SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Ramazan Arıtürk: Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım Haber

Doç. Dr. Ramazan Arıtürk: Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının düzenli olarak her ayın ilk cumartesi günü tertip ettiği “Tarih ve Kültür Konferansları”na bu hafta İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Ekopolitik Vakfı Başkanı, Ekopolitik Düşünce Kuruluşu Başkanı ve AYA Sanat ve Düşünce Vakfı Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ramazan Arıtürk konuk oldu. Ramazan Arıtürk, Kırım Tatarlarının manevi dünyasının gelişiminin Kırım’daki temelleri yeniden atılırken Kırım Tatarlarının yaşadığı zorlukları, verdiği mücadeleyi ve Kırım’da kaldığı süre boyunca edindiği izlenimleri anlattı. Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesindeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde 7 Mart 2026 tarihinde ve saat 14.00’te başlayan ve Ramazan ayının manevi değerlerinin önemi de dikkate alınarak düzenlenen programda, Arıtürk’ün mücadelesini anlatarak hatıralarını kaleme aldığı, Şule Yayınları tarafından ikinci baskısı yapılan “Vatan Yahut Kırım” adlı kitabının tanıtımı da yapıldı. Programa, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel ve Kırım Derneği Genel Sekreteri Ülkü Aksel ile birlikte Kırım millî davasına gönül veren pek çok isim katıldı. KIRIM TATARLARI BÜTÜN İMKÂNSIZLIKLARA RAĞMEN KIRIM’A DÖNMEKTEYDİ Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin’in takdimi ile başlayan programın açılış konuşmasını Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay yaptı. Öncelikle katılımcıların Ramazan ayını tebrik eden Kalkay, “Bizi (Kırım Tatarlarını) vatanımızdan koparmışlardı, halkımızı sürgüne göndermişlerdi. (Halkımız) Uzun yıllar boyunca sürgün bölgelerinde dinî hayatlarını, çok çok zor olsa da kültürel hayatlarını devam ettirdiler. 1980’li yılların sonuna doğru vatan Kırım’a dönmeye başladılar. Tabii ki bu kelimelerle ifade edilirken çok kolay ama bu dönüş öyle kolay olmadı. Tarih sahnesinden silinmek istenen bir halk, ellerinden her şey alınmışken bütün imkânsızlıklara rağmen vatanlarına dönmeye başladı. 1990’lı yılların başlarında da ‘vatan’ ve ‘Kırım’ kelimeleri eş anlamda kullanılmaya başlandı, dolayısıyla Kırım, ‘Vatan Kırım’ şeklinde anılmaya başlandı.” dedi. Bu sırada özellikle Türkiye’den giden pek çok insanın çok değerli hizmetleri olduğunu belirten Kalkay, 1990’lı yıllardan itibaren Kırım Tatarlarının Kırım’da sadece hayatlarını değil kültürlerini ve inançlarını da sağlam temeller üzerine attığını ve bu sürecin hiç de kolay olmadığını kaydetti. Kalkay, son olarak Arıtürk’ün iki yıl civarı Kırım’da aktif bir şekilde yaşadığını ve Kırım Tatarlarının dinî hayatının da şekillenmesine çok büyük katkıları olduğunun kitapta anlatıldığını dile getirerek konuşmasını sonlandırdı. “HAYATIN, HATTA BİR MEZAR TAŞININ NE OLDUĞUNU ORADA GÖRDÜM” Kırım Tatarlarının sürgün bölgelerinden kitleler hâlinde vatanları Kırım’a tamamen kendi imkânları ile dönmeye ve yeniden kök salmaya başladığı 1990’lı yılların başlarında, Kırım Tatarlarının dinî ve manevi dünyalarına Türkiye’den güç katan gönüllülerden biri olan Arıtürk, üniversiteyi yeni bitirmişken hiç bilmediği ve çok zor şartlar altında olan Kırım’a gitmeye nasıl karar verdiğini anlattı. Kırım’a Hüdayi Vakfı Başkanları Fahrettin Tivnikli, Osman Nuri Topbaş ve Musa Topbaş’ın desteğiyle ve teşvikiyle gittiğini belirten Arıtürk, “Vatanın ne olduğunu Kırım’da anladım, vatansızlığın ne olduğunu Kırım’da anladım. İnsanların yaşadığı zulmü ve sıkıntıyı anlattıklarındaki o ifade tarzlarıyla yokluğun, hayatın, hatta bir mezar taşının ne olduğunu, bir ezanın ne anlama geldiğini, insanların beraberce bayramlaşmasının, bir insanın büyüğü vefat edince onun cenazesini gömebilmenin ne olduğunu orada gördüm.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’DAN ÇOK ŞEY ÖĞRENEREK DÖNDÜM” Din eğitimi vermek amacıyla Kırım’a gittiğinde bazı Kırım Tatarlarının İslam dini anlayışlarında birtakım farklılıklar gözlemlediğini belirten Arıtürk, söz konusu durumu Sovyetler Birliği’nin yürüttüğü politikalara dayandırarak “Rus politikasının temel bir amacı var, kendilerine karşı gelme ihtimali bulunan milletleri önce bölmek, onların kültür ve medeniyetini mümkünse tahrip etmek. O yüzden din, medeniyeti nesilden nesile aktarma aracıdır.” dedi. Öte yandan toy gibi birtakım ritüellerin bir halkın kimliğini ortaya çıkardığını kaydeden Arıtürk, Sovyetler Birliği’nin Kırım Tatarlarını bölmek üzere faaliyetleri olduğuna dikkat çekerek “Sovyetler Birliği zamanında ‘Kızıl Mollalar’ yetiştiriliyor. Temelde iki amacı var. İlki, Müslüman ahâlini parçalamak ve onları şüpheye düşürmek, ikincisi de Müslüman ülkelere gönderilen büyükelçilere ya da istihbarat elemanlarına iyi derecede din dersi vermek ve Arapça öğretmek ve (Müslüman halkları) etkilemek.” şeklinde konuştu. Ayrıca, Kırım'da geçirdiği süre boyunca çekilen fotoğraflarını ve Kırım'daki Cuma Han Camii, Akyar (Aqyar) Camii, Hansaray ve Zincirli Medresenin yalnızca kendisinde bulunan görüntülerini katılımcılarla paylaşan Arıtürk son olarak “Kırım Tatarlarına çok şey öğretmek üzere gittim, belki bazı şeyleri öğretmişimdir ama Kırım’dan çok şey öğrenerek döndüm.” dedi. ERVİN İBRAGİMOV’UN VEFAT EDEN ANNESİ İÇİN DUA EDİLDİ Kırım Tatarlarının düğünler, cenazeler ve doğum günleriyle bir araya gelmesinin kültürlerini yaşatabilmelerindeki öneminin vurgulandığı ve katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla sona eren programın ardından Çongar Şahin, kimliği belirsiz kişiler tarafından 2016 yılının mayıs ayında kaçırılan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Kırım Tatar aktivist Ervin İbragimov’un annesinin vefat ettiğini duyururken gözyaşlarına boğuldu. Çongar Şahin, şu ifadelere yer verdi: “Biz 2016 yılının nisan ayında Dünya Kırım Tatar Kongresi için Litvanya’ya kalabalık bir grupla gitmiştik. Litvanya dönüşü, 24 Mayıs 2016’da Kırım’da bizimle bir arada olan bir kardeşimiz kaçırıldı. İşten dönerken arabasından alındı, derdest edildi. Bir daha ölü ya da diri biz kendisinden hiçbir haber alamadık. Ervin İbrahim’i hepimiz son kez Litvanya’da görmüştük. Ervin’in acısıyla annesi hastalandı, uzun süre mücadele etti ve bir dönem ikili antlaşmalar çerçevesinde Türkiye’ye geldi. Ankara’da Genel Merkez binamızda da bizim misafirimiz oldu, tedavisi burada yapılmaya gayret edildi ama o anne, evlat acısıyla bugün aramızdan ayrıldı. Çok kıymetli bir insandı, biz kendisini çok sevmiştik. Eşi de çok sabırlı bir insandı, ben öyle bir eş hiç görmedim. Mekânı cennet olsun inşallah.” İbrahimova için dua okunmasının ardından Arıtürk, “Vatan Yahut Kırım” adlı kitabını katılımcılar için imzaladı. Kalkay ise günün anısına Arıtürk’e plaket takdim ederken Genel Başkan Şahin ise, Kırım Derneğinin 70 yıllık birikimini ortaya koyan “Kırım Derneği 70. Yıl” kitabını Arıtürk’e hediye etti.

Kırım Cephesi’nden Ukrayna ordusuna kritik ekipman desteği: Kırımoğlu cephede bizzat teslim etti Haber

Kırım Cephesi’nden Ukrayna ordusuna kritik ekipman desteği: Kırımoğlu cephede bizzat teslim etti

Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı ve Kırım Cephesi Koordinatörü Lenur Mambetov, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile birlikte Ukrayna Ulusal Muhafızlarına bağlı “Kara-Dağ” Tugayı’nı ziyaret ettiklerini bildirdi. Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı ve Kırım Cephesi Koordinatörü Lenur Mambetov, Zaporijjya yönünde savunma hattını tutan Kara-Dağ Tugayını ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, işgalci… pic.twitter.com/c3FaNFRkB3 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 31, 2026 MAMBETOV: BU TUGAY BİZE KIRIM’I HATIRLATIYOR Mambetov, “Bugün Ukrayna Ulusal Muhafızlarının ‘Kara-Dağ’ Tugayı birliğindeyiz. Bu tugay bizim için çok önemli. Bize sürekli Kırım’ı ve yüksek dağlarımızı hatırlatıyor.” ifadelerini kullandı. Teslim ettikleri desteklere değinen Mambetov, “Bugün onlara jeneratörler, powerbank’ler, FPV tipi SİHA'lar ve morallerini yükseltecek bazı malzemeler getirdik.” dedi. Ayrıca Zaporijjya yönünde görev yapan askerlere ulaştırılan ekipmanların cephede önemli katkı sağlayacağını belirtti. KIRIMOĞLU: BİZİM ÇOCUKLAR HAZIR. İLK FIRSAT DOĞDUĞUNDA KIRIM’A GİRECEKLER Ziyaret sırasında konuşan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ise, “Bizim çocuklar hazır. İlk fırsat doğduğunda Kırım’a girecekler.” dedi. Kırımoğlu, yalnızca Kara-Dağ Tugayına değil, diğer askerî birliklere de destek vermeye çalıştıklarını belirterek, “İmkânlarımız ölçüsünde diğer askerî birliklere de destek olmaya çalışıyoruz. Öncelikle jeneratörler, bilgisayarlar, gıda ve birçok faydalı malzeme ulaştırıyoruz.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Kırımoğlu, yaşı nedeniyle fiilen savaşamayacağını ancak askerlere imkânları ölçüsünde destek vermeyi sürdüreceğini ifade etti. ASKER EROŞKİN’DEN TEŞEKKÜR Kara-Dağ Tugayında görev yapan asker Dmıtro Eroşkin ise sağlanan yardımların cephe açısından önemine dikkat çekerek, “Kara-Dağ Tugayı, FPV tipi SİHA'lar, jeneratörler ve powerbank’ler şeklindeki yardımlar için Kırım Cephesi girişimine teşekkür ediyor.” dedi. Eroşkin, bu tür desteklerin Harkiv ve Pokrovsk yönlerinde kesintisiz muharebe yürüten birlikler için büyük önem taşıdığını belirterek teşekkürlerini iletti.

Kırım Tatar diasporasından Ukrayna’ya tam destek: "Yekvücut hareket ediyoruz" Haber

Kırım Tatar diasporasından Ukrayna’ya tam destek: "Yekvücut hareket ediyoruz"

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Derneği Genel Merkezinde 27 Ocak 2025 tarihinde düzenlenen özel toplantıda Kırım Tatar diasporasının önde gelen isimleriyle buluştu. Türkiye’deki Kırım Tatarlarının Rus işgaline karşı sergilediği kararlı duruşun vurgulandığı görüşmede Kurışko; Ukrayna'nın toprak bütünlüğünden ve Kırım’dan asla vazgeçmeyeceğinin altını çizdi. Ziyarette Olha Kurışko'ya Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Müsteşarı Denis Zolotarov eşlik ederken, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Namık Kemal Bayar, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel ve Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay başta olmak üzere Kırım Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin yer aldığı heyet hazır bulundu. BAYAR: DÜNYADAKİ BÜTÜN KIRIM TATARLARININ YEKVÜCUT HAREKET ETMELERİNİ SAĞLADIK Namık Kemal Bayar, konuşmasında Kırım Derneğinin 70 yıllık köklü bir tarihi olduğundan bahsederek, Türkiye’de 110 bin dernek bulunduğunu ve bunların yalnızca 134’ünün "Kamu Yararına Çalışır Dernek" statüsünde olduğunu Kırım Derneğinin de bu dernekler arasında olduğunu ifade etti. Bayar, özellikle 2014’te Kırım'da yaşanan işgal sonrası “Hem Türkiye’de hem dünyadaki bütün Kırım Tatarlarının Rusya’nın Kırım’ı işgaline karşı yekvücut hareket etmelerini sağladık.” diye konuştu. Bayar ayrıca, Donald Trump döne ile bilrlikte ortaya çıkan politik durumun endişeye sebep olduğuna dikkat çekti. "UKRAYNA’NIN KIRIM’DAN VAZGEÇMEMESİNDEN ALDIĞIMIZ GÜÇ İLE MÜCADELEYE DEVAM EDİYORUZ!" Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmemesinin kendilerini mutlu ettiğini ifade eden Tuncer Kalkay ise, “Ukrayna halkının verdiği mücadelelerin değerini çok iyi biliyoruz. Başarılar diliyor ve geleceğimizi onlarla belirlemeye çalışıyoruz, Ukrayna’dan yana tavır koyduk, Kırım Ukrayna için önemli, Ukrayna’nın vazgeçmemesi bizi mutlu ediyor, biz oradan aldığımız güç ile mücadeleye devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. "DÜNYAYA KIRIM TATARCA SESLENİLDİ" Namık Kemal Bayar’ın ABD’deki başkanlık değişimi sonrası ortaya çıkan politik durumun endişeye sebep olduğuna değinmesine cevaben Olha Kurışko, Türkiye’de yaptığı görüşmelerde ortak endişenin müzakere süreci ile ilgili olduğunu ve endişe gerektirecek bir durum olmadığını “Ukrayna, Kırım konusunu en üst düzeyde faaliyetlerde ve platformlarda dile getiriyor.” sözleriyle dile getirdi. Kurışko ayrıca, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Kırım Platformu'nda bir araya geldiklerini ve Kırımoğlu’nun dünyaya Kırım Tatarca seslendiğini de vurguladı. Aynı zirvede Kırım Tatar seramik sanatçısı Rüstem Skibin tarafından tasarlanan "Dünya" isimli kalkanın sembol olarak seçilmesini ise, “Rusya tarafından dünyaya yayılan kötülüğe karşı Kırım direnişinin sembolüydü.” olarak ifade etti. Kırım Temsilcisi, “Geçici işgale Kırım’ın verdiği direnişin altını çizmiş olduk.” diye ekledi. "SİYASİ TUTSAKLAR MESELESİ GÜNDEMİMİZDE" Stokholm’de gerçekleşen Kırım Tatar Parlamenterler Zirvesi'nde, Kırım Tatar siyasi mahkumlarının isimlerini dile getirdiğini söyleyen Kurışko, çeşitli mecralarda konunun takipçisi olduklarını belirtti. Öte yandan zirvenin düzenlenmesi için Londra’dan onay geldiğini sözlerine ekledi ve Karadeniz Güvenlik Konferansı’nı da takip edeceklerini kaydetti. Kurışko, “İşgal edilen topraklar hakkında konuşurken bu konu Karadeniz’in güvenliğinden ayrı tutulmamalıdır.” diye ifade etti. "ULUSLARARASI ARENADA KIRIM KONUSUNDAKİ ÇABALARIMIZI SEFERBER EDİYORUZ" Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarımız açıklamalarından anlaşılması gerekenin bütün toprakları olduğunu vurgulayan Kurışko, “Biz kendi toprağımız için mücadele veriyoruz, uluslararası arenada Kırım konusundaki çabalarımızı seferber ediyoruz" diye ekledi. Kurışko son olarak, Kırım Tatar diasporasının Ukrayna ve vatandaşlarına olan destekleri için teşekkür etti. Olha Kurışko görüşmenin akabinde dernek binasını gezerek, sergilenen fotoğrafları inceledi.

Dr. Cezmi Karasu: Bugün Dobruca’da yaşayanlar, ben Türk’üm diyorsa bunu Müstecib Bey’e borçlu Haber

Dr. Cezmi Karasu: Bugün Dobruca’da yaşayanlar, ben Türk’üm diyorsa bunu Müstecib Bey’e borçlu

Emel Kırım Vakfının ve Emel Dergisi’nin kurucusu, ömrünü Kırım ve Kırım Türklerinin millî davası ve millî hakları için mücadele ile geçiren Müstecib Ülküsal’ın vefatının 30. yılı vesilesiyle Emel Kırım Vakfı tarafından konferans tertip edildi. Emekli Dr. Öğr. Üyesi Cezmi Karasu'nun konuşmacı olarak katıldığı program, 11 Ocak 2026 tarihinde çevrim içi olarak düzenlendi. Dr. Karasu, Müstecib Ülküsal’dan ve Emel Dergisi’nin neşredilme sürecinden bahsederek Ülküsal’ın Emel Dergisi'nde yayımlanan makalelerini içeren ve 1928 ve 1940 yıllarındaki faaliyetlerine değinen "Yazılarıyla Müstecip H. Fazıl Ülküsal ve Emel Muhiti 1928-1940" isimli kitabının tanıtımını yaptı. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay ve Kırım millî davasına hizmet eden pek çok ismin yer aldığı konferasın moderatörlüğünü, Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı Muhammed Taha Bayraktar yaptı. “EMEL DERGİSİ, KOL EMEĞİNİN VE ÖZ SERMAYENİN DE KATILDIĞI BİR GİRİŞİMDİ” Açılış konuşmasını yapan Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, “Bugün, Emel Vakfı ve Emel Dergisi’nin ortaklaşa düzenlediği Kültür Konferansları'nın beşinci yılı. Beş yıl evvel, vefatının 25. yıl dönümünde bu konferanslara yine Müstecib Bey’i anarak başlamıştık, şimdi de 30. yıl dönümünde anıyoruz. Gurbetteki Kırım Tatar milliyetçiliğinin ve Kırım’da önü kesilen millî uyanışın sürdürülmesi için birtakım teşkilatlanmalar ve organlar gerekiyordu. O ateşi yakan kişi olarak Müstecib Ülküsal, Emel Dergisi’ni yarattı” dedi. Ülküsal’ın, Emel Dergisi’nden önce de benzer teşebbüsleri olduğunu belirten Tanatar, “Emel Dergisi, bugünün şartlarında kurulan bir dergi değildi; yalnızca zihinsel emeğin değil, kol emeğinin ve öz sermayenin de katıldığı bir girişimdi” şeklinde konuşarak açılış konuşmasını, “Emel Dergisi Romanya’da kuruldu fakat Türkiye’de de kurulmasaydı Emel hareketi Türkiye’de olur muydu? Onu da düşünmek lazım.” sözleriyle sonlandırdı. KARASU, MÜSTECİB ÜLKÜSAL’IN SOSYOLOG KİMLİĞİNE VURGU YAPTI Müstecip Ülküsal’ın Dobruca için yaptığı işin Emel Dergisi’ni çıkarmaktan çok daha büyük olduğunu dile getiren Karasu, “Müstecib Bey, her ne kadar Kırım Tatar millî hareketinin sözcüsü olarak biliniyor olsa da Emel Dergisi’yle Dobruca’da yaşan Türklerin ve Kırım Tatarlarının millî kimliğini inşa etmiştir. Bugün, Dobruca’da yaşanlar Türkler ben Türk’üm, ben Tatar’ım diyorsa biz, bunu Müstecib Bey’e borçluyuz” şeklinde konuştu. Emel’den önce Dobruca’daki köylü ahâlinin bir bunalım ve hedefsizlik içinde olduğunu belirten Karasu, Müstecib Ülküsal’ın sosyolog kimliğine vurgu yaparak “Biz, Müstecib Bey’in muhteşem bir sosyolog olduğunu görüyoruz. Kendileri, derginin birinci sayısından itibaren ‘İnsaniyet ve Milliyet’ ve ‘Miliyet ve Amilleri’ isimli serileriyle tarih şuurunu, makalelerinde işlemiştir. ‘Münevverin Vazifesi’ makalesi ise çok kıymetlidir. Müstecib Bey, bütün bu dağınıklığı derleyip toparlayacak ve millî beraberliği sağlayacak unsurlar olarak aydınları işaret eder.” dedi. Öte yandan, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk millî kimliğini inşa ederken Türk Dil Kurumunu (TDK) ve Türk Tarih Kurumunu (TTK) kurmasını örnek gösteren Karasu, Müstecib Ülküsal’ın da 1933 ve 1934 yıllarında, Dobruca’daki bütün köylerde kültür toplulukları olan hars cemiyetlerini kurmasının altını çizdi. “MÜSTECİB BEY, MUHTEŞEM BİR OKULDUR” Ayrıca, Emel’den önceki gazetelerde çoğunlukla öğretmenler ve tahsilli kişiler olan yazarların hep bir teşkilatsızlıktan, hedefsizlikten ve parçalanmışlıktan bahsetmesine dikkat çeken Karasu, “Müstecib Bey bunu sözde bırakmadı, yaptığı toplumsal tahlillerle bunu değerlendirdi. Bu düşünsel altyapının hayata geçirilmesi için hars cemiyetlerini kullanarak bir millî kimlik inşası sağlamanın mümkün olabileceğini gösterdi” değerlendirmesini yaparak konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: Ben, Müstecib Bey’in bir düşünür ve yazar olmanın yanında bir okul olarak görüyorum. Bu okulun ilk sınıfı, Emel Dergisi’nin Romanya’daki koleksiyonudur ve bu koleksiyon, Müstecib Bey’in bütün fikriyatının temellerinin nasıl sağlam bir şekilde atıldığını göstermektedir. 30 yaşındaki düşüncemiz 60 yaşında aynı olmayabilir, biz değişiyoruz. Bununla birlikte, Müstecib Bey’in fikriyatı ve Türkiye’deki faaliyetleri de göz önüne alındığında 30 yaşında attığı temeller üzerinde dev bir yapı olduğunu ve o temellerin ne kadar doğru atıldığını görmek son derece önemli. O yüzden Müstecib Bey, muhteşem bir okuldur

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum Haber

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVU) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Misafir Öğr. Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının her ayın ilk cumartesi günü düzenlediği Tarih ve Kültür Konferansları'nın bugünkü konuğu oldu. Abdiraşidov, konferans kapsamında, “İsmail Gaspıralı ve Türkistan” konusunu anlattı. Ankara’nın “2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti” olmasına da ithafen tertip edilen program, 3 Ocak 2026 tarihinde Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde saat 14.00’te başladı. TÜRK DÜNYASININ BABASI İSMAİL BEY GASPIRALI Açılış konuşmasını yapan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, “Herkesin kendini bilmesi, vicdanıyla düşünesi ve hareket etmesi lazım. Bizim (Kırım Tatarlarının) çok büyük değerlerimiz var. Bundan yüz yıl önce, İsmail Bey Gaspıralı ortaya çıktı ve imkânları da hiçbir şekilde bizimle kıyaslanamayacak kadar azdı” dedi. Türk dünyasının ortak değeri, büyük Kırım Tatar aydın Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin Türk dünyasının her köşesine ulaşmasını ve “Usûl-ü Cedid” mektepleriyle Kırım Tatarlarının kendilerini tanıtarak ne kadar başarılı olabileceğini ortaya çıkarmasına vurgu yapan Kalkay, “Bizim öncelikle kendimize sahip çıkmamız lazım. Tabii ki Gaspıralı; önce kendimizden olması, Kırım’dan gelmesi ve Kırım’da çok büyük hareketlerin önünü açması sebebiyle bizim için çok önemli fakat Türk dünyası da Gaspıralı’yı ‘baba’ olarak biliyor” şeklinde konuştu. ABDİRAŞİDOV, GASPIRALI’NIN TÜRKİSTAN YOLCULUĞUNU ANLATTI “Gaspıralı’nın yürüdüğü yollar, (Kırım’daki) dağların arası, Zincirli Medrese, Giray Türbesi… Okuduklarım, araştırdıklarım, hepsi gözümün önünden geçmeye başladı. Sanki Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum” şeklinde konuşan Abdiraşidov, konferansta Gaspıralı'nın Türkistan gezisini ele alarak bu gezinin, Gaspıralı’nın Tercüman gazetesi üzerinden yürüttüğü siyasi faaliyetlerini etkileyen unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Buhara Emiri Abdulahad Han'ın Gaspıralı’ya sağladığı maddi ve manevi desteğin altını çizen Abdiraşidov, Gaspıralı’nın ilk olarak 1883 yılında Türkistanlı hükümdarlarla tanıştığını ve Türkistan’a olan ilgisinin bu şekilde gitgide arttığını vurguladı. Abdulahad Han’ın daveti üzerine Gaspıralı’nın, 1893 yılının mayıs ayında ilk defa Türkistan’a gittiğini ifade eden Abdiraşidov, Gaspıralı’nın deneyimlerini daha sonrasında “Buhara’da Ne Gördüm?” ismindeki seri makaleler şeklinde, Tercüman gazetesinde yayımladığını kaydetti. Ayrıca Abdiraşidov, Rusların Türkistan’ı “yarı vahşi” olarak tanımlamasının üzerine Gaspıralı’nın, Türkistan gezisine dair yazdığı hatıratlarında Rusların iddialarını yalanladığını belirtti. “İSMAİL BEY GASPIRALI’YI ANLATMAK İÇİN GÜNLER YETMEZ” Konferansın sonunda, Abdiraşidov’a plaket takdim eden Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, “İsmail Bey Gaspıralı’yı anlatmak için günler yetmez. Kırım Tatarları, vatana döndükleri zaman yaptıkları işlerden ilki, 1991 yılında bir Gaspıralı sempozyumu düzenlemekti. 2001 yılında da Kırım Derneği olarak biz böyle bir sempozyum düzenledik. 2017’den beri, İsmail Bey Gaspıralı’nın isminin artık bir üniversiteye verilmesi talebimiz var. Bir ışık saçılsın, bu değer ortaya çıksın ki, bizim aydınlığımız daha da erken gelsin.” dedi. Konferansın ardından ise Abdiraşidov, “İsmail Gaspıralı ve XX. Yüzyılın Başlarında Türkistan” adlı kitabını katılımcılar için imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.