devam ettiğine dikkat çeken Bayar, “Putin, 27 Şubat 2014 tarihinden itibaren Kırım’ı işgal ederek bu sistematik kötülüğü kaldığı yerden devam ettirmiştir. KTMM’nin faaliyetlerini hukuksuz bir kararla yasaklayan, millî liderleri vatanına sokmayan ve kendisine tehdit olarak gördüklerini hapislerde tutan Rusya; Kırım Tatarlarının 25 yıllık demokratik ve kültürel birikimini gasp ederken Kırım’ı bir ‘açık hava hapishanesine’ dönüştürmüştür.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’DA 351 SİYASİ TUTSAK BULUNUYOR” Bayar, Kırım’daki siyasi tutsakları hatırlatarak, “Bugün itibariyle Kırım'da Rusya'nın işgaline karşı direnmeleri nedeniyle haksız ve mesnetsiz suçlamalarla 351 kişi siyasi mahkûm olarak bulunmaktadır. Bunlardan 60'ı kadın olmak üzere 181'i Kırım Tatarıdır. Kırım'ın toplam nüfusunun yüzde 10'u Kırım Tatarlarından oluşurken siyasi mahkûmların yüzde 55'i Kırım Tatarlarıdır.” dedi. Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik başlattığı topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunan Bayar, “Rusya’nın Ukrayna genelinde yürüttüğü saldırganlık ve pervasızca işlediği savaş suçları uluslararası toplumun vicdanını yaralamaya devam etmektedir. 18 Mayıs 1944 Soykırımı’nın sorumlularının bugünkü mirasçısı olan mevcut yönetim, geçmişin yaralarını sarmak bir yana, sürgün ve soykırım politikalarını modern dünyanın gözü önünde tırmandırmaktadır.” ifadelerine yer vererek konuşmasını tamamladı. “UKRAYNA’DA İNSAN ONURU KAZANACAK” Ankara Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu da Kırım Tatarlarının topraklarından kopararak kimliklerinin yok edilmeye çalışıldığını ama başaramadıklarını aktardı. “Kırım Tatar halkı hafızasını, dilini, kültürünü, inancını ve vatan sevgisini korudu.” diyen Ambarkütükoğlu Rusya’nın dün olduğu gibi bugün de insanları susturmaya, özgürlükleri yok etmeye ve korku yaratmaya çalıştığını ifade etti. Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yalnız olmadığının altını çizen Ambarkütükoğlu, “Ben inanıyorum ki bir gün hep birlikte özgür Kırım’da, özgür Ukrayna’da barışın, adaletin ve insan onurunun kazandığını göreceğiz.” dedi. Miting gerçekleştirilen konuşmaların ve katılımcılar tarafından atılan “Kırım Tatar halkı teslim olmayacak”, “Millet, vatan, Kırım” sloganlarıyla sona erdi.

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser! Haber

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser!

Genç Yürekler Dergisi tarafından düzenlenen "Dombra Konseri", Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde düzenlendi. Program kapsamında, Kazakistan’ın Almatı şehrinden davet edilen ve “Deli Ozan” lakabıyla bilinen, dombra sanatçısı Semih İpek sahne aldı. Etkinliğin açılışında konuşan Kırım Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Genç Yürekler Dergisi Yazı İşleri Müdürü Cem Arslan, derginin son sayısının Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’ya ithaf edildiğini belirterek bu kapsamda özel bir sayı hazırladıklarını söyledi. Ayrıca Arslan, derginin etkinlik kapsamında katılımcılara hediye olarak sunulduğunu ifade etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Hüseyin Kanat ise derginin yaklaşık 6 yıldır çıkarıldığını ve 16. sayıya ulaştığını vurgulayarak, etkinlikler de gerçekleştirdiklerini bildirdi. "KIRIM'IN GELECEĞİ VE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ" Programda söz alan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Derneğinin faaliyetlerine değinerek Kırım’ın geleceği ve özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyledi. Bayar ayrıca, insani yardım ve araştırma alanında faaliyet gösteren ANDA Derneği ile birlikte Anadolu’dan Ukrayna’ya yönelik bir yardım kampanyası başlattıklarını belirterek, etkinliğe katılan misafirlere bu sürece destek olmaları çağrısında bulundu. DELİ OZAN’DAN TÜRK DÜNYASI EZGİLERİ Konuşmaların ardından sahne alan dombra sanatçısı Semih İpek, Türkistan coğrafyası ile Nogay, Azerbaycan ve Anadolu’ya ait şarkılar, müzikleri ve bu eserlerin hikâyelerini dinleyicilerle paylaştı. Sanatçı, icra ettiği eserlerde acı ve sevgi temalarını öne çıkarırken, Rus İmparatorluğu'nun istilasına karşı direnen Nogay köyünü anlatan “Kangalı” türküsünü ve eşine yazdığı kendi eserini seslendirdi. Sanatçının çaldığı ezgiler, dinleyicileri bozkırlara ve dağlara götürürken, anlatıcı yeteneğiyle izleyicileri güçlü duygularla buluşturdu. İpek, Türk dünyasının sanat ve kültür âleminin ne kadar güçlü ve çeşitliliklerle dolu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. HEDİYELEŞME VE İKRAM SOFRASI Program kapsamında Semih İpek, Kırım Derneği Genel Merkezi Başkanı Mükremin Şahin’e Azerbaycan’da neşredilen, İsmail Bey Gaspıralı’nın yazıları ve mektuplarını içeren bir kitabı hediye etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu üyesi Kanat’a ise Türkistan coğrafyasının ruhunu yansıtan dombra figürü takdim edildi. Programın sonunda, Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesinde hizmet veren Kırım Tatar mutfağı Qalaqay’da katılımcılara ikramlar sunuldu.

Kırım Tatar diasporasından Ukrayna’ya tam destek: "Yekvücut hareket ediyoruz" Haber

Kırım Tatar diasporasından Ukrayna’ya tam destek: "Yekvücut hareket ediyoruz"

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Derneği Genel Merkezinde 27 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen özel toplantıda Kırım Tatar diasporasının önde gelen isimleriyle buluştu. Türkiye’deki Kırım Tatarlarının Rus işgaline karşı sergilediği kararlı duruşun vurgulandığı görüşmede Kurışko; Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden ve Kırım’dan asla vazgeçmeyeceğinin altını çizdi. Ziyarette Olha Kurışko'ya Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denis Zolotarov eşlik ederken, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Namık Kemal Bayar, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel ve Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay başta olmak üzere Kırım Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin yer aldığı heyet hazır bulundu. BAYAR: DÜNYADAKİ BÜTÜN KIRIM TATARLARININ YEKVÜCUT HAREKET ETMELERİNİ SAĞLADIK Namık Kemal Bayar, konuşmasında Kırım Derneğinin 70 yıllık köklü bir tarihi olduğundan bahsederek, Türkiye’de 110 bin dernek bulunduğunu ve bunların yalnızca 134’ünün "Kamu Yararına Çalışır Dernek" statüsünde olduğunu Kırım Derneğinin de bu dernekler arasında olduğunu ifade etti. Bayar, özellikle 2014’te Kırım'da yaşanan işgal sonrası “Hem Türkiye’de hem dünyadaki bütün Kırım Tatarlarının Rusya’nın Kırım’ı işgaline karşı yekvücut hareket etmelerini sağladık.” diye konuştu. Bayar ayrıca, Donald Trump döne ile bilrlikte ortaya çıkan politik durumun endişeye sebep olduğuna dikkat çekti. "UKRAYNA’NIN KIRIM’DAN VAZGEÇMEMESİNDEN ALDIĞIMIZ GÜÇ İLE MÜCADELEYE DEVAM EDİYORUZ!" Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmemesinin kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Tuncer Kalkay ise, “Ukrayna halkının verdiği mücadelelerin değerini çok iyi biliyoruz. Başarılar diliyor ve geleceğimizi onlarla belirlemeye çalışıyoruz, Ukrayna’dan yana tavır koyduk, Kırım Ukrayna için önemli, Ukrayna’nın vazgeçmemesi bizi mutlu ediyor, biz oradan aldığımız güç ile mücadeleye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. "DÜNYAYA KIRIM TATARCA SESLENİLDİ" Namık Kemal Bayar’ın ABD’deki başkanlık değişimi sonrası ortaya çıkan politik durumun endişeye sebep olduğuna değinmesine cevaben Olha Kurışko, Türkiye’de yaptığı görüşmelerde ortak endişenin müzakere süreci ile ilgili olduğunu ve endişe gerektirecek bir durum olmadığını “Ukrayna, Kırım konusunu en üst düzeyde faaliyetlerde ve platformlarda dile getiriyor.” sözleriyle dile getirdi. Kurışko ayrıca, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Kırım Platformu'nda bir araya geldiklerini ve Kırımoğlu’nun dünyaya Kırım Tatarca seslendiğini de vurguladı. Aynı zirvede Kırım Tatar seramik sanatçısı Rüstem Skibin tarafından tasarlanan "Dünya" isimli kalkanın sembol olarak seçilmesini ise, “Rusya tarafından dünyaya yayılan kötülüğe karşı Kırım direnişinin sembolüydü.” olarak ifade etti. Kırım Temsilcisi, “Geçici işgale Kırım’ın verdiği direnişin altını çizmiş olduk.” diye ekledi. "SİYASİ TUTSAKLAR MESELESİ GÜNDEMİMİZDE" Stokholm’de gerçekleşen Kırım Tatar Parlamenterler Zirvesi'nde, Kırım Tatar siyasi mahkumlarının isimlerini dile getirdiğini söyleyen Kurışko, çeşitli mecralarda konunun takipçisi olduklarını belirtti. Öte yandan zirvenin düzenlenmesi için Londra’dan onay geldiğini sözlerine ekledi ve Karadeniz Güvenlik Konferansı’nı da takip edeceklerini kaydetti. Kurışko, “İşgal edilen topraklar hakkında konuşurken bu konu Karadeniz’in güvenliğinden ayrı tutulmamalıdır.” diye ifade etti. "ULUSLARARASI ARENADA KIRIM KONUSUNDAKİ ÇABALARIMIZI SEFERBER EDİYORUZ" Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarımız açıklamalarından anlaşılması gerekenin bütün toprakları olduğunu vurgulayan Kurışko, “Biz kendi toprağımız için mücadele veriyoruz, uluslararası arenada Kırım konusundaki çabalarımızı seferber ediyoruz" diye ekledi. Kurışko son olarak, Kırım Tatar diasporasının Ukrayna ve vatandaşlarına olan destekleri için teşekkür etti. Olha Kurışko görüşmenin akabinde dernek binasını gezerek, sergilenen fotoğrafları inceledi.

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi Haber

AİHM'in Kırım Tatarları için verdiği kritik kararı Av. Bayar QHA'ya değerlendirdi

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2014-2017 yılları arasında Kırım'da Ukrayna yanlısı veya Kırım Tatar toplumuna yönelik baskıları protesto eden 43 ayrı başvuruyu karara bağladı. Mahkeme; Rusya'nın Kırım'da uyguladığı yasaların hukuka uygun olmadığını, kurulan sözde mahkemelerin ise yasayla kurulmuş yargı organı vasfı taşımadığını belirterek; ifade, toplantı ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine hükmetti. AİHM'nin 20 Ocak 2026 tarihli kararını, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda değerlendiren Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar; işgal altındaki Kırım'da Rus kanunlarına dayanılarak verilen tüm hükümlerin "yok" hükmünde (mutlak butlan) olduğunun tescillendiğini belirtti. Bayar, kararın 1948 Cenevre Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesiyle olan bağını vurgulayarak, bu sonucun gelecekteki davalar için bir "emsal" teşkil ettiğini kaydetti. "AİHM KARARI, HALKIMIZ İÇİN ÖNEMLİ BİR HUKUK ZAFERİDİR" AİHM'nin "Bekirov ve diğerleri Rusya'ya karşı" davası ile ilgili olarak olduğu kararın Kırım'ın işgalinden bu yana Kırım'daki mahkemelerin Rus kanunlarına dayanarak verdiği kararların "mutlak butlanla batıl" olduğuna dair ortaya koydukları tezin doğruluğunu teyit eden bir karar olduğunu dile getiren Av. Namık Kemal Bayar, "AİHM, bu kararda özellikle ve altını vurgulayarak işgal altındaki Kırım’da mevcut mahkemelerin Rus kanunlarını uygulamasının kanunsuz olduğu gerekçesine dayanarak 43 müracaatı Rusya aleyhine sonuçlandırmıştır." ifadelerini kullandı. Kırım’ın işgalinden bu yana Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerine ve insanlık suçlarına karşı bu ihlal ve suçlar nedeniyle mağdur olan şahısların AİHM'e müracaat etmeleri gerektiğini her ortamda dile getirdiklerini anımsayan Av. Bayar, "Esasen, AİHM’ye müracaat için biri olağan diğeri ise olağanüstü olmak üzere iki yol bulunmaktadır. Olağan yol, iç hukuk yollarının tüketilmesi, yani Rusya’nın uygulamalarına karşı Rus mahkemelerinde tüm dava yollarının bitirilmesi sonrasında müracaat edilmesidir. Mağduriyet yaşayan arkadaşlarımızın çoğu bu yolu tercih etmiştir. Burada esas, Sovyet dönemi milli harekete karşı açılan davalarda olduğu gibi bir yol izlenerek milletimizin haklarının Rus mahkemeleri önünde savunularak kayıtlara ve tarihe geçmesini sağlamak idi. Elbette o dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat da söz konusu değildi." dedi. "Ancak, işgalden sonra biz AİHM’ye olağanüstü müracaat yolunun yani Rus mahkemelerinde dava açmaksızın doğrudan AİHM’ye müracaat yolunun kullanılması gerektiğini de tavsiye ettik." diyen Bayar, bir kısım davaların bu yol kullanılarak açıldığını kaydetti. Hangi müracaat yolu tercih edilirse edilsin tüm davalarda Rusya’nın Kırım’da yargılama yetkisi olmadığı savının mutlaka dile getirilmesi gerektiğini de defaatle hem yazılı hem sözlü olarak dava açacak ya da açan kişilere ilettiklerini belirten Bayar, "Gerçekten de 1948 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ne göre işgal altındaki bir toprakta işgalcinin hukukunun uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştı ve bu hükme göre Rusya’nın Kırım’da kendi hukukunu uygulaması asla yasal olamazdı." değerlendirmesinde bulundu. “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” davasının gerekçesinde AİHM'nin işgal altındaki Kırım’da Rusya’nın kendi kanunlarını uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6.maddesinde düzenlenen “Adil Yargılanma Hakkı”nın ihlal edildiği de hüküm altına alınarak Rusya’nın ve Kırım’daki Rus mahkemelerinin yasa dışı ve hukuksuz olduğu bir kez daha kesinleştirildiğinin altını çizen Bayar şöyle devam etti: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı 6. Maddesinin 1.cümlesine göre “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” AİHM, davada verdiği kararla Kırım’daki mahkemelerin bu cümleye uygun olmadığını yani yasa ile kurulmuş, bağımsız ve tarafsız mahkemeler olmadığını açıkça tespit ve ilan etmiştir. O halde, işgalin başından beri savunduğumuz tez artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da kabul görmüş ve Kırım’da Rusya kanunlarına göre işleyen mahkemelerin ve bunların verdiği tüm kararların “mutlak butlan ile batıl” yani “yok” hükmünde olduğu artık tescillenmiştir. AİHM kararı, halkımız için önemli bir hukuk zaferidir ve gelecekte Rusya’ya karşı açılacak davalara da emsal teşkil edecektir.

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Tarihimizden aldığımız tecrübe ve kuvvet ile mücadelemize devam edeceğiz! Haber

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Tarihimizden aldığımız tecrübe ve kuvvet ile mücadelemize devam edeceğiz!

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona erdirilmesine yönelik 20 maddelik taslağı 23 Aralık 2025 tarihinde kamuoyu ile paylaştı. Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, yayımlanan barış taslağı ile ilgili resmî sosyal medya hesabından bir değerlendirmede bulundu.. "19 Şubat 2025'te ne düşünüp yazdıysak bugün de aynısı. Yıllardır aynı olduğu gibi yıllarca da aynı olacak" diyen Bayar şu ifadeleri kullandı: "Kırım Tatarlarının son iki buçuk asırda yaşadığı hadiseler bugünün vakıalarına bakış açımıza dayanak ve esas teşkil eden ibret aldığımız tarihî gerçekliklerdir. Kırım'ın 1783'te Rusya tarafından işgalinin ardından geçen 240 yıl boyunca Kırım Tatar halkının yaşadığı zulüm, katliam ve soykırımları nazar-ı dikkate almadan vatan Kırım'ın bugünü ve geleceği hakkında konuşabilmek ya da bir yargıya varabilmek akıl sahipleri için imkânsızdır. Gerçekten de Kırım'ın 1783'te Rusya tarafından işgalinin ardından başlayan ‘Kırım'ı Tatarsızlaştırma’ siyaseti dâhilinde tarihçilerin tespitlerine göre bir milyon üç yüz binden ziyade Kırım Tatarının Kırım'dan göç etmeye zorlanması, ki bu göç temelinde ‘sürgün’ olarak ifade edilmelidir, Kırım Tatar halkına karşı 19. yüzyıl boyunca devam eden ve 20. yüzyılda da devam eden bir baskı ve zulüm siyasetinin ilk emsalidir. Bu siyaset, Kırım'da Kırım Tatar nüfusunun büyük oranda düşmesine sebebiyet verdiği gibi göç yollarında ve göç akabinde yerleşilen yerlerin uygunsuz koşulları nedeniyle on binlerce Kırım Tatarının hayatını da kaybettiği, Rusya'nın Kırım Tatarlarına karşı uyguladığı ilk terörist eylem dönemi olarak adlandırılabilir. Rusya'nın Çarlık rejimi döneminde uyguladığı bu terör, baskı ve zulüm siyaseti döneminde Kırım'da Kırım Tatar nüfusu yüzde 50'lerin altına düştüğü gibi tahminen 200 bin civarında da Kırım Tatarının hayatına mal olmuştur. Çarlık rejiminin çökmesinin ardından Rusya'da idareyi devralan Sovyet rejimi ise Kırım Tatarlarına karşı baskı, zulüm ve terör yöntemlerini daha da sertleştirmiştir. Sovyet rejiminin işbaşına geldiği daha ilk yıllarda 1920-1921 suni açlığında Kırım'da yaklaşık yüz bin Kırım Tatarı açlıktan hayatını kaybetmiştir. 1931-1933 suni açlığında ise açlıktan hayatını kaybeden Kırım Tatarı sayısı yirmi bin civarında tahmin edilmektedir. Tüm Sovyetlerde aydınların kırıldığı 1937 Aydın Katliamı'nda Kırım'da Rusya tarafından katledilen Kırım Tatar aydınlarının sayısının ise on iki bin civarında olduğu ve buna ilaveten yaklaşık kırk bin Kırım Tatarının da aynı yıl Urallara ve Sibirya'ya sürgüne gönderildiği tahmin edilmektedir. Ki bu esasen 2.Sürgün'dür. Nihayetinde 18 Mayıs 1944 Büyük Sürgün ve Soykırımı'nda dört yüz yirmi üç bin Kırım Tatarı vatanlarından topyekûn sürgüne gönderildi ve yüz doksan iki bin insan bu sürgünde hayatını kaybetti. Son iki buçuk asırlık tarihimizden özet olarak geçtiğimiz bu soykırım hadiselerinin müsebbibi ve faili ise hep Rusya olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün halkımız adına karar verenler, konuşanlar, fikir üretenler, yorum yapanlar ya da bunları yaptığını zannedenlerin Kırım'ın yarını hakkında teklifte bulunmadan önce dikkate alıp, becerebiliyorsa düşünüp bu 250 yıllık tarihî vakıaları aklında tutması zaruridir. Bu acı dolu tarih ve bugün yaşadıklarımız esasen Kırım'ın ve Kırım Tatarlarının geleceği ve kaderi hakkında da pek çok ibret ve delil barındırmaktadır. Esasen Kırım Tatar halkının Kırım'da Rusya işgalini kabul etmemesinin sağlam gerekçesi ve dayanağı da yukarıda kısaca özetlediğimiz tarihimizdir ve halkımız bu tarihten ibret aldığını ispat etmektedir. Ukrayna'daki savaşın geldiği aşamada kendilerini bütün dünyanın sahibi gören ABD ve Rusya adlı devletlerin yahut bunlara iştirak edebilecek başkalarının Kırım'ı Rusya adlı terör örgütüne terk edeceği herhangi bir anlaşma bizim açımızdan halkımızın idam fermanından öte bir anlam ifade etmeyecektir. Çünkü tarih gösteriyor ki katil ve soykırımcı Rusya anlaşma adını verecekleri kullanılmış tuvalet kağıdını imzaladığının ertesi günü Kırım'da tek bir Kırım Tatarının yaşamasına müsaade etmeyeceğini ispatlayacağı eylemlere başlayacaktır. Bugün Kırım Tatar halkı, terörist ve soykırımcı Rusya'ya karşı tercihini, insan hakları ve evrensel hukuk kurallarına bağlı, millî hak ve taleplerine karşılık veren Ukrayna devleti lehine yapmıştır ve halkımızın amacı Kırım'da tesis edilmesini arzuladığı Ukrayna'ya bağlı bölgesel ve millî özerk ‘Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktır. Hâl böyle iken ABD, terörist Rusya ile iş birliği yaparak Kırım'ın asli sahibi olan bizlerin iradesine aykırı bir şekilde vatanımızı Rusya'ya terk ederse ve hatta buna dünyadaki bütün devletler rıza gösterse dahi Rusya'ya bağlı bir Kırım'a biz rıza göstermeyeceğiz. Çarlık ve Sovyet rejimleri döneminde Rusya işgaline karşı nasıl mücadele etti isek tarihimizden aldığımız tecrübe ve kuvvet ile mücadelemize devam edeceğiz."

DQTK Genel Sekreteri Bayar, Romanya’daki Kırım Tatar diasporasının mevcut durumunu QHA'ya değerlendirdi Haber

DQTK Genel Sekreteri Bayar, Romanya’daki Kırım Tatar diasporasının mevcut durumunu QHA'ya değerlendirdi

Romanya Tatarları Millî Günü vesilesiyle Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov liderliğinde Romanya’daki etkinliklere katılım sağlayan Kırım Tatar heyet, 12-13 Aralık 2025 tarihlerinde önemli temaslarda bulundu. Heyet içerisindeyer alan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar, Romanya Tatarları Millî Günü için düzenlenen etkinlikleri, resmî görüşmeleri ve Romanya Tatarlarının mevcut durumu hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) bilgi verdi. Romanya devletinin orada bulunan Tatarlar için etkinlik tertip etmesinin önemli bir kazanım olduğunu belirten Bayar hem devlet kademesinin hem de kamuoyunun bulunduğu etkinliklerin zengin, kalabalık ve etkileyici olduğunu dile getirdi. Bayar, “Bu özellikle bizim kültürümüzün, tarihimizin, halkımızın varlığının yaşatılabilmesi için çok önemli. Etkinliklerin I. Kurultay Toplantısı ile aynı tarihte olması (9-13 Aralık) da tarihimize vurgu yapıyor.” dedi. RESMÎ TEMASLARDA NELER KONUŞULDU? Bayar, QHA’nın sorusu üzerine Romanya Dışişleri Bakanı da dahil olmak üzere pek çok yetkili ile görüşmeler yaptıklarını kaydetti. Resmî görüşmelere Müftü Murat Yusuf’un organize ettiği Romanya Başbakanlığına bağlı Dini İlişkiler İdaresi ile başladıklarını belirten Bayar, Romanya devletinin dini azınlıklara yönelik katkıları hakkında bilgi aldıklarını söyledi. Bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) üyesi Romanya’nın dini ilişkilere verdiği önemi, dinler arasındaki barışın temini noktasındaki çalışmaları hakkında da ilgili yetkililerden bilgi aldıklarını ifade etti. Bayar, ardından Etnik Azınlıklar İdaresine yaptıkları ziyarette Kırım Tatar Bakan Yardımcısı Dinçer Cafer ile Romanya’daki etnik azınlıkların durumunu, Romanya Tatarlarının nüfusu ve yapılan çalışmalar hakkında görüştüklerini aktardı. Üçüncü görüşmenin parlamentoda İkili İlişkiler Komisyonu Üyesi iki milletvekili ile son görüşmeyi ise Romanya Dışişleri Bakanı ile yaptıklarını dile getiren Bayar, “Bu görüşmelerde heyet olarak Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri/planı kapsamında Romanya’nın yaklaşımını öğrenmek, bu gelişmelere hangi tepkiyle baktığını görmek, Ukrayna’nın talep ettiği güvenceler üzerinde konuşmak ve herhangi bir barış planı durumunda veya en kötü senaryoda Kırım Tatar halkımızın güvencelerinin ne olacağını masaya yatırmaktı. Ayrıca ilgili taleplerimizi ilettik.” ifadelerini kullandı. Bayar bununla birlikte Romanya’nın Rus işgali altındaki Kırım, Kırım Tatarları, Ukrayna’nın güvence talepleri ve barış görüşmeleri hususundaki yaklaşımını da sözlerine ekledi. Romanya’nın 2014’ten bu yana Kırım’ın işgalini tanımadığını ve Rusya’nın saldırganlığını kınadığını anımsatan Bayar, “Hem Rumen halkında hem de Romanya devletinde Ukrayna’nın bu savaşta yenilmesi ve düşmesi halinde tehlikenin kapılarının kendilerine açılacağının farkında olduğunu gördük. Bu nedenle hem Avrupa Birliği hem Birleşmiş Milletler hem de diğer uluslararası platformlar Romanya’nın Ukrayna’yı kayıtsız şartsız desteklediğini teyit etti. Ki eylemlerinde de bunu gördük” yorumunda bulundu. Bayar, ayrıca Romanya devlet makamlarının Ukrayna’nın kabul etmediği hiçbir şeyin kendileri tarafından kabul edilemeyeceğini, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini her türlü destekleyeceklerini de belirttiğini aktardı. Bayar bunun yanı sıra devlet yetkililerinin Kırım Tatarlarına yönelik taleplerin uluslararası platformlarda dile getirileceğini ve bu yönde çaba sarf edeceklerini beyan ettiklerini söyledi. "RUMEN DEVLETİNİN TIPKI TÜRKİYE GİBİ KIRIM TATARLARININ HAKLARI KONUSUNDA ÇABA SARF EDECEĞİNE İNANIYORUZ" Romanya’nın tutumu hakkında değerlendirmelerde bulunan DQTK Genel Sekreteri sözlerine şunları ekledi: “Romanya’daki halk, akademisyen, siyasetçi ve bilim insanları bize Rusya tarafından tam 11 kere işgal edildiklerini söyledi. Onlar, ‘Rus işgalinin verdiği zararı biz de hâlâ hafızamızda yaşatıyoruz. Bu nedenle Rusya’nın herhangi bir şekilde Avrupa’nın batısına doğru ilerlemesinin karşısında duruyoruz.’ dediler. Onların karşı çıkışlarındaki saikleri işte bu tarihi tecrübelerinden. Bu acıların daha fazla yaşanmaması için savaşın adil ve kalıcı bir barışla sona ermesi gerektiğinin altını çizdiler. Bu açıdan baktığımız zaman Rumen devletinin tıpkı Türkiye gibi Kırım Tatarlarının hakları konusunda yoğun çabalar sarf edeceklerine inanıyoruz.” Öte yandan Bayar, Romanya’daki Kırım Tatar diasporasının dil, eğitim ve kültür alanındaki mevcut durumundan söz etti. Kırım Tatarlarının AB ve Rumen kanunları dolayısıyla azınlık hakları elde ettiğini gördüklerini belirten Bayar, azınlık kontenjanından bir milletvekili ve çeşitli bakanlıklarda temsilcileri olduğunu da sözlerine ekledi. Bayar, önemli siyasi ve sosyal haklara sahip olabildiklerinin de altını çizdi. KIRIM TATARCANIN KORUNMASI VE YAYGINLAŞTIRILMASI Diğer yandan Kırım Tatar diasporasının kültürünü yaşatma noktasında ciddi bir çaba sarf ettiğini ifadelerinde yer veren DQTK Genel Sekreteri, dilin ve kültürün korunmasını amaçlayan kutlamalardaki son konserde 100-150 çocuğun Kırım Tatarca şarkı söylediğini ve Kırım Tatar danslarını sergileyebildiklerini anlattı. Bayar, evlerde Kırım Tatarcanın konuşulduğunu ancak gençlerin Romanya’nın ekonomik imkânları nedeniyle Avrupa’ya eğitim almaya gittiğine ve bunun nüfus dengesini etkileyen bir sorun olduğuna dikkat çekti. Bayar, “Resmî istatistiklerde 18 bin Kırım Tatarı olduğu söyleniyor ancak orada yaşayan arkadaşlarımızın söylediğine göre bu sayı 35-40 bin civarında.” bilgisini verdi. Ayrıca Romanya’da 100 bin Müslümanın yaşadığını da sözlerine ekleyen Bayar, müftülüğün ve sosyal çalışmaların çok iyi gittiğini dile getirdi. Bayar böylelikle hem Türkçe hem de Tatarca dilinde yayın yapan bir radyoları olduğunu da aktardı. Bayar, Romanya Tatarlarının karşı karşıya kaldığı sorunlara da işaret ettiği değerlendirmesinde bunun en çok dil üzerinden olduğunu vurguladı. Kırım Tatarcanın çok az konuşulduğunu belirten Bayar, eğitimin de yeterli düzeyde verilemediğini ifade etti. Bayar bu nedenle Türkiye’den çeşitli projelerle Romanya’daki Kırım Tatarca ders veren eğitimcileri desteklemeyi hedeflediklerini kaydetti. Bayar, sosyal ve ekonomik seviyede zorluk yaşayan gençlerin yüksek düzeyde bir eğitim aldığını da aktararak, “Genç kuşağın her yerde karşılaştığı bu sorunları Romanya’da da görebiliyoruz.” şeklinde konuştu. Bayar, gençlerin derneklerde de pasif kaldığını sözlerine ekledi. ROMANYA TATARLARININ SİYASİ TEMSİL GÜCÜ NE DURUMDA? Romanya Tatarlarının siyasi temsil gücünü de ele alan Bayar, il ve ilçe meclislerinde nüfuslarına ve Romanya kanunlarına göre yeterli seviyede siyasi temsilleri olduğunu bildirdi. 1990’lı yılların başında komünizmin çökmesiyle kurulan Romanya Müslüman Türk Tatarları Birliğinin 22-23 şubesi olduğunu ve Tatarların yaşadığı her yerde faaliyet yürüttüklerini aktaran Bayar, “Ekonomik ve yapısal anlamda güçlü bir dernek. Aynı zamanda Romanya’daki halkın itibar ettiği bir denek olduğunu gördük.” dedi. Derneğin iyi çalıştığını ve çeşitli alanlarda çaba sarf ettiğini vurgulayan Bayar zaman zaman sorunlarla karşılaşılabildiğini de dile getirdi. Romanya’da üçlü ve hatta dörtlü bir yapılanma olduğunu ifade eden DQTK Genel Sekreteri, bu yapıların içinde birliğin yönetimi ve genel kurulu hususunda belirli davalar olduğunu aktardı. Bayar, bu çekişmelerin yıllardır devam eden ve birliklerin arasındaki ilişkilere zarar veren bir sorun olduğunu söyleyerek, henüz kesinleşmeyen davaların olduğunu aktardı. Bayar KTMM ve DQTK olarak olaya bakış açısını QHA aracılığıyla dile getirdi. "KTMM VE DQTK YEREL ÇEKİŞMELERİN İÇİNDE OLMAK İSTEMİYOR" Bayar şu değerlendirmede bulundu: “Rumen devletinin tanıdığı ve birlikte çalıştığı, Rumen devletinin hem milletvekili seçimlerinde hem diğer il-ilçe meclis seçimlerde muhatap aldığı dernek şu anda Romanya Müslüman Türk Tatarları Birliğidir. DQTK’nin yönetiminde de bu birlikten temsilci olan arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Dolayısıyla bu birlikle çalışmak durumundayız. Ayrıca halkın itibar ettiği, daha fazla etkinliklerine katıldığı tüzel kişilik de bu birlik. Halkın yanında olduğu derneğin, çalışmalarımızı da bu bağlamda etkilediği aşikâr. KTMM ve DQTK bu yerel çekişmelerin içinde olmak istemiyor. Zaten böyle bir vazifeleri de yok. Ne zaman ki bu birlikler ortak bir müşterekte buluşur biz de onları bir araya getirmeye hazır oluruz.” Bayar, ortak amaçları Kırım olan insanlarla çalışacaklarını vurgulayarak, “Temel amaç Kırım’a, Kırım Tatar halkına kim daha iyi hizmet verebiliyorsa, kim daha iyi imkânlar verebiliyor ve oluşturabiliyorsa bunu orada görmek istiyoruz.” ifadelerine yer verdi. Bu tür problemlerin gündemde kalmaması gerektiğini ve asıl amacın unutulmaması gerektiğini kaydeden Bayar, “Bizim Rus işgalinde bir vatanımız var. 176’sı Kırım Tatarı olmak üzere 375 kişi hapishanede. Bu insanların haklarını ve hukuklarını bulunduğumuz ülkelerdeki devlet organlarına ve kamuoyuna anlatmamız gerekirken, kamunun önünde bu tartışmalarla çıkmamız bizim ayıbımız olur.” şeklinde konuştu. Çalışmaların Rusya’nın istediği bir plana “evet” denmemesi, Kırım’ın Ukrayna toprakları içinde yer alması noktasında olduğunu bir kez daha teyit eden Bayar, diğer ülkelerde bu tür görüşmeleri yapmaya devam edeceklerini belirtti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.