SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Mükremin Şahin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Mükremin Şahin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mükremin Şahin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ankara Kent Konseyinde, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü şehitleri anıldı Haber

Ankara Kent Konseyinde, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü şehitleri anıldı

Ankara Kent Konseyi ev sahipliğinde Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ve Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle "18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü 82. Yıl Anma Toplantısı" düzenlendi. Toplantıda ayrıca belgesel gösterimi ve teatral canlandırma yapıldı. 18 Mayıs 1944 Kırım Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü kapsamında 18 Mayıs 2026 tarihinde saat 15.00’te Ankara Kent Konseyi yerleşkesinde düzenlenen 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü 82. Yıl Anma Toplantısı'na Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Çekya’nın Ankara Büyükelçisi Büyükelçi Petr Stepanek, Polonya’nın Ankara Büyükelçisi Maciej Lang, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ile Kırım Tatar diasporası temsilcileri ve davetliler katıldı. “200 BİN KIRIM TATARI SÜRGÜNE TÂBİ TUTULDU” Toplantıda konuşan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 18 Mayıs 1944 ile 20 Mayıs 1944 tarihleri arasında yaklaşık 200 bin Kırım Tatarının sürüldüğünü, sürgüne tâbi tutulanların büyük çoğunluğunun kadın, çocuk ve yaşlılardan oluştuğunu kaydetti. “Bu bir yer değiştirme değildi. Bu bir tahliye değildi. Bu bir soykırımdı.” diyen Celâl, 20 binden fazla Kırım Tatarının İkinci Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu saflarında görev yaptığını, onlar cephedeyken geride kalan ailelerinin yük vagonlarına doldurularak sürüldüğünü aktardı. “SOVYETLER, KIRIM TATARLARINI TARİHTEN SİLMEYİ HEDEFLEDİ” Stalin rejiminin Kırım Tatar halkına yönelttiği vatana ihanet suçlamasının baştan sona bir yalan olduğunun altını çizen Celâl, “Ancak Sovyet rejimi yalnızca bir halkı sürgün etmeyi amaçlamıyordu. Onları tarihten silmek istiyordu. Köylerin isimleri değiştirildi. Mezarlıklar yok edildi. Okullar kapatıldı. Evler yağmalandı, mallara el konuldu. Kırım Tatarlarının kimliği sistematik olarak haritalardan, arşivlerden ve kamusal hayattan silinmeye çalışıldı. Bütün bir halkın yalnızca fiziksel olarak değil, tarihsel olarak da yok olması planlanmıştı.” dedi. Celâl, trajedinin 1944 yılında sona ermediğini aktararak, “Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasıyla birlikte, benim ailem de dahil olmak üzere binlerce Kırım Tatarı geleceğini yeniden inşa etmek umuduyla anavatana döndü. Ancak 2014 yılında tarih yeniden kapımızı çaldı. Rusya Kırım’ı işgal ederek baskıyı, korkuyu ve sömürgeci şiddeti yeniden getirdi.” ifadelerini kullandı. “RUSYA, KIRIM’DA DEMOGRAFİK MÜHENDİSLİK YAPIYOR” Bugün, Kırım Tatarlarının ev baskınları, keyfi tutuklamalar, işkenceler, kaçırılmalar başta olmak üzere sistematik baskılarla karşı karşıya olduğunu belirten Celal, Kırım’ın militarizasyonun, baskının ve bilinçli demografik mühendisliğin uygulandığı bir alana dönüştürüldüğünü, 500 bin ila 800 bin arasında Rus vatandaşının Kırım’a yerleştirildiğini kaydetti. Celal konuşmasının devamında, “Ancak Kremlin’in hiçbir zaman anlayamadığı bir gerçek vardır. Bir halk sürgün edilebilir. Bir halk zulme uğrayabilir. Bir halk hapsedilebilir. Ama hafızasını koruyan bir halk asla yenilemez. Ukrayna’nın tutumu nettir ve değişmemiştir: Kırım, Ukrayna’dır. Kırım Tatarları, Kırım’ın yerli halkıdır.” diye konuştu. “KIRIM’A GERİ DÖNECEĞİZ” Bugün Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının özgürlük ve bağımsızlık için omuz omuza mücadele ettiğini anımsayan Celâl, mücadelelerinde Türkiye’nin ve diğer uluslararası ortakların dayanışması için minnettar olduklarını vurguladı. Celâl, “Sessiz kalmayacağız, adalet sağlanana kadar durmayacağız. Kırım bizim yurdumuzdur ve geri döneceğiz.” diyerek konuşmasını tamamladı. “SOVYETLER 30 HALKI YOK ETTİ” Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ise Sovyet yöneticilerinin Kırım Tatarlarına yönelik “Tarih sahnesinden silindiler” sözünü anımsatarak, “Stalin’in şöhreti Sovyetler Birliği içindeki nüfusu az halkları yok etmekle irtibatlıdır. Resmî rakamlara göre 15 ile 16 milyon; gayriresmî rakamlara göre ise 30 milyon insan ya öldürüldü ya da Sibirya’ya, Orta Asya çöllerine sürüldü. 1930 tarihli Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nde Sovyetler Birliği’nde yaşayan 150 halktan bahsedilir. Aynı ansiklopedinin 1960 sürümünde ise bu sayı 120’ye düşmüştür. Sovyetler, 30 halkı yok etmiştir.” ifadelerini kullandı. “KIRIM TATAR MİLLÎ HAREKETİ BÜTÜN DÜNYADA NAM KAZANMIŞTIR” Kırım Tatarlarının bu şartlar altında eşine rastlanmayan bir var olma mücadelesi verdiğini ve bunu da başardığını aktaran Şahin, “Kırım Tatar millî hareketi, aynı zamanda bir insan hakları, hukuk ve adalet hareketi olarak sadece Sovyet aydınları arasında değil bütün dünyada nam kazanmıştır.” dedi. Şahin, Kırım Tatarlarının Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından yeniden işgal edilmesinden sonra Ukrayna halkıyla beraber kararlı bir mücadeleye başladığını ifade etti. “TEATRAL GÖSTERİ DÜZENLENDİ” Konuşmalarından ardından tarihî hafızayı diri tutmak amacıyla belgesel gösterimi yapıldı. Daha sonra ise dans topluluğu Cıyın Ansambli ve Kırım Ailesi tarafından 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nı anlatan teatral gösteri düzenledi. Sürgünde yaşanan acıları sahneye taşıyan gösteri, izleyicilere duygu dolu anlar yaşattı. Anma toplantısı toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin: Şehitlerimizin aziz hatırası önünde her zaman saygıyla eğileceğiz Haber

Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin: Şehitlerimizin aziz hatırası önünde her zaman saygıyla eğileceğiz

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. Yıl dönümünde Kırım Haber Ajansı (QHA) aracılığıyla bir anma mesajı paylaşan Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, 18 Mayıs'ın Kırım Tatar halkının geleceği, kimliği, millî hareketi ve vatanına olan bağlılığının teyit edildiği bir tarih olduğunun altını çizdi. Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümünde QHA aracılığıyla bir anma mesajı paylaştı. Şahin, 18 Mayıs'ın Kırım Tatar halkının geleceği, kimliği, millî hareketi ve vatanına olan bağlılığının teyit edildiği bir tarih… pic.twitter.com/G3eHJzx7Z1 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 “KIRIM TATAR HALKININ GELECEĞİ AYDINLIK OLACAKTIR” Şahin, şu ifadelere yer verdi: Bu bizim unutacağımız bir gün değil; bilakis geleceğimize, kimliğimize, millî hareketimize ve Kırımımıza olan bağlılığımızı teyit ettiğimiz bir gün; inancımızı kuvvetlendirdiğimiz, imanımızı kuvvetlendirdiğimiz bir gün. Kırım Tatar halkının geleceği aydınlık olacaktır diye düşünüyoruz. 18 Mayıs 1944 de her zaman bizim hatıramızda canlı olarak yaşayacak. Şehitlerimizin aziz hatırası önünde her zaman saygıyla eğileceğiz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı Haber

Bir avuç halk değil bir yumruk millet: 18 Mayıs şehitleri Ankara'da anıldı

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından Ankara’nın Ulus Meydanı’ndaki Atatürk heykeli önünde saat 14.00’te açık hava toplantısı düzenlenerek basın açıklaması gerçekleştirildi. Mitinge, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkan Yardımcısı Av. Namık Kemal Bayar, Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu ve Tuvgan Til İnternet Sayfası Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin başta olmak üzere Kırım Tatar diasporasından çok sayıda isim ile çeşitli STK’ların temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Mitinge katılan Kırım Tatar diasporası temsilcileri, Kırım’daki siyasi tutsakların fotoğraflarının yer aldığı dövizleri taşıdı. Anma mitingi, Türkiye, Ukrayna ve Kırım Tatar millî marşlarının okunmasıyla başladı. “82 YIL GEÇTİ AMA ACILAR DÜN GİBİ TAZE” Mitingin açış konuşması Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl tarafından yapıldı. “Bu, yalnızca zorla yerinden edilme eylemi değildi. Bu, Kırım’ın yerli halkını vatanından, tarihî hafızasından, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakmaya yönelik bilinçli bir girişimdi.” diyen Büyükelçi Celâl, aradan 82 yıl geçmesine rağmen yaşanan acıların hâlâ taze olduğunu vurguladı. “KIRIM TATARLARI VE UKRAYNA HALKI İŞGALCİ RUSYA’YA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE EDİYOR” Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal etmesiyle yarımadaya yeni bir baskı dalgasının geldiğini belirten Celâl, Kırım’da yaşananları şöyle özetledi: Siyasi sebeplerle gerçekleştirilen tutuklamalar, insanların kaçırılması, ifade özgürlüğünün yok edilmesi, Kırım Tatar halkının millî kimliğinin bastırılması ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler. İşte bugün Kırım’da olanlar bunlar. Celâl, 1944 Sürgünü'nün ve 2014 işgalinin Kırım Tatar halkının iradesini zayıflatamadığını aksine topraklarına, onurlarına ve özgürlüklerine sıkıca bağlandıklarını kaydetti. “Kırım Tatarları tüm Ukrayna halkıyla birlikte kendi ana vatanlarında özgürce yaşama hakkı için mücadelelerini sürdürüyor.” diyen Celâl, Kırım Tatarlarının Ukrayna ordusunda vatanlarını korumak için cesur bir şekilde mücadele ettiklerini anımsattı. “TÜRKİYE’NİN TUTUMUNU TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Celâl, Türkiye’nin Ukrayna’ya ve Kırım Tatarlarına olan desteğini takdirle karşıladıklarını ifade ederek şöyle devam etti: Uluslararası ortaklarımızın ilkesel duruşunu, özellikle de Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü, Kırım Tatarlarının haklarını ve Karadeniz bölgesinde adaleti kararlılıkla destekleyen dost Türkiye Cumhuriyeti’nin tutumunu yüksek takdirle karşılıyoruz. “STALİN YOK OLDU AMA KIRIM TATARLARI YAŞADI” Kırım Derneği Genel Başkanı Şahin ise konuşmasının başında Kırım Tatarlarının nüfusunun yarısının o meşum sürgünde hayatını kaybettiğini belirtti. “Sürgün, Kırım Tatar halkı için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü.” diyen Şahin, sürgün vagonlarında başlayan Kırım Tatar millî hareketinin 1950 ile 1960 yılları arasında dünyada sesini duyurmaya başladığını, “bir avuç halk” denilen Kırım Tatarlarının ayağa kalktığını aktardı. Kırım Tatar millî hareketinin, aynı zamanda insan hakları ve hukuk hareketi olduğunu belirten Şahin, “Sovyetler yıkıldı, Stalin yok oldu ama Kırım Tatarları yaşadı.” ifadelerini kullandı. “KIRIM TATARLARI VATANLARINA OLAN BAĞINI KOPARMADI” Rusya’nın Kırım’ı işgal ettikten sonra Kırım Tatar millî hareketinin yok edilmeye, KTMM’nin terörle ilişkilendirilmeye çalışıldığını bildiren Şahin, konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: Bugün Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Ancak hiçbir Kırım Tatarı vatanlarına olan bağını koparmadı. Biz her 18 Mayıs’ta yaşama olan inancımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman Kırım’dan vazgeçmeyeceğiz. Bir gün tekrar vatanımıza döneceğiz, medeniyetimizi ve kültürümüzü yaşatacağız. Geleceğimizi, Türkiye Ukrayna dostluğuyla beraber görüyoruz. “HER BİR RAKAM BİR İNSAN DEMEKTİR” KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Yüksel, Kırım Tatarlarının sürgünü asla unutmayacaklarını söyleyerek başladığı konuşmasında, sürgüne ilişkin hâla bilinmezlerin olduğunu bu nedenle Sovyet arşivlerinin açılması ve incelenmesi gerektiğini aktardı. “İstatistiklerdeki her bir rakam bir insanın hayat hikâyesidir.” diyen Yüksel, 8 ülkenin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıdığını ancak bununla yetinilemeyeceğini, uluslararası mahkemelerde de davaların açılarak soykırımın tüm dünya tarafından kabul edilmesi gerektiğini ifade etti. “MÜCADELEMİZ DURMADAN SÜRECEK” KTMM’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve Kırım’ın özgürlüğü için mücadele ettiğini belirten Yüksel, KTMM’nin yakın zamanda Ukrayna’da Kırım Tatarlarının yetkili temsilcisi olma hakkına kavuştuğunu hatırlattı. Yapmaları gereken çok iş olduğunu belirten Yüksel şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatarları, Ukrayna halkıyla birlikte ön cephede işgalcilere karşı mücadele ediyor. Rus işgaline karşı sergilediği üstün cesaret nedeniyle üç Kırım Tatarı ‘Ukrayna Kahramanı’ ünvanına ve ‘Altın Yıldız’ nişanına layık görüldü. Mücadelemiz durmadan sürecek. KIRIM DERNEĞİNDEN 82. YIL DÖNÜMÜNE ÖZEL BASIN BİLDİRİSİ DQTK Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı Bayar, Kırım Derneği Genel Merkezinin 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nün 82. yıl dönümü vesilesiyle 16 Mayıs 2026 tarihinde 3 dilde yayımladığı basın bildirisini katılımcılarla paylaştı. Sürgünde Kırım Tatar nüfusunun yüzde 46’sının vefat ettiğini aktaran Bayar, “Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir.” dedi. “PUTİN, KIRIM’I AÇIK HAVA HAPİSHANESİNE DÖNÜŞTÜRDÜ” Sovyet zihniyetinin bugün Putin Rusya’sında devam ettiğine dikkat çeken Bayar, “Putin, 27 Şubat 2014 tarihinden itibaren Kırım’ı işgal ederek bu sistematik kötülüğü kaldığı yerden devam ettirmiştir. KTMM’nin faaliyetlerini hukuksuz bir kararla yasaklayan, millî liderleri vatanına sokmayan ve kendisine tehdit olarak gördüklerini hapislerde tutan Rusya; Kırım Tatarlarının 25 yıllık demokratik ve kültürel birikimini gasp ederken Kırım’ı bir ‘açık hava hapishanesine’ dönüştürmüştür.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’DA 351 SİYASİ TUTSAK BULUNUYOR” Bayar, Kırım’daki siyasi tutsakları hatırlatarak, “Bugün itibariyle Kırım'da Rusya'nın işgaline karşı direnmeleri nedeniyle haksız ve mesnetsiz suçlamalarla 351 kişi siyasi mahkûm olarak bulunmaktadır. Bunlardan 60'ı kadın olmak üzere 181'i Kırım Tatarıdır. Kırım'ın toplam nüfusunun yüzde 10'u Kırım Tatarlarından oluşurken siyasi mahkûmların yüzde 55'i Kırım Tatarlarıdır.” dedi. Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik başlattığı topyekûn işgal saldırılarına atıfta bulunan Bayar, “Rusya’nın Ukrayna genelinde yürüttüğü saldırganlık ve pervasızca işlediği savaş suçları uluslararası toplumun vicdanını yaralamaya devam etmektedir. 18 Mayıs 1944 Soykırımı’nın sorumlularının bugünkü mirasçısı olan mevcut yönetim, geçmişin yaralarını sarmak bir yana, sürgün ve soykırım politikalarını modern dünyanın gözü önünde tırmandırmaktadır.” ifadelerine yer vererek konuşmasını tamamladı. “UKRAYNA’DA İNSAN ONURU KAZANACAK” Ankara Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu da Kırım Tatarlarının topraklarından kopararak kimliklerinin yok edilmeye çalışıldığını ama başaramadıklarını aktardı. “Kırım Tatar halkı hafızasını, dilini, kültürünü, inancını ve vatan sevgisini korudu.” diyen Ambarkütükoğlu Rusya’nın dün olduğu gibi bugün de insanları susturmaya, özgürlükleri yok etmeye ve korku yaratmaya çalıştığını ifade etti. Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yalnız olmadığının altını çizen Ambarkütükoğlu, “Ben inanıyorum ki bir gün hep birlikte özgür Kırım’da, özgür Ukrayna’da barışın, adaletin ve insan onurunun kazandığını göreceğiz.” dedi. Miting gerçekleştirilen konuşmaların ve katılımcılar tarafından atılan “Kırım Tatar halkı teslim olmayacak”, “Millet, vatan, Kırım” sloganlarıyla sona erdi.

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser! Haber

Ankara’da dombra ezgileri: Genç Yürekler Dergisi’nden özel konser!

Genç Yürekler Dergisi tarafından düzenlenen "Dombra Konseri", Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde düzenlendi. Program kapsamında, Kazakistan’ın Almatı şehrinden davet edilen ve “Deli Ozan” lakabıyla bilinen, dombra sanatçısı Semih İpek sahne aldı. Etkinliğin açılışında konuşan Kırım Derneği Genel Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve Genç Yürekler Dergisi Yazı İşleri Müdürü Cem Arslan, derginin son sayısının Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’ya ithaf edildiğini belirterek bu kapsamda özel bir sayı hazırladıklarını söyledi. Ayrıca Arslan, derginin etkinlik kapsamında katılımcılara hediye olarak sunulduğunu ifade etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Hüseyin Kanat ise derginin yaklaşık 6 yıldır çıkarıldığını ve 16. sayıya ulaştığını vurgulayarak, etkinlikler de gerçekleştirdiklerini bildirdi. "KIRIM'IN GELECEĞİ VE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ" Programda söz alan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, Kırım Derneğinin faaliyetlerine değinerek Kırım’ın geleceği ve özgürlüğü için mücadele ettiklerini söyledi. Bayar ayrıca, insani yardım ve araştırma alanında faaliyet gösteren ANDA Derneği ile birlikte Anadolu’dan Ukrayna’ya yönelik bir yardım kampanyası başlattıklarını belirterek, etkinliğe katılan misafirlere bu sürece destek olmaları çağrısında bulundu. DELİ OZAN’DAN TÜRK DÜNYASI EZGİLERİ Konuşmaların ardından sahne alan dombra sanatçısı Semih İpek, Türkistan coğrafyası ile Nogay, Azerbaycan ve Anadolu’ya ait şarkılar, müzikleri ve bu eserlerin hikâyelerini dinleyicilerle paylaştı. Sanatçı, icra ettiği eserlerde acı ve sevgi temalarını öne çıkarırken, Rus İmparatorluğu'nun istilasına karşı direnen Nogay köyünü anlatan “Kangalı” türküsünü ve eşine yazdığı kendi eserini seslendirdi. Sanatçının çaldığı ezgiler, dinleyicileri bozkırlara ve dağlara götürürken, anlatıcı yeteneğiyle izleyicileri güçlü duygularla buluşturdu. İpek, Türk dünyasının sanat ve kültür âleminin ne kadar güçlü ve çeşitliliklerle dolu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. HEDİYELEŞME VE İKRAM SOFRASI Program kapsamında Semih İpek, Kırım Derneği Genel Merkezi Başkanı Mükremin Şahin’e Azerbaycan’da neşredilen, İsmail Bey Gaspıralı’nın yazıları ve mektuplarını içeren bir kitabı hediye etti. Genç Yürekler Dergisi Yayın Kurulu üyesi Kanat’a ise Türkistan coğrafyasının ruhunu yansıtan dombra figürü takdim edildi. Programın sonunda, Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi bünyesinde hizmet veren Kırım Tatar mutfağı Qalaqay’da katılımcılara ikramlar sunuldu.

Kırım’ın işgalinin 12. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır! Haber

Kırım’ın işgalinin 12. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır!

Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü” paneli 26 Şubat'ta Millî Kütüphane Yunus Emre Konferans Salonu’nda yapıldı. Prof. Dr. Gayana Yüksel, Prof. Dr. Sezai Özçelik, Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve Dr. Yuliya Biletska’nın panelistlerinden olduğu etkinliğin açış konuşmaları Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal’in eşi Leviza Celal, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Ukrayna Derneği Genel Başkanı İrına Ambarkütükoğlu tarafından yapıldı. "KIRIM UKRAYNA’DIR. KIRIM, KIRIM TATAR HALKININ ANA YURDUDUR" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in eşi Leviza Celâl açılış konuşmasında, Kırım’ın kendisi için bir toprak parçası olmadığını söyleyerek konuşmasına başladı. Kırım için “Fırtınadan sonra denizin kokusudur, Bahçesaray’da yükselen ezan sesidir. Sürgünden dönen ve bir daha asla topraklarını kaybetmeyeceklerine inanan atalarımızın mezarlarıdır.” diyen Celal, 1944 yılında yaşanan sürgüne de atıf yaparak korkunun on iki yıl önce yeniden ve yine Moskova’dan geldiğini ifade etti. Celal, “Bizi yine susturmaya çalışıyorlar ama biz susmuyoruz… Kırım Ukrayna’dır. Kırım, Kırım Tatar halkının ana yurdudur. Kırım, özgürlüğünü bekleyen bir evdir. İşgal binaları alabilir. Toprağımıza yabancı bayraklar asabilir. Ama onurumuzu alamaz. Hafızamızı alamaz. İnancımızı alamaz.” diye vurguladıktan sonra 26 Şubat’ı ve direnen kimseyi unutmadıklarını belirterek, Kırım’ın özgür olacağına olan inancı ile sözlerini sonlandırdı. Açılışta Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de ve dünyada Kırım Tatarlarının teşkilatlanmasından söz açarak Türkiye’de Kırım Derneği’nin 25 şubesi olduğunu, ayrıca çok sayıda temsilcilik ve başka dernekler bulunduğunu belirtti. Dünyada ise 20 ülkede Kırım Tatar diasporasının olduğunu ifade eden Şahin, Kırım halkını temsil eden teşkilatın ise Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) olduğunu söyledi. Ancak KTMM’nin sürgünde olduğunu vurgulayan Şahin, Kırım Tatarları olarak diasporada hem Ukrayna’nın hem de Türkiye’nin geleceği ve bu iki ülkenin stratejik iş birliğini desteklemek istediklerini de ifade etti. Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu ise, “Bugün burada yalnızca bir tarihi anmak için değil, bir halkın onurunu ve dirilişini hatırlamak için toplandık. Kırım Tatar halkının özgürlük iradesini dünyaya ilan ettiği gündür. Aynı zamanda bu tarih Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sahip çıkma kararlılığının sembolüdür. Kırım’ın işgali yalnızca bir toprak meselesi değildir. Bu uluslararası hukuk, insan haklarının ve adaletin ihlalidir." diye konuştu. 7 MİLYONDAN FAZLA UKRAYNA VATANDAŞI ÜLKE DIŞINA ÇIKTI Açış konuşmalarının ardından panele geçildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Ersin Orallı moderatörlüğünde gerçekleşen panelde ilk sözü Prof. Dr. Gayana Yüksel aldı. Yüksel, savaşın, askeri, ekonomik, sosyal boyutları olduğundan bahisle sözüne başladı. Ancak en önemli olanın insanın yaşadığı tecrübesi olduğunu ifade etti. “Bizim hayatımız üçe bölündü. 2024’ten önce, 2022’ye kadar ve şimdiki devam eden süreç” diyen Yüksel, savaş başladıktan bir süre sonra Kırım Tatar Milli Meclisinin toplandığını ve Ukrayna’dan insanların tahliyesini organize ettiğini, 50 bin kişinin Türkiye’ye geldiğini belirtti. Şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 21’inin işgal altında olduğunu söyleyen Yüksel, 55 bin Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, ayrıca çok sayıda askerin kayıp olduğunu, sivil kayıpların en az 15 bin olduğunun tahmin edilmekte olup, 42 bin sivilin yaralandığını, 7 milyondan fazla Ukrayna vatandaşının ülke dışına çıktığını 3,5 milyon kişinin Ukrayna içinde yerinden edildiğini söyledi. "KIRIM DÜĞÜMÜ ÇÖZÜLMEDEN, SAVAŞ SADECE DONMUŞ BİR ÇATIŞMAYA DÖNÜŞÜR" Yüksel’in ardından Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yuliya Biletska, kendisine savaşın ne zaman biteceği sorulduğunda, bu sorudan kastedilen Ukrayna’nın mücadeleyi bırakması ise bu savaşın uzun süre bitmeyeceğini söylediğini ifade etti. “Ukrayna savunmayı bırakırsa savaş Avrupa’ya sıçrar” diyen Biletska “2026 için Avrupa güvenliğinin dayanağı sadece NATO değil aynı zamanda Ukraynadır." dedi. Sürecin Kırım’la başladığını belirten Biletska o dönemde bu saldırganlık çok ciddiye alınmayıp, bu kadarla sınırlı kalacağı anlayışında olunduğunu, revizyonist bir gücün durdurulamadığında geri çekilmeyeceğini tam tersine cesaretleneceğini belirtirken, Kırım’dan sonra sürecin böyle geliştiğini ifade etti. Biletska şöyle devam etti: Gerçek bir barış stratejisi, tavizler üzerine kurulamaz. Gerçek barış, Kremlin’in cezasız kalacağına dair inancını zayıflatmakla mümkündür. Barış, saldırganın özgüveni kırıldığında başlar. Ve en önemlisi Kırım çözülmeden bu savaş gerçekten çözülmez. Kırım’ın statüsü netleşmeden, “istikrarlı barış”tan söz etmek mümkün değil. Kırım düğümü çözülmeden, savaş sadece donmuş bir çatışmaya dönüşür. Şunu da iyi biliyoruz. Kırım sadece işgal edilmedi. Askerîleştirildi. ÖZÇELİK: RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE SALDIRABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR Biletska’nın ardından söz alan Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik, Amerika’da bir düşünce kuruluşunun yaptığı araştırmada, Türkiye’de halkın yüzde 80’inin Amerika’ya güvenmediğini, bu nedenle Ukrayna’nın Rusya ile haklı mücadelesinde, Batı’nın emperyalist bir adımı olarak Rusya’nın burada mağdur olduğuna dair bir anlayış olduğunun Türk kamuoyunda görüldüğünü belirtti. Başka bir araştırmada ise Türk halkının dış politika anlamında en güvendiği liderin Zelenskıy olduğunu bu bakış açısıyla bakıldığında ise Türkiye’de kamuoyunun Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Ukrayna’nın yanında yer aldığını ifade etti. “Buradaki temel konu özellikle Türk halkının bunu bir jeopolitik ve jeostratejik bir oyun olarak görmesi” diyen Özçelik, buna karşı olduğunu “bu jeopolitik ve jeostratejik fetişizmden uzaklaşılması gerektiğini düşündüğünü” ifade etti. Putin’in durdurulması gerektiğini, Türkiye’nin stratejik körlük yaşamaması gerektiğini belirten Özçelik, Rusya’nın Türkiye’ye de saldıracağını unutmadan hareket etmenin gerekli olduğunu vurguladı.

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi Haber

Rusya'nın Ukrayna'da 4 yıldır sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi Ankara'da telin edildi

Türkiye'de yaşayan Ukrain ve Kırım Tatarları, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 4. yıl dönümü nedeniyle Ankara’da Ukrayna Parkı’nda bir araya geldi. Program, Ukrayna, Türkiye ve Kırım Tatar millî marşlarının söylenmesi ile başladı. Ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşta hayatını kaybedenler ve sivillerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl bir konuşma yaptı. Celal konuşmasına, “2022’den çok önce başlayan saldırganlığın yeni bir evresi olan, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı işgal girişiminin yıl dönümünü anıyoruz” diye başladı. Büyükelçi, konuşmasında saldırılara değinerek “2014’te Kırım’ın işgaliyle başlamıştı. Üzerlerinde hiçbir işaret bulunmayan ilk Rus askerleriyle başladı. Aralarında işgalin ilk kurbanlarından biri olan Kırım Tatarı Reşat Ametov’un da bulunduğu, kaçırılan ve işkence edilerek öldürülen ilk insanlarla başladı. Siyasi baskılarla, ev baskınlarıyla, Kırım Tatar Milli Meclisinin yasaklanmasıyla, yarımadada ifade özgürlüğünün ve insan haklarının yok edilmesiyle başladı.” diye sürdürdü. “O zaman saldırgan uluslararası hukuku cezasız bir şekilde çiğneyip çiğneyemeyeceğini sınadı, 24 Şubat 2022’de saldırganlık açık ve tam kapsamlı bir işgale dönüştü” diyen Celal, binlerce ölü, şehirlerin yıkılması ve milyonlarca kişinin zorunlu göçmen durumuna düşmesine de değindi. Halen Rus hapishanelerinde tutulan binlerce Ukraynalı savaş esiri ve sivil rehineler olduğunu belirten Celal, “Bu insanlar ülkelerini sevdikleri için cezalandırılıyorlar” dedi. Ukrayna askerlerinin cesareti ve Ukrayna halkının direncine dünyanın şahit olduğunu ifade eden Celal, Ukrayna halkının uluslararası toplumu Ukrayna’yı desteklemeye teşvik eden bir birlik gösterdiğini vurguladı. “NUMAN ÇELEBİCİHAN VATANI UĞRUNA CANINI VERMEYE YEMİN ETMİŞTİ” 23 Nisan 1918’de Bolşevikler tarafından öldürülen Numan Çelebicihan’ı da anan Celal, Çelebicihan’ın vatanı uğruna canını vermeye yemin ettiğini hatırlatarak, "Bugün binlerce Ukraynalı da devletinin özgürlüğü için canını vermeye hazır" diye konuştu. Ukrayna’nın adil bir barış istediğini sözlerine ekleyen Celal, “Ukrayna barış istiyor. Ama adil bir barış. Tüm işgal altındaki toprakların özgürlüğe kavuşması anlamına gelen bir barış. Hukuka aykırı bir şekilde kaçırılan her Ukraynalı çocuğun geri dönmesi. Tüm savaş esirlerinin ve siyasi tutukluların serbest bırakılması. Saldırganın adalet önünde hesap vermesi.” diyerek adil bir barış istediklerini vurguladı. Celal, Ukrayna’nın 2014’te ve 2022’de ayakta kaldığını ve zafere kadar ayakta kalacağını da söyleyerek “Yaşasın Ukrayna” sözleri ile konuşmasını tamamladı. “IŞIK AYNI ZAMANDA ONUR VE HAYATTIR” Celal’den sonra sözü Ankara Ukrayna Derneği Başkanı İrına Ambarkütükoğlu aldı. Ambarkütükoğlu, “Biz evimizden uzaktayız ama 24 Şubat 2022’den bu yana mesafe bizim için artık kilometrelerle ölçülmüyor; kaygılarla, haberlerle, sevdiklerimizin sesini beklemekle ve bir sabahın sirenler olmadan başlayacağına dair inançla ölçülüyor.” dedi. Mücadele edenlerin ve bekleyenlerin yanında olduklarını ve artık konuşamayanlar adına konuştuklarını belirten Ambarkütükoğlu “Hafıza ve sorumluluk bizi, uzakta olsak bile bir kılar” diye konuştu. Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik düzenlediği sistematik saldırılar sebebiyle karanlığa gömüldüğünde, ışığın yalnızca elektrik olmadığını derinden hissettiklerini belirten Ambarkütükoğlu “Işık aynı zamanda onu ve hayattır” diye vurguladı. Ambarkütükoğlu, konuşmasının devamında Türk halkına dayanışma, merhamet ve desteği için teşekkür etti. “KIRIM TATARLARI GELECEKLERİNİ UKRAYNA HALKI İLE BERABER KURMAK İSTİYORLAR” Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de Kırım Tatarlarının çok kalabalık bir şekilde yaşadıklarını ifade etti. Şahin, dünyada yirmiden fazla ülkede Kırım Tatar diasporası olduğunu belirterek, bütün Kırım Tatarlarının Ukrayna halkının yanında olduğunu vurguladı. “Kırım Tatarları geleceklerini Ukrayna halkı ile beraber kurmak istiyorlar” diyen Şahin, bugün dünyada güçlü olanın sözünün geçtiği ve istediğini yaptığı bir süreç yaşandığını da belirtti. Şahin, Birleşmiş Milletlerin kuralları, uluslararası hukuk, adalet gibi kavramların ise artık konuşulmadığını söyleyerek, “güçlü olan, silahı olan, nükleer silahı olan devletlerin her şeyi yapabileceğini zannettiklerini” ancak “Ukrayna halkının iradesi, kararlılığı, Kırım Tatar halkının iradesi hiçbir zaman bu zorbalık karşısında” diz çökmeyeceğini sözlerine ekledi. Ukrayna halkının Kırım Tatar halkıyla omuz omuza mücadeleyi kazanacağını vurgulayan Şahin, “Bizim irademiz, kararlılığımız, savaşma gücümüz, onların füzelerinden, nükleer silahlardan daha kuvvetli” dedi. ŞEN: ŞÜPHESİZ Kİ TARİH YAZILDIĞINDA BUGÜNLERİ HAYIRLA YAD ETMEYECEKTİR Şahin’den sonra söz alan Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, “Kırım vatandır, Kırım Ukraynadır” sözleri ile konuşmasına başladı. Şen, Kırım’ın yasa dışı işgalinin 12. yılında, Rus saldırganlığının ve bağımsız Ukrayna’yı işgal ve yok etme girişiminin dördüncü yılına vurgu yaparak, “Dünya insanlık tarihinin en şovenist ve katliamcı insan hakları ihlalcisi bir ülkenin zulmüne karşı direniyoruz. Bugün artık Ukrayna’nın işgal ve soykırımına karşı direnişinin şanlı tarihi yazılmaktadır” şeklinde konuştu. Şen, “Tarih kanla yazılır derler ama bu kan yiğitçe savaşanların askerlerin kanlarıdır. Oysa 12 yıldır sürdürülen mücadele insanlıktan nasibini almamış bir devletin zulmüyle, soykırımı ile yazılmaktadır.” diye konuştu. Şen, olayların gelecekte nasıl hatırlanacağına ilişkin olarak şu sözleri kullandı: Şüphesiz ki, tarih yazıldığında bugünleri hayırla yad etmeyecektir. “MESAFE HİÇ ÖNEMLİ DEĞİLDİR, KALBİMİZ BİRDİR” Ukrayna Kültür Derneği Başkan Yardımcısı Aliya Usenova ise, “Biz burada kimseye karşı kin ve nefreti çoğaltmak için değil, bizi duyun diye bulunuyoruz.” dedi. Türkiye’den uzak olmadıklarını arada yalnızca bir deniz olduğunu söyleyen Usenova, “Mesafe hiç önemli değildir, kalbimiz birdir” diyerek sözlerini sürdürdü. Mitinge katılanlardan da söz eden Usenova, çevrede görülen çok çeşitli bayraklara değinerek, bu bayrakları tutan kişilerin hepsinin kayıp, esir ve ölen askerlerin yakınları olduğunu söyledi. Mücadeleye devam edeceklerinin vurgusunu yapan Usenova “Eğer biz susarsak, siz bizi duymazsınız” dedi. Türkiye’ye her zaman destek olduğu için ve yardımları için teşekkür eden Usenova, Türkiye’nin insani konularda olduğu kadar esir değişimindeki rolünün büyüklüğünü de vurguladı. Şu anda Ukrayna’da yaşananların savaş olmadığını ve özgür bir halk olarak her zaman gerçekleri söylediklerini ifade eden Usenova, “Biz buna terör demesek deriz ki sivil insanları öldüren, başka ülkelerin topraklarına silahlı saldırılar düzenleyenler kimdir? Olanlar nedir? Cevabını siz veriniz.” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sürdürdüğü savaşın 4. yılı arifesinde günün anısına esarette olan Ukrayna kahramanlarının fotoğraflarının olduğu 140 metrelik bir pankart açıldı.

Ankara’da Numan Çelebicihan ve Kırım Tatar şehitleri anıldı Haber

Ankara’da Numan Çelebicihan ve Kırım Tatar şehitleri anıldı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi tarafından 21 Şubat 2026 tarihinde düzenlenen programda, Kırım Tatar halkının efsanevî lideri Numan Çelebicihan ve vatan mücadelesinde hayatını kaybeden tüm Kırım Tatar şehitler anıldı. Yoğun ilginin olduğu etkinliğe, Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ile Büyükelçilik Müsteşarı Denis Zolotaryov da katıldı. Programın açılış konuşmasını Kırım Derneği Gençlik Kolları Başkanı Samet Cengiz gerçekleştirerek, Numan Çelebicihan’ın Kırım Tatar halkının millî hafızasında bağımsızlık ve adalet mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğunu vurguladı. Ardından söz alan Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatarlarının tarih boyunca maruz kaldığı baskı ve sürgünlere rağmen kimlik ve vatan mücadelesinden vazgeçmediğini belirterek, Çelebicihan’ın Kırım Tatar halkına kaybettiği ruhu ve yaşama iradesini yeniden kazandıran bir lider olduğunu ifade etti. Şahin, Çelebicihan’ın fikirlerinin Kırım Tatar düşüncesinin temelini oluşturduğunu, onun ortaya koyduğu ideallerin bugün de geçerliliğini koruduğunu söyledi. 1917’de Kırım’da farklı halkların birlikte yaşayacağı adil ve ortak bir yönetim modeli önerdiğini hatırlatan Şahin, bu yaklaşımın günümüzde de Kırım’ın geleceği için önemli bir yol haritası niteliği taşıdığını dile getirdi. NARİMAN CELÂL: BİRLİK VE DAYANIŞMAYLA KIRIM'DA TEKRAR ÖZGÜR YAŞAYACAĞIZ Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl konuşmasında, Kırım Tatar halkının tarih boyunca ağır baskılar ve sürgünler yaşadığını hatırlatarak, aydınların yok edilmesiyle birlikte tüm milletin vatanından koparıldığını söyledi. Numan Çelebicihan ve İsmail Bey Gaspıralı’nın ortaya koyduğu birlik ve dayanışma fikrinin bugün de yol gösterici olduğunu belirten Celal, Kırım Tatarlarının en önemli görevinin bu mirası yaşatmak olduğunu ifade etti. Celal, Kırım Tatarlarının tarihini unutmaması ve gelecek nesillere aktarması gerektiğini vurgulayarak, farklı halkların birlikte yaşayabildiği bir Kırım idealinin sürdüğünü dile getirdi. Ukrayna’da Kırım Tatarlarıyla birlikte birçok halkın ortak bir mücadele verdiğini kaydeden Celâl, birlik ve dayanışmanın tüm zorlukların aşılmasında belirleyici olacağını söyledi. Kırım Tatarlarının yeniden vatanlarında özgür şekilde yaşayacaklarına inandığını dile getiren Ukrayna Büyükelçisi, “Zor olacak ancak gücümüz ve inancımız yeter. Allah’ın yardımı ve birlikteliğimizle bunu başaracağız.” dedi. ŞİİRLER VE DUALAR OKUNDU Program kapsamında şiir dinletisiyle başlayan bölümde, tüm katılımcılar ayağa kalkarak önder ve şehitler için saygı duruşunda bulundu. Gençlik Kolları üyeleri tarafından Noman Çelebicihan’a ithaf edilen şiirler “Mende Ant Ettim” başta olmak üzere Hamdi Giraybay ve Şakir Seim'in kaleme aldığı “Yaralanğan Türküler” okunarak, Kırım Tatar halkının vatan ve özgürlük mücadelesi bir kez daha hatırlatıldı. Program, Numan Çelebicihan ve tüm Kırım Tatar şehitler için yapılan dua ile sona erdi.

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği Haber

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği

Ukrayna’da devam eden savaşın yol açtığı insani krizin etkilerini hafifletmek amacıyla, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Anda İnsani Yardım ve Arama Kurtarma Derneği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol, 17 Şubat 2026 tarihinde taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından resmiyet kazandı. MAĞDURLAR İÇİN TÜRKİYE ÇAPINDA SEFERBERLİK Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ve Anda Derneği Başkanı Okan Tosun tarafından imzalanan protokol, Ukrayna'da savaşın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veren mazlum ve mağdur sivillere yönelik yardım faaliyetlerini kapsıyor. Söz konusu iş birliği ile Türkiye genelinde büyük çaplı kampanyalar düzenlenerek gıda, giyim ve tıbbi malzeme desteği sağlanması hedefleniyor. UKRAYNA'DA KRİTİK EŞİK: BARINMA VE ISINMA SORUN Son aylarda yoğunlaşan hava saldırıları nedeniyle barınma, ısınma ve iaşe yetersizliğinin had safhaya vardığı Ukrayna'da durum insani kriz seviyesine gelmek üzere. Ukrayna'da savaşın başladığı ilk aylarda Türkiye'den önemli miktarda yardımı Ukrayna’ya ulaştıran Anda Derneği, Afganistan, Irak, Suriye, Gazze ve Afrika'da önemli yardım organizasyonları icra ediyor ve okul, yetimhane, eğitim ve kültür merkezleri, aşevleri hizmetleri veriyor. DETAYLAR YAKINDA AÇIKLANACAK İki dernek tarafından yürütülecek yardım çalışmalarının lojistik detayları, bağış kanalları ve kampanya takvimi yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacak. Protokol, Türkiye'deki Kırım Tatar diasporasının anavatanları ve Ukrayna halkı ile olan sarsılmaz dayanışmasını bir kez daha teyit etmiş oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.