SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kırım Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kırım Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kırım Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Vakfından Büyük Çerkes Sürgünü bildirisi: Tarihimiz bir, acımız bir, kederimiz bir Haber

Kırım Vakfından Büyük Çerkes Sürgünü bildirisi: Tarihimiz bir, acımız bir, kederimiz bir

Rus Çarlığı tarafından 1 milyon Müslüman Çerkes'in vatan topraklarından sürgün edilişinin bugün 162’nci yıl dönümü. Çerkesler, 21 Mayıs 1864’ten itibaren başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerine sürgüne maruz kaldı. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı, Büyük Çerkes Sürgünü’nün 162’nci yıl dönümü dolayısıyla bir basın bildirisi yayımladı. RUS İMPARATORLUĞU, YIKIMIN TARİHİ Kırım Vakfının resmî internet sayfasından yayımlanan bildiride, Rus İmparatorluğu’nun yayılmacı politikalarının, zorunlu göçlerin, kitlesel ölümlerin, açlığın, salgınların ve toplumsal yıkımın tarihi olduğu belirtildi. 21 Mayıs 1864 tarihinin Çerkeslerin ana yurtlarından koparılışının sembolü olduğunun belirtildiği bildiride, “Bu tarih yalnızca bir askerî yenilginin değil; yüz binlerce insanın yaşam hakkının, yurt hakkının ve insan onurunun ağır biçimde ihlal edildiği büyük bir insani felaketin hafızasıdır.” ifadeleri kaydedildi. “Ortak tarihî hafızamız, yalnızca geçmişin acılarından değil; sürgün, ayrılık ve kimlik mücadelesinden de oluşmaktadır.” denilen bildiride, Kırım Tatarları ile Çerkeslerin benzer acıları yaşadığının altı çizilirken, iki halkın da Kırım Hanlığı’nın yıkılışı sonrasında başlayan baskılar sonucu vatanlarından koparıldığı aktarıldı. Kolektif cezalandırma politikalarının ve sivillerin kitlesel göçe zorlanmasının kabul edilemeyeceği anımsatılırken, “Tarihsel travmaların inkâr edilmesi ya da küçümsenmesi ise toplumsal yaraların derinleşmesine neden olmaktadır.” ifadeleri aktarıldı. “ACIMIZ ORTAK” Kırım Tatarları ile Çerkeslerin yaşadığı acıların ortak olduğunun kaydedildiği bildiride şunlar kaydedildi: Bizler, yüz yıllardır ortak tarih, ortak acı ve ortak dayanışma duygusunu paylaşan halklar olarak; 21 Mayıs’ın taşıdığı derin insani trajediyi saygı, hüzün ve vicdani sorumluluk duygusuyla anıyoruz. Bildiride, Çerkeslerin yaşadığı büyük acının unutulmadığı aktarılırken, “162 yıl önce ana yurtlarından koparılan Çerkeslerin yaşadığı büyük acıyı unutmadığımızı; insan onuru, tarihsel adalet ve halkların kendi kimlikleriyle özgürce yaşama hakkı adına hafızamızı canlı tutmaya devam edeceğiz.” denildi.

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor Haber

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: İşgal altındaki vatanımızda sürgünün anılmasına bile müsaade edilmiyor

18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Tatarlarının yalnızca sürgüne maruz kalmadığını, aynı zamanda Kırım’da kendilerine ait bütün izlerin yok edilmesinin amaçlandığını belirtti. Kalkay, Kırım Tatarlarının varlıklarını korumak için mücadele etmeye devam edeceğinin altını çizdi. Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yılında QHA aracılığıyla anma mesajı paylaştı. Kırım Tatarlarının yalnızca sürgüne maruz kalmadığını, aynı zamanda Kırım’da kendilerine ait bütün izlerin yok edilmesinin amaçlandığını… pic.twitter.com/XW9lSF2lCP — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 18, 2026 “KIRIM TATARLARININ İZLERİNİ SİLMEK İÇİN HER TÜRLÜ VAHŞET UYGULANMIŞTI” “Kırım Tatarlarının başına gelen çok büyük facialardan birisi olan 18 Mayıs 1944 tarihinin 82. yıl dönümündeyiz. Bu vesileyle sürgünde hayatını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyor ve Kırım Tatar halkının yok edilmesine yönelik olarak düzenlenen bu sürgünü yapanları lanetliyorum. Kırım Tatarları, tarih sahnesinde edindikleri yer sayesinde önemli bir medeniyete sahip olmuşlardı. 18 Mayıs 1944 tarihinde bu medeniyeti ortadan kaldırmak ve Kırım Tatarlarının izlerini silmek için her türlü vahşet uygulanmıştı.” şeklinde konuşan Kalkay, Kırım Tatarlarının savunmasız kadınları, çocukları, yaşlıları evlerinden alınarak binlerce kilometre uzağa yük vagonlarıyla taşındığını hatırlattı. Öte yandan Kalkay, bununla birlikte sürgünün koşullarından dolayı Kırım Tatarlarının nüfuslarının yüzde 46’sını kaybettiğini ve Kırım Tatar erkeklerinin soykırımı kendilerine uygulayan ülkeyi savunmak için cephede ön saflarda canlarını siper etmek zorunda kaldığını belirtti. Ayrıca “Kırım Tatarları sadece bu soykırıma maruz kalmakla kalmamış, Kırım’da izlerini taşıyan bütün medeniyetleri yok edilmeye çalışılmıştı. Bütün binaları, varlıkları, kitapları, kütüphaneleri yakılmış, kendilerine ait ne kadar iz varsa yıkılıp ortadan kaldırılmaya çalışılmıştı.” ifadelerini kullanan Kalkay, bugün Kırım Tatarlarının başına çok büyük felaketler gelse de nihayetinde 1990’lı yılların başından itibaren tekrar vatanlarına dönmeye ve ellerinden alınan bu hakları birer birer tırnaklarıyla geri almaya başladıklarını dile getirdi. “KIRIM TATARLARI KİMLİKLERİNİ VE VARLIKLARINI KORUMAYA ÇALIŞACAKLAR” Buna karşın Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgali dolayısıyla Kırım Tatarlarının tekrar bir sürgün sahnesiyle karşı karşıya kaldığını ve Kırım Tatarlarının önemli bir kısmının vatanını terk etmek zorunda kaldığını beyan eden Kalkay, şu değerlendirmelerde bulundu: Bugün dünyada değişik ülkelerde yaşayan Kırım Tatarları bu sürgünü anmaya ve kendilerine yapılanları unutmamaya çalışıyor. Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarları da her yıl olduğu gibi 18 Mayıs 1944 matem mitingini anıyor. Maalesef işgal altında olan vatanımız Kırım’da bu sürgünün anılmasına müsaade bile edilmiyor ve Kırım Tatarları, acılarını bile yaşayamıyor. O bakımdan bizlere de büyük sorumluluk düşüyor. 18 Mayıs matem günümüzü unutmadığımızı göstermeye çalışıyoruz. Bu sürgün, bugün her ne kadar farklı postmodern şekillerde uygulanmaya çalışılsa da 82 yıl önce olduğu gibi bunu başaramayacaklar. Kırım Tatarları, her şekilde bu sürgünden, bu soykırımdan nasıl kurtulduysa bugün de yine kimliklerini ve varlıklarını korumaya çalışacaklar. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Kırım Vakfının yeni yönetimi belirlendi Haber

Kırım Vakfının yeni yönetimi belirlendi

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Heyeti Olağan Toplantısı, 9 Mayıs 2026 tarihinde Ankara’daki vakıf binasında gerçekleştirildi. Toplantı, Vakıf Başkanı Tuncer Kalkay’ın açılış konuşmasının ardından İstiklal Marşı ve Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen”in okunmasıyla başladı. Divan Başkanlığına Ümit Yüksel, yazmanlığa ise Kırım Derneği Genel Sekreteri Ülkü Aksel oy birliğiyle seçildi. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu Tuncer Kalkay, Denetim Kurulu Raporu ise Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel tarafından okundu. Kalkay konuşmasında, Kırım Derneğinin kurumsal yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalara öncelik verdiklerini belirterek, derneğin kuruluşunun 70’inci yılı anısına hazırlanan prestij kitabına değindi. Vakfın 2025-2026 dönemindeki faaliyetleri kapsamında “Tarih ve Kültür Konferansları” ile “Ballıkpınar Kırım Tatar Kültür Evi” çalışmalarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Denetim Kurulu raporunu sunan İsmet Yüksel, yürütülen faaliyetlerin mevzuata uygun şekilde sürdürüldüğünü ve vakfın amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğini ifade etti. Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ile Denetim Kurulu Raporu ayrı ayrı oylanarak oy birliğiyle kabul edildi. 2025 yılı bütçesinin onaylanmasının ardından vakıf organlarının seçimine geçildi. Yapılan seçim sonucunda Yönetim Kuruluna Kırım Vakfı Başbanı Tuncer Kalkay, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi Başkanı Mükremin Şahin, Tuncay Kalkay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Av. Uğur Yaşar Uygun, Ömer Özel ve İsmet Yüksel seçildi. Denetim Kurulunda ise Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kırımlı, Ümit Yüksel ve Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin yer aldı. Toplantıda ayrıca, vakfın tüzüğünde yer alan amaçlar doğrultusunda huzurevi projeleri için gerekli çalışmaların yürütülmesi konusunda Yönetim Kuruluna yetki verilmesi maddesi de yapılan görüşmelerin ardından kabul edildi. Toplantı, dilek ve temennilerin ardından sona erdi.

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı Haber

Gaspıralı’nın mirası, doğumunun 175. yıl dönümünde Romanya'da hatırlandı

"Doğumunun 175. Yıl Dönümünde İsmail Bey Gaspıralı ve Mirası" adlı panel, Romanya’daki Köstence Ovidius Üniversitesinde düzenlendi. İsmail Bey Gaspıralı'nın doğumunun 175. yıl dönümü anısına 28 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen panel; Romanya Türk-Müslüman Tatarları Demokrat Birliği (RTMTDB), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Köstence Ovidius Üniversitesi Tarih ve Siyaset Bilimleri Fakültesinin yanı sıra Bükreş Üniversitesi Tarih Fakültesi ile Türk Çalışmaları Merkezi ile iş birliği içerisinde tertip edildi. İSMAİL BEY GASPIRALI, DOĞUMUNUN 175. YIL DÖNÜMÜNDE HATIRLANDI Panelde; Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Enver Aydoğan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Bükreş Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Silvana Rachieru ve RTMTDB Bükreş Şubesi Başkanı Dr. Metin Ömer konuşmacı olarak yer aldı. Türkiye Cumhuriyeti Köstence Başkonsolusu Derya Dingiltepe, Köstence Ovidius Universitesi Tarih ve Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Daniel Citiriga, Romanya Müslümanları Müftüsü Murat Yusuf ve TİKA Romanya Koordinatörü Salih Yurç ise programda katılımcı olarak yer aldı. Panel kapsamında Gaspıralı'nın Romanya ve Türkiye üzerindeki etkisi ele alınırken Gaspıralı’nın eğitim alanında başlattığı reformlar ile basın aracılığıyla oluşturduğu iletişim ağının modern toplumun gelişimi üzerindeki etkileri kaydedildi. UDTTMR BAŞKANI GELİL ESERGHEP’TEN PANEL ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER Panelde UDTTMR Başkanı Gelil Eserghep şöyle konuştu: İsmail Bey Gaspıralı gibi bir şahsiyetin anısını yaşatmak, dünyanın dört bir yanındaki Tatarlar için bir görevdir. UDTTMR, milletimizin önemli şahsiyetlerinin ve kahramanlarının hatırasını canlı tutma misyonunu üstlenmekte ve Gaspıralı’nın doğumunun 175. yılını anan bu tür etkinlikleri desteklemektedir. Desteklerinden dolayı TİKA’ya ve davetimizi kabul ederek bu önemli etkinliğin bir parçası olan Köstence Ovidius Üniversitesi ile Bükreş Üniversitesine teşekkür ederiz; ayrıca bu etkinliğe bilimsel bir geçerlilik kazandırdıkları için de minnettarız. KALKAY, “KIRIM DERNEĞİ 70. YIL” KİTABINI DEKAN CİTİRİGA’YA ARMAĞAN ETTİ Öte yandan Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Dekan Citiriga’ya Türkiye’deki Kırım Tatar teşkilatlarını anlatan “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” adlı kitabını hediye etti. Aydoğan ise Dekan Citiriga’ya 2001 yılında düzenlenen Kırım Derneği Sempozyumu’nun bildirilerini içeren “İsmail Bey Gaspıralı” kitabını armağan etti.

“Annem Şefika”: Dr. Nuriye Ortaylı, annesinin hayatını anlattı Haber

“Annem Şefika”: Dr. Nuriye Ortaylı, annesinin hayatını anlattı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının düzenli olarak her ayın ilk cumartesi günü tertip ettiği “Tarih ve Kültür Konferansları”na 4 Nisan 2026 tarihinde, ünlü Kırım Tatar tarihçi İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Dr. Nuriye Ortaylı konuk oldu. Program, Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesindeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde saat 14.00’te başladı. Programa, Kırım millî davasına gönül vermiş birçok önemli isim katıldı. Moderatörlüğünü Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin’in yaptığı konferansta, kökleri Kırım’a uzanan ve 1917 yılında dünyaya gelen Şefika Ortaylı’nın hayatı ele alındı. Sürgünler, savaşlar ve mültecilik süreçleriyle şekillenen bir yaşamın ardından, bir asrı aşan ömründe hem çevresine ilham veren hem de binlerce öğrenci yetiştiren Şefika Ortaylı’nın hayat hikâyesi, “Annem Şefika” adlı eser üzerinden anlatıldı. “ANNEM ŞEFİKA”, KIRIM TATAR TARİHİ İÇİN BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU Konferansın açılış konuşmasını yapan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, “’Annem Şefika’ kitabı, aslında bana göre aile tarihinin nerelere getirilebileceğine dair çok güzel bir örnek.” şeklindeki ifadeleriyle kitabın Kırım Tatar tarihi açısından önemini vurguladı. “Eğer Kırım Derneğinin 70 yıllık tarihçesinden önce bu kitabı görmüş olsaydık mutlaka faydalanacağımız çok şey olurdu.” ifadelerini kullanan Kalkay, Şefika Ortaylı’nın Türkiye’de olmayan diğer kardeşlerinin ve diğer pek çok konunun kitap vesilesiyle öğrenildiğini belirtti. Kalkay, “Her ne kadar Şefika teyze için yazılmış bir kitap olsa da ben bu kitabı Kırım Tatar tarihi için de önemli bir kitap olarak görüyorum.” diyen Dr. Nuriye Ortaylı başta olmak üzere Şefika Ortaylı’nın ailesine çalışmaları adına teşekkürlerini iletti. HERKESİN KENDİNDEN BİR PARÇA BULABİLECEĞİ BİR HAYAT ÖYKÜSÜ Ortaylı, dünyada artan felaketlerin, “Bu kitap yayımlanabilir, yayımlanmalı ve herkes bunu okumalı” düşüncesinin oluşmasında başlıca bir kıvılcım olduğunu belirterek, kitabındaki tarihî olayları başka hikâyelerin içine yerleştirmeye mümkün olduğunca gayret ettiğini ifade etti. Kitabı ailesi için yazsa da daha çok söz konusu tarih anlatılarına meraklı olanlar ve bu konuda uzman olanlar için de kitabını kaleme aldığını kaydeden Ortaylı, kitabının her zaman kolay okunabilir olmasını hedeflediğini kaydetti. Bununla birlikte Ortaylı, kitabını yazma nedeninin Suriye İç Savaşı ve hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya sığınan Suriyelilere ilişkin edindiği gözlemler olduğunu ifade etti. Öte yandan Suriyelilerin yaşamlarında annesinin hayatına dair benzerlikler gördüğünü dile getiren Ortaylı, “’O zamana kadar hep annemin yaşadıkları, bir diyarın çok dışında, çok az insanın bildiği bir tarih. Dolayısıyla çok da ilgi çekmez, sadece bu konunun uzmanları ilgilenir,’ diye düşündüğüm bir şeyin, herkesin işine yarayabilecek bir hayat öyküsü olduğunu düşünmeye başladım.” dedi. “BEN ONUNLA OLAN BÜYÜME SERÜVENİM SIRASINDA ÇOK ŞEY ÖĞRENDİM” Annesinin yıllar boyunca günlük sohbetler sırasında kendisine aktardığı anıları bir araya getiren Ortaylı, kişisel bir hafıza kaydı tutarak büyük tarih anlatılarının dışında kalan ve çoğu zaman görünmeyen insan hikâyelerini görünür kıldığını belirttiği kitabı hususunda “Biz annemle çok vakit geçirmişiz, kitabı yazarken fark ettim. Çocukken bakacak başka kimseye bırakamadığı için, beni her yere yanında sürüklediği için çok anımız var.” şeklinde konuştu. Ortaylı, annesiyle çok seyahat ettiğini de kaydederek “Dolayısıyla annemle çok yakın bir ilişkimiz vardı ve uzun zamana yayılıyordu bu. Annemde demans hastası olup hafızası iyice gidene kadar birlikte çok vakit geçirdik ve ondan çok şey dinledim.” dedi. Bununla birlikte “Annem çok ilginç bir hayat yaşamış.” ifadelerini kullanan Ortaylı, “ilginç” hayatların her zaman kolay olmadığına dikkat çekerek “Rahat, huzurlu ve mutlu bir hayatınız varsa bu çok ilginç olmuyor, sıradan bir hayat oluyor. Zorluklar ve sıkıntılar çektiyseniz ilginç bir hayat oluyor, annem ilginç bir hayat yaşamıştı. Bu hayattan çıkardığı birsürü ders oldu. Ben onunla olan büyüme serüvenim sırasında çok şey öğrendim. Önce çocukken annem olarak, şimdi giderek daha çok dostu olarak yaşadıklarından ve kendi özelliklerinden çok şey öğrendim.” değerlendirmesini yaptı. ORTAYLI AİLESİNİN HİKÂYESİ, GELECEK KUŞAKLARA AKTARILDI Öte yandan Ortaylı, kendisini kitabını yazmaya teşvik eden bir başka ilham kaynağının annesinden öğrendiklerini bir sonraki kuşağa aktarma ihtiyacı olduğunu dile getirerek “Annem çok güzel bir anlatıcıydı. Birçok şeyi heyecanla anlatırdı, duygularını katardı, oynar gibi anlatırdı, iyi tarif ederdi.” dedi. Ayrıca Ortaylı, şu ifadelere yer verdi: Herkesin, hele Türkiye gibi bir muhacirler ülkesinde her ailenin bir öyküsü var. Bence hepimiz bunları kayda geçirmeye çalışmalıyız. Basılır basılmaz, okunur okunmaz, ayrı mesele ama en azından kendi çocuklarımıza, torunlarımıza veya bunu konuyu araştıracak olan uzmanlara bir kaynak olması için bu öykülerin bir şekilde kaydının tutulması lazım.” Program kapsamında 13 Mart 2026 tarihinde hayatını kaybeden bilim insanı, büyük tarihçi ve Şefika Ortaylı’nın ilk evladı olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Kırım Derneğinin 1955 yılındaki kurucuları arasında yer alan kardeşi İsa Karaşay ve Kırım Derneğinin ilk yöneticilerinden olan eşi Kemal Ortaylı da saygıyla anıldı. Katılımcıların sorularının da cevaplandığı konferansın sonunda Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, Ortaylı’ya plaket takdim ederken Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ise “Kuruluşunun 70. Yıl Dönümünde Kırım Derneği” adlı kitabı Ortaylı’ya armağan etti. Konferansın ardından Ortaylı, “Annem Şefika” adlı kitabını okuyucuları için imzaladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.