SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tbmm

QHA - Kırım Haber Ajansı - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun! Haber

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Osmanlı İmparatorluğu’nun, Mondros Mütarekesi sonrasında işgal edilmesinin ardından Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmıştı. Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas kongreleri ile alınan kararlar, ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağını ortaya koymuştu. İstanbul’un işgali ve Millî Mücadele yanlılarının Ankara’da toplanmaya başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mart 1920’de yayımladığı genelgeyle” Ankara’da olağanüstü yetkili bir Meclisin” kurulacağını duyurdu. Türk milli bağımsızlık ve egemenliğinin sembolü olarak kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 23 Nisan 1920’de halkın yoğun ilgisi ve dualarıyla açıldı. Türk devletini ayağa kaldıran Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk açılış gününde yaptığı konuşmada, "Milletin mukadderatını doğrudan doğruya idare etmek üzere Ankara’da bir Büyük Millet Meclisi toplandı" dedi. Bu, sadece yeni bir meclisin açılması değil, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesinin resmen hayata geçmesi anlamına geliyordu. Artık Türk milleti, kendi kaderini kendi tayin edecekti. İlk Meclis’te yurdun dört bir yanından seçilen temsilciler, bağımsızlık yemini ederek göreve başladılar. Mustafa Kemal Paşa, Meclis’in ilk başkanı seçildi. Bu Meclis, sadece kanun çıkaran bir organ değil; hem Millî Mücadele’yi yöneten, hem de yeni bir devletin temelini atan en yüksek irade oldu. Bu tarih "Millî Hâkimiyet Bayramı" adıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk millî bayramı olarak kutlandı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1924'te 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanmasına karar verdi. 1927 yılından itibaren, 23 Nisan artık herkes tarafından “Çocuk Bayramı” olarak görülmeye ve kutlanmaya başlandı. 23 Nisan 1927'deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu'nun konser vermesini sağlamıştır. Türk milletinin bu önemli bayramının adı, 1935'te Hakimiyet-i Milliye Bayramı, 1981 yılında ise "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak resmileşti. “MEMLEKETİ AYDINLIĞA BOĞACAK OLAN SİZSİNİZ” 23 Nisan 1920'de Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Türk istiklalinin nişanesi olarak açtığı, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı Türkiye Büyük Millet Meclisi 106 yıldır dimdik ayakta. Sevgili küçük hanımlar ve küçük beyler… Bugün sizin gününüz! Kutlu olsun! Sizler yüce Türk milletinin geleceğisiniz. Atatürk’ün de dediği gibi, “Sizler hepiniz, geleceğin bir gülü, yıldızı, bir bahtının aydınlığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” Çünkü 23 Nisan sadece geçmişte verilen büyük mücadelenin anısı değil, aynı zamanda geleceğe olan inancımızın da en güçlü simgesidir. Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından bize emanet edilen bu kutsal vatanı korumak ve yüceltmek her birimizin borcudur. Kırım Haber Ajansı olarak başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu ülkeyi bize emanet eden tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyor; tüm çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyoruz! Bugünün küçükleri, yarının büyükleri… Gelecek, onun açtığı yolda ve gösterdiği hedefte sizin ellerinizde yükselecek! Unutmayın!

KTMM Başkanı Çubarov'dan TDT'ye çağrı: “Türk birliği, Kırım Tatarları için de gösterilsin” Haber

KTMM Başkanı Çubarov'dan TDT'ye çağrı: “Türk birliği, Kırım Tatarları için de gösterilsin”

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliğinde Türk basınıyla buluştu. Kırım’daki Rus işgalinin ulaştığı boyutları ve yarımadada artan baskı politikalarını detaylarıyla paylaşan Çubarov, Türkiye’nin desteğinin stratejik önemine vurgu yaptı. Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın modere ettiği programda Refat Çubarov, Türk medyasının temsilcileriyle bir araya gelerek Kırım ve bölge jeopolitiğine dair hayati soruları yanıtladı. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliğinde Türk basınıyla bir araya geldi. Kırım’daki Rus işgalinin ulaştığı boyutları ve yarımadada artan baskı politikalarını detaylarıyla paylaşan Çubarov, Türkiye’nin desteğinin stratejik… pic.twitter.com/rocZ3joGz5 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) April 14, 2026 Bu yıl, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla beşinci kez düzenlenecek olan Antalya Diplomasi Forumu'na (ADF2026) katılmak üzere Türkiye'de bulunduğunu ancak programına, Türkiye'deki Kırım Tatar derneklerini ziyaret etmek ve bir dizi görüşmelerde bulunmak adına önceden başladığını kaydetti. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara "KTMM, SİVİL TOPLUM DEĞİL KIRIM TATAR HALKINI TEMSİL EDEN ORGANI" Kırım Tatar halkının en büyük diasporasının Türkiye'de bulunduğuna dikkati çeken Çubarov, sivil toplum kuruluşlarıyla diyaloğu sıklaştırarak Rus işgali altındaki Kırım'a yönelik yardım mekanizmaları etrafında çalıştıklarını belirtti. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) milletvekilleri, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile görüşmelerde bulunacağını söyleyen Çubarov, bu temaslarda Kırım Tatar siyasi tutsakların kurtarılması ve kültür alanındaki çeşitli projeleri ele alacaklarını açıkladı. KTMM'nin Ukrayna'da Kırım Tatar halkının tek temsil organı olarak tanınmasına yönelik hükûmet tarafından alınan kararı değerlendiren Çubarov, 2014 yılında parlamento tarafından alınan benzer siyasî kararın yürütme organınca da alınmasını uzunca süredir beklediklerini dile getirdi. Kararla birlikte KTMM'nin yönetimde söz sahibi olacağına işaret eden Çubarov, "Kırım Tatar Millî Meclisi; Ukrayna'da hukuki olarak bağlayıcı bir şekilde, sivil toplum değil yerli Kırım Tatar halkını temsil eden organ. Ukrayna'da Kırım ya da Kırım Tatar halkının bugünü veya geleceği ile ilgili meselelerde kararlar KTMM ile bir araya gelerek alınacak. Bazı konularda KTMM'nin onayı gerekecek, bazı konularda ise görüşü alınacak." ifadelerini kullandı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy tarafından ortaya koyulan "Ukrayna hakkında, Ukrayna'sız karar alınmamalı" sloganın bir devamı niteliğinde "Kırım hakkında, Ukrayna devleti ve Kırım Tatar halkı olmadan karar alınmamalı" anlayışını geliştirdiklerini ve sunduklarını söyleyen KTMM Başkanı, "Dışarıda ve içeride bu iki prensibi yerine getirmek için çalışmaya devam edeceğiz." dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara RUSYA, KIRIM'I ASKERÎ ÜSSE DÖNÜŞTÜRDÜ Kimi değerlendirmelerde Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın 2022 milat alınarak ele alındığını anımsatan Refat Çubarov, savaşın 2014'te Kırım'ın işgaliyle başladığının altını çizdi. Rus işgali altındaki Kırım'da siyasi tutsakların sayısının 351'e ulaştığını ve 180'inin Kırım Tatarı olduğunu kaydeden Çubarov, "Bu verileri paylaşmamın sebebi, Kırım'da Kırım Tatarları nüfusun yüzde 12'sini oluşturuyor ama siyasi tutsakların yüzde 51'i Kırım Tatarı. Bu da gösteriyor ki, Kırım Tatar halkı Ruslar tarafından özel olarak hedef alınıyor." şeklinde konuştu. Öte yandan Çubarov, Rusya'nın siyasi tutsakları Kırım'dan Yakutistan ve Başkurdistan gibi çok uzak bölgere göndererek aileleri ve avukatlarıyla iletişimini kestiğine dikkati çekti. Rus esaretindeki Kırımlıların özgürlüğe kavuşması noktasında Türkiye'nin büyük çaba gösterdiğini ve başarı elde ettiğini kaydeden KTMM Başkanı, Ukrayna Milletvekili ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov ile Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl'i örnek gösterdi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devreye girmemesi halinde siyasi tutsakların kurtarılmasının oldukça zor olduğunu dile getiren Çubarov, bu duruma karşın hâlâ 351 kişinin esarette olduğunu dile getirdi. 12 yıllık süreçte Rusların Kırım'ı adeta bir askerî üsse dönüştürdüğünü vurgulayan KTMM Başkanı, "Şuan yarımadada en az 250 askerî üs var. Kırım çok militarize oldu ve Ruslar yarımadada kendilerini kabul etmeyen kişileri temizlemek istiyor." dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara RUSYA, ESİR TAKASLARINA KIRIM TATARLARINI DAHİL ETMİYOR Siyasi tutsakların özgürlüğe kavuştuğu esir takaslarını değerlendiren KTMM Başkanı, Rusların listeye; Kırım Tatarları, gazeteciler ve Azov Taburu askerlerini özellikle dahil etmediğini belirtti. Kırımlı siyasi tutsaklar bağlamında Rusya'nın kendi yasalarını dahi çiğnediğine vurgu yapan Refat Çubarov, görme engelli olan Aleksandr Sizikov ile dördüncü evre kanser olan Lenur Halilov'un önce serbest bırakılıp birkaç ay sonra yeniden alıkonulduğunu anımsatı. Çubarov, "Ruslar, bu şekilde ne kadar acımasız olduğunu gösteriyor." ifadesini kullandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara "UKRAYNA'SIZ VE TÜRKİYE'SİZ BU BÜYÜK COĞRAFYADA MESELELER ÇÖZÜLMEYECEK" İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan dünya sisteminin çeşitli krizleri çözme noktasında yetersiz kaldığı ve Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona ermesi ile bir dönüşüm sürecinin yaşanabileceği değerlendirmesinde bulunan Çubarov, Erdoğan'ın "Dünya 5'ten büyüktür" çıkışına atıfta bulundu. Oluşacak yeni güvenlik sisteminde Ukrayna ile Türkiye'nin önemli bir aktör olacağına ve birlikte hareket edebileceğini ifade eden Refat Çubarov, benzer bir güvenlik iş birliğinin Karadeniz'in güvenliği noktasında ortaya çıkmasının olası olduğunu kaydetti. Öte yandan savaş sonrası dönemde Ukrayna'nın Donbas, Herson ve Zaporijjya bölgeleri başta olmak üzere yeniden yapılanmasında Türkiye'nin rol alabileceğini dile getirdi. Çubarov, savaş sonrasına ilişkin değerlendirmesinde ayrıca şunları kaydetti: Eminim, yaşanacak değişimler sonrasında Türkiye'nin rolü çok daha önem kazanacak ama bu savaşın sonunda Ukrayna'nın rolü de artacak. Ukrayna'sız ve eminim Türkiye'siz bu büyük coğrafyada meseleler çözülmeyecek. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara “TÜRK BİRLİĞİ, KIRIM TATARLARINA GELDİĞİ VAKİT DE GÖSTERİLSİN” Kırım Tatar siyasi tutsakların kurtarılması adına Türkiye dışındaki Türk devletleriyle de temasa geçmek adına ön çalışmalarda bulunduklarını açıklayan Refat Çubarov, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye bir ziyaret planladıklarını duyurdu. Azerbaycan'ın Karabağ Zaferi ile birlikte toprak bütünlüğünü tesis etmesi neticesinde Rusya karşısında daha net tavır alabildiğini kaydeden Çubarov, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşerek konuları aktarmak istediklerini belirtti. Öte yandan, Türkiye ve Azerbaycan dışındaki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelere atıfta bulunan Çubarov, Rusya ile bağlantıları olmasına karşın insan hakları konularına gelindiğinde müzakerede bulunmamalarını eleştirerek, “Türk birliği, Kırım Tatarlarına geldiği vakit de gösterilsin” diye konuştu. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı” Haber

Kurtulmuş’tan kritik mesaj: “Sorumluluğumuz hiç bu kadar büyük olmadı”

Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) ev sahipliğinde 15-19 Nisan tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu için geri sayım başladı. Dev zirve öncesinde PAB Yürütme Komitesi toplantısına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, parlamenter diplomasiye yön verecek çarpıcı açıklamalarda bulundu. "PARLAMENTOLARIN KARARLILIKLA HAREKET ETME SORUMLULUĞU HİÇ BU KADAR BÜYÜK OLMAMIŞTI" Kurtulmuş, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, PAB 152'nci Genel Kurulu dolayısıyla kıtaların, kültürlerin ve medeniyetlerin buluşma noktası olan İstanbul'da parlamenterleri ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Bugün itibarıyla 77'si parlamento başkanı olmak üzere 157 delegasyonu ve 800'den fazla milletvekilini bir araya getireceklerini, bunu ev sahibi olarak hem cesaret verici hem de anlamlı bulduklarını belirten Kurtulmuş, Genel Kurulun, başarılı ve verimli geçmesi için her türlü gayreti gösterdiklerini dile getirdi. Kurtulmuş, 152'nci Genel Kurul'un temasında vurgulanan "umudu beslemek, barışı güvence altına almak ve gelecek nesiller için adaleti sağlamak" kavramlarının sadece bir özlem değil, parlamentolara emanet edilmiş bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: Bu bağlamda, rolünüz özellikle önemlidir. Burada vereceğiniz rehberlik ve alacağınız kararlar, yalnızca birliğin başarısını değil, aynı zamanda parlamenter diplomasinin daha geniş kapsamlı etkisini de doğrudan etkileyecektir. Uluslararası sistemin artan belirsizlik ve karmaşık zorluklarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, parlamentoların vizyon ve kararlılıkla hareket etme sorumluluğu hiç bu kadar büyük olmamıştı. Diyaloğumuzu artırmak, adaletsizliğe ve çatışmalara karşı sesimizi yükseltmek ve daha iyi bir dünya için yeni fikirler geliştirmek, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Bu nedenle Birliğimizin, barışın, demokrasinin ve çok taraflılığın savunulması ve güçlendirilmesini destekleyen güçlü mesajlar iletmek için bir fırsat olmasını umuyorum. Bu anlayışla Yürütme Komitesine toplantılarında başarılar diliyorum. Görüşmelerinizin ülkelerimiz ve işbirliğimiz için somut ve yapıcı sonuçlara yol açacağından eminim. Toplantıda, PAB Başkanı Tulia Ackson ve PAB Genel Sekreteri Martin Chungong da yer aldı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Kırım Tatar Sürgünü, insanlık tarihinin gördüğü en acımasız sürgünlerden biri Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Kırım Tatar Sürgünü, insanlık tarihinin gördüğü en acımasız sürgünlerden biri

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 9 Nisan 2026 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında, 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu hakkında açıklamalarda bulunarak, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Basın toplantısının soru-cevap kısmında Kırım Haber Ajansı (QHA) Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın 2014'te Kırım'ın işgale uğramasının akabinde Ukrayna Parlamentosu tarafından 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak kabul etmesi sonrasında toplamda 8 ülkenin soykırım kararı aldığını ve bu bağlamda sürgünün TBMM'de de soykırım olarak tanınmasına ilişkin bir kararın gündemde olup olmadığını sorması üzere Numan Kurtulmuş, Kırım Tatar Sürgünü’nün insanlık tarihinin en acı ve en ağır sürgünlerinden biri olduğunu kaydetti. Kırım Tatar Sürgünü’nün hem Kırım Tatarları hem de Türk tarihi açısından derin izler bırakan trajik bir olay olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin Kırım Tatarlarına yönelik bu sürgünü her platformda gündeme getirdiğini ve bu tarihî acıyı uluslararası alanda hatırlatmaya devam ettiğini ifade etti. Kurtulmuş, "Her vesileyle Kırım Tatarlarına karşı yapılmış olan bu sürgünü tel'in ettiğimizi bütün uluslararası platformlarda da dile getiriyoruz." dedi. TÜRKİYE KIRIM'IN İŞGALİNİ TANIMIYOR Ukrayna’daki savaşın başlangıcının Rusya'nın Kırım'ı işgali ile başladığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğini kararlılıkla desteklediğini söyledi. Bununla birlikte Kurtulmuş, Kırım başta olmak üzere Rusya tarafından işgal edilen Ukrayna topraklarının gayrimeşru olduğunu her platformda dile getirdiklerini kaydetti. Kurtulmuş, "Rusya'nın kendi sınırlarına katmaya çalıştığı Ukrayna topraklarının, Ukrayna'nın ulusal egemenliğinin bir parçası olduğununa inanıyoruz ve bunu her ortamda dile getiriyoruz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, Türkiye’nin savaşın başından bu yana ilkeli bir tutum sergilediğini belirterek; bir yandan Rusya’nın işgal girişimlerine karşı çıktıklarını, diğer yandan ise her iki tarafın da kabul edebileceği adil ve hakkaniyetli bir barışın tesisi için yoğun çaba gösterdiklerini ifade etti. KURTULMUŞ: BARIŞ İÇİN HÂLÂ FIRSAT VAR 2022 yılında taraflar arasında barışa oldukça yaklaşıldığını ancak bazı uluslararası aktörlerin sürece destek vermemesi nedeniyle anlaşmanın sağlanamadığını söyleyen Kurtulmuş, bu süreçten sonra savaşın devam ettiğini ve binlerce insanın hayatını kaybettiğini vurguladı. Bazı Batılı ülkelerin Kırım’ın işgaline yeterli tepkiyi göstermediğini belirten Kurtulmuş, aynı aktörlerin savaşın sürmesinde farklı hesaplar içinde olduklarının görüldüğünü ifade etti. Kurtulmuş, özellikle önceki Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yönetiminin savaşı, Rusya’ya karşı Batı’nın konsolidasyonu açısından bir fırsat olarak değerlendirdiğini söyledi. Kurtulmuş, buna rağmen barış için hâlâ bir fırsat bulunduğunu belirterek, tarafların onurlu şekilde kabul edebileceği bir anlaşma üzerinde yeniden çalışılabileceğini dile getirdi. Türkiye’nin bu doğrultuda çabalarını sürdürmeye hazır olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, Ukrayna üzerinden jeopolitik hesaplar yapılmadığı takdirde barışın mümkün olabileceğini ifade etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: PAB 152. Genel Kurulu son yılların en yüksek katılımlı diplomasi toplantısı olacak Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: PAB 152. Genel Kurulu son yılların en yüksek katılımlı diplomasi toplantısı olacak

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, 9 Nisan 2026 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında, 15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, PAB’ın 1889’dan bu yana faaliyet gösteren ve dünya parlamentolarını bir araya getiren en köklü uluslararası kuruluşlardan biri olduğunu vurgulayarak, Genel Kurul’un uzun bir aradan sonra yeniden Türkiye’de düzenlenmesinin önemli bir diplomatik kazanım olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, daha önce 1934, 1951 ve 1996 yıllarında Türkiye’de gerçekleştirilen toplantının, yaklaşık 30 yıl sonra yeniden İstanbul’da yapılacak olmasının ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. İstanbul’un tarihsel mirası, çok kültürlü yapısı ve medeniyetler arası köprü rolü nedeniyle bu tür küresel toplantılar için ideal bir merkez olduğunu söyleyen Kurtulmuş, toplantının sadece teknik bir organizasyon değil, aynı zamanda dünya siyasetinin geleceğine ilişkin önemli fikirlerin ortaya konacağı bir platform olacağını dile getirdi. PARLAMENTER DİPLOMASİNİN YÜKSELEN ROLÜ Kurtulmuş, günümüzde diplomasinin yalnızca yürütme organlarıyla sınırlı olmadığını, parlamentoların da küresel siyasette etkin bir aktör haline geldiğini belirtti. Türkiye’nin parlamenter diplomasi alanında oldukça aktif olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin çok sayıda uluslararası parlamenter platformda yer aldığını, dostluk grupları ve çok taraflı mekanizmalar aracılığıyla geniş bir diplomatik ağ kurduğunu söyledi. Kurtulmuş, Türkiye’nin parlamenter diplomasinin imkânlarını en etkin kullanan ülkeler arasında yer aldığını belirterek, bu alandaki faaliyetlerin çok yönlü ve yoğun şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin dünyadaki neredeyse tüm ülkelerle parlamentolar arası dostluk grupları kurduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu mekanizmalar aracılığıyla ikili ilişkilerin yakın temaslarla devam ettirildiğini söyledi. TÜRKİYE 12 PARLAMENTER ASAMBLEDE YER ALIYOR Türkiye’nin yalnızca ikili değil, çok taraflı parlamenter platformlarda da aktif olduğunu dile getiren Kurtulmuş, çeşitli uluslararası komisyonlar aracılığıyla çok taraflı ilişkilerin güçlendirildiğini kaydetti. Bu kapsamda Türkiye’nin, başta Akdeniz Parlamenter Asamblesi (AKDENİZ-PA), Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA), NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) ve İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Birliği (İSİPAB) olmak üzere toplam 12 uluslararası parlamenter asamblede asil üye olarak yer aldığını belirtti. Kurtulmuş, bu platformlarda Türk parlamenterlerin hem komisyon hem de genel kurul çalışmalarına aktif katılım sağladığını, neredeyse her hafta farklı uluslararası toplantılara katılım için TBMM’de görevlendirmeler yapıldığını ifade etti. TBMM’nin ayrıca üç parlamenter yapıda gözlemci üye statüsüne sahip olduğunu belirten Kurtulmuş, bunların Avrupa Parlamentosu, Latin Amerika ve Karayipler Parlamentosu ile Asya Parlamenter Asamblesi (APA) olduğunu söyledi. Parlamento başkanları düzeyindeki uluslararası temaslara da değinen Kurtulmuş, Türkiye’nin G20 Parlamenterler Zirvesi gibi önemli platformlarda temsil edildiğini, ayrıca son dönemde bölgesel iş birliklerini güçlendiren çok taraflı girişimlere de aktif katılım sağladığını ifade etti. Kurtulmuş, Türkiye’nin daha hakkaniyetli ve adil bir uluslararası sistemin kurulması için parlamenter diplomasi araçlarını etkin biçimde kullandığını ifade ederek, bu çabaların uluslararası alanda karşılık bulduğunu söyledi. Bu kapsamda TBMM’nin söz konusu genel kurula ev sahipliği yapmasının, Türkiye’nin diplomatik etkinliğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı. TBMM’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak bir diğer önemli organizasyonun da 28-29 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan NATO Parlamento Başkanları Zirvesi olduğunu açıklayan Kurtulmuş, bu zirvenin hemen PAB Genel Kurulu’nun ardından gerçekleştirileceğini kaydetti. “SON YILLARIN EN YÜKSEK KATILIMLI DİPLOMASİ TOPLANTISI” İstanbul’daki PAB Genel Kurulu’nun son yılların en kapsamlı ve en yüksek katılımlı parlamenter diplomasi toplantılarından biri olmasının beklendiğini ifade eden Kurtulmuş, PAB verilerine göre organizasyona yoğun ilgi olduğunu belirtti. Buna göre; 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkan vekili, 169 uluslararası kuruluş temsilcisi, 146 parlamentonun genel sekreteri ve 130 uluslararası basın mensubu olmak üzere toplam 4 bin 220 katılımcının kayıt yaptırdığı bildirildi. Kurtulmuş, bu düzeydeki yüksek katılımın Türkiye açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirterek, “İstanbul’daki genel kurul, küresel ölçekte parlamenter diplomasinin son yıllardaki en büyük buluşmalarından biri olacaktır.” dedi. Genel kurul kapsamında; genel oturumlar, dört daimî komitenin çalışmaları, forumlar ve tematik toplantılar dahil olmak üzere 80’den fazla etkinliğin düzenleneceğini ifade eden Kurtulmuş, ayrıca 100’ün üzerinde ikili görüşmenin gerçekleştirilmesinin beklendiğini söyledi. Bu görüşmelerin, dünya parlamentoları arasında doğrudan temas ve fikir alışverişi açısından önemli katkılar sağlayacağını vurguladı. Kurtulmuş, söz konusu toplantıların yalnızca katılımcı sayısıyla değil, ele alınacak küresel meseleler ve alınacak kararlar bakımından da gelecek döneme yön verecek nitelikte olduğunu belirterek, Türkiye’nin uluslararası sorunlara ilişkin görüşlerini dünya parlamenterleriyle paylaşma imkânı bulacağını ifade etti. “ULUSLARASI DÜZEN SONA ERDİ” Küresel sistemde yaşanan kırılmalara dikkat çeken Kurtulmuş, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin artık sona erdiğini, ancak yerine yeni ve kapsayıcı bir küresel sistemin inşa edilemediğini belirterek, dünyanın bu nedenle çok boyutlu krizlerin yaşandığı sancılı bir döneme girdiğini ifade etti. Kurtulmuş, uluslararası platformlarda dile getirilen adil sistem arayışının yalnızca bir temenni değil, insanlığın ortak ihtiyacı olduğunu belirterek, Türkiye’nin bu yöndeki çabalara aktif katkı sunduğunu ifade etti. Kurtulmuş, dünyanın yalnızca krizlerle değil, aynı zamanda çok merkezli yeni bir düzenin doğum sancılarıyla karşı karşıya olduğunu kaydetti. 1889 yılında kurulan ve bugün 153 parlamentonun üyesi olduğu PAB’ın Genel Kurulunu İstanbul’da gerçekleştirecek olmasının önemine işaret eden Kurtulmuş, parlamenter diplomasinin artık bir tercih değil, küresel barış ve istikrar arayışının vazgeçilmez bir unsuru haline geldiğini vurguladı. Genel kurulun ana temasının “gelecek nesiller için umudu yaşatmak, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek” olduğunu belirten Kurtulmuş, bu başlığın dünya siyasetinde sorumluluk üstlenen tüm aktörler için bir zorunluluğu ifade ettiğini söyledi. Bugün alınacak kararların yarının dünyasını şekillendireceğine dikkat çeken Kurtulmuş, doğru adımlar atılmaması hâlinde gelecek nesillere belirsizlik ve krizlerin miras bırakılabileceği uyarısında bulundu. UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI GÜNDEME GETİRİLECEK İstanbul’daki genel kurulun aynı zamanda küresel bir “gelecek muhasebesi” niteliği taşıyacağını ifade eden Kurtulmuş, toplantılarda; barışın kalıcı hâle getirilmesi, çatışma sonrası yeniden yapılanma, küresel ekonomik adalet, insan haklarının güçlendirilmesi, kadınların ve gençlerin demokratik süreçlerdeki rolü ile çok taraflı sistemin geleceği ve yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin etkilerinin ele alınacağını belirtti. Kurtulmuş ayrıca, başta Orta Doğu’daki gelişmeler, Ukrayna-Rusya Savaşı ve Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri olmak üzere uluslararası gündemin öne çıkan başlıklarının da genel kurulda değerlendirileceğini ifade etti. PAB YENİ GENEL SEKRETERİNİ SEÇECEK Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye temsilciliğinin, TBMM ile yürütülen diyalog ve iş birliği süreçlerine dair katılımcılara bilgi vereceğini belirtti. Bu çerçevede, ilgili kurumların desteğiyle İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinde bulunan bir göç merkezine, BM heyeti ve parlamenterlerin katılımıyla saha ziyareti gerçekleştirileceğini ifade etti. TBMM’nin genel kurul marjında iki önemli uluslararası etkinlik planladığını kaydeden Kurtulmuş, bunlardan ilkinin 2025 yılında İstanbul’da düzenlenen ve Filistin’i destekleyen parlamentolar toplantısının ikincisi olduğunu söyledi. Bir diğer etkinliğin ise Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) kapsamında Türk devletleri meclis başkanlarının gayriresmî toplantısı olacağını belirtti. Genel kurul kapsamında ayrıca PAB Genel Sekreteri Martin Chungong’un görev süresinin sona ermesi nedeniyle yeni genel sekreterin seçileceğini ifade eden Kurtulmuş, her ülke delegasyonundan üç milletvekilinin oy kullanacağını ve Türkiye’nin de bu kapsamda oy hakkını kullanacağını dile getirdi. “İSTANBUL ÇÖZÜMLERİN BULUŞMA NOKTASI OLACAKTIR” Kurtulmuş sözlerini, “İstanbul'da gerçekleşecek farklı güzellikleri yerel kurulma, paralel tarih diyaloğu güçlendireceğine, daha adil bir dünya için ortak bir irade ortaya koyulmasına katkı yapacağına, gelecek nesillerin adına umut olacağına canıyürekten inanıyorum. Temennim olur ki İstanbul bir kez daha yalnızca medeniyetlerin değil fikirlerin, umutların ve çözümlerin oluşma noktası olacaktır.” ifadeleri ile sonlandırdı.

Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu" Haber

Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu"

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, 27 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kırım Haber Ajansının (QHA) sorusu üzerinde İran'daki savaş nedeniyle sekteye uğrayan Ukrayna-Rusya müzakerelerini değerlendiren Oktay, ABD öncülüğündeki görüşmelerde şuan bir belirsizlik olduğunu ancak Türkiye'nin arabuluculuk ve ev sahipliği noktasında hazır olduğunu taraflara ilettiğini kaydetti. Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu" TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, İstanbul’da düzenlenen STRATCOM Zirvesi sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. QHA'nın sorusu üzerinde İran'daki savaş nedeniyle… pic.twitter.com/1bQrieZ64I — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 27, 2026 FUAT OKTAY: ŞUAN BİR BELİRSİZLİK SÖZ KONUSU Arabuluculuk boyutunda hiçbir zaman geri durmadıklarını belirten Fuat Oktay, Türkiye'nin hem Rusya ile hem Ukrayna ile gerek cumhurbaşkanları gerek bakanlar gerekse de hükûmet veya parlamento boyutunda birebir ilişkide bulunan bir ülke olduğunu dile getirdi. "Her iki tarafın da güvenini kazanmış bir ülkeyiz" diyen Oktay, Mart 2022'de Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında kurulan masayı ve daha sonra İstanbul'da gerçekleştirilen görüşmelere atıf yaptı. 2022 yılında gerçekleşen görüşmelerden sonuç alınamamasına karşın yine Türkiye'nin öncülüğünde ciddi ilerlemeler kaydedildiğini ifade eden Oktay, "Şuan bir belirsizlik söz konusu. Gerek Rusya ile gerek Ukrayna ile ABD'nin öncülüğünde devam eden görüşmeler var. Türkiye olarak biz yine, hem arabulucuk boyutunda hem ev sahipliği noktasında hem de bu savaşın bir an önce sonlandırılması noktasında her konuda hazır olduğumuzu tüm taraflara iletiyoruz; gerekli iletişimi de sağlıyoruz." dedi. "BÖLGE GERÇEKTEN KANA DOYDU" Bölgedeki istikrarsızlığın azaltılması adına savaşın bir an önce bitmesini ümit ettiklerini söyleyen Oktay, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: Yüz binlerce insan, hatta milyonlar konuşuluyor, hayatını kaybetti. Yeter artık. Bölge gerçekten kana doydu. Durması lazım artık.

Bir şehrin onur günü: Antep 105 yıldır "Gazi" Haber

Bir şehrin onur günü: Antep 105 yıldır "Gazi"

Antep, Fransız işgaline karşı direnişiyle 8 Şubat 1921 tarihinde "Gazi" ünvanını aldı. Üzerinden tam 105 yıl geçen kahramanlık destanlarıyla dolu o direniş asla unutulmadı. GAZİANTEP 6317 ŞEHİT VERDİ Mondros Mütarekesi'nin 7. maddesi gerekçe gösterilerek 1918-1919 yıllarında önce İngilizler tarafından işgal edilen Gaziantep, daha sonra Fransızlara bırakıldı. İşgal, şehirde büyük bir tepkiyle karşılandı. Halk, kendi arasında örgütlenerek, 5 Kasım 1919 Cuma günü Ermeni tercümanla şehre inen bir Fransız subayının, Akyol Camisi'nde asılı Türk bayrağını, Türk polisine zorla indirtmesi, kurtuluş ateşini yakan bir unsur olarak öne çıktı. Özgürlüğü uğruna birbirine daha fazla kenetlenmeye başlayan Gaziantep halkının sabrını taşıran olay ise 21 Ocak 1920 tarihinde yaşandı. Günümüzde İnönü Caddesi olarak anılan bölgede bulunan askeri fırın önünden 10 yaşındaki oğlu Mehmet Kamil ile geçen bir kadının, sarhoş 2 Fransız askeri tarafından taciz edildi. Bu sırada annesini korumak için taşla saldıran küçük Mehmet Kamil, Fransız askerleri tarafından süngülenerek şehit edildi. Günümüzde "Şehit Kamil" olarak bilinen Mehmet Kamil'in şehit edilmesi, diriliş meşalesini yaktı. Halkın çok sevdiği bir isim olan Şahin Bey'in 28 Mart 1920'de Kilis yolunda Fransızlara karşı direnişi esnasında şehit edilmesinin ardından, şehrin 27 mahallesine birer "semt reisi" tayin edildi. Yapılan hazırlıkların ardından 1 Nisan 1920'den 7 Şubat 1921'e kadar Fransızlara karşı "Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum" diyerek direniş gösteren halk, 10 ay 7 gün süren ve 6317 vatan evladının şehit verildiği mücadelede büyük fedakarlık gösterdi. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), şehre 8 Şubat 1921'de "Gazi" ünvanını verdi. Yüzlerce yıl "Ayıntap" olarak anılan kısaca Antep de denilen kentin adı "Gaziantep" olarak değişti. 1921 yılındaki kutlu ünvandan 87 yıl sonra ise, 7 Şubat 2008’de Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından çıkarılan 5734 sayılı kanunla şehre İstiklal Madalyası da tevcih edildi. Fransızlar Ankara Antlaşması'nın ardından 25 Aralık 1921'de şehri boşaltmaya başladı ve iki yıl süren işgalden sonra Gaziantep özgürlüğüne kavuştu. Yokluğa rağmen canları ve kanlarıyla askere destek sağlayarak özgürlüklerine kavuşan Gaziantepliler, hak ettikleri "Gazi" ünvanının 105 yıldır gururunu yaşıyor.

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu Haber

Bakü'den Almatı'ya, Kerkük'ten Lefkoşa'ya: Hürriyet bedeli ödeyenlerin şanlı direnişi Ankara'da konuşuldu

Türk dünyasının farklı coğrafyalarında, hürriyet ve varlık mücadelesi uğruna şehit düşen kurbanları anmak, yaşanan acıları ve gösterilen kahramanlıkları gelecek nesillere aktarmak üzere Türkiye’nin başkenti Ankara’da geniş kapsamlı bir anma programı düzenlendi. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı (TADİV) ev sahipliğinde; Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Ankara Büyükelçiliği ve Türkmeneli Dernekler Federasyonu (TÜFED) iş birliğinde tertip edilen programda Kara Yanvar, Jeltoksan olayları, Kanlı Noel ve Kerkük Katliamı şehitleri anıldı. "Zulme Baş Eğmeyenlerin Destanı: Bir Millet Dört Katliam" başlıklı programa, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, İYİ Parti Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal, Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Sarınay, Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türk Dünyası Parlamenterler Vakfı Başkanı Dr. Abdullah Çalışkan, Anahtar Parti Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Selma Yel ve pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Ortak hafıza ve dayanışma temaları etrafında şekillenen programda, Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve TADİV Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar Bakü'de 1990'da yaşanan Kanlı Yanvar, Almatı'daki 1986 Jeltosan Olayları, Kıbrıs'ta 1963'te gerçekleşen Kanlı Noel ve 14 Temmuz 1959'daki Kerkük Katliamı'nı Türk dünyasının ortak acılarının yâd edildiği program, saygı duruşunda bulunulması ile başladı. Ardından şehitlerin ruhuna Kur'an'ı Kerim tilaveti icra edildi. Programın açış konuşmasını yapan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Balkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım konuşmasında “Bugün bizler bir millet dört katliam derken yalnızca sayıları değil, aynı kaderi, aynı direnci, aynı inancı dile getiriyoruz. Coğrafyalar farklıydı, tarihler farklıydı ama hedef aynıydı; Türk’ün iradesini kırmak” diyerek, Türklerin yaşadığı coğrafyada Türklerin iradesini kırmanın zalim güçlerin ana hedefi olduğuna değindi. Açılış konuşmasının akabinde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Şamil Ayrım üstlendi. "TARİHİ SÜREÇ İÇERİSİNDE BİZE BİR DEVLET KALMADI" Panelde ilk olarak Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov konuşmasını gerçekleştirdi. Büyükelçi Memmedov, “20 Ocak 1990 yılı olayları sadece bir katliam değil, sadece bir devletin kendi vatandaşına karşı silah kullanıp, tankları üzerine yürütüp insanları katletmesi değil, bu Azerbaycan Türklerinin, bir milletin devlet kurması için bağımsızlığına giden yolda, egemenliğine giden yolda bir mücadelesinin bir adımıdır” dedi. Memmedov ayrıca, tarihi süreç içerisinde kendilerine bir devlet kalmadığını; aydınları ve gençleri kurban vererek, adetlerini, kültürlerini, dillerini koruyarak verdikleri mücadele neticesinde bir devlet kurduklarını söyledi. ERŞAD SALİHİ: BİZ TÜRK’ÜZ Büyükelçi Memmedov’dan sonra Irak Parlamentosu Türkmen Grubu Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi söz aldı. "Bugün hep beraber bir Türk varlığının, kimliğinin yok olmasından bahsetmekteyiz. Sadece Kerkük değil, sadece bir Kıbrıs, Azerbaycan değil; Türk dünyasının neresinde olursa olsun katliamlardan bahsetmekteyiz” diyerek Irak’taki Türkmenlerin, Osmanlı Devleti çekildikten sonra yalnız kaldıklarından söz etti. "Biz Türk’üz, Türkmen kelimesi bile İngilizlerin o zamanki siyaseti neticesinde söylendi" şeklinde konuşan Salihi, mevcut şartlar altında Irak Türkleri kendilerini ve toprakları korumak için kimlik meselesinde üzerlerine fazlaca gelindiğini belirtti. Türklük kimliğini korumak için mücadele verdiklerini vurgulayan Salihi, kendilerine yönelik olarak katliamların yalnızca 1959 yılı ile sınırlı olmadınığını anımsattı. "KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NDE KATLİAM 1974’TE SON BULDU" KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Türk dünyasında yaşanan katliamlara değinerek sözlerine başladı. Kıbrıs’ta yaşanan katliamın ise Türkiye’nin 1974’te yaptığı barış harekâtı ile son bulduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta 1950’lerde başlayan şiddetten ve Kanlı Noel’e gelen süreçten de bahseden Korukoğlu, “20 Temmuz tarihi Kıbrıslı Türkler için takvimde herhangi bir yaprak değildir, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğüne kavuştuğu, Türk kimliğinin adadaki varlığını tekrar güvence altına almasıdır” diye konuştu. PROF. DR. ATTAR, JELTOKSAN OLAYLARINI ANLATTI Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, Kazakistan’da yaşanan Jeltoksan olayları ile ilgili konuştu. Sovyetlerin Perestroyka politikasına rağmen Dinmuhammet Kunayev’in görevden alınması ve Slav kökenli Genadi Kolbin'in atanması üzerine Kazakistan’da Almatı’da öğrencilerin ayaklandığından söz ederek, Sovyetlerin yetmiş bin kişilik bir orduyu öğrenciler üzerine göndererek, silahsız öğrencileri katlettiğini, öğrencilerin başını çeken Kayrat isimli öğrenciye ise daha sonra millî kahraman unvanı verildiğini söyledi. Türklerin tarihsel süreçte yaşadıklarına değinen Attar, Türklerinin tarihteki kahramanlıklar nedeniyle uydurma tarihe ihtiyaç duymadıklarını, tarihi olmayanların ancak tarih inşa ettiğini de ifade etti. Program, konuşmaların akabinde toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.