Kırım’ın işgalinin 12. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır!
Kırım’ın işgalinin 12. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır!
Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü” paneli Ankara’da Milli Kütüphane’de, 26 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşti.
Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 14:55
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 14:55
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü” paneli 26 Şubat'ta Millî Kütüphane Yunus Emre Konferans Salonu’nda yapıldı. Prof. Dr. Gayana Yüksel, Prof. Dr. Sezai Özçelik, Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve Dr. Yuliya Biletska’nın panelistlerinden olduğu etkinliğin açış konuşmaları Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal’in eşi Leviza Celal, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Ukrayna Derneği Genel Başkanı İrına Ambarkütükoğlu tarafından yapıldı.
"KIRIM UKRAYNA’DIR. KIRIM, KIRIM TATAR HALKININ ANA YURDUDUR"
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in eşi Leviza Celâl açılış konuşmasında, Kırım’ın kendisi için bir toprak parçası olmadığını söyleyerek konuşmasına başladı. Kırım için “Fırtınadan sonra denizin kokusudur, Bahçesaray’da yükselen ezan sesidir. Sürgünden dönen ve bir daha asla topraklarını kaybetmeyeceklerine inanan atalarımızın mezarlarıdır.” diyen Celal, 1944 yılında yaşanan sürgüne de atıf yaparak korkunun on iki yıl önce yeniden ve yine Moskova’dan geldiğini ifade etti. Celal, “Bizi yine susturmaya çalışıyorlar ama biz susmuyoruz… Kırım Ukrayna’dır. Kırım, Kırım Tatar halkının ana yurdudur. Kırım, özgürlüğünü bekleyen bir evdir. İşgal binaları alabilir. Toprağımıza yabancı bayraklar asabilir. Ama onurumuzu alamaz. Hafızamızı alamaz. İnancımızı alamaz.” diye vurguladıktan sonra 26 Şubat’ı ve direnen kimseyi unutmadıklarını belirterek, Kırım’ın özgür olacağına olan inancı ile sözlerini sonlandırdı.
Açılışta Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de ve dünyada Kırım Tatarlarının teşkilatlanmasından söz açarak Türkiye’de Kırım Derneği’nin 25 şubesi olduğunu, ayrıca çok sayıda temsilcilik ve başka dernekler bulunduğunu belirtti. Dünyada ise 20 ülkede Kırım Tatar diasporasının olduğunu ifade eden Şahin, Kırım halkını temsil eden teşkilatın ise Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) olduğunu söyledi. Ancak KTMM’nin sürgünde olduğunu vurgulayan Şahin, Kırım Tatarları olarak diasporada hem Ukrayna’nın hem de Türkiye’nin geleceği ve bu iki ülkenin stratejik iş birliğini desteklemek istediklerini de ifade etti.
Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu ise, “Bugün burada yalnızca bir tarihi anmak için değil, bir halkın onurunu ve dirilişini hatırlamak için toplandık. Kırım Tatar halkının özgürlük iradesini dünyaya ilan ettiği gündür. Aynı zamanda bu tarih Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sahip çıkma kararlılığının sembolüdür. Kırım’ın işgali yalnızca bir toprak meselesi değildir. Bu uluslararası hukuk, insan haklarının ve adaletin ihlalidir." diye konuştu.
7 MİLYONDAN FAZLA UKRAYNA VATANDAŞI ÜLKE DIŞINA ÇIKTI
Açış konuşmalarının ardından panele geçildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Ersin Orallı moderatörlüğünde gerçekleşen panelde ilk sözü Prof. Dr. Gayana Yüksel aldı. Yüksel, savaşın, askeri, ekonomik, sosyal boyutları olduğundan bahisle sözüne başladı. Ancak en önemli olanın insanın yaşadığı tecrübesi olduğunu ifade etti. “Bizim hayatımız üçe bölündü. 2024’ten önce, 2022’ye kadar ve şimdiki devam eden süreç” diyen Yüksel, savaş başladıktan bir süre sonra Kırım Tatar Milli Meclisinin toplandığını ve Ukrayna’dan insanların tahliyesini organize ettiğini, 50 bin kişinin Türkiye’ye geldiğini belirtti. Şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 21’inin işgal altında olduğunu söyleyen Yüksel, 55 bin Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, ayrıca çok sayıda askerin kayıp olduğunu, sivil kayıpların en az 15 bin olduğunun tahmin edilmekte olup, 42 bin sivilin yaralandığını, 7 milyondan fazla Ukrayna vatandaşının ülke dışına çıktığını 3,5 milyon kişinin Ukrayna içinde yerinden edildiğini söyledi.
"KIRIM DÜĞÜMÜ ÇÖZÜLMEDEN, SAVAŞ SADECE DONMUŞ BİR ÇATIŞMAYA DÖNÜŞÜR"
Yüksel’in ardından Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yuliya Biletska, kendisine savaşın ne zaman biteceği sorulduğunda, bu sorudan kastedilen Ukrayna’nın mücadeleyi bırakması ise bu savaşın uzun süre bitmeyeceğini söylediğini ifade etti. “Ukrayna savunmayı bırakırsa savaş Avrupa’ya sıçrar” diyen Biletska “2026 için Avrupa güvenliğinin dayanağı sadece NATO değil aynı zamanda Ukraynadır." dedi. Sürecin Kırım’la başladığını belirten Biletska o dönemde bu saldırganlık çok ciddiye alınmayıp, bu kadarla sınırlı kalacağı anlayışında olunduğunu, revizyonist bir gücün durdurulamadığında geri çekilmeyeceğini tam tersine cesaretleneceğini belirtirken, Kırım’dan sonra sürecin böyle geliştiğini ifade etti.
Biletska şöyle devam etti:
Gerçek bir barış stratejisi, tavizler üzerine kurulamaz. Gerçek barış, Kremlin’in cezasız kalacağına dair inancını zayıflatmakla mümkündür. Barış, saldırganın özgüveni kırıldığında başlar. Ve en önemlisi Kırım çözülmeden bu savaş gerçekten çözülmez.
Kırım’ın statüsü netleşmeden, “istikrarlı barış”tan söz etmek mümkün değil.
Kırım düğümü çözülmeden, savaş sadece donmuş bir çatışmaya dönüşür.
Şunu da iyi biliyoruz. Kırım sadece işgal edilmedi. Askerîleştirildi.
Biletska’nın ardından söz alan Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik, Amerika’da bir düşünce kuruluşunun yaptığı araştırmada, Türkiye’de halkın yüzde 80’inin Amerika’ya güvenmediğini, bu nedenle Ukrayna’nın Rusya ile haklı mücadelesinde, Batı’nın emperyalist bir adımı olarak Rusya’nın burada mağdur olduğuna dair bir anlayış olduğunun Türk kamuoyunda görüldüğünü belirtti. Başka bir araştırmada ise Türk halkının dış politika anlamında en güvendiği liderin Zelenskıy olduğunu bu bakış açısıyla bakıldığında ise Türkiye’de kamuoyunun Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Ukrayna’nın yanında yer aldığını ifade etti. “Buradaki temel konu özellikle Türk halkının bunu bir jeopolitik ve jeostratejik bir oyun olarak görmesi” diyen Özçelik, buna karşı olduğunu “bu jeopolitik ve jeostratejik fetişizmden uzaklaşılması gerektiğini düşündüğünü” ifade etti. Putin’in durdurulması gerektiğini, Türkiye’nin stratejik körlük yaşamaması gerektiğini belirten Özçelik, Rusya’nın Türkiye’ye de saldıracağını unutmadan hareket etmenin gerekli olduğunu vurguladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kırım’ın işgalinin 12. yılında Ankara’dan net mesaj: Kırım, Ukrayna’dır!
Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü” paneli Ankara’da Milli Kütüphane’de, 26 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşti.
Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü” paneli 26 Şubat'ta Millî Kütüphane Yunus Emre Konferans Salonu’nda yapıldı. Prof. Dr. Gayana Yüksel, Prof. Dr. Sezai Özçelik, Doç. Dr. Levent Ersin Orallı ve Dr. Yuliya Biletska’nın panelistlerinden olduğu etkinliğin açış konuşmaları Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal’in eşi Leviza Celal, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Ukrayna Derneği Genel Başkanı İrına Ambarkütükoğlu tarafından yapıldı.
"KIRIM UKRAYNA’DIR. KIRIM, KIRIM TATAR HALKININ ANA YURDUDUR"
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl’in eşi Leviza Celâl açılış konuşmasında, Kırım’ın kendisi için bir toprak parçası olmadığını söyleyerek konuşmasına başladı. Kırım için “Fırtınadan sonra denizin kokusudur, Bahçesaray’da yükselen ezan sesidir. Sürgünden dönen ve bir daha asla topraklarını kaybetmeyeceklerine inanan atalarımızın mezarlarıdır.” diyen Celal, 1944 yılında yaşanan sürgüne de atıf yaparak korkunun on iki yıl önce yeniden ve yine Moskova’dan geldiğini ifade etti. Celal, “Bizi yine susturmaya çalışıyorlar ama biz susmuyoruz… Kırım Ukrayna’dır. Kırım, Kırım Tatar halkının ana yurdudur. Kırım, özgürlüğünü bekleyen bir evdir. İşgal binaları alabilir. Toprağımıza yabancı bayraklar asabilir. Ama onurumuzu alamaz. Hafızamızı alamaz. İnancımızı alamaz.” diye vurguladıktan sonra 26 Şubat’ı ve direnen kimseyi unutmadıklarını belirterek, Kırım’ın özgür olacağına olan inancı ile sözlerini sonlandırdı.
Açılışta Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Türkiye’de ve dünyada Kırım Tatarlarının teşkilatlanmasından söz açarak Türkiye’de Kırım Derneği’nin 25 şubesi olduğunu, ayrıca çok sayıda temsilcilik ve başka dernekler bulunduğunu belirtti. Dünyada ise 20 ülkede Kırım Tatar diasporasının olduğunu ifade eden Şahin, Kırım halkını temsil eden teşkilatın ise Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) olduğunu söyledi. Ancak KTMM’nin sürgünde olduğunu vurgulayan Şahin, Kırım Tatarları olarak diasporada hem Ukrayna’nın hem de Türkiye’nin geleceği ve bu iki ülkenin stratejik iş birliğini desteklemek istediklerini de ifade etti.
Ukrayna Derneği Başkanı Ambarkütükoğlu ise, “Bugün burada yalnızca bir tarihi anmak için değil, bir halkın onurunu ve dirilişini hatırlamak için toplandık. Kırım Tatar halkının özgürlük iradesini dünyaya ilan ettiği gündür. Aynı zamanda bu tarih Ukrayna’nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne sahip çıkma kararlılığının sembolüdür. Kırım’ın işgali yalnızca bir toprak meselesi değildir. Bu uluslararası hukuk, insan haklarının ve adaletin ihlalidir." diye konuştu.
7 MİLYONDAN FAZLA UKRAYNA VATANDAŞI ÜLKE DIŞINA ÇIKTI
Açış konuşmalarının ardından panele geçildi. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Ersin Orallı moderatörlüğünde gerçekleşen panelde ilk sözü Prof. Dr. Gayana Yüksel aldı. Yüksel, savaşın, askeri, ekonomik, sosyal boyutları olduğundan bahisle sözüne başladı. Ancak en önemli olanın insanın yaşadığı tecrübesi olduğunu ifade etti. “Bizim hayatımız üçe bölündü. 2024’ten önce, 2022’ye kadar ve şimdiki devam eden süreç” diyen Yüksel, savaş başladıktan bir süre sonra Kırım Tatar Milli Meclisinin toplandığını ve Ukrayna’dan insanların tahliyesini organize ettiğini, 50 bin kişinin Türkiye’ye geldiğini belirtti. Şu anda Ukrayna topraklarının yaklaşık yüzde 21’inin işgal altında olduğunu söyleyen Yüksel, 55 bin Ukraynalı askerin hayatını kaybettiğini, ayrıca çok sayıda askerin kayıp olduğunu, sivil kayıpların en az 15 bin olduğunun tahmin edilmekte olup, 42 bin sivilin yaralandığını, 7 milyondan fazla Ukrayna vatandaşının ülke dışına çıktığını 3,5 milyon kişinin Ukrayna içinde yerinden edildiğini söyledi.
"KIRIM DÜĞÜMÜ ÇÖZÜLMEDEN, SAVAŞ SADECE DONMUŞ BİR ÇATIŞMAYA DÖNÜŞÜR"
Yüksel’in ardından Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Yuliya Biletska, kendisine savaşın ne zaman biteceği sorulduğunda, bu sorudan kastedilen Ukrayna’nın mücadeleyi bırakması ise bu savaşın uzun süre bitmeyeceğini söylediğini ifade etti. “Ukrayna savunmayı bırakırsa savaş Avrupa’ya sıçrar” diyen Biletska “2026 için Avrupa güvenliğinin dayanağı sadece NATO değil aynı zamanda Ukraynadır." dedi. Sürecin Kırım’la başladığını belirten Biletska o dönemde bu saldırganlık çok ciddiye alınmayıp, bu kadarla sınırlı kalacağı anlayışında olunduğunu, revizyonist bir gücün durdurulamadığında geri çekilmeyeceğini tam tersine cesaretleneceğini belirtirken, Kırım’dan sonra sürecin böyle geliştiğini ifade etti.
Biletska şöyle devam etti:
ÖZÇELİK: RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE SALDIRABİLECEĞİ UNUTULMAMALIDIR
Biletska’nın ardından söz alan Çankırı Karatekin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezai Özçelik, Amerika’da bir düşünce kuruluşunun yaptığı araştırmada, Türkiye’de halkın yüzde 80’inin Amerika’ya güvenmediğini, bu nedenle Ukrayna’nın Rusya ile haklı mücadelesinde, Batı’nın emperyalist bir adımı olarak Rusya’nın burada mağdur olduğuna dair bir anlayış olduğunun Türk kamuoyunda görüldüğünü belirtti. Başka bir araştırmada ise Türk halkının dış politika anlamında en güvendiği liderin Zelenskıy olduğunu bu bakış açısıyla bakıldığında ise Türkiye’de kamuoyunun Ukrayna-Rusya Savaşı’nda Ukrayna’nın yanında yer aldığını ifade etti. “Buradaki temel konu özellikle Türk halkının bunu bir jeopolitik ve jeostratejik bir oyun olarak görmesi” diyen Özçelik, buna karşı olduğunu “bu jeopolitik ve jeostratejik fetişizmden uzaklaşılması gerektiğini düşündüğünü” ifade etti. Putin’in durdurulması gerektiğini, Türkiye’nin stratejik körlük yaşamaması gerektiğini belirten Özçelik, Rusya’nın Türkiye’ye de saldıracağını unutmadan hareket etmenin gerekli olduğunu vurguladı.
Son Haberler