SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tuncer Kalkay

QHA - Kırım Haber Ajansı - Tuncer Kalkay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tuncer Kalkay haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor Haber

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Tatarlarının yalnızca sürgüne maruz kalmadığını, aynı zamanda Kırım’da kendilerine ait bütün izlerin yok edilmesinin amaçlandığını belirtti. Kalkay, Kırım Tatarlarının varlıklarını korumak için mücadele etmeye devam edeceğinin altını çizdi. Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yılında QHA aracılığıyla anma mesajı paylaştı. Kırım Tatarlarının yalnızca sürgüne maruz kalmadığını, aynı zamanda Kırım’da kendilerine ait bütün izlerin yok edilmesinin amaçlandığını… pic.twitter.com/XW9lSF2lCP — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2026 “KIRIM TATARLARININ İZLERİNİ SİLMEK İÇİN HER TÜRLÜ VAHŞET UYGULANMIŞTI” “Kırım Tatarlarının başına gelen çok büyük facialardan birisi olan 18 Mayıs 1944 tarihinin 82. yıl dönümündeyiz. Bu vesileyle sürgünde hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyor ve Kırım Tatar halkının yok edilmesine yönelik olarak düzenlenen bu sürgünü yapanları lanetliyorum. Kırım Tatarları, tarih sahnesinde edindikleri yer sayesinde önemli bir medeniyete sahip olmuşlardı. 18 Mayıs 1944 tarihinde bu medeniyeti ortadan kaldırmak ve Kırım Tatarlarının izlerini silmek için her türlü vahşet uygulanmıştı.” şeklinde konuşan Kalkay, Kırım Tatarlarının savunmasız kadınları, çocukları, yaşlıları evlerinden alınarak binlerce kilometre uzağa yük vagonlarıyla taşındığını hatırlattı. Öte yandan Kalkay, bununla birlikte sürgünün koşullarından dolayı Kırım Tatarlarının nüfuslarının yüzde 46’sını kaybettiğini ve Kırım Tatar erkeklerinin soykırımı kendilerine uygulayan ülkeyi savunmak için cephede ön saflarda canlarını siper etmek zorunda kaldığını belirtti. Ayrıca “Kırım Tatarları sadece bu soykırıma maruz kalmakla kalmamış, Kırım’da izlerini taşıyan bütün medeniyetleri yok edilmeye çalışılmıştı. Bütün binaları, varlıkları, kitapları, kütüphaneleri yakılmış, kendilerine ait ne kadar iz varsa yıkılıp ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı.” ifadelerini kullanan Kalkay, bugün Kırım Tatarlarının başına çok büyük felaketler gelse de nihayetinde 1990’lı yılların başından itibaren tekrar vatanlarına dönmeye ve ellerinden alınan bu hakları birer birer tırnaklarıyla geri almaya başladıklarını dile getirdi. “KIRIM TATARLARI KİMLİKLERİNİ VE VARLIKLARINI KORUMAYA ÇALIŞACAKLAR” Buna karşın Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgali dolayısıyla Kırım Tatarlarının tekrar bir sürgün sahnesiyle karşı karşıya kaldığını ve Kırım Tatarlarının önemli bir kısmının vatanını terk etmek zorunda kaldığını beyan eden Kalkay, şu değerlendirmelerde bulundu: Bugün dünyada değişik ülkelerde yaşayan Kırım Tatarları bu sürgünü anmaya ve kendilerine yapılanları unutmamaya çalışıyor. Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları da her yıl olduğu gibi 18 Mayıs 1944 matem mitingini anıyor. Maalesef işgal altında olan vatanımız Kırım’da bu sürgünün anılmasına müsaade bile edilmiyor ve Kırım Tatarları, acılarını bile yaşayamıyor. O bakımdan bizlere de büyük sorumluluk düşüyor. 18 Mayıs matem günümüzü unutmadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu sürgün, bugün her ne kadar farklı postmodern şekillerde uygulanmaya çalışılsa da 82 yıl önce olduğu gibi bunu başaramayacaklar. Kırım Tatarları, her şekilde bu sürgünden, bu soykırımdan nasıl kurtulduysa bugün de yine kimliklerini ve varlıklarını korumaya çalışacaklar. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı Haber

1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri Kırım Derneğinde dualarla anıldı

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı sırasında hayatını kaybeden Kırım Tatarları, sürgünün 82. yıl dönümünde Kırım Derneği Genel Merkezinde düzenlenen programda dualarla anıldı. Kırım Tatarlarının hafızasında derin izler bırakan sürgün ve soykırımın unutulmaması gerektiğinin vurgulandığı anma programında, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı Uzmanı Fuat Gökçebay ile Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi doktora öğrencisi Ali Muradasıl’ın tarafından şehitler için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. Programa, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denıs (Denys) Zolotarov da katılım sağladı. "BUNDAN TAM 82 SENE ÖNCE SOYDAŞLARIMIZ UYKULARINA GİTTİLER” Programın açılış konuşmasını yapan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkanvekili Namık Kemal Bayar, “Bundan tam 82 sene evvel 17 Mayıs’ta yatsı namazından sonra, Kırım’da yaşayan bütün soydaşlarımız, vatandaşlarımız, Kırım Tatarları uykularına gittiler. Gece saat tam 03.00’te hepsinin kapıları kırılırcasına çalındı. Bazı sayılara göre 191 bin, bazı kayıtlara göre 239 bin ama bizim Kırım Tatar millî hareketinin de yaklaşık sayısına göre 423 bin Kırım Tatarı, 17 Mayıs’ı 18 Mayıs’a bağlayan gece evlerinden, yataklarından, uykularından kaldırılarak sürgüne gönderildiler. Bu insanlarımıza, bütün hayatlarını bir araya getirip toparlayıp sürgün yollarında yanlarına almak için verdikleri süre 15 dakikaydı.” ifadelerini kullandı. KIRIM TATAR NÜFUSUNUN YÜZDE 46’SI SÜRGÜNDE ŞEHİT OLDU 18-20 Mayıs 1944 tarihleri arasında Kırım’daki yüzbinlerce Kırım Tatarının hayvan vagonlarına bindirilerek Ural, Sibirya ve Türkistan’ın çöllerine giden bir ölüm yolculuğuna çıkarıldığını belirten Bayar, Kırım Tatarlarının hayvan vagonlarında havasız, aç ve susuz haftalarca yol aldığını ve binlercesinin bu yolculuk sırasında hayattan koparıldığını, hayatta kalanların ise ölen soydaşlarının naaşlarıyla yolculuk yapmak zorunda kaldığını vurguladı. Kırım Tatarlarının sürgün topraklarında açlık, bakımsızlık, hastalık ve başka birçok sebepten dolayı hayatını kaybettiğini ve sürgün boyunca Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının şehit olduğunu kaydeden Bayar, bugün dünyada 8 ülkenin sürgünü soykırım olarak tanıdığını ve Türkiye’nin de soykırım olarak tanıması için çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini vurguladı. “KIRIM TATARLARININ SÜRGÜNÜ BUGÜN DAHİ DEVAM EDİYOR” Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edildiğini hatırlatan Bayar, “Bir Rus işgali daha yaşadık ve şunu gördük: Kırım Tatarlarının Sürgünü, 2026 yılının 17 Mayıs’ına geldiğimiz bugün dahi devam ediyor.” şeklinde konuştu. 2014-2026 yılları arasında 35 ile 40 bine yakın Kırım Tatarının yine Kırım’ı terk etmek zorunda kaldığını belirten Bayar, binlerce Kırım Tatarının Türkiye, Ukrayna ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde vatanından, ailelerinden ve evlerinden uzakta yaşamak zorunda olduğunu kaydederek bu durumun da bir sürgün olduğunu dile getirdi. “BUGÜN KIRIM MAALESEF BİR AÇIK HAVA HAPİSHANESİ” Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgalinde galip çıkması hâlinde Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı’nın bir benzerinin farklı metotlarla da olsa yaşanmayacağına garanti verilemeyeceğini vurgulayan Bayar, “Bu nedenle biz, 2014’ten beri Ukrayna devleti ile beraber uluslararası hukukun Ukrayna devletinin resmî sınırlarına tekrar dönmesi için birlikte bir mücadele veriyoruz.” şeklinde konuşarak bu mücadelenin başarıyla sonuçlanması ve Kırım’ın özgürleşmesi temennisinde bulundu. “Bugün Kırım maalesef bir açık hava hapishanesi. Kırım Tatarlarının evlerine yapılan baskınların ve bu baskınlardan sonra gözaltına alınan Kırım Tatarlarının sayısını saymayı bırakalı 5 yıl oldu.” değerlendirmesinde bulunan Bayar, “Gözaltılar, tutuklamalar, Kırım Tatarlarına karşı yapılan baskı, zulüm, ‘repressiya’ uygulamaları her gün, bugün dahi devam ediyor. Daha dün Kırım’daki avukat arkadaşlarımızın bürolarına ve evlerine baskın yapıldı. Rus gizli servisi tarafından kendilerine 18 Mayıs’ta herhangi bir etkinlik yapmamaları yönünde talimat verildi.” dedi. KIRIM TATARLARI, KIRIM NÜFUSUNUN YÜZDE 10’UNU, SİYASİ MAHKÛMLARIN YÜZDE 55’İNİ OLUŞTURUYOR! Kırım’da hâlihazırda sözde Rus mahkemelerinde yargılanıp ceza alan 355 siyasi mahkûmun olduğunu kaydeden Bayar, bu mahkûmların 181’inin Kırım Tatarı ve 60’ının ise kadın olduğuna dikkat çekti. Son olarak Bayar, Kırım Tatarlarının Kırım’ın nüfusunun yüzde 10’unu, siyasi mahkûmların ise yüzde 55’ini oluşturduğunun altını çizerek “Kırım’ı unutmayalım, orası bizim vatanımız. Allah inşallah hepimize bir gün özgür, hür, müreffeh Kırım’a dönüp, yerleşip yaşamayı nasip eder.” dedi. PROF. DR. GAYANA YÜKSEL, AİLESİNİN SÜRGÜN HİKÂYESİNİ ANLATTI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, ailesinin sürgün hatıralarını katılımcılar ile paylaştı. Yüksel, “Ailem, bütün Kırım Tatarları gibi sürgün gören bir aile. İki dedem, anneannem ve babaannem sürgünü gördüler. Her birinin kaderine sanki Kırım Tatar halkının tarihi yansımış gibi.” ifadelerini kullanarak ailesinin hikâyesiyle sürgünün acılarını gözler önüne getirdi. “SOYKIRIMLAR UNUTULDUKÇA TEKRARLANIR” Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Bosna Hersek eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in “Soykırımlar unutuldukça tekrarlanır.” sözüne atıf yaparak “Bizim unutma lüksümüz yok. Belki de bizi güçlü tutan, vatanımıza güçlü bir şekilde bağlayan 18 Mayıs 1944 faciasıydı çünkü ondan önce de benzer sürgünler ve facialar oldu ama bu kadar büyük bir travma değildi. O bakımdan biz 18 Mayıs 1944 Sürgünü’nü unutmayacağız, 1984 yılından beri her yıl biz bunu anıyoruz. Şunu görüyoruz ki artık her Kırım Tatarı, 18 Mayıs 1944’ün ne olduğunu öğrenmiş durumda.” şeklinde konuştu. Programda Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesinden önce sürgüne dair gerçekleştirdiği mülakatların bir kısmının bulunduğu “surgun.org” internet sayfasına dikkat çekildi "KALBİNDE ATEŞ YAK" Anma programı, sürgün şehitlerinin aziz hatıralarının yâd edildiği “Kalbinde Ateş Yak” etkinliği ile sona erdi.

Kırım Vakfının yeni yönetimi belirlendi Haber

Kırım Vakfının yeni yönetimi belirlendi

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti Olağan Toplantısı, 9 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’daki vakıf binasında gerçekleştirildi. Toplantı, Vakıf Başkanı Tuncer Kalkay’ın açılış konuşmasının ardından İstiklal Marşı ve Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen”in okunmasıyla başladı. Divan Başkanlığına Ümit Yüksel, yazmanlığa ise Kırım Derneği Genel Sekreteri Ülkü Aksel oy birliğiyle seçildi. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu Tuncer Kalkay, Denetim Kurulu Raporu ise Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel tarafından okundu. Kalkay konuşmasında, Kırım Derneğinin kurumsal yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalara öncelik verdiklerini belirterek, derneğin kuruluşunun 70’inci yılı anısına hazırlanan prestij kitabına değindi. Vakfın 2025-2026 dönemindeki faaliyetleri kapsamında “Tarih ve Kültür Konferansları” ile “Ballıkpınar Kırım Tatar Kültür Evi” çalışmalarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Denetim Kurulu raporunu sunan İsmet Yüksel, yürütülen faaliyetlerin mevzuata uygun şekilde sürdürüldüğünü ve vakfın amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etti. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetim Kurulu Raporu ayrı ayrı oylanarak oy birliğiyle kabul edildi. 2025 yılı bütçesinin onaylanmasının ardından vakıf organlarının seçimine geçildi. Yapılan seçim sonucunda Yönetim Kuruluna Kırım Vakfı Başbanı Tuncer Kalkay, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi Başkanı Mükremin Şahin, Tuncay Kalkay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Av. Uğur Yaşar Uygun, Ömer Özel ve İsmet Yüksel seçildi. Denetim Kurulunda ise Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Ümit Yüksel ve Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin yer aldı. Toplantıda ayrıca, vakfın tüzüğünde yer alan amaçlar doğrultusunda huzurevi projeleri için gerekli çalışmaların yürütülmesi konusunda Yönetim Kuruluna yetki verilmesi maddesi de yapılan görüşmelerin ardından kabul edildi. Toplantı, dilek ve temennilerin ardından sona erdi.

Müstecib Ülküsal’ın mücadelesi Ankara’da yeniden gündeme taşındı Haber

Müstecib Ülküsal’ın mücadelesi Ankara’da yeniden gündeme taşındı

Kırım Vakfı tarafından 2 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen, Müstecib Ülküsal’ın hayatını ve mücadelesini konu alan “Yazılarıyla Müstecip Hacı Fazıl (Ülküsal) ve Emel Muhiti (1928-1940)” kitap tanıtımı ile yazar Dr. Cezmi Karasu’nun konferansı, katılımcıların yoğun ilgisiyle gerçekleştirildi. Programda, Kırım Tatar halkının önde gelen aydınlarından Müstecib Ülküsal’ın hayatı, düşünce dünyası ve milli mücadeledeki rolü kapsamlı biçimde değerlendirildi. “EMEL” DERGİSİ VE MİLLİ UYANIŞ Konferansta konuşan Dr. Cezmi Karasu, Ülküsal’ın özellikle Romanya’da yayımladığı “Emel” dergisi aracılığıyla Kırım Tatar toplumunda güçlü bir milli bilinç oluşturduğunu vurguladı. Karasu, “Emel’in tek başına binlerce sayfaya ulaşan içeriği, sadece bir yayın organı değil, aynı zamanda bir fikir ve kültür hareketidir. Bu dergi, bulunduğu coğrafyada milli kimlik inşasının temel taşı olmuştur.” ifadelerini kullandı. ZOR ŞARTLAR ALTINDA MÜCADELE Konferansta, Ülküsal’ın 1930’lu ve 1940’lı yıllarda siyasi istikrarsızlık, ekonomik zorluklar ve baskıcı yönetim koşulları altında mücadelesini sürdürdüğü belirtildi. Romanya’daki değişken siyasi ortam, Sovyetler Birliği ile Türkiye Cumhuriyeti'nin ilişkileri ve dönemin uluslararası dengelerinin, Ülküsal’ın fikir mücadelesini zorlaştırdığı ifade edildi. Buna rağmen Ülküsal’ın, savunduğu çizgiden taviz vermeden çalışmalarını sürdürdüğü ve özellikle milli kimlik, dil ve kültür konularında önemli bir entelektüel miras bıraktığı kaydedildi. Bunun yanında, konferansta öne çıkan başlıklardan biri de “milli kimlik inşası” oldu. Konuşmalarda, Ülküsal’ın yalnızca yazılarıyla değil, köylerde kurulan kültür heyetleri, tiyatro faaliyetleri ve aydınların teşvik edilmesi gibi çalışmalarla toplumsal bir uyanışa öncülük ettiği dile getirildi. TARİHİ MİRAS GELECEĞE AKTARILIYOR Programda konuşan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay ise, Kırım Tatar kültürünün korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının hayati önem taşıdığını vurgulayarak, Müstecib Ülküsal’ın ortaya koyduğu fikirlerin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu ve kültürel hafızanın yaşatılmasında önemli bir rehber niteliği taşıdığını ifade etti. Kalkay ayrıca, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının Ülküsal gibi milli liderlerin mirasına dayanarak Kırım Tatar davasını yaşatmaya kararlılıkla devam edeceğini belirtti. Program, soru-cevap bölümünün ardından yazara plaket takdimi, Kırım Derneği Genel Merkezinin tarihini konu alan eserin hediye edilmesi ve Dr. Cezmi Karasu’nun kaleme aldığı “Yazılarıyla Müstecip Hacı Fazıl (Ülküsal) ve Emel Muhiti (1928-1940)” isimli eserin okuyucular için imzalanmasıyla sona erdi.

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı Haber

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı

"Doğumunun 175. Yıl Dönümünde İsmail Bey Gaspıralı ve Mirası" adlı panel, Romanya’daki Köstence Ovidius Üniversitesinde düzenlendi. İsmail Bey Gaspıralı'nın doğumunun 175. yıl dönümü anısına 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen panel; Romanya Türk-Müslüman Tatarları Demokrat Birliği (RTMTDB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Köstence Ovidius Üniversitesi Tarih ve Siyaset Bilimleri Fakültesinin yanı sıra Bükreş Üniversitesi Tarih Fakültesi ile Türk Çalışmaları Merkezi ile iş birliği içerisinde tertip edildi. İSMAİL BEY GASPIRALI, DOĞUMUNUN 175. YIL DÖNÜMÜNDE HATIRLANDI Panelde; Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Bükreş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Silvana Rachieru ve RTMTDB Bükreş Şubesi Başkanı Dr. Metin Ömer konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolusu Derya Dingiltepe, Köstence Ovidius Universitesi Tarih ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Daniel Citiriga, Romanya Müslümanları Müftüsü Murat Yusuf ve TİKA Romanya Koordinatörü Salih Yurç ise programda katılımcı olarak yer aldı. Panel kapsamında Gaspıralı'nın Romanya ve Türkiye üzerindeki etkisi ele alınırken Gaspıralı’nın eğitim alanında başlattığı reformlar ile basın aracılığıyla oluşturduğu iletişim ağının modern toplumun gelişimi üzerindeki etkileri kaydedildi. UDTTMR BAŞKANI GELİL ESERGHEP’TEN PANEL ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER Panelde UDTTMR Başkanı Gelil Eserghep şöyle konuştu: İsmail Bey Gaspıralı gibi bir şahsiyetin anısını yaşatmak, dünyanın dört bir yanındaki Tatarlar için bir görevdir. UDTTMR, milletimizin önemli şahsiyetlerinin ve kahramanlarının hatırasını canlı tutma misyonunu üstlenmekte ve Gaspıralı’nın doğumunun 175. yılını anan bu tür etkinlikleri desteklemektedir. Desteklerinden dolayı TİKA’ya ve davetimizi kabul ederek bu önemli etkinliğin bir parçası olan Köstence Ovidius Üniversitesi ile Bükreş Üniversitesine teşekkür ederiz; ayrıca bu etkinliğe bilimsel bir geçerlilik kazandırdıkları için de minnettarız. KALKAY, “KIRIM DERNEĞİ 70. YIL” KİTABINI DEKAN CİTİRİGA’YA ARMAĞAN ETTİ Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Dekan Citiriga’ya Türkiye’deki Kırım Tatar teşkilatlarını anlatan “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” adlı kitabını hediye etti. Aydoğan ise Dekan Citiriga’ya 2001 yılında düzenlenen Kırım Derneği Sempozyumu’nun bildirilerini içeren “İsmail Bey Gaspıralı” kitabını armağan etti.

“Annem Şefika”: Dr. Nuriye Ortaylı, annesinin hayatını anlattı Haber

“Annem Şefika”: Dr. Nuriye Ortaylı, annesinin hayatını anlattı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının düzenli olarak her ayın ilk cumartesi günü tertip ettiği “Tarih ve Kültür Konferansları”na 4 Nisan 2026 tarihinde, ünlü Kırım Tatar tarihçi İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Dr. Nuriye Ortaylı konuk oldu. Program, Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesindeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde saat 14.00’te başladı. Programa, Kırım millî davasına gönül vermiş birçok önemli isim katıldı. Moderatörlüğünü Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin’in yaptığı konferansta, kökleri Kırım’a uzanan ve 1917 yılında dünyaya gelen Şefika Ortaylı’nın hayatı ele alındı. Sürgünler, savaşlar ve mültecilik süreçleriyle şekillenen bir yaşamın ardından, bir asrı aşan ömründe hem çevresine ilham veren hem de binlerce öğrenci yetiştiren Şefika Ortaylı’nın hayat hikâyesi, “Annem Şefika” adlı eser üzerinden anlatıldı. “ANNEM ŞEFİKA”, KIRIM TATAR TARİHİ İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU Konferansın açılış konuşmasını yapan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, “’Annem Şefika’ kitabı, aslında bana göre aile tarihinin nerelere getirilebileceğine dair çok güzel bir örnek.” şeklindeki ifadeleriyle kitabın Kırım Tatar tarihi açısından önemini vurguladı. “Eğer Kırım Derneğinin 70 yıllık tarihçesinden önce bu kitabı görmüş olsaydık mutlaka faydalanacağımız çok şey olurdu.” ifadelerini kullanan Kalkay, Şefika Ortaylı’nın Türkiye’de olmayan diğer kardeşlerinin ve diğer pek çok konunun kitap vesilesiyle öğrenildiğini belirtti. Kalkay, “Her ne kadar Şefika teyze için yazılmış bir kitap olsa da ben bu kitabı Kırım Tatar tarihi için de önemli bir kitap olarak görüyorum.” diyen Dr. Nuriye Ortaylı başta olmak üzere Şefika Ortaylı’nın ailesine çalışmaları adına teşekkürlerini iletti. HERKESİN KENDİNDEN BİR PARÇA BULABİLECEĞİ BİR HAYAT ÖYKÜSÜ Ortaylı, dünyada artan felaketlerin, “Bu kitap yayımlanabilir, yayımlanmalı ve herkes bunu okumalı” düşüncesinin oluşmasında başlıca bir kıvılcım olduğunu belirterek, kitabındaki tarihî olayları başka hikâyelerin içine yerleştirmeye mümkün olduğunca gayret ettiğini ifade etti. Kitabı ailesi için yazsa da daha çok söz konusu tarih anlatılarına meraklı olanlar ve bu konuda uzman olanlar için de kitabını kaleme aldığını kaydeden Ortaylı, kitabının her zaman kolay okunabilir olmasını hedeflediğini kaydetti. Bununla birlikte Ortaylı, kitabını yazma nedeninin Suriye İç Savaşı ve hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya sığınan Suriyelilere ilişkin edindiği gözlemler olduğunu ifade etti. Öte yandan Suriyelilerin yaşamlarında annesinin hayatına dair benzerlikler gördüğünü dile getiren Ortaylı, “’O zamana kadar hep annemin yaşadıkları, bir diyarın çok dışında, çok az insanın bildiği bir tarih. Dolayısıyla çok da ilgi çekmez, sadece bu konunun uzmanları ilgilenir,’ diye düşündüğüm bir şeyin, herkesin işine yarayabilecek bir hayat öyküsü olduğunu düşünmeye başladım.” dedi. “BEN ONUNLA OLAN BÜYÜME SERÜVENİM SIRASINDA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM” Annesinin yıllar boyunca günlük sohbetler sırasında kendisine aktardığı anıları bir araya getiren Ortaylı, kişisel bir hafıza kaydı tutarak büyük tarih anlatılarının dışında kalan ve çoğu zaman görünmeyen insan hikâyelerini görünür kıldığını belirttiği kitabı hususunda “Biz annemle çok vakit geçirmişiz, kitabı yazarken fark ettim. Çocukken bakacak başka kimseye bırakamadığı için, beni her yere yanında sürüklediği için çok anımız var.” şeklinde konuştu. Ortaylı, annesiyle çok seyahat ettiğini de kaydederek “Dolayısıyla annemle çok yakın bir ilişkimiz vardı ve uzun zamana yayılıyordu bu. Annemde demans hastası olup hafızası iyice gidene kadar birlikte çok vakit geçirdik ve ondan çok şey dinledim.” dedi. Bununla birlikte “Annem çok ilginç bir hayat yaşamış.” ifadelerini kullanan Ortaylı, “ilginç” hayatların her zaman kolay olmadığına dikkat çekerek “Rahat, huzurlu ve mutlu bir hayatınız varsa bu çok ilginç olmuyor, sıradan bir hayat oluyor. Zorluklar ve sıkıntılar çektiyseniz ilginç bir hayat oluyor, annem ilginç bir hayat yaşamıştı. Bu hayattan çıkardığı birsürü ders oldu. Ben onunla olan büyüme serüvenim sırasında çok şey öğrendim. Önce çocukken annem olarak, şimdi giderek daha çok dostu olarak yaşadıklarından ve kendi özelliklerinden çok şey öğrendim.” değerlendirmesini yaptı. ORTAYLI AİLESİNİN HİKÂYESİ, GELECEK KUŞAKLARA AKTARILDI Öte yandan Ortaylı, kendisini kitabını yazmaya teşvik eden bir başka ilham kaynağının annesinden öğrendiklerini bir sonraki kuşağa aktarma ihtiyacı olduğunu dile getirerek “Annem çok güzel bir anlatıcıydı. Birçok şeyi heyecanla anlatırdı, duygularını katardı, oynar gibi anlatırdı, iyi tarif ederdi.” dedi. Ayrıca Ortaylı, şu ifadelere yer verdi: Herkesin, hele Türkiye gibi bir muhacirler ülkesinde her ailenin bir öyküsü var. Bence hepimiz bunları kayda geçirmeye çalışmalıyız. Basılır basılmaz, okunur okunmaz, ayrı mesele ama en azından kendi çocuklarımıza, torunlarımıza veya bunu konuyu araştıracak olan uzmanlara bir kaynak olması için bu öykülerin bir şekilde kaydının tutulması lazım.” Program kapsamında 13 Mart 2026 tarihinde hayatını kaybeden bilim insanı, büyük tarihçi ve Şefika Ortaylı’nın ilk evladı olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kırım Derneğinin 1955 yılındaki kurucuları arasında yer alan kardeşi İsa Karaşay ve Kırım Derneğinin ilk yöneticilerinden olan eşi Kemal Ortaylı da saygıyla anıldı. Katılımcıların sorularının da cevaplandığı konferansın sonunda Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Ortaylı’ya plaket takdim ederken Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ise “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” adlı kitabı Ortaylı’ya armağan etti. Konferansın ardından Ortaylı, “Annem Şefika” adlı kitabını okuyucuları için imzaladı.

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum Haber

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVU) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Misafir Öğr. Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının her ayın ilk cumartesi günü düzenlediği Tarih ve Kültür Konferansları'nın bugünkü konuğu oldu. Abdiraşidov, konferans kapsamında, “İsmail Gaspıralı ve Türkistan” konusunu anlattı. Ankara’nın “2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti” olmasına da ithafen tertip edilen program, 3 Ocak 2026 tarihinde Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde saat 14.00’te başladı. TÜRK DÜNYASININ BABASI İSMAİL BEY GASPIRALI Açılış konuşmasını yapan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, “Herkesin kendini bilmesi, vicdanıyla düşünesi ve hareket etmesi lazım. Bizim (Kırım Tatarlarının) çok büyük değerlerimiz var. Bundan yüz yıl önce, İsmail Bey Gaspıralı ortaya çıktı ve imkânları da hiçbir şekilde bizimle kıyaslanamayacak kadar azdı” dedi. Türk dünyasının ortak değeri, büyük Kırım Tatar aydın Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin Türk dünyasının her köşesine ulaşmasını ve “Usûl-ü Cedid” mektepleriyle Kırım Tatarlarının kendilerini tanıtarak ne kadar başarılı olabileceğini ortaya çıkarmasına vurgu yapan Kalkay, “Bizim öncelikle kendimize sahip çıkmamız lazım. Tabii ki Gaspıralı; önce kendimizden olması, Kırım’dan gelmesi ve Kırım’da çok büyük hareketlerin önünü açması sebebiyle bizim için çok önemli fakat Türk dünyası da Gaspıralı’yı ‘baba’ olarak biliyor” şeklinde konuştu. ABDİRAŞİDOV, GASPIRALI’NIN TÜRKİSTAN YOLCULUĞUNU ANLATTI “Gaspıralı’nın yürüdüğü yollar, (Kırım’daki) dağların arası, Zincirli Medrese, Giray Türbesi… Okuduklarım, araştırdıklarım, hepsi gözümün önünden geçmeye başladı. Sanki Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum” şeklinde konuşan Abdiraşidov, konferansta Gaspıralı'nın Türkistan gezisini ele alarak bu gezinin, Gaspıralı’nın Tercüman gazetesi üzerinden yürüttüğü siyasi faaliyetlerini etkileyen unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Buhara Emiri Abdulahad Han'ın Gaspıralı’ya sağladığı maddi ve manevi desteğin altını çizen Abdiraşidov, Gaspıralı’nın ilk olarak 1883 yılında Türkistanlı hükümdarlarla tanıştığını ve Türkistan’a olan ilgisinin bu şekilde gitgide arttığını vurguladı. Abdulahad Han’ın daveti üzerine Gaspıralı’nın, 1893 yılının mayıs ayında ilk defa Türkistan’a gittiğini ifade eden Abdiraşidov, Gaspıralı’nın deneyimlerini daha sonrasında “Buhara’da Ne Gördüm?” ismindeki seri makaleler şeklinde, Tercüman gazetesinde yayımladığını kaydetti. Ayrıca Abdiraşidov, Rusların Türkistan’ı “yarı vahşi” olarak tanımlamasının üzerine Gaspıralı’nın, Türkistan gezisine dair yazdığı hatıratlarında Rusların iddialarını yalanladığını belirtti. “İSMAİL BEY GASPIRALI’YI ANLATMAK İÇİN GÜNLER YETMEZ” Konferansın sonunda, Abdiraşidov’a plaket takdim eden Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, “İsmail Bey Gaspıralı’yı anlatmak için günler yetmez. Kırım Tatarları, vatana döndükleri zaman yaptıkları işlerden ilki, 1991 yılında bir Gaspıralı sempozyumu düzenlemekti. 2001 yılında da Kırım Derneği olarak biz böyle bir sempozyum düzenledik. 2017’den beri, İsmail Bey Gaspıralı’nın isminin artık bir üniversiteye verilmesi talebimiz var. Bir ışık saçılsın, bu değer ortaya çıksın ki, bizim aydınlığımız daha da erken gelsin.” dedi. Konferansın ardından ise Abdiraşidov, “İsmail Gaspıralı ve XX. Yüzyılın Başlarında Türkistan” adlı kitabını katılımcılar için imzaladı.

Millî lider Kırımoğlu, Kırım Tatar diasporasıyla bir araya geldi Haber

Millî lider Kırımoğlu, Kırım Tatar diasporasıyla bir araya geldi

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve beraberindeki Ukrayna heyeti, iki günlük Ankara programını Kırım Tatar diasporasıyla bir araya gelerek noktaladı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve beraberindeki milletvekilleri, Ankara ziyaretleri kapsamında 18-19 Aralık 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) Türkiye-Ukrayna Parlamentolar Arası Dostluk Grubu üyeleri ile görüşmeleri, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu'yu ziyaretleri ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (TYB) tarafından tertip edilen vefa programına katılımları, Ukrain ve Kırım Tatar diasporasıyla buluşmaları, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu ile TİKA Başkan Yardımcısı Dr. Mahmut Çevik ile görüşmeleri sonrasında en son olarak Kırım Derneği Genel Merkezini ziyaret etti. Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ve Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay başta olmak üzere Türkiye'deki Kırım Tatar diasporası yetkilileriyle bir araya gelen Kırımoğlu'na Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eş Başkanı ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz ve Ukrayna Milletvekili Kostyantın Kasay ile Kırım Millî Varlık Başkanı Lenur Mambetov eşlik etti yer aldı. Buluşma, Kırım Dernepş Genel Merkez binasında Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesinde hizmet veren Qalaqay Kırım Tatar Mutfağı’nda gerçekleşti.

Hülya Başarangil Demir: Kırım Tatar Sürgünü’nün daha çok anlatılması gerekiyor Haber

Hülya Başarangil Demir: Kırım Tatar Sürgünü’nün daha çok anlatılması gerekiyor

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının düzenli olarak her ayın ilk cumartesi günü düzenlediği Tarih ve Kültür Konferansları’na bu ay, “Bilinmeze Doğru” adlı eserin yazarı Hülya Başarangil Demir konuk oldu. 6 Aralık 2025 tarihinde, Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde, saat 14.00’te başlayan programda Başarangil Demir, "Bilinmeze Doğru" isimli romanını tanıttı. Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Derneği Başkanı Mükremin Şahin ve Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin’in katıldığı programda, Kırım Tatar millî davasına gönül veren pek çok isim yer aldı. “BİLİNMEZE DOĞRU” ESERİ, KIRIM TATARLARININ GURURU OLDU Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, açılış konuşmasında, Kırım üzerine yazılan eserlerin önemine vurgu yaparak, “Biz, Kırım konusunda yazılmış eserleri teşvik etmek amacıyla vakfımızda yazarları misafir ediyoruz fakat bugünkü misafirimiz, sadece yazmakla kalmadı” dedi. 2025 Emine Işınsu Roman Ödülü kapsamında yüzlerce eser arasından Başarangil Demir’in romanının seçilmesine ve takdir edilmesine dikkat çeken Kalkay, “Bu eserler arasında Kırım’a dair bir eserin bulunmasının ayrı bir özelliği vardı. Bizim orada göğsümüz kabardı, çok gururlandık. Dolayısıyla bu kitabın ilk tanıtımını vakfımızda yapalım istedik.” şeklinde konuştu. BAŞARANGİL DEMİR, ESERİNDE 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ’NÜ İŞLEDİ Dr. Ahmet İhsan Kırımlı’yı saygı ve rahmetle anarak ve Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay ile Kırım Derneği Başkanı Mükremin Şahin’e, tertip edilen konferans dolayısıyla teşekkür ederek konuşmasına başlayan Başarangil Demir, söylenmek istenenlerin sanatla ve edebiyatla insanların zihninde daha kolay canlandırılabileceğini belirtti. Bu bağlamda, 2016 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Kırım Tatar şarkıcı Camala’nın, “1944” isimli şarkısıyla, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü bütün dünyaya haykırdığını hatırlatan yazar, “Bu konu çerçevesinde ben de ‘Bilinmeze Doğru’ eserimi kaleme aldım.” dedi. “MİLLETİNE HİZMET ETMEK İSTİYORSAN BİLDİĞİN İŞTEN BAŞLA” İsmail Bey Gaspıralı’nın, “Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla” sözüne atıf yapan yazar, “Ben de bu doğrultuda, tarihsel gerçekler ışığında hikâyeler kurguladım. Kırım’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin hikâyesini oluşturdum” ifadelerini kullandı. “İsmail Bey Gaspıralı ve Numan Çelebicihan’ın daha çok anlatılması gerektiğini, en önemlisi de 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün unutulmaması gerektiğini düşündüm. Bu konuda tabii ki, acının tarifi yok. Sürgünün, unutulmaması ve unutturulmaması için daha çok anlatılması gerekiyor.” değerlendirmesini yapan yazar, ayrıca Kırım Haber Ajansının (QHA), 2025 Emine Işınsu Roman Ödülü ve Paneli üzerine hazırladığı ve konferansta da gösterilen video içeriği adına, QHA’ya teşekkürlerini iletti. Programın sonunda Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Başarangil Demir’e plaketini takdim ederken programın ardından yazar, eserini katılımcılar için imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.