SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Namık Kemal Bayar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Namık Kemal Bayar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Namık Kemal Bayar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Kırım Tatar Millî Kurultayı seçimleri işgal ve savaş nedeniyle yapılamıyor! Haber

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Kırım Tatar Millî Kurultayı seçimleri işgal ve savaş nedeniyle yapılamıyor!

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) seçimlerinin 2014'te başlayan işgal ve savaş koşulları nedeniyle yapılamadığını belirterek, savaş ve olağanüstü durumlar devam ettiği sürece seçimlerin ertelenmesinin hukuken mümkün olduğunu vurguladı. Kırım Derneği Genel Merkezinin internet sayfasında yayımlanan “İşgal, Savaş ve Kırım Tatar Millî Kurultayı Seçimleri” başlıklı yazısında Bayar, Kırım Tatar halkının en üst karar organı olan Kurultay’ın tarihsel gelişimini, Kurultay ile Millî Meclis arasındaki ilişkiyi ve seçimlerin 12 yıldır neden yapılamadığını değerlendirdi. Av. Bayar, modern anlamda Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın ilk kez 1917 yılında toplandığını, Kırım’ın Bolşevikler tarafından işgal edilmesinin ardından Kurultay’ın faaliyetlerinin sona erdiğini belirtti. Kurultay’ın ikinci kez ancak 74 yıl sonra, 1991’de toplanabildiğini aktaran Bayar, bu nedenle söz konusu toplantının tarihsel devamlılığın göstergesi olarak 2. Kırım Tatar Millî Kurultayı adıyla anıldığını ifade ederek, 2. Kurultay’ın ardından 1996’da 3, 2001’de 4, 2007’de 5 ve 2013’te 6. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın toplandığını kaydetti. Bu Kurultaylarda Kırım Tatar halkının millî iradesi, talepleri ve geleceğine ilişkin kararlar alındığını belirten Bayar, kararların uygulanması ve halkın temsili için KTMM'nin seçildiğini aktardı. Kurultay seçimlerinin normal şartlarda 6 yılda bir yenilenmesi gerektiğini anımsatan Bayar, 2013’te gerçekleştirilen 6. Kurultay’ın ardından seçimlerin 2019’da yenilenmesinin gerektiğini ancak Rusya’nın 2014’te Kırım’ı işgal etmesi nedeniyle bunun mümkün olmadığını ifade etti. Bayar, geçen 12 yıllık süreçte 7. ve 8. Kırım Tatar Millî Kurultaylarının toplanamadığını vurgulayarak, Kurultay ve Meclis seçimlerinin ne zaman yapılacağı sorusunun 2019-2020 döneminden itibaren Kırım Tatar toplumu ve diasporasında daha yoğun şekilde tartışılmaya başlandığını kaydetti. "Kurultay ve Meclis seçimleri neden yapılmıyor, ne zaman yapılacak?" sorusunun Kırım Tatar toplumunun gündeminde önemli bir yer tuttuğunu açıklayan Bayar, meselenin hukuki ve siyasi boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. RUSYA, KTMM'Yİ YASAKLADI Av. Namık Bayar, Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından KTMM'yi "aşırılıkçı" ve "terör" iddialarıyla yasakladığını belirtti. Rusya'nın bu kararının ardından KTMM başkanı ve bazı Meclis üyelerinin Kırım’a ve Rusya Federasyonu’na girişlerinin de engellendiğini aktaran Bayar, Moskova'nın kararının uluslararası hukuk açısından geçerli olmadığını bildirdi. Bunun yanında Bayar, savaş ve olağanüstü koşullarda seçimlerin ertelenip ertelenemeyeceği sorusunun öncelikle Kırım Tatar Millî Kurultayı Tüzüğü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tüzükte savaş, işgal, salgın hastalık, doğal afet veya halkın tamamını etkileyen benzer olağanüstü durumlarda Kurultay ve Meclis seçimlerinin ertelenmesine ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını aktaran Bayar, bu nedenle hukuki bir boşluk bulunduğunu açıkladı. Hukuki boşlukların çözümünde örf ve adet, bilimsel görüşler ve yargı kararlarından yararlanılabileceğini bildiren Namık Bayar, farklı ülkelerin anayasal düzenlemelerinde savaş ve olağanüstü durumlarda seçimlerin ertelenmesine yönelik hükümlerin bulunduğunu ifade ederek, Almanya, İtalya, İsviçre, Çin, Türkiye, İran, Rusya ve Ukrayna'nın anayasal düzenlemelerinde savaş, sıkıyönetim veya olağanüstü durumlarda seçimlerin ertelenmesine imkan veren düzenlemelerin bulunduğunu kaydetti. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) ise seçimlerin ertelenmesine ilişkin açık bir anayasal hüküm bulunmamasına karşın Kongre’nin seçimlere ilişkin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğunu belirtti. Bu örneklerden hareketle Bayar, Kırım Tatar Millî Kurultayı Tüzüğü'nde savaş ve olağanüstü durumlara ilişkin açık bir hüküm bulunmamasından kaynaklanan boşluğun hukuki yöntemlerle doldurulabileceğini aktardı. Av. Bayar, Kırım’ın işgal altında bulunması ve savaş koşullarının devam etmesi nedeniyle, Kurultay Tüzüğü’nde açık bir hüküm bulunmasa da Kurultay ve KTMM seçimlerinin olağanüstü koşullar ortadan kalkıncaya kadar ertelenmesinin hukuka uygun olduğu görüşünü dile getirdi. Bu kapsamda doğal afet, salgın hastalık ve iç çatışma gibi toplumun tamamını etkileyen olağanüstü durumların da seçimlerin ertelenmesini gerektirebileceğini belirtti. İŞGAL ALTINDA YAPILACAK SEÇİMLERİN MEŞRUİYETİ TARTIŞMASI Bununla birlikte Namık Kemal Bayar, seçimlerin ertelenmesine ilişkin hukuki değerlendirmelerin yanı sıra, Kırım’ın işgali altında Kurultay seçimlerinin gerçekleştirilmesinin doğuracağı fiili ve siyasi sorunlara da dikkati çekti. Rusya’nın Kırım’da gerçekleştirdiği seçimlerin uluslararası toplum tarafından tanınmadığını belirten Bayar, işgal koşullarında yapılacak Kurultay seçimlerinin de benzer şekilde tanınmama ve meşruiyet sorunu yaşama ihtimali bulunduğunu vurguladı. Bayar ayrıca, işgal altında Kurultay milletvekillerinin seçileceği seçim çevrelerinin ve seçmenlerin hangi hukuka göre belirleneceğinin de önemli bir sorun olduğunu ifade ederek, Kırım’da Rusya hukukunun uygulanmasının Kırım Tatar halkının temsil mekanizmasının hukuki temelini oluşturamayacağını bildirdi ve Ukrayna hukukunun da işgal nedeniyle Kırım’da fiilen uygulanamadığına dikkati çekti. Bu durumun, Kurultay seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip kişilerin belirlenmesinden seçim sürecinin yürütülmesine kadar birçok hukuki soruyu beraberinde getirdiğini belirtti. Bayar, konunun bir diğer önemli boyutunun seçim güvenliği olduğunu bildirerek, Kırım’ın Rusya’nın kontrolünde bulunduğu mevcut koşullarda seçmenlerin ve seçim sürecinin güvenliğinin nasıl sağlanacağının önemli bir soru olduğunu vurguladı. Seçim sonuçlarının güvenilirliğinin nasıl garanti edileceğinin de belirsiz olduğunu ifade etti. KTMM’nin Rusya tarafından yasaklandığı bir ortamda Kurultay ve Meclis seçimlerinin nasıl organize edileceği, seçim kurullarının nasıl oluşturulacağı ve adaylarla seçmenlerin güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu belirten Bayar, elektronik oylamanın teknolojik açıdan mümkün olmasına rağmen elektronik seçimlerin güvenilirliği ve dış müdahalelere karşı korunmasına ilişkin tartışmaların dünya genelinde devam ettiğini kaydetti. Bayar, Kırım Tatar halkının kendi devleti, polisi ve güvenlik kurumlarının bulunmadığı işgal koşullarında elektronik seçimlerin güvenli şekilde gerçekleştirilmesinin de ayrıca sorun oluşturacağını açıkladı. KIRIM TATAR NÜFUSUNDAKİ DEĞİŞİM SEÇİMLERİ ETKİLİYOR Öte yandan Bayar, seçimlerin ertelenmesinin bir diğer gerekçesinin de 2014 sonrası Kırım Tatar nüfusundaki hareketlilik olduğunu ifade etti. 2014 öncesinde Kırım’da resmi rakamlara göre yaklaşık 250 bin Kırım Tatarının yaşadığını, KTMM kayıtlarında ise bu sayının yaklaşık 350 bin olarak verildiğini aktaran Bayar, 2014-2026 döneminde yaklaşık 40 bin Kırım Tatarının Rusya'nın baskıları nedeniyle Kırım’dan Ukrayna’nın ana karasına gitmek zorunda kaldığını kaydetti. Bu rakamın farklı nüfus verilerine göre Kırım Tatar nüfusunun yaklaşık yüzde 12 ila 18’ine karşılık geldiğini açıklayan Namık Bayar, 2022’de başlayan tam kapsamlı savaşın ardından da binlerce Kırım Tatarının Ukrayna’dan ayrılarak farklı ülkelere yerleştiğini ifade etti ve bu nüfus hareketliliğinin Kurultay seçimlerine katılacak seçmenlerin belirlenmesi ve Kırım Tatar halkının bütününün temsil edilmesi açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "KIRIM'IN İŞGALDEN KURTULMASININ ARDINDAN YENİ KURULTAY SEÇİLMELİ" Bunun yanı sıra Av. Bayar, hukuki ve fiili koşullar birlikte değerlendirildiğinde savaş ve işgal devam ettiği sürece Kırım Tatar Millî Kurultayı ve Millî Meclis seçimlerinin ertelenmesinin hukuken mümkün olduğu sonucuna ulaştığını belirtti. Seçimlerin ertelenmesinin Kurultayın demokratik niteliğini ortadan kaldırmadığını, aksine işgal ve savaş koşullarının doğurduğu olağanüstü durumun bir sonucu olduğunu açıklayan Bayar, Kırım’ın işgalden kurtarılmasının ardından Kırım Tatar halkının yeni Kurultayını seçmesi gerektiğini ifade etti. Namık Bayar, Kırım Tatar halkının millî iradesini yeniden ortaya koyacağı Kurultayın, kendi üyeleri arasından yeni KTMM'yi seçerek halkın temsil ve icra mekanizmasını yeniden oluşturmasının mümkün olacağını vurguladı.

Av. Namık Kemal Bayar: Sadece “Kırım Tatar” olmak takas listesine alınmamak için yeterli Haber

Av. Namık Kemal Bayar: Sadece “Kırım Tatar” olmak takas listesine alınmamak için yeterli

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, 2014 yılından beri Rus işgali altındaki Kırım’da hukuk dışı baskın, gözaltı ve tutuklamalarla Yarımada halkına yaşatılan baskı ve zulüm, Kırım Tatar siyasi mahkûmlar ve Ukrayna ile Rusya arasında gerçekleşen esir takasları üzerine resmî sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yayımladı. İŞGALCİ RUSYA, KIRIM’DA YASA DIŞI BASKINLAR VE ALIKOYMALARLA TERÖR ESTİRİYOR! Bayar, Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği 2014 yılından bügüne kadar Kırım Tatarlarının Rus işgaline direndiğini kaydederek yarımadanın aslî unsuru olan bu halkın son 12 yıl boyunca işgalci rejimin baskı ve zulmünün de hedefi hâline geldiğini kaydetti. Kırım Tatarlarının direnişini kırmak isteyen ve Kırım Tatarlarına işgali zorla kabul ettirmek isteyen Rusya’nın geçen süre zarfında binlerce Kırım Tatarının evleri ile iş yerlerine yasa dışı olarak baskınlar düzenlediğini vurgulayan Bayar, işgalci Rusya’nın Kırım’da hukuka aykırı olarak binlerce gözaltı ve yüzlerce tutuklama yaptığına da dikkat çekti. RUSYA’NIN ALIKOYDUĞU KIRIM TATARLARI, KIRIMLI SİYASİ MAHKÛMLARIN YÜZDE 60’INI OLUŞTURUYOR! Bayar, bugün itibariyle işgalci Rus mahkemelerince yapılan sözde yargılamalar sonrası yaklaşık 300 Kırımlının yasa dışı olarak hapis cezasına çarptırıldığını dile getirerek söz konusu siyasi mahkumların ise yaklaşık 160’ının Kırım Tatarı olduğunu belirtti. Bütün Kırım nüfusunun yüzde 10'unu oluşturan Kırım Tatarlarının Yarımada’daki toplam siyasi mahkûmların sayısının ise yüzde 60'ını oluşturduğunu kaydeden Bayar, “Son zamanlarda gerek sosyal medyadan gerekse bizlere doğrudan ulaşanlar, haklı olarak şu soruyu yöneltiyor: ‘Ukrayna-Rusya esir takaslarında neden Kırım Tatar siyasi mahkûmlar yer almıyor?’. Bu haklı ve endişe içerikli soruyu, esir takaslarında güçlü arabulucuk vazifesi üstlenen Türkiye Cumhuriyeti makamlarına ve Ukrayna tarafına biz de yönelttik.” ifadelerini kullandı. Türk makamlarından edinilen bilgilere göre takas listelerinin tamamen Ukrayna ile Rusya tarafından hazırlandığını ve arabulucu makamın listelerin içeriğine bir müdahalesi olmadığını dile getiren Bayar, tarafların listeleri karşılıklı teati ettiğini kaydederek itiraz, ekleme ile çıkartmaların taraflarca yapıldığını, esir takasının ise karşılıklı mutabakat sonrası gerçekleştiğini belirtti. “KIRIM TATARLARI, GENEL BİR TANIMLAMA İLE KATEGORİK OLARAK RUSYA TARAFINDAN REDDEDİLİYOR” Ukrayna tarafından aktarılan bilgilere göre ise Ukrayna’nın hazırladığı her listeye Kırım Tatar siyasi mahkûmları eklediğini ancak Rusya tarafının Kırım Tatar siyasi mahkûmlara itiraz ettiğini ifade eden Bayar, görüşmeler üzerinde yapılan analizlere göre ise Rusya tarafının, Ukrayna listelerinde yer alan sırasıyla Azov (Azak) Taburu mensupları, basın mensupları ile Kırım Tatar siyasi mahkûmlar şeklindeki 3 grubu esir takasında kesinlikle kabul etmediğine de dikkat çekti. Bayar, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Görüleceği üzere ilk 2 grup çok spesifik belirlenmişken Kırım Tatarları, çok genel bir tanımlama ile kategorik olarak Rusya tarafından reddediliyor. Yani sadece ‘Kırım Tatar’ olmak takas listesine alınmamak için yeterli. Esasen bu örnek dahi Rusya tarafından Kırım Tatarlarına karşı ne derecede bir nefret ve ayrımcılık yapıldığının somut bir delilidir.

Türkiye ve Rusya arasında adli iş birliği protokolü imzalandı: Muhaliflerin iadesi ihtimali endişe yarattı Haber

Türkiye ve Rusya arasında adli iş birliği protokolü imzalandı: Muhaliflerin iadesi ihtimali endişe yarattı

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Akın Gürlek, Rusya’nın St. Petersburg kentine resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Gürlek’in Rusya’daki temasları ile Türkiye'nin Rusya ile adli iş birliğini güçlendirilmesi ve sınır aşan suçlarla mücadeleye ivme kazandırılmasının amaçlandığı bildirildi. TÜRKİYE VE RUSYA ARASINDAKİ “ADLİ YARDIMLAŞMANIN” İLERİYE TAŞINMASI AMAÇLANIYOR Resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Bakan Gürlek; Rusya Federasyonu Başsavcısı Aleksandr Vladimiroviç Gutsan ile gerçekleştirdiği heyetler arası görüşmelerin ardından, iki ülke arasındaki adli yardımlaşmanın daha da ileriye taşımasının hedeflendiği iş birliği protokolünü imzaladıklarını vurguladı. Öte yandan Gürlek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Görüşmemizde; organize suç örgütleriyle ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğümüz kararlı mücadeleyi vurgulayarak adaletten kaçan suçluların iadesi konusundaki beklenti ve hassasiyetimizi açık şekilde dile getirdik. Bu kapsamda, organize suç örgütü elebaşı olduğu değerlendirilen 'Can Dalton' lakaplı Beratcan Gökdemir başta olmak üzere, haklarında iade taleplerimiz bulunan şahısların ülkemize iadesine yönelik taleplerimizi Rus makamlarına yeniden bildirdik. Adalet Bakanlığı olarak dünyanın neresine kaçarlarsa kaçsınlar suçluların takipçisi olmaya devam edecek, milletimizin güvenliğine ve huzuruna kastedenler hakkında adaletin tecellisi için kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. RUSYA’DAN TÜRKİYE’YE SIĞINAN SİYASİ MUHALİFLER İADE EDİLECEK Mİ? Söz konusu iş birliği protokolünün imzalanmasıyla birlikte Rusya’dan Türkiye’ye sığınan siyasi muhaliflerin ilgili ülkeye iadesinin yapılıp yapılmayacağı ihtimali, kamuoyunda derin endişelere ve tartışmalara sebep oldu. Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Vekili Avukat Namık Kemal Bayar ise konu üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç verdi. Bayar, “Siyasi muhaliflerin ilgili ülkeye iadesi neredeyse imkânsızdır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, Rusya'nın siyasi muhalifleri INTERPOL'e adi suçlu ya da terör örgütü üyesi olarak sahte belge ile bildirmesi. Bu ise farklı bir mevzuat.” değerlendirmesinde bulundu.

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Vatandaşlık, Kırım’daki Türk-Tatar izini siler! Haber

DQTK Genel Sekreteri Bayar: Vatandaşlık, Kırım’daki Türk-Tatar izini siler!

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Tatarları için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı talep eden ve sosyal medya üzerinden örgütlenen oluşuma ilişkin bir açıklama yaptı. Kişisel sosyal medya hesabından paylaşım yapan Bayar, Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesi sonrasında Türkiye’ye sığınan ya da ileride sığınması muhtemel Kırım Tatarları için Türk vatandaşlığının gerekli olup olmadığını değerlendirdi. “KIRIM TATARLARI, GENİŞ HAKLARA SAHİP” Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırıları sonrasında Türkiye’ye sığınan Kırım Tatarları için Kırım Derneği olarak çalışma başlattıklarını anımsatan Bayar, “Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı nezdinde bir dizi çalışma yaptık. Yapılan çalışmalar neticesinde Ukrayna ve Kırım'dan Türkiye'ye sığınan ya da sığınacak Kırım Tatarları için özel bir mevzuat oluşturulması sağlandı. Bu kapsamdaki Kırım Tatarlarına Türkiye Cumhuriyeti tarafından ‘uzun süreli ikamet hakkı’ tanındı. Ki bu hak daha önce sadece Ahıska Türklerine tanınan bir haktı.” ifadelerini kaydetti. Bayar, söz konusu hak sayesinde Kırım Tatarlarının; çalışma iznine gerek olmaksızın iş kurabildiği ve sigortalı bir şekilde çalışabildiği, çalışmayanların genel sağlık sigortası kapsamında Türk sağlık sistemine dahil edildiği ve mevzuatın gereklerini karşıladıkları müddetçe Türkiye’de ikamet edebildiklerini belirtti. Bayar, Kırım Tatarları arasındaki Türkiye’ye göç etme ve Türk vatandaşı olma meselesi hakkında tartışmanın yeni olmadığını 18. ve 19. yüzyılların başlarında da bu tartışmaların yaşandığına işaret etti. “TÜRK VATANDAŞLIĞI BÜYÜK GÖÇE YOL AÇAR” Uzun süreli ikamet hakkını alan Kırım Tatarlarının, seçme ve seçilme hakkı dışındaki tüm haklara sahip olduğunu kaydeden Bayar, şu ifadeleri kaydetti: Bir gerçek var ki Kırım'da yaşayan Kırım Tatarları için Türk vatandaşlığı hakkı tanınırsa 5 ile 10 yıl içinde 19. asırda yaşadığımız büyük göç tarihte son defa olarak tekrar edecektir. Ve Kırım'da Türk-Tatar izi Rusların arzusuna hizmet edecek şekilde silinecektir.

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!" Haber

Çubarov'dan kritik "göç" uyarısı: "Yaşasaydı bu fikri ilk tebrik eden Stalin olurdu!"

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatarlarını Türkiye’ye göç etmeye ve Türk vatandaşlığı almaya sevk ve teşvik eden bir oluşuma karşı uyarı mesajı yayımladı. Sosyal medya hesabından konuya dair bir paylaşım yapan Çubarov, bir sosyal medya platformunda Kırım Tatarlarının göç etmesini teşvik eden bir girişim grubunun kurulduğunu ve 10 bin üye hedeflediklerini öğrendiklerini ifade etti. “KİMSE BENİMLE GÖRÜŞMEDİ” Çubarov, kısa sürede bin üyeye ulaşan grupta bir üyenin “Bu girişim Meclis (KTMM) ile koordine edildi mi?” sorusuna grup yetkilisinin, “Bu, Meclisin girişimi değil; ancak Refat Aga ile kısa bir görüşme yapıldı, kendisi herhangi bir itirazda bulunmadı.” yanıtını verdiğini ancak bu iddianın kesinlikle doğru olmadığının altını çizdi. Çubarov, “Benimle böyle bir proje ne görüşülmüş ne de koordine edilmiştir. Böyle bir girişimle karşılaşmış olsaydım, verilecek tek tepki çok net ve sert olurdu.” dedi. Kırım Tatarlarının göç ettirilmesi ve Türk vatandaşlığı almaları fikrini değerlendiren Çubarov, “Kısaca söylemek gerekirse, eğer II. Katerina ya da Stalin bugün hayatta olsalardı, bu fikri ortaya atanları ilk tebrik edenler arasında yer alırlardı.” ifadelerini kaydetti. “GÖÇÜ TEŞVİK ETMEK BÜYÜK BİR YANILGI” Oluşumu “tehlikeli bir girişim” olarak niteleyen Çubarov, şöyle devam etti: Bu yaklaşım, Moskova’nın Kırım’ı yerli halkı olan Kırım Tatarlarından tamamen arındırma hedefiyle birebir örtüşmektedir. Bu nedenle, bu kişilerin cehalet mi yoksa bilinçli bir yönlendirme mi içinde olduklarına dair değerlendirmeyi kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bana göre ise bu, en hafif ifadeyle büyük bir yanılgıdır. “NİHAİ HEDEF: VATAN KIRIM” Kırım Tatarlarının Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparıldığını ve nihai hedeflerinin vatan Kırım’a geri dönmek olduğunu bir kez daha anımsatan Çubarov, “Bugün Kırım Tatarları, Rus işgali nedeniyle vatanlarından koparılmış durumdadır. Böyle bir tabloda ihtiyaç duyulan şey, göçü teşvik eden projeler değil; aksine, zorunlu olarak yurt dışında bulunan soydaşlarımızın millî kimliklerini korumalarını, kendilerini geliştirmelerini ve aynı zamanda Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü yeniden tesis etme mücadelesine katkı sunmalarını destekleyecek programlardır.” dedi. “YARIMADADAKİ KIRIM TATAR VARLIĞININ YOK OLMASINA YOL AÇABİLİR” Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar da konuya ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç verdi. Kırım’ın işgali sonrası Türkiye’ye gelen Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin büyük bir hata olacağını söyleyen Bayar, “Kırım Tatarlarına Türk vatandaşlığının verilmesinin Türkiye’ye yönelik kitlesel bir göçün önünü açabileceği bunun da yarımadadaki Kırım Tatar varlığının yok olmasına yol açabileceği” uyarısını yaptı. “RUSYA’NIN POLİTKASINA HİZMET EDER” Kırım Tatarlarının Türkiye’ye göç etmesine yönelik tartışmaların 18’inci yüzyılda başladığını kaydeden Bayar, “Kırım Tatarlarının Türk vatandaşlığı alması Rusya’nın işine gelir. Çünkü Rusların Kırım’ı Tatarsızlaştırma, Türksüzleştirme ve İslamsızlaştırma politikasına hizmet eden bir araç hâline gelecektir.” diye konuştu. “VATANDAŞLIK ALMAYA İHTİYAÇ YOK” Bayar, konunun 2022 ve 2023 yıllarında da gündeme geldiğini belirterek şunları söyledi: Türkiye İçişleri Bakanlığı ve Göç İdaresi Başkanlığı ile yaptığımız çalışmalarda bu konu gündeme geldiğinde biz buna karşı çıktık. Bakanlık yetkilileri de bize haklı olduğumuzu söylediler. Türkiye zaten Kırım Tatarlarına uzun süreli çalışma ve ikamet konularında çok ciddi bir kolaylık sağlıyor. Bunlar göz önüne alındığında zaten vatandaşlık almalarına ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.

Namık Kemal Bayar: Halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sonraki şartlarda kaybettik Haber

Namık Kemal Bayar: Halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sonraki şartlarda kaybettik

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Av. Namık Kemal Bayar, Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği dönemlerinde Kırım Tatarlarına yönelik uygulanan baskı ve zulümleri hatırlatarak Kırım Tatar halkının 150 yıllık tarihinde pek çok kez 18 Mayıs’ın yaşandığını ifade etti. Dünya Kırım Tatar Kongresi Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Av. Namık Kemal Bayar, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yılında QHA aracılığıyla anma mesajı paylaştı. Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği dönemlerinde Kırım Tatarlarına yönelik… pic.twitter.com/f6A912TB94 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 “SÜRGÜN, KIRIM TATAR HALKI İÇİN TAM BİR SOYKIRIMA DÖNÜŞTÜ” “18 Mayıs 1944, Kırım Tatarlarının 1783’ten sonra yaşadığı acıların en yüksek seviyeye geldiği bir tarih. Sürgün, Kırım Tatar halkı için tam bir soykırıma dönüştü o tarih ve biz, halkımızın yarısını sürgün yollarında ve sürgünden sonraki şartlarda kaybettik.” ifadelerini kullanan Bayar, pek çok Kırım Tatarının tarihleri boyunca yaşadığı sürgünlerde hayatını kaybettiğini belirterek buna karşın 18 Mayıs 1944’ün Kırım Tatarları için soykırımı ifade eden sembolik bir tarih olduğunu kaydetti. “MAALESEF 18 MAYIS, BUGÜN DE DEVAM EDİYOR” Bayar, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu : Maalesef 18 Mayıs, bugün de devam ediyor çünkü 2014’te Kırım’ın işgalinden sonra binlerce Kırım Tatarı yine Kırım’ı terk etmek, Kırım’dan sürgüne gitmek zorunda kaldı. Biz, bütün dünya devletlerini 18 Mayıs 1944’ü ‘Kırım Tatar Soykırımı’ olarak tanımaya davet ediyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı Haber

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında hayatını kaybeden Kırım Tatarları, sürgünün 82. yıl dönümünde Kırım Derneği Genel Merkezinde düzenlenen programda dualarla anıldı. Kırım Tatarlarının hafızasında derin izler bırakan sürgün ve soykırımın unutulmaması gerektiğinin vurgulandığı anma programında, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı Uzmanı Fuat Gökçebay ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi doktora öğrencisi Ali Muradasıl’ın tarafından şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. Programa, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denıs (Denys) Zolotarov da katılım sağladı. "BUNDAN TAM 82 SENE ÖNCE SOYDAŞLARIMIZ UYKULARINA GİTTİLER” Programın açılış konuşmasını yapan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Namık Kemal Bayar, “Bundan tam 82 sene evvel 17 Mayıs’ta yatsı namazından sonra, Kırım’da yaşayan bütün soydaşlarımız, vatandaşlarımız, Kırım Tatarları uykularına gittiler. Gece saat tam 03.00’te hepsinin kapıları kırılırcasına çalındı. Bazı sayılara göre 191 bin, bazı kayıtlara göre 239 bin ama bizim Kırım Tatar millî hareketinin de yaklaşık sayısına göre 423 bin Kırım Tatarı, 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a bağlayan gece evlerinden, yataklarından, uykularından kaldırılarak sürgüne gönderildiler. Bu insanlarımıza, bütün hayatlarını bir araya getirip toparlayıp sürgün yollarında yanlarına almak için verdikleri süre 15 dakikaydı.” ifadelerini kullandı. KIRIM TATAR NÜFUSUNUN YÜZDE 46’SI SÜRGÜNDE ŞEHİT OLDU 18-20 Mayıs 1944 tarihleri arasında Kırım’daki yüzbinlerce Kırım Tatarının hayvan vagonlarına bindirilerek Ural, Sibirya ve Türkistan’ın çöllerine giden bir ölüm yolculuğuna çıkarıldığını belirten Bayar, Kırım Tatarlarının hayvan vagonlarında havasız, aç ve susuz haftalarca yol aldığını ve binlercesinin bu yolculuk sırasında hayattan koparıldığını, hayatta kalanların ise ölen soydaşlarının naaşlarıyla yolculuk yapmak zorunda kaldığını vurguladı. Kırım Tatarlarının sürgün topraklarında açlık, bakımsızlık, hastalık ve başka birçok sebepten dolayı hayatını kaybettiğini ve sürgün boyunca Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının şehit olduğunu kaydeden Bayar, bugün dünyada 8 ülkenin sürgünü soykırım olarak tanıdığını ve Türkiye’nin de soykırım olarak tanıması için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. “KIRIM TATARLARININ SÜRGÜNÜ BUGÜN DAHİ DEVAM EDİYOR” Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edildiğini hatırlatan Bayar, “Bir Rus işgali daha yaşadık ve şunu gördük: Kırım Tatarlarının Sürgünü, 2026 yılının 17 Mayıs’ına geldiğimiz bugün dahi devam ediyor.” şeklinde konuştu. 2014-2026 yılları arasında 35 ile 40 bine yakın Kırım Tatarının yine Kırım’ı terk etmek zorunda kaldığını belirten Bayar, binlerce Kırım Tatarının Türkiye, Ukrayna ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde vatanından, ailelerinden ve evlerinden uzakta yaşamak zorunda olduğunu kaydederek bu durumun da bir sürgün olduğunu dile getirdi. “BUGÜN KIRIM MAALESEF BİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİ” Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinde galip çıkması hâlinde Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı’nın bir benzerinin farklı metotlarla da olsa yaşanmayacağına garanti verilemeyeceğini vurgulayan Bayar, “Bu nedenle biz, 2014’ten beri Ukrayna devleti ile beraber uluslararası hukukun Ukrayna devletinin resmî sınırlarına tekrar dönmesi için birlikte bir mücadele veriyoruz.” şeklinde konuşarak bu mücadelenin başarıyla sonuçlanması ve Kırım’ın özgürleşmesi temennisinde bulundu. “Bugün Kırım maalesef bir açık hava hapishanesi. Kırım Tatarlarının evlerine yapılan baskınların ve bu baskınlardan sonra gözaltına alınan Kırım Tatarlarının sayısını saymayı bırakalı 5 yıl oldu.” değerlendirmesinde bulunan Bayar, “Gözaltılar, tutuklamalar, Kırım Tatarlarına karşı yapılan baskı, zulüm, ‘repressiya’ uygulamaları her gün, bugün dahi devam ediyor. Daha dün Kırım’daki avukat arkadaşlarımızın bürolarına ve evlerine baskın yapıldı. Rus gizli servisi tarafından kendilerine 18 Mayıs’ta herhangi bir etkinlik yapmamaları yönünde talimat verildi.” dedi. KIRIM TATARLARI, KIRIM NÜFUSUNUN YÜZDE 10’UNU, SİYASİ MAHKÛMLARIN YÜZDE 55’İNİ OLUŞTURUYOR! Kırım’da hâlihazırda sözde Rus mahkemelerinde yargılanıp ceza alan 355 siyasi mahkûmun olduğunu kaydeden Bayar, bu mahkûmların 181’inin Kırım Tatarı ve 60’ının ise kadın olduğuna dikkat çekti. Son olarak Bayar, Kırım Tatarlarının Kırım’ın nüfusunun yüzde 10’unu, siyasi mahkûmların ise yüzde 55’ini oluşturduğunun altını çizerek “Kırım’ı unutmayalım, orası bizim vatanımız. Allah inşallah hepimize bir gün özgür, hür, müreffeh Kırım’a dönüp, yerleşip yaşamayı nasip eder.” dedi. PROF. DR. GAYANA YÜKSEL, AİLESİNİN SÜRGÜN HİKÂYESİNİ ANLATTI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, ailesinin sürgün hatıralarını katılımcılar ile paylaştı. Yüksel, “Ailem, bütün Kırım Tatarları gibi sürgün gören bir aile. İki dedem, anneannem ve babaannem sürgünü gördüler. Her birinin kaderine sanki Kırım Tatar halkının tarihi yansımış gibi.” ifadelerini kullanarak ailesinin hikâyesiyle sürgünün acılarını gözler önüne getirdi. “SOYKIRIMLAR UNUTULDUKÇA TEKRARLANIR” Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Bosna Hersek eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in “Soykırımlar unutuldukça tekrarlanır.” sözüne atıf yaparak “Bizim unutma lüksümüz yok. Belki de bizi güçlü tutan, vatanımıza güçlü bir şekilde bağlayan 18 Mayıs 1944 faciasıydı çünkü ondan önce de benzer sürgünler ve facialar oldu ama bu kadar büyük bir travma değildi. O bakımdan biz 18 Mayıs 1944 Sürgünü’nü unutmayacağız, 1984 yılından beri her yıl biz bunu anıyoruz. Şunu görüyoruz ki artık her Kırım Tatarı, 18 Mayıs 1944’ün ne olduğunu öğrenmiş durumda.” şeklinde konuştu. Programda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesinden önce sürgüne dair gerçekleştirdiği mülakatların bir kısmının bulunduğu “surgun.org” internet sayfasına dikkat çekildi "KALBİNDE ATEŞ YAK" Anma programı, sürgün şehitlerinin aziz hatıralarının yâd edildiği “Kalbinde Ateş Yak” etkinliği ile sona erdi.

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı Haber

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından Ankara’nın Ulus Meydanı’ndaki Atatürk heykeli önünde saat 14.00’te açık hava toplantısı düzenlenerek basın açıklaması gerçekleştirildi. Mitinge, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Namık Kemal Bayar, Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu ve Tuvgan Til İnternet Sayfası Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin başta olmak üzere Kırım Tatar diasporasından çok sayıda isim ile çeşitli STK’ların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Mitinge katılan Kırım Tatar diasporası temsilcileri, Kırım’daki siyasi tutsakların fotoğraflarının yer aldığı dövizleri taşıdı. Anma mitingi, Türkiye, Ukrayna ve Kırım Tatar millî marşlarının okunmasıyla başladı. “82 YIL GEÇTİ AMA ACILAR DÜN GİBİ TAZE” Mitingin açış konuşması Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl tarafından yapıldı. “Bu, yalnızca zorla yerinden edilme eylemi değildi. Bu, Kırım’ın yerli halkını vatanından, tarihî hafızasından, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakmaya yönelik bilinçli bir girişimdi.” diyen Büyükelçi Celâl, aradan 82 yıl geçmesine rağmen yaşanan acıların hâlâ taze olduğunu vurguladı. “KIRIM TATARLARI VE UKRAYNA HALKI İŞGALCİ RUSYA’YA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDİYOR” Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesiyle yarımadaya yeni bir baskı dalgasının geldiğini belirten Celâl, Kırım’da yaşananları şöyle özetledi: Siyasi sebeplerle gerçekleştirilen tutuklamalar, insanların kaçırılması, ifade özgürlüğünün yok edilmesi, Kırım Tatar halkının millî kimliğinin bastırılması ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler. İşte bugün Kırım’da olanlar bunlar. Celâl, 1944 Sürgünü'nün ve 2014 işgalinin Kırım Tatar halkının iradesini zayıflatamadığını aksine topraklarına, onurlarına ve özgürlüklerine sıkıca bağlandıklarını kaydetti. “Kırım Tatarları tüm Ukrayna halkıyla birlikte kendi ana vatanlarında özgürce yaşama hakkı için mücadelelerini sürdürüyor.” diyen Celâl, Kırım Tatarlarının Ukrayna ordusunda vatanlarını korumak için cesur bir şekilde mücadele ettiklerini anımsattı. “TÜRKİYE’NİN TUTUMUNU TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Celâl, Türkiye’nin Ukrayna’ya ve Kırım Tatarlarına olan desteğini takdirle karşıladıklarını ifade ederek şöyle devam etti: Uluslararası ortaklarımızın ilkesel duruşunu, özellikle de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, Kırım Tatarlarının haklarını ve Karadeniz bölgesinde adaleti kararlılıkla destekleyen dost Türkiye Cumhuriyeti’nin tutumunu yüksek takdirle karşılıyoruz. “STALİN YOK OLDU AMA KIRIM TATARLARI YAŞADI” Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin ise konuşmasının başında Kırım Tatarlarının nüfusunun yarısının o meşum sürgünde hayatını kaybettiğini belirtti. “Sürgün, Kırım Tatar halkı için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü.” diyen Şahin, sürgün vagonlarında başlayan Kırım Tatar millî hareketinin 1950 ile 1960 yılları arasında dünyada sesini duyurmaya başladığını, “bir avuç halk” denilen Kırım Tatarlarının ayağa kalktığını aktardı. Kırım Tatar millî hareketinin, aynı zamanda insan hakları ve hukuk hareketi olduğunu belirten Şahin, “Sovyetler yıkıldı, Stalin yok oldu ama Kırım Tatarları yaşadı.” ifadelerini kullandı. “KIRIM TATARLARI VATANLARINA OLAN BAĞINI KOPARMADI” Rusya’nın Kırım’ı işgal ettikten sonra Kırım Tatar millî hareketinin yok edilmeye, KTMM’nin terörle ilişkilendirilmeye çalışıldığını bildiren Şahin, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: Bugün Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Ancak hiçbir Kırım Tatarı vatanlarına olan bağını koparmadı. Biz her 18 Mayıs’ta yaşama olan inancımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman Kırım’dan vazgeçmeyeceğiz. Bir gün tekrar vatanımıza döneceğiz, medeniyetimizi ve kültürümüzü yaşatacağız. Geleceğimizi, Türkiye Ukrayna dostluğuyla beraber görüyoruz. “HER BİR RAKAM BİR İNSAN DEMEKTİR” KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Yüksel, Kırım Tatarlarının sürgünü asla unutmayacaklarını söyleyerek başladığı konuşmasında, sürgüne ilişkin hâla bilinmezlerin olduğunu bu nedenle Sovyet arşivlerinin açılması ve incelenmesi gerektiğini aktardı. “İstatistiklerdeki her bir rakam bir insanın hayat hikâyesidir.” diyen Yüksel, 8 ülkenin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıdığını ancak bununla yetinilemeyeceğini, uluslararası mahkemelerde de davaların açılarak soykırımın tüm dünya tarafından kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. “MÜCADELEMİZ DURMADAN SÜRECEK” KTMM’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve Kırım’ın özgürlüğü için mücadele ettiğini belirten Yüksel, KTMM’nin yakın zamanda Ukrayna’da Kırım Tatarlarının yetkili temsilcisi olma hakkına kavuştuğunu hatırlattı. Yapmaları gereken çok iş olduğunu belirten Yüksel şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatarları, Ukrayna halkıyla birlikte ön cephede işgalcilere karşı mücadele ediyor. Rus işgaline karşı sergilediği üstün cesaret nedeniyle üç Kırım Tatarı ‘Ukrayna Kahramanı’ ünvanına ve ‘Altın Yıldız’ nişanına layık görüldü. Mücadelemiz durmadan sürecek. KIRIM DERNEĞİNDEN 82. YIL DÖNÜMÜNE ÖZEL BASIN BİLDİRİSİ DQTK Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı Bayar, Kırım Derneği Genel Merkezinin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nün 82. yıl dönümü vesilesiyle 16 Mayıs 2026 tarihinde 3 dilde yayımladığı basın bildirisini katılımcılarla paylaştı. Sürgünde Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının vefat ettiğini aktaran Bayar, “Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir.” dedi. “PUTİN, KIRIM’I AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ” Sovyet zihniyetinin bugün Putin Rusya’sında devam ettiğine dikkat çeken Bayar, “Putin, 27 Şubat 2014 tarihinden itibaren Kırım’ı işgal ederek bu sistematik kötülüğü kaldığı yerden devam ettirmiştir. KTMM’nin faaliyetlerini hukuksuz bir kararla yasaklayan, millî liderleri vatanına sokmayan ve kendisine tehdit olarak gördüklerini hapislerde tutan Rusya; Kırım Tatarlarının 25 yıllık demokratik ve kültürel birikimini gasp ederken Kırım’ı bir ‘açık hava hapishanesine’ dönüştürmüştür.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’DA 351 SİYASİ TUTSAK BULUNUYOR” Bayar, Kırım’daki siyasi tutsakları hatırlatarak, “Bugün itibariyle Kırım'da Rusya'nın işgaline karşı direnmeleri nedeniyle haksız ve mesnetsiz suçlamalarla 351 kişi siyasi mahkûm olarak bulunmaktadır. Bunlardan 60'ı kadın olmak üzere 181'i Kırım Tatarıdır. Kırım'ın toplam nüfusunun yüzde 10'u Kırım Tatarlarından oluşurken siyasi mahkûmların yüzde 55'i Kırım Tatarlarıdır.” dedi. Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik başlattığı topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunan Bayar, “Rusya’nın Ukrayna genelinde yürüttüğü saldırganlık ve pervasızca işlediği savaş suçları uluslararası toplumun vicdanını yaralamaya devam etmektedir. 18 Mayıs 1944 Soykırımı’nın sorumlularının bugünkü mirasçısı olan mevcut yönetim, geçmişin yaralarını sarmak bir yana, sürgün ve soykırım politikalarını modern dünyanın gözü önünde tırmandırmaktadır.” ifadelerine yer vererek konuşmasını tamamladı. “UKRAYNA’DA İNSAN ONURU KAZANACAK” Ankara Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu da Kırım Tatarlarının topraklarından kopararak kimliklerinin yok edilmeye çalışıldığını ama başaramadıklarını aktardı. “Kırım Tatar halkı hafızasını, dilini, kültürünü, inancını ve vatan sevgisini korudu.” diyen Ambarkütükoğlu Rusya’nın dün olduğu gibi bugün de insanları susturmaya, özgürlükleri yok etmeye ve korku yaratmaya çalıştığını ifade etti. Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yalnız olmadığının altını çizen Ambarkütükoğlu, “Ben inanıyorum ki bir gün hep birlikte özgür Kırım’da, özgür Ukrayna’da barışın, adaletin ve insan onurunun kazandığını göreceğiz.” dedi. Miting gerçekleştirilen konuşmaların ve katılımcılar tarafından atılan “Kırım Tatar halkı teslim olmayacak”, “Millet, vatan, Kırım” sloganlarıyla sona erdi.

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser! Haber

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser!

Genç Yürekler Dergisi tarafından düzenlenen "Dombra Konseri", Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde düzenlendi. Program kapsamında, Kazakistan’ın Almatı şehrinden davet edilen ve “Deli Ozan” lakabıyla bilinen, dombra sanatçısı Semih İpek sahne aldı. Etkinliğin açılışında konuşan Kırım Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Genç Yürekler Dergisi Yazı İşleri Müdürü Cem Arslan, derginin son sayısının Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’ya ithaf edildiğini belirterek bu kapsamda özel bir sayı hazırladıklarını söyledi. Ayrıca Arslan, derginin etkinlik kapsamında katılımcılara hediye olarak sunulduğunu ifade etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Hüseyin Kanat ise derginin yaklaşık 6 yıldır çıkarıldığını ve 16. sayıya ulaştığını vurgulayarak, etkinlikler de gerçekleştirdiklerini bildirdi. "KIRIM'IN GELECEĞİ VE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ" Programda söz alan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Derneğinin faaliyetlerine değinerek Kırım’ın geleceği ve özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyledi. Bayar ayrıca, insani yardım ve araştırma alanında faaliyet gösteren ANDA Derneği ile birlikte Anadolu’dan Ukrayna’ya yönelik bir yardım kampanyası başlattıklarını belirterek, etkinliğe katılan misafirlere bu sürece destek olmaları çağrısında bulundu. DELİ OZAN’DAN TÜRK DÜNYASI EZGİLERİ Konuşmaların ardından sahne alan dombra sanatçısı Semih İpek, Türkistan coğrafyası ile Nogay, Azerbaycan ve Anadolu’ya ait şarkılar, müzikleri ve bu eserlerin hikâyelerini dinleyicilerle paylaştı. Sanatçı, icra ettiği eserlerde acı ve sevgi temalarını öne çıkarırken, Rus İmparatorluğu'nun istilasına karşı direnen Nogay köyünü anlatan “Kangalı” türküsünü ve eşine yazdığı kendi eserini seslendirdi. Sanatçının çaldığı ezgiler, dinleyicileri bozkırlara ve dağlara götürürken, anlatıcı yeteneğiyle izleyicileri güçlü duygularla buluşturdu. İpek, Türk dünyasının sanat ve kültür âleminin ne kadar güçlü ve çeşitliliklerle dolu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. HEDİYELEŞME VE İKRAM SOFRASI Program kapsamında Semih İpek, Kırım Derneği Genel Merkezi Başkanı Mükremin Şahin’e Azerbaycan’da neşredilen, İsmail Bey Gaspıralı’nın yazıları ve mektuplarını içeren bir kitabı hediye etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu üyesi Kanat’a ise Türkistan coğrafyasının ruhunu yansıtan dombra figürü takdim edildi. Programın sonunda, Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesinde hizmet veren Kırım Tatar mutfağı Qalaqay’da katılımcılara ikramlar sunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.