SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Leviza Celâl: Kırım’dan vazgeçmek bizim için ihanet olur

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in eşi Leviza Celâl, 2014’te başlayan Kırım işgalinden bugüne uzanan baskıları, Kırım Tatarlarına yönelik sistematik uygulamaları, eşinin tutuklanma sürecini ve kadınların direnişini Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 26.02.2026 05:19
Haber Güncellenme Tarihi: 26.02.2026 20:49
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Leviza Celâl: Kırım’dan vazgeçmek bizim için ihanet olur

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’ın eşi Leviza Celâl, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Kırım’ın işgali sonrası Kırım Tatar halkının maruz kaldığı baskıları, siyasi tutuklamaları ve ailelerin yaşadığı zorlukları anlatarak, mücadelenin kimlik ve onur mücadelesi olduğunu vurguladı.

Bundan tam 12 yıl önce, 26 Şubat 2014’te binlerce Kırım Tatarı ve Ukraynalı, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunmak ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasına karşı çıkmak için Kırım Parlamentosu binası önünde miting yaptı.

Leviza Celâl, o günü çok iyi hatırladığını ve eşinin de mitinge katıldığını, kendisinin ise küçük çocuklarla evde ATR televizyon kanalının canlı yayını üzerinden gelişmeleri izlediğini aktararak, “İzlemek dayanılmaz derecede zordu. İki büyük insan grubu birbirini itiyor, büyük bir gerilim yaşanıyordu. Kırım Tatarları ve Ukraynalılar ilk kez Akmescit'tin (Simferopol) merkezinde Rusya yanlısı güçlerle karşı karşıya gelmişti.” dedi.

Ertesi sabah işgalcilerin Kırım hükûmeti ve Kırım Parlamentosu binalarını ele geçirdiğini anlatan Celâl, binalara Rus bayraklarının asıldığını ve 27 Şubat’ta işgali yasallaştıracak bir referandum yapılmasına karar verildiğini söyleyerek, “Oysa işgal zaten başlamıştı. Bu adaletsizliği sakin sakin izlemek imkânsızdı. Bunun gerçekten burada ve şimdi bizim başımıza geldiğine inanmakta zorlanıyorduk.” ifadelerini kullandı.

8 MART KADIN PROTESTOLARI VE DİRENİŞ

Celâl, 8 Mart’ta kadınların protesto için Kırım’ın ana yollarına Ukrayna bayraklarıyla çıktığını aktararak, “Kalabalığın içinden yola doğru yürüyordum. Omuzlarımda Ukrayna bayrağı vardı; sakin, kendinden emin ve gururluydum. Biz orada dururken Rus askerî araçları yanımızdan geçiyordu. Kadınlar onlara doğru koşuyor, lanet ediyor ve geri dönmelerini söylüyordu.” şeklinde konuştu.

Ancak kısa süre sonra Ukrayna askerî birliklerinin ele geçirildiği haberlerinin geldiğini ve Kırım’ın tamamen işgalcilerin kontrolüne geçtiğini belirtti. Celâl, yaşananları “Hiçbir şey yapamayacağımızı anlamak bizi adeta felç etti. Bu tam anlamıyla bir çaresizlikti.” sözleriyle özetledi.

BASKILAR VE MEDYA KISITLAMALARI

Leviza Celâl, işgalin ardından baskıların hızla arttığını ve Kırım Tatar televizyon kanalı ATR’nin kapatıldığını vurgulayarak, “Bu sadece bir medya kuruluşuna değil; gerçeği duyma hakkımıza, ana dilimizi konuşma özgürlüğümüze ve kimliğimizi koruma irademize vurulan bir darbeydi.” dedi.

İşgalin ilk kurbanı Reşat Ametov’u anımsatan Celâl, “Akmescit’in ana meydanında tek başına protesto yaptı. Silahsızdı, saldırgan değildi. Bir hafta sonra işkence izleriyle ölü bulundu. Karşı çıkmak bile öldürülmek için yeterliydi.” ifadelerini kullandı.

Celâl, genç aktivistlerin kaybolmaya başladığını, bunlar arasında DQTK Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’un da bulunduğunu ve bazılarının hâlâ bulunamadığını aktardı. Kırım Tatarlarına yönelik kitlesel baskıların sistemli şekilde yürütüldüğünü vurgulayan Celâl, bu uygulamanın amacının toplumu korkutmak ve karşı çıkanlara cezalandırılacakları mesajını vermek olduğunu söyledi.

ÇOCUKLAR VE MİLLİ EĞİTİM

Çocuklar üzerindeki baskılara dikkat çeken Celâl, “Daha önce Kırım Tatar sınıflarının bulunduğu okullarda dil dersleri büyük ölçüde kaldırıldı. Haftada yalnızca yarım saat dil ve yarım saat edebiyat dersi veriliyor. Bu dersler sadece birer ders değildi; dilimizin ve kimliğimizin aktarımıydı.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Celâl, bazı öğretmenlerin Tatarca konuşan çocuklara karşı nefret dolu sözler sarf ettiğini, okullarda Rusça dışında dil konuşulmaması gerektiğinin söylendiğini ve hatta İngilizce yazılı kıyafetlerin yasaklandığını aktardı. Bu durumun çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini ve Kırım Tatarca bilgisinin ciddi şekilde azaldığını belirtti.

NARİMAN CELAL'İN TUTUKLANMASI

Celâl, kendisi ve eşi Nariman Celâl'in işgale karşı mücadeleden vazgeçmediğini söyledi. Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) faaliyetlerinin yasaklandığını, Nariman Celâl’in Kırım’da kalan tek başkan yardımcısı olduğunu ve gazetecilik tecrübesiyle halkın yaşadıklarını anlattığını aktardı. Nariman Celâl’ın tutuklanmasıyla birlikte üç yıl süren mahkeme ve cezaevi sürecinin başladığını belirten Celâl, bu zorlu dönemde yardım ve destek sağlayan herkese dayanışmaları için teşekkür etti.

GÖÇ VE DEMOGRAFİK DEĞİŞİM

Celâl, işgalin başladığı günden bu yana 12 yıl geçtiğini ve Kırım Tatarlarının çoğunun tek tarihî vatanları olduğu için Kırım’da kaldığını söyleyen Celâl, şöyle devam etti:

Kırım Tatarlarının çoğu işgali kabul ettiği için değil, tek tarihî vatanımız orası olduğu için Kırım’da kalıyor. Ondan vazgeçmek bizim için ihanet olur. Rus propagandası bunu rıza gibi göstermeye çalışıyor ama gerçek bu değil.

"İşgalin en ciddi sonuçlarından biri demografik değişim oldu." diyen Celâl, "Baskılar, tutuklamalar ve özellikle savaş sonrası zorunlu askerlik nedeniyle birçok insan Kırım’dan ayrılmak zorunda kaldı. On binlerce Kırım Tatarı ayrıldı, yüz binlerce Rus getirildi. Bu bilinçli bir nüfus değişimidir. Benzer bir politika 1944 Sürgünü'nden sonra da uygulanmıştı." ifadelerini kullandı.

KADINLAR VE AİLELERİN DAYANIŞMASI

Zor dönemde yükün büyük ölçüde kadınların omuzlarına düştüğünü belirten Celâl, mahkemelerde birbirlerine destek olduklarını, ev ziyaretleri yaptıklarını ve bu dayanışma ruhunun herkese güç verdiğini söyledi.

Celal, çocukların babalarıyla doğrudan görüşme imkânlarının kısıtlı olduğunu ve mektuplarla iletişim kurduklarını anlatarak,. “Evde her zaman babalarının neden hapiste olduğunu anlattım. Onların Kırım ve Kırım Tatar halkının geleceği için mücadele ettiği için cezalandırıldığını söyledim. Çocukların babalarından utanmalarını değil, onunla gurur duymalarını istedim.” dedi.

Nariman Celâl'in tutuklandığında en küçük kızları Nihal’in 11 aylık olduğunu belirten Celâl, üç yıl boyunca babasını yalnızca fotoğraflardan ve videolardan tanıdığını, yüz yüze ilk karşılaşmalarının çok duygusal geçtiğini aktardı.

KORKU ORTAMI

Celâl, işgalin başlamasından sonra insanların kendi evlerinde bile temkinli davrandığını, komşular arasında kime güvenileceğinin bilinmediğini, bazı tanıdık kişilerin dahi ihbar edebildiğini belirtti. Ukrayna’yı destekleyen, Ukraynaca konuşan veya işgale karşı fikir beyan eden kişilerin hedef hâline geldiğini söyleyerek, bu nedenle birçok insanın sessiz kalmayı tercih ettiğini ve açıkça eleştirel konuşmanın neredeyse imkânsız hâle geldiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.