SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kazak bilim insanı açıkladı: "Kopuz konuşuyor" sözü sadece efsane değil mi?

Yüzyıllardır halk arasında dile getirilen "kopuz konuşur" rivayetinin izini süren Kazakistanlı kopuz icracısı ve bilim insanı Arğın Amina Töletaykızı, enstrümanın tınıları ile Kazak Türkçesindeki konuşma sesleri arasında saptadığı benzerlikleri QHA'ya açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 06.07.2026 11:28
Haber Güncellenme Tarihi: 06.07.2026 13:51
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kazak bilim insanı açıkladı: "Kopuz konuşuyor" sözü sadece efsane değil mi?

Kazakistan Türkü kopuz icracısı ve öğretim görevlisi Arğın Amina Töletaykızı, kopuz sesi, enstrüman tarihi ve çalgının özellikleri üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu.

Küleş Bayseyitova Kazak Ulusal Sanat Üniversitesi Kopuz Bölümü Öğretim Görevlisi Arğın Amina Töletaykızı, kendisi için icra pratiği ile bilimsel araştırmanın birbirini tamamlayan ve ayrı düşünülemez iki yol olduğunu belirterek, bu sebeple yalnızca sahnede sanat icra etmekle kalmayıp, kopuzun doğasını ilmî açıdan irdeleyerek onun gizemlerine daha derinden nüfuz etmeye gayret ettiğini kaydetti.

KOPUZU İLK DEFA KORKUT ATA YAPTI

Kopuzun kadim çalgıların en eskilerinden biri olduğunu vurgulayan sanatçı, "Kopuz, iki telli, yaylı bir sazdır. Teknesi bütün bir ağaçtan oyularak yapılır; alt kısmı deve derisiyle kaplanır, teli ve yayı ise at kılından çekilir. Bu hususî yapısı ve malzemeleri, kopuza hiçbir çalgıya benzemeyen eşsiz bir ses verir." dedi.

Kopuzun kökeninin Türk dünyasının ulu şahsiyeti Korkut Ata ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu anımsatan Arğın Amina Töletaykızı, "Rivayete göre Korkut Ata, kopuzu ilk defa yapmış ve onun ilk ezgilerini vücuda getirmiştir. Onun nağmeleri ve makamları günümüze dek ulaşmış, hâlâ icra edilmektedir." ifadelerini kullandı.

KOPUZUN TARİHSEL GELİŞİMİ: 19. ASIRDA YENİ BİR SOLUK GELDİ

Asırlar boyunca kopuzun yalnızca bir müzik aleti değil, halkın manevî hayatının ayrılmaz bir parçası olmuduğunu dile getiren Töletaykızı, "Onu arifler, ozanlar, kamlar ve sazendeler kendi meclislerinde genişçe kullanmışlardır." diye konuştu.

19. asırda büyük kopuz sanatçısı Ikılas Dükenulı'nın kopuz sanatına yeni bir soluk getirdiğini kaydeden Töletaykızı, onun bestelediği eserlerin kopuzun ifade imkânlarını her yönüyle ortaya koyduğunu ve bugünkü geleneksel kopuz repertuarının temelini oluşturduğunu belirtti.

Üç ve dört telli olan kopuzun yeni türlerinin 20. yüzyılda orkestral toplu icranın yaygınlaşmasıyla ortaya çıktığını söyleyen sanatçı, Kazakların özgün iki telli kopuzunun geleneksel yorumculuğun başat örneği olmayı sürdürdüğünü kaydetti.

FARKLI MİLLETLERDEN İNSANLAR KOPUZ SESİNİ NEDEN BÖYLE ALGILIYOR?

Kopuz sesini araştırmaya başlamasına ilişkin de konuşan Töletaykızı, şu ifadeleri kullandı

Bu konuya duyduğum ilgi tesadüfen doğmadı. Ben kendim iki telli (kıl kopuz), üç telli ve dört telli çelik telli kopuzlarla icra yapıyorum.

Dünyanın birçok ülkesinde turnelerdeyken ilginç bir hâli fark ettim. Konserlerin ardından yabancı izleyicilerin en büyük merakı hep kopuza yöneliyordu. “Bu ne çalgı?”, “Sesi ne olağanüstü!”, “Sanki konuşuyor gibi” diyerek hayranlıklarını ifade ediyorlardı.

Bu sorular beni derin düşüncelere sevk etti. Farklı milletlerden insanlar kopuz sesini neden böyle algılıyor? Bu olgunun bilimsel cevabını aramaya karar verdim.

"KOPUZ SESİNDEKİ DOĞAL GÜRÜLTÜ UNSURLARI ONUN AYIRT EDİCİ VASIFLARINI ARTIRIR"

Kopuz sesinin diğer çalgılardan farklılığını değerlendiren Töletaykızı, "Kopuzun sesi hiçbir enstrümana benzemez. Onun ses dokusu, yalnızca ezgisel güzelliğiyle değil; iç derinliği, tını zenginliği ve insan ruhuna tesir eden gücüyle de farklılaşır. Bu özellik, öncelikle çalgının yapısına, kullanılan malzemeye, tellerine, tekne biçimine ve asırlar boyu biçimlenmiş icra geleneğine doğrudan bağlıdır." dedi.

Kopuz sesleri düz ve yeknesak olmadığını kaydeden Töletaykızı, şöyle devam etti:

Aksine titreşim, gürültü bileşenleri ve pek çok armonik sesle doludur. Armonik ses derken, temel sesle birlikte duyulan yardımcı titreşimleri kastediyorum. İşte bu armonik sesler, kopuz sesini kalın, katmanlı, geniş, derin ve diri kılar. Dolayısıyla kopuzun sesi, tek bir notadan ibaret değil; birkaç ses katmanının iç içe geçmesiyle oluşan karmaşık bir olgudur.

Kopuz sesindeki doğal gürültü unsurları da onun ayırt edici vasıflarını artırır. Bazı çalgılarda bu tür gürültü fazlalık sayılırken, kopuzda sesin doğal varlığını tamamlar.

Kazak dünya görüşünde “koñır ses” kavramının özel bir yeri vardır. Koñır ses; ne çok gür, ne çok keskin ne de fazla tiz olan; sanki göğüsten geliyormuş gibi duran, yumuşak, ılık, hoş ve mânâ dolu bir sestir.

Kopuz, işte bu koñır sesin en bariz tezahürlerinden biridir. Onun sesi insanı hemen cezbedip kendine bağlar, nağmesiyle tutar, düşündürür ve kalbe yakın gelir. İşte bütün bu hasletler kopuzu diğer çalgılardan ayırarak Kazak kültüründeki yerini eşsiz bir yüksekliğe taşır.

BİLGİSAYAR ANALİZLERİ KANITLADI:​​​​​​​ KOPUZ GERÇEKTEN KONUŞUYOR MU?

Kopuz sesinin insan sesine benzerliği noktasında bunun salt edebî bir benzetme olmadığının altını çizen sanatçı, "Kazak edebiyatında, destanlarda 'kopuz konuştu', 'kopuz seslendi', 'kopuz inledi' gibi ifadelere sıkça rastlanır. Halk arasında, kopuzcuların hiç söz söylemeden kopuzu konuşturup hikâyesini veya düşüncesini sesler aracılığıyla anlattıklarına, hatta ağızlarıyla kopuz çaldıklarına dair nice ilginç rivayetler yaşar." diye aktardı.

Halk arasında yerleşmiş “kopuz konuşur” anlayışını yalnızca edebî bir imge olarak değil, işitsel açıdan da bilimsel olarak sorgulamaya çalıştığını belirten Töletaykızı, kopuz sesini insan sesiyle karşılaştırarak modern bilgisayar analizleri yaptığını söyledi.

Bilimsel araştırma neticesinde kopuz sesiyle insan sesi arasında belli benzerliklerin bulunduğunu açıklayan Töletaykızı, "Kopuzun bazı tınıları, Kazakçadaki konuşma seslerini -özellikle ünlülerin açık, boğuk, derin veya uzatmalı duyuluşunu- andırıyor. Kimi yerlerde sesinde burundan geliyormuş gibi yumuşak bir renk de seziliyor. İnsanların kopuz sesini insan sesine yakın algılamasının sebebi belki de budur." ifadelerini kullandı.

"KOPUZA, BÜTÜNCÜL BİR ORGANİZMA GİBİ BAKMAK DAHA DOĞRUDUR"

Kopuz sesinin bilimsel açıdan oluşumuna değinen sanatçı, şunları kaydetti:

Kopuzda sesin yalnızca tek bir telin titreşiminden doğduğunu söylemek yetersizdir. Tel ilk titreşimi başlatsa da, bu titreşim çalgının diğer parçalarına yayılır ve her biri sesin biçimlenmesine kendi katkısını sunar. Tekne sesi genişletir; deri ona ayrı bir yumuşaklık ve mat renk verir. Yayın tele dokunuşu da sesin karakterini değiştirir: kimi zaman ses ağır ağır açılır, kimi zaman koyulaşır, kimi zaman hafif pürüzlü bir hal alır.

Bu açıdan kopuza, birbirinden ayrı parçaların birleşimi olarak değil, bütüncül bir organizma gibi bakmak daha doğrudur. Onun sesi, tel, tekne, deri, yay ve icracının el hareketi bir anda etkileşime girdiğinde tam anlamıyla açığa çıkar. Bu yüzden kopuz sesi önceden kalıba kolayca sığmaz. Bir icracıda yumuşak duyulurken, bir başkasında daha keskin çıkabilir; bir eserde ses engin bir nitelik kazanırken, başka bir yapıtta çok daha aydınlık işitilir.

"BENİM İÇİN BÜYÜK BİR KEŞİF OLDU"

Kimi zaman modern bilgisayar programlarının bile kopuzu tam ve doğru biçimde çözümleyemeyip sapmaya uğrardığını söyleyen Töletaykızı, "Bu, kopuzun sesinin ne kadar girift olduğunu gösterir. Böyle anlarda istemsizce: 'Acaba gerçekten bu çalgının bir kutsallığı mı var?' diye düşünmeden edemez insan." ifadelerini kullandı.

Araştırma sürecinde kendisini en çok şaşırtan şeyin halk tarafından asırlar boyu saklanan pek çok kavrayış ve rivayetin, bilimsel incelemeler sırasında dayanak bulmaya başlaması olduğunu belirten Töletaykızı, "Eskiden yalnızca halk sezgisi veya manevî miras olarak görülen bazı olguların ardında gerçek bilimsel yasaların yattığını fark ettim. Bu benim için büyük bir keşif oldu. Zira bilimle gelenek birbirine karşıt değil, tam aksine birbirini tamamlıyor ve halk hikmetinin derin anlamını ortaya seriyor." diye konuştu.

KOPUZ: DÜNYANIN KULAKLA DİNLENEN HARİKALARDAN BİRİ

Sanatçı, kopuz araştırmalarının geleceğini bağlamında bu alandaki çalışmalar daha yeni hız kazandığını belirterek kopuzun yalnızca kadim bir çalgı değil, henüz tam anlamıyla açılmamış büyük bir araştırma nesnesi olduğunu kaydetti.

Kopuzun tarihi, icra geleneği, ses doğası, yapım tekniği ve hatta insan üzerindeki tesirinin ayrı ayrı ele alınmayı hak ettiğini vurgulayan Arğın Amina Töletaykızı, "Dünyada gözle görülen yedi harika varsa, bence kulakla dinlenen harikalardan biri de kopuzun sesidir!" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.