SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nariman Celal

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nariman Celal haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nariman Celal haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatar siyasi tutsaklar Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov 5 yıldır Rus esaretinde Haber

Kırım Tatar siyasi tutsaklar Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov 5 yıldır Rus esaretinde

Rus işgali altındaki Kırım’da 2021 yılında kurgulanan sözde “sabotaj” davası, Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulmün en ağır örneklerinden biri olarak hafızalara kazındı. İşgalciler, işkenceyle alınan sahte ifadeler ve düzmece suçlamalarla Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Nariman Celâl ile aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov’u hedef aldı. Günümüzde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Nariman Celâl, 28 Haziran 2024 tarihinde gerçekleşen esir takasıyla hürriyetine kavuşsa da Asan ve Aziz Ahtemov, beş yıldır Rus esaretinde tutulmaya devam ediyor. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov’un 5 yıldır Rus esareti altında bulunduğunu hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: 3 Eylül, Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov'un alıkonulmasının 5. yıldönümü. 2021 yılında Rus işgal güçleri onları işgal altındaki Kırım'da uydurma suçlamalarla alıkoydu. Asan ve Aziz işkence, fiziksel ve psikolojik baskı gördüklerini bildirdi. İşgal mahkemesi Asan'ı 15 yıl, Aziz'i ise 13 yıl hapis cezasına çarptırdı. Şu anda Rus topraklarındaki cezaevlerinde yasa dışı olarak tutuluyorlar. Rusya, Asan Ahtemov ve Aziz Ahtemov başta olmak üzere düzmece suçlamalarla mahkûm ettiği tüm aktivistler ve siyasi tutsakları derhal serbest bırakılmalıdır. 2021 yılında 3 Eylül akşam saatlerinde Rus işgal güçleri, KTMM Başkan Yardımcısı Nariman Celâl ile Kırım Tatar aktivistler Asan Ahtemov, Aziz Ahtemov, Eldar Odamanov ve Şevket Useinov’un evlerine baskın düzenlemişti. Evlerde yapılan aramalardan sonra Asan ve Aziz Ahtemov bilinmeyen bir yere götürüldü. Alıkonulan Kırım Tatarlarının nerede tutulduğu bir buçuk gün boyunca gizlendi. Daha sonra sözde soruşturma görevlisi Vitaliy Vlasov, Avukat İslam Velilayev’e yaptığı açıklamada, beş kişinin FSB binasında tutulduğunu bildirdi. ALIKONULAN KIRIM TATARLARINA İŞKENCE! Kırım Tatarları Şevket Useinov ve Eldar Odamanov hakkında açılan idari davalar çerçevesinde 14 ile 15 gün tutuklama cezası kararı alındı. Öte yandan işgalciler günlerce Aziz ve Asan Ahtemov’un bağımsız avukatlarla görüşmesine izin vermedi. Avukat Ayder Azamatov, sonunda müvekkilleriyle görüşebildiğinde, Rus güçlerinin Kırım Tatarlarına ağır fiziksel ve psikolojik işkence uyguladığını açıkladı. İŞGALCİ RUSYA’DAN SÖZDE SABOTAJ İDDİASIYLA KIRIM TATARLARINA BASKI Rus istihbaratı, 7 Eylül 2021’de yaptığı açıklamada, Akmescit yakınlarındaki Anğara köyünde sözde bir “sabotaj eylemi” düzenlendiğini iddia etti. Güya bu eylemin Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Baş Müdürlüğü ve KTMM tarafından organize edildiği öne sürüldü. Ardından Rus propagandası, Ahtemov kardeşlerin “itiraf videolarını” yayımladı. 3 KIRIM TATARINA HAPİS CEZASI İşgal altındaki Kırım’daki sözde Yüksek Mahkeme, 21 Eylül 2022’de Nariman Celâl hakkında 17 yıl, Asan Ahtemov hakkında 15 yıl, Aziz Ahtemov hakkında ise 13 yıl hapis cezası verdi. Memorial İnsan Hakları Merkezi üç ismi de siyasi tutsak olarak tanıdı. NARİMAN CELAL ESİR TAKASIYLA SERBEST BIRAKILDI, AZİZ VE ASAN HALA ESİR Yaklaşık üç yıl esir tutulan Nariman Celâl, 28 Haziran 2024’te Ukrayna ile Rusya arasındaki esir takasıyla serbest bırakıldı. Ancak Asan ve Aziz Ahtemov hâlâ Rus esaretinde bulunuyor. Asan Ametov, Avdet gazetesinde gazeteci ve editör olarak çalışıyordu. Kırım Tatar milli hareketi aktivistiydi. Aziz Ahtemov Akmescit’te (Simferopol) bir araba tamircisi dükkânında çalışıyordu. Asan Ahtemov'a göre işgalciler onu Kırım Tatar milli hareketine aktif olarak katıldığı ve Nariman Celâl ile olan dostluğu nedeniyle alıkoydu. Kırım Tatarlarının sosyal ve kültür etkinliklerine aktif olarak katılan Aziz Ahtemov ise Nariman Celâl'in komşusuydu. “İŞGALCİLER AZİZ VE ASAN’I TESADÜF OLARAK SEÇMEDİ” Esaretten kurtarıldıktan sonra Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda Nariman Celâl, Asan ve Aziz’in alıkonulmasını şu şekilde yorumladı: Asan kendi kendine yetebilen bir aktivisttir... Halkını ve ülkesini seven gerçek bir vatanseverdir. Kendisiyle aynı görüşlere sahibiz. "Nefes" girişimi çerçevesinde birlikte bazı kamu projeleri üzerinde çalışmıştık. Benim çalıştığım Avdet gazetesinde o da çalıştı. Tesadüf şu ki, o ve ben herhangi bir siyasi eylem organize etmedik ama o bir aktivist. Aziz'le ise yakın ilişkim yoktu. Birbirimizi tanıyoruz, ailesini iyi tanıyorum. Biz komşuyuz, aynı köydeniz. Aziz vatansever bir adamdır, Kırım Tatar Bayrak Günü’nde düzenlediğimiz araç konvoyuna katılmıştı, bizimle birlikte Çatır Dağ’a çıkmıştı. Yani bu açıdan bakıldığında işgalcilerin seçimi kesinlikle tesadüf değildi. 2 KIRIM TATARI EVLERİNDEN BİNLECE KİLOMETRE UZAKLIKTA ALIKONULUYOR Asan Ahtemov şu anda vatan Kırım’dan üç bin kilometre uzakta, Arhangelsk bölgesindeki Koryajma şehrinde bir hapishanede tutuluyor. Kuzeni Aziz Ahtemov ise evinden beş binden fazla kilometre uzakta, Altay bölgesindeki Rubtsovsk şehrindeki cezaevinde bulunuyor. Ağır cezaevi şartları nedeniyle ikisinin de sağlık durumları kötüleşti. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da defalarca uluslararası topluma çağrı yaparak, Aziz ve Asan Ahtemov dahil tüm Ukraynalı siyasi tutsakların acilen serbest bırakılmasını sağlamak için Rusya'ya uygulanan baskıyı artırılmasını istemişti.

Ankara'da "Ukrayna Kahramanları İçin Koşuyorum" anma koşusu düzenlendi Haber

Ankara'da "Ukrayna Kahramanları İçin Koşuyorum" anma koşusu düzenlendi

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği tarafından Ukrayna Savunucuları Anma Günü kapsamında "Ukrayna Kahramanlarını Anıyorum, Ukrayna Kahramanları İçin Koşuyorum" etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği temsilcilerinin yanı sıra diplomatik misyonların temsilcileri, Türk katılımcılar ve Ankara'daki Ukrain diasporası üyeleri yer aldı. Katılımcılar, Ukrayna için hayatını kaybeden asker ve savunucuların anısına koştu. Koşu öncesinde Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, hayatını kaybeden Ukraynalı savunucular için bir dakikalık saygı duruşunda bulunulmasını istedi. Koşuya katılan her kişi, Ukrayna için hayatını kaybeden belirli bir kahramanın adını seçerek koştu. Büyükelçiliğin açıklamasında, her ismin arkasında bir insanın yaşamı, hikâyesi ve hayallerinin bulunduğu belirtilerek, Ukrayna'nın özgürlüğü için hayatını kaybedenlerin anısının yaşatılmasının önemine dikkat çekildi. İSİMLERİNİN ANKARA’DA DA DUYULMASI ÖNEMLİ Açıklamada, Ukrayna kahramanlarının isimlerinin yalnızca Ukrayna'da değil, Ankara'da ve dünyanın farklı yerlerinde duyulmasının ve hikâyelerinin gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı. Ayrıca Büyükelçilik, etkinliğe katılanlara ve Ukrayna'nın Ankara'daki diaspora toplumuna destek verenlere teşekkür etti. Koşunun organizasyonuna katkı sağlayan Ankara Ukrayna Derneği gönüllülerine de ayrıca teşekkür edildi. Gönüllülerin etkinliğin hazırlanmasına yardımcı olduğu ve katılımcılara günün anısına Ukrayna temalı hediyelikler hazırladığı belirtildi. Büyükelçiliğin paylaşımında, "Hatırlıyoruz. Saygı duyuyoruz. Unutmuyoruz." ifadelerine yer verildi.

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır Haber

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye’de görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde 24 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen toplantıda konuşan Celâl, Ukrayna-Rusya savaşındaki son gelişmeler, Rusya’nın saldırıları, barış müzakereleri, Karadeniz’in güvenliği ve Türkiye-Ukrayna ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35. yıl dönümünde düzenlenen toplantıda Celâl, Ukrayna’nın bağımsızlığının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerin tarihsel arka planına da değindi. Celâl, Türkiye’nin 1918 yılında Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devletlerden biri olduğunu, 16 Aralık 1991’de ise Ukrayna’nın yeniden kazandığı bağımsızlığı tanıdığını hatırlattı. 35 yıl içinde Ukrayna ve Türkiye'nin birlikte uzun bir yol katettiğini belirten Büyükelçi Celâl, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugün stratejik nitelikte olduğunu vurguladı. "RUSYA 300 BİN KİŞİLİK YENİ SEFERBERLİĞE HAZIRLANIYOR" Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaşın bin 643. gününde olduklarını belirten Celâl, Rusya’nın saldırganlığının ise 2014 yılında Kırım’ın işgaliyle başladığının altını çizdi. Cephedeki durumun zor olmaya devam ettiğini belirten Celâl, Rus birliklerinin Ukrayna’nın doğusunda ve güneyinde saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti. Ancak Rusya’nın savaşı kazandığı yönündeki iddiaların sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını kaydetti. Rusya’nın ölü ve yaralı toplam kaybının bir milyon 478 bini aştığını belirten Celâl, Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin yalnızca savunma yapmadığını, Ocak-Ağustos 2026 döneminde Dnipropetrovsk ve Donetsk bölgeleri sınırındaki operasyonlar sonucunda 745 kilometrekarelik alanın kurtarıldığını söyledi. Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarının da Moskova’nın savaşı sürdürme kapasitesini sınırladığını ifade eden Celâl, "Dolayısıyla savaş, Rusya zafere yakın olduğu için devam etmiyor. Savaş, Rus yönetiminin savaşı sürdürmek için giderek daha fazla insan ve kaynak kullanmaya devam etmesi nedeniyle sürüyor." dedi. Celâl şöyle devam etti: Ukrayna istihbaratının verilerine göre Rusya, 21 Eylül’de yapılacak Devlet Duması seçimlerinden sonra yeni bir seferberlik dalgasına hazırlanıyor. Söz konusu olan en az 300 bin kişinin daha askere alınmasıdır. "KUZEY KORE ASKERLERİ KÜRESEL TEHDİT OLUŞTURUYOR" Aynı zamanda Rusya'nın giderek daha fazla Kuzey Kore kaynaklarını savaşa dahil ettiğine dikkat çeken Büyükelçi Celâl, "Ukrayna’nın elindeki bilgilere göre Rusya, Kursk bölgesine yaklaşık 8 bin 500 Kuzey Koreli asker konuşlandırdı. Bunların yaklaşık 400’ü SİHA operatörü. Bu personelin Ukrayna’ya karşı SİHA kullanımında görevlendirilmesi ihtimal dışı değildir. Ayrıca elimizdeki bilgilere göre Rusya, Kuzey Kore’den Rus ordusunun ihtiyaçları için 50 bine kadar ilave asker göndermesini isteyebilir." ifadelerini kullandı. Bu durumun artık yalnızca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşla ilgili bir mesele olmadığını söyleyen Celâl, "Moskova ile Pyongyang arasındaki iş birliği küresel güvenlik için giderek daha ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kuzey Kore gerçek savaş tecrübesi kazanıyor; füzelerini, silahlarını ve askeri teknolojilerini geliştiriyor. Bugün Ukrayna’ya karşı savaşta test edilen şeyler, yarın dünyanın başka bölgelerinde güvenlik tehdidi oluşturabilir. Dünya bu tehlikenin boyutunu anlamalı ve zamanında, kararlı bir şekilde tepki vermelidir. Bütün bunlar, Rus yönetiminin bugün gerçekten ne istediği sorusuna da cevap veriyor: Barış mı, yoksa savaşın devamı mı?" şeklinde konuştu. RUSYA’NIN SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI: "SİSTEMATİK BİR TERÖR UYGULAMASI GÖRÜYORUZ" Rusya’nın hava saldırılarındaki ciddi artışa dair de konuşan Ukrayna Büyükelçisi şunları kaydetti: Rusya her hafta Ukrayna’ya karşı binlerce SİHA, güdümlü hava bombası ve balistik füzeler dahil onlarca füze kullanıyor. 2026 yılında özellikle Kıyiv yoğun saldırılara maruz kalıyor. 20 Ağustos gecesi Rusya, balistik füzeler kullanarak Ukrayna’nın başkentine bir kez daha büyük çaplı saldırı düzenledi. Konutlar, bir okul ve bir sağlık kuruluşu vuruldu. 17 kişi hayatını kaybetti, 42 kişi yaralandı. Ancak Rusya’nın hava saldırıları yalnızca Kyiv ile sınırlı değil. 19 Ağustos’ta Herson, Zaporijjya, Jitomir, Slovyansk ve diğer yerleşim yerleri saldırıya uğradı. 21 Ağustos’ta Rusya bir kez daha Krıvıy Rih’i vurdu. Saldırı sonucunda 16 kişi hayatını kaybetti, yaralı sayısı 140’a yükseldi. Yaralılar arasında 6 çocuk bulunuyor. Resmî verilere göre yalnızca temmuz ayında Ukrayna’da en az 437 sivil hayatını kaybetti; bunların 17’si çocuktu. 2 bin 610 sivil yaralandı; yaralıların 166’sı çocuktu. Temmuz ayında hayatını kaybeden sivillerin sayısı Mayıs 2022’den bu yana en yüksek seviyeye, bir ay içinde hayatını kaybeden ve yaralanan sivillerin toplam sayısı ise Mart 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bir başka ciddi sorun da cephe hattına yakın bölgelerde sivillere karşı FPV tipi SİHA’ların kullanılmasıdır. Herson ve diğer şehirlerde Rus SİHA operatörleri sivil araçları ve insanları kasıtlı olarak hedef alıyor. Bunlar savaşın tesadüfi sonuçları değildir. Sivil halka karşı sistematik bir terör uygulaması görüyoruz. EN AZ 345 UKRAYNALI ASKERİN İNFAZ EDİLDİĞİ DOĞRULANDI Ukraynalı savaş esirlerinin durumuna da değinen Celâl, Rus askerlerinin teslim olan en az 345 Ukraynalı askeri infaz ettiğinin tespit edildiğini söyledi. Ayrıca 375 Ukrayna vatandaşının Rus esaretinde hayatını kaybettiğinin doğrulandığını belirten Celâl, Rusya’nın uluslararası kuruluşların Ukraynalı savaş esirleri ve sivillere erişimine izin vermediğini ifade etti. CELÂL, TÜRK KAMUOYUNDA MERAK EDİLEN SORUYA BİR KEZ DAHA AÇIKLIK GETİRDİ Barış görüşmelerine ilişkin de mesaj veren Celâl, Türk kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Ukrayna barışa hazır mı?” sorusuna açık şekilde “Evet.” yanıtını verdi. Ukrayna’nın hiçbir zaman barışın önünde engel olmadığını ve olmayacağını vurgulayan Celâl, savaş boyunca önemli arabuluculuk çabaları gösteren Türkiye'nin sahip oldukları tutumu çok iyi bildiğini belirtti. Ukrayna olarak savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesini ve kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasını sürekli olarak desteklediklerini söyleyen Büyükelçi, şöyle devam etti: Ukrayna derhal, koşulsuz ve kapsamlı bir ateşkese hazırdır. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ukrayna ve Rusya liderleri arasında, Türkiye’de de olabilecek bir görüşmeye hazır olduğunu defalarca açıkladı. Bu görüşme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başkan Donald Trump’ın arabuluculuğu ve katılımıyla da gerçekleşebilir. Ancak diplomasi için iki tarafın da hazır olması gerekir. Rusya bir yandan müzakerelerden söz ederken diğer yandan Ukrayna’ya binlerce SİHA, yüzlerce hava bombası ve füze gönderiyor, yüz binlerce yeni askeri seferber etmeye hazırlanıyor ve Kuzey Kore’den ek kaynaklar sağlıyorsa, dünya bundan gerekli sonuçları çıkarmalıdır. “SAVAŞIN BEDELİ RUSYA İÇİN BARIŞTAN DAHA AĞIR OLMALI” Ukrayna olarak konuya, "Savaşın devam etmesinin bedeli Rusya için siyasi, askeri ve ekonomik açıdan barıştan daha ağır olmalıdır." şeklinde yaklaştıklarını ifade eden Nariman Celâl, "Bu nedenle diplomasi, yaptırım baskısı ve Ukrayna’ya destek birbirine karşı değildir. Tam tersine, bunların hepsi aynı sürecin parçalarıdır. Bugün Kıyiv’de Gönüllüler Koalisyonu'nun bir toplantısı daha yapılacak. Toplantının ana konusu Ukrayna’ya desteğin devamı ve adil, kalıcı bir barışa ulaşmak için ortak imkanlarımızın güçlendirilmesi olacak. Bugünkü toplantının sonuçlarının, Paris’teki son görüşmenin ardından alınan kararlar, özellikle de Anti-Balistik Koalisyonun kurulması kadar önemli olmasını umuyoruz." diye konuştu. Ayrıca Türkiye’nin Gönüllüler Koalisyonu çalışmalarına sürekli ve aktif katılımını, deniz boyutunun uygulanmasındaki önemli rolünü ve liderliğini özellikle vurgulayan Celâl, "Bu bizim için özel önem taşıyor. Çünkü Karadeniz’in güvenliği yalnızca Ukrayna’nın değil, bütün bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi. “KARADENİZ’DE 232 SİVİL GEMİYE SALDIRI DÜZENLENDİ” Karadeniz’deki güvenlik durumuna da geniş yer veren Celâl, Rusya’nın savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’nın liman altyapısına ait en az bin 54 tesise zarar verdiğini veya bunları yok ettiğini açıkladı. Celâl, 232 sivil gemiye yönelik saldırı kaydedildiğini ve bunların 30’dan fazlasının yalnızca 2026 yazında gerçekleştiğini söyledi. Saldırılar sonucunda Ukrayna ve diğer ülkelerin 307 vatandaşının hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, 17 Ağustos’ta Odesa bölgesindeki liman altyapısına düzenlenen saldırıda Togo bayraklı bir sivil geminin de hasar gördüğünü aktardı. Ukrayna’nın tarım ürünlerinin dünya pazarlarına ulaşmasının da Rus saldırıları nedeniyle tehlikeye girdiğini vurgulayan Celâl, 30 milyon tondan fazla Ukrayna tarım ürününün dünya pazarlarına ulaşamayabileceğini söyledi. “KARADENİZ SAVAŞ ALANI DEĞİL, BARIŞ DENİZİ OLMALI” Celâl, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerden Ukrayna tahılını yasa dışı şekilde çıkardığını da anımsatarak yalnızca 2025 yılında 2 milyon tondan fazla Ukrayna tahılının Afrika, Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına gönderildiğini açıkladı. Ukrayna’nın Rus savaş mekanizmasının çalışmasını sağlayan hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Celâl, buna rağmen Karadeniz’deki savaşın sivil deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu risklerin farkında olduklarını söyledi. Farklı ülkelerden denizcilerin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu ifade ederek, "Bu vesileyle Ukrayna adına, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Karadeniz’de yarattığı tehlikeler nedeniyle hayatını kaybeden denizcilerin ailelerine ve yakınlarına en içten taziyelerimi sunmak istiyorum. Bizim için kaybedilen her insan hayatı, vatandaşlığı ne olursa olsun, bir trajedidir. Ukrayna tarafı, ilgili olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla Türk tarafıyla iş birliğine hazırdır." dedi. Bugünkü durumun temel nedeninin açık biçimde anlaşılması gerektiğinin altını çizen Büyükelçi, "Rus saldırganlığından önce Karadeniz bir savaş alanı değildi. Kırım’ı işgal eden, yarımadayı askerîleştiren, geniş çaplı savaşı başlatan ve Karadeniz’in önemli bir bölümünü savaş alanına dönüştüren Rusya’dır. Rusya sistematik olarak Ukrayna limanlarını, tahıl terminallerini, enerji altyapısını ve sivil gemileri hedef alıyor. Aynı zamanda kendi limanlarını ve ticari filosunun bir bölümünü savaşını desteklemek için kullanıyor. Ukrayna tam da bu koşullarda meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Ancak bu durum, sivil deniz taşımacılığına yönelik riskleri mümkün olduğunca azaltma sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle Karadeniz’in bazı bölgeleri, resmî seyir uyarıları doğrultusunda deniz trafiğine kapalı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın, Karadeniz’de sivil gemilere, ticari limanlara ve enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda karşılıklı ateşkes öngören Türkiye’nin girişimini desteklemeye hazır olduğunu belirten Celâl, "Karadeniz bir savaş alanı değil; barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır." vurgusunda bulundu. Celâl ayrıca gemi sahipleri, işletmecileri ve mürettebatlara seyir uyarılarına kesinlikle uyma ve deniz trafiğine kapalı bölgelere girmeme çağrısında bulundu. "TÜRKİYE, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KARARLI BİR ŞEKİLDE DESTEKLİYOR" Konuşmasında Türkiye-Ukrayna ikili ilişkilerindeki güncel durumu da değerlendiren Ukrayna Büyükelçisi, şunları kaydetti: Türkiye, Rus saldırganlığının başlangıcından bu yana Ukrayna’nın egemenliğini ve uluslararası kabul görmüş sınırları içindeki toprak bütünlüğünü kararlı bir şekilde destekliyor. Türkiye’nin Kırım konusundaki değişmeyen tutumu bizim için özel önem taşıyor: "Kırım Ukrayna’dır." Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına da büyük değer verdiklerini belirten Celâl, "İstanbul’daki müzakere sürecinin somut sonuçlarından biri, yaklaşık 2 bin Ukraynalı savaş esirinin ailelerine dönmesi oldu. Kısa süre önce 103 kişi daha evlerine döndü. Ukraynalı savaş esirlerinin, sivil rehinelerin ve Rus cezaevlerinde tutulan siyasi mahkûmların, özellikle de Kırım’dan olan vatandaşlarımızın serbest bırakılması konusunda Türkiye’nin desteğinin devam etmesini bekliyoruz." diye konuştu. Ekonomik ilişkiler konusunda da önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Celâl, Ukrayna Parlamentosunun 14 Temmuz’da Türkiye ile Ukrayna arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nı onayladığını hatırlattı. Müzakerelerin 10 yıldan fazla sürdüğünü belirten Celâl, onay yasasının 14 Ağustos’ta yürürlüğe girdiğini ve gerekli iç prosedürlerin tamamlanmasının ardından ikili ticaret ile yatırımlara yeni bir ivme kazandırmasını beklediklerini söyledi. Celâl, Türk iş dünyasının Ukrayna’nın yeniden inşasına aktif şekilde katılımını beklediklerini de dile getirdi. “HEDEFİMİZ DEĞİŞMEDİ: ADİL VE KALICI BİR BARIŞ" Konuşmasının sonunda Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılında savaşın devam ettiğini ancak ülkenin aynı zamanda çalışmalarını, ticaretini, reformlarını ve uluslararası ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Celâl, Ukrayna’nın barış için diplomatik yollar aramaya devam ettiğini söyledi. Nariman Celâl, “Hedefimiz değişmedi: Uluslararası hukuka dayanan kapsamlı, adil ve kalıcı bir barış.” dedi. Türkiye’yi Ukrayna’nın önemli ortaklarından biri olarak gördüklerini belirten Büyükelçi Celâl, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. CELÂL: UKRAYNA'YI EN İYİ TÜRKİYE ANLAR Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit'in Türkiye'de artan Rus propagandası ve dezenformasyona yönelik olarak ne tür çalışmalar yaptıklarına dair soruyu cevaplandıran Nariman Celâl, Rus propagandasının çok güçlü olduğunu ve büyük bir kaynak ile gerçekleştiğini kaydetti. Ukrayna olarak bu ölçekte bir kapasiteye sahip olmadıklarını söyleyen Celâl, ancak ortak değerlere inandıklarını, uluslararası hukuku temel aldıklaromo ve Türkiye ile Ukrayna arasındaki iş birliği ve insanî bağlara dayandıklarını belirtti. Son dönemde Ukrayna'nın Karadeniz'deki operasyonları üzerinden ciddi bir dezenformasyon çalışması yürütüldüğünü dile getiren Büyükelçi, Karadeniz'de barışı bozan ülkenin savaşı başlatan Rusya olduğunu bir kez daha vurguladu. Moskova yönetimi tarafından özellikle Karadeniz’deki durumun bir kamuoyu manipülasyonu olarak kullanıldığını vurgulayan Büyükelçi Celâl, konunun hassasiyetine dikkat çekerek şunları kaydetti: Rus tarafı, Ukrayna’ya ve bize destek veren ortaklarımıza karşı her fırsatı kullanmaya, iş birliğimizi zayıflatacak adımlar atmaya hazırdır. Sivil gemiler, siviller ve binalar hiçbir zaman bizim hedefimiz olmadı. Bizim tek hedefimiz Rus askeri makinesini durdurmaktır. Ancak herkes anlamalıdır ki Karadeniz maalesef artık barış yeri değil, bir savaş alanıdır. Gemi sahiplerinin bu riskleri çok ciddi şekilde dikkate alması gerekmektedir. Türk halkının bu algı operasyonlarına karşı sağduyulu davranacağına inandığını dile getiren Celâl, Ukrayna'yı en iyi anlayacak ülkenin Türkiye olduğunu; Cumhuriyet'in işgalci güçlere karşı verilen bir Millî Mücadele ile kurulduğunu anımsattı. RUSYA, ESİR TAKASLARINA KIRIM TATARLARINI DAHİL ETMİYOR QHA Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın "Ukrayna adına en önemli gündemlerden birisi de gerek asker gerekse de sivil esirlerin durumu. Savaş süresince çeşitli aralıklarda ve büyüklüklerde savaş esirlerinin takası gerçekleşse de sivil tutsakların özgürlüğüne kavuşması çok sınırlı oldu. Bu doğrultuda Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukraynalı siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması adına yürütülen çalışmalarda son durum nedir?" sorusuna verdiği yanıtta Celâl, Moskova’nın Kırım Tatarlarını, gazetecileri ve Azov Taburu askerlerini takas listelerine dâhil etmediğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’in de bu durumu açıkça dile getirdiğini hatırlatan Celâl, "Ne kadar müracaat etsek de Ruslar gazetecileri, Kırım Tatarlarını ve Azov askerlerini değişmeye asla yanaşmıyor. Kırım, Rusya için özel bir bölge olarak görülüyor. Kırım Tatarları 2014 yılının şubat ayında işgale karşı sokaklara çıkıp direnmişti; Rusya bunu affetmedi ve hâlen Kırım Tatarlarını esir almaya devam ediyor. Son iki yılda esir tutulan kadınların sayısı da hızla arttı. Uzmanlarımız esarette 60’a yakın kadın bulunduğunu belirtiyor" dedi. Türkiye’nin yanı sıra bazı Arap ve Avrupa ülkelerinin esirlerin serbest bırakılması için yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini aktaran Celâl, "Hapishanelerin kilitlerinin anahtarı Rusların elinde. Biz ne kadar çabalasak da kapıyı açıp açmamak onların kararı" şeklinde konuştu. Öte yandan, Ukrayna'daki Rus esirlerin durumunu uluslararası örgütler ve Türkiye’nin Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) temsilcilerinin diledikleri zaman inceleyebildiğini dile getiren Celâl, Rusya'nın bu hususta kaçındığını söyleyerek şunları kaydetti: Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç Ukrayna’ya gelerek buradaki esirleri ziyaret etti. Şeref Bey ve mevcut Kamu Başdenetçimiz Mehmet Akarca Bey’in aracılığıyla Rus tarafına 'Gelin Ukrayna'daki esirlerinize bakın, bize de Rusya'daki Ukraynalı esirleri görme izni verin' dedik ancak Rusya bunu reddetti. Uluslararası Kızılhaç Komitesine ve avukatlara dahi izin verilmiyor. İşgal altındaki topraklardan yasa dışı yollarla Rusya’ya götürülen çocukların durumuna da değinen Büyükelçi Celâl, "İşgal edilen bölgelerdeki binlerce Ukraynalı çocuk, Ukrayna’da anne, baba veya akrabaları olmasına rağmen yasa dışı şekilde Rus ailelere veriliyor. Bu çocukların zihinlerini ve mentalitelerini değiştirmeye çalışıyorlar. Rus propagandası bunu 'kurtarma' olarak pazarlasa da yapılan şey açık bir insanlık suçudur. Bu trajediyi sonlandırmanın en kestirme yolu savaşı bitirmektir" ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Celâl'den Ukrayna Bağımsızlık Günü'nde Atatürk atıfı: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” Haber

Büyükelçi Celâl'den Ukrayna Bağımsızlık Günü'nde Atatürk atıfı: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir”

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Ukrayna, bağımsızlığın yeniden kazanılmasının 35. yılını kutluyor. Rusya’nın 24 Şubat 2022’de başlattığı topyekûn işgal girişimine karşı kahramanca direnişini sürdüren Ukrayna'nın 24 Ağustos Bağımsızlık Günü, Ankara'da tertip edilen programla kutlandı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliğinde düzenlenen etkinliğe, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Av. Namık Kemal Bayar başta olmak üzere Ukrain ve Kırım Tatar diasporasından çok sayıda isim katıldı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Saygı duruşu ve Ukrayna millî marşının okunmasıyla başlayan özel programda, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl gerçekleştirdiği konuşmada, Türkiye-Ukrayna ilişkileri, Kırım’ın işgali, Karadeniz’in güvenliği ve Ukrayna’nın bağımsızlık mücadelesine ilişkin mesajlar verdi. Büyükelçi Celâl, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin yalnızca Karadeniz ile sınırlı olmadığını belirterek iki halkın yaklaşık beş asırdır birbirini tanıdığını söyledi. Ortak tarihin farklı ve zaman zaman dramatik dönemlerden geçtiğini ifade eden Celâl, "Ancak bu tarihte her zaman insani bağlar, karşılıklı ilgi ve en önemlisi, özgürlüğün değerine dair ortak bir anlayış vardı." dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA "KIRIM UKRAYNA'DIR İLKESİ UMUT DEMEKTİR" Türkiye’nin Kırım dahil Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdiği desteğin önemini vurgulayan Celâl, "Türkiye’nin yıllardır kararlılıkla dile getirdiği 'Kırım Ukrayna’dır' ilkesi bizim için sadece diplomatik bir tutum değildir. İşgal altındaki Kırım’da yaşayan insanlar ve özellikle Kırım Tatarları için bu sözler umut demektir, yalnız olmadıklarını bilmek demektir. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti’ne, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türk halkına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA "KARADENİZ BARIŞIN, TİCARETİN VE İŞ BİRLİĞİNİN DENİZİ OLMALIDIR" Türkiye’nin Karadeniz’in güvenliğinin sağlanmasındaki rolüne de büyük önem verdiklerini kaydeden Büyükelçi, "Tam kapsamlı savaşın başlangıcında, savaşan tarafların savaş gemilerine Boğazların kapatılması yönünde alınan karar, bölgesel güvenlik açısından son derece önemli olmuştur. Bugün de tutumumuz değişmemiştir: Karadeniz bir savaş ve saldırganlık alanı değil; barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır." şeklinde konuştu. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA BÜYÜKELÇİ CELÂL'DEN TÜRKİYE’DEKİ DİASPORAYA TEŞEKKÜR Türkiye’de yaşayan Ukrain ve Kırım Tatar toplumlarına da teşekkür eden Celâl, Ankara, İstanbul, Antalya, Eskişehir, Konya ve Bursa başta olmak üzere birçok kentin Ukrayna’nın sesinin duyulduğu merkezler hâline geldiğini söyledi. Ukrayna’ya destek amacıyla düzenlenen etkinliklerin, kültürel faaliyetlerin ve insani yardım çalışmalarının önemine dikkat çeken Celâl, Türk ve Ukraynalı toplumlar arasındaki her temasın ortak mücadeleye katkı sağladığını ifade etti. CELÂL, ATATÜRK'ÜN SÖZÜYLE BAĞIMSIZLIK VURGUSU YAPTI Nariman Celâl, konuşmasının sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e atıfta bulunarak şunları kaydetti: Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok güçlü bir sözü vardır: 'Özgürlük ve Bağımsızlık benim karakterimdir.' Bugün biz Ukraynalılar bu sözlerin anlamını çok iyi biliyoruz. Çünkü bağımsızlığımız için çok ağır bir bedel ödüyoruz. Ukrayna’nın bağımsızlığı 35 yaşında. Ve bir şeyi kesin olarak biliyoruz: Ukrayna vardı. Ukrayna var. Ukrayna daima var olacak. Bir gün Kırım’ın da yeniden özgür olacağına inanıyoruz. Ve o günü Ukraynalı ve Türk dostlarımızla birlikte kutlayacağımıza inanıyorum. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA BAĞIMSIZLIK YOLUNDA HAYATINI KAYBEDENLER ANILDI Program kapsamında, Ukrayna’nın bağımsızlığı ve özgürlüğü yolunda hayatını kaybedenler anıldı. Sırasıyla Hristiyan ve Müslüman dua merasimleri gerçekleşti. Katılımcıların toplu fotoğraf çekimi sonrasında etkinlik sona erdi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA

Ukrayna’dan Türkiye açıklaması: Karadeniz’de hayatını kaybeden Türk denizciler için eşgüdüme hazırız Haber

Ukrayna’dan Türkiye açıklaması: Karadeniz’de hayatını kaybeden Türk denizciler için eşgüdüme hazırız

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy (Heorhii Tykhyi), Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliğine ve çatışmalarda hayatını kaybeden denizcilere ilişkin 23 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın denizcilik alanında oluşturduğu tehlikelere dikkati çekti. Sözcü Tıhıy, “Ukrayna, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşın yol açtığı tehlikeler nedeniyle Karadeniz’de hayatını kaybeden denizcilerin ailelerine ve yakınlarına en içten taziyelerini sunmaktadır.” dedi. “TÜRKİYE İLE TEMASA HAZIRIZ” Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu belirterek, “Ne yazık ki, bu süre zarfında hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşları da bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı. Tıhıy, Ukrayna’nın Türkiye ile iş birliğine hazır olduğunu belirterek, “Ukrayna tarafı, söz konusu olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunulması amacıyla Türk tarafıyla gerekli temas ve eşgüdümü sağlamaya hazırdır.” açıklamasında bulundu. “TEHLİKENİN NEDENİ RUSYA’NIN SALDIRGANLIĞI” Tıhıy, Karadeniz’deki mevcut tehlikeli durumun nedenine ilişkin değerlendirmesinde, “Karadeniz’deki mevcut tehlikeli durumun asıl nedeninin Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığı olduğunu vurguluyoruz.” dedi. Rusya’nın Ukrayna limanları ve sivil altyapısına yönelik saldırılarına dikkati çeken Tıhıy, “Karadeniz’in önemli bir bölümünü çatışma alanına dönüştüren, Ukrayna limanlarına ve sivil altyapısına sistematik olarak saldırarak ticari deniz taşımacılığı ve denizcilerin yaşamı için sürekli tehdit oluşturan Rusya’dır.” ifadelerini kullandı. Tıhıy, Karadeniz’in bazı bölgelerinin resmî seyir uyarıları doğrultusunda deniz trafiğine kapalı olmaya devam ettiğini bildirdi. DENİZCİLERE SEYİR UYARILARINA UYMA ÇAĞRISI Tıhıy, gemi sahipleri, işletmecileri ve mürettebatlara mevcut riskleri dikkate almaları çağrısında bulunarak, deniz trafiğine kapalı bölgelerin yanı sıra Rusya’nın limanları ve karasularından uzak durulması yönündeki Ukrayna’nın çağrısını yineledi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Hiçbir ticari gerekçe, denizcilerin hayatlarının riske atılmasını haklı gösteremez. Denizcilerin güvenliği her koşulda öncelikli olmalıdır.” dedi. BÜYÜKELÇİ CELAL, TÜRK DENİZCİ ÇAKAR’IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN İDDİALARI YALANLAMIŞTI Rusya'dan Trabzon'a kömür taşıyan Türk bayraklı geminin Karadeniz'de silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısına uğraması sonucu hayatını kaybeden Türk denizci Savaş Çakar'ın kardeşi gazeteci Abbas Çakar'ın, olayla ilgili iddiaları kamuoyunu uzun süre meşgul etmişti. Abbas Çakar, yazısında Ukrayna İnsansız Sistemler Kuvvetleri Komutanı Robert Brovdi tarafından kendisine gönderildiğini belirttiği mesajda, ağabeyi Savaş Çakar için "Hak ettiğini aldı." ifadelerinin kullanıldığını öne sürmüştü. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Türk kamuoyunda son günlerde yayılan iddiayı yalanlayarak, "açık bir dezenformasyon ve manipülasyon" olduğunu bildirmişti.

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır Haber

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır

Türk Akademisyenler Birliğinin 19 Ağustos 2026 tarihinde terip ettiği "Kırım’ın İşgali ve Karadeniz’de Yeni Jeopolitik Düzen: Ukrayna-Türkiye Perspektifi” başlıklı konferansta konuşmacı olarak yer alan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Karadeniz’deki güvenlik krizinin temelinde Kırım’ın 2014’teki işgalinin yattığını vurgulayarak Türkiye’nin bölge güvenliğindeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. Moderatörlüğünü Kırım, Güney Azerbaycan ve Kerkük üzerine çalışmalar yapan akademisyen Dr. Aynur İmran’ın yaptığı program, çevrim içi olarak gerçekleştirildi. “KIRIM, KIRIM TATAR TÜRKLERİNİN TARİHÎ VATANIDIR” Programın açılışında konuşan Dr. İmran, “Karadeniz, tarih boyunca yalnızca devletleri birbirinden ayıran bir deniz değil, aynı zamanda medeniyetleri, halkları, ticaret yollarını ve stratejik çıkarları birbirine bağlayan önemli, jeopolitik bir alan olmuştur.” şeklinde konuştu. Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle Karadeniz’in uluslararası güvenlik sisteminin yeniden en kritik bölgelerinden biri hâline geldiğini belirten Dr. İmran, bu denklemin merkezinde Kırım’ın bulunduğunu vurguladı. Bununla birlikte Dr. İmran, şu ifadelere yer verdi: Kırım meselesi, bizim açımızdan yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü veya Rusya-Ukrayna ilişkileri bağlamında değerlendirilecek bir konu değildir. Kırım, aynı zamanda Kırım Tatar Türklerinin tarihî vatanıdır. Sürgünlerin, geri dönüş mücadelesinin, millî kimliği koruma çabasının ve bugün devam eden siyasi mücadelenin coğrafyasıdır. KARADENİZ’DEKİ GÜVENLİK KRİZİNİN TEMELİNDE KIRIM’IN İŞGALİ YATIYOR Büyükelçi Celâl, “Bugün Karadeniz’de yaşananları, yalnızca 24 Şubat 2022’den itibaren değerlendirmek bence bizi yanlış sonuçlara götürecektir çünkü bu savaş, Ukrayna için 2022 yılına başlamadı. Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilmesiyle başladı.” değerlendirmesini yaparak bugün Karadeniz’deki güvenlik krizinin kaynağının büyük ölçüde Kırım’ın işgali olduğunu vurguladı. Bunun yanı sıra “Kırım meselesi, yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü meselesi değildir. Kırım, Karadeniz’in güvenliği meselesidir. Kırım, işgal altında kaldığı sürece Karadeniz’de kalıcı ve sürdürülebilir bir güvenlik düzeni kurmak son derece zor olacak.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal ettiği süreçte uluslararası toplumun bir kısmının bu işgali “yerel ve bölgesel bir kriz” şeklinde yorumladığını hatırlattı. KIRIM’IN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ, ÇOK DAHA BÜYÜK BİR STRATEJİNİN BAŞLANGICIYDI Büyükelçi Celâl, “Bugün geriye baktığınızda Kırım’ın işgalinin çok daha büyük bir stratejinin başlangıcı olduğunu açıkça görebiliyorsunuz.” ifadelerini kullanarak Kırım’ın Rusya için Karadeniz’e hâkim olmanın, Ukrayna’yı denizden kuşatmanın ve bütün Karadeniz bölgesindeki güç dengesini bozmanın bir aracı olduğunu dile getirdi. Yarımada’nın hızla devâsâ bir askerî üsse dönüştürüldüğünü ve füzeler, savaş uçakları, hava savunma sistemleri, savaş gemileri ve diğer saldırı unsurlarının Kırım’a yerleştirildiğini kaydeden Büyükelçi Celâl, Rusya’nın bu şekilde Ukrayna’nın güney bölgeleri başta olmak üzere bütün Karadeniz bölgesine karşı güç kullanmaya başladığını bildirdi. Rusya’nın bu şekilde Karadeniz filosunu Ukrayna kıyılarının abluka altına almak için kullandığını ve Ukrayna limanlarının işlemesine engel olma girişiminde bulunduğunu dile getiren Büyükelçi Celâl, “Dünyanın en önemli tarım ihracatçılarından biri olan Ukrayna’nın denize erişimi, Rusya tarafından siyasi ve askerî bir baskı aracına dönüştürüldü. Dolayısıyla bugün artık şunu çok daha net görebiliriz: 2014’te Kırım’da uluslararası hukukun ihlal edilmesine yeterli cevabın verilmemesi, 2022’de çok daha büyük bir savaşın önünü açtı. Bu yalnızca Ukrayna açısından değil, bütün uluslararası sistem açısından çıkarılması gereken önemli bir derstir çünkü saldırganlık, durdurulmadığında sona ermez, büyür.” dedi. KARADENİZ, TÜRKİYE VE UKRAYNA’NIN ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ KONUMUNDA BULUNUYOR Karadeniz’in tamamının savaşın etkilerini hissettiğini dile getiren Büyükelçi Celâl, limanlar, enerji altyapısı, ticaret yolları, tankerler, tahıl terminalleri ve sivil gemilerin risk altında olduğuna işaret ederek Rusya’nın Ukrayna’nın limanlarına, enerji tesislerine, kritik altyapısına füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırdığını kaydetti. “Karadeniz’de güvenlik meselesi artık sadece savaş gemilerinin nerede olduğunun meselesi değildir. Bu aynı zamanda ticaret gemilerinin güvenliği, sigorta, limanların çalışabilmesi, gıda ve enerji güvenliği meselesidir. En önemlisi de milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkileyen bir meseledir.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Karadeniz’in güvenliğinin hem Türkiye hem Ukrayna için doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın insansız deniz araçları (İDA), füze sistemleri, uzun menzilli silahlar, istihbarat ve yeni teknolojileri sayesinde Rusya’nın Karadeniz filosunun hareket alanını ciddi ölçüde sınırlandırdığını ifade eden Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın Karadeniz’deki Rus hâkimiyetinin kaçınılmaz olmadığını kanıtladığını dile getirerek “Bana göre yeni Karadeniz düzeninin başlangıç noktalarından biri tam olarak budur.” dedi. “TÜRKİYE KARADENİZ GÜVENLİK SİSTEMİNİN VAZGEÇİLMEZ AKTÖRLERİNDEN BİRİDİR” Bu yeni düzende Türkiye’nin yerine vurgu yapan Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanımaması ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemesinin Ukrayna için öneminin altını çizdi. Büyükelçi Celâl Türkiye’nin yalnızca siyasi destek vermediğini kaydederek “Türkiye, coğrafyası, askerî kapasitesi, savunma sanayisi, NATO üyeliği, diplomatik ağırlığı ve Boğazlar üzerindeki özel sorumluluğu nedeniyle Karadeniz güvenlik sisteminin vazgeçilmez aktörlerinden biridir.” dedi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarının başlamasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanmasının bunun en açık örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin boğazlarından savaş gemilerinin geçişine ilişkin aldığı kararın, Rusya’nın Karadeniz’deki askerî deniz gücünü kolaylıkla takviye etmesini engellediğini vurgulayarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 21. yüzyılda da Karadeniz askerî dengesinin korunmasında son derece etkili bir mekanizma olduğunu ve bu mekanizmanın merkezinde Türkiye’nin bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki arabuluculuk rolüne ve diyalog kanallarını açık tutma çabasına dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin hem Kıyiv hem de Moskova ile iletişim kuran az sayıda ülkeden biri olduğunu vurguladı. “BARIŞ, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ PAHASINA KURULMAMALIDIR” Öte yandan “Türkiye, bir yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekledi, diğer yandan da Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımadı ve Ukrayna ile savunma alanındaki iş birliğini sürdürdü. Diğer taraftan da Rusya ile iletişim kanallarını açık tutarak bu kanalları somut sonuçlar elde etmek için kullanmaya çalıştı.” değerlendirmesini yapan Büyükelçi Celâl, bu sayede 2022 ve 2025 yıllarında İstanbul’un Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleştirilen müzakerelere ev sahipliği yaptığını, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in (BM) çabalarıyla Karadeniz Tahıl Girişimi’nin hayata geçirildiğini ve savaş devam ederken Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaşmasının ve Ukraynalı savaş esirlerinin serbest bırakılmasın mümkün kılındığını hatırlattı. Müzakereler hususunda ayrıca Ukrayna için önemli olanın adil ve kalıcı bir barışın sağlanması olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, “Barış, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü pahasına kurulmamalıdır.” dedi. Türkiye’nin aynı zamanda Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusundaki rolünü de dile getiren Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin gelecekte de barışın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir aktör olduğunun altını çizerek arabuluculuğun başarısının sadece arabulucunun çabalarına değil, tarafların gerçekten barış istemesine de bağlı olduğunu ifade etti. “KARADENIZ’İN GÜVENLİĞİNİ TÜRKİYE OLMADAN GARANTİ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR” Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Karadeniz güvenliğinin temel aktörlerinden biri olduğunu dile getirerek “Cumhurbaşkanımız Sayın Volodımır Zelenskıy bunu her yerde söylüyor: Tek Karadeniz bölgesinde değil, aslında Avrupa güvenlik sisteminde de Türkiye’nin ve Ukrayna’nın rolü çok büyüktür.” dedi. Türkiye’nin Karadeniz, Avrup ave Orta Doğu için önemini artık herkesin anladığını belirten Büyükelçi Celâl, “Bugün, artık savaş sonrasında Karadeniz’de nasıl bir güvenlik sistemi kurulacağını düşünmemiz gerekiyor. Türkiye’nin gelecekte Ukrayna için oluşturabileceği güvenlik garantileri ve deniz boyutunda öncü bir rol üstlenmeye hazır olması, bizim açımızdan son derece önemlidir. Bize göre Karadeniz’in güvenliğini Türkiye olmadan garanti etmek mümkün değildir.” ifadelerini kullanarak bu tür bir güvenlik sisteminin pratikteki karşılığının mayın temizleme, deniz ve hava gözetimi, ticaret yollarının izlenmesi, kritik liman altyapısının korunması, bilgi ile istihbarat paylaşımı ve sivil gemilere yönelik tehditlerin erken tespiti olabileceğini dile getirdi. “UKRAYNA, BELKİ DE GÜVENLİ DENİZ TAŞIMACILIĞINA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYAN ÜLKEDİR” Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Karadeniz'de yükselen gerilimi düşürmeyi amaçlayan moratoryum önerisini hatırlatan Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın İstanbul’daki müzakereler kapsamında denizde ve havada ateşkes sağlanmasına yönelik somut adımlar atılmasını önerdiğini fakat Rusya’nın bunu kabul etmediğini kaydederek böyle bir girişimin karşılıklı olması ve güvenilir izleme ve doğrulama mekanizmalarının bulunması gerektiğini ifade etti. Ayrıca ticari deniz taşımacılığının Ukrayna açısından bir hedef olmadığının altını çizen Büyükelçi Celâl, “Ukrayna, belki de bütün bölge ülkelerinin arasında güvenli ve özgür deniz taşımacılığına en çok ihtiyaç duyan ülkedir çünkü ekonomimizin ve ihracatımızın önemli bir bölümü deniz yollarına bağlıdır. Ancak başka bir gerçeği de görmezden gelemeyiz. Rusya, uluslararası ticaret mekanizmaları, savaş ekonomisinin bir parçası olarak kullanmaya çalışmaktadır.“ şeklinde konuşarak Rusya’nın yaptırımları aşmak ve Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimini finanse etmek için kullandığı “gölge filosunu” gündeme taşıdı. Türkiye ve Ukrayna arasındaki stratejik ortaklık açısından yakın zamanda onaylanan Serbest Ticaret Anlaşmasının da önemini vurgulayan Büyükelçi Celâl, bu şekilde sadece gümrük vergilerinin düşürülmeyip iki büyük Karadeniz ekonomisinin entegrasyonunun gerçekleşeceğine de işaret ederek Türk şirketleri açısından doğacak yeni fırsatları ve Ukrayna’nın yenden inşasını da dile getirdi. “KIRIM, YALNIZCA STRATEJİK BİR TOPRAK PARÇASI DEĞİLDİR” Öte yandan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, Kırım’dan söz ederken sadece savaş gemileri, füzeler ve jeopolitikten konuşulamayacağını belirterek “Kırım, yalnızca stratejik bir toprak parçası değildir. Kırım, insanların vatanıdır ve her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır.” dedi. Büyükelçi Celâl, Türkiye’de milyonlarca insanın Kırım ile olan kültürel ve duygusal bağına işaret ederek Türkiye’nin Kırım konusundaki tutumunun Ukrayna için insani bir anlam taşıdığını da dile getirdi. Kırım’ın 2014 yılındaki işgali sırasında Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) yasaklandığını kaydeden Büyükelçi Celâl, aktivistlerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yasa dışı olarak takip edildiğini, alıkonulduğunu ve hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLARIN YARISINDAN FAZLASINI KIRIM TATARLARI OLUŞTURUYOR İşgal altındaki Kırım’da hâlihazırda yaklaşık 300 siyasi tutsağın bulunduğunu bildiren Büyükelçi Celâl, siyasi tutsakların yarısından fazlasının Kırım Tatarı olduğunu vurgulayarak Kırım Tatarlarının işgalci Rusya tarafından hedef alınmasının sebebinin, Kırım Tatar halkının 2014 yılında meydanlara çıkarak Rus işgaline “hayır” demesi ve demokrasiden yana olduğunu ifade etmesi olduğunu kaydederek Kırımlıların siyasi görüşleri nedeniyle uğradığı baskıyı da dile getirdi. Ayrıca bugün Kırım Tatarcanın ve Kırım Tatar kültürünün zor durumda olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’un 24 Mayıs 2016’da kimliği belirsiz Rus işgalciler tarafından kaçırıldığını hatırlatarak “Annesi ne yazık ki rahmetli oldu, babası ise hâlâ kendisini bekliyor. Biz de bekliyoruz. Sağ mı, değil mi, kendisinden hiçbir haber alınamadı.” dedi. “KARADENİZ BİZİM ORTAK EVİMİZDİR, BU EVİ GÜVENLİ, ÖZGÜR VE BARIŞÇIL HÂLE GETİRMEK İSTERİZ” Büyükelçi Celâl, son olarak şu ifadelere yer verdi Rus saldırganlığı eski düzeni yıktı ancak bundan sonra kurulacak düzenin nasıl olacağı konusunda son söz bizim olmalıdır. Ukrayna, bu konuda kendi tercihini yaptı. Biz, Karadeniz’in hiçbir devletin gölü olmasını istemiyoruz, bir çatışma alanı olmasını da istemiyoruz. Karadeniz, uluslararası hukuka, seyrüsefer özgürlüğüne ve komşularının egemenliğine saygı gösteren bütün devletler için güvenli olmalıdır. Bizim stratejik hedefimiz çok açıktır: Savaşın olmadığı, uluslararası hukukun geçerli olduğu, ticaret gemilerinin hangi bayrak altında olursa olsun saldırıya uğrama korkusu olmadan seyrettiği, mayınlarından temizlenen, ticaretin geliştiği, Ukrayna ve Türkiye ekonomilerinin Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde birbirine daha da yakınlaştığı, savunma sanayilerimiz ve ortak güvenliğimiz için birlikte çalıştığımız, Kırım’ın artık askerî bir üs olmadığı, ayrıca Kırım Tatarlarının kendi vatanlarında özgürce yaşadığı bir Karadeniz. Ukrayna ve Türkiye’nin bu vizyonu hayata geçirebileceğine inanıyorum. Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımayan Türkiye’ye minnettarız. Kırım Tatar halkının haklarını savunduğu için Türkiye’ye minnettarız. Ukrayna, en zor dönemlerinde Türkiye’nin gösterdiği dayanışmayı unutmadı. Ukrayna ile Türkiye’yi birbirine bağlayan sadece geçmiş değildir, bizi birbirimize bağlayan Karadeniz, ekonomik çıkarlarımız, güvenlik ve insanlarımız arasındaki bağlardır. Bizim görevimiz, bu düzenin hukukun gücüne dayanmasını sağlamaktır. Bunun, Ukrayna ile Türkiye’nin ortak çıkarı olduğuna inanıyorum. Karadeniz bizim ortak evimizdir, bu evi güvenli, özgür ve barışçıl hâle getirmek isteriz. “KIRIM TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZ 12 YILDIR BASKI ALTINDA” Konferans sonunda söz alan Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rus esareti altındaki Kırım Tatar siyasi tutsakların maruz bırakıldığı ağır koşulları dile getirdi. “Kırım Türkü kardeşlerimiz 12 yıldır baskı altında. Gece yatarken neredeyse giyinik yatıyorlar çünkü ‘Kapı kırılır veya bir telefon alabiliriz. Bizim evimize veya birinin evine baskına geliyorlar, acaba kimin evine baskına gittiler?’ diye tedirgin yatıyorlar.” şeklinde konuşan Bay, Kırımlıların baskın sonrası uzun yıllar yasa dışı olarak hapse mahkûm edildiğini ve Rusya’nın Kırım’dan kilometrelerce uzaktaki hapishenelere ve tutukevlerine yasa dışı olarak sevk edildiğini kaydetti. Rusya’nın alıkoyduğu ve aralarında ağır hastalıklardan muzdarip olanların da bulunduğu birçok Kırımlı siyasi tutsağın bulunduğunu hatırlatan Bay, Ervin İbragimov’u da gündeme taşıdı. UKRAYNALI AKADEMİSYENLER DE HAK MÜCADELESİNE DAVET EDİLDİ Türk Akademisyenler Birliği Genel Başkanı Doç. Dr. İzzettin Özpolat, programın kapaşında yaptığı konuşmada, Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdülgaziyev başta olmak üzere diğer Kırımlı siyasi tutsaklar adına da Azerbaycanlı aydınlar tarafından imza toplandığı ve bu imzaların Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e sunulduğunu anımsattı. Doç. Dr. Özpolat, geçmişte Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ile de benzer çalışmaların yapıldığını dile getirerek, Ukraynalı akademisyenleri de Kırımlı Tatar siyasi tutsaklar ve Rusya tarafından haksız yere alıkonulan Türk kökenli siyasi tutsaklar adına ilgili projelerde yer almaya davet etti.

Büyükelçi Celâl: Türkiye, savaşın sona erdirilmesinde önemli bir aktör Haber

Büyükelçi Celâl: Türkiye, savaşın sona erdirilmesinde önemli bir aktör

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye Cumhuriyetinin Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalarını överek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür etti. Ukrayna'nın 24 Ağustos Bağımsızlık Günü öncesinde Anadolu Ajansına (AA) değerlendirmelerde bulunan Celâl, Türkiye'nin savaşın sona erdirilmesi ve taraflar arasında çözüm yolları bulunması için önemli çabalar ortaya koyduğunu belirtti. Celâl, "Türkiye, iki taraf için de çözüm yolları bulmak için çok çabalar sundu ve biz Sayın Cumhurbaşkanı'nın (Recep Tayyip Erdoğan) şahsına, bütün Türk milletine ve devletine gerçekten çok minnettarız." ifadelerini kullandı. "BU BİR SAVUNMA SAVAŞI" Ukrayna'nın Bağımsızlık Günü'nün her zamankinden daha önemli hâle geldiğini belirten Celal, ülkesinin yıllardır savaş içerisinde olduğunu söyledi. Celâl, "Biliyosunuz ki kaç senedir savaşıyoruz. Bu savaşı biz başlatmadık bu bir savunma savaşı." ifadelerini kullanarak Ukrayna'nın bağımsızlığını korumak için mücadele ettiğini vurguladı. Ukrayna'nın Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını kazanma sürecine de değinen Celâl, Ukraynalıların 20. yüzyıl boyunca ağır dönemlerden geçtiğini ve bağımsızlığa büyük mücadeleler sonucunda ulaştığını belirtti. Celâl, "(Ukraynalılar) 20. asır boyunca bugünkü gibi çok ağır zamanlardan geçip bu bağımsızlığa eriştiler. Şu sebepten, elbette bağımsızlık her bir Ukrayna vatandaşı için önemlidir. Çünkü bu bizim geçmişimiz, bugünümüz ve geleceğimizdir." dedi. Dünyadaki tüm Ukraynalılar için Bağımsızlık Günü'nün önemine atıfta bulunan Celâl, "Ukrayna vardı, Ukrayna var ve var olacaktır. Elbette Ukrayna tüm ortaklarımıza, dostlarımıza her daim destek verecek ama düşmanlarımıza da cevabımız var. Bizim devletimize saldırırsanız, karşılığı olacak." ifadelerini kullandı. TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİ Büyükelçi Celâl, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin en az 5 asırlık bir geçmişe dayandığını belirterek, iki milletin yüzyıllardır Karadeniz çevresinde birlikte yaşadığını söyledi. Ankara-Kıyiv ilişkilerinin son dönemde daha da güçlendiğini vurgulayan Celâl, Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tanıyan ilk devletlerden biri olduğunu ifade etti. Celâl, Türkiye'nin savaş döneminde de Ukrayna'nın toprak bütünlüğü, bağımsızlığı ve egemenliğine en güçlü desteği veren ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Türkiye'ye duydukları minnettarlığı dile getiren Celâl, 2022'de başlayan savaşın ardından Türkiye'nin çok sayıda Ukraynalıyı ağırladığını hatırlattı. Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin oldukça iyi seviyede olduğunu ancak daha da geliştirilebilecek önemli bir potansiyel bulunduğunu belirten Celâl, iki ülkenin dostluktan stratejik ortaklığa uzanan bir ilişki geliştirdiğini söyledi. Celâl, "Biz dostluktan yola çıkıp stratejik ortaklık kurduk. Dostlukla yürüdüğümüz yolda Allah'a şükür serbest ticaret anlaşmasını da kabul ettik ve yürürlüğe soktuk." dedi. TÜRKİYE'NİN ARABULUCULUK ÇABALARI Celâl, Türkiye'nin Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalarının önemli olduğunu belirterek, Ankara'nın iki taraf arasında müzakerelerin yürütülmesi için büyük çaba gösterdiğini söyledi. Ayrıca Celâl, Türkiye ve Ukrayna'nın Karadeniz'de barışın tesis edilmesi ve kalıcı hâle getirilmesi için birlikte çalışabileceğini belirterek, savaşın sona erdirilmesinde Türkiye'nin rolünün büyük olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna'yı aynı masa etrafında bir araya getirerek çözüm yolları bulunması için önemli girişimlerde bulunduğunu ifade eden Celâl, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, ekibine, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür etti. Celâl, "İki taraf için de Rusya ve Ukrayna tarafları için Türkiye'de görüşüp kararlar almak, çözüm yolları bulmak için çok çabalar sundu ve biz Sayın Cumhurbaşkanı'nın (Erdoğan) şahsına, onun bütün ekibine, bütün Türk milletine ve devletine gerçekten çok minnettarız. Biz büyük, gerekli ve önemli bir iş yaptık. Askeri esir takası Türkiye sayesinde gerçekleşti, bu İstanbul görüşmelerinden sonra olmuştu." dedi. "RUSYA SAVAŞI BİTİRMEK İSTEMİYOR" Celâl, Ukrayna, Türkiye, Avrupa ülkeleri ve ABD'nin savaşı sona erdirmek istediğini ancak Rusya'nın aynı iradeyi göstermediğini söyledi. Rusya üzerinde baskı kurulması gerektiğini belirten Celâl, uluslararası ortaklara da bu konuda Ukrayna'ya destek verme çağrısında bulundu. Celâl, Rusya'nın kendi isteğiyle savaşı sona erdirmeye yanaşmadığını ifade etti. Türkiye'nin Rusya'yı İstanbul veya Ankara'da müzakere masasına getirmek ve savaşın sona erdirilmesine yönelik karar alınmasını sağlamak için çabalarını sürdürmesi gerektiğini belirten Celâl, Ukrayna'nın barışı herkesten daha fazla istediğini söyledi. Celâl, "İmkânımız olsa bu savaşı şu dakikada bitirmeye hazırız." ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.