SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Tatar Sürgünü Ve Soykırımı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kıyiv’de Rus mitlerini çürüten sergi: "Açık Kırım Arşivi" Haber

Kıyiv’de Rus mitlerini çürüten sergi: "Açık Kırım Arşivi"

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de, Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü anısına "Açık Kırım Arşivi: 1920-1930'lu Yılların Fotoğrafları" adlı sergi kapılarını ziyaretçilere açtı. Sergi; 1944 yılındaki büyük sürgünden önce yarımadadaki Kırım Tatar yaşamını, mimarisini, zanaatlarını, camilerini ve köklü kültürünü yansıtan nadide arşiv belgelerini bir araya getiriyor. “YOK EDİLEN MEDENİYETİN DİJİTAL HAFIZASI” Sergide yer alan fotoğraflar, 2014 yılındaki Rus işgalinden önce dijital ortama aktarılmış Bahçesaray Tarih, Kültür ve Arkeoloji Müzesi fonlarından derlendi. Sergi açılışında konuklara rehberlik eden ünlü tarihçi Gülnara Abdullayeva, bu karelerin bugün artık var olmayan bir Kırım’ı gösterdiğini vurgulayarak şunları söyledi: Bu fotoğraflarda sürgün öncesi Kırım’ın camileri, medreseleri, hanları, zanaatkarları ve günlük yaşamı kayıt altına alınmış durumda. Bu binaların birçoğu günümüzde artık yok. Bu aslında 1944’ten sonra Sovyet rejimi tarafından yıkılan, yok edilen Kırım'dır. Amacımız bu fotoğraflar aracılığıyla yarımadanın gerçek tarihini göstermek ve Kırım Tatar kültürünün hafızasını korumaktır. “FOTOĞRAFLAR RUS PROPAGANDASINI YIKIYOR” Sergiyi ziyaret eden Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva ise etkinliğin siyasi ve tarihi önemine dikkat çekti. Taşeva, sergilenen her bir karenin Kremlin'in tarih tezlerinin çöktürdüğünü belirterek, "Burada gördüklerimiz gerçek Kırım’ı; yani Kırım Tatarı olan, çok kültürlü ve canlı Kırım’ı gösteriyor. Rusya'nın 'Kırım her zaman Rus’tu' anlatısı koca bir yalandan ibarettir. Kırım Tatarlarının bu topraklardaki varlığı bile bu şovenist propagandayı tek başına yıkıyor. Bu serginin sadece Ukrayna’da değil, tüm dünyada gösterilmesi hayati önem taşıyor." ifadelerini kullandı. “HAYTARMA” FİLMİ UKRAİNCE SESLE YENİDEN DÖNÜYOR Etkinliğin bir diğer önemli ayağı ise Kırım Tatar sürgününü anlatan ilk sinema filmi olan Haytarma'nın yenilenen Ukraince seslendirmeli versiyonunun tanıtımı oldu. Galası haziran ayında yapılacak projenin koordinatörlerinden Yevhen Bondarenko, dublaj sürecinin taşıdığı manevi değeri şu sözlerle aktardı: Artık 'Haytarma'nın Ukraince sesle yankılanma zamanı gelmişti. Filmdeki orijinal Kırım Tatarca konuşmalar tamamen korundu, Ukraince altyazı eklendi. En duygusal olanı ise filmdeki oyuncuların çoğunun 10 yıl sonra stüdyoda kendilerini yeniden seslendirmesiydi. Bu bizim için sadece bir dublaj değil; Kırım’a, hafızamıza ve ortak tarihimize dair çok büyük bir kültürel duruştur. Sergi organizatörler, serginin yalnızca bir anma etkinliği olmadığını, aynı zamanda dünyaya Kırım’ın ve onun kadim yerli halkının gerçek kimliğini haykıran politik bir manifesto niteliği taşıdığını ifade etti.

Gebze'de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri anıldı Haber

Gebze'de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı şehitleri anıldı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Gebze Şubesi tarafından 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dolayısıyla sürgün şehitlerini anma programı ve fotoğraf sergisi düzenlendi. 18 Mayıs 2026 tarihinde Gebze Belediyesi Kültür Salonu’nda saat 19.00’da başlayan programa Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, Kırım Derneği Gebze Şubesi Başkanı Nermin Ekim, Büyük Birlik Partisi (BBP) Gebze İlçe Başkanı Emre Özyürek, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Gebze İlçe Kadın Kolları Başkanı Habibe Çırak, Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (KASKF) Başkanı Murat Aydın ve Kırım Tatar diasporasının temsilcileri ile davetliler katıldı. Program, saygı duruşu ve Türkiye ile Kırım Tatar millî marşlarının okunmasıyla başladı. Ardından, sürgün şehitlerinin ruhuna Fatihalar okundu, dualar edildi. “KIRIM TATARLARI ÇOK AĞIR ACILAR YAŞADI” Programda konuşan Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, Kırım Tatarlarının asırlar boyunca Karadeniz’in kuzeyinde Türklük ve Müslümanlığı yaşatan önemli bir halk olduğunu vurguladı. Kırım Türklerinin vatanları uğruna büyük bedeller ödediğini belirten Özyiğit, Sovyet rejiminin baskı ve yıldırma politikaları nedeniyle çok ağır acıların yaşandığını aktardı. “KIRIM TATARLARI VAR OLACAK” Kırım Derneği Gebze Şubesi Başkanı Nermin Ekim ise konuşmasında sürgünde yaşanan acılara dikkat çekti. Ekim, yüzbinlerce Kırım Tatarının balık istifi hâlinde Türkistan’a ve Sibirya’ya sürüldüğünü, yolculuk sırasında on binlerce masum insanın hayatını kaybettiğini aktardı. Kırım’ın sadece bir toprak parçası olmadığını belirten Ekim, “Kırım bir kimlik, tarih ve hatıradır. Kırım ecdadımızın emaneti, milletimizin hafızasıdır. İnanıyoruz ki Kırım Tatar halkı dün olduğu gibi bugün de yarın da var olacaktır. Kimliğini ve onurunu yaşatmayı sürdürecektir. Sürgünü unutmadık, unutmayacağız ve unutturmayacağız.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’IN OSMANLI DEVLETİ’YLE BAĞI KOPARILDI” Kırım tarihine ilişkin konuşan Dr. Recep Kankal da Kırım Hanlığı’nın geçirdiği evreleri, Küçük Kaynarca Antlaşması sonrasında yaşanan kayıpları ve 1783 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesiyle Osmanlı Devleti ile olan yaklaşık 300 yıllık bağın kopuşunu anlattı. Program kapsamında, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda yaşananların anlatıldığı ve tarihi fotoğrafların yer aldığı resim sergisi de açılarak katılımcıların dikkatine sunuldu.

Ukrayna Parlamentosu Gökbayrak renklerine büründü Haber

Ukrayna Parlamentosu Gökbayrak renklerine büründü

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümünde, Ukrayna Parlamentosu (Verhovna Rada) binasının dış cephesi anlamlı bir görsele sahne oldu. Parlamento binası, Kırım Tatar millî bayrağının renkleriyle ışıklandırılırken; düzenlenen anma programında 1944’te cezasız kalan suçların bugün Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle devam ettiği vurgulanırken, Kırım’ın mutlaka özgürlüğüne kavuşacağı mesajı verildi. Parlamento bahçesinde, dün akşam saatlerinde düzenlenen resmi anma törenine; Ukrayna milletvekilleri, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) temsilcileri ve Kırım Tatar Sürgünü’nü resmi olarak "soykırım" kabul eden ülkelerin büyükelçileri katıldı. Ukrayna, dünyada bu tarihi trajediyi yasal düzeyinde soykırım olarak tanıyan ilk devlet olurken; zamanla Letonya, Litvanya, Kanada, Polonya, Estonya, Çekya ve Hollanda parlamentoları da benzer kararları kabul etti. TAMİLA TAŞEVA: BUGÜN ÇOCUKLARIN KAÇIRILMASI, 1944’TEKİ CEZASIZLIĞIN SONUCUDUR Törende konuşan Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, Kırım Tatar sürgününü "soykırım" olarak tanıyan dost devletlerin temsilcilerine teşekkürlerini sundu. 1944 yılında işlenen insanlık suçunun günümüzde de farklı boyutlarla sürdüğünü ifade eden Taşeva, şu ifadeleri kullandı: Sürgünün ardından hak ettiği cezayı almayan o tarihi kötülük, bugün Kırım’ın işgali ve topyekûn işgal girişimiyle yeniden karşımıza çıktı. Ukrayna vatandaşlarının işgal altındaki topraklardan hibrit ya da fiziksel yöntemlerle sürgün edilmesi, Ukraynalı çocukların zorla kaçırılması; tüm bu yaşananlar geçmişteki suçların cezasız kalmasının doğrudan bir sonucudur. KIRIMOĞLU: KIRIM TATAR BAYRAĞI KIRIM'DA ÖZGÜRCE DALGALANACAK Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da törende söz alarak ailesinin sürgün hatıralarını paylaştı. Sürgün gerçekleştiğinde henüz birkaç aylık bir bebek olduğunu belirten Kırımoğlu, bu cani suçun hafızasını tüm ömrü boyunca taşıdığını dile getirdi. Ukrayna'nın Kırım davasından asla vazgeçmeyeceğini vurgulayan Kırımoğlu, şunları kaydetti: Ukrayna, Kırım’ı unutmadı ve hiçbir zaman da unutmayacak. Dünya için aydınlık bir gelecek, ancak Kırım’ın Rus işgalinden tamamen kurtarılmasıyla mümkündür. İnancım tamdır ki; er ya da geç, Kırım Tatar millî bayrağı ile Ukrayna devlet bayrağı, hem Kıyiv’deki Verhovna Rada binasında hem de Özerk Kırım Cumhuriyeti’ndeki parlamento binasında yan yana ve özgürce dalgalanacaktır. “KIRIM TATARLARININ EVLERİNE DÖNME MÜCADELESİNE HAYRANIZ” Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko ise parlamentoya, Kırım Tatar halkının haklarını korumaya yönelik sistemli yasama çalışmalarından ötürü; diplomatik misyon temsilcilerine ise Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne verdikleri kararlı destekten dolayı teşekkür etti. Kurışko, "Bugün 1944 yılından bahsederken, Kırım’da şu an yaşanan mevcut trajedileri ve baskıları göz ardı edemeyiz. Kırım Tatar halkının sergilediği sarsılmaz direnişe, yurtlarına geri dönme iradesine ve mücadelesine hayranlık duyuyoruz." dedi.

Kırım Tatar Sürgünü şehitleri çevrim içi konferansla anıldı Haber

Kırım Tatar Sürgünü şehitleri çevrim içi konferansla anıldı

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nda şehit olan Kırım Tatarları, sürgünün 82. yıl dönümünde Emel Kırım Vakfı tarafından tertip edilen çevrim içi konferansla anıldı. Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Kandemir Temizel’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programın başında sürgün şehitleri adına dua okundu. “BİZİM FACİAMIZ ÇARLIK RUSYASININ KIRIM’I İŞGAL ETMESİYLE BAŞLADI” Programın açılış konuşmasını Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay yaptı. Karatay, “Aslında bizim faciamız, 1783 yılında Çarlık Rusyası'nın Kırım’ı işgal etmesiyle başladı. O yıllardan itibaren baskılar, göçler, zulümlerle binlerce insanımız göç etti; göç yollarında hayatını kaybetti.” ifadelerini kullandı. Karatay, bununla birlikte 1917 yılında Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu fakat Numan Çelebicihan’ın şehit edildiğini, daha sonra Kırım Halk Cumhuriyeti’ni yaşatan Kırım Tatar Millî Kurultayı üyeleri ve Kırım Tatar aydınlarının önce üçer beşer, daha sonra topluca katledildiğini belirterek en nihayetinde 18 Mayıs 1944’te Kırım’ı Türksüzleştirmek ve bir Slav toprağı hâline getirmek adına Kırım Tatar halkının topyekûn sürgün edildiğini kaydetti. Öte yandan Emel Kırım Vakfı, Kırım derneklerinde mücadele edenler ve Türk aydınları sayesinde Kırım Tatarlarının yaşadığı faciaların duyurulduğunu belirten Karatay, 1983 yılı civarında Emel Dergisi çalışanlarının bir mektup kampanyası organize ederek seçilmiş gazetelerle köşe yazarlarını gözlerine kestirdiğini ve 18 Mayıs’ın ve Kırım Tatarlarının durumunun bu vesileyle duyurulduğunu kaydetti. “BUGÜN MAALESEF SÜRGÜNLER HÂLÂ DEVAM EDİYOR” Emel Kırım Vakfı Başkan Yardımcısı Nurten Bay, Reşat Ametov’un Kırım’ın 2014’teki işgalinden sonra kaçırılan ilk Kırım Tatarı olduğunu hatırlatarak “Reşat Ametov kardeşimiz, işkence edilmiş bir şekilde naaşı 15 gün sonra bulundu.” dedi. Bay, bugün Rus işgali altındaki Kırım’daki insan hakları ihlallerini duyuran gazetecilerin, din adamlarının ve aktivistlerin evlerine baskınlar yapıldığını ve haksız şekilde tutuklamalarla karşı karşıya kaldığını bildirdi. Kırım Tatarlarının aileleri ve avukatlarıyla görüşmelerinin engellenmesi, Kırım Tatar toplumunu yıldırmak ve Kırım’ı Türksüzleştirmek için Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelerde tutulduğunu dile getiren Bay, “Bugün maalesef sürgün yine devam ediyor.” dedi. “RUSLARIN KAFA YAPILARI HİÇ DEĞİŞMEDİ” Ailesinin sürgünü yaşadığını belirten Emel Kırım Vakfı Üyesi Lilya Tanatar, “Rusların kafa yapıları hiç değişmedi. O zaman yaşadıklarımızı sanki ‘kopyala yapıştır’ formatında bugün de yaşıyoruz.” şeklinde konuştu. Tanatar, Kırım Tatarlarının yaşadığı zulümlerin her fırsatta dillendirilmesi gerektiğinin ve Kırım Tatar siyasi tutsakların ailelerinin her türlü desteğe ihtiyaç duyduğunun altını çizdi. Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar ise sürgünün çok büyük bir trajedi ve travma olduğunu vurgulayarak “Bir yere sürülürsünüz, bir yerden bir yere atılırsınız, üzerinizden geçilir, bir daha doğrulup kalkamayacağınız yerlere atılırsınız; çöp tenekesine, çölün ortasına… Kırım Tatarlarına yapılan böyle büyük bir vahşetti.” dedi. “BU DEVLETİN VAATLERİNE NASIL İNANABİLİRİZ?” Öte yandan Kırım Tatar tarihi bilim uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, sürgünü Çarlık Rusyası'nın başlattığı bir durumun devamı şeklinde gördüğünü ifade ederek Kırım Tatar aydın Mustafa Edige Kırımal’ın kitabında denk geldiği bir anektodu paylaştı. Bayraktar, söz konusu anektotta şu ifadelerin bulunduğunu belirtti: “Bunu (Grigoriy) Potyomkin’e (Kırım’ın Rusya tarafından 1783 yılında işgal edilmesinden sonra Kırım’a sözde vali olarak atanan Rus generali) karşı söylüyor: Tüm dünyanın gözü önünde ve Allah’ın huzurunda verdiği, Küçük Kaynarca Antlaşması’nda yer alan resmî sözleri tutmayan, daha sonra vatanımızı işgal eden ve ortalığı kana bulayan bu devletin vaatlerine nasıl inanabiliriz? Biz vaatlerde bulunulmasını istemiyoruz; biz, bağımsızlığımızı istiyoruz.” KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARIN SESLERİNİN DUYURULMASI ÇAĞRISI Program kapsamında Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisinde 18 Mayıs adına yayımlanan bildiri ile Kırım Tatar siyasi tutsakların içinde bulunduğu ağır koşullara dikkat çekildi. Söz konusu mahkûmları savunan avukatların ise ofislerine baskınların yapıldığı, evraklarına el konulduğu ve ruhsatlarının iptal edildiği dile getirildi. Özellikle Kurban Bayramı yaklaşırken Kırım Tatar siyasi tutsaklara mektup ve kartpostalların gönderilmesinin ise kendileri ve ailelerine umut olacağının altı çizildi. Program, Yalova Kırım Derneği Gençlik Kolları Başkanı ve şair Adil Gökşin’in Kurtamet için yazdığı “Appaz” şiirinin okunmasının ardından sona erdi. KIRIM'DAKİ KIRIM TATARLARININ DURUMUNDA YENİ PROBLEMLER Toplantıya, Ukrayna Parlamentosunda düzenlenen 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anma etkinliğinden sonra katılan KTMM Başkanı Refat Çubarov, sürgünün 82. yılında ve Rusya işgalinin 12. yılında Kırım'daki durum ve Kırım Tatar topluluğunun karşılaştığı mevcut ve yeni zorluklar hakkındaki görüşlerini paylaştı. Çubarov Kırım Tatarlarının 1944'te sürgün edilmeleri ve Kırım Tatar bayrağı ve dili üzerindeki kısıtlamalar gibi Rus işgal güçlerinin ve Rusya'nın Kırım Tatarlarına karşı tutumlarını ve buhdan kaynaklı ilgili güncel sorunlar da dâhil olmak üzere tarihsel bağlamını açıkladı. Kırım Tatar dilini ve kültürünü korumaya yönelik eğitim çabalarını da ele alan KTMM Başkanı, Ukrayna döneminde Kırım Tatar dilinde eğitim veren 14 okulun açıldığını ancak Rusya işgali döneminde bu okullarda ana dilinde, Kırım Tatar Türkçesinde sadece haftada 45 dakika ders verildiğini ve Ruslaştırmanın hızla devam ettiğini kaydetti. Görüşmede Rusya'nın Ukrayna'yı topyekûn işgal girişimiyle ve saldırılarıyla başlayan savaş ve getirdiği problemler üzerinde duran Çubarov, Ukrayna’nın mutlaka bu savaşı kazanacağına inandığını ve Kırım Tatarları ile Kırım'ın özgürlüğüne kavuşacağını vurguladı. Son olarak Çubarov, dünyanın neresinde yaşadıkları fark etmeksizin Kırım Tatarlarını aktif mücadeleye çağırdı. SEVİLE HALİLOVA VE DİĞER İKİ KIRIM TATARININ GÖZALTINA ALINMASI BÜYÜK ŞAŞKINLIK VE ÜZÜNTÜ YARATTI Ayrıca, kültürel bir geziye katılan Akmescit (Simferopol) merkezli "Nefes" Kırım Tatar çocuk dans topluluğunun koreografı Sevile Halilova (Beşhadem) ve diğer iki Kırım Tatarının St. Petersburg kentinde 17 Mayıs’ta Rus polisi tarafından hukuksuz bir şekilde gözaltına alınması da bütün Kırım Tatar halkını şaşkınlığa ve derin üzüntüye sevk eden bir olay olarak program kapsamında gündeme taşındı. Tarihî Peter ve Paul Kalesi'ne düzenlenen bir gezi sırasında meydana gelen olay esnasında Kırım Tatar millî kıyafetleri giyen çocuklar ve onlara eşlik eden yetişkinler, kaleyi ziyaretleri sırasında Kırım Tatar millî bayrağını açarak hatıra fotoğrafı çektirmek istemişti. Gökbayrak’ın açılması üzerine müdahale eden Rus güvenlik güçleri, altın tarak tamgalı mavi bayrağın "aşırıcılık" sembolü olduğunu iddia ederek bayrağa el koymuştu. Aralarında grubun koreografı Sevile Halilova’nın da bulunduğu üç yetişkin, "izinsiz miting organize etmek" suçlamasıyla gözaltına alınmıştı.

Bakan Gürlek: Sürgün, büyük bir zulüm olarak hafızalardaki yerini korumaktadır Haber

Bakan Gürlek: Sürgün, büyük bir zulüm olarak hafızalardaki yerini korumaktadır

Kırım Tatar halkının 82 yıl önce Sovyet rejimi tarafından uğradığı topyekûn sürgün ve soykırımın yıl dönümünde, Türkiye Cumhuriyeti devletinin adalet ve hukuk camiasının zirvesinden sarsılmaz bir duruş ve destek açıklaması geldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, yayımladığı anma mesajında vatanlarından koparılan binlerce Kırım Tatarının uğradığı zulmün insanlık vicdanındaki yerini koruduğunu vurguladı. Akın Gürlek, resmî sosyal medya hesabından yaptığı anma mesajında şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatar Türklerinin 82 yıl önce maruz bırakıldığı sürgün, insanlık vicdanında derin yaralar açan büyük bir zulüm olarak hafızalardaki yerini korumaktadır. Kadın, çocuk, yaşlı demeden yüz binlerce Kırım Tatar Türkü ana vatanlarından koparılmış; insanlık dışı şartlarda sürgüne gönderilmiş, binlerce soydaşımız hayatını kaybetmiştir. Aradan geçen onca yıla rağmen Kırım Tatar Türklerinin gasp edilen haklarının iade edilmemesi ve Kırım’ın yasa dışı ilhakı, yaşanan acıları daha da derinleştirmektedir. Tüm baskılara rağmen kimliklerini, kültürlerini ve vatan sevgilerini koruyan Kırım Tatar Türklerinin yanında olmaya; haklı davalarını desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu vesileyle sürgünde hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle anıyor; yaşanan acıyı nesiller boyunca yüreğinde taşıyan tüm soydaşlarımızın hüznünü paylaşıyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Buğra Kavuncu: Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı acıyı bir kez daha anıyoruz! Haber

Buğra Kavuncu: Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı acıyı bir kez daha anıyoruz!

İYİ Parti Sözcüsü, Parlamento İle İlişkiler Başkanı ve İstanbul Milletvekili Buğra Kavuncu, partisinin Başkanlık Divanı Toplantısı’nın ardından gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında, Kırım Tatar halkının 18 Mayıs 1944 tarihinde maruz kaldığı sürgüne de yer veren Kavuncu, sürgün sırasında ve sonrasında şehit düşen tüm Kırım Tatarına Allah’tan rahmet diledi. Buğra Kavuncu şu şeklinde konuştu: Bugün, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nün yıl dönümü. Yaklaşık 200 bin Kırım Tatar Türkü, zalim yönetimin aldığı kararla öz yurtlarından sürgün edildi. On binlerce insan sürgün yollarında hayatını kaybetti. Kırım Tatar soydaşlarımızın yaşadığı bu büyük acıyı bir kez daha anıyoruz ve sürgünde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Polonya'dan resmî sürgün anması: "Zorunlu Ruslaştırmaya karşı mücadelemiz ortak" Haber

Polonya'dan resmî sürgün anması: "Zorunlu Ruslaştırmaya karşı mücadelemiz ortak"

Kırım Tatar halkının 82 yıl önce Sovyet rejimi tarafından uğradığı insanlık dışı sürgün ve soykırımın yıl dönümünde, Avrupa'dan Kırım davasına güçlü ve anlamlı bir diplomatik destek geldi. 2024 yılında Kırım Tatar Sürgünü'nü resmen "soykırım" olarak tanıyan Polonya, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yayımladığı resmî mesajla sürgün kurbanlarını andı. 18 Mayıs 1944 tarihinin Kırım Tatarları için en trajik günlerden biri olduğunun vurgulandığı açıklamada, sürgünde hayatını kaybedenler anıldı. Polonya Dışişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından paylaşılan açıklamada, Kırım Tatarlarının, millî kimliklerinin silinmesine yönelik girişimlere ve baskılara rağmen dilini, kültürünü ve kimliğini koruduğu ifade edildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: Zorla Ruslaştırma karşısında verilen mücadele halklarımızı birleştiriyor. Sürgün, Kırım Tatarlarının millî kimliklerini koruma konusundaki haklı mücadelelerini ve asla yılmamalarındaki kararlılıklarını hatırlatıyor. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.