SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yunanistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Yunanistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yunanistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Batı Trakya Türklerinden okul kapatmalarına tepki: Türkçemizi yaşatmak için okullarımızı korumalıyız Haber

Batı Trakya Türklerinden okul kapatmalarına tepki: Türkçemizi yaşatmak için okullarımızı korumalıyız

Yunanistan’da Batı Trakya Türk azınlığına ait okulların öğrenci azlığı bahanesiyle kapatılması, çocukların ana dilde eğitim almasını zorlaştırıyor. Azınlık temsilcileri, okulların özel statüsünün gözetilmesini ve eğitim alanındaki sorunların toplumla diyalog kurularak çözülmesini istiyor. Anadolu Ajansına (AA) konuşan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, bu eğitim öğretim yılında Rodop’ta 5, İskeçe’de 2 ve Meriç’te bir olmak üzere toplam 8 Türk azınlık ilkokulunun faaliyetlerinin askıya alındığını açıkladı. İşlemin geçici olarak tanımlanmasına rağmen okulların fiilen kapandığını belirten Trampa, uygulamanın Batı Trakya Türk toplumunun hareket alanını daralttığını söyledi. Trampa, azınlık eğitiminin Lozan Antlaşması, ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuktan kaynaklanan özel statüsünün korunması gerektiğini vurguladı. “TÜRKÇEMİZİ MUHAFAZA ETMEK İSTİYORSAK OKULLARIMIZI DA MUHAFAZA ETMEK ZORUNDAYIZ” Türkçe ve Yunanca eğitim veren azınlık okullarının dil, din ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasındaki önemine dikkat çeken Trampa, “Şimdi biz bu dili, bu Türkçemizi muhafaza etmek istiyorsak okullarımızı da muhafaza etmek zorundayız.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin İstanbul ve Gökçeada’daki Rum azınlık okullarının az sayıda öğrenciyle de eğitimini sürdürebilmesi için çaba gösterdiğini belirten Trampa, Yunanistan’dan da benzer bir yaklaşım beklediklerini söyledi. OKULLARIN KAPATILMASI AİLELERİ ETKİLİYOR Köy okullarının kapatılması nedeniyle ilkokul çağındaki çocukların başka yerleşimlere gitmek zorunda kaldığını anlatan Trampa, bu durumun ailelere ekonomik ve psikolojik yük getirdiğini kaydetti. Özellikle kış aylarında ulaşımın küçük çocuklar için zorlaştığını belirtti. Trampa, “Bir köyde zaten bir okulun kapanması demek, o köyün o kültürel havasının yok olması demek. O eğitim atmosferinin yok olması demek.” sözleriyle kararların köy yaşamına etkisine dikkat çekti. ATİNA’YA ÖZEL STATÜYE SAYGI VE DİYALOG ÇAĞRISI İskeçe Azınlık Ortaokulu-Lisesi Encümen Heyeti Başkanı Ozan Ahmetoğlu da Yunanistan genelinde uygulanan öğrenci sayısı ölçütünün, azınlık okullarının özel ve özerk statüsü dikkate alınmadan bu kurumlara uygulanmasını eleştirdi. Yunanistan Eğitim Bakanlığının azınlık toplumu ve eğitim kurumlarıyla istişare etmesi gerektiğini belirten Ahmetoğlu, “Ne yazık ki böyle bir diyalog ve istişare ortamının olmadığını görüyoruz.” ifadelerini kullandı. Eğitim kalitesinin yükseltilmesi için 30 yıldır yapılan çağrıların karşılıksız kaldığını söyleyen Ahmetoğlu, bu yaklaşımın velilerde azınlık okullarının zamanla ortadan kaldırılmak istendiği yönünde bir kanaat oluşturduğunu aktardı. “BU, KAZANILMIŞ BİR HAKKIMIZ” Azınlık çocuklarının kendi okullarında ana dilinde eğitim alma hakkını vurgulayan Ahmetoğlu, “Bu, kazanılmış bir hakkımız ve bu hakkı kullanmak istiyoruz.” diyerek Atina yönetiminden bu hakka saygı göstermesini istedi. Ahmetoğlu, “Azınlık okulunu sadece bir okul olarak görmüyoruz, aynı zamanda kültürel devamlılığı, kimlik ve aidiyeti de ayakta tutan çok önemli bir kurum olarak görüyoruz.” sözleriyle okulların Batı Trakya Türk toplumu için taşıdığı önemi dile getirdi.

Ukrayna istihbaratı, Rusya’nın gölge filosundan 20 gemiyi ifşa etti! Haber

Ukrayna istihbaratı, Rusya’nın gölge filosundan 20 gemiyi ifşa etti!

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğünün (HUR), Rusya’nın petrol, petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatında kullandığı veya yaptırım uygulanan gemilere yakıt sağlayan 20 gemiye ilişkin bilgileri yayımladı. HUR’un War&Sanctions portalında yayımladığı bilgilere göre, söz konusu gemilerin tamamı Birleşik Krallık veya Ukrayna’nın yaptırım listesinde bulunurken gemilerden birine ayrıca Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından da yaptırım uygulanıyor. İstihbaratın açıkladığı gemiler arasında, Rusya’nın sıvılaştırılmış doğal gaz taşımak ve depolamak için kullandığı PORTOVIY adlı gaz tankeri de yer alıyor. 2021’den bu yana yaptırım uygulanan Gazprom’a ait olan gemi, Leningrad bölgesindeki Portovaya tesisinde yüzer gaz deposu olarak kullanılıyor. Bununla birlikte PORTOVIY, 15 Ağustos 2026’da Kasım 2021’den bu yana ilk kez Finlandiya Körfezi’nden ayrılarak Rusya’ya ait sıvılaştırılmış doğal gaz yükünü Çin’in Beihai Limanı’na taşımak üzere Kuzey Deniz Rotası’nı izledi. HUR’un verdiği bilgiye göre gemi, şu anda Zhoushan Adası’ndaki Zhoushan Huafeng Tersanesi’nde teknik bakımdan geçirilmeyi bekliyor. GÖLGE FİLO YAPTIRIMLARI DELMEYE ÇALIŞIYOR Ayrıca HUR, Rusya’nın gölge filosunu (uluslararası yaptırımlar altında bulunan fakat üçüncü devlet bayrağı altında faaliyet yürüten gemiler) genişletmek amacıyla 2026 baharında aracı şirketler üzerinden satın aldığı iki gaz tankerine ilişkin bilgileri de paylaştı. Bunlardan AVACHA adlı tanker, daha önce Çin merkezli Jovo Energy şirketine aitti. Gemiyi 2026 baharında Marshall Adaları’nda kayıtlı Tudor Maritime Ltd. satın aldı. Haziran ayında Rus bayrağı altında sefer yapmaya başlayan tanker, Rusya merkezli Cryoline Management şirketinin yönetimine verildi. Bunun yanında HUR; AVACHA, ağustos ayından bu yana yaptırım uygulanan Arctic LNG 2 projesinin Utrenniy terminalinden Çin’in Beihai Limanı’na sıvılaştırılmış doğal gaz taşıdığını bildirdi. CHAIVO adlı diğer tanker ise daha önce Yunanistan merkezli Maran Gas Maritime şirketine aitti. Daha sonra Tudor Maritime Ltd. tarafından satın alınan gemi, Temmuz 2026’da Rus bayrağına geçirildi ve Cryoline Management şirketinin yönetimine devredildi. İstihbaratın açıklamasına göre CHAIVO, ağustos ayından bu yana Kamçatka’daki Petropavlovsk-Kamçatskiy Limanı açıklarında bulunan ve yaptırım uygulanan KORYAK adlı yüzer gaz depolama tesisinden Beihai’ye yük taşıyor. RUSYA, GÖLGE FİLOSUNU GENİŞLETİYOR Öte yandan HUR, Rusya’nın kendi tersanelerinde buz sınıfı gemiler inşa etmeye çalışmasının yanı sıra, enerji kaynaklarından elde ettiği ihracat gelirlerini korumak amacıyla açık denizlerde faaliyet gösteren şirketlerden oluşan bir ağ üzerinden gölge filosunu genişlettiğini belirtti. Ukrayna askeri istihbaratı, uluslararası ortaklarına gemi satışları üzerindeki denetimleri artırma, yaptırım uygulanan gemilerin yabancı tersanelerde bakım ve onarım görmesini engelleme ve Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelir kaynaklarını kesme çağrısında bulundu.

Batı Trakya Türk azınlığının hakları AGİT gündeminde Haber

Batı Trakya Türk azınlığının hakları AGİT gündeminde

Batı Trakya Türk azınlığının kimlik, din, eğitim ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin talepleri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) 2026 Varşova İnsani Boyut Konferansı’nda gündeme getirildi. Konferansta konuşan temsilciler, Yunanistan’a azınlığın haklarının korunması, ayrımcılıkların giderilmesi ve uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi çağrısında bulundu. Batı Trakya Türk azınlığının uzun süredir gündeme getirdiği temel hak ve özgürlükler, AGİT’in 2026 Varşova İnsani Boyut Konferansı’nda ele alındı. Konferansta Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi Üyesi ve Avrupa Parlamentosundaki Avrupa Özgür İttifakı (EFA) siyasi partisinin Genel Başkan Yardımcısı Kerem Abdurahimoğlu, Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği (BTAYTD) adına katılan Dr. Pervin Hayrullah ile İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa söz alarak azınlığın yaşadığı sorunları ve çözüm beklentilerini dile getirdi. ABDURAHİMOĞLU’NDAN YUNANİSTAN’A AYRIMCILIĞA SON VERME ÇAĞRISI Abdurahimoğlu, konferanstaki konuşmasında Batı Trakya Türk azınlığının din, eğitim ve istihdam alanlarında karşılaştığı sorunlara dikkat çekti. Azınlığın kendi dinî liderlerini seçme hakkının önemini vurgulayan Abdurahimoğlu, azınlık ilkokullarının kapatılması ve okullara kayıt sürecinde yaşanan engelleri gündeme taşıdı. Eğitim alanındaki sorunların yalnızca okul sayısıyla sınırlı olmadığını belirten Abdurahimoğlu, üniversite kontenjan sistemine rağmen mezuniyet ve eşit muamele konusunda yaşanan sıkıntılara da işaret etti. Eğitim fakültelerinden mezun olan kişilerin azınlık okullarında görev yapmasının önündeki hukuki ve idari engellerin de ele alınması gerektiğini ifade etti. Abdurahimoğlu, Batı Trakya’nın ekonomik açıdan dezavantajlı durumuna da değinerek bölgenin Yunanistan’ın en yoksul bölgeleri arasında yer almaya devam ettiğine dikkat çekti. Din, eğitim ve istihdam haklarının demokratik bir toplumda herkes için eşit biçimde güvence altına alınması gerektiğini belirten Abdurahimoğlu, AGİT’e katılımcı devletler üzerinden çağrıda bulunarak Yunanistan’ın azınlığı etkilediği belirtilen ayrımcı politika ve uygulamalara son vermesini istedi. Abdurahimoğlu’nun konuşmasında eşit haklar ve eşit fırsatlar talebi öne çıktı. HAYRULLAH, KİMLİK VE ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÜNDEME GETİRDİ BTAYTD adına konferansa katılan Dr. Pervin Hayrullah da Batı Trakya Türk azınlığının temel haklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hayrullah, azınlığın kendini tanımlama hakkının korunması gerektiğini vurgulayarak örgütlenme özgürlüğü kapsamında adında “Türk” ibaresi bulunan derneklerin tanınması meselesini gündeme getirdi. Din ve inanç özgürlüğünün yanı sıra insan hakları savunucularının korunmasına da dikkat çeken Hayrullah, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının etkin biçimde uygulanmasının önemini vurguladı. Batı Trakya Türk azınlığının haklarının korunmasının uluslararası insan hakları standartları ve AGİT’in insani boyut taahhütleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hayrullah, bu taahhütlerin uygulamaya geçirilmesinin önemine işaret etti. MUSTAFA TRAMPA’DAN TÜRK KİMLİĞİ VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa da AGİT 2026 Varşova İnsani Boyut Konferansı’nda yaptığı konuşmada Batı Trakya Türk azınlığının kimlik ve din özgürlüğüne ilişkin taleplerini dile getirdi. Trampa, azınlığın Türk kimliğine saygı gösterilmesi gerektiğini belirterek din özgürlüğünün korunması ve azınlığın kendi dinî liderlerini seçme iradesine saygı duyulması çağrısında bulundu. Temel hak ve özgürlüklere saygının eşitlik ve barış içinde bir arada yaşamanın vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu vurgulayan Trampa, azınlığın kendi kimliğini ve dinî iradesini özgürce ifade edebilmesinin önemine dikkat çekti.

Kırım Vakfı Tarih ve Kültür Konferansları'nın yeni dönemi Dr. Sadık Ahmet programıyla başladı Haber

Kırım Vakfı Tarih ve Kültür Konferansları'nın yeni dönemi Dr. Sadık Ahmet programıyla başladı

Kırım Vakfının gelenekselleşen “Tarih ve Kültür Konferansları”, 2026-2027 dönemine Batı Trakya Türklerinin unutulmaz lideri Dr. Sadık Ahmet’in hayatı ve mücadelesinin ele alındığı programla Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde başladı. 3 Ekim 2026’da düzenlenen programa, Dr. Sadık Ahmet’in eşi Işık Sadık Ahmet ile “Dr. Sadık Ahmet” kitabının yazarı Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Murat Derin konuşmacı olarak katıldı. Program, Dr. Sadık Ahmet’in hayatını ve mücadelesini konu alan film gösterimiyle başladı. Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, programın açılışında yaptığı konuşmada, Kırım Tatarlarının 1783’ten bu yana sürdürdüğü millî mücadelenin demokrasi ve insan hakları temelinde şekillendiğini belirtti. Kırım Tatarları ile Batı Trakya Türklerinin benzer tarihsel süreçlerden geçtiğine dikkati çeken Kalkay, “Bize en yakın toplumlardan biri olan, bizimle aynı kaderi yaşayan kardeşlerimiz Batı Trakya Türkleri ve bu vesileyle değerli misafirlerimizi davet ettik. Rahmetlinin her zaman yanında olan, onun hayatının en küçük ayrıntılarına tanıklık eden değerli eşi Işık Sadık Ahmet’i ve ‘Dr. Sadık Ahmet’ kitabına emek veren Dr. Murat Derin hocamızı davet ettik.” dedi. IŞIK SADIK AHMET, EŞİNİN MÜCADELESİNİ ANLATTI Işık Sadık Ahmet, konuşmasına Kırım Derneği Genel Merkezine, Kırım Vakfına, Kırım Tatar yazar Dr. Serra Menekay'a, programa katılanlara teşekkür ederek başladı. Batı Trakya Türklerinin sesinin duyurulmasının önemine vurgu yapan Işık Sadık Ahmet, farklı coğrafyalarda yaşayan Türklerin ortak bir kimliğe sahip olduğunu belirterek, “Türk'üz. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi olmadığına inanıyorum. Biz farklı coğrafyalarda yaşıyoruz ama hepimiz Türk'üz.” ifadelerini kullandı. Eşinin Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine yönelik uygulamalarına karşı verdiği mücadele nedeniyle uzun süre tehditlerle karşı karşıya kaldığını aktaran Işık Sadık Ahmet, Dr. Sadık Ahmet’in geçirdi, yanında ailesinin de bulunduğu trafik kazasının büyük bir trajedi olduğunu söyledi. “Böyle bir dava adamının eşi olmak çok zordu ama ben hep onun yanındaydım.” diyen Işık Sadık Ahmet, eşinin tıp eğitimi aldığını ve doktorluk mesleğinin yanı sıra Batı Trakya Türklerinin sorunlarının çözümü için çalıştığını açıklayarak, çocuklarının ve toplumunun da eğitime kolayca erişebilmeleri için elinden geleni yaptığını anlattı. Dr. Sadık Ahmet’in toplumunun sorunlarını her zaman önceliğine aldığını aktaran Işık Sadık Ahmet, “Sabahtan akşama kadar doktorluk yapar, akşamları ise halkımızın sorunlarını çözmekle uğraşırdı. Bazen sabah evden çıkar, ancak iki gün boyunca eve gelemeyebilirdi. Bu durum, onun yeniden gözaltına alındığına işaret ederdi.” dedi. “SADECE İNSAN GİBİ YAŞAMAK İSTİYORDU” Işık Sadık Ahmet, eşinin mücadelesinin Yunanistan’ı bölmek veya Batı Trakya’yı Türkiye’ye bağlamak amacı taşımadığını vurguladı. Dr. Sadık Ahmet’in amacının Batı Trakya Türklerinin temel haklarına sahip olarak eşit şekilde yaşayabilmesi olduğunu ifade eden Işık Sadık Ahmet, “Sadece insan gibi yaşamak isterdi. Doktor olarak her eve girebiliyordu. Orada insanların vatan yarası gibi yaralarını görüyordu.” şeklinde konuştu. Baskılara ve tutuklamalara rağmen eşinin mücadelesinden vazgeçmediğini açıklayan Işık Sadık Ahmet, Dr. Sadık Ahmet’in kendisini savunabilecek bilgi ve birikime sahip olması nedeniyle hakkında açılan davaların önemli bölümünden sonuç aldığını söyledi. Bununla birlikte, trafik kazasının ardından yaşananları da anlatan Işık Sadık Ahmet, olay sonrasında yanlarına gelen Batı Trakya Türklerinin “Bizim halimiz ne olacak?” şeklindeki sorularının, Dr. Sadık Ahmet’in toplum için taşıdığı önemi ve umudu kendisine bir kez daha gösterdiğini ifade etti. DR. MURAT DERİN: HUKUKUN DIŞINA ÇIKMADI “Dr. Sadık Ahmet” kitabının yazarı Dr. Murat Derin, konuşmasında Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesini hukuk çerçevesinde yürüttüğünü belirtti. Dr. Sadık Ahmet’in herhangi bir silahlı mücadele veya Batı Trakya’nın Türkiye’ye bağlanması yönünde bir yaklaşımının bulunmadığını ifade eden Derin, “Lozan’la doğan azınlık haklarımız var, azınlık statüsündeyiz. Biz bu hakkımızı istiyoruz. Aynı zamanda insanın en temel haklarını istiyoruz. Eşit vatandaş olmak istiyoruz.” dedi. Dr. Sadık Ahmet’in siyasi mücadelesinin temelinde dostluk, eşitlik ve barış ilkelerinin bulunduğunu vurgulayan Derin, onun siyasi yaşamında seçimler ve parlamentodaki temsil gücü üzerinden Batı Trakya Türklerinin haklarını savunmaya çalıştığını anlattı. Derin, Dr. Sadık Ahmet’in yaklaşımını, “Ben buraya yıkmaya gelmedim, yapmaya geldim. Sadece toplumun eşit şekilde temsil edilmesini, eşit şekilde haklarının alınmasını istiyorum.” sözleriyle özetledi. Bunun yanı sıra, merhumun hayatıyla ilgili yazılarını ve hapishane dönemlerinde tuttuğu defterleri incelerken dikkatini çeken bazı notlarla karşılaştığını ifade ederek, “Mandela’nın serbest bırakılmasıyla ilgili görüntüleri televizyondan izlerken Mandela, ‘Yunan bir insan hakları savunucusu bana çok yardım etti. Yunanistan insan haklarına çok önem veriyor.’ diyerek Yunanları övüyor. Ancak merhum, defterine şöyle bir not düşmüş: ‘Koskocaman Mandela’yı yalancı çıkarmak istemem, ama biz niye burada yatıyoruz?’" aktardı. Konuşmaların akabinde program soru-cevap bölümü ile devam etti. Konferans sonunda, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin Dr. Murat Derin'e “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” eserini, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay Işık Sadık Ahmet'e plaketini ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Denetleme Kurulu Başkanı ve Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan Dr. Murat Derin'e plaketini takdim etti. Işık Sadık Ahmet de günün anısına, Tuncer Kalkay'a üzerinde Dr. Sadık Ahmet'in fotoğrafının ve "Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum. Ben bir Türk'üm ve öyle kalacağım" sözünün yazılı olduğu bir anı tabağı takdim etti..

Ziya Gökalp'in "Türkçülüğün Esasları" eseri Yunancaya çevrildi Haber

Ziya Gökalp'in "Türkçülüğün Esasları" eseri Yunancaya çevrildi

Yunanistan'daki Lavyrinthos Kitabevi, Ziya Gökalp’in Türk milliyetçiliği ve sosyolojisinin temel taşlarından biri kabul edilen "Türkçülüğün Esasları" adlı eserini Yunanca olarak okurlarla buluşturdu. Yunan akademisyen Konstantinos Grivas’ın ön sözü, Thalis N. Karagiannopoulos’un ise çevirisi ve girişiyle hazırlanan kitap, Yunan kamuoyunda "Türk milliyetçiliğinin ideolojik manifestosu" başlığıyla duyuruldu. YAYINEVİNİN TANITIM BÜLTENİNDE DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR Lavyrinthos Kitabevi tarafından kitabın tanıtımı amacıyla paylaşılan bültende, Gökalp'in fikirleri ve eserin Türk siyasal hayatındaki yeri farklı açılardan değerlendirildi. 1923 yılında yayımlanan eserin bir asrı aşkın süredir Türkiye'de baskılarının devam ettiği belirtilerek, kitabın yalnızca tarihsel bir belge değil, modern Türk politik ve düşünsel hayatını biçimlendirmeye devam eden canlı bir metin olduğu vurgulandı. Ziya Gökalp, Jön Türklerin fikrî rehberlerinden ve Kemalist devlet yapısının ideolojik öncüllerinden biri olarak nitelendirildi. Eserin, "Türkler kimdir?" sorusunun ötesinde "Türkler kim olmalıdır?" sorusuna yanıt arayan kapsamlı bir ulus inşa programı sunduğu ifade edildi. Tanıtım metninde ayrıca Yunan perspektifinden eleştirel yaklaşım da yer aldı. Bu bağlamda Gökalp’in kültür, dil, eğitim ve toplumsal entegrasyon teorilerinin homojen bir Türkiye öngördüğü, bu doğrultudaki asimilasyonist politikaların tarihsel süreçte azınlıklara yönelik baskı, tehcir ve mülk gaspı gibi sonuçlar doğurduğu öne sürüldü. Yayınevi, modern Türkiye'nin, siyasi ve askerî elitlerin zihniyet kodlarının ve Türk milliyetçiliğinin çalışma mantığının anlaşılması için bu eserin temel bir kaynak teşkil ettiğini kaydetti.

Türk Armatörler Birliği açıkladı: Karadeniz’de vurulan gemilerin büyük kısmı Rusya kaynaklı! Haber

Türk Armatörler Birliği açıkladı: Karadeniz’de vurulan gemilerin büyük kısmı Rusya kaynaklı!

Türk Armatörler Birliğinin (TAB) internet sayfasında 26 Ağustos 2026’da yayımlanan ve açık kaynak istihbaratı (OSINT) verilerine dayanan raporda, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın ardından Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırılar ve bu saldırılar sonucunda meydana gelen hasarlar incelendi. Rapora göre, 2022-2026 döneminde Karadeniz’de vurulduğu veya hasar gördüğü tespit edilen 146 ticari geminin 93’ü Rusya, 47’si ise Ukrayna tarafından gerçekleştirilen saldırılardan etkilendi. Bu rakamlar toplamın sırasıyla yüzde 64’ünü ve yüzde 32’sini oluşturdu. Bunun yanında raporda, Karadeniz’de saldırılardan etkilenen ticari gemiler arasında Yunanistan şirketlerine ait gemiler ağırlıkta bulunuyor. Türk sahipli gemilerin ise toplamın yaklaşık yüzde 23’ünü oluşturduğu belirtildi. 2022’DE SALDIRILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ RUSYA DÜZENLEDİ TAB’ın kronolojisine göre 2022 yılında ticari gemilere yönelik saldırıların neredeyse tamamı Rusya kaynaklıydı. Raporda, 2022'de Ukrayna tarafından vurulduğu iddia edilen iki, vurulduğu doğrulanan bir ticari geminin bulunduğu ve söz konusu gemilerin Rusya’ya ait olduğu kaydedildi. TAHIL ANLAŞMASI SONRASI DENİZDEKİ SALDIRILAR ARTTI Bunun yanı sıra açıklamada, Temmuz 2023 ile 2024 arasındaki dönemde, Tahıl Anlaşması’nın sona ermesinin ardından Karadeniz’de ticari gemilere yönelik risklerin arttığı belirtildi. Rusya’nın Ukrayna limanlarına giden gemilerin askeri kargo taşıdığı kabul edileceğine yönelik açıklamalarının ardından Kmax Ruler ve MJ Pinar gibi ticari gemiler de saldırılardan etkilendi. Bazı saldırılarda gemi personelinin hayatını kaybettiği ifade edildi. Rapor, söz konusu dönemi ticari gemilere yönelik saldırılar bakımından deniz ablukasına benzer uygulamaların öne çıktığı bir dönem olarak değerlendiriyor. KRONOLOJİK VERİLER DİKKAT ÇEKİYOR Öte yandan raporda, ticari gemilere yönelik saldırılar yıllara göre ele alınırken saldırıların taraflara göre dağılımı ve gemilerin mülkiyet yapıları da inceleniyor. Raporun yayımlanmasının ardından sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Burak Kosova ise Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların değerlendirilmesinde kronolojik gelişmelerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Kosova, paylaşımında özellikle Odesa (Hocabey) Limanı ve Rusya ile işgal altındaki bölgelerdeki limanlara yönelik saldırılara ilişkin kamuoyundaki tepkilerin farklılaştığını vurgulayarak, Karadeniz’deki mevcut güvenlik koşullarının oluşumunda savaşın seyri ve geçmişte yaşanan gelişmelerin göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti.

Dışişleri, Yunan makamlarının “mesnetsiz” açıklamalarını reddetti! Haber

Dışişleri, Yunan makamlarının “mesnetsiz” açıklamalarını reddetti!

Yunanistan’ın tarihî meseleler üzerinden Türkiye’ye yönelik kıştırtıcı söylemleri devam ediyor. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, 14 Eylül’de resmî sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kurtuluş Savaşı döneminde güya “soykırıma” uğradığını iddia ettiği Rumları “anarak” asılsız bir iddiada bulundu. YUNANİSTAN’IN İŞGAL DÖNEMİNDE GERÇEKLEŞTİRDİĞİ SİVİL KATLİAMLAR HATIRLATILDI Dendias’ın Anadolu’nun işgal edildiği döneme ilişkin ifadelerini reddeden Türkiye Cumhuriyeti Dışişkeri Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada ise Yunanistan’ın işgal döneminde sivil halka karşı işlediği katliam ve yıkımlar hatırlatıldı. Bakanlık tarafından “Yunanistan’ın Anadolu’yu işgal ve istila çabasında olduğu döneme dair mesnetsiz açıklamaları” reddedilirken Yunan yetkililer “ciddiyete” ve “aklıselime” davet edildi. BAKANLIK TARAFINDAN ATİNA’YA LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI’NIN 59. MADDESİ HATIRLATILDI Atina’ya Lozan Barış Antlaşması’nın 59. Maddesi'nin hatırlatıldığı açıklamada, ayrıca şu ifadelere yer verildi: Bu vesileyle, Yunanistan’ın bu dönemde Anadolu’da sivil halka karşı toplu katliamlar ve yıkımlar gerçekleştirdiğini, söz konusu suçları ve tazminat ödemeyi Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi uyarınca kabul ettiğini hatırlatıyoruz.

NATO ve AB, İspanya ve Yunanistan’a Patriot füzeleri için baskı yapıyor Haber

NATO ve AB, İspanya ve Yunanistan’a Patriot füzeleri için baskı yapıyor

NATO ve Avrupa Birliği’nin (AB), Patriot önleme füzelerinde büyük stoklara sahip İspanya ve Yunanistan’a baskı yaptığı bildirildi. Plana göre bu ülkelerin füzeleri Norveç’e satması, Norveç’in de söz konusu füzeleri Ukrayna’ya göndermesi öngörülüyor. Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre teklif yaz aylarında İspanya ve Yunanistan’a iletildi. Konunun, İrlanda’da düzenlenen AB savunma ve dışişleri bakanları toplantısında da ele alınması bekleniyor. Toplantıya Ukrayna, Birleşik Krallık, Norveç, İzlanda ve İsviçre’den temsilciler de katılıyor. İspanya ve Yunanistan’ın, Ukrayna’ya destek veren ülkeler arasında Patriot füzesi stokları en yüksek ülkelerden olduğu belirtiliyor. Bu füzelerin bir bölümünün kullanım ömrünün de yaklaşmakta olduğu ifade ediliyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas da daha önce kullanım süresi dolmak üzere olanlar dahil ihtiyaç duyulan önleme füzelerinin Ukrayna’ya gönderilmesi gerektiğini söylemişti. YUNANİSTAN REDDETMİŞTİ Yunanistan daha önce Ukrayna’ya mühimmat desteği sağlasa da Patriot füzelerini göndermeyi reddetmişti. Atina yönetimi, Türkiye ile devam eden rekabet nedeniyle söz konusu füzelerin kendi savunması açısından gerekli olduğunu savunuyor. İspanya ise 2026 yılında Ukrayna’ya 1 milyar avro değerinde askerî yardım sağlayacağını açıklamıştı. Öte yandan Ukrayna’ya hava savunma desteğinin artırılması için NATO müttefiklerinin ABD silahlarını satın alarak Kiev’e göndermesine imkân tanıyan PURL programından da önümüzdeki aylarda bazı sistemlerin Ukrayna’ya ulaştırılması bekleniyor. AB ayrıca Ukrayna için planlanan 90 milyar avroluk kredi kapsamında daha fazla Patriot füzesinin satın alınmasına izin verilmesini değerlendiriyor. Ancak Fransa ve İtalya, söz konusu kaynağın SAMP/T hava savunma sistemlerine yönlendirilmesini istiyor. Bazı ülkeler ise bunun Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu Patriot füzelerine erişimini zorlaştırabileceği görüşünde bulunuyor. Öte yandan AB ülkelerinin konuya ilişkin oylamayı gelecek pazartesi yapması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.