Türk Yerel Hizmet-Sen Şube Başkanı Ceylan: Kırım’ın asıl sahibi Kırım Türkleridir
Türk Yerel Hizmet-Sen Şube Başkanı Ceylan: Kırım’ın asıl sahibi Kırım Türkleridir
Türk Yerel Hizmet-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Resul Ceylan, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılında QHA aracılığıyla paylaştığı anma mesajında, Kırım Tatarlarının sürgün yasını paylaştığını, acılarının kendi acısı, kederlerinin kendi kederi olduğunu vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 18.05.2026 10:50
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 11:51
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Türkiye Kamu-Sen’e bağlı Türk Yerel Hizmet-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Resul Ceylan, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümünde Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla anma mesajı paylaştı.
18 Mayıs 1944 tarihinin Türk milleti için acı, hüzün ve gözyaşını çağrıştırdığını söyleyen Ceylan, “Kırım'ın asıl sahibi olan Kırım Türkü soydaşlarım, bundan 82 yıl önce Kırım'da bir sabah vakti Kırım Tatarları kadim vatanlarından sürgün edilmiş, aç bırakılmış, işkenceye maruz kalmış ve şehit edilmiştir. Kırım asıl sahipleri olan Türklerden yoksun kalmıştır. Kırım'ın can damarları kopartılmıştır. Sürgün asla unutulmayacak Türk milletinin hem vicdanında hem de zihninde yerini koruyacaktır.” dedi.
“Bu acı olayda şehit olan, vatan hasretiyle ömrünü tamamlayan bütün Kırım Tatarlarını rahmet ve minnetle anıyorum.” diyen Ceylan, Kırım Tatarlarının sürgün yasını paylaştığını, acılarının kendi acısı, kederlerinin kendi kederi olduğunu aktardı.
“GÖK RENKLİ, TARAK DAMGALI BAYRAK HER DAİM DALGALANACAKTIR”
Sürgünün yeni nesillere anlatılması ve gençlerin bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Ceylan, “Bu görevi Türkiye'de Türk Yerel Hizmet-Sen başta olmak üzere Türkiye Kamu-Sen her daim hem fikri düzeyde hem de sahada sürdürmektedir.” diye konuştu.
Kırım Tatarlarının varlık mücadelesinin destekçileri olduklarını kaydeden Ceylan, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:
Kırım Türklüğünün varlık mücadelesini veren başta Başbuğumuz Alparslan Türkeş'in kadim dostu Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu olmak üzere bütün dava insanlarına saygılarımı sunuyorum. Gök renkli, tarak damgalı bayrak her daim gönlümüzde dalgalanacaktır.
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı
İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Türk Yerel Hizmet-Sen Şube Başkanı Ceylan: Kırım’ın asıl sahibi Kırım Türkleridir
Türk Yerel Hizmet-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Resul Ceylan, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılında QHA aracılığıyla paylaştığı anma mesajında, Kırım Tatarlarının sürgün yasını paylaştığını, acılarının kendi acısı, kederlerinin kendi kederi olduğunu vurguladı.
Türkiye Kamu-Sen’e bağlı Türk Yerel Hizmet-Sen 3 No’lu Şube Başkanı Resul Ceylan, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümünde Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla anma mesajı paylaştı.
18 Mayıs 1944 tarihinin Türk milleti için acı, hüzün ve gözyaşını çağrıştırdığını söyleyen Ceylan, “Kırım'ın asıl sahibi olan Kırım Türkü soydaşlarım, bundan 82 yıl önce Kırım'da bir sabah vakti Kırım Tatarları kadim vatanlarından sürgün edilmiş, aç bırakılmış, işkenceye maruz kalmış ve şehit edilmiştir. Kırım asıl sahipleri olan Türklerden yoksun kalmıştır. Kırım'ın can damarları kopartılmıştır. Sürgün asla unutulmayacak Türk milletinin hem vicdanında hem de zihninde yerini koruyacaktır.” dedi.
“Bu acı olayda şehit olan, vatan hasretiyle ömrünü tamamlayan bütün Kırım Tatarlarını rahmet ve minnetle anıyorum.” diyen Ceylan, Kırım Tatarlarının sürgün yasını paylaştığını, acılarının kendi acısı, kederlerinin kendi kederi olduğunu aktardı.
“GÖK RENKLİ, TARAK DAMGALI BAYRAK HER DAİM DALGALANACAKTIR”
Sürgünün yeni nesillere anlatılması ve gençlerin bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Ceylan, “Bu görevi Türkiye'de Türk Yerel Hizmet-Sen başta olmak üzere Türkiye Kamu-Sen her daim hem fikri düzeyde hem de sahada sürdürmektedir.” diye konuştu.
Kırım Tatarlarının varlık mücadelesinin destekçileri olduklarını kaydeden Ceylan, konuşmasını şu ifadelerle noktaladı:
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
Son Haberler