SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Stalin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Stalin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Stalin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emel Kırım Vakfından “Ahıska Türkleri: Kayıp Sürgünün İzinde” sergisine ziyaret Haber

Emel Kırım Vakfından “Ahıska Türkleri: Kayıp Sürgünün İzinde” sergisine ziyaret

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının desteği, Dünya Ahıskalı Türkler Birliği (DATÜB) koordinasyonuyla hazırlanan “Ahıska Türkleri: Kayıp Sürgünün İzinde” adlı sergi, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sanat Galerisi'nde ziyarete açıldı. HEM KIRIM TATARLARI HEM DE AHISKA TÜRKLERİ VATANLARINDAN SÜRGÜN EDİLDİ Emel Kırım Vakfı üyeleri ise tıpkı Kırım Tatarları gibi Sovyet rejimi tarafından vatanından edilen Ahıska Türkleri adına düzenlenen bu sergiye anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyarette, 82 yıl önce Sovyetler Birliği döneminde Kırım Tatarları ve Ahıska Türkleri başta olmak üzere bütün sürgün edilenler ve sürgün yollarında şehit olanların aziz hatırası yâd edildi. Emel Kırım Vakfının resmî sosyal medya hesabı üzerinden 24 Haziran 2026 tarihinde ziyarete ilişkin yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi: Bu sergiyi ziyaretimizde, Kırım Türkleri, Ahıska Türkleri ve cani Stalin'in emriyle sürgün edilenlerin hepsini tekrar andık, sürgün yollarında yaşadıkları acıları hissettik, duygulandık. Ahıska Türkleri: Kayıp Sürgünün İzinde Sergisi; milletimizin yaşadığı acıları, kayıpları, vatan hasretini bizlere tekrar hatırlatan, gençlerimize öğreten bir sergi olmuş. Kırım'ı 12 yıl önce işgal eden Rusya, 4 yıl önce de Ukrayna'ya topyekûn savaş açtı. Kırım'ın işgalinin ve bütün işgallerin sona ermesi dileğiyle, sürgün yollarında hayatını kaybeden tüm soydaşlarımızı rahmetle anıyor, bu serginin hazırlanmasında emeği geçen DATÜB’ü ve herkesi kutluyoruz.

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu Haber

Muhakeme youtube kanalında Moskova’yı fetihten sürgüne Kırım Tatarları konuşuldu

YouTube’da yayın yapan Muhakeme kanalında Türk dünyası meselelerinin konuşulduğu “Türk Yurtlarından Notlar” programında “Moskova’yı Fetihten Sürgüne Kırım Türklüğü” başlıklı bir içerik yayınlandı. Emre Kartal tarafından hazırlanan programda 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda Kırım Tatarlarının yaşadığı acılar, 2014’te Rusya’nın gerçekleştirdiği işgal ve hukuksuzluklarla birlikte Kırım Tatarlarının zaferlerle dolu tarihine de değinildi. Yaklaşık 6 ay önce yayın hayatına başlayan Muhakeme YouTube kanalı pek çok konseptte çalışmalarını gerçekleştiriyor. Bu konseptlerden biri olan “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal her programda farklı Türk coğrafyasının gündemini ve meselelerini ele alıyor. 18 Mayıs 1944 tarihinde gerçekleşen Kırım Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü olması sebebiyle de bu haftaki programlarında Kırım konuşuldu. MOSKOVA’YI FETHEDEN KIRIM HANLIĞI Programda Kırım Tatarlarının ve Kırım coğrafyasının tarihine değinilerek özellikle Kırım Hanlığının zaferlerle dolu tarihinden örnekler anlatıldı. Kırım Hanı Devlet Giray komutasındaki orduların Moskova’yı fethi ve büyük Moskova yangını çevresinde gelişen olayları anlatan Kartal, Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasındaki değerli ve güçlü ilişkiye de yoğun atıf yaptı. İKİ YUMRUK ARASINDA KIRIM TATARLARI İkinci Dünya Savaşı ikliminde Nazi ve Sovyetler Birliği işgallerini gören Kırım’ın yaşadığı dramatik gelişmelere değinen Kartal, iki güç arasında Kırım Tatarlarının aradıkları bağımsızlık ve özgürlüğü ve bu bağlamda yaşadıkları acı hadiseleri örneklerle incelendi. Hitler ve Stalin’in ayrı ayrı sürgün hareketlerine değinilerek II. Dünya Savaşı’nda Kızıl Ordusu yanında savaşan Kırım Tatarlarının dahi Stalin tarafından nasıl sürgün edildiğini örnekleriyle anlatıldı. ARABAT FACİASI HATIRLANDI Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında unutulan ve gemilere doldurularak batırılan Kırım Tatarlarının acı kaderlerini hatırlatan Kartal, Araba faciasının asla unutulmaması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte sürgüne dair bilgiler paylaşılan programda sürgünün soykırım olduğu vurgulandı. SOVYET SÜRGÜNÜNDEN RUS İŞGALİNE KIRIM Sürgünden sonra 2014 yılından Rus işgal kuvvetlerince gerçekleşen saldırıları gündemine alan Kartal, hukuksuz referandum ve işgalin tanınmaması gerektiğini işaret etti. Rusya’nın Kırım’dan sonra Ukrayna’nın başka bölgelerinde de işgal ve katliam yürüttüğünün işaret edildiği programda Türk dünyasının tamamının büyük siyasi bağlamların dışına çıkarak sade ve sadece Kırım Tatarlarından yana olması gerektiği vurgulandı. Programda “Aluştadan Esen Yeller” ve Kırım Tatar Millî Marşı olan “Ant Etkenmen” de okunarak Kırım Tatarlarının bağımsızlık ruhuna ve edebi gücüne atıf yapıldı. Programda ayrıca Antlı Şehit Numan Çelebicihan, Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abülcemil Kırımoğlu gibi abide şahsiyetin mücadelelerine de atıf yapıldı. EMRE KARTAL KİMDİR? Muhakeme YouTube kanalında “Türk Yurtlarından Notlar” programını hazırlayan Emre Kartal, Gazi Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında lisans ve yüksek lisans derecesine sahip. Halihazırda da Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler alanında doktora eğitimine devam ediyor. Uzun yıllardır çeşitli sivil toplum kuruluşlarında özellikle Türklük ve Türk dünyası üzerine çalışmalar yürüten, pek çok yayın organında uluslararası ilişkiler alanında çalışmaları yayınlanan Kartal, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde danışman olarak görev yapmaktadır. Kartal özellikle Çin Halk Cumhuriyeti dış politikasına ve Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine yönelik akademik çalışmalarda bulunuyor.

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında! Haber

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında!

Türk dünyasının genelinde bilinen “Çırpınırdı Karadeniz” şiirini kaleme alan Azerbaycanlı ünlü şair Ahmet Cevad, doğumunun yıl dönümünde Türkiye ve Azerbaycan’da anılıyor. Ahmet Cevad, 5 Mayıs 1892'de Şemkir'in Seyfali köyünde hayata gözlerini açtı. Altı yaşında babasını kaybeden Cevad, ilk eğitimini dinî bir okulda aldı. Ailesiyle birlikte Gence’ye taşınan Cevad, burada Şah Abbas Camii bünyesinde faaliyet gösteren medresede eğitim gördü. AHMET CEVAD'IN İSTİKBAL YOLUNU, AZERBAYCAN TÜRKÜ DÜŞÜNÜRLER AÇTI Şah Abbas Camii’nin eğitimcileri, önemli Azerbaycan Türkü aydınlardan oluşuyordu; bunların arasında şair Hüseyin Cavid, edebiyat eleştirmeni Abdulla Sur, Şeyhülislam Pişnamazzade gibi dönemin tanınmış isimleri bulunuyordu. Bu yüzden Ahmet Cevad’ın bu dönemde aldığı eğitimde, ciddi bir vatanseverlik motifi mevcuttur. Cevad, kısa sürede okulun gözde öğrencilerden biri olur. Bu dönemde Hüseyin Cavid ile sık sık iletişime geçen Ahmet Cevad, yazma ilhamına erişti ve ilk şiirlerini medresede yazmaya başladı. Ayrıca hocalarının millî-manevî sohbetlerini dinlemek, Türk milletinin durumu ve istikbali ile ilgili medresedeki tartışmaları dinlemek, Ahmet Cevad'ın istikbal yolunun belirlenmesinde ve milli istiklal mücadelesinin tüm gücüyle başlamasında büyük rol oynadı. Ahmet Cevad, okulda Arapça, Farsça ve Rusça dillerini mükemmel bir şekilde öğrendi. 1912 yılında eğitimini tamamlayıp öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra Ahmet Cevad göreve başladı. Mesleğe gazellerle başlayan genç şairin eserleri 1913 yılında yayımlanmaya başlandı, "Koşma" adlı ilk şiir kitabı üç yıl sonra, 1916'da yayınlandı. OSMANLI İMPARATORLUĞU SAFINDA KAFKAS GÖNÜLLÜ BİRLİĞİNE, GÖNÜLLÜ ASKER OLARAK KATILDI Aydınlık için çabalayan ama kaderi karanlıktan geçen Ahmet Cevad'ın hayatının dönüm noktası böyle başladı. Vatanını ve insanını tüm kalbiyle seven çok yetenekli bir Türk evladı olan Ahmet Cevad, Osmanlı İmparatorluğunun bu dönemdeki durumundan endişe duyar. Azerbaycan’ın önemli aydınlarından biri olan şair ve eğitimci Abdulla Şaik ile İstanbul’da kurulan “Kafkas Gönüllü Birliği”ne gönüllü asker olarak katılır. AHMET CEVAD, ÇIRPINIRDI KARADENİZ ŞİİRİNİ YAZDI Osmanlı İmparatorluğunun doğusunda Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların ve Ermenilerin yaptığı mezalime karşı çıkan Ahmet Cevad, Bakü'de bulunan "Azerbaycan Hayırsever Cemiyeti" ile bu bölgelerde yaşayan Türklere yardım eder. O günlerde Kars’ta Türk halkının yürek burkan yaşamına şahit olan Cevad, “Gördüklerim” şiirini kaleme alır. 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşına katılmasından etkilenen Cevad, “Karadeniz” şiirini yazar, büyük umutlarla yaşamıştır. Cevad, “Dost elinden esen rüzgarlar. Şiir... bana selam söyler. Olsun bizim bütün eller. Kurban Türkün bayrağına” yazar. AzerbaycanTürkü ünlü besteci Üzeyir Hacıbeyli’nin bestesini yaptığı, Ahmet Cevad’ın şiiri "Çırpınırdı Karadeniz" eseri tüm Türk dünyasının özgürlük ve mücadele marşının yankısıdır. "KALEMİ BİN SÜNGÜ DEĞERİNDEYDİ" 1919 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu Azerbaycan milli tarihinin en parlak sayfası olarak karşılayan Ahmet Cevad, bağımsız Azerbaycan’ın marşı olan "Azerbaycan Marşı"nı yazmıştır. Azerbaycan'ın ulusal kurtuluş mücadelesinin önderi Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kurucularından Mehmet Emin Resulzade, Ahmet Cevad için, "Şiirleriyle Türk halkının, anavatanı Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesine daha çok hizmet etmiştir. Onun kalemi bin süngü değerindeydi." demiştir. BOLŞEVİKLERİN İŞGALİ SIRASINDA ÖĞRETMENLİK YAPTI 1920'de cumhuriyetin düşmesinden sonra şair, Gusar'ın Hulug köyüne taşınarak öğretmen oldu. 1922'de Ahmet Cevad, Bakü'de Yüksek Pedagoji Okulu'na girdi. Ahmet Cevad, Yüksek Pedagoji Enstitüsünden mezun olduktan sonra "Eğitim ve Kültür" dergisinde çalıştı ve sonraki pedagojik faaliyetleri yüksek okullarla ilgiliydi. Bir süre Azerbaycan Politeknik Enstitüsü, Gence Ziraat Enstitüsü'nde öğretmenlik yaptı ve Azerbaycan'da Rus dilinin ilk profesörlerinden biri oldu. CEVAD, KOMÜNİST YÖNETİM TARAFINDAN HEDEF GÖSTERİLDİ Ahmet Cevad'ın ünlü kitabı "İstiklâl İçin Şiirler" 1928'de İstanbul'da yayımlandı ve o dönemde Sovyet basınında Ahmet Cevad'a yönelik saldırılar başladı. 1935 yılında Gence'den Bakü'ye dönen Ahmet Cevad, çalışmalarını "Azerneşr"de sürdürmektedir. Ona yönelik saldırılar burada da bitmiyor. Özellikle Sovyet Yazarlar Birliği genel kurulunda şair, sert bir şekilde eleştirilir. Ahmet Cevad'a yönelik hain iftira kampanyası basının sayfalarında genişlediğinde 3 Haziran 1937'de Ahmet Cevad, Sovyet Yazarlar Birliği üyeliğinden ihraç edildi. Komünist yönetim, 5 gün sonra Cevad’ı tutukladı. Azerbaycan halkının özgürlük ve bağımsızlığı için savaşan güçlü şair, bir anda "halk düşmanı" olarak damgalandı. Şairin evinin aranması sırasında dairesinden eşi Şükriye hanımın mal varlığına hatta mücevher ve ziynet eşyalarına el konuldu. KOMÜNİST REJİM, AHMET CEVAD'IN AİLESİNE DE HUZUR VERMEDİ Ahmet Cevad, 13 Ekim 1937’de Stalin’in Kızıl Terörü’nün bir kurbanı olarak kurşuna dizilerek infaz edilir. Şairin geride bıraktığı ailesine de huzur verilmez. Cevad’ın ölümünden sonra eşi Şükriye hanım, çocuklarıyla birlikte “vatan haininin eşi” olarak tutuklandı. Yedi yıl sonra sürgünden salıverilmesine rağmen Bakü'de yaşaması yasaklandı. Aile ancak Aralık 1955'te beraat etti.

Kırım Tatar halkının dinmeyen sızısı: Ziyalılar Katliamı 88. yılında anılıyor Haber

Kırım Tatar halkının dinmeyen sızısı: Ziyalılar Katliamı 88. yılında anılıyor

Türk dünyasının üzerine çöken kızıl kâbusun en kanlı sayfalarından biri olan Ziyalılar Katliamı, bugün 88. yıl dönümünde hüzünle anılıyor. Kırım Tatar aydınlarının Sovyet rejimi tarafından sistemli bir şekilde yok edilmesi, sadece bir cinayet silsilesi değil, Kırım Tatar kültürünün kalbine indirilmiş en ağır darbelerden biriydi. PLANLI BİR TASFİYE: BİR NESİL YOK EDİLDİ Sovyetler Birliği’nin "Büyük Terör" döneminde, Kırım Tatar halkının en parlak zihinleri; bilim insanları, yazarları, şairleri ve siyasetçileri asılsız suçlamalarla hedef alındı. 17 Nisan 1938 tarihinde Akmescit’teki (Simferopol) cezaevinde başlayan toplu kurşuna dizme olaylarında, bir milletin kültürel ve siyasi hafızası yok edilmek istendi. Stalin rejimi tarafından "devlet haini", "casus" ve "burjuva milliyetçisi" gibi yaftalarla suçlanan aydınlar, göstermelik yargılamaların ardından katledildi. Katliamın detayları bugün dahi tam olarak aydınlatılamadığı için, şehit edilen aydınların kesin sayısı ve naaşlarının nereye defnedildiği net olarak tespit edilemedi. Bununla birlikte, kurşuna dizilenler arasında; yazar, gazeteci ve 1. Kırım Tatar Milli Kurultayı delegelerinden Hasan Sabri Ayvazov, yazar, bilim adamı ve öğretmen Osman Akçokraklı, Bahçesaray Saray Müzesi Müdürü ve etnograf Üsein Bodaninskiy, dilbilimci ve öğretmen Yagya Bayraşevskiy, Süleyman İdrisov, şair ve öğretmen Abdullah Latifzade, gazeteci ve sivil toplum aktivisti Mamut Nedim, tercüman ve Kırım Devlet Yayınevi Başkanı Abdülkerim Cemaledinov ve yazar İlyas Tarhan başta olmak üzere birçok aydının yer aldığı biliniyor. GASPIRALI’NIN IŞIĞINI SÖNDÜRME ÇABASI Stalin rejimi, sadece insanları değil, fikirleri de yok etmeyi amaçlıyordu. Bu kanlı süreçte, İsmail Bey Gaspıralı’nın Bahçesaray’daki mezarı tahrip edilerek üzerine apartmanlar inşa edildi; Cedîdcilik hareketinin bütün izleri silinmeye çalışıldı. Cedîdcilerin eserleri kütüphanelerden toplatılarak yasaklandı ve okullarda bu aydınların "sınıf düşmanı" veya "ajan" olduğu yönünde sistematik bir kara propaganda yürütüldü. FİZİKSEL KATLİAMDAN KÜLTÜREL SOYKIRIMA Sovyet terörünün eli kanlı diktatörü Stalin tarafından tatbik edilen Türklüğü yok etme projesinin yalnızca bir safhası olan bu olay, Kırım Tatar kültürüne büyük bir darbe vurmuştu. Tarihçiler, 1937-1938 yıllarında gerçekleştirilen bu tasfiyelerin sadece birer cinayet değil, aynı zamanda Kırım Tatar kimliğini başsız bırakmaya yönelik planlı bir "kültürel soykırım" olduğunu vurguluyor. Aydınların katledilmesi, 1944 yılında yaşanacak olan 18 Mayıs 1944 Sürgünü ve Soykırımı'nın zeminini hazırlayan en kritik darbelerden biri olarak kabul ediliyor. İŞGALİN GÖLGESİNDE SÖNMEYEN MEŞALE 2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından hukuksuz bir şekilde işgal edilmesinden önce, her yıl 17 Nisan’da dualarla anılan "Ziyalılar", bugün yarımadadaki baskıcı politikalar nedeniyle özgürce anılamıyor. Ancak Kırım Tatar halkı, dünyanın dört bir yanındaki diasporalarda aydınlarının mirasını yaşatmaya ve bu tarihi adaletsizliği haykırmaya devam ediyor. Gaspıralı’nın yaktığı ışık sönmedi; katledilen aydınların mirası, bugün Kırım’ın hürriyet mücadelesinde yaşamaya devam ediyor.

Kırım Derneği ve Kırım Vakfı Karaçay-Malkar Sürgünü'nün 82. yıl dönümü andı Haber

Kırım Derneği ve Kırım Vakfı Karaçay-Malkar Sürgünü'nün 82. yıl dönümü andı

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarına, 14 Kasım 1944 tarihinde Ahıska Türklerine uyguladığı sürgün ve soykırım politikasının bir diğer kurbanı ise 2 Kasım 1943 tarihinde Karaçay Türkleri, 8 Mart 1944 tarihinde ise Malkar Türkleri olmuştu. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği 2 Kasım Karaçay-Malkay Sürgünü vesilesiyle bir basın bildirisi yayımladı. Bildiride şu ifadeler yer aldı: Kardeş halkımız olan Karaçay Türkleri, Kafkasya’nın orta bölgesinde yaşamlarını sürdürürken, 2 Kasım 1943 tarihinde Sovyet Rusya'nın cani lideri Josef Stalin’in emriyle vatanlarından topyekûn sürgüne gönderilmişlerdir. Hayvan vagonlarıyla günlerce süren yolculuk sırasında ve sürgün yıllarında, kötü yaşam koşulları nedeniyle Karaçay halkının önemli bir kısmı hayatını kaybetmiştir. Sürgün sürecinde yalnızca canların değil, kültürel değerlerin ve yer adlarının da hedef alınması, Karaçay Türklerinin kimliğine yönelik sistematik bir asimilasyon politikasının göstergesidir. Sovyet Rusyası tarafından uzun yıllar haksız suçlamalara maruz bırakılan Karaçay halkı, sürgünün fiziksel ve psikolojik etkilerini nesiller boyu taşımıştır. Günümüzde ise bu tarihî trajedinin zararlarının telafisine yönelik ciddi bir iyileştirme yapılmamıştır. Sürgünün 82. yıl dönümünde Karaçay kardeşlerimizin acılarını paylaşıyor, sürgün şehitlerini rahmetle anıyoruz. KIRIM VAKFI KARAÇAY SÜRGÜNÜ’NÜ ANDI Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı tarafından yayımlanan basın bildirisinde ise şu ifadeler kullanıldı: Sovyet Rusya’nın eli kanlı lideri Stalin tarafından, asılsız iddialarla 2 Kasım 1943 tarihinde ana vatanlarından topluca sürülen, aynı kaderi paylaştığımız kardeş halkımız Karaçay Türklerinin sürgününün 82’inci yılında tüm şehitlerini rahmetle ve minnetle anıyor, yaşadıkları acıyı derin bir hüzünle paylaşıyoruz. Kafkasya’nın orta bölgesinde yüzyıllardır kendi kültürleri ve gelenekleriyle varlıklarını sürdüren Karaçay halkı, insanlık dışı bir uygulamayla vatanlarından koparılmış; zorlu sürgün yolculuğu sırasında binlercesi hayatını kaybetmiştir. Bu trajedi, yalnızca bir halkın değil, bütün Türk dünyasının hafızasında silinmez izler bırakmıştır. Karaçay halkının uğradığı insanlık suçlarının tarih ve adalet önünde mutlaka yargılanacağına olan inancımız tamdır. Bu haklı davalarında kardeşlerimizin yanında olmaya, hak arayışlarında daima destek vermeye devam edeceğiz.

Karaçay-Malkar Sürgünü'nün 82. yılı Haber

Karaçay-Malkar Sürgünü'nün 82. yılı

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarına, 14 Kasım 1944 tarihinde Ahıska Türklerine uyguladığı sürgün ve soykırım politikasının bir diğer kurbanı ise 2 Kasım 1943 tarihinde KaraçayTürkleri, 8 Mart 1944 tarihinde ise Malkar Türkleri olmuştu. Kendilerini Tavlu (dağlı) olarak adlandıran Karaçay ve Balkarlar dil, örf, âdet, din, içtimaî teşkilât, folklor, edebiyat ve tarih itibariyle tek topluluktur. Elbruz (Mingi Tav) dağının bir yamacında Karaçaylar, diğer yamacında Balkarlar yaşamaktadır. Coğrafî ayrılık dışında bu iki kardeş topluluk arasında önemli bir farklılık yoktur. Sağlıklı ve eli silah tutan Karaçay-Malkarlı erkekler muhtelif cephelerde Sovyet ordusu saflarında Almanlara karşı savaşırken aileleri vatanlarından sürülmekteydi. Kayıtlarda sürgün edilen Karaçaylıların sayısı en az 69 bin 267, Malkarlıların sayısı ise 37 bin 713 olarak yer aldı. Bu sayıların yaklaşık yüzde 54’ü çocuk, yüzde 28’i kadın ve yüzde 18’i yaşlı ve savaştan yaralı dönmüş malûl erkeklerden oluşmaktaydı. MADALYALI KAHRAMANLARIN "VATAN HAİNİ" AİLELERİ! İkinci Dünya Savaşı'nın 9 Mayıs 1945 tarihinde sona ermesiyle zorla Sovyet ordusuna alınan ve birçoğuna madalya verilen Karaçay-Malkarlı askerler ailelerine kavuşmak için vatanlarına döndüklerinde; annelerinin, babalarının, kardeşlerinin, eşlerinin ve çocuklarının vatan hainliğiyle suçlanarak bir gün içerisinde yurtlarından sürgün edildiklerini öğrendi. İkinci Dünya Savaşı sırasında, tıpkı Kırım Tatarlarına ve Ahıska Türklerine uygulandığı gibi Sovyetler Birliği topraklarını işgal eden Almanlarla işbirliği yaptıkları suçlamasıyla Karaçay ve Malkar Türkleri hayvan vagonlarına doldurulmak suretiyle bir gün içerisinde Sovyet yönetimi tarafından topyekûn sürgün edildi. VATANA İLK GERİ DÖNÜŞLER 14 YIL SONRA BAŞLADI SSCB hakimiyetindeki muhtelif bölgelerine gönderilerek sürgün yerlerinde birbirlerinden ayrılması özellikle planlanan Karaçay-Malkarlılar; Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın ücra köşelerine dağıtıldı. Karaçaylılar, Kruşçev’in 1956 yılında Komünist Partisi 20. Kongresindeki gizli konuşmasında Stalin tarafından haksız yere sürüldüklerini belirttiği 5 Sovyet halkından biriydi. Aynı yıl Kruşçev, Karaçaylıların geri dönmeleri ve bu haksızlığın düzeltilmesi yolunda gerekli çalışmaları yapacağına dair garanti vermişti. 14 yıl boyunca Kafkasya’dan uzakta sürgünde yaşayan Karaçay-Malkar halkı, 1957 yılında vatanlarına geri dönmeye başladı. Bir soykırım halini alan sürgünyıllarında Karaçay-Malkarlılar nüfuslarının büyük bölümünü kaybetti. KARAÇAY-MALKARLARIN NÜFUS DEĞİŞMİ 1939 yılında 75 bin 800 kişilik bir nüfusa sahip olan Karaçaylılar 1959 yılında ancak 81 bin 400 kişilik bir nüfusa ulaşabilmişti. Malkarlıların nüfus kaybı ise çok daha fazlaydı. 1939 yılında 42 bin 700 olan Malkar nüfusu, 1959 yılında 42 bin 400’e düşmüştü. 1959 nüfus sayımı sonuçlarına göre sürgünden Kafkasya’ya dönen Karaçaylıların sayısı 67 bin 830 kişiydi. 13 bin 570 Karaçaylı ise sürgün yerlerinde kalmıştı. 1959 yılında Kafkasya’ya dönebilen Malkarlı sayısı ise 34 bin 88 kişiydi. Malkarlıların 8 bin 312’si sürgün yerlerinde kalmıştı.

Topçu'dan Çobanzade ve Cevad için anma mesajı Haber

Topçu'dan Çobanzade ve Cevad için anma mesajı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, 13 Ekim 1923’te Ankara’nın başkent ilan edilmesinin yıl dönümü vesilesiyle yayımladığı mesajda, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yüksek öngörüsüne, Ankara’nın stratejik ve manevi anlamına dikkat çekti. Topçu mesajında ayrıca şehadetlerinin seneidevriyesi olan Kırım Tatar aydın Bekir Sıtkı Çobanzade ve Azerbaycan millî marşının yazarı Ahmed Cevad'ı andı. Yalçın Topçu mesajında şu ifadelere yer verdi: "13 Ekim 1923; 'Ben Ankara'yı hükûmet merkezi yapmakla büsbütün başka hedef güttüm. Türk'ün imkânsızı imkânlı hale getiren kudretini, dünyaya bir kere daha tekrar etmek istedim.' diyen, Cumhuriyetimizin kurucusu Millî Mücadele’mizin Başkomutanı Büyük Atatürk’ün yüksek öngörüsüyle güzel Ankara’mızın başkent olarak resmen kabul edilmesinin yıl dönümüdür!.. Türkiye; milletçe korunan siyasi istikrarıyla, öngörülü, ferasetli ve pulat iradeli siyasi erkinin yönetimiyle ve Cenab-ı Hakk'ın yardımıyla, gelişerek ve güçlenerek, “Her alanda tam bağımsız terörsüz Türkiye” hedefine doğru hızla ilerlemektedir!.. Günümüzde mağdur, masum ve mazlumların adeta Medine’si olan Ankara’mızı, dünya başkentleri arasındaki var olan müstesna yerini en üst sıralara çıkartmak için azami gayret ile çalışmak, yerel ve merkezi yönetim erklerinin görevleri olmasının yanı sıra, hepimizinde vatandaşlık görevidir!.. Milli Mücadele’mizin karargâhı olan Ankara’mızı başkent yapan Büyük Atatürk’ü, kahraman şehit ve gazilerimizi, rahmet, minnet, saygı ve şükranla anıyor, Ankara’mızın başkent oluşunun yıl dönümünü en içten duygularımızla kutluyoruz!.. 13 Ekim aynı zamanda; Sovyet Rusya’nın sapkın diktatörü katil Stalin’in, “Büyük Temizlik" diyerek yaptırdığı katliamda,“Türk birliği”nin iki büyük serdengeçti ve mütefekkir evlatlarının da şehadetle buluşmalarının yıl dönümüdür!.. 1892’de Can Azerbaycan’ın Gence şehrinin Şemkir bölgesi Seyfeli köyünde doğan,Türk dünyasının büyük evladı “Çırpınırdın Karadeniz”in yazarı ve Can Azerbaycan’ın Milli Şairi şehit Ahmed Cevad ile 1893 senesinde Kırım'ın Karasubazar şehrinde doğan,Türkolog Bekir Sıtkı Çobanzade; Türkiye için casusluk, Sultangaliyevci ve Pantürkist olmakla suçlanıp, 13 Ekim 1937’de Bakü’de kurşuna dizilerek, mezarsız ve kefensiz şehidlerimizin kervanına dahil edilmişlerdir!.. Şehid atalarımız, Ahmed Cevad’ı ve Bekir Sıtkı Çobanzade’yi saygı, rahmet ve şükranla, zalim rejimi ve yöneticilerini lanet ve Nefretle her daim anacak, unutmayıp ve de unutturmayacağız!.."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.