Tayland’da Çin etkisi: Uygur Türklerine idam cezası verildi
Tayland’da Çin etkisi: Uygur Türklerine idam cezası verildi
Bangkok’ta bir ibadethane yakınında 2015 yılında düzenlenen saldırıda Uygur Türkü sanıkların irtibatları olduğu iddia edilen davada 2 Uygur Türkü sanık idam cezasına çarptırıldı.
Haber Giriş Tarihi: 12.06.2026 13:58
Haber Güncellenme Tarihi: 12.06.2026 14:03
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine uyguladığı soykırım politikaları gün geçtikçe artıyor. Bunun yanı sıra Uygur Türkleri, sığındıkları ülkelerde de Çin’in baskıları sebebiyle mağdur ediliyor.
Tayland’ın başkenti Bangkok’un merkezinde, turistlerin yoğun olarak bulunduğu bir ibadethane yakınında 17 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleştirilen, 20 kişinin hayatını kaybetmesi ve 120’den fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıda Uygur Türkü sanıkların irtibatları olduğuna hükmedildi.
Saldırıya ilişkin davada Yusufu Mieraili ve Bilal Mohammed isimli 2 Uygur Türkü sanık, 11 Haziran 2026 tarihinde tekrar toplanan mahkemede idam cezasına çarptırıldı. Sanık avukatları, idam kararını temyize götürmek üzere başvuru hazırlığında olduklarını açıklarken sözde terör yargılaması, insan hakları ihlalleri ve Çin’in bölgedeki etkisi bağlamındaki tartışmaları alevlendirdi.
YARGILAMA SÜRECİNDE USUL VE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Uygur Haber internet sayfasının 12 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre dava sürecinde, usul ihlalleri ve insan hakları ihlalleri yaşandığı bildirildi. Sanıklar, gözaltında işkenceye maruz kaldıklarını ve bu şekilde ifade vermeye zorlandıklarını belirtmelerine rağmen daha sonra bu ifadelerini geri çektiler.
Uluslararası hukuk çevreleri tarafından sürecin adil yargılanma ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi. Uluslararası Hukukçular Komisyonu ise soruşturma ve kovuşturma sürecinin ciddi insan hakları ihlalleri içerdiğini ve Tayland ceza adalet sistemindeki yapısal sorunları ortaya koyduğunu dile getirildi.
Bununla birlikte davanın 10 yılı aşkın süreye yayılması ve özellikle tercüman eksikliği gibi gerekçelerle sürekli ertelenmesi nedeniyle yargılamanın güvenilirliğinin sorgulandığı aktarıldı. Mahkeme kararında telefon kayıtlarının temel deliller arasında gösterilmesine karşın bağımsız gözlemcilere göre, bu delillerin tek başına idam cezasını gerektirecek kesinlikte olup olmadığı soru işaretleri barındırıyor.
Saldırının, Tayland’ın 2015 yılında 100’den fazla Uygur Türkü mülteciyi Çin’e zorla iade etmesinden kısa süre sonra gerçekleşmesi ise dikkat çekti. Uygur Türkleri, başta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği olmak üzere uluslararası kuruluşların itirazlarına rağmen zorla gerçekleştirilmişti.
İade edilen Uygur Türklerinin önemli bir kısmının Çin’de ağır cezalara, hatta idama çarptırıldığı yönündeki tanıklıklar ise Uygur Türklerinin iadesi ile saldırı arasındaki muhtemel bağlantıyı gündeme getirdi.
DÖNEMİN SİYASİ KOŞULLARINA DİKKAT ÇEKİYOR
Öte yandan uzmanlar, kararın yalnızca hukuki bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini ve dönemin siyasi koşullarının da dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor. 2014 darbesi sonrası iktidara gelen ve Prayut Chan-o-cha liderliğinde yönetilen askerî hükûmet döneminde, Tayland’ın Çin ile ilişkilerinde belirgin bir yakınlaşma yaşanmıştı.
Güvenlik iş birliklerinin artırıldığı, ekonomik ve altyapı projelerinin ivme kazandığı ve “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında ortak projeler geliştirilen bu yakınlaşmanın sonucunda, Tayland’ın özellikle hassas siyasi ve hukuki kararlarında Çin Komünist Partisinin (ÇKP) etkisini artırdığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştı.
Dava, yalnızca Bangkok saldırısının faillerine ilişkin bir yargılama olmanın ötesinde; Uygur meselesi, zorla geri göndermeler ve bölgesel güç dengeleri bağlamında uluslararası kamuoyunun dikkatle izlediği bir dosya olmaya devam ediyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tayland’da Çin etkisi: Uygur Türklerine idam cezası verildi
Bangkok’ta bir ibadethane yakınında 2015 yılında düzenlenen saldırıda Uygur Türkü sanıkların irtibatları olduğu iddia edilen davada 2 Uygur Türkü sanık idam cezasına çarptırıldı.
Çin’in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine uyguladığı soykırım politikaları gün geçtikçe artıyor. Bunun yanı sıra Uygur Türkleri, sığındıkları ülkelerde de Çin’in baskıları sebebiyle mağdur ediliyor.
SANIK AVUKATLARI, DAVANIN TEMYİZE GÖTÜRÜLMESİ İÇİN BAŞVURU HAZIRLIĞINDA
Tayland’ın başkenti Bangkok’un merkezinde, turistlerin yoğun olarak bulunduğu bir ibadethane yakınında 17 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleştirilen, 20 kişinin hayatını kaybetmesi ve 120’den fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıda Uygur Türkü sanıkların irtibatları olduğuna hükmedildi.
Saldırıya ilişkin davada Yusufu Mieraili ve Bilal Mohammed isimli 2 Uygur Türkü sanık, 11 Haziran 2026 tarihinde tekrar toplanan mahkemede idam cezasına çarptırıldı. Sanık avukatları, idam kararını temyize götürmek üzere başvuru hazırlığında olduklarını açıklarken sözde terör yargılaması, insan hakları ihlalleri ve Çin’in bölgedeki etkisi bağlamındaki tartışmaları alevlendirdi.
YARGILAMA SÜRECİNDE USUL VE İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
Uygur Haber internet sayfasının 12 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre dava sürecinde, usul ihlalleri ve insan hakları ihlalleri yaşandığı bildirildi. Sanıklar, gözaltında işkenceye maruz kaldıklarını ve bu şekilde ifade vermeye zorlandıklarını belirtmelerine rağmen daha sonra bu ifadelerini geri çektiler.
Uluslararası hukuk çevreleri tarafından sürecin adil yargılanma ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi. Uluslararası Hukukçular Komisyonu ise soruşturma ve kovuşturma sürecinin ciddi insan hakları ihlalleri içerdiğini ve Tayland ceza adalet sistemindeki yapısal sorunları ortaya koyduğunu dile getirildi.
Bununla birlikte davanın 10 yılı aşkın süreye yayılması ve özellikle tercüman eksikliği gibi gerekçelerle sürekli ertelenmesi nedeniyle yargılamanın güvenilirliğinin sorgulandığı aktarıldı. Mahkeme kararında telefon kayıtlarının temel deliller arasında gösterilmesine karşın bağımsız gözlemcilere göre, bu delillerin tek başına idam cezasını gerektirecek kesinlikte olup olmadığı soru işaretleri barındırıyor.
UYGUR TÜRKLERİNİN İADESİ İLE SALDIRI ARASINDA BAĞLANTI OLABİLİR
Saldırının, Tayland’ın 2015 yılında 100’den fazla Uygur Türkü mülteciyi Çin’e zorla iade etmesinden kısa süre sonra gerçekleşmesi ise dikkat çekti. Uygur Türkleri, başta Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği olmak üzere uluslararası kuruluşların itirazlarına rağmen zorla gerçekleştirilmişti.
İade edilen Uygur Türklerinin önemli bir kısmının Çin’de ağır cezalara, hatta idama çarptırıldığı yönündeki tanıklıklar ise Uygur Türklerinin iadesi ile saldırı arasındaki muhtemel bağlantıyı gündeme getirdi.
DÖNEMİN SİYASİ KOŞULLARINA DİKKAT ÇEKİYOR
Öte yandan uzmanlar, kararın yalnızca hukuki bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğini ve dönemin siyasi koşullarının da dikkate alınması gerektiğini ifade ediyor. 2014 darbesi sonrası iktidara gelen ve Prayut Chan-o-cha liderliğinde yönetilen askerî hükûmet döneminde, Tayland’ın Çin ile ilişkilerinde belirgin bir yakınlaşma yaşanmıştı.
Güvenlik iş birliklerinin artırıldığı, ekonomik ve altyapı projelerinin ivme kazandığı ve “Kuşak ve Yol Girişimi” kapsamında ortak projeler geliştirilen bu yakınlaşmanın sonucunda, Tayland’ın özellikle hassas siyasi ve hukuki kararlarında Çin Komünist Partisinin (ÇKP) etkisini artırdığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştı.
Dava, yalnızca Bangkok saldırısının faillerine ilişkin bir yargılama olmanın ötesinde; Uygur meselesi, zorla geri göndermeler ve bölgesel güç dengeleri bağlamında uluslararası kamuoyunun dikkatle izlediği bir dosya olmaya devam ediyor.
Son Haberler