SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ucuz dizel, pahalı tavizler: Trump’ın faturayı Zelenskıy’a kesme siyaseti

Yazının Giriş Tarihi: 11.10.2026 16:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.10.2026 16:14

ABD seçmeni akaryakıt pompasındaki fiyatlarla uğraşırken Ukrayna halkı hayatta kalmaya çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın son hamlesi, bu iki gerçeği tehlikeli bir siyasi pazarlıkta buluşturdu. Yaklaşan ara seçimler öncesinde artan enerji maliyetleriyle karşılaşan Vaşington (Washington), çözümü Rusya’yla dizel anlaşmasında arıyor. Ancak ABD kamuoyuna ekonomik rahatlama olarak sunulan kararın bedelini, Rus saldırıları altında yaşayan Ukraynalıların ödemesi ihtimali giderek güçleniyor.

Trump’ın Putin’le görüşmesinin ardından duyurduğu düzenleme, Rus dizelinin ABD ve küresel pazarlara ulaşmasını öngörüyor. ABD Hazine Bakanlığının Rus dizel ihracatına geçici lisans vermesi de bu açılımın önünü açıyor. Böylece Rusya’nın savaş ekonomisine baskı uygulamak için kullanılan yaptırım araçlarından biri, enerji fiyatlarını düşürme amacıyla gevşetiliyor.

Burada asıl sorun, kararın Ukrayna’yla yürütülen görüşmelerde yarattığı güven kaybıdır. Kyiv Independent’ın 10 Ekim tarihli haberine göre Ukraynalı müzakereciler, enerji tesislerine yönelik saldırıların karşılıklı durdurulmasını görüşmek üzere ABD’ye gitmişken Rusya’ya sağlanacak ekonomik kolaylıkla karşılaştılar. Haberde görüşlerine başvurulan, isimleri açıklanmayan yetkililer, Vaşington’un Kıyiv’den Rus enerji tesislerine saldırılarını sınırlamasını isterken Moskova’ya yeni gelir imkânı sunduğunu belirtiyor.

Kanaatimce bu yaklaşım, barış arabuluculuğunun güvenilirliğini aşındırıyor. Enerji alanında bir ateşkes kurulacaksa yükümlülüklerin karşılıklı olması gerekir. Ukrayna’nın elindeki baskı aracını sınırlandırırken Rusya’nın saldırı kapasitesini besleyen gelirleri rahatlatmak, müzakere masasındaki güç dengesini Moskova lehine değiştirebilir. Vaşington’un kısa vadeli ekonomik hedefi, böylece Kiev’in uzun vadeli güvenlik ihtiyacıyla çatışıyor.

Trump’ın bu kararın hemen ardından Zelenskıy’ı hedef alması ise meselenin siyasi boyutunu daha görünür kıldı. Amerikan Başkanı, Ukrayna’nın anlaşma yapabilecek yeni bir lidere ihtiyaç duyduğunu savundu ve yüksek dizel fiyatlarının sorumluluğunu Zelenskıy’a yükledi. JFeed’in 11 Ekim tarihli haberinde de Trump’ın Andrews Üssü’nde Ukrayna’da seçim yapılması çağrısını tekrarladığı aktarılıyor.

Bu söylemde bir günah keçisi yaratma mekanizması görüyorum. Enerji piyasalarındaki sorunlar, İran’daki savaşın etkileri ve Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı kesintilerle birlikte değerlendirilmelidir. Nitekim PBS’nin enerji fiyatlarına ilişkin haberleri de her iki savaşın etkisine dikkat çekiyor. Böylesine karmaşık bir krizi Zelenskıy’ın kararlarına indirgemek, Amerikan yönetiminin kendi tercihlerinin sonuçlarını tartışma dışına itiyor.

Ara seçimler yaklaşırken ortaya çıkan siyasi anlatı açıktır: Vaşington, fiyatları düşürmeye çalışan kurtarıcı; Kıyiv ise bu çabayı zorlaştıran engel olarak sunulmaktadır. Bu çerçeve, Rusya’nın saldırganlığının Amerikan kamuoyundaki görünürlüğünü azaltabilir. İşgal altında direnen ülkenin lideri, savaşın sürmesinin başlıca sorumlusuymuş gibi gösterilirken Putin ekonomik çözümün ortağına dönüşmektedir.

Seçim çağrısı da bu baskının parçası olarak okunmalıdır. Ukrayna’nın savaş hâli mevzuatı, sıkıyönetim sırasında cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasını yasaklıyor. Bunun yanında cephedeki askerlerin, yerinden edilen vatandaşların ve işgal altındaki bölgelerde yaşayanların güvenli ve eşit katılımı çözülmesi gereken temel meselelerdir. Demokratik meşruiyet, bu koşullar hesaba katılarak değerlendirilmelidir.

Üstelik bir ülkenin liderini değiştirmesi gerektiğini dışarıdan ilan etmek, o toplumun siyasi iradesi üzerinde baskı yaratır. Ukrayna’nın geleceğine karar verme hakkı Ukrayna halkınındır. Zelenskıy’a yönelik eleştiriler elbette mümkündür; ancak bu eleştirilerin Rusya’yla ekonomik yakınlaşmanın hemen ardından gelmesi, Kıyiv’i tavize zorlama işlevi gördüğü yönündeki kaygıları güçlendiriyor.

Trump’ın politika değişiklikleri bu kaygıyı derinleştiriyor. Temmuz 2025’te Rusya’yı, barış sağlanmaması hâlinde yüzde 100 düzeyinde gümrük vergileriyle tehdit eden Başkan, bugün Rus dizelinin pazara dönüşünü savunuyor. BISI’nin o dönemdeki analizi de tehdidin uygulanabilirliği ve siyasi anlamı konusunda belirsizliklere işaret etmişti. Müttefikler açısından temel sorun, açıklamaların kalıcı taahhütlere dönüşüp dönüşmeyeceğidir.

Bu tablo, iç siyasi hesaplarla işlemsel dış politikanın birleşmesini gösteriyor. Her dosyanın kısa vadeli bir alışverişe dönüşmesi, ittifakların güvenilirliğini zayıflatır. Bugün enerji fiyatları için verilen tavizin yarın hangi güvenlik başlığında tekrarlanacağı belirsizleşir. Böyle bir ortamda Ukrayna’nın savunmasını ve müzakere stratejisini öngörülebilir Amerikan desteğine göre kurması zorlaşır.

Kırım açısından da mesele hayatidir. Zor kullanılarak gerçekleştirilen toprak kazanımlarının tanınmaması ilkesi, ekonomik pazarlıklardan bağımsız biçimde korunmalıdır. Chatham House’un barış görüşmelerine ilişkin değerlendirmesi de toprakların hukuki statüsü ve etkili güvenlik garantilerinin önemini vurguluyor. Kırım Tatarlarının hakları, siyasi tutukluların özgürlüğü ve vatanlarında güven içinde yaşama talepleri, yapılacak her barış düzenlemesinin merkezinde yer almalıdır.

Amerikan yönetiminin vatandaşlarının ekonomik sıkıntılarına çözüm araması anlaşılırdır. Fakat kalıcı barış, saldırganlığın maliyetini azaltıp saldırıya uğrayan ülkenin liderini köşeye sıkıştırarak kurulamaz. ABD pompalarında sağlanabilecek geçici rahatlamanın karşılığı Ukrayna’nın egemenliği olursa, bu anlaşmanın gerçek fiyatı dizel tabelalarında görünenden çok daha ağır olacaktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.