Batı Trakya’da müftülük krizi yeniden gündemde: Mahkeme süreci başladı
Batı Trakya’da müftülük krizi yeniden gündemde: Mahkeme süreci başladı
Batı Trakya’da dini temsil hakkı ve azınlık iradesi üzerindeki baskılar, İskeçe’de görülen kritik bir davayla yeniden dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Ekim 2024’te Çınar Camisi’nde yaşanan olayların ardından hakim karşısına çıkan azınlık mensupları, mahkeme önünde adeta bir hak arama mücadelesi başlattı.
Haber Giriş Tarihi: 01.04.2026 16:30
Haber Güncellenme Tarihi: 01.04.2026 16:40
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Batı Trakya müftülük sorunu, İskeçe’de 11 Ekim 2024’te yaşanan olayın ardından açılan davanın mahkeme tarihinin gelmesiyle yeniden gündeme taşındı. Çınar Camisi’nde yaşanan gelişmeler, uzun süredir devam eden tartışmaları bir kez daha görünür hale getirdi.
Dava kapsamında 4 azınlık mensubu yargılanırken, sürecin yalnızca bir olayla sınırlı olmadığı, geçmişten bugüne uzanan yapısal bir sorunun yansıması olduğu vurgulanıyor.
"MAHKEMEDE BÜTÜN BİR AZINLIĞIN VARLIĞI YARGILANIYOR"
Dava kapsamında yargılananlardan eski İskeçe Türk Birliği Başkanı ve gazeteci Ozan Ahmetoğlu, Batı Trakya'da 1985'ten bu yana süregelen müftülük sorununun çözümsüz bırakıldığını belirterek, azınlığın kendi iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmadığını, devletin ise atama yoluyla müftü belirlediğini ifade etti.
Ahmetoğlu, Ekim 2024'te atanmış müftülerin İskeçe'de Çınar Camisi'nde cuma namazına katılmak istemesi üzerine cemaatin tepki gösterdiğini, müftülerin camiye alınmadığını ve olayların büyümeden sonlandırıldığını söyledi. Yaşananların münferit bir olay olmadığını kaydeden Ahmetoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın dini temsil hakkına yönelik uzun yıllardır devam eden sorunun bir yansıması olduğunu dile getirdi.
Eski Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı da müftülük meselesinin, 1980'li yıllardan sonra değişen uygulamalarla ortaya çıktığına işaret ederek, geçmişte azınlığın kendi müftüsünü seçtiğini ancak daha sonra atama sistemine geçildiğini anlattı.
Baltacı, yaşanan olayda azınlığın Lozan Antlaşması ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını savunduğunu vurgulayarak, müftülük sorununun kronikleştiğini ve toplumun iradesinin yok sayıldığını belirtti.
Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığı'nın yalnızca müftülük değil, dernek isimlerinin tanınmaması, eğitim altyapısındaki eksiklikler ve vakıf yönetimi gibi alanlarda da sorunlar yaşadığının altını çizen Baltacı, azınlığın kimliğine ve haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa da davanın yalnızca hukuki bir süreç olmadığını belirterek "Bizler mahkeme önünde tek yürek olarak varlığımızı gösterdik. Bu tablo, haklılığımızın ve gücümüzün en büyük kanıtıdır. Mahkemede sadece dört arkadaşımız değil, bütün bir azınlığın varlığı ve uluslararası hukukla güvence altına alınmış temel haklar yargılanıyor." ifadelerini kullandı.
Azınlığın dini özgürlükler, vakıflar ve eğitim alanındaki haklarının uluslararası anlaşmalarla koruma altında olduğunu anımsatan Trampa, son dönemde yürürlüğe giren bazı düzenlemelerin vakıfların işleyişini ve mülkiyet haklarını olumsuz etkilediğini, bu tür müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini sözlerine ekledi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Batı Trakya’da müftülük krizi yeniden gündemde: Mahkeme süreci başladı
Batı Trakya’da dini temsil hakkı ve azınlık iradesi üzerindeki baskılar, İskeçe’de görülen kritik bir davayla yeniden dünya kamuoyunun gündemine oturdu. Ekim 2024’te Çınar Camisi’nde yaşanan olayların ardından hakim karşısına çıkan azınlık mensupları, mahkeme önünde adeta bir hak arama mücadelesi başlattı.
Batı Trakya müftülük sorunu, İskeçe’de 11 Ekim 2024’te yaşanan olayın ardından açılan davanın mahkeme tarihinin gelmesiyle yeniden gündeme taşındı. Çınar Camisi’nde yaşanan gelişmeler, uzun süredir devam eden tartışmaları bir kez daha görünür hale getirdi.
Dava kapsamında 4 azınlık mensubu yargılanırken, sürecin yalnızca bir olayla sınırlı olmadığı, geçmişten bugüne uzanan yapısal bir sorunun yansıması olduğu vurgulanıyor.
"MAHKEMEDE BÜTÜN BİR AZINLIĞIN VARLIĞI YARGILANIYOR"
Dava kapsamında yargılananlardan eski İskeçe Türk Birliği Başkanı ve gazeteci Ozan Ahmetoğlu, Batı Trakya'da 1985'ten bu yana süregelen müftülük sorununun çözümsüz bırakıldığını belirterek, azınlığın kendi iradesiyle seçtiği müftülerin tanınmadığını, devletin ise atama yoluyla müftü belirlediğini ifade etti.
Ahmetoğlu, Ekim 2024'te atanmış müftülerin İskeçe'de Çınar Camisi'nde cuma namazına katılmak istemesi üzerine cemaatin tepki gösterdiğini, müftülerin camiye alınmadığını ve olayların büyümeden sonlandırıldığını söyledi. Yaşananların münferit bir olay olmadığını kaydeden Ahmetoğlu, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın dini temsil hakkına yönelik uzun yıllardır devam eden sorunun bir yansıması olduğunu dile getirdi.
Eski Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı da müftülük meselesinin, 1980'li yıllardan sonra değişen uygulamalarla ortaya çıktığına işaret ederek, geçmişte azınlığın kendi müftüsünü seçtiğini ancak daha sonra atama sistemine geçildiğini anlattı.
Baltacı, yaşanan olayda azınlığın Lozan Antlaşması ve uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarını savunduğunu vurgulayarak, müftülük sorununun kronikleştiğini ve toplumun iradesinin yok sayıldığını belirtti.
Ayrıca Batı Trakya Türk Azınlığı'nın yalnızca müftülük değil, dernek isimlerinin tanınmaması, eğitim altyapısındaki eksiklikler ve vakıf yönetimi gibi alanlarda da sorunlar yaşadığının altını çizen Baltacı, azınlığın kimliğine ve haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
İskeçe Seçilmiş Müftüsü Mustafa Trampa da davanın yalnızca hukuki bir süreç olmadığını belirterek "Bizler mahkeme önünde tek yürek olarak varlığımızı gösterdik. Bu tablo, haklılığımızın ve gücümüzün en büyük kanıtıdır. Mahkemede sadece dört arkadaşımız değil, bütün bir azınlığın varlığı ve uluslararası hukukla güvence altına alınmış temel haklar yargılanıyor." ifadelerini kullandı.
Azınlığın dini özgürlükler, vakıflar ve eğitim alanındaki haklarının uluslararası anlaşmalarla koruma altında olduğunu anımsatan Trampa, son dönemde yürürlüğe giren bazı düzenlemelerin vakıfların işleyişini ve mülkiyet haklarını olumsuz etkilediğini, bu tür müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini sözlerine ekledi.
Son Haberler