SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yunanistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Yunanistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yunanistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupalılar kendilerini savunmasız hissediyor: "ABD güvenilmez, Avrupa tek başına yetersiz!" Haber

Avrupalılar kendilerini savunmasız hissediyor: "ABD güvenilmez, Avrupa tek başına yetersiz!"

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yapılan bir kamuoyu araştırması, Avrupalıların güvenlik konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yerine Avrupa'nın kendi savunma kapasitesine daha fazla güvenmek istediğini ancak kıtanın bunu tek başına sağlayabileceğine ilişkin ciddi tereddütler taşıdığını ortaya koydu. Politico'nun, araştırma şirketi Public First tarafından 24 AB ülkesinde gerçekleştirilen ankete dayandırdığı haberine göre, katılımcıların yüzde 40'ı ülkelerinin askeri güvenlik konusunda Avrupa'nın desteğine güvenmesini kabul edilebilir bulurken, yalnızca yüzde 14'ü ABD gibi Avrupa dışındaki ülkelerden askeri destek alınmasını tercih etti. Bunun yanında Public First Direktörü Anand Menon, Avrupalıların kendilerini eskisine kıyasla daha az güvende hissettiğini ve ABD'yi daha az güvenilir bir ortak olarak değerlendirdiğini belirtti. Menon, Avrupa'nın savunma alanında daha bağımsız hale gelmesinin daha fazla yatırım yapılmasını ve bu yatırımların her zaman ulusal savunma sanayilerine yönelmeyebileceğini belirterek, kamuoyunun bu tür fedakarlıklara ne ölçüde hazır olduğunun belirsizliğini koruduğunu ifade etti. AVRUPA'NIN SAVUNMA KAPASİTESİ KONUSUNDA GÖRÜŞLER BÖLÜNDÜ Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 41'i Avrupa'nın kendilerini koruyabilecek kapasiteye sahip olduğunu düşünürken, yüzde 43'ü bunun mümkün olmadığı görüşünü dile getirdi. Millî savunma kapasitesine ilişkin soruda ise katılımcıların yüzde 58'i kendi ülkelerinin kendisini savunmaya hazır olmadığını belirtirken, yüzde 27'si ülkelerinin yeterli hazırlığa sahip olduğunu ifade etti. Öte yandan, ankete katılanların yüzde 46'sı maliyetlerin artmasına yol açsa bile Avrupa ülkelerinin savunma teçhizatını kendi topraklarında üretmesi gerektiğini savundu. Rusya'ya coğrafi olarak daha yakın olan Baltık ülkeleri, Romanya ve Bulgaristan'da yaşayanların, dış destek olmadan kendilerini savunabileceklerine ilişkin en yüksek düzeyde kuşku taşıyan gruplar arasında yer aldığı belirtildi. Finlandiya ise bu konuda istisna oluşturdu. Katılımcıların yüzde 76'sı ülkenin kendi savunmasını sağlayabilecek hazırlığa sahip olduğunu ifade etti. ANKET 24 AB ÜLKESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ Araştırma, 6-22 Haziran 2026 tarihleri arasında 24 AB ülkesinde yaklaşık 24 bin yetişkinin katılımıyla gerçekleştirildi. Sonuçlara göre 18 ülkede katılımcıların çoğunluğu, ülkelerine olası bir saldırıda Avrupa'nın askeri gücüne güvenebileceğini düşündü. Finlandiya, Fransa, Polonya, Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan ise çoğunluğun ülkelerinin gerektiğinde tek başına savaşabilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini savunduğu ülkeler olarak öne çıktı.

Yunanistan'da "Batı Trakya" krizi: Fenerbahçeliler Derneği kapatıldı Haber

Yunanistan'da "Batı Trakya" krizi: Fenerbahçeliler Derneği kapatıldı

Yunanistan'da faaliyet gösteren Batı Trakya Fenerbahçeliler Spor ve Kültür Derneği hakkında verilen kapatma kararının istinaf mahkemesi tarafından onanması, Batı Trakya Türk toplumunda ve Türkiye'de geniş yankı uyandırdı. Yaklaşık 3,5 yıldır devam eden hukuki sürecin ardından gelen karar, azınlık hakları ve örgütlenme özgürlüğü açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdi. TRT Avaz tarafından 23 Haziran 2026 tarihinde gündeme getirilen habere göre; Gümülcine merkezli dernek yönetimi, kararın ardından üyelerini bilgilendirmek ve izlenecek hukuki süreci değerlendirmek amacıyla olağanüstü toplantı düzenledi. Toplantıya çok sayıda üye ile Türkiye'den gelen Fenerbahçe derneklerinin temsilcileri de katıldı. YARGITAY VE AİHM SÜRECİ BAŞLIYOR Dernek yönetimi, Yunanistan'daki iç hukuk yollarının sonuna kadar kullanılacağını açıkladı. Derneğin avukatı İlker Çavuşoğlu ve Dernek Başkanı Mümin Hasan, ilk olarak Yunanistan Yargıtayına başvuracaklarını, iç hukuk yollarının tükenmesi hâlinde ise davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyacaklarını duyurdu. Batı Trakya Fenerbahçeliler Spor ve Kültür Derneği Başkanı Mümin Hasan, mahkeme kararına rağmen faaliyetlerini durdurmayacaklarını belirterek sosyal, kültürel ve sportif etkinliklerin yasal çerçevede sürdürüleceğini söyledi. Hasan, "Bu karar bizi yolumuzdan döndürmeyecek. Toplumumuza hizmet etmeye ve gençlerimizi bir araya getirmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. TÜRKİYE'DEN DESTEK MESAJLARI Toplantıya katılan Türkiye'deki Fenerbahçe dernekleri de Batı Trakya Türk toplumuyla dayanışma mesajları verdi. Lüleburgaz Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Melih Kurteş, Batı Trakya'daki Fenerbahçelilerin yalnız olmadığını belirterek her türlü desteğe hazır olduklarını söyledi. Tekirdağ Fenerbahçeliler Derneği Kurucu Üyesi İsmail Köşdere ise kapatma kararının hukuki değil siyasi gerekçelerle alındığını belirterek Batı Trakya Türklerinin yanında olmaya devam edeceklerini ifade etti. MÜFTÜ TRAMPA: "BUGÜN BATI TRAKYA, YARIN BAŞKA KİMLİK UNSURLARI" Toplantıda konuşan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa, kararın yalnızca bir spor ve kültür derneğini hedef almadığını söyledi. Trampa, geçmişte isminde "Türk" ifadesi bulunan derneklere yönelik benzer tartışmalar yaşandığını hatırlatarak, bugün ise "Batı Trakya" adının hedef alındığını belirtti. Azınlık kurumları üzerindeki baskıların arttığını vurgulayan Trampa, "Bugün buna sessiz kalırsak yarın azınlığımızın diğer kimlik unsurları da tartışma konusu yapılabilir." değerlendirmesinde bulundu. DEB PARTİSİNDEN DESTEK MESAJI Batı Trakya Türklerinin siyasi temsilcilerinden Dostluk Eşitlik Barış Partisi (DEB Partisi) de derneğe destek verdi. Parti tarafından yapılan açıklamada, Batı Trakya Fenerbahçeliler Derneğinin devam eden mahkeme sürecine ilişkin bilgilendirme toplantısına katılım sağlandığı belirtilerek, dernek yöneticilerinin ve üyelerinin yaşadığı zorlu süreçte yanlarında olunacağı vurgulandı. Açıklamada, "Dernek yöneticilerinin ve kurumsal olarak tüm derneğin geçirdiği bu zorlu süreçte yanlarında bulunacağımızı ve konunun yakından takipçisi olacağımızı belirttik." ifadelerine yer verildi. AZINLIK DERNEKLERİ İÇİN EMSAL OLABİLİR Batı Trakya Fenerbahçeliler Spor ve Kültür Derneğinin kapatılmasına ilişkin kararın, isminde "Batı Trakya" ifadesi bulunan diğer azınlık dernekleri açısından da emsal oluşturabileceği belirtiliyor. Bölgedeki Türk azınlık temsilcileri, Yunanistan Yargıtayı ve olası AİHM sürecinden çıkacak kararların yalnızca söz konusu derneğin değil, Batı Trakya'daki sivil toplum kuruluşlarının geleceği açısından da belirleyici olacağını ifade ediyor.

Yunanistan’dan 4 Batı Trakya Türküne hapis cezası Haber

Yunanistan’dan 4 Batı Trakya Türküne hapis cezası

Batı Trakya’nın İskeçe kentinde, Yunanistan’ın atadığı müftülerin camiye girişini engelledikleri gerekçesiyle yargılanan 4 Batı Trakya Türkü 17'şer ay hapis cezasına çarptırıldı. Anadolu Ajansının gündeme getirdiği habere göre, İskeçe Mahkemesinde görülen davada Hüseyin Baltacı, Ozan Ahmetoğlu, Bahri Belço ve Murat Köse isimli Batı Trakya Türkleri 17’şer ay hapis cezasına çarptırıldı, mahkeme cezaların ertelenmesine ve para cezasına çevrilmesine karar verdi. TÜRK AZINLIK, YUNAN DEVLETİNİN MÜFTÜLERİNİ İSTEMİYOR Batı Trakya Türk Azınlığı'nın müftülerini ve azınlığa ait vakıfların idare heyetleri, Yunan devleti tarafından atama yoluyla belirleniyor. Türk azınlık ise bu uygulamalara karşı çıkarak, kendilerinin seçtiği müftülerin görev yapmasını istiyor. Duruşmanın görüldüğü mahkeme önünde toplanan Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları, 14 saat süren duruşma boyunca yargılananlara destek verdi. Yunan kolluk kuvvetlerinin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen duruşmayı, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın seçilmiş müftüleri, milletvekilleri, belediye başkanları, kurum ve kuruluş temsilcileri ile çok sayıda soydaş takip etti. Davayı Türkiye'den baro temsilcileri ve hukukçular da takip etti. “HAKLARIMIZI DEMOKRATİK YOLLARLA SAVUNACAĞIZ” Kararın ardından açıklama yapan Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa, duruşmanın yalnızca 4 sanığı değil, tüm Batı Trakya Türk toplumunu ilgilendirdiğini, yargılanan kişilerin mahkemede Batı Trakya Türklerinin dinî özgürlükler ve azınlık haklarına ilişkin görüşlerini dile getirdiğini söyledi. Mahkeme önünde yaşanan bazı gerginliklere rağmen Batı Trakya Türklerinin sağduyulu davrandığını belirten Trampa, toplumun bundan sonra da haklarını demokratik ve hukuki yollarla savunmaya devam edeceğini kaydetti. Trampa, davanın özünde dinî özgürlükler meselesinin bulunduğunu kaydederek, Batı Trakya Türklerinin kendi dinî kurumları ve seçtikleri temsilcilerle ilgili taleplerini dile getirmeyi sürdüreceğini bildirdi. “KARARA İTİRAZ EDECEĞİZ” Sanıkların avukatı Ahmet Kara ise mahkemenin kararına itiraz edeceklerini aktararak, davayı bir üst mahkemeye taşıyacaklarını söyledi. Kara, davanın hukuki boyutunun yanı sıra siyasi bir nitelik de kazandığına işaret ederek, yargılama sürecindeki bazı gelişmelerin bu görüşlerini güçlendirdiğini belirtti. NE OLMUŞTU? Yunanistan Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı Genel Sekreteri Yorgos Kalancis'in de katılımıyla 11 Ekim 2024 Cuma günü gerçekleştirilen İskeçe Medresesi'nin açılışının ardından Yunan devletince atanan müftüler, Çınar Camisi'nde cemaatle birlikte cuma namazı kılmak istemiş ancak azınlık mensuplarınca camiden uzaklaştırılmıştı.

Batı Trakya'daki tayinli müftülere yönelik meşruiyet tartışması derinleşiyor: Bayram mesajında Türkçeye sansür! Haber

Batı Trakya'daki tayinli müftülere yönelik meşruiyet tartışması derinleşiyor: Bayram mesajında Türkçeye sansür!

Yunanistan devletinin, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının kendi iradesiyle seçtiği meşru müftüleri tanımayıp, uluslararası antlaşmaları çiğneyerek göreve getirdiği "devlet memuru" müftülerin yol açtığı kriz derinleşiyor. Batı Trakya'da faaliyet gösteren Birlik Gazetesi'nin haberine göre, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Gümülcine'deki tayinli müftü naibi Dr. Yaşar Şerif Damadoğlu’nun imzasıyla basına ve kamuoyuna bir bayramlaşma duyurusu gönderildi. Ancak tamamen Türklerden oluşan bir topluma hitap eden ve dini bir vecibeyi tebliğ eden kurumun, bayram duyurusunu yalnızca Yunanca olarak hazırlayıp paylaşması bardağı taşıran son damla oldu. Paylaşılan metinde Türkçenin esamesi bile okunmuyor. Uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınan dini ve kültürel özerkliğin en büyük simgesi olan müftülük makamının, bugün azınlığın ana dili olan Türkçeyi tamamen sansürlemesi, Atina’nın on yıllardır sürdürdüğü asimilasyon ve kimliksizleştirme politikasının bir başka tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Geçmişte olduğu gibi, bugün de azınlık insanının "memur" olarak gördüğü ve asla dini lider olarak kabul etmediği bu tayinli isimler, attıkları bu adımlarla aslında azınlığa ait olmadıklarını, sadece devletin birer bürokratik uzantısı olduklarını bir kez daha kanıtladı.

Türkiye'den Yunanistan’a sert “Pontus” tepkisi: Tarihten husumet çıkarmayın Haber

Türkiye'den Yunanistan’a sert “Pontus” tepkisi: Tarihten husumet çıkarmayın

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’da 19 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen bazı etkinlikler ve yapılan açıklamalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı. Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Yunanistan'ın da dâhil olduğu işgalci güçlere karşı millî mücadeleyi başlattığı 19 Mayıs 1919 tarihinin, Türk milleti tarafından “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” kapsamında coşkuyla kutlandığı belirtildi. Açıklamada, Yunanistan’ın 1994 yılında “Pontus” iddiasına ilişkin aldığı karar kapsamında Türkiye aleyhine hukuki temelden yoksun iddialarda bulunduğu ifade edilerek, bu iddiaların eğitim sistemi aracılığıyla ülke genelindeki ilk ve orta dereceli okullarda ders olarak okutulduğu kaydedildi. Yunanistan’ın “Megali Idea” hayali doğrultusunda başlattığı işgal girişiminde başarısız olduğu belirtilen açıklamada, "Yunanistan ülkemize yönelik asılsız "Pontus" iddiasını gündeme getirerek yaşadığı hezimeti ve işlediği ağır vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve yaptığı mezalim Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması'nın 59. maddesinde kayıt altına alınmıştır." ifadeleri kullanıldı. "YUNAN MAKAMLARINI SİYASÎ KAYGILARLA TARİHÎ İSTİSMAR ETMEKTEN VAZGEÇMELİ" Dışişleri Bakanlığı, Yunan makamlarını siyasî kaygılarla tarihî istismar etmekten vazgeçmeye çağırarak, 1821 Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen suçların yanı sıra 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgaliyle başlayan süreçte Batı Anadolu’da gerçekleştirilen mezalimlerin de hatırlanması gerektiğini belirtti. Açıklamanın sonunda, Yunanistan’a “gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkarmak yerine”, ikili ilişkileri barış ve iş birliği temelinde geliştirecek bir yaklaşım benimseme çağrısı yapıldı.

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz! Haber

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz!

Batı Trakya’da Türk azınlığın dinî liderlerini seçme hürriyetine yönelik Yunanistan makamları tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, Ankara’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Rodop ve İskeçe’de "tayinli müftü" sürecinin başlatılmasını "demokratik değerlerle bağdaşmayan bir dayatma" olarak nitelendirdi. "HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR" Müftülük makamının Batı Trakya Türk toplumunun manevi kimliği ve birliği için temel taş olduğunu belirten Turus, yapılan müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti. Yunanistan'ın bir AB üyesi ve hukuk devleti olduğunu hatırlatan YTB Başkanı, "Vatandaşlarının dinî özerkliğine ve seçim iradesine koşulsuz saygı gösterilmelidir" dedi. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI VURGUSU Açıklamasında uluslararası hukuka ve antlaşmalara dikkat çeken Abdulhadi Turus, söz konusu atamaların Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarının açık bir ihlali olduğunu savundu. "Seçim" adı altında yürütülen ancak halkın iradesini yansıtmayan süreçlerin hiçbir meşruiyeti bulunmadığının altını çizdi. "MEŞRU OLAN TEK GÜÇ HALKIN İRADESİDİR" Batı Trakya Türkleri için tek meşruiyet kaynağının kendi hür iradeleriyle seçtikleri müftüler olduğunu kaydeden Turus, YTB olarak bu haklı mücadeleyi desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

KKTC Başbakanı Üstel’den “Kıbrıs Yunandır” sloganına yanıt: Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır Haber

KKTC Başbakanı Üstel’den “Kıbrıs Yunandır” sloganına yanıt: Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel, Yunanistan'daki bir törende Rum Millî Muhafız Ordusu (RMMO) askerlerinin "Kıbrıs Yunandır" şeklindeki sloganlarına tepki göstererek, "Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır." dedi. Başbakan Üstel, yaptığı yazılı açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde (GKRY) son günlerde yaşanan gelişme ve olayları kaygı ile izlediğini belirtti. "KIBRIS ASLA YUNANİSTAN’A AİT OLMADI" Yunanistan'da bir törende Rum askerlerin "Kıbrıs Yunandır" şeklinde slogan attıklarını ve bazı yetkililer ile Yunanistan'ın GKRY'deki büyükelçisinin Rum terör örgütü EOKA'ya özlem duyan ifadeler kullandığını hatırlatan Üstel, "Rum liderliği askerlerine sahip çıkmalı ve şunu net olarak kafasına sokmalıdır; Kıbrıs asla Yunanistan’a ait olmadı, olmayacaktır da! Attıkları veya atacakları sloganlar sadece hayalden ibaret kalacaktır." ifadesini kullandı. Üstel, GKRY Temsilciler Meclisi Başkanı Annita Demetriou'nun partisinin (Demokratik Birlik-DISY) düzenlediği Rum terör örgütü EOKA'yı anma etkinliğinde ortaya çıkan görüntülerin Kıbrıs'ta barış ortamını zedelediğine dikkat çekti. "KIBRIS’TA TÜRK VARLIĞI EBEDİYEN YAŞAYACAKTIR" Yunanistan’ın GKRY'deki Büyükelçisi Konstaninos Kollias’ın "Türk askerinin adadan ayrılması ve garantilerin kaldırılması" yönündeki söylemlerini "hadsizlik" olarak nitelendiren Üstel, Rum askerlerinin "Kıbrıs Yunandır" sloganlarına da tepki göstererek, "Kıbrıs’ta Türk varlığı ebediyen yaşayacaktır. Türkiye’nin ve Türk askerinin adadan ayrılması hayal dahi edilmez." ifadelerini kullandı. "KKTC ARTIK ESKİ KKTC DEĞİLDİR" Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye artık eski Türkiye değil. Herkes hesabını, kitabını buna göre yapsın" şeklindeki açıklamasının kendilerine güç verdiğini vurgulayan Başbakan Üstel, "Çünkü anavatanımız sayesinde KKTC artık eski KKTC değildir. Rum liderliği de hesabını, kitabını buna göre yapmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor Haber

MSB: Yunanistan’ın adaların statüsünü ihlal eden girişimleri ilişkileri zedeliyor

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Yunanistan’ın uluslararası anlaşmalara aykırı şekilde adaların statüsünü ihlal eden girişimlerinin hem hukuka aykırılık oluşturduğunu hem de Türkiye ile olan komşuluk ve müttefiklik ilişkilerine zarar verdiğini bildirdi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İRAN’DAN ATEŞLENEN BALİSTİK MÜHİMMAT İMHA EDİLDİ ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalara da değinen Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına yönelen bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini söyledi. Aktürk, söz konusu olayda mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğünü belirterek herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını ifade etti. Bölgedeki gerilimin artması üzerine Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamak amacıyla ek tedbirler aldığını vurgulayan Aktürk şu ifadeleri kullandı: ABD ve İsrail'in, İran'a saldırılarıyla başlayan, İran'ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında, hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya'dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Ayrıca yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve İHA/drone tehdidi sonrasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC'ye konuşlandırılmıştır." Tuğamiral Aktürk, ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalar sonrasında Türk hava sahasının güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarla hava devriyesi icra edildiğine de dikkati çekerek, şöyle devam etti: Doğu Akdeniz'de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme yapılmakta, herhangi bir yığılma veya olağan dışı hareketliliğin bulunmadığı İran hudut hattımızda muhtemel risk ve tehditlere karşı gerekli tedbirler devletimizin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde alınmaktadır. Ülkemiz, yaşanan bölgesel gelişmeler karşısında hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve KKTC’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde, NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya ve bölgesel barış ve istikrarın korunmasına katkı sunmaya devam edecektir. Bu vesileyle masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkesin sağlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz. MSB'de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamalarda bulunuldu. Yunanistan'ın son dönemdeki faaliyetlerine ilişkin sorular üzerine Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Doğu Ege Adaları'nın Yunanistan’a 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması ile gayri askeri statüde bulundurulma şartıyla devredildiği hatırlatıldı. Limni ve Kerpe Adaları'nın gayri askeri statüde olması gereken adalar olduğu, gayri askerî statünün, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlendiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Gayri askerî statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan'ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan'ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz." KKTC İÇİN ALINAN TEDBİRLER Bakanlık tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) güvenliği için alınan tedbirlere ilişkin soru üzerine yapılan açıklamada şu değerlendirmelerde bulunuldu: KKTC'nin güvenliği ile Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarın muhafazası, Türkiye açısından stratejik önemdedir ve bu konudaki tutumumuz net ve değişmezdir. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmalardan kaynaklanan füze ve dron tehdidi sonrası Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurlarımız, caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin değil Ada'nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye, Kıbrıs'ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz'e askeri unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldu bittiye izin vermeyecek, garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." MALATYA'DA KONUŞLANDIRILAN PATRİOT SİSTEMİ ABD-İsrail ile İran arasında devam eden çatışmalara ilişkin soru üzerine Bakanlık, İran'dan farklı zamanlarda ateşlenen iki balistik mühimmatın NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. Yaşanan gelişmeler karşısında hava Türk sahasının ve vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla, milli düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, NATO müttefikleriyle yürütülen istişare mekanizmalarının da etkin şekilde devreye alındığı aktarıldı. Konuya ilişkin şu ifadelere yer verildi: Bu kapsamda, NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya'ya konuşlandırılmaktadır. NATO, müttefik ülkelerin hava sahalarını ve topraklarını koruma iradesine sahip bir güvenlik ittifakıdır. Türkiye ise jeostratejik konumu, güçlü ordusu ve İttifakın güneydoğu kanadındaki kritik rolüyle bu yapının en önemli unsurlarından biridir. Atılan bu adımlar, hem Türkiye'nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır." S400'ÜN KULLANILMAMASI Türkiye'nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin, tehdit değerlendirmeleri ve operasyonel ihtiyaçlar doğrultusunda çok katmanlı bir yapı içinde yürütülmekte olduğu belirtilen açıklamada, en uygun savunma unsurunun, angajman kuralları ve mevcut operasyonel tablo dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi. Türkiye'nin, NATO'nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçası olduğu bilgisi verilen açıklamada, şunlar kaydedildi: Bu sistem, erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir." "İNCİRLİK BİR TÜRK ÜSSÜDÜR" Adana'da konuşlu İncirlik Üssü'ne ilişkin ise Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir'deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik'te konuşludur. 10'ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA'larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile mülkiyeti Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir. Üs komutanı Türk tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır."

MSB’den Atina’ya net mesaj: "Ege’de 12 mil dayatması hukuksuz, Türkiye geri adım atmaz" Haber

MSB’den Atina’ya net mesaj: "Ege’de 12 mil dayatması hukuksuz, Türkiye geri adım atmaz"

Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB), Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in son söylemlerine ilişkin bir açıklama yaptı. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Zeki Aktürk tarafından düzenlenen haftalık basın bildirisinde, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki mevcut anlaşmazlıkları yok sayan ve Türkiye’nin haklarını ihlal eden tek taraflı tutumların uluslararası hukuka aykırı olduğu vurgulandı. MSB açıklamasında, Yunan siyasetçilerin Ege Denizi’nde karasularının 12 mile çıkarılmasına yönelik söylemleri konusunda Türkiye’nin tutumunun net olduğu ifade edilerek, “Türkiye olarak, Ege’de adil, hakkaniyetli ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun bir deniz yetki paylaşımının ancak karşılıklı diyalog ve iyi niyet çerçevesinde mümkün olabileceğini savunuyoruz.” denildi. TÜRKİYE HAK VE MENFAATLERİNİ KORUYACAKTIR Yunanistan’ın tek yanlı tasarrufları, iddiaları ve açıklamalarının kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, bu söylemlerin Türkiye açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmadığı kaydedildi. MSB, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Mavi Vatan anlayışı doğrultusunda, Türkiye’nin deniz yetki alanlarındaki tüm hak ve menfaatlerini korumaya yönelik görevini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Skai TV’ye verdiği röportajda, Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkının “devredilemez (inalienable)” olduğunu iddia ederek, bu hakkın “şartların en uygun görüldüğü zamanda” kullanılacağını söylemişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.