Kırım Tatar halkının yetiştirdiği en parlak fırçalardan biri olan ressam ve eğitimci Abdurefi Abiyev, doğumunun 147. yıl dönümünde hüzün ve gururla anılıyor. Hayatını milletinin sanatsal ve kültürel uyanışına adayan Abiyev, Stalin rejiminin karanlığında tuvali yarım bırakılan yüzlerce Kırım Tatar aydınından biriydi.
Haber Giriş Tarihi: 30.05.2026 14:41
Haber Güncellenme Tarihi: 30.05.2026 14:42
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
30 Mayıs 1879’da Akmescit’in Çokurça köyünde bir çobanın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Abdurefi Abiyev, köklerinden kopmadan dünyaya açılmayı başaran, Kırım Tatar halkının Avrupa görmüş ilk ve en vizyoner sanatçılardan biriydi. İçindeki sönmez sanat ateşi ve yeteneği, onu önce Moskova’daki saygın Stroganov Güzel Sanatlar Akademisi’ne, ardından da resmin kalbi sayılan Paris’teki prestijli Julien Akademisi’ne kadar taşımıştı.
“ÜNER SANAYİ” İLE BİR MİLLETİN GELECEĞİNİ DOKUDU
1917 yılında, edindiği tüm birikimle vefakar vatanına geri dönen Abiyev, en yakın yol arkadaşı ünlü etnograf Üsein Bodaninskiy ile omuz omuza vererek Kırım Tatar kültürünün ve zanaatinin kalbi sayılan Bahçesaray "Üner Sanayi" Güzel Sanatlar ve Sanayi Okulu’nu kurdu. Okulun ilk müdürü olarak, genç beyinlere sadece teknik resmi ve çizgileri değil; milli kimliği, estetiği ve vatan sevgisini aşıladı.
BİTMEYEN SÜRGÜNLER VE DİNMEYEN SANAT AŞKI
Kırım Tatar kimliğini ve kültürünü tavizsiz bir şekilde savunması, Sovyet rejiminin gözünde onu kısa sürede bir "tehdit" haline getirdi. 1928 yılında, dönemin meşum "milliyetçilikle mücadele" kampanyaları kapsamında görevinden alınarak Türkmenistan’a sürgün edildi.
AKMESCİT’TE SUSTURULAN FIRÇA VE ÇALINAN MİRAS
Stalin rejiminin acımasız cellatları, 1938 yılında bu büyük dehayı tutukladı. Aynı yıl, Akmescit’teki o karanlık zindanlarda, onlarca Kırım Tatar münevveriyle birlikte suçsuz yere kurşuna dizilerek katledildi. Katil rejim onun canını aldı, bedenini meçhul bir çukura gömdü ancak ruhundaki özgürlük anlayışını silemedi.
Büyük sanatçının trajedisi ne yazık ki ölümüyle de sınırlı kalmadı. El emeği, göz nuru muazzam tabloları ve sanatsal mirasının çok büyük bir kısmı, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı esnasında Sovyetler tarafından barbarca yağmalandı ve yok edildi.
Bugün fiziki bir mezarı veya günümüze ulaşan geniş bir sergisi olmasa da Abdurefi Abiyev, kalemiyle ve fırçasıyla halkının hafızasında silinmez bir iz, sönmeyen bir meşale olarak yaşamaya devam ediyor. Kırım Tatar halkı, doğumunun 147. yılında büyük ustasını rahmet ve minnetle anıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tuvali yarım kalan bir deha: Abdurefi Abiyev
Kırım Tatar halkının yetiştirdiği en parlak fırçalardan biri olan ressam ve eğitimci Abdurefi Abiyev, doğumunun 147. yıl dönümünde hüzün ve gururla anılıyor. Hayatını milletinin sanatsal ve kültürel uyanışına adayan Abiyev, Stalin rejiminin karanlığında tuvali yarım bırakılan yüzlerce Kırım Tatar aydınından biriydi.
30 Mayıs 1879’da Akmescit’in Çokurça köyünde bir çobanın oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Abdurefi Abiyev, köklerinden kopmadan dünyaya açılmayı başaran, Kırım Tatar halkının Avrupa görmüş ilk ve en vizyoner sanatçılardan biriydi. İçindeki sönmez sanat ateşi ve yeteneği, onu önce Moskova’daki saygın Stroganov Güzel Sanatlar Akademisi’ne, ardından da resmin kalbi sayılan Paris’teki prestijli Julien Akademisi’ne kadar taşımıştı.
“ÜNER SANAYİ” İLE BİR MİLLETİN GELECEĞİNİ DOKUDU
1917 yılında, edindiği tüm birikimle vefakar vatanına geri dönen Abiyev, en yakın yol arkadaşı ünlü etnograf Üsein Bodaninskiy ile omuz omuza vererek Kırım Tatar kültürünün ve zanaatinin kalbi sayılan Bahçesaray "Üner Sanayi" Güzel Sanatlar ve Sanayi Okulu’nu kurdu. Okulun ilk müdürü olarak, genç beyinlere sadece teknik resmi ve çizgileri değil; milli kimliği, estetiği ve vatan sevgisini aşıladı.
BİTMEYEN SÜRGÜNLER VE DİNMEYEN SANAT AŞKI
Kırım Tatar kimliğini ve kültürünü tavizsiz bir şekilde savunması, Sovyet rejiminin gözünde onu kısa sürede bir "tehdit" haline getirdi. 1928 yılında, dönemin meşum "milliyetçilikle mücadele" kampanyaları kapsamında görevinden alınarak Türkmenistan’a sürgün edildi.
AKMESCİT’TE SUSTURULAN FIRÇA VE ÇALINAN MİRAS
Stalin rejiminin acımasız cellatları, 1938 yılında bu büyük dehayı tutukladı. Aynı yıl, Akmescit’teki o karanlık zindanlarda, onlarca Kırım Tatar münevveriyle birlikte suçsuz yere kurşuna dizilerek katledildi. Katil rejim onun canını aldı, bedenini meçhul bir çukura gömdü ancak ruhundaki özgürlük anlayışını silemedi.
Büyük sanatçının trajedisi ne yazık ki ölümüyle de sınırlı kalmadı. El emeği, göz nuru muazzam tabloları ve sanatsal mirasının çok büyük bir kısmı, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı esnasında Sovyetler tarafından barbarca yağmalandı ve yok edildi.
Bugün fiziki bir mezarı veya günümüze ulaşan geniş bir sergisi olmasa da Abdurefi Abiyev, kalemiyle ve fırçasıyla halkının hafızasında silinmez bir iz, sönmeyen bir meşale olarak yaşamaya devam ediyor. Kırım Tatar halkı, doğumunun 147. yılında büyük ustasını rahmet ve minnetle anıyor.
Son Haberler