SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

HBVÜ'de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü şehitleri anıldı

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve KTMM Üyesi Prof. Dr. Gayana Yüksel, 82. yılında 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 15.05.2026 18:29
Haber Güncellenme Tarihi: 15.05.2026 18:54
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
HBVÜ'de 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü şehitleri anıldı

Sovyetler Birliği'nin eli kanlı lideri Josef Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944 yılında vatan topraklarından sürülen Kırım Tatarlarının acısı hafızlaradaki yerini koruyor. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dolayısıyla Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde (HBVÜ) anma programı düzenlendi.

Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel'in konuşmacı olarak yer aldığı programda, sürgünün etkilerinin hâlâ devam ettiğine dikkat çekilirken Rusya’nın günümüzde de işgal altında tuttuğu Kırım'da Kırım Tatarlarına yönelik baskılarının devam ettiği vurgulandı.

Programa Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel ve HBVÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk ile çok sayıda öğrenci ve akademisyen katıldı.

Programın açış konuşmasını yapan HBVÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk, Kırım’da ve Doğu Türkistan’da yaşanan hadiselerin benzer olduğuna dikkat çekerek, “19. yüzyılda hem Kırım’da hem de Doğu Türkistan’da sürgün, asimilasyon ve soykırım başladı. Bir yanda Rusya diğer yanda Çin. Biri doğuda diğeri batıda ama yaşattıkları acılar aynı. Stalin, Kırım Türklerini sürgün ederken diğer taraftan Doğu Türkistan Cumhuriyeti’ni Çin’e takdim ediyordu.” ifadelerini kullandı.

“KIRIM TATARLARI SÜRGÜN TRAVMASINI ATLATAMIYOR”

Büyükelçi Celâl, babasının 6 yaşında bir çocukken ailesiyle beraber sürgün edildiğini ve çok büyük zorluklar yaşadığını kaydederek, “Milletimizin hafızasında çok büyük travma olarak kalan sürgünün etkileri hâlâ sürüyor. Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgali ve daha sonra Ukrayna’ya yönelik işgal saldırıları bu travmayı atlatabilmemize imkan tanımıyor.” dedi.

Sürgün sırasında hayatta kalabilenlerin, Türkistan bölgesine yaşama tutunmaya çalıştığını söyleyen Celâl, “Benim ailemi Özbekistan’a sürdürler. Orada verimsiz çorak topraklara yerleştirdiler. Çok ağır şartlar altında fabrikalarda çalışmaya zorladılar.” ifadelerini kullandı.

“RUSYA, KIRIM TATARLARINI SAVAŞMAYA ZORLUYOR”

Kırım Tatarlarının bugün de baskılar nedeniyle vatanlarından ayrılmak zorunda kaldıklarının altını çizen Büyükelçi, “Rusya, Kırım Tatarlarını silah altına alıp Ukrayna’da savaşmak üzere göndermeye zorluyor. Bu nedenle 2022 yılından sonra 30 binden fazla Kırım Tatarı, vatanını terk etmek zorunda kaldı.” diye konuştu.

Kırım’da 10 yıl önce Ruslar tarafından kaçırılan ve hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamayan Dünya Kırım Tatarları Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’u anımsatan Celâl, “Ervin İbrahimov benim yakın arkadaşımdır. İşgalciler onu evinden götürdüler. Sağ mı değil mi onu bile bilmiyoruz. Annesi de bu acıya daha fazla dayanamadı. Geçen ay vefat etti. Ervin İbrahimov bu akıbete mahkûm edilen tek bir kişi değil başkaları da var.” şeklinde konuştu.

“ERKEKLER CEPHEDE, KADINLAR, ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR SÜRGÜNDE”

Yüksel ise sürgün şehitlerini anarak başladığı konuşmasında, çoğu kadın, çocuk ve yaşlı 197 bin Kırım Tatarının Türkistan’a sürüldüğünü kaydederek, “Kadınlar, çocuklar ve yaşlılar sürüldü. Çünkü erkekler zaten Nazilerle savaşmak üzere cepheye götürülmüştü. Düşünün gece saat 4.00’te evinize silahlı askerler geliyor ve 15 dakika içinde evi boşaltmanızı istiyor. Bu korkunç şeyleri anlamak için empati yaptığınızda bile tüyleriniz diken diken oluyor.” ifadelerini kullandı.

“KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ TÜRK DÜNYASININ KANAYAN YARASIDIR”

İnsanların hayvan vagonlarına doldurulduğunu çocukların açlıktan ana kucaklarında öldüğünü kaydeden Yüksel, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Yolda ölen akrabalarının cenazelerini bile gömmeye fırsatları olmadı. Analar babalar yolda ölen çocuklarıyla, çocuklar dedelerinin, babalarının cansız bedenleriyle haftalarca yol gittiler. Ben sürgünü yaşamadım ama o gece anlatılanları dinlediğimde dehşete kapılıyorum. Hem yetim hem de öksüz anneannem 18 yaşında, yanında babaları askerde olan küçük yeğenleriyle sürgün edildi.

Yüksel, Kırım Tatar Sürgünü’nü 20’nci asrın en utanç verici ve korkunç trajedilerden birisi ve Türk dünyasının kanayan yarası olduğunu vurguladı.

Program 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı konu alan “Haytarma” filminin gösterimi ve Büyükelçi Celâl ve KTMM Üyesi Yüksel'e hediye takdiminin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.