SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Türkiye Türklerindir, Kırım Tatarlarındır, Tatarlar Ukrayindir

Yazının Giriş Tarihi: 24.06.2026 13:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.06.2026 14:03

Bazı sloganlar vardır, ilk duyulduğunda sert gelir. Bazı sloganlar vardır, yanlış ellerde daraltıcı, dışlayıcı, hatta faşizan bir tona bürünebilir. Fakat aynı sloganlar doğru tarihsel, siyasal ve ahlaki bağlama oturtulduğunda bir ırkçılık ifadesi değil, bir aidiyet, vatandaşlık, vatan savunması ve özgürlük bildirisi hâline gelir. “Türkiye Türklerindir” sözü de böyledir. “Kırım Tatarlarındır” sözü de böyledir. “Tatarlar Ukrayindir” sözü ise bugün Rus emperyalizmine karşı Kırım Tatarlarının siyasal, ahlaki ve tarihsel konumunu özetleyen en güçlü ifadelerden biridir.

Hürriyet gazetesinin yıllarca kullandığı “Türkiye Türklerindir” sloganı, kimilerine göre daraltıcı ve dışlayıcı bir milliyetçilik ifadesidir. Bu eleştiriyi tamamen yok saymak doğru olmaz. Çünkü Türkiye’de ve dünyada milliyetçilik çoğu zaman etnik, ırksal ve dışlayıcı bir söyleme dönüşebilmiştir. Fakat bu sloganı sadece “Türkiye yalnızca etnik Türklerindir” anlamına indirgemek de eksik ve hatalıdır. Benim okuyuşuma göre burada “Türk” kavramı, ırki bir kategori değil; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ortak kader, ortak vatan, ortak hukuk ve ortak gelecek bilincidir. Türkiye, etnik kökeni, mezhebi, dili, bölgesi ne olursa olsun, bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesindir. Türk, bu anlamda anayasal, siyasal ve kapsayıcı bir kimliktir.

Bu noktadan Kırım’a baktığımızda “Kırım Tatarlarındır” demek de aynı şekilde ırkçı veya dışlayıcı bir iddia değildir. Kırım Tatarlarındır, çünkü Kırım Tatarları Kırım’ın yerli halkıdır. İngilizce kavramla söylersek "indigenous people", yani Kırım’ın kadim, asli ve tarihsel halkıdır. Kırım Tatarlarının Kırım üzerindeki hakkı, sonradan üretilmiş romantik bir diaspora nostaljisi değildir. Bu hak, tarih, kültür, dil, mezarlıklar, camiler, yer adları, hatıralar, sürgünler, dönüş mücadeleleri ve vatan fikriyle yoğrulmuş bir haktır.

1783’te Rus Çarlığı’nın Kırım Hanlığı’nı ilhak etmesiyle başlayan süreç, Kırım Tatarları için sadece bir egemenlik kaybı değil, aynı zamanda demografik, kültürel ve siyasal bir kopuşun başlangıcı oldu. 1944 Sürgünü ise bu kopuşun en trajik ve en acımasız halkasıydı. Stalin, Kırım Tatarlarını topyekûn vatanlarından sürerek sadece insanları değil, bir halkın hafızasını, mezarlarını, evlerini, camilerini, dilini ve geleceğini hedef aldı. Kırım Tatarları sürgünde ölmedi; ama sürgün, Kırım Tatarlarının ruhunda kapanmayan bir yara olarak kaldı. Buna rağmen Kırım Tatarları intikamcı değil, adaletçi bir halk oldu. Dönüş mücadelesini silahla değil, sivil direnişle, insan hakları diliyle, demokrasi talebiyle ve vatan hasretiyle yürüttü.

Bu nedenle “Kırım Tatarlarındır” dediğimizde, “Kırım’da başkalarına yer yoktur” demiyoruz. Tam tersine, Kırım’ın gerçek anlamda barış içinde yaşayabilmesi için Kırım Tatarlarının yerli halk statüsünün, tarihsel haklarının, kültürel varlığının ve siyasal temsilinin tanınması gerektiğini söylüyoruz. Kırım Tatar kimliği burada ırksal bir kimlik değildir. Kırım Tatar kimliği; dil, kültür, hafıza, vatan, sürgün, dönüş ve özgürlük etrafında oluşmuş kapsayıcı bir kimliktir. Kırım Tatarı olmak, sadece kan bağıyla değil, Kırım’ın özgürlüğüne, yerli halkların haklarına, insan onuruna ve demokratik değerlere sahip çıkmakla da ilgilidir.

Üçüncü cümle ise belki en çok açıklanması gereken cümledir; “Tatarlar Ukrayindir.” Burada “Ukrain” kelimesini etnik anlamda değil, siyasal ve medeniyet tercihi anlamında kullanıyorum. Kırım Tatarları Ukrain’dir; çünkü Kırım Tatarlarının geleceği Moskova’nın imparatorluk aklında değil, özgür, demokratik, Avrupa Birliği ve NATO hedefi olan, insan haklarına dayalı, çoğulcu bir Ukrayna’dadır. Kırım Tatarları Ukrain’dir; çünkü bugünkü savaş sadece Ukrayna toprağı için değil, aynı zamanda Avrupa’nın güvenlik mimarisi, Karadeniz’in geleceği, yerli halkların hakları ve Rus emperyalizmine karşı özgürlük mücadelesi için verilmektedir.

Rus emperyalizmi, ister Çarlık döneminde, ister Sovyet döneminde, ister Putin döneminde olsun, Kırım’a hep aynı gözle baktı: Stratejik toprak, askerî üs, Karadeniz’e açılan kapı, imparatorluk prestiji. Kırım Tatarlarını ise çoğu zaman bu coğrafyanın sahibi olarak değil, aşılması gereken bir engel olarak gördü. Oysa Ukrayna’nın geleceğinde Kırım Tatarları bir engel değil, kurucu unsurdur. Kırım Tatarları, Ukrayna’nın sadece mağdur bir azınlığı değil, aynı zamanda demokratik Ukrayna’nın vicdanı, hafızası ve Karadeniz’e bakan özgürlük yüzüdür.

Ben bir Kırım Tatarı, Türkiye’de yaşayan bir diaspora mensubu ve akademisyen olarak şunu açıkça söylüyorum: Kırım Tatarlarının kaderi Rusya’nın emperyal nostaljisinde değil, Ukrayna’nın demokratik geleceğindedir. Elbette Ukrayna da kusursuz değildir. Her devlet gibi Ukrayna’nın da eksikleri, hataları, bürokratik sorunları, azınlık politikalarında geliştirmesi gereken alanlar olabilir. Fakat tarihsel tercih bakımından mesele çok açıktır: Bir tarafta işgal, sürgün hafızası, baskı, militarizm ve imparatorluk; diğer tarafta özgürlük, Avrupa değerleri, insan hakları, demokratik temsil ve ortak gelecek vardır. Kırım Tatarları ikinci yolu seçmiştir.

“Tatarlar Ukrayindir” demek, Kırım Tatarlarının kendi kimliğinden vazgeçmesi demek değildir. Tam tersine, Kırım Tatar kimliğinin özgürce yaşayabileceği siyasal zeminin demokratik Ukrayna olduğunu söylemektir. Nasıl ki Türkiye’de “Türk” kavramı vatandaşlık temelinde kapsayıcı yorumlandığında Kürdü, Çerkezi, Lazı, Boşnağı, Arnavudu, Gürcüyü ve Kırım Tatarını da içine alabiliyorsa, Ukrayna’da da “Ukrain” kimliği etnik değil siyasal bir vatandaşlık ve özgürlük kimliği olarak Kırım Tatarlarını içine almalıdır.

Bugün Kırım meselesi sadece Kırım Tatarlarının meselesi değildir. Kırım, Karadeniz’in kilididir. Kırım, Türkiye’nin kuzey güvenliğidir. Kırım, Avrupa güvenlik mimarisinin test alanıdır. Kırım, Rus emperyalizminin durdurulup durdurulamayacağının sınavıdır. Kırım, yerli halkların haklarının uluslararası sistemde gerçek bir anlam taşıyıp taşımadığının göstergesidir. Kırım özgür olmadan Karadeniz güvenli olmaz. Kırım özgür olmadan Ukrayna’nın toprak bütünlüğü tamamlanmaz. Kırım özgür olmadan Kırım Tatarlarının sürgünü gerçekten bitmiş sayılmaz.

Bu nedenle üç cümleyi birlikte düşünmek gerekir: Türkiye Türklerindir; yani Türkiye, vatandaşlık bağıyla bu ülkeye bağlı olan herkesindir. Kırım Tatarlarındır; yani Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının tarihsel, kültürel ve siyasal hakları tanınmadan Kırım’da adalet kurulamaz. Tatarlar Ukrayindir; yani Kırım Tatarlarının geleceği Rus emperyalizminin gölgesinde değil, özgür, demokratik, çoğulcu ve Avrupa ile bütünleşen Ukrayna’dadır.

Bu üç cümle birbirine karşıt değil, birbirini tamamlayan üç siyasi ve ahlaki ilkedir: Kapsayıcı vatandaşlık, yerli halk hakkı ve özgürlükçü gelecek tercihi. Kırım Tatarlarının mücadelesi de tam olarak budur. Irkçılık değil, vatan hakkı. Dışlayıcılık değil, adalet. İntikam değil, özgürlük. Geçmişe saplanmak değil, hafızayla geleceği kurmak.

Son söz şudur: Kırım Tatarları Kırım’ın hafızasıdır. Kırım Tatarları Ukrayna’nın kurucu vicdanıdır. Kırım Tatarları Karadeniz’in özgürlük pusulasıdır. Ve Kırım özgürleşmeden, ne savaş gerçek anlamda bitecek ne de sürgün tamamıyla sona erecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.