SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

“Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!

Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği binasında 24 Şubat 2026 tarihinde “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar” konulu bir etkinlik düzenlendi.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 23:32
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 23:47
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
“Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar”: Sanat ve direniş Ankara’da buluştu!

Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğinde, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn saldırısının dördüncü yıl dönümü vesilesiyle 24 Şubat 2026 tarihinde Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği binasında “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar” başlıklı etkinlik düzenlendi. Aynı zamanda asker olan Ukraynalı sanatçılar, sanat aracılığıyla savaşın insani boyutunu, hafızasını ve Ukrayna’nın özgürlük mücadelesini sahneye taşıdı.

Etkinliğin açılış konuşmaları Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont tarafından yapıldı. Dumont, Ukrayna halkının Rusya’nın saldırılarına karşı direnişini anmak amacıyla Fransa ve Ukrayna tarafından ortaklaşa düzenlenen etkinliğin önemine dikkat çekerek, “Bugün burada, Ukrayna ve Fransa’nın birlikte düzenlediği bu etkinlik vesilesiyle, Ukrayna halkının komşusu tarafından gerçekleştirilen haksız saldırı karşısındaki direnişini anmak için bir araya geliyoruz.” dedi.

Ukrayna halkının dört yıldır savaşın ağır sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Dumont, “Ukraynalılar dört yıldır zorunlu göçlere, savaşın neden olduğu yoksunluklara ve çok sık şekilde sevdiklerini kaybetmenin acısına maruz kalıyor. Bu kayıplar, topraklarını savunmak için cepheye giden askerlerin yanı sıra bombardımanların hedefi olan sivilleri de kapsıyor.” ifadelerini kullandı.

“CEPHEDE SAVAŞANLAR BİR ZAMANLAR SİVİLDİ”

Dumont, bugün Ukrayna cephelerinde savaşan askerlerin çoğunun birkaç yıl öncesine kadar öğretmen, işçi ve sivil vatandaşlar olduğunu vurgulayarak, bunun unutmaması gerektiğini söyledi.

Rus güçlerinin işgal altındaki topraklarda halkı kimliğinden ve kültüründen mahrum bırakmaya çalıştığını belirten Dumont, sivillerin ortadan kaldırıldığını, çocukların ailelerinden koparılarak Rus ailelere verildiğini ve genç erkeklerin zorla kendi ülkelerine karşı savaşmaya gönderildiğini ifade etti.

Bu gerçeklerin uluslararası kuruluşlar ve bağımsız gözlemciler tarafından ayrıntılı biçimde belgelendiğini hatırlatan Dumont, Rusya’nın güçlü iletişim araçlarıyla bu suçları unutturmaya çalıştığını kaydetti.

Dumont ayrıca, Rus ordusunun Ukrayna’nın enerji altyapısını hedef alarak sivilleri kış ortasında zor koşullara mahkûm ettiğini ve daha önce Buça ve çevresinde sivillere yönelik saldırılar gerçekleştiren güçlerin de aynı ordu olduğunu vurguladı.

“UKRAYNA’NIN KİMLİĞİ VE VARLIĞI HEDEF ALINIYOR”

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal girişiminin yalnızca toprakları değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kimliğini ve kültürünü hedef aldığını belirterek, Ukraynalı sanatçıların bu süreçte direnişin sesi hâline geldiğini vurguladı.

Rusya’nın dört yıl önce başlattığı topyekûn işgalin, Rus rejiminin gerçek yüzünü ortaya koyduğunu belirten Celâl, bu savaşın yalnızca askerî bir saldırı değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kimliğini ve varlığını hedef alan bir girişim olduğunu söyledi.

İşgal altındaki Kırım’da Ukrayna kültürüne yönelik baskılara dikkat çeken Celâl, Eylül 2022’de bir Kırım Tatar düğününde Ukrayna direnişinin sembollerinden biri hâline gelen “Oy U Luzi Çervona Kalına” adlı şarkının söylenmesi nedeniyle altı kişinin Rus mahkemeleri tarafından cezalandırıldığını hatırlattı. Celâl, damadın annesinin yalnızca Ukrayna şarkısı söylediği için günlerce gözaltında tutulduğunu, restoran sahibinin ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saygı duyduğunu ifade etmeye zorlandığını aktardı.

Rusya’nın Ukrayna devletini ortadan kaldırmayı ve Ukrayna halkının kimliğini silmeyi amaçladığını vurgulayan Celâl, “İmparatorluklar her zaman ordulardan çok kültürden korkar. Ordu toprakları korur, ancak kültür anlamı ve kimliği korur.” ifadelerini kullandı.

Savaşın başlamasından bu yana Ukraynalı sanatçıların direnişin sesi hâline geldiğini belirten Celâl, tiyatro binaları yıkılırken oyuncuların bombalanmış sığınaklarda sahne almaya devam ettiğini, yazarların Ukrayna’nın tarihini yeniden ve gerçekçi şekilde kaleme aldığını, müziğin ise en karanlık zamanlarda Ukrayna halkına umut verdiğini dile getirdi.

“HAFIZA ZORLA SİLİNEMEZ”

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, Ukraynalı sanatçıların yalnızca kültürel üretimin temsilcileri değil, aynı zamanda ülkenin direncinin ve uluslararası güvenliğin önemli bir parçası olduğunu belirterek, kültürün hedef alınmasının devletlerin varlığını tehdit eden daha geniş bir sürecin parçası olduğunu vurguladı.

Kültürün yok edilmesine göz yumulmasının, zamanla devletlerin yok edilmesinin de kabul edilmesine yol açabileceğini ifade eden Celâl, Ukrayna’nın yalnızca özgürlüğü için değil, evrensel bir ilke için mücadele ettiğini söyledi. Celâl, “Kültür hedef olmamalıdır. Dil suç değildir ve hafıza zorla silinemez.” dedi.

Ukrayna’nın bu mücadelesinde uluslararası ortakların rolünün hayati önem taşıdığını vurgulayan Celâl, Fransa’nın kültürel diplomasiyi devlet politikası hâline getiren ülkelerden biri olduğunu, Türkiye’nin ise farklı kıtaları ve gelenekleri birleştiren yapısıyla kültürel mirasın bir çatışma alanı değil, bir köprü olduğunu çok iyi bildiğini ifade etti.

Ukraynalı sanatçıların sempati değil, adalet ve seslerini duyurabilecekleri bir alan talep ettiğini belirten Celâl, dünyanın savaşa alışmasının en büyük tehlike olduğunu kaydetti. Celâl, cephede silahla savaşan, sahnede sanatını icra eden ve ülkesini farklı alanlarda temsil eden tüm Ukraynalı sanatçıların MÜCADELESİNİN Avrupa’nın geleceği için verilen bir mücadele olduğunu dile getirdi.

Savaşın dört yıldır sürdüğünü ve bu süreçte bir neslin savaşın gölgesinde büyüdüğünü ifade eden Celâl, buna rağmen Ukrayna’nın yok edilemeyeceğini vurgulayarak, Ukrayna’nın özgürlük kültürüne sahip olduğunu söyledi.

Ukrayna’nın gerçeklerini dünyaya anlatan her sergi, konser ve yayımlanan her eserin büyük önem taşıdığını belirten Celâl, “Gerçek de bir silahtır ve susturulamaz.” ifadelerini kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından Ukraynalı Müzisyen ve asker Taras Kompaniçenko, Ukrayna’nın millî çalgısı bandura ile geleneksel Ukrayna ezgilerini icra etti. Sonrasında Kompaniçenko ve Büyükelçi Dumont, bandura ve çello düeti ile sahne aldı.

“ŞİİR YAŞANANLARA TANIKLIK ETMEK İÇİN VARDIR”

Ardından Ukraynalı Müzisyen Kompaniçenko ve Ukraynalı Şair ve Asker Yarına Çornohuz “Savaş Karşısında Ukraynalı Sanatçılar” panelinde hem asker hem sanatçı olarak deneyimlerini paylaştılar.

Çornohuz, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgali sırasında cephede edindiği deneyimlerin şiirlerinin temelini oluşturduğunu belirterek, şiirin savaşın tanıklığını yapmak ve kaybedilenlerin hafızasını yaşatmak için önemli bir araç olduğunu söyledi.

Deniz piyadesi olarak görev yaptığını ve işgalin başladığı dönemde keşif birliğiyle birlikte cephede bulunduğunu ifade eden Çornohuz, savaşın zaman içinde değiştiğini belirterek, başlangıçta siper savaşı ve konvansiyonel çatışmalar yaşandığını, bugün ise savaşın büyük ölçüde insansız hava araçlarıyla sürdürüldüğünü ve kendisinin de insansız hava aracı (İHA) operatörü olarak görev yaptığını dile getirdi.

İşgalin ilk günlerinde Rus birliklerinin saldırısına tanıklık ettiğini anlatan Çornohuz, cephede birlikte görev yaptığı askerlerle güçlü bir bağ kurduklarını belirterek, savaşın askerler için yalnızca bir toprak mücadelesi değil, aynı zamanda varoluş mücadelesi anlamına geldiğini vurguladı.

Şiirin savaş koşullarında bir tanıklık ve hafıza aracı hâline geldiğini belirten Çornohuz, “Şiir, yaşananlara tanıklık etmek, gerçeği kayda geçirmek ve kaybettiklerimizi unutmamak için vardır.” dedi.

Cephede kaleme aldığı şiirlerin, savaşta hayatını kaybeden silah arkadaşlarına adandığını vurgulayan Çornohuz, 2022 yılında cephede yazdığı kitabını, aralarında komutanlarının da bulunduğu ve Ukrayna için hayatını kaybeden askerlerin anısına ithaf ettiğini söyledi.

Savaşta hayatını kaybedenlerin özgürlük için en ağır bedeli ödediğini ifade eden Çornohuz, şiirlerinin temel amacının, hayatını kaybeden askerlerin isimlerini ve hatıralarını yaşatmak olduğunu belirterek, savaşın gerçek yüzünün bu kayıplarda saklı olduğunu dile getirdi.

“BU, RUSYA’NIN UKRAYNA SAVAŞI”

Çornohuz, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarının doğru şekilde adlandırılmasının hem askerler hem de özgürlük değerlerini savunan toplumlar için hayati önem taşıdığını vurguladı. Çornohuz, söz konusu savaşın “Rusya-Ukrayna Savaşı” olarak değil, “Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı” olarak tanımlanması gerektiğini belirterek, bunun iki eşit taraf arasında yaşanan bir çatışma değil, bir işgal ve savunma süreci olduğunu ifade etti.

Kendisini bir savaşın tarafı değil, ülkesini savunan bir asker olarak tanımlayan Çornohuz, Ukraynalıların kendi topraklarını ve özgürlüklerini koruduğunu dile getirdi. Rusya’nın askerî ve demografik açıdan çok daha büyük bir güç olduğunu hatırlatan Çornohuz, buna rağmen Ukraynalıların işgale karşı direndiğini ve bu mücadelenin bir savunma savaşı olduğunu kaydetti.

Çornohuz ayrıca, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Ukrayna’da işlenen suçların zamanla unutulacağı varsayımına dayanan bir strateji izlediğini ifade etti. Münih Güvenlik Konferansı’nda da bu konuya dikkat çektiğini belirten Çornohuz, büyük ölçekli suçların uluslararası toplum tarafından zamanla görmezden gelinmesi riskine karşı uyarıda bulundu.

Rusya’nın sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarının ve sivillerin hayatını kaybetmesinin uluslararası toplum tarafından unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çornohuz, Ukrayna halkının özgürlüklerini korumak için ağır bedeller ödediğini belirtti.

Uluslararası topluma çağrıda bulunan Çornohuz, Ukrayna’da yaşananların doğru şekilde tanımlanmasının ve Ukraynalı siviller ile askerlerin verdiği mücadelenin unutulmamasının büyük önem taşıdığını ifade etti.

“SENİN SİLAHIN BANDURADIR”

Ukraynalı müzisyen ve asker Taras Kompaniçenko, sanatçı kimliğinden önce kendisini bir vatandaş olarak gördüğünü ve Ukrayna’nın bağımsızlık sürecinden bu yana ulusal kimliği güçlendirmek için sanatını bir araç olarak kullandığını ifade etti. Henüz 19 yaşındayken, Sovyetler Birliği’nin son dönemlerinde ulusal bilinç hareketlerine katıldığını belirten Kompaniçenko, Ukrayna bağımsızlığını kazandıktan sonra da sanat yoluyla özgürlük ve kimlik değerlerini yaymaya devam ettiğini kaydetti.

Savaşın başlamasıyla birlikte cepheye gitme kararı aldığını ifade eden Kompaniçenko, asker olarak kabul edildiği dönemde öğrencilerinin ve meslektaşlarının kendisine silah yerine bandurasını işaret ederek, “Senin silahın banduradır” dediğini aktardı. Bu sözlerin kendisini derinden etkilediğini belirten Kompaniçenko, buna rağmen savaşın sorumluluğunu doğrudan hissettiğini ve cephede bulunmanın önemine inandığını vurguladı.

Savaşın hem cephede hem de toplumda sanatın rolünü değiştirdiğini ifade eden Kompaniçenko, önceki yıllarda cephe hattına daha yakın bölgelerde performans sergileyerek askerlere moral verebildiklerini, ancak hâlihazırda insansız hava araçlarının (İHA) oluşturduğu tehdit nedeniyle bunun artık mümkün olmadığını söyledi.

Cenaze törenlerinde de performans sergilediğini belirten Kompaniçenko, hayatını kaybeden askerlerin aileleriyle karşılaşmanın en zor anlardan biri olduğunu ifade etti. Özellikle evladını kaybeden annelerle karşı karşıya kalmanın büyük bir sorumluluk ve hassasiyet gerektirdiğini dile getiren Kompaniçenko, bu süreçte en önemli şeyin doğru zamanda ve doğru yerde bulunmak olduğunu vurguladı.

Kompaniçenko, savaş koşullarında kahramanlık arayışından ziyade sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini belirterek, atılan her adımın başkalarının hayatını etkileyebileceğini ve bu nedenle sanatın ve mücadelenin dikkatle ve bilinçle sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Etkinlik, üyeleri 2022'de başlayan topyekûn işgal girişimi sonrasında asker olan Ukraynalı müzik grubu Antytila’yı konu alan “Culture vs War” isimli belgeselin gösterimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.