1. Uluslararası Kırım Film Festivali İstanbul’da başladı: Yüzyıllık sinema hafızası perdeye taşıyor
1. Uluslararası Kırım Film Festivali İstanbul’da başladı: Yüzyıllık sinema hafızası perdeye taşıyor
1. Uluslararası Kırım Film Festivali, "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" teması ile İstanbul’da başladı; 3 gün sürecek festivalde 16 belgesel yarışacak.
Haber Giriş Tarihi: 17.09.2026 13:26
Haber Güncellenme Tarihi: 17.09.2026 13:36
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Tatar sanatını, tarihini ve güncel meselelerini sinema üzerinden ele alan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali bugün başladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen organizasyon İstanbul’da sinemaseverlerle buluşuyor. "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" temasıyla gerçekleştirilen festival, SSCB döneminde 1926 yılında çekilen tarihî Alim (Aydamak) filminin gösterimiyle kapılarını araladı.
TARİHÎ ALİM FİLMİ SEYİRCİYLE BULUŞTU
Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Büşra Kayar, Alim (Aydamak) filminin gösteri öncesinde film hakkında bilgi verdi. Kayar, konuşmasında Çarlık döneminde eşkıya olarak tanınan, Kırım Muhtar Cumhuriyeti döneminde ise Kırım halkının kahramanlarından biri olarak kabul edilen Alim Azametoğlu’nun, halk arasında “Alim Aydamak” adıyla bilindiğini belirtti.
Alim Aydamak etrafında şekillenen sinema ve halk anlatısına değinen Kayar, 2026 yılının film açısından özel bir anlam taşıdığını ifade ederek, yapımın ilk kez beyaz perdede gösterilmesinin üzerinden 100 yıl geçtiğini söyledi.
“Alim” filminin Kırım Tatar sinema tarihindeki ilk önemli yapımlardan biri olduğunu belirten Kayar, eserin yalnızca bir sinema filmi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kayar, filmin aynı zamanda Kırım Tatar halkının tarihî hafızasının, sözlü kültürünün ve kahramanlık anlatılarının yanı sıra 1920’li yıllardaki kültürel hayatın sinemaya aktarılması bakımından da önem taşıdığını kaydetti.
George Tasin tarafından yönetilen filmin ilk olarak 16 Ağustos 1926’da Moskova’da, ardından 30 Kasım 1926’da Kıyiv’de gösterildiğini aktaran Kayar, filmin çekimlerinin Yalta Sinema Stüdyosu tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.
Kayar, 1925 yılının sonbaharında başlayan çekimlerin Kırım’ın farklı bölgelerinde gerçekleştirildiğini belirterek, Ay Petri ve Çatır Dağ, Sudak’ın Vörön köyü ve Bahçesaray pazarı gibi mekânların filmde kullanıldığını ifade etti.
Filmin konusunun Alim’in adaletsizliğe karşı çıkması ve haksızlığa uğrayan halkı savunması üzerinden şekillendiğini belirten Kayar, bu anlatının Alim’i zamanla bir halk kahramanına dönüştürdüğünü söyledi.
Kayar, “Alim” filminin Kırım Tatar sinema tarihinin başlangıç noktalarından biri olmasının yanı sıra, Kırım Tatar halk kültürünün sözlü kahramanlarından birinin sinema aracılığıyla geniş kitlelere aktarılması açısından da önemli bir kültürel miras niteliği taşıdığını vurguladı.
“TÜRKİYE’DE İLK KEZ İSTANBUL’DA GÖSTERİLECEK”
Festival Yönetmeni ve yazar Neşe Sarısoy Karatay, “Alim” filminin Sovyetler Birliği döneminde yasaklandığını ve uzun yıllar beyaz perdede gösterilemediğini belirterek, filmin Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda yeniden ortaya çıkarıldığını ifade etti.
Filmin arşivlerden çıkarıldıktan sonra günümüz teknolojisiyle restore edilerek daha kaliteli hale getirildiğini aktaran Karatay, yapımın yeniden seyirciyle buluşturulduğunu söyledi. Karatay, “Alim” filminin Türkiye’de ise ilk kez İstanbul’da gösterileceğini belirtti.
Karatay, filmin Sovyetler Birliği döneminde, Kırım Muhtar Cumhuriyeti Başkanı Veli İbrahim’in desteğiyle çekildiğine dikkat çekerek, “1926 yılında çekilen sessiz filmin başrol oyuncusu Hayri Emirzade’ydi. Sanat danışmanlığını ise Hüseyin Badaninski yaptı.” dedi.
Filmin Yalta ve çevresindeki köylerde Kırım Tatar oyuncuların katılımıyla çekildiğini belirten Karatay, yapımın Kırım Tatar kültürüne ilişkin önemli görsel unsurlar barındırdığını ifade etti.
Karatay, “Filmin her karesinde 19. yüzyıl Kırım Tatar millî giysilerini, geleneklerini ve adetlerini görmek mümkün. Bu yönüyle ‘Alim’, yalnızca bir sinema filmi değil, aynı zamanda dönemin Kırım Tatar kültürünü ve yaşam biçimini yansıtan önemli bir görsel kaynak niteliğinde.” ifadelerini kullandı.
Karatay, filmin 100 yıl sonra Türkiye’de seyirciyle buluşmasının Kırım Tatar sinema tarihi ve kültürel mirasının tanıtılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Festival Yönetmeni ve yazar Sarısoy Karatay’ın konuşmasından sonra, Alim (Aydamak) filmi seyirciyle buluştu.
ZAFER KARATAY CENGİZ DAĞCI’YI ANLATTI
Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, yönetmenliğini yaptığı “Cengiz Dağcı” belgeseli gösterimi öncesinde bir konuşma gerçekleştirdi. Cengiz Dağcı'yı çocukluk yıllarında tanıdığını belirten Karatay, 11-12 yaşlarında köyde “Korkunç Yıllar” romanını okuduğunu ve bu eserin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Karatay, o yaşlarda bir köy çocuğu olarak ilerleyen yıllarda Cengiz Dağcı ile tanışacağını ve onun belgeselini çekeceğini hayal bile edemediğini ifade etti.
Karatay, Emel dergisini 1983 yılında yayımlamaya başladıkları dönemde, derginin abone adresleri arasında Cengiz Dağcı'nın adresine ulaştıklarını aktardı. Dağcı'ya dergiyi göndermeye ve mektuplaşmaya başladıklarını belirten Karatay, o yıllara ait mektupların hâlâ ellerinde bulunduğunu söyledi. Daha sonra Cengiz Dağcı ile telefon aracılığıyla iletişim kurduklarını anlatan Karatay, Ankara'dan Dağcı'nın sesini ilk kez telefonda duyduğunu ve Dağcı'nın kendisini mektuplarından tanıdığını belirtti. Bu iletişimin 1983 yılından sonra da devam ettiğini kaydetti.
TRT'de çalışmaya başladıktan sonra Türk dünyası ve Kırım üzerine belgeseller hazırlamanın en büyük hayallerinden biri olduğunu ifade eden Karatay, bir süre sonra Cengiz Dağcı'nın belgeselini çekme fırsatı bulduğunu söyledi.
Dağcı'nın yalnızca büyük bir yazar değil, aynı zamanda son derece mütevazı bir insan olduğunu vurgulayan Karatay, “Cengiz Dağcı inanılmaz bir vatansever ve aynı zamanda inanılmaz mütevazı bir insandı.” dedi.
Belgesel projesinden Dağcı'ya söz ettiğinde onun ilk olarak kendisini değil, Kırım'daki insanları düşündüğünü aktaran Karatay, Dağcı'nın kendisine, “Git bizim insanlarımızı çek. Sürgünde olanları çek. Onlar vatanlarını unutmuyorlar, gençliklerini unutmuyorlar. Onları çek.” şeklinde karşılık verdiğini anlattı.
Karatay, Dağcı'nın kendi hayatından ve eserlerinden ziyade Kırım'daki soydaşlarının durumuyla ilgilendiğini belirterek, “Kendisi için hiçbir şey yapmadı. O dönemde insanlarının ve onların yaşadığı durumun peşindeydi.” ifadelerini kullandı.
Belgesel çekimleri için Dağcı'nın yanına gittiklerinde kameraların açılmasıyla birlikte Dağcı'nın ilk olarak Kırım'daki soydaşlarını sorduğunu anlatan Karatay, “Kırım'daki kardeşlerimiz ne yapıyor? Nasıllar? Kırım'da neler oluyor, bana anlatın.” dediğini aktardı.
Dağcı'nın Kırım'a ve Kırım Tatarlarına duyduğu ilgiyi anlatan Karatay, çekimler sırasında onunla uzun saatler ve günler geçirdiklerini söyledi. Karatay, Dağcı'nın kendileriyle yeniden görüşmek için sabırsızlandığını belirterek, “Cengiz Dağcı'dan ayrılırken hava kararıyordu. Otele dönüyorduk. ‘Yarın ne zaman geleceksiniz? Erken gelin. Hayır, daha erken gelin.’ diyordu. Kırım'daki kardeşlerimiz hakkında bizimle konuşmak isteyen bir insandı.” ifadelerini kullandı.
“CENGİZ DAĞCI BİR OKYANUSTU”
Karatay, “Cengiz Dağcı aslında bir okyanustur. Bütün eserleri bir okyanustur. Onu farklı yaşlarda ve farklı yıllarda okuduğunuzda üzerinizde farklı etkiler bırakır.” dedi. Dağcı’nın özellikle Kırım Tatarları tarafından okunmasının önemine dikkat çeken Karatay, “Korkunç Yıllar” ile başlanmasını, ardından “Yurdunu Kaybeden Adam”, “Biz Beraber Geçtik Bu Yolu” ve diğer eserlerinin okunmasını tavsiye etti.
Belgesel hazırlığı sırasında Dağcı hakkında her defasında yeni şeyler keşfettiğini belirten Karatay, “Her seferinde, keşke Cengiz Dağcı ile konuşurken şu soruyu da sorsaydım, diyorum. Sorulacak çok soru, anlatılacak çok şey var.” ifadelerini kullandı.
Karatay, Dağcı’nın Kırım’a olan bağlılığını anlatırken 1993 yılında hazırladıkları ilk Kırım belgeselinde Kızıltaş’ı görüntülediklerini ve bu görüntüleri Londra’da yaşayan Dağcı’ya gönderdiklerini aktardı. Dağcı’nın görüntüleri izledikten sonra, “Stalin rejimi bize ne yaptı? Kızıltaş’ı küçülttü.” dediğini ifade etti.
Dağcı’nın cenazesinin Londra’dan İstanbul üzerinden Kırım’a götürülmesi sürecini de anlatan Karatay, hazırladıkları belgeselin son bölümünde bu görüntülere yer verdiklerini söyledi. Karatay, Neşe Sarısoy Karatay’ın önerisiyle Dağcı’nın “Bekle Beni Kırım’a, Kızıltaş Geliyorum” şiirinin de belgeselde kullanıldığını belirterek, bu anların kendileri için son derece duygusal olduğunu ifade etti.
Karatay, Cengiz Dağcı’nın hayatı boyunca vatanına bağlılığı ve Kırım Tatar halkına duyduğu sevgiyle örnek bir isim olduğunu vurguladı. Karatay'ın konuşması sonrasında “Cengiz Dağcı” belgeselinin gösterimi gerçekleşti.
Üç gün sürecek etkinlik boyunca film gösterimleri 17 ve 19 Eylül tarihlerinde Atlas 1948 Sineması'nda, 18 Eylül'de ise AKM Yeşilçam Sineması'nda gerçekleştirilecek.
SÜRGÜN, KİMLİK VE İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ PERDEYE YANSIYOR
Kırım Tatar halkının sürgün, kimlik, kültürel hafıza ve insan hakları mücadelesine ışık tutan festival; geçmişe dönük bir anma niteliği taşımanın ötesinde araştırma, arşivleme ve geleceğe miras bırakma projesi olarak öne çıkıyor. Organizasyon hazırlıkları kapsamında yürütülen kapsamlı araştırmalar sonucunda, Kırım Tatar sinemasının sınırları aşan geniş külliyatı yeniden gün yüzüne çıkarıldı.
YARIŞMA HEYECANI VE ÖZEL SEÇKİLER
Festival programı kapsamında uluslararası yarışma heyecanının yanı sıra özel gösterimler de yer alıyor.
2024-2026 yılları arasında üretilen yaklaşık 30 eser arasından seçilen, Kırım Tatar tarihi, kimliği ve direnişiyle doğrudan ilişkili 16 belgesel film uluslararası yarışma kategorisinde jüri karşısına çıkacak. Ayrıca Kırım Tatar sinema tarihinin yüzyıl boyunca dönüm noktası kabul edilen tarihi yapımlarının yanı sıra yapay zekâ destekli yenilikçi projeler ve farklı kategorilerdeki yapımlar özel gösterim seçkisiyle izleyicinin beğenisine sunulacak.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
1. Uluslararası Kırım Film Festivali İstanbul’da başladı: Yüzyıllık sinema hafızası perdeye taşıyor
1. Uluslararası Kırım Film Festivali, "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" teması ile İstanbul’da başladı; 3 gün sürecek festivalde 16 belgesel yarışacak.
Kırım Tatar sanatını, tarihini ve güncel meselelerini sinema üzerinden ele alan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali bugün başladı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Sinema Genel Müdürlüğünün destekleriyle Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen organizasyon İstanbul’da sinemaseverlerle buluşuyor. "Kırım Tatar Sinemasının 100 Yılı" temasıyla gerçekleştirilen festival, SSCB döneminde 1926 yılında çekilen tarihî Alim (Aydamak) filminin gösterimiyle kapılarını araladı.
TARİHÎ ALİM FİLMİ SEYİRCİYLE BULUŞTU
Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Büşra Kayar, Alim (Aydamak) filminin gösteri öncesinde film hakkında bilgi verdi. Kayar, konuşmasında Çarlık döneminde eşkıya olarak tanınan, Kırım Muhtar Cumhuriyeti döneminde ise Kırım halkının kahramanlarından biri olarak kabul edilen Alim Azametoğlu’nun, halk arasında “Alim Aydamak” adıyla bilindiğini belirtti.
Alim Aydamak etrafında şekillenen sinema ve halk anlatısına değinen Kayar, 2026 yılının film açısından özel bir anlam taşıdığını ifade ederek, yapımın ilk kez beyaz perdede gösterilmesinin üzerinden 100 yıl geçtiğini söyledi.
“Alim” filminin Kırım Tatar sinema tarihindeki ilk önemli yapımlardan biri olduğunu belirten Kayar, eserin yalnızca bir sinema filmi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kayar, filmin aynı zamanda Kırım Tatar halkının tarihî hafızasının, sözlü kültürünün ve kahramanlık anlatılarının yanı sıra 1920’li yıllardaki kültürel hayatın sinemaya aktarılması bakımından da önem taşıdığını kaydetti.
George Tasin tarafından yönetilen filmin ilk olarak 16 Ağustos 1926’da Moskova’da, ardından 30 Kasım 1926’da Kıyiv’de gösterildiğini aktaran Kayar, filmin çekimlerinin Yalta Sinema Stüdyosu tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.
Kayar, 1925 yılının sonbaharında başlayan çekimlerin Kırım’ın farklı bölgelerinde gerçekleştirildiğini belirterek, Ay Petri ve Çatır Dağ, Sudak’ın Vörön köyü ve Bahçesaray pazarı gibi mekânların filmde kullanıldığını ifade etti.
Filmin konusunun Alim’in adaletsizliğe karşı çıkması ve haksızlığa uğrayan halkı savunması üzerinden şekillendiğini belirten Kayar, bu anlatının Alim’i zamanla bir halk kahramanına dönüştürdüğünü söyledi.
Kayar, “Alim” filminin Kırım Tatar sinema tarihinin başlangıç noktalarından biri olmasının yanı sıra, Kırım Tatar halk kültürünün sözlü kahramanlarından birinin sinema aracılığıyla geniş kitlelere aktarılması açısından da önemli bir kültürel miras niteliği taşıdığını vurguladı.
“TÜRKİYE’DE İLK KEZ İSTANBUL’DA GÖSTERİLECEK”
Festival Yönetmeni ve yazar Neşe Sarısoy Karatay, “Alim” filminin Sovyetler Birliği döneminde yasaklandığını ve uzun yıllar beyaz perdede gösterilemediğini belirterek, filmin Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1990’lı yıllarda yeniden ortaya çıkarıldığını ifade etti.
Filmin arşivlerden çıkarıldıktan sonra günümüz teknolojisiyle restore edilerek daha kaliteli hale getirildiğini aktaran Karatay, yapımın yeniden seyirciyle buluşturulduğunu söyledi. Karatay, “Alim” filminin Türkiye’de ise ilk kez İstanbul’da gösterileceğini belirtti.
Karatay, filmin Sovyetler Birliği döneminde, Kırım Muhtar Cumhuriyeti Başkanı Veli İbrahim’in desteğiyle çekildiğine dikkat çekerek, “1926 yılında çekilen sessiz filmin başrol oyuncusu Hayri Emirzade’ydi. Sanat danışmanlığını ise Hüseyin Badaninski yaptı.” dedi.
Filmin Yalta ve çevresindeki köylerde Kırım Tatar oyuncuların katılımıyla çekildiğini belirten Karatay, yapımın Kırım Tatar kültürüne ilişkin önemli görsel unsurlar barındırdığını ifade etti.
Karatay, “Filmin her karesinde 19. yüzyıl Kırım Tatar millî giysilerini, geleneklerini ve adetlerini görmek mümkün. Bu yönüyle ‘Alim’, yalnızca bir sinema filmi değil, aynı zamanda dönemin Kırım Tatar kültürünü ve yaşam biçimini yansıtan önemli bir görsel kaynak niteliğinde.” ifadelerini kullandı.
Karatay, filmin 100 yıl sonra Türkiye’de seyirciyle buluşmasının Kırım Tatar sinema tarihi ve kültürel mirasının tanıtılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Festival Yönetmeni ve yazar Sarısoy Karatay’ın konuşmasından sonra, Alim (Aydamak) filmi seyirciyle buluştu.
ZAFER KARATAY CENGİZ DAĞCI’YI ANLATTI
Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, yönetmenliğini yaptığı “Cengiz Dağcı” belgeseli gösterimi öncesinde bir konuşma gerçekleştirdi. Cengiz Dağcı'yı çocukluk yıllarında tanıdığını belirten Karatay, 11-12 yaşlarında köyde “Korkunç Yıllar” romanını okuduğunu ve bu eserin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Karatay, o yaşlarda bir köy çocuğu olarak ilerleyen yıllarda Cengiz Dağcı ile tanışacağını ve onun belgeselini çekeceğini hayal bile edemediğini ifade etti.
Karatay, Emel dergisini 1983 yılında yayımlamaya başladıkları dönemde, derginin abone adresleri arasında Cengiz Dağcı'nın adresine ulaştıklarını aktardı. Dağcı'ya dergiyi göndermeye ve mektuplaşmaya başladıklarını belirten Karatay, o yıllara ait mektupların hâlâ ellerinde bulunduğunu söyledi. Daha sonra Cengiz Dağcı ile telefon aracılığıyla iletişim kurduklarını anlatan Karatay, Ankara'dan Dağcı'nın sesini ilk kez telefonda duyduğunu ve Dağcı'nın kendisini mektuplarından tanıdığını belirtti. Bu iletişimin 1983 yılından sonra da devam ettiğini kaydetti.
TRT'de çalışmaya başladıktan sonra Türk dünyası ve Kırım üzerine belgeseller hazırlamanın en büyük hayallerinden biri olduğunu ifade eden Karatay, bir süre sonra Cengiz Dağcı'nın belgeselini çekme fırsatı bulduğunu söyledi.
Dağcı'nın yalnızca büyük bir yazar değil, aynı zamanda son derece mütevazı bir insan olduğunu vurgulayan Karatay, “Cengiz Dağcı inanılmaz bir vatansever ve aynı zamanda inanılmaz mütevazı bir insandı.” dedi.
Belgesel projesinden Dağcı'ya söz ettiğinde onun ilk olarak kendisini değil, Kırım'daki insanları düşündüğünü aktaran Karatay, Dağcı'nın kendisine, “Git bizim insanlarımızı çek. Sürgünde olanları çek. Onlar vatanlarını unutmuyorlar, gençliklerini unutmuyorlar. Onları çek.” şeklinde karşılık verdiğini anlattı.
Karatay, Dağcı'nın kendi hayatından ve eserlerinden ziyade Kırım'daki soydaşlarının durumuyla ilgilendiğini belirterek, “Kendisi için hiçbir şey yapmadı. O dönemde insanlarının ve onların yaşadığı durumun peşindeydi.” ifadelerini kullandı.
Belgesel çekimleri için Dağcı'nın yanına gittiklerinde kameraların açılmasıyla birlikte Dağcı'nın ilk olarak Kırım'daki soydaşlarını sorduğunu anlatan Karatay, “Kırım'daki kardeşlerimiz ne yapıyor? Nasıllar? Kırım'da neler oluyor, bana anlatın.” dediğini aktardı.
Dağcı'nın Kırım'a ve Kırım Tatarlarına duyduğu ilgiyi anlatan Karatay, çekimler sırasında onunla uzun saatler ve günler geçirdiklerini söyledi. Karatay, Dağcı'nın kendileriyle yeniden görüşmek için sabırsızlandığını belirterek, “Cengiz Dağcı'dan ayrılırken hava kararıyordu. Otele dönüyorduk. ‘Yarın ne zaman geleceksiniz? Erken gelin. Hayır, daha erken gelin.’ diyordu. Kırım'daki kardeşlerimiz hakkında bizimle konuşmak isteyen bir insandı.” ifadelerini kullandı.
“CENGİZ DAĞCI BİR OKYANUSTU”
Karatay, “Cengiz Dağcı aslında bir okyanustur. Bütün eserleri bir okyanustur. Onu farklı yaşlarda ve farklı yıllarda okuduğunuzda üzerinizde farklı etkiler bırakır.” dedi. Dağcı’nın özellikle Kırım Tatarları tarafından okunmasının önemine dikkat çeken Karatay, “Korkunç Yıllar” ile başlanmasını, ardından “Yurdunu Kaybeden Adam”, “Biz Beraber Geçtik Bu Yolu” ve diğer eserlerinin okunmasını tavsiye etti.
Belgesel hazırlığı sırasında Dağcı hakkında her defasında yeni şeyler keşfettiğini belirten Karatay, “Her seferinde, keşke Cengiz Dağcı ile konuşurken şu soruyu da sorsaydım, diyorum. Sorulacak çok soru, anlatılacak çok şey var.” ifadelerini kullandı.
Karatay, Dağcı’nın Kırım’a olan bağlılığını anlatırken 1993 yılında hazırladıkları ilk Kırım belgeselinde Kızıltaş’ı görüntülediklerini ve bu görüntüleri Londra’da yaşayan Dağcı’ya gönderdiklerini aktardı. Dağcı’nın görüntüleri izledikten sonra, “Stalin rejimi bize ne yaptı? Kızıltaş’ı küçülttü.” dediğini ifade etti.
Dağcı’nın cenazesinin Londra’dan İstanbul üzerinden Kırım’a götürülmesi sürecini de anlatan Karatay, hazırladıkları belgeselin son bölümünde bu görüntülere yer verdiklerini söyledi. Karatay, Neşe Sarısoy Karatay’ın önerisiyle Dağcı’nın “Bekle Beni Kırım’a, Kızıltaş Geliyorum” şiirinin de belgeselde kullanıldığını belirterek, bu anların kendileri için son derece duygusal olduğunu ifade etti.
Karatay, Cengiz Dağcı’nın hayatı boyunca vatanına bağlılığı ve Kırım Tatar halkına duyduğu sevgiyle örnek bir isim olduğunu vurguladı. Karatay'ın konuşması sonrasında “Cengiz Dağcı” belgeselinin gösterimi gerçekleşti.
Üç gün sürecek etkinlik boyunca film gösterimleri 17 ve 19 Eylül tarihlerinde Atlas 1948 Sineması'nda, 18 Eylül'de ise AKM Yeşilçam Sineması'nda gerçekleştirilecek.
SÜRGÜN, KİMLİK VE İNSAN HAKLARI MÜCADELESİ PERDEYE YANSIYOR
Kırım Tatar halkının sürgün, kimlik, kültürel hafıza ve insan hakları mücadelesine ışık tutan festival; geçmişe dönük bir anma niteliği taşımanın ötesinde araştırma, arşivleme ve geleceğe miras bırakma projesi olarak öne çıkıyor. Organizasyon hazırlıkları kapsamında yürütülen kapsamlı araştırmalar sonucunda, Kırım Tatar sinemasının sınırları aşan geniş külliyatı yeniden gün yüzüne çıkarıldı.
YARIŞMA HEYECANI VE ÖZEL SEÇKİLER
Festival programı kapsamında uluslararası yarışma heyecanının yanı sıra özel gösterimler de yer alıyor.
2024-2026 yılları arasında üretilen yaklaşık 30 eser arasından seçilen, Kırım Tatar tarihi, kimliği ve direnişiyle doğrudan ilişkili 16 belgesel film uluslararası yarışma kategorisinde jüri karşısına çıkacak. Ayrıca Kırım Tatar sinema tarihinin yüzyıl boyunca dönüm noktası kabul edilen tarihi yapımlarının yanı sıra yapay zekâ destekli yenilikçi projeler ve farklı kategorilerdeki yapımlar özel gösterim seçkisiyle izleyicinin beğenisine sunulacak.
Son Haberler