SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor

Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yılında QHA aracılığıyla bir anma mesajı paylaştı.

Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 03:08
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 12:31
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Tatarlarının yalnızca sürgüne maruz kalmadığını, aynı zamanda Kırım’da kendilerine ait bütün izlerin yok edilmesinin amaçlandığını belirtti. Kalkay, Kırım Tatarlarının varlıklarını korumak için mücadele etmeye devam edeceğinin altını çizdi.

“KIRIM TATARLARININ İZLERİNİ SİLMEK İÇİN HER TÜRLÜ VAHŞET UYGULANMIŞTI”

“Kırım Tatarlarının başına gelen çok büyük facialardan birisi olan 18 Mayıs 1944 tarihinin 82. yıl dönümündeyiz. Bu vesileyle sürgünde hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyor ve Kırım Tatar halkının yok edilmesine yönelik olarak düzenlenen bu sürgünü yapanları lanetliyorum. Kırım Tatarları, tarih sahnesinde edindikleri yer sayesinde önemli bir medeniyete sahip olmuşlardı. 18 Mayıs 1944 tarihinde bu medeniyeti ortadan kaldırmak ve Kırım Tatarlarının izlerini silmek için her türlü vahşet uygulanmıştı.” şeklinde konuşan Kalkay, Kırım Tatarlarının savunmasız kadınları, çocukları, yaşlıları evlerinden alınarak binlerce kilometre uzağa yük vagonlarıyla taşındığını hatırlattı.

Öte yandan Kalkay, bununla birlikte sürgünün koşullarından dolayı Kırım Tatarlarının nüfuslarının yüzde 46’sını kaybettiğini ve Kırım Tatar erkeklerinin soykırımı kendilerine uygulayan ülkeyi savunmak için cephede ön saflarda canlarını siper etmek zorunda kaldığını belirtti.

Ayrıca “Kırım Tatarları sadece bu soykırıma maruz kalmakla kalmamış, Kırım’da izlerini taşıyan bütün medeniyetleri yok edilmeye çalışılmıştı. Bütün binaları, varlıkları, kitapları, kütüphaneleri yakılmış, kendilerine ait ne kadar iz varsa yıkılıp ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı.” ifadelerini kullanan Kalkay, bugün Kırım Tatarlarının başına çok büyük felaketler gelse de nihayetinde 1990’lı yılların başından itibaren tekrar vatanlarına dönmeye ve ellerinden alınan bu hakları birer birer tırnaklarıyla geri almaya başladıklarını dile getirdi.

“KIRIM TATARLARI KİMLİKLERİNİ VE VARLIKLARINI KORUMAYA ÇALIŞACAKLAR”

Buna karşın Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgali dolayısıyla Kırım Tatarlarının tekrar bir sürgün sahnesiyle karşı karşıya kaldığını ve Kırım Tatarlarının önemli bir kısmının vatanını terk etmek zorunda kaldığını beyan eden Kalkay, şu değerlendirmelerde bulundu:

Bugün dünyada değişik ülkelerde yaşayan Kırım Tatarları bu sürgünü anmaya ve kendilerine yapılanları unutmamaya çalışıyor. Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları da her yıl olduğu gibi 18 Mayıs 1944 matem mitingini anıyor. Maalesef işgal altında olan vatanımız Kırım’da bu sürgünün anılmasına müsaade bile edilmiyor ve Kırım Tatarları, acılarını bile yaşayamıyor. O bakımdan bizlere de büyük sorumluluk düşüyor. 18 Mayıs matem günümüzü unutmadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu sürgün, bugün her ne kadar farklı postmodern şekillerde uygulanmaya çalışılsa da 82 yıl önce olduğu gibi bunu başaramayacaklar. Kırım Tatarları, her şekilde bu sürgünden, bu soykırımdan nasıl kurtulduysa bugün de yine kimliklerini ve varlıklarını korumaya çalışacaklar.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.

Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.

Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.