SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nariman Celal

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nariman Celal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nariman Celal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükelçi Celâl’den Ramazan Bayramı mesajı: Barış ve dayanışma vurgusu Haber

Büyükelçi Celâl’den Ramazan Bayramı mesajı: Barış ve dayanışma vurgusu

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Ramazan Bayramı vesilesi ile tebrik mesajı yayımladı. Savaşın zorluklarına rağmen Ukrayna’nın ayakta kaldığını vurgulayan Celâl, mesajında şu ifadelere yer verdi: Ramazan Bayramı vesileyle sizleri en içten deliklerimle selamlıyorum. Ramazan ayı boyunca tuttuğumuz oruçlarda, kıldığımız namazlarda ve ettiğimiz dualarda hep aynı dileği paylaştık. Barış, merhamet ve insanlık için daha da adil bir dünya. Ukrayna olarak bu yıl da direnişimizi sürdürdük. Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Volodımır Zelenskıy, üst düzey yetkililer ve Müslüman askerlerimizin katılımıyla iftar sofralarında bir araya geldik. Bugün Ukrayna'da 2 milyondan fazla Müslüman yaşamaktadır ve ne yazık ki bu yılda Ramazan'ı savaş gölgesinde geçirmeye de zorunda kaldılar. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, sivil halka karşı yürütülen bir kış terörü niteliği taşımaktadır. Birçok kişi günlerce elektriksiz ve doğalgazsız kaldı. Bazı aileler için iftar vakti bir kap sıcak yemek hazırlamak dahi mümkün olmadı. Ancak tüm zorluklara rağmen Ukrayna ayakta kaldı. İnancımız, dayanışmamız ve Ramazan ayının manevi gücü bize sabır ve güç verdi. Bu vesileyle zor zamanlarda Ukrayna halkıyla dayanışma içinde olan Ukrayna gönderdiği jeneratörle ve insani yardımlarla sadece eşit değil, aynı zamanda umut olan Türkiye'ye ve Türk halkına içten teşekkürlerimi ifade etmek isterim. Bu mübarek bayramın sizleri ve ailelerinize sağlık, huzur ve bereket getirmesini diliyorum. Ukrayna'dan Filistin'e, Orta Doğu'dan, dünyanın çatışmaların yaşandığı diğer bölgelerinde kadar ve her yerde barışın bir an önce tesis edilmesi için dua ediyoruz. Ramazan Bayramı'nız mübarek olsun. Ukrayna’nın Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Sayın Naryman Dzhelialov’un Ramazan Bayram’ı mesajı: “Bugün Ukrayna’da iki milyondan fazla Müslüman yaşamaktadır. Ve ne yazık ki bu yıl da Ramazan’ı savaşın gölgesinde geçirmek zorunda kaldılar.“ pic.twitter.com/c6RV3WmUNh — Ukraine in Türkiye (@UKRinTR) March 20, 2026

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde iftar: Bayram öncesi Ramazan ruhu hissedildi Haber

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde iftar: Bayram öncesi Ramazan ruhu hissedildi

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve eşi Leviza Celâl, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğindeki konutlarında misafirleri için iftar düzenledi. BİRÇOK DİPLOMAT VE TEMSİLCİ RAMAZAN RUHUNU YAŞADI Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayşe Berris Ekinci, Bakanlık temsilcileri, yabancı diplomatlar ile Türk iş dünyasından ve sivil toplum kuruluşlarından birçok temsilci, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen iftarda bayram öncesinde Ramazan ruhunu yaşadı. UKRAYNA’DA MÜSLÜMANLARA GÖSTERİLEN SAYGI VURGULANDI İftarda konuşma yapan Büyükelçi Celâl, Ukrayna’da farklı inançlar arasındaki diyaloğun öneminin ve Müslüman toplumuna gösterilen saygının altını çizdi. Büyükelçi Celâl, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Ukrayna’da iftar geleneği, devletin en yüksek kademesinde yaşatılmaya başlanmıştır. Bu durum, Müslüman toplumuna duyulan saygının bir göstergesi hâline gelmiştir. Ukrayna Cumhurbaşkanı ile Ukrayna Dışişleri Bakanı’nın katılımıyla düzenlenen iftarlar, çoktan bir gelenek hâline gelmiştir. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bünyesinde diğer vatandaşlarla omuz omuza savaşan binlerce Müslüman; devletimizi ve devletimizin özgürlüğüyle bağımsızlığını korumaktadır. UKRAYNA VE TÜRKİYE'NİN DOSTLUĞU EN GÜÇLÜ HÂLİYLE HİSSEDİLDİ İşgalci Rusya’nın dört yıldan uzun bir süredir toprak bütünlüğüne yönelik işgal girişiminde bulunduğu Ukrayna adına dua edilen ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenski'nin (Volodymyr Zelensky) Ukrayna ordusundaki Müslüman askerleri devlet nişanlarıyla mükâfatlandırdığının dile getirildiği iftarda misafirler, dayanışma ruhunu iliklerine kadar hissetti. Ayrıca söz konusu iftar, Ukrayna ile Türk halkı arasındaki ortak saygının ve güçlü dostluğun gözler önüne serildiği, samimi bir ortam oldu.

Varşova’da Kırım Direnişine uluslararası destek: "Kırım sorunu medeniyetin geleceğidir" Haber

Varşova’da Kırım Direnişine uluslararası destek: "Kırım sorunu medeniyetin geleceğidir"

Varşova Üniversitesinde 26 Şubat Kırım’ın Rus İşgaline Karşı Direniş Günü vesilesiyle düzenlenen geniş kapsamlı etkinlik; diplomatları, akademisyenleri ve siyasetçileri bir araya getirdi. Ukrayna’nın Varşova Büyükelçiliği ve Kırım Evi Vakfı (Fundacja Krymski Dom) iş birliğiyle gerçekleştirilen programda, Kırım’ın kurtuluşu olmadan küresel adaletin tesis edilemeyeceği vurgulandı. Etkinlikte konuşma yapan, Ukrayna’nın Polonya Büyükelçisi Vasıl Bodnar ile Polonya hükûmetinden üst düzey yetkililer Kırım halkıyla dayanışma mesajları verdi. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) ortaklığında gerçekleştirilen buluşmada, 26 Şubat 2014’ün Kırım Tatar halkının işgale karşı açık direnişinin sembolü olduğu hatırlatıldı. “KIRIM, ULUSLARARASI DÜZENİN TESTİ” Etkinliğe video mesaj yoluyla katılan KTMM Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatar halkının geleceğinin doğrudan Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne bağlı olduğunu belirtti. Çubarov, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Kırım meselesi, abartısız bir şekilde dünya medeniyetinin geleceği meselesidir. Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması, uluslararası düzenin kaba kuvvete değil; adalet ve uluslararası hukuk ilkelerine dayalı olarak yeniden inşa edilmesi anlamına gelecektir. Kırım meselesi aynı zamanda Kırım Tatar halkının geleceğin meselesidir.” NARİMAN CELÂL’İN HİKAYESİ ANLATILDI Toplantının ikinci bölümünde, Kamu Yararına Gazetecilik Laboratuvarı tarafından 2023 yılında hazırlanan “Kırım’ın Sesi: Nariman Celâl” adlı belgesel filmin gösterimi yapıldı. Belgesel, şu an Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan ancak filmin çekildiği dönemde işgalci Rusya tarafından alıkonulan KTMM Başkan Yardımcısı Nariman Celal’in mücadelesini ve Kırım’daki siyasi tutsakların durumunu gözler önüne serildi. “KIRIM KONUSU GÜNDEMDE KALMALI” Varşova’daki buluşma, Kırım’da devam eden sistematik insan hakları ihlallerine uluslararası toplumun dikkatini çekmek için önemli bir platform oluşturdu. Etkinliğe video mesaj yoluyla katılan Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimî Temsilcisi Olha Kurışko ve Büyükelçi Celal, Kırım konusunun hem akademik hem de siyasi ajandada üst sıralarda tutulması gerektiğinin altını çizdiler.

Leviza Celâl: Kırım’dan vazgeçmek bizim için ihanet olur Haber

Leviza Celâl: Kırım’dan vazgeçmek bizim için ihanet olur

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’ın eşi Leviza Celâl, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Kırım’ın işgali sonrası Kırım Tatar halkının maruz kaldığı baskıları, siyasi tutuklamaları ve ailelerin yaşadığı zorlukları anlatarak, mücadelenin kimlik ve onur mücadelesi olduğunu vurguladı. Bundan tam 12 yıl önce, 26 Şubat 2014’te binlerce Kırım Tatarı ve Ukraynalı, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunmak ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına karşı çıkmak için Kırım Parlamentosu binası önünde miting yaptı. Leviza Celâl, o günü çok iyi hatırladığını ve eşinin de mitinge katıldığını, kendisinin ise küçük çocuklarla evde ATR televizyon kanalının canlı yayını üzerinden gelişmeleri izlediğini aktararak, “İzlemek dayanılmaz derecede zordu. İki büyük insan grubu birbirini itiyor, büyük bir gerilim yaşanıyordu. Kırım Tatarları ve Ukraynalılar ilk kez Akmescit'tin (Simferopol) merkezinde Rusya yanlısı güçlerle karşı karşıya gelmişti.” dedi. Ertesi sabah işgalcilerin Kırım hükûmeti ve Kırım Parlamentosu binalarını ele geçirdiğini anlatan Celâl, binalara Rus bayraklarının asıldığını ve 27 Şubat’ta işgali yasallaştıracak bir referandum yapılmasına karar verildiğini söyleyerek, “Oysa işgal zaten başlamıştı. Bu adaletsizliği sakin sakin izlemek imkânsızdı. Bunun gerçekten burada ve şimdi bizim başımıza geldiğine inanmakta zorlanıyorduk.” ifadelerini kullandı. 8 MART KADIN PROTESTOLARI VE DİRENİŞ Celâl, 8 Mart’ta kadınların protesto için Kırım’ın ana yollarına Ukrayna bayraklarıyla çıktığını aktararak, “Kalabalığın içinden yola doğru yürüyordum. Omuzlarımda Ukrayna bayrağı vardı; sakin, kendinden emin ve gururluydum. Biz orada dururken Rus askerî araçları yanımızdan geçiyordu. Kadınlar onlara doğru koşuyor, lanet ediyor ve geri dönmelerini söylüyordu.” şeklinde konuştu. Ancak kısa süre sonra Ukrayna askerî birliklerinin ele geçirildiği haberlerinin geldiğini ve Kırım’ın tamamen işgalcilerin kontrolüne geçtiğini belirtti. Celâl, yaşananları “Hiçbir şey yapamayacağımızı anlamak bizi adeta felç etti. Bu tam anlamıyla bir çaresizlikti.” sözleriyle özetledi. BASKILAR VE MEDYA KISITLAMALARI Leviza Celâl, işgalin ardından baskıların hızla arttığını ve Kırım Tatar televizyon kanalı ATR’nin kapatıldığını vurgulayarak, “Bu sadece bir medya kuruluşuna değil; gerçeği duyma hakkımıza, ana dilimizi konuşma özgürlüğümüze ve kimliğimizi koruma irademize vurulan bir darbeydi.” dedi. İşgalin ilk kurbanı Reşat Ametov’u anımsatan Celâl, “Akmescit’in ana meydanında tek başına protesto yaptı. Silahsızdı, saldırgan değildi. Bir hafta sonra işkence izleriyle ölü bulundu. Karşı çıkmak bile öldürülmek için yeterliydi.” ifadelerini kullandı. Celâl, genç aktivistlerin kaybolmaya başladığını, bunlar arasında DQTK Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’un da bulunduğunu ve bazılarının hâlâ bulunamadığını aktardı. Kırım Tatarlarına yönelik kitlesel baskıların sistemli şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Celâl, bu uygulamanın amacının toplumu korkutmak ve karşı çıkanlara cezalandırılacakları mesajını vermek olduğunu söyledi. ÇOCUKLAR VE MİLLİ EĞİTİM Çocuklar üzerindeki baskılara dikkat çeken Celâl, “Daha önce Kırım Tatar sınıflarının bulunduğu okullarda dil dersleri büyük ölçüde kaldırıldı. Haftada yalnızca yarım saat dil ve yarım saat edebiyat dersi veriliyor. Bu dersler sadece birer ders değildi; dilimizin ve kimliğimizin aktarımıydı.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Celâl, bazı öğretmenlerin Tatarca konuşan çocuklara karşı nefret dolu sözler sarf ettiğini, okullarda Rusça dışında dil konuşulmaması gerektiğinin söylendiğini ve hatta İngilizce yazılı kıyafetlerin yasaklandığını aktardı. Bu durumun çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini ve Kırım Tatarca bilgisinin ciddi şekilde azaldığını belirtti. NARİMAN CELAL'İN TUTUKLANMASI Celâl, kendisi ve eşi Nariman Celâl'in işgale karşı mücadeleden vazgeçmediğini söyledi. Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) faaliyetlerinin yasaklandığını, Nariman Celâl’in Kırım’da kalan tek başkan yardımcısı olduğunu ve gazetecilik tecrübesiyle halkın yaşadıklarını anlattığını aktardı. Nariman Celâl’ın tutuklanmasıyla birlikte üç yıl süren mahkeme ve cezaevi sürecinin başladığını belirten Celâl, bu zorlu dönemde yardım ve destek sağlayan herkese dayanışmaları için teşekkür etti. GÖÇ VE DEMOGRAFİK DEĞİŞİM Celâl, işgalin başladığı günden bu yana 12 yıl geçtiğini ve Kırım Tatarlarının çoğunun tek tarihî vatanları olduğu için Kırım’da kaldığını söyleyen Celâl, şöyle devam etti: Kırım Tatarlarının çoğu işgali kabul ettiği için değil, tek tarihî vatanımız orası olduğu için Kırım’da kalıyor. Ondan vazgeçmek bizim için ihanet olur. Rus propagandası bunu rıza gibi göstermeye çalışıyor ama gerçek bu değil. "İşgalin en ciddi sonuçlarından biri demografik değişim oldu." diyen Celâl, "Baskılar, tutuklamalar ve özellikle savaş sonrası zorunlu askerlik nedeniyle birçok insan Kırım’dan ayrılmak zorunda kaldı. On binlerce Kırım Tatarı ayrıldı, yüz binlerce Rus getirildi. Bu bilinçli bir nüfus değişimidir. Benzer bir politika 1944 Sürgünü'nden sonra da uygulanmıştı." ifadelerini kullandı. KADINLAR VE AİLELERİN DAYANIŞMASI Zor dönemde yükün büyük ölçüde kadınların omuzlarına düştüğünü belirten Celâl, mahkemelerde birbirlerine destek olduklarını, ev ziyaretleri yaptıklarını ve bu dayanışma ruhunun herkese güç verdiğini söyledi. Celal, çocukların babalarıyla doğrudan görüşme imkânlarının kısıtlı olduğunu ve mektuplarla iletişim kurduklarını anlatarak,. “Evde her zaman babalarının neden hapiste olduğunu anlattım. Onların Kırım ve Kırım Tatar halkının geleceği için mücadele ettiği için cezalandırıldığını söyledim. Çocukların babalarından utanmalarını değil, onunla gurur duymalarını istedim.” dedi. Nariman Celâl'in tutuklandığında en küçük kızları Nihal’in 11 aylık olduğunu belirten Celâl, üç yıl boyunca babasını yalnızca fotoğraflardan ve videolardan tanıdığını, yüz yüze ilk karşılaşmalarının çok duygusal geçtiğini aktardı. KORKU ORTAMI Celâl, işgalin başlamasından sonra insanların kendi evlerinde bile temkinli davrandığını, komşular arasında kime güvenileceğinin bilinmediğini, bazı tanıdık kişilerin dahi ihbar edebildiğini belirtti. Ukrayna’yı destekleyen, Ukraynaca konuşan veya işgale karşı fikir beyan eden kişilerin hedef hâline geldiğini söyleyerek, bu nedenle birçok insanın sessiz kalmayı tercih ettiğini ve açıkça eleştirel konuşmanın neredeyse imkânsız hâle geldiğini vurguladı.

“Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu! Haber

“Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!

Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn saldırısının dördüncü yıl dönümü vesilesiyle 24 Şubat 2026 tarihinde Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği binasında “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar” başlıklı etkinlik düzenlendi. Aynı zamanda asker olan Ukraynalı sanatçılar, sanat aracılığıyla savaşın insani boyutunu, hafızasını ve Ukrayna’nın özgürlük mücadelesini sahneye taşıdı. Etkinliğin açılış konuşmaları Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont tarafından yapıldı. Dumont, Ukrayna halkının Rusya’nın saldırılarına karşı direnişini anmak amacıyla Fransa ve Ukrayna tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, “Bugün burada, Ukrayna ve Fransa’nın birlikte düzenlediği bu etkinlik vesilesiyle, Ukrayna halkının komşusu tarafından gerçekleştirilen haksız saldırı karşısındaki direnişini anmak için bir araya geliyoruz.” dedi. Ukrayna halkının dört yıldır savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Dumont, “Ukraynalılar dört yıldır zorunlu göçlere, savaşın neden olduğu yoksunluklara ve çok sık şekilde sevdiklerini kaybetmenin acısına maruz kalıyor. Bu kayıplar, topraklarını savunmak için cepheye giden askerlerin yanı sıra bombardımanların hedefi olan sivilleri de kapsıyor.” ifadelerini kullandı. “CEPHEDE SAVAŞANLAR BİR ZAMANLAR SİVİLDİ” Dumont, bugün Ukrayna cephelerinde savaşan askerlerin çoğunun birkaç yıl öncesine kadar öğretmen, işçi ve sivil vatandaşlar olduğunu vurgulayarak, bunun unutmaması gerektiğini söyledi. Rus güçlerinin işgal altındaki topraklarda halkı kimliğinden ve kültüründen mahrum bırakmaya çalıştığını belirten Dumont, sivillerin ortadan kaldırıldığını, çocukların ailelerinden koparılarak Rus ailelere verildiğini ve genç erkeklerin zorla kendi ülkelerine karşı savaşmaya gönderildiğini ifade etti. Bu gerçeklerin uluslararası kuruluşlar ve bağımsız gözlemciler tarafından ayrıntılı biçimde belgelendiğini hatırlatan Dumont, Rusya’nın güçlü iletişim araçlarıyla bu suçları unutturmaya çalıştığını kaydetti. Dumont ayrıca, Rus ordusunun Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef alarak sivilleri kış ortasında zor koşullara mahkûm ettiğini ve daha önce Buça ve çevresinde sivillere yönelik saldırılar gerçekleştiren güçlerin de aynı ordu olduğunu vurguladı. “UKRAYNA’NIN KİMLİĞİ VE VARLIĞI HEDEF ALINIYOR” Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin yalnızca toprakları değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kimliğini ve kültürünü hedef aldığını belirterek, Ukraynalı sanatçıların bu süreçte direnişin sesi hâline geldiğini vurguladı. Rusya’nın dört yıl önce başlattığı topyekûn işgalin, Rus rejiminin gerçek yüzünü ortaya koyduğunu belirten Celâl, bu savaşın yalnızca askerî bir saldırı değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kimliğini ve varlığını hedef alan bir girişim olduğunu söyledi. İşgal altındaki Kırım’da Ukrayna kültürüne yönelik baskılara dikkat çeken Celâl, Eylül 2022’de bir Kırım Tatar düğününde Ukrayna direnişinin sembollerinden biri hâline gelen “Oy U Luzi Çervona Kalına” adlı şarkının söylenmesi nedeniyle altı kişinin Rus mahkemeleri tarafından cezalandırıldığını hatırlattı. Celâl, damadın annesinin yalnızca Ukrayna şarkısı söylediği için günlerce gözaltında tutulduğunu, restoran sahibinin ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saygı duyduğunu ifade etmeye zorlandığını aktardı. Rusya’nın Ukrayna devletini ortadan kaldırmayı ve Ukrayna halkının kimliğini silmeyi amaçladığını vurgulayan Celâl, “İmparatorluklar her zaman ordulardan çok kültürden korkar. Ordu toprakları korur, ancak kültür anlamı ve kimliği korur.” ifadelerini kullandı. Savaşın başlamasından bu yana Ukraynalı sanatçıların direnişin sesi hâline geldiğini belirten Celâl, tiyatro binaları yıkılırken oyuncuların bombalanmış sığınaklarda sahne almaya devam ettiğini, yazarların Ukrayna’nın tarihini yeniden ve gerçekçi şekilde kaleme aldığını, müziğin ise en karanlık zamanlarda Ukrayna halkına umut verdiğini dile getirdi. “HAFIZA ZORLA SİLİNEMEZ” Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, Ukraynalı sanatçıların yalnızca kültürel üretimin temsilcileri değil, aynı zamanda ülkenin direncinin ve uluslararası güvenliğin önemli bir parçası olduğunu belirterek, kültürün hedef alınmasının devletlerin varlığını tehdit eden daha geniş bir sürecin parçası olduğunu vurguladı. Kültürün yok edilmesine göz yumulmasının, zamanla devletlerin yok edilmesinin de kabul edilmesine yol açabileceğini ifade eden Celâl, Ukrayna’nın yalnızca özgürlüğü için değil, evrensel bir ilke için mücadele ettiğini söyledi. Celâl, “Kültür hedef olmamalıdır. Dil suç değildir ve hafıza zorla silinemez.” dedi. Ukrayna’nın bu mücadelesinde uluslararası ortakların rolünün hayati önem taşıdığını vurgulayan Celâl, Fransa’nın kültürel diplomasiyi devlet politikası hâline getiren ülkelerden biri olduğunu, Türkiye’nin ise farklı kıtaları ve gelenekleri birleştiren yapısıyla kültürel mirasın bir çatışma alanı değil, bir köprü olduğunu çok iyi bildiğini ifade etti. Ukraynalı sanatçıların sempati değil, adalet ve seslerini duyurabilecekleri bir alan talep ettiğini belirten Celâl, dünyanın savaşa alışmasının en büyük tehlike olduğunu kaydetti. Celâl, cephede silahla savaşan, sahnede sanatını icra eden ve ülkesini farklı alanlarda temsil eden tüm Ukraynalı sanatçıların mücadelesinin Avrupa’nın geleceği için verilen bir mücadele olduğunu dile getirdi. Savaşın dört yıldır sürdüğünü ve bu süreçte bir neslin savaşın gölgesinde büyüdüğünü ifade eden Celâl, buna rağmen Ukrayna’nın yok edilemeyeceğini vurgulayarak, Ukrayna’nın özgürlük kültürüne sahip olduğunu söyledi. Ukrayna’nın gerçeklerini dünyaya anlatan her sergi, konser ve yayımlanan her eserin büyük önem taşıdığını belirten Celâl, “Gerçek de bir silahtır ve susturulamaz.” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından Ukraynalı Müzisyen ve asker Taras Kompaniçenko, Ukrayna’nın millî çalgısı bandura ile geleneksel Ukrayna ezgilerini icra etti. Sonrasında Kompaniçenko ve Büyükelçi Dumont, bandura ve çello düeti ile sahne aldı. “ŞİİR YAŞANANLARA TANIKLIK ETMEK İÇİN VARDIR” Ardından Ukraynalı Müzisyen Kompaniçenko ve Ukraynalı Şair ve Asker Yarına Çornohuz “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar” panelinde hem asker hem sanatçı olarak deneyimlerini paylaştılar. Çornohuz, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgali sırasında cephede edindiği deneyimlerin şiirlerinin temelini oluşturduğunu belirterek, şiirin savaşın tanıklığını yapmak ve kaybedilenlerin hafızasını yaşatmak için önemli bir araç olduğunu söyledi. Deniz piyadesi olarak görev yaptığını ve işgalin başladığı dönemde keşif birliğiyle birlikte cephede bulunduğunu ifade eden Çornohuz, savaşın zaman içinde değiştiğini belirterek, başlangıçta siper savaşı ve konvansiyonel çatışmalar yaşandığını, bugün ise savaşın büyük ölçüde insansız hava araçlarıyla sürdürüldüğünü ve kendisinin de insansız hava aracı (İHA) operatörü olarak görev yaptığını dile getirdi. İşgalin ilk günlerinde Rus birliklerinin saldırısına tanıklık ettiğini anlatan Çornohuz, cephede birlikte görev yaptığı askerlerle güçlü bir bağ kurduklarını belirterek, savaşın askerler için yalnızca bir toprak mücadelesi değil, aynı zamanda varoluş mücadelesi anlamına geldiğini vurguladı. Şiirin savaş koşullarında bir tanıklık ve hafıza aracı hâline geldiğini belirten Çornohuz, “Şiir, yaşananlara tanıklık etmek, gerçeği kayda geçirmek ve kaybettiklerimizi unutmamak için vardır.” dedi. Cephede kaleme aldığı şiirlerin, savaşta hayatını kaybeden silah arkadaşlarına adandığını vurgulayan Çornohuz, 2022 yılında cephede yazdığı kitabını, aralarında komutanlarının da bulunduğu ve Ukrayna için hayatını kaybeden askerlerin anısına ithaf ettiğini söyledi. Savaşta hayatını kaybedenlerin özgürlük için en ağır bedeli ödediğini ifade eden Çornohuz, şiirlerinin temel amacının, hayatını kaybeden askerlerin isimlerini ve hatıralarını yaşatmak olduğunu belirterek, savaşın gerçek yüzünün bu kayıplarda saklı olduğunu dile getirdi. “BU, RUSYA’NIN UKRAYNA SAVAŞI” Çornohuz, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının doğru şekilde adlandırılmasının hem askerler hem de özgürlük değerlerini savunan toplumlar için hayati önem taşıdığını vurguladı. Çornohuz, söz konusu savaşın “Rusya-Ukrayna Savaşı” olarak değil, “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı” olarak tanımlanması gerektiğini belirterek, bunun iki eşit taraf arasında yaşanan bir çatışma değil, bir işgal ve savunma süreci olduğunu ifade etti. Kendisini bir savaşın tarafı değil, ülkesini savunan bir asker olarak tanımlayan Çornohuz, Ukraynalıların kendi topraklarını ve özgürlüklerini koruduğunu dile getirdi. Rusya’nın askerî ve demografik açıdan çok daha büyük bir güç olduğunu hatırlatan Çornohuz, buna rağmen Ukraynalıların işgale karşı direndiğini ve bu mücadelenin bir savunma savaşı olduğunu kaydetti. Çornohuz ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Ukrayna’da işlenen suçların zamanla unutulacağı varsayımına dayanan bir strateji izlediğini ifade etti. Münih Güvenlik Konferansı’nda da bu konuya dikkat çektiğini belirten Çornohuz, büyük ölçekli suçların uluslararası toplum tarafından zamanla görmezden gelinmesi riskine karşı uyarıda bulundu. Rusya’nın sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarının ve sivillerin hayatını kaybetmesinin uluslararası toplum tarafından unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çornohuz, Ukrayna halkının özgürlüklerini korumak için ağır bedeller ödediğini belirtti. Uluslararası topluma çağrıda bulunan Çornohuz, Ukrayna’da yaşananların doğru şekilde tanımlanmasının ve Ukraynalı siviller ile askerlerin verdiği mücadelenin unutulmamasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “SENİN SİLAHIN BANDURADIR” Ukraynalı müzisyen ve asker Taras Kompaniçenko, sanatçı kimliğinden önce kendisini bir vatandaş olarak gördüğünü ve Ukrayna’nın bağımsızlık sürecinden bu yana ulusal kimliği güçlendirmek için sanatını bir araç olarak kullandığını ifade etti. Henüz 19 yaşındayken, Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde ulusal bilinç hareketlerine katıldığını belirten Kompaniçenko, Ukrayna bağımsızlığını kazandıktan sonra da sanat yoluyla özgürlük ve kimlik değerlerini yaymaya devam ettiğini kaydetti. Savaşın başlamasıyla birlikte cepheye gitme kararı aldığını ifade eden Kompaniçenko, asker olarak kabul edildiği dönemde öğrencilerinin ve meslektaşlarının kendisine silah yerine bandurasını işaret ederek, “Senin silahın banduradır” dediğini aktardı. Bu sözlerin kendisini derinden etkilediğini belirten Kompaniçenko, buna rağmen savaşın sorumluluğunu doğrudan hissettiğini ve cephede bulunmanın önemine inandığını vurguladı. Savaşın hem cephede hem de toplumda sanatın rolünü değiştirdiğini ifade eden Kompaniçenko, önceki yıllarda cephe hattına daha yakın bölgelerde performans sergileyerek askerlere moral verebildiklerini, ancak hâlihazırda insansız hava araçlarının (İHA) oluşturduğu tehdit nedeniyle bunun artık mümkün olmadığını söyledi. Cenaze törenlerinde de performans sergilediğini belirten Kompaniçenko, hayatını kaybeden askerlerin aileleriyle karşılaşmanın en zor anlardan biri olduğunu ifade etti. Özellikle evladını kaybeden annelerle karşı karşıya kalmanın büyük bir sorumluluk ve hassasiyet gerektirdiğini dile getiren Kompaniçenko, bu süreçte en önemli şeyin doğru zamanda ve doğru yerde bulunmak olduğunu vurguladı. Kompaniçenko, savaş koşullarında kahramanlık arayışından ziyade sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini belirterek, atılan her adımın başkalarının hayatını etkileyebileceğini ve bu nedenle sanatın ve mücadelenin dikkatle ve bilinçle sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Etkinlik, üyeleri 2022'de başlayan topyekûn işgal girişimi sonrasında asker olan Ukraynalı müzik grubu Antytila’yı konu alan “Culture vs War” isimli belgeselin gösterimi ile sona erdi.

Ankara'da Ukrayna'nın Rus saldırganlığı karşısındaki direnişi selamlandı Haber

Ankara'da Ukrayna'nın Rus saldırganlığı karşısındaki direnişi selamlandı

Mustafa KOÇYEGİT OHA Ankara Ankara'da, Ukrayna'nın Rus işgaline karşı sergilediği sarsılmaz direnişin 4. yılı (ve Kırım'ın işgalinin 12. yılı) münasebetiyle diplomatik düzeyde geniş katılımlı bir anma programı gerçekleştirildi. 24 Şubat 2026 tarihinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği binasında düzenlenen etkinlik, uluslararası toplumun Ukrayna'ya olan desteğini bir kez daha tescilledi. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'in ev sahipliğinde tertip edilen programa çok sayıda askerî ve diplomatik misyon temsilcisi, sivil toplum örgütü üyesi ve basın mensubu katıldı. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara SAVAŞ 12 YIL ÖNCE BAŞLADI Ukrayna millî marşının okunması ve bayrağının göndere çekilmesiyle başlayan törende Büyükelçi Nariman Celâl, savaşın 4 yıl önce değil 12 yıl önce Kırım'ın işgali ile başladığını vurguladı. Bu savaşın yalnızca Ukrayna’ya karşı yürütülen bir savaş olmadığını belirten Nariman Celâl, "Bu savaş, Birleşmiş Milletler Şartı’na ve egemenlik ile toprak bütünlüğü ilkelerine dayalı uluslararası düzene yöneltilmiş bir meydan okumadır." dedi. Rusya’nın stratejisini değiştirmediğini; Ukrayna’yı yıpratmak, nükleer tehditlerle dünyayı sindirmek ve demokratik toplumlarda yorgunluk yaratmak olduğunu kaydeden Celâl, "Bu nedenle saldırganlığın toprak tavizleriyle ödüllendirildiği herhangi bir anlaşmanın tüm dünya için tehlikeli bir emsal oluşturacağını özellikle vurguluyoruz." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara "Ukrayna’ya verilen destek bir hayır işi değildir. Bu destek, istikrara, güvenliğe ve kurallara dayalı uluslararası düzenin geleceğine yapılan bir yatırımdır." şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye Cumhuriyeti ile stratejik ortaklığımıza büyük değer veriyoruz. Türkiye, Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne istikrarlı biçimde destek vermekte; arabuluculuk rolü üstlenmekte; esir değişimleri ve insani girişimlere katkı sağlamaktadır. Türk diplomasisinin çabaları sayesinde 2025 yılında İstanbul’da üç tur müzakere gerçekleştirilmiş ve iki binden fazla vatandaşımızın geri dönüş süreci hızlandırılmıştır. Celâl konuşmasında ayrıca hayatını kaybedenlerin anısını bir dakikalık saygı duruşunda bulunmaya davet etti. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara AVRUPA'NIN GÜVENLİĞİ DE TEHLİKEDE Fransa'nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, Ukrayna'nın Rusya için hiçbir şekilde bir tehdit unsuru oluşturmamışken Rusya'ın tam 4 yıl önce, komşusuna karşı tam ölçekli bir işgal girişimi başlattığını anımsatarak, "Bu hukuksuz ve herhangi bir meşru zemine oturmayan işgalden 4 yıl sonra çatışmalar hâlâ devam ediyor." diye konuştu. Binlerce evin yıkıldığı ve yüz binlerce insan ya hayatını kaybettini ya da yaralandığını vurgulayan Isabelle Dumont, "Ukrayna halkı özgürlüğü için, emperyalist Rus güçlerine karşı amansız bir mücadele veriyor ve Rusya, kendi nüfusu için temel kamu hizmetlerini karşılamak yerine, Ukrayna'nın bitap düşmesi için milyarlarca dolar harcıyor." ifadelerine yer derdi. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara G7 kapsamında Ukrayna'ya sağlanacak desteğin en büyük öncelikleri arasında bulunduğunu dile giteren Dumont şu şekilde devam etti. Donbas'ın siperlerinde veya Rusya'nın Karadeniz'deki uçaklarına karşı, yalnızca bağımsız bir millet olan Ukrayna'nın geleceği tehlike altında değil. Aynı zamanda Avrupa'nın güvenliği ve istikrarının geleceği de burada söz konusu. Bu yüzden G7 yönetimi, bu savaşı sonlandırmaya yönelik çalışmaların yapılmasına ve G7 kapsamında Ukrayna ile Ukrayna halkına sağlanan desteğin sürdürülmesine karar verdi. AB'DEN İŞGAL MÜKÂFATLANDIRILMAMALI MESAJI Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Maslahatgüzarı Jurgis Vilcinskas konuşmasına, "Bin 462 gün içerisinde birçok iş yapabilirsiniz. Üniversite bitirebilirsiniz, aile kurabilirsiniz, yeni bir dil öğrenebilirsiniz, bir müzik aleti çalmayı öğrenebilirsiniz." sözleriyle başladı ve şöyle devam etti: Bin 462 günde aynı zamanda evinizi kaydedebilirsiniz. Sevdiklerinizi, arkadaşlarınızı kaybedebilir, bitmek bilmeyen bombardımanlar altında kalabilirsiniz. Hava eksi 20 dereceyken elektrik, su ve ısıtma olmadan yaşayabilirsiniz. Bütün Ukrayna halkı, bunları son 4 yılda deneyimledi. Bunlar yaşanırken aynı zamanda, büyük bir kahramanlık örneği göstererek kendi ülkelerini, bağımsızlıklarını ve tabii ki Avrupa'nın barışını ve refahını savundular. 2026'nın Rusya'nın Ukrayna'da barbarlıkla yürüttüğü topyekûn işgal girişiminin sona erdiği yıl olmak zorunda olduğunu söyleyen Jurgis Vilcinskas, yaşananların sorumluluğunun tamamen işgali devam ettiren Rusya'ya ait olduğunu vurguladı. Ukrayna'dan daha fazla kimsenin barıştan yana olmadığını kaydeden Vilcinskas, "Fakat işgalciyle barış sağlamak, seçenekler dâhilinde değildir. İşgal de mükâfatlandırılmamalıdır. Barış, sadece savaşların yapılmaması değildir; barış, gelecekteki savaşların önlenmesidir. Ukraynalılar apaçık bir şekilde güvenlik, egemenlik ve refah temelli adil ve kalıcı barış için hazır olduklarını göstermişlerdir. AB de Ukrayna'ya tam desteğini göstermektedir ve ABD arabuluculuğundaki barış girişimlerine aktif olarak katkıda bulunmaktadır. Bu savaşın sona erme şekli, gelecek adına belirleyici olacaktır; Burada Ukrayna, Türkiye, Avrupa ve dünyanın geleceği söz konusudur." dedi. UKRAYNA'DA HAYATINI KAYBEDENLER İÇİN DUA Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara Konuşmaların ardından, Rus saldırılarında hayatını kaybeden Ukrainler için Hristiyan din görevlisi; Kırım Tatarları için ise Ömer Özel tarafından dua okundu. Fotoğraf: Mustafa Koçyegit/QHA Ankara UKRAYNA'DAKİ RUS SALDIRGANLIĞI,GÖZLER ÖNÜNE SERİLDİ Ukrayna ve Hollanda büyükelçilikleri tarafından hazırlanan sergide, savaşın askerî boyutunun yanı sıra sivil halk üzerindeki etkisi belgeleyen fotoğraflar yer aldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.