SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Oğuz QHA'ya konuştu

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, Ankara Olgunlaşma Enstitüsünde tertip edilen “Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği” etkinliğinde QHA mikrofonlarına konuştu.

Haber Giriş Tarihi: 10.04.2026 14:41
Haber Güncellenme Tarihi: 10.04.2026 16:25
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Oğuz QHA'ya konuştu

Fatma Nur Sarıcaoğlu

QHA/Ankara

Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği”, 9 Nisan 2026 tarihinde Ankara Olgunlaşma Enstitüsünde düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ile Ankara Olgunlaşma Enstitüsü ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğinde gerçekleşen etkinlikte, baharın gelişini ve Türk kültürünün zengin mirası kutlandı.

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz, tertip edilen “Baharın Gelişi ve Türk Kültür Şenliği” etkinliğinde Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu.

Etkinliğin, Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı Olgunlaşma Enstitüsü, YEE ve UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle gerçekleştirilmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Oğuz, bu üç kurumun ortak çalışmasını “kültürel mirasın yaşatılması açısından güçlü bir model” olarak nitelendirdi.

Nevruz’un yalnızca bir bayram değil; aynı zamanda kültürel mirasın, dilin ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı olduğunu vurgulayan Oğuz, “Nevruz; şarkıları, mitleri, efsaneleri ve hikâyeleri ile bitmez tükenmez bir dünyadır. Dolaysıyla bu dünyayı anlatmak aynı zamanda Türkçeyi öğretmek anlamına da gelir.” dedi.

“NEVRUZ YENİ YILIN GELDİĞİ GÜNDÜR”

Oğuz, Nevruz’un 2009 yılında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin İnsanlığı Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’ne kaydettirildiğini, 2016’da dosyanın genişletildiğini ve 2024 itibarıyla 13 ülkenin ortak mirası olarak yeniden kabul edildiğini hatırlattı.

Nevruz’un baharın gelişi, doğanın uyanışı ve yeni yılın başlangıcı olarak çok katmanlı anlamlar taşıdığını ifade eden Oğuz, “Başka kültürlerde de benzer yılbaşı kutlamaları, yeni yıl kutlamaları biliyorsunuz. Nevruz aynı zamanda 21 Mart yani Ekinoks dediğimiz, geceyle gündüzün eşitlendiği, yeni yılın geldiği bir gündür. Eski takvimimizde de yılbaşıdır. Bu bakımdan yılbaşı kutlaması gibi de alınabilir kültürümüzde. Yılbaşının da dünyadaki kutlamaları hep şenlik, şölen, eğlence biçimindedir. Buradaki etkinlik de bu anlamda bir vurguya sahipti.” ifadelerini kullandı.

“SOVYETLER BİRLİĞİ’NİN DAĞILMASINDAN SONRA İLK ADIM NEVRUZ’A DÖNMEK OLDU”

Oğuz, Türk devletleri bünyesinde Nevruz’un resmî tatil olarak kabul edilmesine yönelik tartışmaları da değerlendirdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Türk dünyasında yasaklı kültürel unsurların yeniden sahiplenildiğini ve Nevruz’un bu süreçte öne çıktığını kaydeden Oğuz şu ifadeleri kullandı:

90'lı yılların başında Türk devletleri özellikle Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra o dönemde Sovyetler Dönemi'nde yasaklanan pek çok kültür unsurlarını özlemle, hasretle, sevgiyle yeniden kucaklamanın heyecanını taşıyorlardı. Bunların arasında da Nevruz başta geliyordu. Zira Nevruz onları bir araya getiren çok önemli bir bahar başlangıcı, şöleni, yeni yıl, 12 Hayvanlı Türk Takvimine göre yeni yılın başlaması gibi çok fazla anlamı vardı. Bu anlamı yok eden bir kültürü reddeden bir yapılanmadan sonra ulus devlet hâlinde kurumlaşınca ilk hareketleri geçmişte atalarının kutladığı Nevruz'a yeniden dönmek oldu.

Bayramların toplumun tüm kesimlerini kapsayan şenlikler olduğunu ifade eden Oğuz, birçok Türk devletinde Nevruz’un farklı sürelerde resmî tatil olarak kutlandığını, Türkiye’de de bu yönde bir eğilimin güçlendiğini söyledi. Ayrıca Oğuz, “Ümit ediyoruz ki, Türkler olarak yani Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler, Azerbaycanlılar, Kırımlılar ve diğer tüm Türk topluluklarıyla birlikte, uluslararası alanda Nevruz kutlama kültürünü kendi geleneksel biçimleriyle daha etkin şekilde kutlamaya devam edecekler.” cümlelerini sarf etti.

“BİZİM KANITA DEĞİL, NASIL KUTLANACAĞINI DÜNYAYA GÖSTERMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

Türkiye’de Nevruz’un geçmişte daha sınırlı şekilde kutlandığını ancak 1990’lı yıllardan itibaren yeniden hatırlandığını belirten Oğuz, Türk edebiyatında Nevruz’un önemli bir yer tuttuğunu, Pir Sultan Abdal’dan Karacaoğlan’a kadar birçok şairin bu geleneği eserlerine yansıttığını ifade etti.

Oğuz cümlelerini, “Bizim kanıta ihtiyacımız yok ama huzura, mutluluk içerisinde bir bayramın nasıl kutlanacağının modelini, örneğini dünyaya göstermeye ihtiyacımız var. Belki de dünyanın buna ihtiyacı var. O yüzden bizim de dünyanın da Nevruz'u kutlu olsun.” şeklinde sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.