SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Nevruz

QHA - Kırım Haber Ajansı - Nevruz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nevruz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Oğuz QHA'ya konuştu Haber

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Oğuz QHA'ya konuştu

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA/Ankara “Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği”, 9 Nisan 2026 tarihinde Ankara Olgunlaşma Enstitüsünde düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ile Ankara Olgunlaşma Enstitüsü ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğinde gerçekleşen etkinlikte, baharın gelişini ve Türk kültürünün zengin mirası kutlandı. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, tertip edilen “Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği” etkinliğinde Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Etkinliğin, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı Olgunlaşma Enstitüsü, YEE ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle gerçekleştirilmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Oğuz, bu üç kurumun ortak çalışmasını “kültürel mirasın yaşatılması açısından güçlü bir model” olarak nitelendirdi. Nevruz’un yalnızca bir bayram değil; aynı zamanda kültürel mirasın, dilin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Oğuz, “Nevruz; şarkıları, mitleri, efsaneleri ve hikâyeleri ile bitmez tükenmez bir dünyadır. Dolaysıyla bu dünyayı anlatmak aynı zamanda Türkçeyi öğretmek anlamına da gelir.” dedi. “NEVRUZ YENİ YILIN GELDİĞİ GÜNDÜR” Oğuz, Nevruz’un 2009 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin İnsanlığı Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne kaydettirildiğini, 2016’da dosyanın genişletildiğini ve 2024 itibarıyla 13 ülkenin ortak mirası olarak yeniden kabul edildiğini hatırlattı. Nevruz’un baharın gelişi, doğanın uyanışı ve yeni yılın başlangıcı olarak çok katmanlı anlamlar taşıdığını ifade eden Oğuz, “Başka kültürlerde de benzer yılbaşı kutlamaları, yeni yıl kutlamaları biliyorsunuz. Nevruz aynı zamanda 21 Mart yani Ekinoks dediğimiz, geceyle gündüzün eşitlendiği, yeni yılın geldiği bir gündür. Eski takvimimizde de yılbaşıdır. Bu bakımdan yılbaşı kutlaması gibi de alınabilir kültürümüzde. Yılbaşının da dünyadaki kutlamaları hep şenlik, şölen, eğlence biçimindedir. Buradaki etkinlik de bu anlamda bir vurguya sahipti.” ifadelerini kullandı. “SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN DAĞILMASINDAN SONRA İLK ADIM NEVRUZ’A DÖNMEK OLDU” Oğuz, Türk devletleri bünyesinde Nevruz’un resmî tatil olarak kabul edilmesine yönelik tartışmaları da değerlendirdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk dünyasında yasaklı kültürel unsurların yeniden sahiplenildiğini ve Nevruz’un bu süreçte öne çıktığını kaydeden Oğuz şu ifadeleri kullandı: 90'lı yılların başında Türk devletleri özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra o dönemde Sovyetler Dönemi'nde yasaklanan pek çok kültür unsurlarını özlemle, hasretle, sevgiyle yeniden kucaklamanın heyecanını taşıyorlardı. Bunların arasında da Nevruz başta geliyordu. Zira Nevruz onları bir araya getiren çok önemli bir bahar başlangıcı, şöleni, yeni yıl, 12 Hayvanlı Türk Takvimine göre yeni yılın başlaması gibi çok fazla anlamı vardı. Bu anlamı yok eden bir kültürü reddeden bir yapılanmadan sonra ulus devlet hâlinde kurumlaşınca ilk hareketleri geçmişte atalarının kutladığı Nevruz'a yeniden dönmek oldu. Bayramların toplumun tüm kesimlerini kapsayan şenlikler olduğunu ifade eden Oğuz, birçok Türk devletinde Nevruz’un farklı sürelerde resmî tatil olarak kutlandığını, Türkiye’de de bu yönde bir eğilimin güçlendiğini söyledi. Ayrıca Oğuz, “Ümit ediyoruz ki, Türkler olarak yani Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler, Azerbaycanlılar, Kırımlılar ve diğer tüm Türk topluluklarıyla birlikte, uluslararası alanda Nevruz kutlama kültürünü kendi geleneksel biçimleriyle daha etkin şekilde kutlamaya devam edecekler.” cümlelerini sarf etti. “BİZİM KANITA DEĞİL, NASIL KUTLANACAĞINI DÜNYAYA GÖSTERMEYE İHTİYACIMIZ VAR” Türkiye’de Nevruz’un geçmişte daha sınırlı şekilde kutlandığını ancak 1990’lı yıllardan itibaren yeniden hatırlandığını belirten Oğuz, Türk edebiyatında Nevruz’un önemli bir yer tuttuğunu, Pir Sultan Abdal’dan Karacaoğlan’a kadar birçok şairin bu geleneği eserlerine yansıttığını ifade etti. Oğuz cümlelerini, “Bizim kanıta ihtiyacımız yok ama huzura, mutluluk içerisinde bir bayramın nasıl kutlanacağının modelini, örneğini dünyaya göstermeye ihtiyacımız var. Belki de dünyanın buna ihtiyacı var. O yüzden bizim de dünyanın da Nevruz'u kutlu olsun.” şeklinde sonlandırdı.

Ankara'da bahar coşkusu: Türk kültürü şenlikle taçlandı! Haber

Ankara'da bahar coşkusu: Türk kültürü şenlikle taçlandı!

Fatma Nur Sarıcaoğlu QHA Ankara “Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği”, 9 Nisan 2026 tarihinde Ankara Olgunlaşma Enstitüsünde düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ile Ankara Olgunlaşma Enstitüsü ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğinde gerçekleşen etkinlikte, baharın gelişini ve Türk kültürünün zengin mirası kutlandı. Programın açılış konuşmalarını gerçekleştiren Ankara Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Ahsen Hıdıroğlu, baharın Türk kültüründe yeniden doğuşun, umudun ve bereketin simgesi olduğunu belirtti ve doğanın canlanışıyla birlikte insanın da yenilendiğini, birlik ve beraberlik içinde güç bulduğunu vurguladı. Hıdıroğlu, “Bahar, Türk kültüründe yeniden doğuşun, umudun ve bereketin simgesidir. Doğanın canlanışıyla birlikte, insanın da birlik ve beraberlik içinde güç bulmasını ifade eder. Asırlardır yaşatılan bu köklü gelenekler toplumumuzu bir arada tutan en kıymetli değerler arasında yer almaktadır. Bugün burada düzenlediğimiz bu anlamlı şenlik yalnızca bir etkinlik olmanın ötesinde kültürel mirasımızı yaşatma, paylaşma ve gelecek nesillere aktarma irademizin güçlü bir göstergesidir.” dedi. Hıdıroğlu, geleneksel çocuk oyunlarından el sanatlarına ve sosyal uygulamalara kadar pek çok unsurun bu zengin kültürün bir parçasını yansıttığını söyledi. Program kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklere de değinen Hıdıroğlu, baharın ve yeniden doğuşun simgesi olan ateş etrafında yapılacak açılışla programın başlayacağını belirterek katılımcılara “hoş geldiniz” dedi. ALİY’DEN NEVRUZ’UN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNE VURGU Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Aliy konuşmasında, baharın gelişiyle doğanın yeniden canlandığını belirterek, bu anlamlı dönemde katılımcılarla bir araya gelmekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Nevruz’un yalnızca bir takvim başlangıcı değil, aynı zamanda insanlığın ortak hafızasında yer eden önemli bir değer olduğuna dikkat çeken Aliy, bu özel günün doğanın yeniden doğuşunu simgelerken umut, bereket ve yenilenme duygularını da beraberinde getirdiğini vurguladı. Nevruz’un, toprağın yeşermesi kadar insanın iç dünyasında da bir uyanışı temsil ettiğini dile getiren Aliy, asırlardır farklı coğrafyalarda, farklı dillerde ancak benzer duygularla kutlanan bu kültürel mirasın insanları ortak değerler etrafında buluşturduğunu söyledi. Aliy, “Anadolu'da yaşatılan gelenekleriyle Orta Asya'dan Balkanlara uzanan geniş bir coğrafyada karşılık bulan bu kadim gün, paylaşmanın, dayanışmanın ve birlikte yaşama iradesinin güçlü bir ifadesidir. Bu nedenle Nevruz, sadece baharın değil, aynı zamanda barışın, kardeşliğin, müşterek bir geleceğe doyulan inancın da sembolidir.” dedi. Program kapsamında Anadolu’nun Nevruz’a ilişkin zengin geleneklerini, kültürel hafızasını ve mutfak mirasını tanıtmaktan mutluluk duyduklarını belirten Aliy, sunulan her bir unsurun geçmişten bugüne taşınan yaşayan bir kültürün izlerini yansıttığını ifade etti. Kültürün birleştirici gücüne inandıklarını vurgulayan Aliy, farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışla ortak değerler etrafında buluşma imkânlarını artırmayı hedeflediklerini belirtti. Nevruz’un taşıdığı uyanış, yenilenme ve bereket ruhunun dünyada daha fazla barışa, anlayışa ve dostluğa vesile olmasını temenni eden Aliy, programın hayırlara vesile olmasını dileyerek katılımcılara teşekkür etti. DOĞANIN YENİDEN CANLANDIĞI GÜN UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, etkinliğin büyük bir özenle hazırlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Yapılan hazırlıkların arkasında binlerce yıllık köklü bir tarih ve kültür birikimi bulunduğunu vurgulayan Oğuz, Nevruz’un yalnızca bir gün değil, derin anlamlar taşıyan kadim bir miras olduğunu ifade etti. Nevruz’un köklü geçmişine dikkat çeken Oğuz, bu özel günün Türkçede “yeni gün” anlamına geldiğini ifade ederek, bu kavramın eski bir dönemin sona erip yeni bir başlangıcın doğuşunu simgelediğini söyledi. Geleneksel takvim anlayışının doğayla uyumlu bir yapıya sahip olduğunu dile getiren Oğuz, Türklerin ve geniş bir coğrafyada yaşayan akraba toplulukların kuzey yarımkürede bulunmaları nedeniyle mevsimsel döngülerin yaşam kültürünü doğrudan etkilediğini belirtti. Bu bağlamda Oğuz Nevruz’un, doğanın yeniden canlandığı, kışın sona erdiği ve hayatın yeniden başladığı bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Nevruz’un yalnızca bir mevsim değişikliğini değil, aynı zamanda kültürel ve mitolojik zenginliği de içinde barındırdığını ifade eden Oğuz, Türk mitolojisinde önemli yer tutan Ergenekon Destanı’nın bu günle ilişkilendirildiğini hatırlattı. Bunun yanı sıra Oğuz, farklı anlatılarda Nevruz’un Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturduğu gün, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evlendiği gün ya da Hz. Muhammed’in doğumuyla ilişkilendirildiğine inanıldığını aktardı. Bu çeşitliliğin, Nevruz’un farklı toplumlar tarafından kendi kültürel kodlarıyla yorumlanan ortak bir değer olduğunu ortaya koyduğunu söyledi. NEVRUZ’UN UNESCO SÜRECİ Nevruz’un Türkler başta olmak üzere geniş bir coğrafyada kutlandığını belirten Oğuz, bu ortak kültürel mirasın farklı toplumlar arasında güçlü bağlar kurduğunu söyledi. UNESCO’nun somut olmayan kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmalarına değinen Oğuz, 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve Türkiye’nin 2006 yılında taraf olmasıyla birlikte kültürel miras unsurlarının uluslararası düzeyde kayıt altına alınmaya başlandığını hatırlattı. Nevruz’un UNESCO sürecine de değinen Oğuz, 2009 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu yedi ülkenin ortak dosyasıyla Nevruz’un UNESCO tarafından kabul edildiğini, 2010 yılında ise Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 21 Mart’ın “Uluslararası Nevruz Günü” ilan edildiğini belirtti. Sürecin ilerleyen yıllarda genişlediğini ifade eden Oğuz, 2016 yılında yeni ülkelerin katılımıyla bu kültürel mirasın daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını, 2024 itibarıyla ise Nevruz’u kutlayan ülke sayısının arttığını kaydetti. UNESCO’nun yaklaşımının kültürel miras üzerinde sahiplik iddiası oluşturmak değil, ortak değerleri tanımak ve korumak olduğunu vurgulayan Oğuz, “senindir, benimdir” anlayışı yerine “sende de var, bende de var” yaklaşımının benimsendiğini ifade etti. Oğuz bu anlayışın barışçıl, kapsayıcı ve kültürlerin sınır tanımayan doğasına uygun olduğunu dile getirdi. Nevruz’un ideolojik tartışmaların ötesinde, toplum tarafından yaşatılan bir gelenek olduğuna dikkat çeken Oğuz, bu mirasın kuşaktan kuşağa aktarılmasının önemine işaret etti. Kutlamaların yemek, müzik, eğlence ve şenliklerle zenginleştiğini belirten Oğuz, Nevruz’un bir bayram ve şölen niteliği taşıdığını söyledi. “ANLATILAR ÇOKTUR, RİTÜEL TEKTİR” Farklı toplumların Nevruz’a dair farklı anlatılar geliştirdiğini belirten Oğuz, Ergenekon Destanı’ndan Pers mitolojisine, İslam kültüründeki anlatılardan çeşitli inançlara kadar pek çok farklı yorumun bugünü anlamlandırdığını ifade etti. Bu çeşitliliğin bir zenginlik olduğunu vurgulayan Oğuz, önemli olanın bu ortak günü birlikte kutlamak olduğunu dile getirdi ve şu ifadeleri kullandı: Toplumda, biraz önce de ifade edildiği gibi; yemeklerle, kutlamalarla, eğlencelerle, şenliklerle, müzikle Nevruz bir şölendir, bir bayramdır, kıra çıkıştır. Çünkü kıştan yaza geçiştir. Dolayısıyla bugün Nevruz’u kutlayan ülke sayısını 30–40’a çıkarabilirsek ve 2010 yılında Birleşmiş Milletler’in (BM) Nevruz’u insanlığın ortak günü olarak kabul etmesi doğrultusunda ilerlersek, Nevruz tıpkı Sevgililer Günü ya da yılbaşı gibi tüm dünyada kutlanabilir. Böylece hem insanlığın ortak mirası hâline gelir hem de sürdürülebilir kalkınma ve turizme katkı sağlayan bir unsur olur. Bu açıdan bakmamız gerekir. Dolayısıyla anlatılardan hangisinin doğru olduğunu tartışmak uygun değildir. Hepsi bir inançtır, hepsi doğrudur; her biri bir geçmişi ve kutlama ritüelinin nedenini açıklar. Önemli olan şudur: 21 Mart’ta Nevruz’u kutlayan toplumlar olarak bir araya gelmek ya da kendi coğrafyamızda bu geleneği yaşatmaktır. Nevruz’unuz kutlu olsun, ritüeliniz bereketli olsun; anlatılarınız, hikâyeleriniz zengin olsun. Hiç kimsenin buna itirazı olmamalıdır. Çünkü mitolojik anlatılar çoktur, ritüel tektir; ritüeliniz kutlu olsun. Açılış konuşmalarından sonra UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Oğuz ve YEE Başkanı Aliy kök boyalarla boyanmış Nevruz yumurtalarını tokuşturdu. Aynı zamanda katılımcılar, mâni küpünden çektikleri mânileri okudu. Program kapsamında katılımcılara çimlendirilmiş buğdayın kökünden elde edilen nişastalı su ile şeker eklemeden yapılan sümelek tatlısı ve yiyecekler ikram edildi. m Aynı zamanda katılımcılar, halat çekme, ip atlama, peçiç, topaç, mangala ve aşık oyunu gibi Türk dünyasından geleneksel çocuk oyunları oynama fırsatı buldu.

Kırım Derneğinde Nevruz coşkusu yaşandı! Haber

Kırım Derneğinde Nevruz coşkusu yaşandı!

Türk dünyasında yeni yılın ve baharın başlangıcı olarak kutlanan Nevruz Bayramı, Kırım Derneği Genel Merkez binasında 28 Mart 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikle coşkuyla kutlandı. Programa Adalet ve Kalkınma (AK) Parti Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel ve Kırım Tatar ve Ukrayna diasporasından isimler katıldı. GELENEKSEL EZGİLERLE BAŞLADI Etkinlik, Kırım Tatar halk şarkıları “Güzel Kırım” ve “Çalaşım”ın seslendirilmesiyle başladı. Programın devamında çocuklar için çeşitli yarışmalar düzenlenirken, katılımcılar arasında halk tapmacaları (bilmeceleri) ve atasözleriyle ilgili etkinlikler gerçekleştirildi. SANAT VE KÜLTÜR ÖN PLANDA Programda sahne alan Kırım Derneği Genel Merkezine bağlı Cıyın Ansambli Dans ve Müzik Topluluğu, sergilediği performansla izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Ayrıca genç müzisyenler de sahne alarak farklı enstrümanlardaki yeteneklerini sergiledi. Küçük çocuklar ise Türkistan bölgesinden bir imza olarak Özbek halk dansını sahneye taşıyarak programın devamında şiirler okudular.

“Türk Dünyasının Ortak Mirası Nevruz” kitabının takdim yazısı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yazıldı Haber

“Türk Dünyasının Ortak Mirası Nevruz” kitabının takdim yazısı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yazıldı

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu’nun editörlüğünde “Türk Dünyasının Ortak Mirası Nevruz” isimli bir kitap hazırlandı. Hazırlanan bu kitabın takdim yazısı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaleme alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin, yalnızca akıp giden zamanın veya geçmişte yaşanmış hadiselerin kronolojik bir dökümü olmadığı, milletlerin hafızası, medeniyetlerin kök hücresi ve geleceğe yön veren sarsılmaz bir pusulası olduğunu belirtti. Ak Parti’nin kurumsal internet sitesine yüklenecek olan “Türk Dünyasının Ortak Mirası Nevruz” kitabında yurt içi ve yurt dışından 36 akademisyenin kaleme aldığı 33 makale yer alırken, Nevruz’un Türk dünyasındaki önemi, tarihi birikimi, farklı detaylarıyla nasıl bir ortaklaşmaya sahip olduğu da kapsamlı bir şekilde ele alındı. Takdim yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bizi biz yapan, bizi bir kılan ve asırlar boyunca ayakta tutan en mühim unsurlardan biri de köklerimize ve ortak kültürel değerlerimize olan güçlü aidiyetimizdir” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nevruz Bayramı için “Adriyatik kıyılarından Çin Seddi'ne, Türkistan bozkırlarından Balkanlar'ın zümrüt yeşili dağlarına kadar uzanan o devasa gönül coğrafyamızda, yüzlerce yıldır aynı coşku ve aynı heyecanla kutladığımız Nevruz Bayramı, bu aidiyetin en müşahhas, en renkli nişanesidir. Nevruz, tabiatın kış uykusundan uyanışını, toprağın yeniden dirilişini ve baharın gelişini müjdeleyen bir takvim yaprağı olmanın çok ötesindedir. Sivaslı Aşık Ali Nebi'nin, 'Dede Korkut torunları / Bayram eyler yarınları / Dost biliriz hep canları / Sultan nevruz sefa geldin' mısralarında dile getirdiği gibi, Nevruz milletimizin zorluklar karşısındaki dirayetinin ve kardeşliğinin bayramıdır. Bizim inancımızda ve medeniyet tasavvurumuzda Nevruz, ayrılığın gayrılığın değil, birlik ve beraberliğin, iri olmanın, diri olmanın ve her şeyden öte kardeş olmanın günüdür. Nevruz, 86 milyonun, sınırları aşan gönül ve kültür coğrafyamızın ortak şenliğidir.” dedi. “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” MEŞALESİ TÜRK DEVLETLERİ ÇATISI ALTINDA BİRLEŞTİ Türk dünyası ve İslam aleminin, son iki asırdır maruz kaldığı asimilasyon politikaları ve büyük zorluklarla dolu "hazan mevsimini" geride bırakarak yeni bir döneme girdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte münevverlerin zindanlara atıldığı, sürgünlerle susturulmaya çalışıldığı ve kadim inanç değerleri ile dillerin yasaklandığı karanlık bir dönemin yaşandığı belirtti. Erdoğan, özellikle tek parti döneminin Türkiye sınırları dışında bir "Türk varlığından" söz etmeyi dahi suç sayan yaklaşımı eleştirdi ve kendi soydaşını Boraltan Köprüsü'nde ateşe atan ve Türk dünyasına şaşı bakan bu zihniyetin artık tarihin çöplüğüne gömüldüğü ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün gelinen noktada, merhum Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" diyerek yaktığı meşalenin sönmediğinin görüldüğünü, bu tarihî vizyonun hâlihazırda Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altında birleşerek devasa bir küresel güce dönüştüğü vurguladı. TEMEL GAYE TÜRK DÜNYASI İLE KUCAKLAŞMAK VE HER ALANDA İŞ BİRLİĞİ Erdoğan, Türkiye'nin dış politika vizyonuna ilişkin önemli açıklamalarda bulunarak Türk dünyası ile kucaklaşmayı ve her alanda iş birliğini temel gaye olarak belirlediklerini vurguladı ve 2040 Vizyonu ile Stratejik Ortaklık İlan edilen "2040 Türk Dünyası Vizyon Belgesi"ne dikkat çekti. Erdoğan; siyaset, ekonomi ve enerji gibi kritik başlıkların yanı sıra Orta Koridor'un inşasıyla Türk devletleri arasındaki kader ortaklığının pekiştirildiğini ifade ederken, bu süreçte asıl sarsılmaz bağların eğitim, bilim, kültür ve sanat aracılığıyla kurulacağının da altını çizdi. Kültürel entegrasyon kapsamında atılan tarihî adımlara değinen Erdoğan, Cengiz Aytmatov’un eserlerinin ve Oğuznamelerin ortak Türk alfabesiyle basıldığını anımsattı ve gelecek nesillerin ortak bir tarih şuuruyla yetiştirilmesi hedeflenirken; Türk dünyasındaki üniversiteler, TÜBA ve Türk Akademisi'nin çalışmalarıyla ortak tarih, coğrafya ve edebiyat müfredatlarının hayata geçirildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilim ve fikir dünyasında kurulan köprülerin önemine vurgu yaparak, "İnanıyoruz ki, ilim ve fikir köprüleri sağlam kurulduğunda, siyasi ve ekonomik köprüler yıkılmaz birer abideye dönüşecektir" değerlendirmesinde de bulundu. TÜRK DÜNYASI BÜYÜK BİR AİLEDİR Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nevruz Bayramı’nın Türk dünyası üzerindeki birleştirici gücüne ve ortak gelecek vizyonuna dair de önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Nevruz'un tıpkı 3 Ekim Türk İş Birliği Günü gibi, TDT çatısı altında "Ortak Anma ve Kutlama Günü" olarak ilan edilmesinin, Türk dünyasındaki ortak bilincin kurumsallaşması amacını taşıdığını vurguladı. Türk dünyasının büyük bir aile olduğunu belirten Erdoğan; Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mahtumkulu Firaki, Ahmet Cevat ve Süleyman Çolpan gibi değerlerin bu ailenin ruhunu aynı hamurla yoğurduğunu ifade etti. Türk halklarının kader birliğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı, "Bugün Gazze'deki mazluma ağlarken de Karabağ'da azatlık ateşini yakarken de aynı hissiyatla çarpan kalpleriz" diyerek duygusal bağın altını çizdi. Türk dünyasının dört bir yanından akademisyenlerin ve bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanan yeni bir esere de değinen Erdoğan, bu çalışmanın kültürel hafızayı diri tutacağını belirtti. Eserin, gençlere ilham kaynağı olacağına inandığını ifade eden Erdoğan, bu çalışmayı "Türkiye Yüzyılı" ve "Türk Dünyası Asrı"nın inşasında sağlam bir irfan tuğlası olarak nitelendirdi.

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı Haber

İstanbul’da Nevruz coşkusu: "Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri" sergisi açıldı

Türk dünyasında baharın ve yeniden doğuşun simgesi Nevruz, İstanbul’da anlamlı bir sergiyle kutlandı. Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği ve İstanbul Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan “Türk Halk Kültüründe Kadın Kıyafetleri” sergisi, Türkistan bozkırlarından Kırım’a uzanan kadim mirası Topkapı Kültür Mahallesi’ndeki Yörük Otağı’nda sanatseverlerle buluşturdu. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde kapılarını açan sergi, Türk kültür coğrafyasının en zarif ve köklü örneklerini bir araya getirdi. Kadın kıyafetleri ve başlıklarının merkezde olduğu seçki, ziyaretçileri Türk dünyasının derinliklerine doğru kültürel bir yolculuğa çıkardı. Sergiyle ilgili Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Muallâ Uydu Yücel, “Bugün Türk tarihinin çok önemli günlerinden birini yaşıyoruz. Yeni günü, yani Nevruz'u yaşıyoruz ve kutluyoruz. Bu münasebetle de yine biz de kendi birliğimize uygun bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesinin konukseverliğinde Türk kültüründe kadın kıyafetlerini hazırladık. Bu koleksiyonun hazırlanmasında özellikle birliğimiz içerisindeki kadınlarımız bize büyük destek verdiler. Zira kadının aslında biz buna sessiz dili diyoruz. Kadını hayatının her aşamasında yaşadıklarını motiflere, sembollere dökmüştür, kıyafetlere dökmüştür ve bu şekilde kendisini betimlemiştir. Biz de geçmişten devraldığımız bu kültürel mirasımızı gelecek nesillere attırmak için önümüzden gelen her türlü gayreti Umayana Türk Dünyası Kadınlar Birliği olarak göstermeye çalışıyoruz.” dedi. Ayrıca Kırım’ın bağımsızlığına olan inancını, “Bir gün mutlaka ama mutlaka Kırım'ın bağımsız olacağına canı yürekten inanıyorum.” sözleriyle vurgulayan Yücel, bu özel günde kendilerini yalnız bırakmayan katılımcılara ve QHA'ya teşekkürlerini sundu. Serginin küratörlüğünü üstlenen Özlem Özer Tuğal ise hazırlık sürecinde geleneksel yöntemlerden ödün vermeden modern dokunuşları harmanladıklarını vurguladı. Yörük Otağı’nın tarihsel atmosferinde sergilenen koleksiyonun kapsamı hakkında bilgi veren Tuğal, şunları kaydetti: “Koleksiyonumuzun bir bölümünü oluşturan Kırgız, Kazak, Özbek, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırım Tatarı, Irak Türkmeni ve Gagauz kadın kıyafetleri ile başlıkları ve seramik kadın başlıkları yer alıyor. Sanatın birleştirici ve toplumu geliştirici gücünü göz önünde bulundurduğumuzda; köklü geleneklerimizin sanatla harmanlanarak gelecek nesillere aktarılmasında bu tür etkinliklerin son derece önemli olduğunu düşünüyoruz.” şeklinde konuştu. Nevruz bayramının enerjisiyle birleşen etkinlik, Türk halk kültüründe kadının sadece bir figür değil, aynı zamanda toplumun en güçlü kültürel taşıyıcısı ve hikaye anlatıcısı olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Türk dünyası Nevruz'u kutluyor: İki bayram bir arada Haber

Türk dünyası Nevruz'u kutluyor: İki bayram bir arada

Binlerce yıllık köklü bir geçmişe sahip olan ve Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan geniş bir coğrafyada "yeni gün" olarak kutlanan nevruz, bu sene 21 Mart'ta gönüllerdeki bahar coşkusuyla dini vecibelerin yerine getirildiği Ramazan Bayramı iklimini birleştirdi. 20-22 Mart tarihlerine denk gelen Ramazan Bayramı ile iç içe geçen Nevruz Bayramı, Türk dünyasında çifte bayram sevincine vesile oldu. Türk kültür havzasında "Sultan Nevruz", "Mart dokuzu", "Yıl sırtı" ve "Gün dönümü" gibi farklı isimlerle de anılan nevruz, tıpkı Ramazan Bayramı gibi toplumsal dayanışma, barış ve kardeşlik duygularını pekiştiriyor. Her iki bayramda da ortak bir gelenek olarak öne çıkan akraba ve komşu ziyaretleri, küslerin barıştırılması, çocukların sevindirilmesi ve ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatılması, Türk-İslâm kültürünün birleştirici gücünü gözler önüne seriyor. Bütün bayramlarda olduğu gibi Nevruz Bayramı’nda da temizliğin ayrı bir yeri ve önemi var. Nevruz kutlamaları kapsamında evlerde ve sokaklarda genel temizlik yapılırken, hazırlanan zengin sofralar bereketin paylaşılmasına aracılık ediyor. "Nevruz köje", "sumalyak" ve "semeni" gibi geleneksel lezzetlerin baş köşede olduğu bu sofralar, Ramazan Bayramı'ndaki ikram kültürüyle benzerlik gösteriyor. Ateş üzerinden atlanması, Ergenekon hatırasına demir dövülmesi ve geleneksel spor müsabakalarıyla kutlanan nevruz, millî kimliği ve ortak kültürel bağı temsil ediyor. Nevruz, 2009 yılında Azerbaycan, Hindistan, İran, Kırgızistan, Pakistan, Özbekistan ve Türkiye’nin ortak başvurusuyla İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi'ne kaydedildi. 2016 Kasım ayında Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da gerçekleştirilen UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Hükümetler Arası Komite Toplantısı’nda alınan kararla “Nevruz” 12 ülkeli çokuluslu dosya olarak Temsili Liste’ye kaydettirildi. Bu kararla, söz konusu listeye 2009 yılında gerçekleştirilen kayıt yenilendi. Ayrıca, 20-21 Mayıs 2025 tarihinde Macaristan'ın ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’nde Devlet Başkanları tarafından kabul edilen Budapeşte Bildirisi ile Nevruz'un TDT bünyesinde anılması ve kutlanması kararı alındı. Öte yandan Nevruz, Türk dünyasındaki yaygın inanışa uygun olarak Göktürklerin Ergenekon'dan ayrılıp bağımsızlıklarını elde ettikleri gün olarak kabul edilir. Ergenekon Destanı'nda, 400 yıl boyunca etrafı yüksek dağlarla çevrili bir vadide yaşamak zorunda kalan Türklerin bahar gelince vadiyi terk ettikleri anlatılır. Bu açıdan Türklerin ana vatanlarına döndükleri ve bağımsızlıklarını kazandıkları gün olan Nevruz, aynı zamanda bağımsızlığı da simgeler.

BM Genel Merkezi'nde Nevruz coşkusu Haber

BM Genel Merkezi'nde Nevruz coşkusu

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) New York kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde, 18 Mart 2026 tarihinde Nevruz Bayramı dolayısıyla resmî bir resepsiyon gerçekleştirildi. Etkinlik, Kırgızistan Daimî Temsilciliğinin ev sahipliğinde; Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’ın BM nezdindeki daimî temsilciliklerinin ortak katkılarıyla düzenlendi. Kırgızistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu tarafından yapılan açıklamaya göre; programa onur konuğu olarak Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı Edil Baysalov katıldı. Baysalov konuşmasında Nevruz’un Türkistan halkları için birleştirici bir bayram olduğunu vurgulayarak, ortak tarihî ve kültürel mirası yansıttığını ifade etti. Ayrıca bölgesel iş birliğinin, dostluğun ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Etkinlikte söz alan Türkistan ülkelerinin BM nezdindeki daimî temsilcileri de Nevruz’un barış, iyi komşuluk ve sürdürülebilir kalkınmanın sembolü olduğunu belirtti. Temsilciler, bölgesel iş birliğinin daha da geliştirilmesine yönelik kararlılıklarını dile getirdi. Resepsiyona BM üyesi ülkelerin temsilcileri, BM Sekretaryası yetkilileri, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve diplomatik misyon üyeleri katıldı. Program kapsamında geleneksel Türkistan müziği dinletisi sunulurken, kopuz eşliğinde icra edilen eserler etkinliğe kültürel bir zenginlik kattı. Ayrıca davetlilere Türkistan mutfağından geleneksel ikramlar sunuldu.

Azerbaycan’ın kadim geleneği ve baharın müjdecisi: İlahir Çarşamba Haber

Azerbaycan’ın kadim geleneği ve baharın müjdecisi: İlahir Çarşamba

Bahar’ın gelişi ve doğanın uyanışının simgesi olan Nevruz Bayramı öncesinde Azerbaycan’da, yılın son çarşamba günü büyük bir heyecanla kutlanıyor. İlahir Çarşamba denilen bu özel günün akşamında şenlik ateşi yakılıyor, şamdanlar süsleniyor ve insanlar birbirlerini kutsayarak dileklerini yerine getiriyor. Azertac muhabiri tarafından Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinden Dr. Ateş Ahmadli ile yapılan röportajda Ahmadli, yılın son çarşamba gününe halk arasında “İlahir Çarşambası”, “Yer Çarşambası” ya da “Torpağ Çarşambası” isimleri verildiğini belirtti. Dört Çarşamba gününün sonuncusu olan İlahir Çarşamba, hayatın yeniden uyanışını, hayallerin ve umutların doğanın gücüyle birleşmesini temsil ederken, bu dönem kışlık yiyeceklerin yeni hayatla birleştiği, tarım sezonunun başladığı ve tahılların ekildiği bir dönem olma özelliği taşıyor. Ayın son çarşamba gününde avlu ve bacalarda şenlik ateşleri yakılır. İnanışa göre, Şrove Salısı günü ateş yakmak ve üzerinden atlamak, ruhsal ve fiziksel arınmayı sağlar. Ateşin üzerinden atlanırken “Yüküm ve şansım ateşte yansın!" denilir, böylece sıkıntılardan kurtulmayı dilerler. Küs olanların barışmasının beklendiği bu gün her aile üyesi için evlerde mum yakılır, komşu ve akrabalarla bir araya gelinerek kutlama yapılır. BÖLGELERE GÖRE ÇEŞİTLENEN GELENEKLER Azerbaycan’ın dört bir tarafında İlahir Çarşamba farklı gelenek ve inançlarla kutlanır. Kazak, Tovuz ve Şeki bölgelerinde, evlere su serpilir; sofralara talma, fasali ve gourga gibi yiyecekler konur. Nahçıvan’da dilek dilenerek avlulardaki ateşlerin üzerinden atlanır. Guba ve Gusar’da köyün erkek çocuklarının akşam vakti evleri habersiz ziyaret ederek hediye ve tatlı topladığı "misafir ziyareti" geleneği sürdürülür. Güney’de aileye refah ve iyi şans getirmesi için ağaçların altına kırmızı bez bağlanır. GELENEKSEL KUTLAMALAR Geleneksel kutlamaların en eğlenceli kısımlarından birini ise fallar oluşturur. "Kulakla fal bakma," “gapipusma,” “gulagpusma” olarak bilinen falcılık ve bekar kızların bir araya gelerek bakır kâsedeki yüzüklerle gerçekleştirdiği "yüzük alma" falı, gençlerin geleceklerine dair umutlarını simgeleyen yaygın adetler arasında yer alıyor. KADİM GELENEK: İLAHİR ÇARŞAMBA KUTLU OLSUN İlahir Çarşamba, yedi çeşit bereketle donatılan sofraları, çocukların neşeyle mahallelerde şapka fırlatması ve insanların birbirine söylediği güzel sözlerle tam bir şenlik havasında geçer. Kışın son izlerini eriten bu ateşli kutlamalar, toprağın uyanışını müjdelerken milli dayanışmayı da güçlendirmektedir. Bu kadim geleneklerin yaşatıldığı İlahir Çarşamba, her eve refah, bereket ve her kalbe yeni umutlar getirir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.