SON DAKİKA
Hava Durumu

Kırım Vakfında, Hakan Kırımlı tarafından kaleme alınan Geraylar ve Osmanlılar kitabı ele alındı

Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Tarih ve Kültür Konferansları'nın bu yılki ilk konuğu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Kırımlı oldu. Kırımlı, Halil İnalcık Özel Ödülü'ne lâyık görülen kitabı Geraylar ve Osmanlılar'ı anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 06.01.2024 15:54
Haber Güncellenme Tarihi: 07.01.2024 03:18
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Vakfında, Hakan Kırımlı tarafından kaleme alınan Geraylar ve Osmanlılar kitabı ele alındı

Kırım Vakfı, 2024’ün ilk Tarih ve Kültür Konferansını 6 Ocak’ta Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi, Kırım Tatar tarihçi Doç. Dr. Hakan Kırımlı’yı konuk aldığı etkinlik ile düzenledi. Konferans  Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi’ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi’nde saat 14.00’te icra edildi.

Programa; Musa Geray Han’ın torunu, Eski Büyükelçi Murat Ersavcı, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gayana Yüksel, TURKSİD Ukrayna Başkanı İsmet Yüksel, Prof. Dr. Zuhal Yüksel, Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin, Tuvgan Til İnternet Sitesi Dil Koordinatörü Dr. Nariye Seydamet, Kırım Vakfı ve Kırım Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda kişi katıldı.

Doç. Dr. Hakan Kırımlı, programda kaleme aldığı Halil İnalcık Özel Ödülü’ne sahip olan “Geraylar ve Osmanlılar: Kırım Hanlık Hanedanının Osmanlı Devleti'ndeki Hikayesi” isimli kitabını tanıttı.

"TARİHÇİLERİN KUTBU HALİL İNALCIK, KIRIM TATARLARI İÇİN ÇOK KIYMETLİ"

Programın açılış konuşmasını Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay gerçekleştirdi. Kalkay, “Kırım Hanlığı, Vakfımız açısından önemli bir yere sahip” diyerek, Kırım Hanlığını konu edinen kitabın 27 Aralık 2023 tarihinde Halil İnalcık Ödülü’nü aldığını hatırlattı. Hakan Kırımlı’nın ödül almasından gurur duyduklarını vurgulayan Kalkay, Halil İnacık’tan söz etti. Kalkay, Kırım Tatar tarihçisi olan, Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın Kırım Tatarları için çok kıymetli olduğunu belirtti.  

Kalkay, “Hakan Kırımlı da bu kitabına 25 yıl emek vermiştir, bu kitap ilmek ilmek dokunarak ortaya çıkmış. Tek bir kelimenin bile günlerce üzerinde durulduğunda şahit oldum. Hakan Kırımlı’ya huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum” diyerek sözlerine son verdi.

SİYASİ TUTSAKLARA MEKTUP ÇAĞRISI

Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin, işgalci Rusya’nın vatan Kırım’da haksız yere alıkoyduğu siyasi tutsaklara dikkat çekerek, Emel Kırım Vakfı tarafından oluşturulan kampanyadan bahsetti. Şahin, siyasi tutsaklara mektup yazarak Emel Kırım Vakfı aracılığıyla Kırım Tatarlarına ulaştırıldığını hatırlattı. Şahin, mektuplar sayesinde Nariman Celal’in eşi başta olmak üzere diğer siyasi tutsakların ailelerinden olumlu yanıt geldiğini, yalnız olmadıklarını hissettiklerini iletti. Şahin, konuşmasının sonunda katılımcılara mektup kampanyasına katılmaları için çağrıda bulundu.  

HAN, KIRIM HANLIĞI VE GERAYLAR

Konferansın konuşmacısı Prof. Dr. Hakan Kırımlı konuşmasına Kırım Hanlığının hanedanı Geraylar’dan bahsederek başladı. Kırımlı, "350 sene boyunca İslâm âleminin en itibarlı hanedanlarından biri olarak bilinmiştir" diyerek sözlerine başladı. Han unvanının açıklamasını yapan Kırımlı, 15. yüzyıla kadar çok önemli bir ünvan olduğunu, bu unvanı yalnızca doğrudan Cengiz Han'ın soyundan gelenlerin kullanabileceğinin altını çizdi. Kırımlı, Han unvanını, bu soydan olmadığı için Emir Timur’un bile kullanamadığını belirtti.

Altın Orda İmparatorluğu'nun 13 ve 14. asırlarda dünyanın en kudretli devletlerinden biri olduğunu ifade eden Kırımlı, diğer muazzam topraklarının yanı sıra bugünkü Rusya ve Ukrayna gibi ülkelerin topraklarının da 200 sene boyunca bu devletin parçalarından olduğunu söyledi. Altın Orda İmparatorluğu'nun asıl isminin “Uluğ Orda” olduğunu ifade eden Kırımlı, Geray hânedânının kendi döneminde İslâm âleminde Osmanlılarla birlikte en hürmet gören hânedânlardan biri olduğunu dile getirdi. Kırımlı, Kırım Hanlığı'nın bugünkü Güney ve Doğu Ukrayna, Güney Rusya ve Kuzey Kafkasya'da hükümran olduğunu aktardı. Ayrıca Kırımlı, Osmanlı ile Kırım Hanlığı hânedânlarının birbirlerine yazdıkları mektupları anlattı.

"KIRIM HANLIĞI HİÇBİR ZAMAN OSMANLI DEVLETİ'NİN VİLAYETİ OLMADI"

Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı arasındaki ilişkilere de değinen Kırımlı, diplomatik ilişikilerinin nasıl olduğunu katılımcılara anlattı. Kırımlı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Kırım’ın güneyindeki Kefe bir Osmanlı eyaleti olmakla birlikte, Kırım Hanlığı hiçbir zaman Osmanlı Devleti'nin vilayeti olmadı. Hanlığın kendi ordusu, kanunları ve parası vardı. Meselâ, Kırım Hanlığı topraklarında Osmanlı parası değil, kendi parası geçerliydi. Kırım Hanlığı’nın ilk dönemlerinde öncelikli problemleri Moskova veya Lehistan değil, rakipleri olan Altın Orda'nın İdil boyundaki varisleriydi.Onlara karşı kudretli Osmanlıların desteğini almak önemliydi. Osmanlı Devleti için de kuzeyde Kırım Hanlığı gibi bir müttefik gerekliydi. Bu nedenle Kırım ve Osmanlı münasebeti kuruldu. Önceleri sadece ittifak şekilinde kurulan bu ilişki müteakip asır içinde tâbiyete dönüştü. Ancak hanlığın kendi hükümranlığı ve yapısı hiçbir zaman ortadan kalkmadı..."

 

KIRIM HANLIĞINDA EĞİTİM VE ORDU SİSTEMİ

Kırımlı, katılımcılara dönemin iki ülke arasındaki ilişkiyi anlatan resimleri sundu. Kırım Hanlığı dönemini anlatan ve çoğu Safevî seferlerini resmeden minyatürlerle, Kırım han ve hanzâdelerinin, II. Gazi Geray Han'ın, hanlığın savaş bandosunun, kıyafetlerinin, Canıbek Geray Han'ın, Kalgay Âdil Geray Sultan'ın minyatürlerini gösterdi. Günümüzde hâlâ Kırım Hanlığı'na ait tarihî eserlerin bazılarının mevcut olduğunu ifade eden Kırımlı, Osmanlı Padişahı'nın sefer hallerinde Kırım Hanı’naferman değil, yabancı hükümdarlara yollandığı şekilde ve davet mahiyetinde nâme-i hümâyûn gönderdiğini, böylece Kırım Hanlığı'nın Osmanlı seferlerine ordu gönderdiğini söyledi.

Öte yandan Kırımlı, zamanla Geraylar'ın Osmanlı Devleti’nin Rumeli topraklarına yerleştiğini, bu bölgede Geraylar'a ait 250’ye yakın çiftliğin olduğunu da sözlerine ekledi. Kırım Hanlığı döneminde Geray hânedânı mensuplarının iyi eğitim aldıklarını ifade eden Kırımlı, Hansaray’da ihtişamlı bir hayatın yaşandığını, hânedân mensuplarının şairlik, yazarlık, hattatlık ve bestekârlık gibi üstün yönlerinin olduğunu önemle vurguladı.

MUSA GERAY SULTAN'IN SOYUNDAN GELEN ERSAVCI, KIRIMLI'YA TEŞEKKÜR ETTİ

Programın sonunda, Musa Geray Sultan’ın (Musa Geray Paşa’nın) soyundan gelen “Bu kitaba bir ömür adamanızdan dolayı size (Hakan Kırımlı) müteşekkirim. Bunu ancak bir deli profesör halledebilirdi. Bu inanılmaz bir başarı öyküsüdür. Büyük oranda kimse buradaki bilgilerin bilimsel olmadığını ileri süremeyecek, çünkü bu çok büyük bir belge çalışması. Kırım Tatarları adına teşekkür ederim" diyerek bir soru sordu. Viyana Kuşatması’na değinen Ersavcı, “Cevabı biliyorum ama sizin burada katılımcılara anlatmanızı istiyorum. Viyana Kuşatması esnasında Kırım Han'ı orayı terk etti derler, siz bu konuya açıklık getirebilir misiniz?” dedi.

DOÇ. DR. HAKAN KIRIMLI, VİYANA KUŞATMASINI ANLATTI

Bunun bir tam manâsıyla bir saçmalıktan ibaret olduğunu ve tarihî hakikatlerle uzaktan yakından alâkası bulunmadığını belirten Kırımlı, konunun tamamen siyasî maksatlarla ortaya atıldığını ve cehalet ile de yayıldığını vurguladı. Kırımlı, “Öncelikle ifade etmeliyim ki, mesleğimi yaparken aidiyetim yoktur, yazarken maksadım mensup olduğum insanları yüceltmek ya da başkalarına yermek değildir. Bu benim akademik anlayışımdır. Ancak hakikati yazarsam bunun insanlığın, halkımın, ümmetimin işine yarayabileceğini düşünürüm. Bunun dışında bir tavır bilim dışı olur. Bu konuya bakışım da daha farklı olamaz. 1683 Viyana Kuşatmasının bütün ayrıntıları özellikle Alman ve diğer ülkeler literatüründe âdetâ dakikalarına kadar bilinir ve bu hususta yüzlerce cilt yazılmıştır. Türkiye’de son yarım yüzyılda yayılan bu saçma iddiaya dair tek bir satıra, hatta imasına bile bu son derece ayrıntılı kaynaklarda kesinlikle rastlayamazsınız. Dahası Osmanlı kaynakları da Silâhtar Fındıklılı Mehmed Efendi’nin sadece söylentiler arasında bir söylenti olarak zikrettiği bu hikâyeye hiç işaret etmezler, Netâyicü’l-vukūât yazarı Mustafa Nuri Paşa ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı çok kısa söz ettiklerinde de böyle birşeyin olmasının kabil olmadığını kaydederler. Güya Kırım Hanı Murad Geray Han’ın savunmadığı İskender köprüsü diye zikredilen Krems köprüsü Viyana’nın 75 km batısında olup ne Osmanlıların ne de Kırım askerlerinin hiçbir zaman eline geçmemişti. Başka hususları bırakın, Viyana’ya yardıma gelen Jan Sobieski ordusu Kırım ordusunun koruduğu bir köprüden geçerek gelmemiştir ki böyle bir olay olabilsin. Maalesef tarihî vak’alardan zerre kadar haberi olmayan insanlar tamamen siyasî yahut hamasî maksatlarla bu şekilde saçma iddialarla kitleleri saptırageldiler. Bu zırvanın artık çoktan son bulması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.