SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tahıl Koridoru

QHA - Kırım Haber Ajansı - Tahıl Koridoru haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahıl Koridoru haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ankara’da kritik NATO Zirvesi öncesi stratejik buluşma: İttifakın geleceği masaya yatırıldı Haber

Ankara’da kritik NATO Zirvesi öncesi stratejik buluşma: İttifakın geleceği masaya yatırıldı

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinin 74. yıl dönümü vesilesiyle, başkent Ankara'da “NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma” başlıklı bir panel programı düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) iş birliğiyle 9 Nisan 2026 tarihinde, Sheraton Ankara Hotel & Convention Center'da tertip edilen programda, Türkiye'nin İttifak bünyesinde üstlendiği role, sunduğu katkılara ve gelişen savunma sanayisine dikkat çekildi. Programa Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Levent Gümrükçü, SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Nebi Miş, Anadolu Ajansı (AA) Genel Yayın Yönetmeni ve Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Özhan ile çok sayıda davetli katıldı. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "TÜRKİYE NATO'NUN GÜVENLİK MİMARİSİNE YÖN VEREN BAŞLICA ÜLKELERDEN BİRİ" NATO'nun önemine işaret eden video gösterimiyle başlayan programda Yaşar Güler, gerçekleştirdiği hitapta küresel ve bölgesel düzeyde belirsizlik ile öngörülemezliğin hakim olduğu ortamda konvansiyonel tehditler, siber saldırılar ve nükleer riskte artış gözlemlendiğini kaydetti. Bakan Güler, "Bölgesel çatışmalar, terörizm, hibrit harekat ve vekalet savaşları yaygınlaşmaktadır. Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır." değerlendirmesinde bulundu. Akdeniz ve Ege'de faaliyet gösteren NATO Deniz Harekat ve Misyonlarının komutasının Türkiye tarafından değişik dönemlerde sürekli olarak deruhte edildiğini belirten Güler, Türkiye'nin bu yıl Estonya'da, akabinde ise Romanya'da NATO Hava Polisliği görevlerini üstleneceğini aktardı. Güler, "Türkiye tüm bu faaliyet ve katkılarıyla yalnızca sahada değil NATO'nun planlama ve karar alma mekanizmalarında görev yapan yüksek profesyonellik ve sorumluluk bilincine sahip komutanlarımız ve karargâh subaylarımız ile NATO'nun güvenlik mimarisine yön veren başlıca ülkelerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "TÜRKİYE, AVRUPA'NIN GÜVENLİĞİNE VE SAVUNMASINA DAHA DA FAZLA KATKI SAĞLAYABİLİR" Öte yandan geleceğin NATO'sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi'nden beklentinin öncelikle müttefiklerin 5'inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleri olduğuna vurgu yapan Güler, şu ifadeleri kullandı: Müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askerî yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini artırmak yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca zirvede Avrupa Birliği'nin, başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği'ni bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "MÜTTEFİK GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI TEMEL İLKEMİZ" Ayrıca Güler, "Ülkemizin yerli ve millî savunma sanayinde gerçekleştirdiği atılımlar da takdir edilmekte ve bekamız açısından vazgeçilmez görülmektedir. Yapılan güncel anketler de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bekamızın korunması, egemenlik haklarımıza saygı, uluslararası hukuka bağlılık ve müttefik güvenliğinin sağlanması temel ilkelerimizdir." diye konuştu. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara DURAN: ULUSLARARASI DÜZEN, ÇOK BOYUTLU VE DERİN BİR KIRILMA YAŞIYOR NATO'nun, dünyanın "Soğuk Savaş" iklimine girdiği bir dönemde üye ülkelerin güvenliğini teminat altına almak ve dönemin jeopolitik gerilimleri karşısında kolektif bir savunma ve caydırıcılık mekanizması oluşturmak amacıyla kurulduğunu belirten İletişim Başkanı Duran, şöyle konuştu: "Bugün baktığımızda, NATO bu anlamda misyonunu önemli ölçüde gerçekleştirdi. Fakat Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle 1990'lı yıllarda hem NATO hem de tüm küresel aktörler için güvenlik yaklaşımlarını yeniden değerlendirme zarureti ortaya çıktı. İşte tam bu evrede NATO, klasik savunma anlayışının ötesine geçerek bazı çok boyutlu görevler üstlendi. Bu bir anlamda gelişen şartlar karşısında ittifakın kendini güncelleyebilme kapasitesinin de bir tezahürüydü. Günümüzde uluslararası sistem açısından tekrar yeni bir konjonktürle karşı karşıyayız. Haliyle NATO ittifakı da tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıya. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşıyor. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi doğal olarak yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinliyor." Rusya-Ukrayna savaşının Soğuk Savaş sonrası dönemin en büyük meydan okumalarından biri olduğuna dikkati çeken İletişim Başkanı Duran, bu gelişmenin Avrupa'da güvenliğin ve savunmanın nasıl sağlanacağı sorusunu da gündeme getirdiğini vurguladı. "TÜRKİYE, NATO'YA ÇOK CİDDİ KATKILAR YAPABİLECEK GÜÇ VE KAPASİTEYİ HAİZDİR" Donald Trump'ın ikinci başkanlık dönemiyle ABD'nin NATO'ya ilişkin ortaya koyduğu yeni yaklaşım ile "NATO'dan ayrılabileceğine" yönelik mesajların Avrupa ülkelerini savunma kapasitelerini güçlendirmeye ve güvenlik politikalarına yeniden öncelik vermeye sevk ettiği tespitinde bulunan Duran, şunları kaydetti: "Türkiye ise bu tablo karşısında NATO ittifakının iş birliğini güçlendirmesi ve dayanıklılığını her anlamda daha da artırması gerektiğini vurguladı, vurgulamayı da sürdürüyor. Ne var ki NATO üyesi ülkelerin; kendi önceliklerini göz önünde bulundurarak farklı savunma paradigmalarını benimsediklerini, bunun da doğal olarak ittifak içerisinde bazı fikir ayrılıklarını doğurduğunu müşahede ediyoruz. Bu durum bize şunu açık biçimde gösteriyor: NATO, yapısal savaş ortamında kendisini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO'ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde, NATO da Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır." Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "HİÇBİR YERDE TÜRKİYE'SİZ BİR DENKLEM KURULAMAMAKTADIR" Türkiye'nin son 20 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde geliştirdiği imkan ve kabiliyetleriyle hem bölgesel hem de küresel alanda belirleyici bir güç haline geldiğini belirten Duran, şunları söyledi: Türkiye, bu süreçte yalnızca kendi iç güvenliğini sağlamaya odaklanmamış; aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte barış ve güvenlik ortamının korunması ve güçlendirilmesi için de kararlılıkla çaba göstermiştir. Bu çerçevede Türkiye, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir darüsselam, bir barış yurdu ve aynı zamanda bir güvenli liman olma vasfını sürdürmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifadeleriyle 'Bugün barış, huzur, istikrar denince akla ilk Türkiye gelmekte; Suriye'den Gazze'ye, Körfez'den Rusya-Ukrayna arasındaki çatışmaya kadar hiçbir yerde Türkiye'siz bir denklem kurulamamaktadır'. Yakın geçmişe baktığımızda; Rusya-Ukrayna arasındaki krizde Türkiye'nin yapıcı rol üstlendiğini, lider diplomasisi yürüterek tarafları birçok kez barış masasında bir araya getirdiğini görebiliriz. Nitekim bu yapıcı girişimler tahıl koridoru anlaşmasıyla dünyayı olası bir gıda krizinden kurtarmıştır. Yine on yıllarca süren Karabağ krizinin adil bir çözüme kavuşmasında Türkiye kilit rol oynamıştır. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "NATO'NUN GELECEĞİNE DAİR TARTIŞMALARIN YOĞUNLAŞTIĞI BİR DÖNEMDEYİZ" SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş ise, konuşmasında programın son derece kritik bir dönemde düzenlendiğinin altını çizerek, "Bir yandan krizlerin çok boyutlu biçimde derinleştiği, diğer yandan bölgemizde devam eden ve bir ateşkes ihlal edilse de kalıcı bir barış ihtimalinin belirsizliğini koruduğu bir savaş ortamının içerisindeyiz. Ayrıca, Ukrayna-Rusya Savaşı, İran-İsrail-ABD Savaşı bağlamında NATO'nun geleceğine dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemdeyiz." diye konuştu. Prof. Dr. Miş, dünyanın çok boyutlu güvenlik krizinden geçmekte olduğunu, askerî ve askerî olmayan tehditlerin iç içe geçtiğini, belirsizliklerin arttığını vurguladı. Uluslararası sistemin adeta kapsamlı stres testine tâbi tutulduğunun altını çizen Miş, "NATO, benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıya. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı, özellikle İttifak'ın doğu kanadında tehdit algılarını derinleştirmiştir. İran'a yönelik müdahale bağlamında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar ise İttifak içi uyum tartışmalarını yeniden gündeme getirmiştir. Bu dönemde ortak savunma anlayışının tahkim edilmesi ve genişletilmiş caydırıcılık stratejisinin korunması, her zamankinden daha hayati hale gelmiştir." dedi. Bu bağlamda 7-8 Temmuz 2026'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin, yalnızca coğrafi bir ev sahipliğinin ötesinde, NATO'nun geleceğini şekillendirecek bir eşik niteliği taşımakta olduğunu kaydeden Miş, "Türkiye'ye düşen sorumluluk da bu nedenle son derece büyüktür. Türkiye, 70 yılı aşkın süredir İttifak'ın operasyon ve misyonlarına en fazla katkı sunan ülkelerden biri olmuştur." ifadelerini kullandı. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "NATO VE DEĞİŞEN GÜVENLİK ORTAMI" OTURUMU PANELİ Program kapsamında düzenlenen "NATO ve Değişen Güvenlik Ortamı" başlıklı panelde konuşan Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, 2. Dünya Savaşı'nın dünya için önemli bir kırılma olduğuna dikkati çekerek, bu savaşta atom bombası kullanılmasının insanlığın karşı karşıya olduğu tehlikeyi gözler önüne serdiğini söyledi. Bu dönemde yaşananların dünyanın bugünkü haline evrilmesinde etkili olduğunu dile getiren Kılıç, NATO'nun kuruluşu gerekçesine ve sürecine değindi. NATO'nun insan eliyle kurulan, geliştirilen ve geçmiş deneyimlere dayanarak oluşturulan bir organizasyon olduğuna dikkati çeken Kılıç, NATO'nun gelişen, değişen, dönüşen ve uyum sağlayan bir kurum olması gerektiğini söyledi. NATO'nun bazı siyasi değerler doğrultusunda kurulmuş bir savunma örgütü niteliğine dikkat çeken Kılıç, "Gelecekte ne olacağını tahmin edemiyoruz. Şunu da aklımızda tutmamız gerekiyor ki karşılaştığımız askeri sorunlar aynı zamanda siyasi sorunlarla iç içe geçmiş durumda." dedi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından NATO'nun "artık her şey yolunda olacak" anlayışının zaman içerisinde beklendiği gibi bir sonuca ulaşmadığını dile getiren Kılıç, şimdi yeni zorluklar ve sınamalarla karşı karşıya olunduğuna vurguladı. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara "TÜRKİYE, NATO ÜLKELERİ ARASINDAKİ UYUMU DESTEKLİYOR" Kılıç, NATO'nun Libya'ya yönelik askeri müdahale başta olmak üzere geçmişte yaptığı hataları anımsatarak, şu ifadeleri kullandı: NATO, hataları ve eksikliklerine karşın farklı ülke ve fikirlerin bir araya gelebildiği bir organizasyon. Ülkelerin birbiriyle savaşa girmeden yapabildikleri bir organizasyon. Sonunda eleştirecek olsak bile çok dikkatli olmamız lazım. NATO ile elde ettiğimiz deneyim ve kazanımlarımız var. Hemfikir olmasak da birbirimizle konuştuğumuz bir seviyedeyiz. Bunu geleceğe taşımamız ve kaybetmememiz gerekiyor. NATO'nun önde gelen Avrupalı üyelerinin, Türkiye'yi savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırması girişiminin dışında tutmak yönünde stratejisinin olduğuna dikkat çeken Kılıç, şunları kaydetti: Türkiye, NATO ülkeleri arasındaki uyumu destekliyor. Bunu bölge ayırmadan yapıyor. Ama özellikle Avrupa'da yeni bir güvenlik mimarisiyle karşı karşıyayız. Avrupa savunma kapasitesini ve altyapısını artırmıyor. Türkiye, NATO'nun güney kanadı ve aynı zamanda AB'nin de güney kanadıdır. Biz AB üyesi değiliz ama bir tür ortağız, üye olmaya çok yakınız. Avrupa kıtasının güvenliği noktasında bir temel taşız. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara MOYEUVRE: NATO'NUN YALNIZCA BİR ASKERÎ ÖRGÜT DEĞİL IRIS Araştırmacı Patrice Moyeuvre ise, NATO’nun temel amacının zamanla evrildiğini belirtti. Soğuk Savaş sonrasında örgütün gereksiz hale geleceği ve dağılacağı yönünde değerlendirmelerde bulunanlar olduğuna ancak liderlerin ittifakın devam eden ihtiyacını fark ederek varlığını sürdürmesini sağladığını kaydetti. NATO'nun yalnızca bir askerî örgüt değil olmadığına işaret eden Moyeuvre, NATO'nun ülkelerin bir araya gelerek güven inşa ettiği, politikaları koordine ettiği ve diyalog yürüttüğü bir platform olduğunu belirtti. AVRUPA GÜVENLİK KONUSUNDA BÜYÜK ÖLÇÜDE ABD VE NATO’YA DAYANDI CeSPI Türkiye Gözlemevi Direktörü Valeria Giannota, Avrupa’nın güvenlik konusunda büyük ölçüde ABD ve NATO’ya dayandığını ve bunun kendi savunmasında boşluklar yarattığını ifade etti. İtalya gibi güney ülkelerinin göç, enerji ve çatışma gibi acil tehditlerle karşı karşıya olduğunu; Türkiye ile ortak savunma girişimlerini ve iş birliklerini güçlendirdiğini vurguladı. Giannota ayrıca, Avrupa güvenliğinin korunmasında koordinasyon, paylaşılan yetenekler ve diyaloğun kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Fotoğraf: Mustafa KOÇYEGİT/QHA Ankara “DOĞU AVRUPA İÇİN TEHDİT RUSYA İKEN, GÜNEY KANADI İÇİN TERÖRİZM VE DÜZENSİZ GÖÇ ÖNE ÇIKIYOR.” NATO Başdanışmanı Yavuz Türkgenci, Avrupa müttefikleriyle ilişkilerin güçlü olduğunu, ancak zorlukların devam ettiğini ve bunun NATO’nun rolünü her zamankinden daha önemli hâle getirdiğini ifade etti. 2022 NATO Stratejik Konsepti, Ukrayna deneyimleri ve Savunma Planlaması’nın (FDP) NATO’nun uyum sağlamasına rehberlik edeceğini belirtti. Türkgenci ayrıca, Ankara’da hazırlanan yeni belgelerin ittifakın hızla değişen güvenlik ortamında ilerlemesine ek destek sağlayabileceğini vurguladı. Türkmenci, ittifakın en temel sorunlarından birinin ortak tehdit algısının bulunmaması olduğunu belirtti. Türkmenci, “NATO’da tehdit değerlendirmesi var ama bu konuda birlik yok.” dedi. Farklı coğrafyaların farklı öncelikler belirlediğine dikkat çeken Türkmenci, “Doğu Avrupa için tehdit Rusya iken, güney kanadı için terörizm ve düzensiz göç öne çıkıyor.” İfadelerini kullandı.

Ukrayna'dan Orta Doğu atağı: Türkiye ve Suriye ile yeni güvenlik üçgeni Haber

Ukrayna'dan Orta Doğu atağı: Türkiye ve Suriye ile yeni güvenlik üçgeni

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) ikinci Orta Doğu turu kapsamında Türkiye ve Suriye ile kurulan yeni diplomatik üçgenin bölge güvenliğinde dönüm noktası olacağını açıkladı. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın İstanbul ziyaretiyle başlayan diplomatik temasların sonuçlarını değerlendirdi. İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşmelerin "doğal müttefiklik" temelinde geçtiğini belirten Sıbiha, "Liderler ikili gündemdeki önemli konuları ve güvenlik iş birliğinin genişletilmesini görüştüler. Ukrayna ve Türkiye Karadeniz bölgesinde doğal müttefiklerdir ve ortak hedefimiz güvenliği, istikrarı ve düzeni yeniden sağlamaktır. Ukrayna'nın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verilen kararlı destek için minnettarız." ifadelerini kullandı. Bakan ayrıca Fener Rum Patrikhanesi’nde Patrik Bartholomeos ile yapılan görüşmede, Rus saldırganlığından etkilenen çocukların durumu ve kalıcı barış çabalarının ele alındığı kaydedildi. ŞAM İLE YENİ DÖNEM: TİCARET 9 KAT ARTTI Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye ile ilişkileri en hızlı onaran Avrupa ülkesi olduklarını hatırlatan Sıbiha, Şam’da gerçekleştirilen devlet başkanları düzeyindeki zirvenin tarihi önemine değindi. 2024 sonunda başlayan normalleşme sürecinin meyvelerini verdiğini belirten Bakan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin kısa sürede 9 kat arttığını açıkladı. "Tahıl Koridoru" ve "Ukrayna’dan Tahıl" girişimleri kapsamında Suriye’nin stratejik bir partner haline geldiği, liman altyapısı ve lojistik alanlarında somut iş birliklerinin başladığı ifade edildi. UKRAYNA-SURİYE-TÜRKİYE ÜÇGENİ KURULUYOR Bakan Sıbiha, bölgedeki en dikkat çekici gelişmenin Ukrayna, Türkiye ve Suriye arasında kurulan yeni üçlü format olduğunu duyurdu. Bu yapının sadece pozisyon koordinasyonu değil, yeni bir jeopolitik denge unsuru olduğunu belirten Sıbiha, şu ifadeleri kullandı: "Aslında söz konusu olan; Karadeniz ile Orta Doğu arasında, daha geniş bir güvenlik bağlamını etkileme kapasitesine sahip ek bir 'istikrar faktörü'nün ortaya çıkmasıdır. Aynı zamanda, yeni etkileşim formatlarının oluşturulması; bölgedeki istikrar bozucu aktörlerin etkisinin kademeli olarak azaltılması için gerekli ön koşulları yaratmaktadır." MİLLİ ÇIKARLAR VE BÖLGESEL GÜVENLİK Ukrayna’nın Orta Doğu’daki varlığının sembolik bir jestten öte, doğrudan ulusal çıkarlara dayandığını vurgulayan Sıbiha, yeni ekonomik fırsatların ve savunma kapasitelerinin bu ortaklıklar sayesinde güçlendiğini belirtti. Modern güvenlik politikasının sonuç odaklı ortaklıklar üzerinden yürüdüğünü kaydeden Bakan, Ukrayna’nın artık küresel güvenlik mimarisinin sadece bir parçası değil, bizzat kurucusu ve yönlendiricisi olarak hareket ettiğini altını çizdi. Sıbiha, “Bu, Ukrayna'yı güçlendiren ve halkımızın korunmasını artıran karşılıklı yarar sağlayan bir iş birliğidir. Modern güvenlik politikası işte böyle işler; sonuç üreten ortaklıklar aracılığıyla.” dedi.

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur Haber

Ukrayna Büyükelçisi Celâl: Türkiye, Ukrayna halkının güvenilir dostudur

Türkiye ile Ukrayna arasında 3 Şubat 1992'de tesis edilen diplomatik ilişkiler, 34 yılı geride bırakırken "stratejik ortaklık" seviyesine ulaştı. Kırım’ın işgalini tanımayan ve savaş boyunca her iki tarafla konuşabilen tek aktör olarak öne çıkan Türkiye; Tahıl Koridoru, kapsamlı esir takasları ve 2025 yılında İstanbul’da sağlanan kritik mutabakatlarla küresel barışın merkezi oldu. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye ve Ukrayna arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Celâl, iki ülke arasındaki bağların gerçek bir stratejik ortaklığa dönüştüğünü belirterek, Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve güvenliği konusundaki sarsılmaz desteğine vurgu yaptı. Mesajında Türkiye'nin Ukrayna için sadece siyasi, askerî ve ekonomik bir ortak olmadığını, aynı zamanda Ukrayna halkının en zor zamanlarında yanında duran güvenilir bir dost olduğunun altını çizen Büyükelçi Celâl, şu ifadelere yer verdi: "Bugün Ukrayna ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin yıl dönümünü kutluyoruz. Yıllar içinde bu ilişkiler gerçek anlamda stratejik bir ortaklığa dönüşmüştür. İlişkilerimiz karşılıklı güvene, saygıya ve Karadeniz bölgesinde barış ve istikrara dair ortak vizyona dayanmaktadır. Türkiye, Ukrayna için önemli bir siyasi, güvenlik ve ekonomik ortak olmanın yanı sıra Ukrayna halkının güvenilir bir dostudur. Türkiye’nin Ukrayna ile gösterdiği dayanışmayı büyük bir takdirle karşılıyor, güvenlikten ekonomiye, insani iş birliğinden halklarımız arasındaki bağların güçlendirilmesine kadar birçok alanda iş birliğimizin daha da derinleşeceğine inanıyoruz. Birlikte bölgemizi daha güvenli ve müreffeh kılacağız. Diplomatik ilişkilerimizin yıl dönümü kutlu olsun!"

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Türkiye, barış için kritik bir aktör Haber

Ukrayna Dışişleri Bakanı Sıbiha: Türkiye, barış için kritik bir aktör

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha ve Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Polonya’nın başkenti Varşova’da bir toplantı gerçekleştirdi. Sıbiha ve Sikorski, toplantı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. SIBİHA: TÜRKİYE'YE MİNNETTARIZ Sıbiha, “Türkiye'nin [Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılarının sona erdirilmesindeki] rolü, hem bu ülkenin potansiyeli hem de bölgede, özellikle de Karadeniz bölgesinde oynadığı rol göz önüne alındığında son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı. Bununla birlikte Sıbiha, Türkiye’nin Avrupa kıtasındaki en büyük ordulardan birine sahip olduğunu anımsattı ve “Ukrayna'da adil ve kapsamlı bir barışın sağlanmasına yönelik gelecekteki anlaşmalar bağlamında bu rol kesinlikle elzem olacaktır.” dedi. 2022 yılında Türkiye’nin girişimiyle kurulan tahıl koridorunu hatırlatan Sıbiha, “Türkiye aynı zamanda savaş esirlerinin serbest bırakılması süreçlerinde de aktif olarak yer aldı ve bunun için minnettarız.” şeklinde konuştu. ZELENSKIY: UKRAYNA, TÜRKİYE'Yİ BİR GÜVENLİK GARANTÖRÜ OLARAK GÖRÜYOR Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Kıyiv’de 23 Şubat 2025 tarihinde gerçekleşen bir basın toplantısında, Avrupa ve ABD’nin mutlaka müzakere masasında olacağını belirtmişti. Bu bağlamda Zelenskıy, “Avrupa derken sadece AB değil. Örneğin Türkiye. Hangi noktada, hangi formatta, hangi rolde bilmiyorum şimdilik tam olarak söyleyemem. Ama Cumhurbaşkanı Erdoğan, bizim kendisini önemli bir güvenlik garantörü olarak gördüğümüzü biliyor. Bu konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştüm. Bence, Avrupa genel olarak Türkiye’yi dikkate almalı. Çünkü, Avrupa'da 2 büyük ordu var: Ukrayna ordusu ve Türk ordusu. Avrupa’nın en büyük orduları..." ifadelerini kullanmıştı.

Starmer, Rusya'nın Karadeniz'deki saldırılarına tepki gösterdi Haber

Starmer, Rusya'nın Karadeniz'deki saldırılarına tepki gösterdi

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 22 Ekim 2024 tarihinde basın ofisinden yaptığı açıklamada, Rusya’nın Karadeniz’deki saldırılarına değindi. Starmer, "Rusya'nın Karadeniz'deki limanlara yönelik ayrım gözetmeyen saldırıları, Putin'in küresel gıda güvenliği konusunda kumar oynamaya istekli olduğunu gösteriyor." dedi. Starmer, Ukrayna'nın güneyindeki Karadeniz limanlarına yönelik olarak son dönemde yoğunlaşan saldırıların, Filistin ve diğer Küresel Güney ülkelerine gıda sevkiyatında gecikmelere yol açtığını belirtti. RUSYA KARADENİZ'DEKİ EN AZ 4 TİCARİ GEMİYİ VURDU Birleşik Krallık istihbaratına dayanarak konuşan Starmer, Rusya'nın 5-14 Ekim 2024 tarihleri ​​arasında Karadeniz'de en az dört ticari gemiyi vurduğunu kaydetti. Starmer, "Putin barbarca savaşında üstünlük elde etmeye çalışmak için Afrika, Asya ve Orta Doğu'daki milyonlarca savunmasız insana zarar veriyor." ifadelerini kullandı. TAHIL KORİDORU ANLAŞMASI  Rusya’nın Ukrayna'ya yönelik olarak başlattığı topyekûn saldırı ve işgal girişimi nedeniyle, dünya pazarına açılamayan Ukrayna tahıllarının ihracatı yapılamamış ve ihracatı yapılamayan hububat dolayısıyla dünya, gıda krizinin eşiğine gelmişti. Rusya’nın sebep olduğu küresel gıda krizini önlemek için Türkiye kolları sıvadı. Savaşın başından bu yana arabuluculuk rolü üstlenen Türkiye, Birleşmiş Milletler çatısı altında İstanbul’da iki kez Ukrayna ve Rusya askeri heyetlerini ağırladı. 22 Temmuz 2022’de Karadeniz üzerinden tahıl koridoru oluşturulması için, “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” imzalandı. İmzalanan anlaşmanın ardından tahıl taşıyacak gemilerin hazırlık çalışmaları ise tamamlandı. Tahıl yüklü gemiler Odesa, Çornomorsk, Yujnıy limanlarından yola çıkarak İstanbul’daki Müşterek Koordinasyon Merkezi’nde bekletiliyordu. Denetimlerin ve güvenliğin sağlanmasında rol oynayan Türkiye, tahılların dünya pazarına açılmasını sağlıyordu. 17 Temmuz 2023 itibarıyla Rusya, bu anlaşmayı durdurduğunu açıkladı.  Ukrayna ise tahıl ihracatını çeşitli yollarla ilgili ülkelere göndermeye devam ediyor.   

Kremlin sözcüsü açıkladı: Tahıl koridoru yeniden açılacak mı? Haber

Kremlin sözcüsü açıkladı: Tahıl koridoru yeniden açılacak mı?

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın NATO Zirvesi'nde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski) ile gerçekleştirdiği görüşme sonrasında yaptığı açıklamalara istinaden, Rusya'nın daha önce tek taraflı olarak feshettiği Karadeniz Tahıl Anlaşması'nın yeniden başlatılmasıyla ilgili herhangi bir senaryoyu yok saymadığını belirtti. "KREMLİN HERHANGİ BİR ANLAŞMAYI GÖZ ARDI ETMİYOR" Volodımır Zelenskıy ile bir araya gelen Recep Tayyip Erdoğan, görüşmeye ilişkin olarak, Karadeniz'de seyir güvenliği ve tahıl koridoru konularının ele alındığını belirtmişti. Dmitriy Peskov, 12 Temmuz 2024 tarihinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Kremlin herhangi bir anlaşmayı göz ardı etmiyor. Başkan (Vladimir) Putin defalarca diyaloğa açık olduğunu söyledi." ifadelerini kullandı. Peskov ayrıca, tahıl konusunda herhangi bir anlaşmaya varılmasının, "mevcut durumun genel bağlamı içinde" bir dizi konu kapsamında sağlanması gerektiğini kaydetti. TAHIL KORİDORU ANLAŞMASI  Rusya’nın Ukrayna'ya yönelik olarak başlattığı topyekûn saldırı ve işgal girişimi nedeniyle, dünya pazarına açılamayan Ukrayna tahıllarının ihracatı yapılamamış ve ihracatı yapılamayan hububat dolayısıyla dünya, gıda krizinin eşiğine gelmişti. Rusya’nın sebep olduğu küresel gıda krizini önlemek için Türkiye kolları sıvadı. Savaşın başından bu yana arabuluculuk rolü üstlenen Türkiye, Birleşmiş Milletler çatısı altında İstanbul’da iki kez Ukrayna ve Rusya askeri heyetlerini ağırladı. 22 Temmuz 2022’de Karadeniz üzerinden tahıl koridoru oluşturulması için, “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” imzalandı. İmzalanan anlaşmanın ardından tahıl taşıyacak gemilerin hazırlık çalışmaları ise tamamlandı. Tahıl yüklü gemiler Odesa, Çornomorsk, Yujnıy limanlarından yola çıkarak İstanbul’daki Müşterek Koordinasyon Merkezi’nde bekletiliyordu. Denetimlerin ve güvenliğin sağlanmasında rol oynayan Türkiye, tahılların dünya pazarına açılmasını sağlıyordu. 17 Temmuz 2023 itibarıyla Rusya, bu anlaşmayı durdurduğunu açıkladı.

Ukrayna deniz yoluyla 9 ayda 50 milyon ton mal ihraç etti! Haber

Ukrayna deniz yoluyla 9 ayda 50 milyon ton mal ihraç etti!

BM ve Türkiye'nin arabuluculuğunda kurulan Tahıl Koridoru'nun Rusya'nın tek taraflı olarak çekilmesi ile sonlanmasının ardından Ukrayna’nın Karadeniz’de kurduğu “insani koridor” ile 9 ayda 50 milyon ton mal ihraç edildi. Ukrayna Deniz Limanlarının İdaresi tarafından 1 Haziran 2024 tarihinde yapılan açıklamada, “9 ayda 50 milyon ton!!! İlk gemi Joseph Shulte, 16 Ağustos 2023'te Ukrayna koridorundan geçtiğinden beri, düşmanın kritik altyapımızı sürekli bombalamasına rağmen Ukrayna'nın Karadeniz limanları bu rekor hacimdeki malı işledi. Şu ana kadar 1737 gemi işlendi!” ifadelerine yer verildi. Öte yandan Ukrayna Altyapı ve Kalkınma Bakanlığı yaptığı açıklamada, Ukrayna Deniz Limanları İdaresi, uluslararası ortakları ve liman endüstrisindeki tüm çalışanların ortak çabaları sayesinde, Ukrayna tarım ürünlerinin deniz yoluyla istikrarlı bir şekilde ihracatını sağlamak mümkün olduğunu belirtti. TAHIL KORİDORU ANLAŞMASI Türkiye ve BM'nin arabuluculuğunda 2023 yılda imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşması, Ukrayna limanlarında mahsur kalan milyonlarca ton tahılın dünyaya ulaştırılmasını sağlamıştı. Ancak Rusya Temmuz 2023’te anlaşmadan çekildiğini açıklamıştı. O zamandan beri anlaşmanın yeniden canlandırılması için Türkiye ve BM aracılığıyla görüşmeler yürütülüyordu. Öte yandan Ukrayna Karadeniz’de alternatif bir rota oluşturduğunu duyurarak limanlarından mal ihraç etmeye başladı.

Odesa'dan gelen 25 bin ton Ukrayna tahılı, Samsun Limanı üzerinden Nijerya'ya gidecek Haber

Odesa'dan gelen 25 bin ton Ukrayna tahılı, Samsun Limanı üzerinden Nijerya'ya gidecek

Başlattığı topyekûn saldırılar nedeniyle Ukrayna'nın tahıl ticaretini engelleyen Rusya, dünyayı gıda krizinin eşiğine sürükledi. Temmuz 2022'de Ukrayna ve Türkiye'nin girişimleriyle başlatılan ve bir yılın sonunda Rusya'nın baltaladığı Tahıl Koridoru Anlaşması, Ukrayna'nın ekonomisini sarstı. Ancak, Ukrayna, Afrika ülkeleri gibi gıda konusunda ciddi bir kriz yaşayan bölgelere yönelik tahıl sevkiyatını sürdürüyor.  UKRAYNA BÜYÜKELÇİSİ TAHIL SEVKİYATINI YERİNDE İNCELEDİ Odesa Limanı'ndan yola çıkan 25 bin ton Ukrayna tahılı, Samsun'daki tahıl ambarlarında Nijerya'ya hareket etmek üzere hazırlanıyor. Limanda, denetimi ve işlemesi yapılan tahıl yüklü gemiler, 10 gün sonra Nijerya'ya hareket edecek. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, tahıl sevkiyatını yerinde takip etmek üzere 18 Aralık 2023 tarihinde Samsun Limanı'nda incelemelerde bulundu. ???? Ukrayna’nın Odesa Limanı’nda Nijerya’ya doğru hareket edecek olan Fuat Sezgin adlı gemiye, 25 bin ton tahıl yükleniyor ???? Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, 18 Aralık 2023 tarihinde tahıl yüklenen gemiyi yerinde inceledi ???? Ukrayna tahılını taşıyan Fuat Sezgin… pic.twitter.com/MMFhyVxgfQ — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) December 19, 2023 Ukrayna Büyükelçisi, limandaki Fuat Sezgin adlı gemiyi gezerek 50 kiloluk tahıl yüklü çuvalların sevkiyatını takip etti. Ayrıca, geminin kaptanı Tolga Öcal'dan bilgi aldı. Büyükelçiye, Birleşmiş Miletler (BM) Dünya Gıda Programı Türkiye Temsilcisi, büyükelçilik çalışanları ve gemi çalışanları eşlik etti. Bodnar, Samsun Limanı'nda tahılın yüklendiği Fuat Sezgin isimli geminin Kaptanı Tolga Öcal'dan bilgi aldı.  KAPTAN TOLGA ÖCAL, TAHIL SEVKİYATINA İLİŞKİN SÜRECİ QHA'YA AKTARDI Nijerya'ya gidecek olan Fuat Sezgin isimli geminin kaptanı Tolga Öcal, tahıl sevkiyatına ilişkin QHA'ya bilgi verdi. Ukrayna tahılını taşıyan geminin kasım ayı sonlarında Samsun Limanı'na geldiğini velirten Kaptan Öcal, tahılların 50 kiloluk çuvala paketlendiğini ve 10 günün ardından Nijerya'ya sevk edileceğini bildirdi. Süreci QHA mikrofonuna anlatan Öcal, "Buğday burada alındıktan sonra gerekli kontroller yapıldıktan sonra paketlenip gerekli izinler alındıktan sonra gemimize yükleniyor" dedi. Kaptan Öcal, Ukrayna tahıl sevkiyatının ihtiyaç sahibi ülkelere gönderilmesinin bir parçası olmaktan onur duyduğunu ve mutlu olduğunu belirtti. Öte yandan, Ukrayna Büyükelçisi Bodnar'ın liman ziyareti sonrasında Samsun Valisi, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı ve Samsun'daki Ukrayna diasporası ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Tahıl koridorundan geçen gemilere eşlik etmek için Ukrayna’ya askeri botlar verilecek Haber

Tahıl koridorundan geçen gemilere eşlik etmek için Ukrayna’ya askeri botlar verilecek

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, ortak ülkelerin Ukrayna’ya Karadeniz'deki Tahıl Koridoru’ndan geçen gemilere eşlik etmek için askeri botlar ve Odesa bölgesini korumak için hava savunması sistemleri sağlayacağını ifade etti. Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de bugün “Ukrayna’dan Tahıl” adlı zirve yapıldı. Zirveden sonra düzenlenen basın konferansında konuşan Zelenskıy, farklı meydan okumalara rağmen Karadeniz'deki tahıl koridorunun çalışmaya devam ettiğini aktararak, “Rusya mümkün olduğu kadar tahıl koridorunu kapatmaya çalışıyor ama bugün güçlü bir nüfuza sahip değil” dedi. TAHIL KORİDORUNU KORUMAK İÇİN UKRAYNA'YA BOTLAR VERİLECEK Koridorun çalışmalarına ilişkin Bulgaristan, Romanya ve Birleşik Krallık ile anlaşmaların sağlandığını belirten Zelenskıy, “Ortaklarımızla anlaştık ve güvenliği sağlamak için gemilere denizde eşlik edeceğiz. Gemilerin teslim alınması konusunda halihazırda belirli anlaşmalarımız mevcut. Yani ortakların sağlayacağı botlarla Ukrayna tahıl taşıyan gemilere eşlik edecek" ifadelerini kullandı. ODESA BÖLGESİ İÇİN HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİ SAĞLANACAK Ayrıca Zelenskıy, Odesa bölgesi için hava savunma sistemlerinin sağlanması konusunda da ilerlemelerin kaydedildiğini ifade ederek, "Yakın zamanda bu bölge güçlü hava savunma sistemiyle korunacaktır. Sadece gemileri değil Odesa bölgesinde yaşayan insanları da korumak bizim için çok önemli" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.