SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nariman Celal

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nariman Celal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nariman Celal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırımoğlu: Türkiye'nin Kırım konusundaki tutumu hayati önem taşıyor! Haber

Kırımoğlu: Türkiye'nin Kırım konusundaki tutumu hayati önem taşıyor!

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile 16 Temmuz 2026'da Ukrayna'nın Başkenti Kıyiv'de gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Görüşmeye Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçisi Mustafa Levent Bilgen ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl de katıldı. Kırım Tatar halkının haklarının korunması ve seslerinin uluslararası alanda duyurulması açısından kritik önem taşıyan zirvede; ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Gayana Yüksel ve Rıza Şevkiyev, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna'nın Arap ve Müslüman Devletlerle Etkileşiminden Sorumlu İstişare Kurulu Sekreteri Snaver Seythalil yer aldı. Görüşmenin akabinde QHA'ya konuşan Kırımoğlu, görüşmede öncelikli olarak işgal altındaki Kırım'da yaşanabilecek insani kriz senaryolarını ele aldıklarını belirtti. TÜRKİYE'NİN TUTUMU KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR Kırımoğlu, "Kendilerine endişelerimizi dile getirdik. Eğer işgal altındaki Kırım'da açlık başlarsa, insani kriz derinleşirse bu sorunların sonuçlarını nasıl yöneteceğiz? Biz Rusları iyi tanırız. Böyle bir durumda Rusya'nın baskıları daha da artacaktır." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bu konuda net bir tutum ortaya koymasının önemine işaret eden Kırımoğlu, "Böyle bir durum yaşanırsa Türkiye'nin nasıl hareket edeceğinin Putin'e ve çevresine açık bir şekilde iletilmesi önem taşıyor. Bunları görüştük." dedi. "KIRIM'SIZ BİR ATEŞKESİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL" Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılmasının mevcut dönemde önemli bir fırsat sunduğunu dile getiren Kırımoğlu, Kırım'ın işgal altında kalacağı bir ateşkes seçeneğinin kendileri açısından kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kırımoğlu, "Kırım Tatarları işgal altında yaşamaya devam ederse önlerinde hiçbir gelecek kalmayacak. Ya Kırım'ı terk etmek zorunda kalacaklar ya da sistematik bir Ruslaştırma politikasıyla karşı karşıya bırakılacaklar. Bu nedenle Kırım'ın geleceği bizim için hayati önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. İşgal döneminde Kırım'a yerleştirilen Rus nüfus konusunun da gündeme geldiğini aktaran Kırımoğlu, bu meselede Türkiye'nin yaklaşımını önemsediklerini belirtti. SİYASİ TUTSAKLARIN DURUMU GÜNDEME GELDİ Görüşmede ayrıca Rusya tarafından alıkonulan Kırım Tatarı siyasi tutsakların durumunun ayrıntılı şekilde ele alındığını ifade eden Kırımoğlu, "Şu anda hapiste bulunan 372 vatandaşımız var ve bunların yarısından fazlası Kırım Tatarı. Bu insanların nasıl özgürlüğüne kavuşturulabileceğini değerlendirdik." şeklinde konuştu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy'nın da dile getirdiği üzere, esir takaslarındaki en büyük sorunlardan birinin Rusya'nın Kırım Tatarı siyasi tutsaklarını takas listelerine dahil etmemesi olduğunu kaydeden Kırımoğlu, Büyükelçi Nariman Celâl'in serbest bırakılması sürecini örnek gösterdi. Nariman Celâl'in serbest bırakılması için Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın en az üç kez Vladimir Putin ile doğrudan görüştüğünü biliyoruz. Nariman Celâl'in adı Birleşmiş Milletler'de (BM), Avrupa Birliği'nde (AB), Avrupa Parlamentosunda ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinde defalarca gündeme getirildi. Nihayet 2024 yılında serbest bırakılmasını sağlayabildik. Her bir siyasi tutsağın özgürlüğüne kavuşması için benzer girişimlerin sürdüğünü belirten Kırımoğlu, "Ancak hâlâ çözülmesi gereken çok sayıda işimiz bulunuyor. Bu nedenle Türkiye'nin bu süreçteki rolü son derece önemlidir. Başka ülkelerin çağrıları Rusya tarafından dikkate alınmayabilir, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konudaki tutumu büyük önem taşımaktadır." dedi. DÜNYA KIRIM TATAR KONGRESİ YENİDEN TÜRKİYE'DE DÜZENLENEBİLİR Kırımoğlu, görüşmede son olarak Dünya Kırım Tatar Kongresi'nin yeniden Türkiye'de düzenlenmesi konusunun da ele alındığını belirterek, "Daha önce 2015 yılında Ankara'da gerçekleştirilmişti. Yeni kongrenin de yeniden Türkiye'de yapılmasını planlıyoruz." şeklinde konuştu.

Büyükelçi Celâl: Rus Kızılordu Korosu konserini ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir Haber

Büyükelçi Celâl: Rus Kızılordu Korosu konserini ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir

Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu’nun 26 Haziran’da başlayan İstanbul, İzmir, Antalya ve Adana’da gerçekleştirdiği, 3–4 Temmuz tarihlerinde ise Ankara’da vereceği konserler Rusya’nın kültür propagandası üzerine kamuoyunda derin tartışmalara sebep oldu. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl gazeteci Dr. Hasan Mesut Önder’e verdiği demeçte, Rus devlet elitlerinin zihin dünyası ve Rusya’nın kültürel propaganda faaliyetleri üzerine kritik değerlendirmelerde bulundu. “RUS DEVLET AKLININ MERKEZİNDE HÂLÂ GÜÇLÜ BİR İMPARATORLUK TAHAYYÜLÜ YER ALMAKTADIR” “Rus devlet liderliği ve bürokrasisinin zihniyetini anlamak için, bu yapının tarihsel reflekslerine bakmak gerekir. Açıkça söylemek gerekirse bu elitler Türk toplumu, Kazak toplumu, Ermeni toplumu ya da Gürcü toplumu için gerçek anlamda ‘dost’ değildir çünkü Rus devlet aklının merkezinde hâlâ güçlü bir imparatorluk tahayyülü yer almaktadır.“ şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl; bu tahayyülün yalnızca geçmişe duyulan nostaljik bir özlem değil, aynı zamanda bugünün politikalarını şekillendiren aktif bir motivasyon olduğunu dile getirdi. Söz konusu Rus zihniyetinin çevresindeki coğrafyayı eşit aktörler olarak değil, nüfuz alanları olarak gördüğüne işaret eden Büyükelçi Celâl, bu nedenle Rusya için “yakın çevrenin”, bağımsız ve egemen devletlerden oluşan bir bölge değil; kontrol edilmesi, yönlendirilmesi ve gerektiğinde baskı altına alınması gereken bir etki sahası olduğunu belirtti. RUSYA, PSİKOLOJİK VE ENFORMASYONEL ARAÇLARLA DA ETKİ ÜRETMEYE ÇALIŞIYOR Bununla birlikte “Örneğin Gürcistan’da seçim sürecinde kullanılan propaganda yöntemleri bu yaklaşımı net biçimde ortaya koyuyor. Gürcistan sokaklarına asılan billboardlarda, Ukrayna’da harabeye çevrilmiş şehirlerin fotoğrafları kullanılarak halka âdetâ şu mesaj verildi: ‘Bu mu olmak istiyorsunuz?’ Bu, klasik bir siyasi kampanya dilinden çok, korku üzerinden inşa edilen bir jeopolitik mesajdır.” değerlendirmesini yapan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın sadece askerî gücüyle değil, psikolojik ve enformasyonel araçlarla da etki üretmeye çalışmakta olduğunu kaydetti. “RUSYA’NIN İMPARATORLUK ARZULARININ SOMUT EYLEMLERLE DESTEKLENDİĞİ GÖRÜLMELİ” Devletler ve liderler düzeyinde ilişkiler her zaman sürdürülebildiğini ve diplomasinin de bunu gerektirdiğini dile getiren Büyükelçi Celâl, “Ancak toplumlar düzeyinde daha derin bir gerçeklik vardır. Türk toplumu başta olmak üzere bölge halklarının, Rusya’nın imparatorluk arzularının yalnızca bir söylem olmadığını, somut politika ve eylemlerle desteklendiğini görmesi gerekir.” dedi. Öte yandan Büyükelçi Celâl; Karadeniz’in “Rusya’nın doğal etki alanı” olduğu yönündeki söylemlerin, Rusya’nın Boğazlar üzerinde dile getirilen tarihsel iddialarının ve bölgesel güç projeksiyonunun ise söz konusu zihniyetin bugünkü yansımaları olduğunu ifade etti. Bu düşünce yapısının en kritik sonucunun istikrarsızlık üretmesi olduğuna, bunun sebebinin ise söz konusu yaklaşımın eşitlik temelinde iş birliğini değil; güç, baskı ve kontrol üzerinden kurulan ilişkileri öncelemekte olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Celâl, “Sonuç olarak ortaya çıkan tablo; kaos, çatışma, kan ve gözyaşıdır.” dedi. Bununla birlikte söz konusu düşünce yapısının izlerinin Ukrayna’dan Gürcistan’a, Suriye’den diğer kriz bölgelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada görüldüğüne işaret eden Büyükelçi Celâl, “Dolayısıyla mesele yalnızca Rusya’nın ne yaptığı değil, nasıl düşündüğüdür ve bu düşünce biçimi değişmediği sürece, bölgedeki gerilim potansiyeli de varlığını sürdürmeye devam edecektir.” şeklinde konuştu. “BİR ZAMANLAR SOFRAMIZI PAYLAŞTIĞIMIZ ELLER, BU KEZ BİZİ YURDUMUZDAN SÖKÜP ATAN BİR MEKANİZMANIN PARÇASIYDI” Büyükelçi Celâl, Rus zihniyetinin anlaşılması için 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na dair somut bir örnek verdi. 2014 yılından bu yana Rus işgali altındaki Kırım’ın aslî unsuru olan Kırım Tatarlarının tarihsel hafızasında derin izler bırakmış soykırımı gündeme getiren Büyükelçi Celâl, şu değerlendirmelerde bulundu: Nazi orduları Kırım’dan temizlendikten sonra bizler, Sovyet askerlerini kurtarıcı olarak karşıladık. Evlerimizin kapılarını açtık, soframızı paylaştık, ekmeğimizi böldük, sütümüzü ikram ettik. O günlerde yaşananlar, savaşın yorgunluğu içinde insanlığın hâlâ ayakta kalabildiğini gösteren nadir anlardandı. Ancak bu hikâye burada bitmedi. Kısa bir süre sonra, 1944 yılında, aynı Sovyet yönetimi bir emirle bizi (Kırım Tatarlarını) topraklarımızdan kopardı. Ekmek verdiğimiz, evimize buyur ettiğimiz insanlar bir gecede hayatlarımızı altüst eden sürgünün parçası hâline geldi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce insan vagonlara dolduruldu; bilinmeze, açlığa, hastalığa ve ölüme gönderildi. Bir zamanlar soframızı paylaştığımız eller, bu kez bizi yurdumuzdan söküp atan bir mekanizmanın parçasıydı. Bu sadece bir tarih kesiti değil; kolektif hafızamızda hâlâ canlı olan bir travmadır. Güvenin nasıl kırıldığını, insanlık ile devlet aklı arasındaki uçurumun ne kadar derin olabileceğini gösteren bir kırılma anıdır. Dün ‘kurtarıcı’ olarak görülenlerin, bugün bir emirle sürgünün uygulayıcısına dönüşebilmesi, bu zihniyetin en çarpıcı göstergesidir. 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yalnızca geçmişe ait acı bir hatıra değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyarı olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, bu olayın güç odaklı, insanı değil devleti merkeze alan Rus zihniyetinin, koşullar değiştiğinde nasıl sert ve acımasız kararlar üretebildiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirerek "Ve belki de en sarsıcı olanı şudur: Aynı sofrayı paylaştığınız insanların, bir gün sizi yurdunuzdan edenlerin parçası hâline gelebilmesidir.” dedi. ÜNİFORMASINA SİVİL VE ÇOCUK KANI BULAŞAN BİR ORDUNUN KOROSUNUN TÜRKİYE’DE PLANLANAN KONSERİ İNFİAL YARATTI! Rusya’nın 2 Temmuz 2026 tarihinde Ukrayna’da düzenlediği hava saldırılarında aralarında çocukların da bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybetmesi üzerine ülkede yas ilan edildiğini hatırlatan Büyükelçi Celâl, Aleksandrov Rus Kızılordu Korosu ve Dans Topluluğu tarafından NATO Zirvesi öncesinde başkent Ankara’da konser planlanmasını eleştirdi. Sivilleri hedef alan saldırıların hemen ardından bir askerî korunun sahneye çıkmasının Ukrayna açısından sadece bir kültürel etkinlik olarak değerlendirilemeyeceğine işaret eden Büyükelçi Celâl, şu ifadeleri kullandı: Üniformasına sivil ve çocuk kanı bulaşmış bir ordunun temsilcilerinin aynı üniformalarla başka bir ülkede konser vermesi, takdiri elbette Türk kamuoyuna ait olan bir durumdur. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Söylediklerim Türkiye’ye veya Türk hükûmetine bir yön verme çabası olarak anlaşılmamalıdır. Biz Türkiye’nin gücünü kendi gücümüz olarak görüyoruz. Türkiye bu bölgenin en önemli ülkelerinden biridir ve değerlendirmelerimi bu samimiyetle paylaşıyorum. “AMAÇ YALNIZCA MÜZİK İCRA ETMEK DEĞİL, TÜRKİYE’DE BİR KAMUOYU GÖRÜNTÜSÜ ÜRETMEK” Bugün Rusya’nın uluslararası sistemde giderek yalnızlaştığına ve Çin, Kuzey Kore ve Belarus dışında açık ve güçlü bir destekçi bulmakta zorlandığına işaret ederek Türki cumhuriyetlerle dahi daha temkinli ve mesafeli bir ilişki yürütmek zorunda kaldığını belirten Büyükelçi Celâl, “Böyle bir tabloda, kültürel etkinlikler Rusya için yalnızca sanat değil; aynı zamanda bir kamu diplomasisi ve algı yönetimi aracına dönüşüyor.” dedi. Bu konserlerin bu bağlamda okunması gerektiğini vurgulayan Büyükelçi Celâl, “Amaç yalnızca müzik icra etmek değil; Türkiye’de bir kamuoyu görüntüsü üretmek. Konser sonrasında Rus medyasında ve resmî söylemde ‘Türkiye’de binlerce kişi Rus Ordu Korosu’nu izledi’, ‘Türk halkı Rusya’ya ilgi gösteriyor’ gibi mesajların öne çıkarılacağını öngörmek zor değil. Bu, uluslararası alanda yalnızlaşan bir aktörün, meşruiyet üretme ve yalnızlık algısını kırma çabasıdır.” ifadelerini kullandı. “BİLİŞSEL SAVAŞTA SEMBOLLER, ANLATILAR VE SAHNELEME BİÇİMİ KRİTİK ROL OYNAR” Bununla beraber Büyükelçi Celâl; kültürel diplomasinin her ülkenin başvurduğu meşru bir araç olduğunu, Ukrayna’nın da kendi mutfağını, kültürünü ve müziğini tanıttığını kaydederek “Ancak kültürel diplomasi ile bilişsel savaş arasındaki çizgi son derece incedir. Bilişsel savaşta semboller, anlatılar ve sahneleme biçimi kritik rol oynar. Bu noktada Rus Ordu Korosu’nun niteliği belirleyici hâle geliyor.” dedi. RUS ORDU KOROSU İLE MEHTER TAKIMI ARASINDA DERİN FARKLILIKLAR MEVCUT Rus Ordu Korosu’nun çoğu zaman Türkiye’de Mehter takımı gibi kültürel bir yapı ile kıyaslandığını fakat bu karşılaştırmanın yalnızca yüzeysel değil, aynı zamanda yanıltıcı olduğunu dile getiren Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: Mehter, bugün tarihsel bir mirasın kültürel temsiliyken Rus Ordu Korosu, doğrudan Rus Silahlı Kuvvetlerini temsil eden, resmî üniforma taşıyan ve repertuvarında savaş anlatıları ile sözde askerî kahramanlık anlatılarını işleyen kurumsal bir yapıdır. Bu nedenle sahnedeki varlığı bir sanat faaliyetinden çok, devletin askerî kimliğinin bilinçli bir biçimde sahneye taşınmasıdır. Bu tabloyu ‘kültürel etkinlik’ başlığı altında masumlaştırmak gerçekçi değildir çünkü burada icra edilen yalnızca müzik değil, aynı zamanda bir güç gösterisi, bir anlatı dayatması ve bir meşruiyet üretimidir. Üniforma, marşlar ve tarihsel referanslar bir araya geldiğinde ortaya çıkan şey, estetik bir performanstan ziyade politik bir mesajdır. Bu bağlamda Rus Ordu Korosu’nun Mehter ile değil, ancak İsrail ordusunu temsil eden bir koro ile kıyaslanabileceğini söylemek daha isabetli olacaktır. SİVİLLERİ KATLEDEN BİR ASKERÎ YAPI, KURUMSAL KİMLİĞİYLE ULUSLARARASI SAHNELERDE NORMALLEŞTİRİLİYOR! Aktif çatışma yürüten ve sivillerin ölümünden sorumlu tutulan bir askerî yapının kurumsal kimliğiyle uluslararası sahnelerde normalleştirilmesini eleştiren Büyükelçi Celâl, “Bu noktada şu soru kaçınılmazdır: İsrail ordusunu temsil eden bir koro, bugün Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde sahneye çıkabilir mi? Eğer bu kabul edilemez bulunuyorsa aynı durumun Rusya için neden farklı değerlendirilmesi gerektiği de açıklanmalıdır.” dedi. Söz konusu tartışmanın bu sebepten ötürü sanat ile siyaset arasındaki klasik sınır meselesinin ötesine geçtiğini ve savaş ile askerî gücün estetik bir forma büründürülerek meşrulaştırıldığının altını çizen Büyükelçi Celâl, “Bu nedenle Rus Ordu Korosu’nun uluslararası sahnelerdeki varlığı, bir konserden ziyade semboller ve duygular üzerinden yürütülen bilinçli bir algı operasyonu olarak değerlendirilmelidir.” değerlendirmesini yaptı. “NATO ZİRVESİ ÖNCESİNDE BÖYLE BİR KONSERİN DÜZENLENMESİ TESADÜF DEĞİLDİR” “Bu nedenle Türkiye gibi Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü açıkça destekleyen ve NATO üyesi olan bir ülkede, NATO Zirvesi öncesinde böyle bir konserin düzenlenmesi tesadüf değildir.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, bu adımının hem Rusya’nın Türkiye ile Batı arasındaki algısal mesafeyi artırmaya yönelik bir girişimi olarak yorumlanabileceğine hem de Rusya’nın “NATO üyesi bir ülkede bile varlık gösterebiliyoruz” mesajını vermesine hizmet ettiğini vurguladı. “TÜRKİYE’DE GERÇEKLEŞEN KONSERLER RUSYA İÇİN AYRI BİR PROPAGANDA DEĞERİ TAŞIMAKTADIR” Öte yandan Büyükelçi Celâl, meselenin bir diğer boyutunun da iç kamuoyu ve cephe psikolojisi olduğunu belirterek Rusya’nın bu tür etkinlikleri kendi askerleri ve toplumu için bir moral ve motivasyon unsuru olarak kullandığını ve yurt dışında sahne alan askerî korosu aracılığıyla “dünya bizi dışlamıyor” mesajını içeriye taşıdığını kaydetti. Batı ülkelerinde bu tür konserlerin büyük ölçüde yasaklanmış olmasına da vurgulayan Büyükeçi Celâl, “Türkiye’de gerçekleşen konserler ise bu açıdan Rusya için ayrı bir propaganda değeri taşımaktadır.” dedi. RUS ORDU KOROSUNUN SAHNEYE ÇIKARKEN KULLANDIĞI SEMBOLLER TESADÜF DEĞİL Rus Ordu Korosu tarafından kullanılan sembollere dikkat çeken Büyükelçi Celâl, koronun sahneye çıkarken kullandığı Aziz Georgiy Kurdelesinin yalnızca estetik bir unsur değil, güçlü bir tarihsel ve ideolojik yük taşıyan bilinçli bir tercih olduğunun altını çizdi. Öte yandan Büyükelçi Celâl, hem Bizans mirasında hem de Rus Ortodoks geleneğinde önemli bir figür olan Aziz Georgiy üzerinden bu kurdelenin askerî kahramanlık, zafer ve imparatorluk gücü gibi kavramları simgelediğini belirtti. Ayrıca Büyükelçi Celâl, Aziz Georgiy nişanı ve kurdelesinin II. Katerina tarafından 1769 yılında Osmanlı-Rus Savaşı sırasında ihdas edildiğini kaydederek nişan ve kurdelenin Kırım’ın Osmanlı’dan kopuşu ile olan bağlantısına dikkat çekti. Bu sürecin sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ın Osmanlı’dan koptuğunu ve Rusya’nın, Osmanlı Devleti karşısında tarihsel ölçekte önemli bir üstünlük elde ettiğini hatırlatan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, son olarak şu ifadelere yer verdi: Bu bağlamda kurdele, yalnızca bir askerî nişan değil; aynı zamanda Rus yayılmacılığının ve jeopolitik zafer anlatısının sembollerinden biri hâline gelmiştir. Dolayısıyla sahnedeki her unsur, üniforma, müzik ve semboller birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo, basit bir kültürel etkinliğin ötesine geçmektedir. Bu tür organizasyonlar, çok katmanlı bir propaganda ve algı yönetimi pratiği olarak okunmayı gerektirmektedir.

Bakan Bolat: Ukrayna ile ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz Haber

Bakan Bolat: Ukrayna ile ilişkilerimizi güçlendirmeye devam edeceğiz

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat'ı ziyaret etti. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'in de yer aldığı görüşmede, Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması, ikili ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefi ve Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunması konuları ele alındı. Bakanlık binasında gerçekleşen görüşmede ayrıca Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ve Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar bulundu. Görüşmeye ilişkin resmî sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bolat, Kırımoğlu'nun hayatını Kırım Tatar halkının onuru ve geleceğine adadığını vurgulayarak, kendisini ve Büyükelçi Nariman Celâl'i ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. SERBEST TİCARET ANLAŞMASI VE 10 MİLYAR DOLARLIK HEDEF Görüşmede Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi üzerinde duruldu. Bolat, savaşın yol açtığı zorlu koşullara ve küresel belirsizliklere rağmen iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 yılında 6,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirterek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından belirlenen 10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda Serbest Ticaret Anlaşması'nın en kısa sürede yürürlüğe girmesinin önemini vurguladıklarını kaydetti. KIRIM TATARLARININ KÜLTÜREL KİMLİĞİNE DESTEK MESAJI Bakan Bolat, Türkiye'nin Kırım Tatarlarına yönelik desteğinin süreceğini belirterek, görüşmede soydaşların kültürel kimliklerinin, tarihî miraslarının ve toplumsal bağlarının korunmasına ilişkin hassasiyetin bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. Bolat açıklamasında, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ve ticari iş birliğini daha da geliştirme iradesini yinelediklerini belirterek, karşılıklı anlayış ve iş birliği temelinde ilişkilerin güçlendirilmeye devam edeceğini vurguladı.

Ukrayna Büyükelçisi Celal, EFJ'nin Ankara toplantısında Kırım'daki baskıları anlattı: "İşgal askerle değil, bilginin kontrolüyle başlar!" Haber

Ukrayna Büyükelçisi Celal, EFJ'nin Ankara toplantısında Kırım'daki baskıları anlattı: "İşgal askerle değil, bilginin kontrolüyle başlar!"

Hâlihazırda Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olan eski Kırım Tatar siyasi tutsak Nariman Celâl, Avrupa Gazeteciler Federasyonunun (EFJ) Ankara’da düzenlenen Yıllık Genel Kurulunda Rus işgal altındaki Kırım'da yaşanan medya ve insan hakları baskılarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Daha birkaç yıl öncesine kadar Avrupa ve Dünya Gazeteciler Federasyonları (EFJ-IFJ) kongrelerinde Rusya tarafından hukuksuzca esir tutulan ve özgürlüğü için uluslararası kampanyalar yürütülen Nariman Celâl, Eylül 2021'de işgalci Rus yönetimince tutuklanmış ve 17 yıl hapse mahkûm edilmişti. Yaklaşık üç yıllık esaretin ardından esir değişimiyle özgürlüğüne kavuşan ve ardından Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi olarak atanan Celâl, bu kez kürsüye diplomat kimliğiyle çıktı. Ankara'da toplanan yüze yakın Avrupalı medya sendikası liderine seslenen Büyükelçi Nariman Celâl, işgal altındaki Kırım'da bağımsız gazeteciliğin nasıl yok edildiğini ve profesyonel basının tamamen tasfiye edilmesinin ardından "yurttaş gazetecilerin" üstlendiği hayati rolü anlattı. "İşgal sadece askerlerle başlamaz. Bilginin ve enformasyonun kontrol altına alınmasıyla başlar.” diyen Nariman Celâl, Kırım'ın işgalinden sonra tüm bağımsız medya organlarının ya kapatıldığını ya da yarımadadan sürgün edildiğini aktardı. Yurttaş gazetecilerin rolüne dikkat çeken büyükelçi, “Profesyonel gazetecilik imkansız hâle geldiğinde, meydanı sıradan insanlar, yani yurttaş gazeteciler aldı. Telefonlarını çıkardılar, kaydettiler, tanıklıkları topladılar ve dünyayla paylaştılar. Rusya'nın gerçekleştirdiği yasa dışı ev baskınlarını, siyasi mahkemeleri ve hak ihlallerini belgeleyerek gazeteciliğin en kutsal görevini yerine getirdiler; gerçekliğin hafızalardan silinmesine izin vermediler." dedi. Bu nedenle yurttaş gazetecilerin baskının hedefi hâline geldiğini belirten Celal, “Bugün, Kırım'da onlarca yurttaş gazeteci hâlâ parmaklıklar ardında. Aralarında şahsen tanıdığım insanlar da var: Asan Ahtemov, Osman Arifmemetov, Server Mustafayev, Amet Süleymanov, İrına Danılovıç ve daha birçokları. Farklı meslekleri, farklı kaderleri vardı ama onları birleştiren sessiz kalmayı reddetmeleri oldu." ifadelerini kullandı. “KIRIM’DA PROTESTO YAPMANIZA GEREK YOK, BİR SORU SORMANIZ BİLE YETİYOR” Rusya'nın uyguladığı baskı rejiminin asıl amacına değinen Celal, şunları kaydetti: "Bugün işgal altındaki Kırım’da protesto organize etmenize ya da açıkça silaha sarılmanıza gerek yok. Bazen sadece olanı biteni belgelemek, bir soru sormak ya da bir bilgiyi sosyal medyada paylaşmak bile hapse girmeniz için yeterlidir. Unutmayın; bir gazeteci parmaklıklar ardına girdiğinde, hakikatin bir parçası da onunla birlikte hapsedilir. Dayanışma, bir gecede hapishane kapılarını açamaz belki ama sessizlik, o hapishaneleri inşa edenlerin duvarlarını daha da güçlendirir." EFJ YILLIK GENEL KURULU ANKARA’DA TOPLANDI Avrupa Gazeteciler Federasyonunun (EFJ) Yıllık Genel Kurulu, 17–19 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştiriliyor. Bu yıl "Kuşatma Altındaki Bağımsız Gazetecilik" (Independent Journalism Under Siege) temasıyla toplanan genel kurula, Avrupa’nın onlarca ülkesinden yaklaşık 100 medya kuruluşu ve sendika lideri katılıyor.

Nariman Celâl’i mahkûm eden sözde hâkim, “vatana ihanet” davalarına verildi! Haber

Nariman Celâl’i mahkûm eden sözde hâkim, “vatana ihanet” davalarına verildi!

2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım’da, yarımadanın asli unsuru Kırım Tatarlarının yaşadığı insan hakları ihlalleri her geçen gün artıyor. Kırım Tatarları, baskınlarla evlerinden alıkonularak düzmece davalarla yargılanıyor. Kırım'daki Rus işgal yönetimi tarafından açılan ve sözde “vatana ihanet” suçlamalarına dayandırılan davaların sayısında ise artış yaşanırken bu süreçlerde görev alan hâkim kadrosu da genişletiliyor. Hâlihazırda Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olan eski Kırım Tatar siyasi tutsak Nariman Celâl hakkında verilen hukuksuz kararda yer alan iş birlikçi Viktor Zinkov da bu davalara dâhil edildi. “VATANA İHANET” DOSYALARI, UZUN SÜREDİR KAPALI OTURUMLARDA YÜRÜTÜLÜYOR Kırım’daki insan hakları ihlallerini takip eden “Mahkeme. Kırım Bölümü” (Tribunal. Krymsky Epizod) adlı girişim tarafından 12 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşınan habere göre; Rus işgali altındaki sözde Kırım Yüksek Mahkemesinde görülen “vatana ihanet” dosyaları, uzun süredir kapalı oturumlarda yürütülüyor. Daha önce Viktor Sklyarov, Alla Hineviç tarafından incelenen dosyalara, 2024 yılında sözde davaların artması sebebiyle Sergey Pogrebnyak ve Natalya Kulinskaya da eklenirken 11 Haziran itibarıyla bu isimler arasında Viktor Zinkov da yer aldı. Hak savunucuları, son dönemde Ukrayna vatandaşlarına yönelik ceza soruşturmalarının artmasının, bu tür davalara bakan yargıç sayısının yükseltilmesinde etkili olduğunu dile getirdi. Özellikle 2024 yılından itibaren sözde “vatana ihanet” suçlamalarıyla açılan dosyalarda belirgin bir artış gözlenmesi de ayrıca dikkat çekti. MAHKEME KAYITLARI KALDIRILIRKEN YARGIÇLARA İLİŞKİN BİLGİLER ERİŞİME KAPATILIYOR! Bununla birlikte hak örgütleri, Rusya’ya bağlı yargı kurumlarının siyasi içerikli davalara ilişkin bilgileri kamuoyundan giderek daha fazla gizlediğinin altını çizdi. Mahkeme kayıtlarının kaldırıldığı, bazı yargıçlara ilişkin bilgilerin erişime kapatıldığı ve siyasi davalarda görev alan isimlerin görünürlüğünün ise azaltıldığı bildirildi. Öte yandan Zinkov’un, 11 Haziran 2026 tarihinde sözde “vatana ihanet” suçlamasıyla açılan yeni bir davayı incelemeye başladığı ifade edildi. İnsan hakları savunucuları, kapalı oturumlarda yürütülen bu süreçlerin adil yargılanma hakkına ilişkin ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtiyor. Buna karşın Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlilerinin kamuya açık duruşmalarda bile hukuk kurallarını hiçe saymaları dikkat çekiyor. ZİNKOV, NARİMAN CELÂL HAKKINDA VERİLEN HUKUKSUZ KARARDA DA GÖREV ALMIŞTI 1970 yılında Ukrayna’nın Volın (Volyn) bölgesinde doğan, eski bir Ukraynalı hâkim olan ve mesleğe adım atarken ettiği yemine ihanet ettiği belirtilen Zinkov’un, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesinin ardından Rus yargı sisteminde görev almaya başladığı kaydedildi. İnsan hakları kuruluşları, Zinkov’un kamuoyunda çok az bilinen isimlerden biri olduğunu ve hakkında kamuya açık bilgi ile fotoğraf bulunmadığını belirtti. Zinkov’un adı, özellikle 2022 yılında Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Nariman Celâl ile Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov'a verilen ağır hapis cezalarıyla gündeme gelmişti. Üç isim, işgal makamları tarafından bir doğal gaz hattına yönelik sabotaj düzenlemekle suçlanmış ve haksız yere uzun süreli hapis cezalarına çarptırılmıştı. İnsan hakları savunucuları ise davanın siyasi nitelik taşıdığını ve kararın hukuki standartlardan uzak olduğunu dile getirdi. Ayrıca Zinkov’un başkanlık ettiği yargılama sırasında FSB görevlilerinin mahkemede taşkın davranışlar sergilediği, açık tehditlerde bulundukları ve mahkeme kurallarını hiçe saydığı da vurgulandı. Zinkov’un ise söz konusu davranışlara göz yumduğu ve kendisinden beklenen hukuksuz kararı verdiği ifade edildi.

Tepreş Şenliği, Yalova'da coşkuyla kutlandı Haber

Tepreş Şenliği, Yalova'da coşkuyla kutlandı

Yalova Kırım Derneği tarafından, Kırım Tatarlarının Hıdırellez sonrasında kutladıkları geleneksel bahar ve bereket bayramı Tepreş Şenliği, 7 Haziran 2026 tarihinde Yalova'nın Çiftlikköy ilçesindeki Mokamp Parkı'nda gerçekleştirildi. Kırım Tatar ve Türk bayraklarıyla süslenen etkinlik alanında, Kırım Tatar mutfağının önemli lezzetlerinden çibörek, Kırım baklavası ve çeşitli börekler ev usulünde hazırlanarak katılımcılara ikram edildi. Şenliğe, Kırım Derneği Bursa Şubesi Başkanı Yunus Güneri, Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele, Taşköprü Belediye Başkanı İsmail Arslan, Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova, Yalova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Yalvar, iş insanları Tekin Sarıçam ve Enes Aydın, İlçe Emniyet Müdürü Sevda Veli, İlçe Milli Eğitim Müdürü Zeki Sitar, Subaşı Kırım Tatar Derneği Başkanı Canan Neseli, Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, Kırım Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Celal İçten, Kırım Gelişim Vakfı Bursa Şube Başkanı Haluk Yaşayanlar, Kırım Gelişim Vakfı Başkanı Ümit Şilit, şubelerin yönetim kurulu üyeleri ile Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden gelen çok sayıda Kırım Tatarı katıldı. Program, saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Kırım Tatar Milli Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından protokol üyelerine plaket takdim edildi ve açılış konuşmaları gerçekleştirildi. ERTÜRK: KIRIM, TÜM TÜRK DÜNYASININ ORTAK DAVASI Tepreş'in açılışında konuşan Yalova Kırım Derneği Başkanı Zeki Ertürk, Kırım'ın yalnızca Kırım Tatarlarının değil, tüm Türk dünyasının ortak davası olduğunu vurguladı. Kırım'ın Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından Kırım Tatarlarının çeşitli baskılara maruz kaldığını belirten Ertürk, dernek olarak Kırım'daki soydaşlarla dayanışmayı sürdürdüklerini ifade etti. Ertürk, “Kırım davası yalnızca Kırım'ın değil, bütün Türk dünyasının davasıdır. Kırım, Kazakistan, Özbekistan ve diğer Türk topluluklarıyla birlik ve beraberlik içinde hareket etmeliyiz.” dedi. ÇİFTLİKKÖY BELEDİYESİNDEN KIRIM TATARLARINA KATKI Çiftlikköy Belediye Başkanı Adil Yele de Tepreş'in baharın gelişini ve mevsimin değişimini simgeleyen önemli bir kültürel etkinlik olduğunu belirterek, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti. Yele, Kırım Tatarlarının kültürel değerlerinin yaşatılmasının önemine işaret ederek, Çiftlikköy'de Kırım Türkleri Derneği için yeni bir sosyal alan oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini kaydetti. KIRIM AİLESİ'NDEN UNUTULMAZ SAHNE GÖSTERİSİ Tepreş Şenliği'nde, Türkiye ve Ukrayna'da faaliyet gösteren Kırım Ailesi Derneği'nin dans ve müzik ekibi sahne aldı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde çeşitli kültürel ve sosyal projeler yürüten derneğin gösterisi, izleyicilerden büyük beğeni topladı. Kırım Tatar halk danslarının seçkin örneklerinden "Dare", "Gügüm", "Ağır Ava ve Kaytarma" ve "Üç Çift" oyunlarını sahneleyen ekip, performanslarıyla şenliğe renk kattı. Program kapsamında derneğin çocuk grubu da "Mavi Boncuk" ve "Kalaylı Kazan" adlı eserleri seslendirerek katılımcıları hem duygulandırdı hem de neşelendirdi. Gösterilerin ardından konuşan Kırım Ailesi Kurucusu ve Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'ın Başdanışmanı Anife Kurtseitova, organizasyondan dolayı Yalova Kırım Derneğini tebrik ederek, Celâl'ın selamlarını ve iyi dileklerini katılımcılara iletti. Bunun yanı sıra Kurtseitova, Kırım Tatar aydını ve Türk dünyasının önemli fikir insanlarından İsmail Gaspıralı'nın "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarını hatırlatarak Kırım Tatar halkına birlik ve dayanışma çağrısında bulundu. Kırım'ın geleceği için birlikte çalışmanın önemine vurgu yapan Kurtseitova, kültürel kimliğin korunması ve millî değerlerin yaşatılması için ortak mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl, Sıfır Atık Forumu 2026'ya katıldı Haber

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl, Sıfır Atık Forumu 2026'ya katıldı

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 5 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde İstanbul'da düzenlenen uluslararası Sıfır Atık Forumu 2026'nın ilk gün programına katıldı. Dünyanın dört bir yanından 180'i aşkın ülkenin temsil edildiği forum, sürdürülebilir kalkınma ve çevre politikaları alanında yılın en önemli uluslararası etkinliklerinden biri olarak öne çıktı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl forum çerçevesinde çeşitli ülkelerin diplomatik temsilcileri, uluslararası kuruluşların yetkilileri ve çevre politikaları alanında faaliyet gösteren kurumların temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde çevre, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliği alanlarında mevcut ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni ortak projelerin hayata geçirilmesi konuları ele alındı. Ayrıca Celâl ve Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova, Türkiye Cumhuriyeti'nin 63. hükûmetinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Eskişehir Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan ile bir araya geldi. GELECEK NESİLLERE DAHA YAŞANABİLİR BİR DÜNYA Sıfır Atık Vakfı öncülüğünde gerçekleştirilen forumda, iklim değişikliğiyle mücadele, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir üretim ve tüketim modelleri, atık yönetimi, plastik kirliliğinin azaltılması ve çevresel yenilikler gibi küresel ölçekte önem taşıyan konular ele alındı. Etkinlikte ayrıca, doğal kaynakların daha verimli kullanılması ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakılması için uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Forumun açılış konuşmaları Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından yapıldı. Uzun yıllardır sıfır atık girişiminin öncülüğünü yapan Emine Erdoğan, yaptığı konuşmada çevresel sorunların çözümünde küresel dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Erdoğan, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevre politikalarının değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve iklim stratejilerinin de temel unsurlarından biri hâline geldiğini ifade etti. Forum kapsamında düzenlenen "Sıfır Atığın Tanımlanması: Sıfır Atık Gerçekten Ne Anlama Geliyor?" başlıklı panelde, döngüsel ekonomi modeline geçiş süreci, gıda israfının azaltılması, atıkların yeniden değerlendirilmesi, karbon emisyonlarının düşürülmesi ve çevre dostu teknolojilerin geliştirilmesi gibi başlıklar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Uzmanlar, akademisyenler, devlet yetkilileri ve uluslararası kuruluş temsilcileri, iklim krizinin etkilerini azaltmaya yönelik çözüm önerilerini paylaştı.

Türk dünyasının geleceği Ankara’da masaya yatırıldı Haber

Türk dünyasının geleceği Ankara’da masaya yatırıldı

EkoAvrasya Vakfı, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Türk Dünyası Sivil Toplum İşbirliği Derneği (TÜRKSİT) ve Politik Stratejiler Araştırma Merkezi (POLSAM) iş birliğiyle düzenlenen “Türk Dünyası Entegrasyonunda Yeni Ufuklar: Ortak Geleceğe Doğru Stratejik Vizyon” sempozyumu Ankara'da gerçekleştirildi. TÜRKSOY ev sahipliğinde 3 Haziran’da gerçekleştirilen sempozyum Türkistan coğrafyasındaki Türk devletlerinin bağımsızlıklarının 35. yılı vesilesiyle tertip edildi. Programın açış ve selamlama konuşmaları AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, EkoAvrasya Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hikmet Eren, POLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Av. Ahmet Doğanses, TÜRKSİT Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Kurnaz tarafından yapıldı. Sempozyuma, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'in yanı sıra Türk dünyasından pek çok diplomatik misyon temsilcisi, akademisyen, siyasetçi ve STK temsilcisi katıldı. “TDT BİR YILDA 150’DEN FAZLA ETKİNLİK DÜZENLEDİ” Programda konuşan Zorlu, 2025 yılının Türk dünyası çalışmaları açısından oldukça verimli geçtiğini, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) yaklaşık 30'u üst düzey buluşmalar olmak üzere 150'den fazla etkinliği gerçekleştirdiğini belirtti. Zorlu, Türkiye ve Türkistan coğrafyasındaki Türk devletlerinin aralarındaki ilişkinin giderek geliştiğini geçmişte birkaç başlık altında ilerleyen ilişkilerin bugün 30’dan fazla başlığa ulaştığını söyledi. Türkiye’de Türk dünyasına yönelik çok yoğun faaliyetlerin yürütüldüğünü belirten Zorlu, “Hemen hemen tüm Bakanlıklarımızın bünyesinde doğrudan ve dolaylı bir biçimde çok yoğun bir Türk dünyası faaliyeti sürdürülüyor. Bizi birbirimize bağlayan en önemli şey dilimiz ve kadim kültürümüz.” dedi. “KIRIM TÜRKLÜĞÜ BİZİM İÇİN ÇOK KIYMETLİ” Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’e hitap eden Zorlu, “O çile çekmiş bir dava insanı. Özel ve güzel bir insan. Devletinin Türkiye’deki temsilcilik görevini yürütüyor. Bu da bizim için gurur verici. Elbette Kırım Türklüğü bizim için çok kıymetli.” diye konuştu. Türkiye’de düzenlenecek TDT 13. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'ni ekim ayında düzenlemeyi planladıklarını belirten Zorlu, “TDT, sadece Türk dünyasının birlikteliği değil, bulunduğumuz her coğrafyada güvenliğin, huzurun ve birlikte yaşama iradesinin arzusu olsun. Biz gittiğimiz her coğrafyaya huzur götürme anlayışıyla vücut bulmuş bir milletin evlatlarıyız.” ifadelerini kullandı. TÜRK DÜNYASI GENÇLİK KAMPI KOCAELİ’DE DÜZENLENECEK Zorlu, bir süredir Türk Dünyası Sivil Toplum Destek Sistemi (TÜDSES) projesinin 23 Haziran’da büyük bir etkinlikle tanıtacağını aktararak, şöyle konuştu: Dijital bir ortamda tüm sivil toplum kuruluşlarımızı topluyoruz. Türk dünyasının sivil toplum gücünün ve potansiyelinin çok önemli olduğu ama birlikteliğimizin o kadar yoğun olmadığını tespitle ortaya koyduğumuz bir projeydi. Bunu tamamladık. Bu dijital sistemde, bütün sivil toplum kuruluşlarımız birbiriyle etkileşim kurabilen, sorunlarını anlatabilen, ilgili devletlerimizdeki kurumlara sıkıntılarını, isteklerini iletebilen bir mekanizmayı öngörüyor. Bunu hayata geçirmiş olacağız. Zorlu, Türk Dünyası Gençlik Kampı’nın 3 ile 5 Temmuz tarihleri arasında Kocaeli’de düzenleneceğini duyurdu. “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK" VURGUSU TÜRKSOY Genel Sekreter Yardımcısı Yusuf, Türk dünyasının ortak politikalarının geliştirilmesinin önemine değindiği konuşmasında, “Birlikten ve gelecekten bahsediyorsak ortak politikalar üretmek zorundayız. Bu politikaları geliştirecek kadrolara sahibiz.” dedi. EkoAvrasya Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Eren de İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” ülküsünün ortak alfabeden ortak tarihe uzanan müşterek çalışmalarda somut bir gerçekliğe kavuştuğunu ifade etti. POLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Doğanses ise Türk dünyasının Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar büyük bir havzası kapsadığını belirterek, “Bu havza, yalnızca ortak bir geçmişin değil küresel dengeleri yeniden şekillendirecek bir geleceğin habercisidir.” diye konuştu. TÜRKSİT Yönetim Kurulu Başkanı Kurnaz, Türk devletlerinin aynı destanın farklı sayfaları olduğunu belirtti. Kurnaz, “35 yılda kurduğumuz tanışıklığı ortak kuvvete, akla ve vizyona dönüştürme çabasındayız.” dedi. Açış ve selamlama konuşmalarının ardından oturum düzenine geçildi. Alanında uzman isimlerin katılımıyla; Küresel Rekabette Türk Dünyası Vizyonu, Küresel Güç Dengesinde Türk Dünyası: Stratejik Öncelikler, Türk Dünyasının Küresel Güç Potansiyeli ve Stratejik Rotası başlıklı düzenlenen panellerde bölgesel iş birliği modelleri, enerji arz güvenliği, teknolojik entegrasyon ve Karabağ zaferi sonrası değişen jeopolitik dengeler ele alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.