SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sürgünde unutulan Kırım Tatarları 80 yıl önce Azak Denizi'nde batırıldı! Haber

Sürgünde unutulan Kırım Tatarları 80 yıl önce Azak Denizi'nde batırıldı!

Sovyetler Birliği'nin eli kanlı lideri Josef Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944 yılında vatan topraklarından sürülen Kırım Tatarlarının acısı hafızlaradaki yerini koruyor. Bugün vatanlarından zorla koparılan Kırım Tatarlarının yaşamlarını sürdürdüğü yarımadadaki Arabat Dili bölgesinde unutulan Kırım Tatarlarının acı faciaya kurban gidişinin 80. yıl dönümü. Stalin'e haber verilmeksizin 17 Haziran olduğu tahmin edilen o kara günde Arabat'ta unutulan Kırım Tatarları Azak Denizi'nde batırılmıştı.  ???? 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı esnasında Arabat Dili bölgesinde unutulan Kırım Tatarları 80 yıl önce eski bir Sovyet gemisine bindirilerek Azak Denizi'nde batırıldı pic.twitter.com/B7mg2jSR9O — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) June 17, 2024 ARABAT FACİASI Kırım Tatar halkının milletler hapishanesi Sovyetler Birliği lideri Stalin'in emriyle vatan topraklarından sürgün edildiği 1944 yılı, bir faciaya daha kapı aralamıştı. Vatanlarından zorla koparılan Kırım Tatarları 18 Mayıs sabahı, hayvan vagonlarına bindirilmiş Türkistan, Sibirya ve Urallara sürülen 420 bin kişilik nüfusun neredeyse yarısı sürgün yolunda hayatını kaybetmişti. Gelecek yıllarda soykırım olarak anılacak bu felaketi kutlayan Sovyetler Birliği'nin Gizli Polis Komiserliği (NKVD) yetkililerinden biri, düzenledikleri kutlama esnasında SSCB Devlet Güvenlik Halk Komiser Yardımcısı Bogdan Kobulov'a verdiği haberle bir felakete sebebiyet verecekti. Öz vatanı Kırım'daki Arabat Dili bölgesinde yaşamlarını sürdüren Kırım Tatarları unutulmuştu. Stalin'e dahi haber verilmeden bir hışımla eski bir Sovyet gemisine bildirilerek Arabat bölgesinden koparılan Kırım Tatarları, Azak Denizi'nde batırıldı. Katliam, facia, felaket hatta soykırım, yıllar sonra bir Sovyet yetkilisinin Sibirya'daki gazetede yayımladığı anılarında ortaya çıktı. Hala söz konusu katliamın ne zaman gerçekleştirildiği ise soru işareti. Ancak bilinen o ki katliam dolu tarihiyle övünen SSCB rejiminin kan kokulu zevkleri ile Kırım Tatarlarının bugün yarımadada Putin rejimi altındaki baskısı neredeyse aynı. Bundandır ki Kırım Tatarlarının acısı unutulmamalıdır. Arabat Katliamı'nda hayatını kaybeden bütün Kırım Tatarlarına Allah'tan rahmet diliyor, geride kalan Kırım Tatarlarının öz vatanına dönmelerini temenni ediyoruz. Kırım Tatar Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay: Sürgünde Arabat’ta unutulan Kırım Tatarları, Azak Denizi’nde batırılarak katledildi! @KARATAYZafer https://t.co/oECxIp6NOO pic.twitter.com/vG8veytYBb — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) June 17, 2023 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Orta Asya, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi.  Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz Vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Orta Asya’da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya, 2022’de ise Kanada 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Enver Aykol: Dergimizin haziran sayısında işlediğimiz konu ile asla yılgınlığa düşmeyeceğimizi gösterdik Haber

Enver Aykol: Dergimizin haziran sayısında işlediğimiz konu ile asla yılgınlığa düşmeyeceğimizi gösterdik

Yağmur Filiz Şahin/QHA Ankara Türk Edebiyatı Dergisi bu ayki sayısında dosya konusu olarak 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’na yer verdi. 80. yıl dönümünde sürgün ile ilgili pek çok yazıya yer veren ve 608. sayısını piyasaya süren derginin okuyucuları haziran sayısını büyük bir beğeniyle karşılandı. Kırım Haber Ajansı (QHA) Türk Edebiyatı Aylık Fikir ve Sanat Dergisi Yazı İşleri Müdürü Enver Aykol’a dosya konusu hakkında merak edilenleri sordu. Sözlerine Kırım Tatarı olduğunu belirterek başlayan Aykol, derginin Türk dünyasına hizmet etme ve Türk dünyası edebiyatını birbirine yakınlaştırma amacının olduğunu söyledi. Türk dünyası ile alakalı pek çok konuyu dosyaya taşıdıklarını anımsatan Aykol, “Kırım Tatar Sürgünü’nü dosyaya taşımak benim için yapılması gereken ve yapmak için zamanını beklediğim bir sayıydı. İnanıyorum ki, Kırım Tatar Sürgünü’nü anlatan güzel bir sayı oldu.” dedi. "SÜRGÜNE YÖNELİK MÜCADELE İLGİMİ UYANDIRDI" QHA’nın, “Size gelen yazılarda dikkat çeken veya ilginizi uyandıran bir yazı oldu mu?” sorusuna Aykol, daha önce sürgün ile alakalı çok sayıda röportaj okuduğunu ancak dergide yer verilen Lilya Tanatar’ın “Sürgünlerde Solan Bir Gül: Ayşe Hurşutova” isimli yazısının kendisini şaşırttığını dile getirdi. Aykol, “Anı ve röportajlarda genellikle sürgünün vermiş olduğu acıya ve kedere tanık oluyoruz. Fakat Lilya Hanım’ın yazısındaki Ayşe Hurşutova’nın mücadelesi dikkatimi çekti. Maalesef toplumsal roller itibarıyla Ayşe Hanım’ın daha çok acılara katlanan bir yapıda olmasını beklerken, bir arayışta olması beni şaşırtmıştı. 'Ayşe Hanım'ın yerinde olsam ben acaba bu kadar mücadele edebilir miydim? Göğsümüz kara olabilir miydi?' diye soruyorum. Sanat yolunda ilerlemeyi düşlerken yaşadığı hayal kırıklığı ve sonrasında gerçekleşen felaketlerle beraber yaşam mücadelesini elden bırakmaması beni etkileyen başlıca yazılardan bir tanesiydi.” ifadelerini kullandı.ifadelerini kullandı. Aykol 608. sayısını çıkaran dergide, “Rusya-Ukrayna Savaşının Gölgesinde Kırım’ın İşgalinin 10. Yılı” başlıklı yazısına yer verilen Gülnara Bekirova’nın da Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgal girişimi ardından Kırım Tatar kadınlarının direnişi anlatımının yine kendisini etkilediğini belirtti. "AZALAN BİR KÜLTÜRÜ YENİDEN YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ" Öte yandan edebiyatın diri kalması gerektiğine vurgu yapan Aykol, Kırım Tatar edebiyatının önemine değindi. Ağabeyi Tarihçi Ufuk Aykol’u işaret ederek, ailece gerek kültür gerek edebiyat gerek tarih alanında çalışmalar yaptıklarını aktardı. Aykol ifadelerine, “Biz aslında iki kardeş belki de azalan bir kültürü yaşatmaya ve tekrar işlemeye çalışıyoruz” diye ekledi. Ayrıca Kırım Tatar halkına yönelik olarak Ayrıca Kırım Tatar halkına yönelik olarak “Kötü bir durum, onlar adına üzülüyoruz” söylemlerine eleştiri getiren Aykol, “İnsanlar Kırım Tatarlarının vatana geriş dönüş ve kimlik mücadelesini görmezden geliyor. Kırım Tatarlarının direnişini ve sağduyusunu, tüm bu yaşananlara rağmen hukukî yollara barışçıl bir şekilde büyük bir mücadele verdiklerini göz ardı etmiş oluyoruz. İnsanlar sadece yaşadığımız acıya, sürgüne odaklanıyor. Bu, aslında bizi çok basit bir yere çıkarıyor. Sanki Kırım Tatarları başına gelen tüm felaketleri kabullenmiş, acılarına yalnızca ağıtlar yakıyor ve kaderine tevekkül etmiş gibi oluyor.” diyerek Kırım Tatar halkının kimlik mücadelesinin ve direnişinin görmezden gelindiğini ifade etti. "BU DOSYA ASLA YILGINLIĞA DÜŞMEYECEĞİMİZİ GÖSTERİYOR" Dergide ise herhangi tarihî bir anlaşmazlığa mahal vermemek için Kırım Tatarı Rüstem Eminoğlu’nun çizimini kullandıklarını belirten Aykol okuyuculara şu mesajı verdi: “Biz sürgünü ve soykırımı yaşadık. Fakat buna rağmen hâlâ buradayız. Hâlâ Kırım için mücadele ediyor, Kırım'daki kimliğimizi korumaya çalışıyoruz. Ve bunun için gelecekte de elimizden gelen her şeyi yapacağız. O yüzden bu dosya Kırım’ı ve sürgünü andığımız ama asla yılgınlığa düşmediğimizi gösteriyor.” Türk Edebiyatı Dergisi'nin Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı konulu haziran sayısına ulaşmak için aşağıdaki bağlantıya tıklayınız: https://www.turkedebiyati.com.tr/

Zafer Karatay Medipol Üniversitesinde Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı anlattı Haber

Zafer Karatay Medipol Üniversitesinde Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı anlattı

Eli kanlı Sovyet lideri Josef Stalin tarafından Kırım Tatarlarının vatan topraklarından sürülüşünün bu sene 80. yıl dönümü kaydediliyor. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 80. yıl dönümünde gerçekleşen anma etkinlikleri çerçevesinde konferanslar tertip ediliyor.  ZAFER KARATAY İLE SÜRGÜNÜN 80. YILINDA KIRIM Bu kapsamda İstanbul Medipol Üniversitesi Türk Kültür Birliği tarafından Uluslarası Ofis ve Ombudsmanlık Ofisi'nin katkılarıyla 28 Mayıs 2024 tarihinde "Zafer Karatay ile Sürgünün 80. Yılında Kırım" başlıklı konferans etkinliği düzenlendi. Saat 15.00'te İstanbul Medipol Üniversitesi Güney Kampüsü'nde Medipol Türk Kültür Birliği Başkanı Yasin Alp Cingöz moderatörlüğünde gerçekleşen programda Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ile Emel Kırm Vakfı Genel Sekreteri, yazar Melek Maksudoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Etkinlik, "Türk dünyası için atılan ilk adım" olarak nitelendirildi. Etkinlikte Kırım Tatarlarının tarihî serüveni, Kırım Tatar Sürgünü, Kırım Tatarlarının vatana dönüş mücadelesi ile Kırım'ın 2014'te Rusya tarafından işgali ele alındı. Ayrıca vatan Kırım topraklarında haksız yere alıkonulan Kırım Tatarları ile Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022'de başlattığı topyekun saldırılar değerlendirildi.  KARATAY SİYASİ TUTSAKLARA MEKTUP KAMPANYASI HAKKINDA BİLGİ VERDİ Karatay konuşmasına, mektup kampanyasını hatırlatarak son verdi. Karatay, Emel Kırm Vakfı Başkan Yardımcısı Nurten Bay'ın koordinatörlüğünde Rus hapishanelerindeki Kırım Tatar siyasi tutsaklar için başatılan maketup kampanyası hakkında bilgi vererek, katılımcılara kampanyaya destek olmaları çağrısında bulundu. Etkinlik, yazar Maksudoğlu'nun "Crimea Is Ours (Kırım Bizimdir)" isimli kitabının tanıtımı ile son buldu. Programın sonunda organizatörler Emel Kırım Vakfı Başkanı Karatay ve Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri, yazar Maksudoğlu'na teşekkür ederek, hediye takdim etti.

Avrupa Konseyinden Kırım Tatar Sürgünü'nün 80. yıl dönümü nedeniyle açıklama Haber

Avrupa Konseyinden Kırım Tatar Sürgünü'nün 80. yıl dönümü nedeniyle açıklama

Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi Başkanı ve Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis, AK Parlamenterler Meclisi Başkanı Theodoros Rousopoulos,  AK Genel Sekreteri Marija Pejcinovic Buric ve AK İnsan Hakları Komiseri Michael O'Flaherty, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 80. yıl dönümü münasebetiyle ortak açıklama yayımladı. "UKRAYNA'NIN ZAFERİ, KIRIM TATAR HALKINA YÖNELİK SİSTEMATİK BASKININ SONA ERMESİNİ SAĞLAYACAKTIR" Avrupa Konseyi Ukrayna Temsilciliği tarafından bugün yayımlanan açıklamada, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anılarak, “Ne yazık ki, Kırım Tatar halkının çektiği acılar hâlâ son bulmadı. Sürgünden 80 yıl sonra Rus yönetimi, Kırım Tatarlarına yönelik Sovyet suç politikası olan baskı, zulüm ve tacizi sürdürüyor. Kasıtlı olarak haklarını ihlal ediyor, Rus ordusunda askerlik yapmaya zorluyor, kültürel mirası yok ediyor, tarihi tahrif ediyor, eğitimi ve kamusal yaşamı militarize ediyor.” ifadeleri kullanıldı. Rusya’nın Şubat 2014’te Kırım’ı işgal ederek Ukrayna’ya karşı savaş başlattığı vurgulanan açıklamada, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı 24 Şubat 2022’de geniş çaplı işgal saldırısı başlatmasından bu yana Kırım Tatarlarının milli kimliklerini yok etmeyi amaçlayan zulüm daha da yoğunlaştı. Ukrayna'da Kırım'ın yerli halkı olarak tanınan Kırım Tatar halkını saygıyla anıyor ve hem Sovyet totaliter rejimi hem de Rusya Federasyonu tarafından kendilerine karşı işlenen tüm insan hakları ihlallerini şiddetle kınıyoruz.” denildi. Avrupa Konseyi üye devletlerine ve uluslararası topluma, işgal altındaki Kırım'da ve Akyar (Sivastopol) şehrinde Kırım Tatarlarına yönelik zulmü ve diğer insan hakları ihlallerini durdurması, yasa dışı olarak alıkonulan tüm Kırım Tatarlarını serbest bırakması ve uluslararası hukuk uyarınca işgalci bir devlet olarak yükümlülüklerine tam olarak uymasını sağlamak amacıyla Rusya Federasyonu üzerindeki diplomatik baskıyı artırma çağrısı yapılan açıklamada, “Ukrayna'nın zaferi ve Kırım'ın işgalden kurtuluşu, yerli Kırım Tatar halkına yönelik sistematik baskının sona ermesini ve insan haklarına saygının yeniden tesis edilmesini sağlayacaktır.” ifadelerine yer verildi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin eli kanlı lideri Stalin’in vermiş olduğu emirle, Kırım Tatar halkı öz vatanlarından koparıldı#18Mayıs1944 pic.twitter.com/7aCjv0XSkz — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2024 Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere Yarımada'daki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi.  Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz Vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan'da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de ise Kanada parlamentosunun alt kanadı olan avam kamarası 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

New York'ta 1944 Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı Haber

New York'ta 1944 Sürgünü ve Soykırımı kurbanları anıldı

Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan Sovyetler Birliği, bundan tam 80 yıl önce dünya tarihinin en sistematik soykırım uygulamalarından birisini gerçekleştirdi. Kırım Tatar halkı, Josef Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944'te sabaha karşı vatan topraklarından sürüldü. Hayvan vagonlarında Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine sürülen Kırım Tatarlarının yüzde 46'sı sürgün yolunda ve sürgünü takip eden günlerde hayatını kaybetti. Dünya’nın farklı yerinde yaşayan Kırım Tatarları, farklı matem etkinlikleri gerçekleştirerek 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını andı.  New York’ta yaşayan Kırım Tatarları, 18 Mayıs 2024 tarihinde Times Squere’de anma eylemi düzenlediği. ABD’deki Kırım Tatar Vakfı tarafından organize edilen eyleme Kırım Tatar ve Ukrayna bayrakları ile katılan eylemciler Kırım’ın Rus işgalini kınayan pankartlar açtı. Eylem çerçevesinde ayrıca, meydanda bulunan insanlara Kırım Tatar Sürgünü hakkında bilgi veren broşürler dağıtıldı. Basın açıklaması yapan ve Kırım Tatar millî marşı söyleyen eylemciler, ardından 1944 Sürgünü kurbaladı için mum yaktı. Çeçenistan, Türkiye, Azerbaycan ve Ukrayna diasporası temsilcileri de eyleme katılarak Kırım Tatar halkına desteklerini sergiledi. ???? 80 yıldır dinmeyen acı: 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı pic.twitter.com/YcZoYflQPH — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 16, 2024 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere Yarımada'daki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi.  Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz Vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan'da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de ise Kanada parlamentosunun alt kanadı olan avam kamarası 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Odesa'da 1944 Kırım Tatar Sürgünü kurbanları anıldı Haber

Odesa'da 1944 Kırım Tatar Sürgünü kurbanları anıldı

Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçlayan Sovyetler Birliği, bundan tam 80 yıl önce dünya tarihinin en sistematik soykırım uygulamalarından birisini gerçekleştirdi. Kırım Tatar halkı, Josef Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944'te sabaha karşı vatan topraklarından sürüldü. Hayvan vagonlarında Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine sürülen Kırım Tatarlarının yüzde 46'sı sürgün yolunda ve sürgünü takip eden günlerde hayatını kaybetti.  Ukrayna’nın farklı kentlerinde 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Soykırımı Kurbanları Anma Günü münasebetiyle çok sayıda farklı etkinlik düzenlendi. Odesa’da yaşayan Kırım Tatarları da 18 Mayıs’ta anma etkinliğinde bir araya geldi. “Odesa Kırım Tatarları” sivil teşkilâtı tarafından, Odesa Tren Garında organize edilen etkinlikte 1944 Sürgünü'nü anlatan bir tiyatro gösterisi sergilendi. Vasıl Vasılko Odesa Akademik Müzik ve Drama Tiyatrosu oyuncuları tarafından icra edilen gösteride, 1944 yılında Kırım Tatarlarının taşındığı vagonun bir kopyası dekorasyon olarak kullanıldı. Konu ile ilgili açıklama yapan Odesa Kırım Tatarları sivil teşkilâtı Başkanı Fevzi Mamutov, “Her birimizin tarihimizi unutmaması, bu korkunç trajedinin kurbanlarını saygıyla anması çok önemlidir. Ayrıca böyle bir trajedinin bir daha asla yaşanmaması için elimizden geleni yapmalıyız.” dedi. Mamutov, etkinliğin düzenlenmesindeki yardımlarından dolayı Ukrzaliznıtsya Demiryolu Şirketi, Odesa Milli İçişleri Üniversitesi ve Türkiye’nin Odesa Başkonsolosluğuna teşekkür etti. 18 Mayıs 1944 günü bir şafak vaktinde, milletler hapishanesi Sovyetler Birliği’nin eli kanlı lideri Stalin’in vermiş olduğu emirle, Kırım Tatar halkı öz vatanlarından koparıldı#18Mayıs1944 pic.twitter.com/7aCjv0XSkz — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2024 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Sovyet hükûmeti, Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944’te Kırım’daki tüm Kırım Tatarlarını sürgün etti. Sürgün sırasında Kırım Tatar erkeklerin büyük bir çoğunluğu Kızılordu’da Alman Nazi ordusuna karşı savaşıyordu. Çoğunlukla kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere hayvan vagonlarına doldurulan Kırım Tatarları; Türkistan, Urallar ve Sibirya’ya sürgün edildi. Kırım’dan sürgün edilen 420 bini aşkın Kırım Tatarının yüzde 46’sı sürgün yolunda veya gittikleri yerlerde açlık, susuzluk ve hastalık gibi çeşitli sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Sovyet yönetimi, sürgünden sonra Kırım’da, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Adeta bir kültürel soykırım dalgası başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere Yarımada'daki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi.  Sovyet yönetimi, Vatan Kırım’ın demografik yapısını değiştirmeyi amaçladı. Ancak Kırım Tatarları, bağrından koparıldıkları o aziz Vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. Nihayet, yıl 1989’u gösterdiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. O tarihten itibaren Kırım Tatarları yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Kırım Tatarları, 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuluyordu. Anavatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırılıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Kırım Tatarları vatana dönmeye başladı. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan'da kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de ise Kanada parlamentosunun alt kanadı olan avam kamarası 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.