Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 24 Ağustos Bağımsızlık Günü vesilesiyle Türk gazetecilerle buluştu. Cephedeki son durumdan Rusya'nın Kuzey Kore ile askeri iş birliğine, Ukrayna-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması'ndan Karadeniz'in güvenliğine kadar pek çok kritik başlıkta değerlendirmelerde bulunan Celâl, Türkiye'nin Karadeniz'deki saldırılara ilişkin ateşkes teklifini desteklemeye hazır olduklarını açıkladı.
Haber Giriş Tarihi: 24.08.2026 14:10
Haber Güncellenme Tarihi: 24.08.2026 17:00
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye’de görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde 24 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen toplantıda konuşan Celâl, Ukrayna-Rusya savaşındaki son gelişmeler, Rusya’nın saldırıları, barış müzakereleri, Karadeniz’in güvenliği ve Türkiye-Ukrayna ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35. yıl dönümünde düzenlenen toplantıda Celâl, Ukrayna’nın bağımsızlığının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerin tarihsel arka planına da değindi. Celâl, Türkiye’nin 1918 yılında Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devletlerden biri olduğunu, 16 Aralık 1991’de ise Ukrayna’nın yeniden kazandığı bağımsızlığı tanıdığını hatırlattı. 35 yıl içinde Ukrayna ve Türkiye'nin birlikte uzun bir yol katettiğini belirten Büyükelçi Celâl, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugün stratejik nitelikte olduğunu vurguladı.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaşın bin 643. gününde olduklarını belirten Celâl, Rusya’nın saldırganlığının ise 2014 yılında Kırım’ın işgaliyle başladığının altını çizdi.
Cephedeki durumun zor olmaya devam ettiğini belirten Celâl, Rus birliklerinin Ukrayna’nın doğusunda ve güneyinde saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti. Ancak Rusya’nın savaşı kazandığı yönündeki iddiaların sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını kaydetti.
Rusya’nın ölü ve yaralı toplam kaybının bir milyon 478 bini aştığını belirten Celâl, Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin yalnızca savunma yapmadığını, Ocak-Ağustos 2026 döneminde Dnipropetrovsk ve Donetsk bölgeleri sınırındaki operasyonlar sonucunda 745 kilometrekarelik alanın kurtarıldığını söyledi.
Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarının da Moskova’nın savaşı sürdürme kapasitesini sınırladığını ifade eden Celâl, "Dolayısıyla savaş, Rusya zafere yakın olduğu için devam etmiyor. Savaş, Rus yönetiminin savaşı sürdürmek için giderek daha fazla insan ve kaynak kullanmaya devam etmesi nedeniyle sürüyor." dedi.
Celâl şöyle devam etti:
Ukrayna istihbaratının verilerine göre Rusya, 21 Eylül’de yapılacak Devlet Duması seçimlerinden sonra yeni bir seferberlik dalgasına hazırlanıyor. Söz konusu olan en az 300 bin kişinin daha askere alınmasıdır.
"KUZEY KORE ASKERLERİ KÜRESEL TEHDİT OLUŞTURUYOR"
Aynı zamanda Rusya'nın giderek daha fazla Kuzey Kore kaynaklarını savaşa dahil ettiğine dikkat çeken Büyükelçi Celâl, "Ukrayna’nın elindeki bilgilere göre Rusya, Kursk bölgesine yaklaşık 8 bin 500 Kuzey Koreli asker konuşlandırdı. Bunların yaklaşık 400’ü SİHA operatörü. Bu personelin Ukrayna’ya karşı SİHA kullanımında görevlendirilmesi ihtimal dışı değildir. Ayrıca elimizdeki bilgilere göre Rusya, Kuzey Kore’den Rus ordusunun ihtiyaçları için 50 bine kadar ilave asker göndermesini isteyebilir." ifadelerini kullandı.
Bu durumun artık yalnızca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşla ilgili bir mesele olmadığını söyleyen Celâl, "Moskova ile Pyongyang arasındaki iş birliği küresel güvenlik için giderek daha ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kuzey Kore gerçek savaş tecrübesi kazanıyor; füzelerini, silahlarını ve askeri teknolojilerini geliştiriyor. Bugün Ukrayna’ya karşı savaşta test edilen şeyler, yarın dünyanın başka bölgelerinde güvenlik tehdidi oluşturabilir. Dünya bu tehlikenin boyutunu anlamalı ve zamanında, kararlı bir şekilde tepki vermelidir. Bütün bunlar, Rus yönetiminin bugün gerçekten ne istediği sorusuna da cevap veriyor: Barış mı, yoksa savaşın devamı mı?" şeklinde konuştu.
RUSYA’NIN SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI: "SİSTEMATİK BİR TERÖR UYGULAMASI GÖRÜYORUZ"
Rusya’nın hava saldırılarındaki ciddi artışa dair de konuşan Ukrayna Büyükelçisi şunları kaydetti:
Rusya her hafta Ukrayna’ya karşı binlerce SİHA, güdümlü hava bombası ve balistik füzeler dahil onlarca füze kullanıyor. 2026 yılında özellikle Kıyiv yoğun saldırılara maruz kalıyor. 20 Ağustos gecesi Rusya, balistik füzeler kullanarak Ukrayna’nın başkentine bir kez daha büyük çaplı saldırı düzenledi. Konutlar, bir okul ve bir sağlık kuruluşu vuruldu. 17 kişi hayatını kaybetti, 42 kişi yaralandı. Ancak Rusya’nın hava saldırıları yalnızca Kyiv ile sınırlı değil. 19 Ağustos’ta Herson, Zaporijjya, Jitomir, Slovyansk ve diğer yerleşim yerleri saldırıya uğradı. 21 Ağustos’ta Rusya bir kez daha Krıvıy Rih’i vurdu. Saldırı sonucunda 16 kişi hayatını kaybetti, yaralı sayısı 140’a yükseldi. Yaralılar arasında 6 çocuk bulunuyor. Resmî verilere göre yalnızca temmuz ayında Ukrayna’da en az 437 sivil hayatını kaybetti; bunların 17’si çocuktu. 2 bin 610 sivil yaralandı; yaralıların 166’sı çocuktu. Temmuz ayında hayatını kaybeden sivillerin sayısı Mayıs 2022’den bu yana en yüksek seviyeye, bir ay içinde hayatını kaybeden ve yaralanan sivillerin toplam sayısı ise Mart 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.
Bir başka ciddi sorun da cephe hattına yakın bölgelerde sivillere karşı FPV tipi SİHA’ların kullanılmasıdır. Herson ve diğer şehirlerde Rus SİHA operatörleri sivil araçları ve insanları kasıtlı olarak hedef alıyor.
Bunlar savaşın tesadüfi sonuçları değildir. Sivil halka karşı sistematik bir terör uygulaması görüyoruz.
EN AZ 345 UKRAYNALI ASKERİN İNFAZ EDİLDİĞİ DOĞRULANDI
Ukraynalı savaş esirlerinin durumuna da değinen Celâl, Rus askerlerinin teslim olan en az 345 Ukraynalı askeri infaz ettiğinin tespit edildiğini söyledi.
Ayrıca 375 Ukrayna vatandaşının Rus esaretinde hayatını kaybettiğinin doğrulandığını belirten Celâl, Rusya’nın uluslararası kuruluşların Ukraynalı savaş esirleri ve sivillere erişimine izin vermediğini ifade etti.
CELÂL, TÜRK KAMUOYUNDA MERAK EDİLEN SORUYA BİR KEZ DAHA AÇIKLIK GETİRDİ
Barış görüşmelerine ilişkin de mesaj veren Celâl, Türk kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Ukrayna barışa hazır mı?” sorusuna açık şekilde “Evet.” yanıtını verdi.
Ukrayna’nın hiçbir zaman barışın önünde engel olmadığını ve olmayacağını vurgulayan Celâl, savaş boyunca önemli arabuluculuk çabaları gösteren Türkiye'nin sahip oldukları tutumu çok iyi bildiğini belirtti.
Ukrayna olarak savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesini ve kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasını sürekli olarak desteklediklerini söyleyen Büyükelçi, şöyle devam etti:
Ukrayna derhal, koşulsuz ve kapsamlı bir ateşkese hazırdır. Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Ukrayna ve Rusya liderleri arasında, Türkiye’de de olabilecek bir görüşmeye hazır olduğunu defalarca açıkladı. Bu görüşme Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başkan Donald Trump’ın arabuluculuğu ve katılımıyla da gerçekleşebilir. Ancak diplomasi için iki tarafın da hazır olması gerekir. Rusya bir yandan müzakerelerden söz ederken diğer yandan Ukrayna’ya binlerce SİHA, yüzlerce hava bombası ve füze gönderiyor, yüz binlerce yeni askeri seferber etmeye hazırlanıyor ve Kuzey Kore’den ek kaynaklar sağlıyorsa, dünya bundan gerekli sonuçları çıkarmalıdır.
“SAVAŞIN BEDELİ RUSYA İÇİN BARIŞTAN DAHA AĞIR OLMALI”
Ukrayna olarak konuya, "Savaşın devam etmesinin bedeli Rusya için siyasi, askeri ve ekonomik açıdan barıştan daha ağır olmalıdır." şeklinde yaklaştıklarını ifade eden Nariman Celâl, "Bu nedenle diplomasi, yaptırım baskısı ve Ukrayna’ya destek birbirine karşı değildir. Tam tersine, bunların hepsi aynı sürecin parçalarıdır. Bugün Kıyiv’de Gönüllüler Koalisyonu'nun bir toplantısı daha yapılacak. Toplantının ana konusu Ukrayna’ya desteğin devamı ve adil, kalıcı bir barışa ulaşmak için ortak imkanlarımızın güçlendirilmesi olacak. Bugünkü toplantının sonuçlarının, Paris’teki son görüşmenin ardından alınan kararlar, özellikle de Anti-Balistik Koalisyonun kurulması kadar önemli olmasını umuyoruz." diye konuştu.
Ayrıca Türkiye’nin Gönüllüler Koalisyonu çalışmalarına sürekli ve aktif katılımını, deniz boyutunun uygulanmasındaki önemli rolünü ve liderliğini özellikle vurgulayan Celâl, "Bu bizim için özel önem taşıyor. Çünkü Karadeniz’in güvenliği yalnızca Ukrayna’nın değil, bütün bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi.
Karadeniz’deki güvenlik durumuna da geniş yer veren Celâl, Rusya’nın savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’nın liman altyapısına ait en az bin 54 tesise zarar verdiğini veya bunları yok ettiğini açıkladı.
Celâl, 232 sivil gemiye yönelik saldırı kaydedildiğini ve bunların 30’dan fazlasının yalnızca 2026 yazında gerçekleştiğini söyledi.
Saldırılar sonucunda Ukrayna ve diğer ülkelerin 307 vatandaşının hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, 17 Ağustos’ta Odesa bölgesindeki liman altyapısına düzenlenen saldırıda Togo bayraklı bir sivil geminin de hasar gördüğünü aktardı.
Ukrayna’nın tarım ürünlerinin dünya pazarlarına ulaşmasının da Rus saldırıları nedeniyle tehlikeye girdiğini vurgulayan Celâl, 30 milyon tondan fazla Ukrayna tarım ürününün dünya pazarlarına ulaşamayabileceğini söyledi.
“KARADENİZ SAVAŞ ALANI DEĞİL, BARIŞ DENİZİ OLMALI”
Celâl, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerden Ukrayna tahılını yasa dışı şekilde çıkardığını da anımsatarak yalnızca 2025 yılında 2 milyon tondan fazla Ukrayna tahılının Afrika, Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına gönderildiğini açıkladı.
Ukrayna’nın Rus savaş mekanizmasının çalışmasını sağlayan hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Celâl, buna rağmen Karadeniz’deki savaşın sivil deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu risklerin farkında olduklarını söyledi.
Farklı ülkelerden denizcilerin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu ifade ederek, "Bu vesileyle Ukrayna adına, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Karadeniz’de yarattığı tehlikeler nedeniyle hayatını kaybeden denizcilerin ailelerine ve yakınlarına en içten taziyelerimi sunmak istiyorum. Bizim için kaybedilen her insan hayatı, vatandaşlığı ne olursa olsun, bir trajedidir. Ukrayna tarafı, ilgili olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla Türk tarafıyla iş birliğine hazırdır." dedi.
Bugünkü durumun temel nedeninin açık biçimde anlaşılması gerektiğinin altını çizen Büyükelçi, "Rus saldırganlığından önce Karadeniz bir savaş alanı değildi. Kırım’ı işgal eden, yarımadayı askerîleştiren, geniş çaplı savaşı başlatan ve Karadeniz’in önemli bir bölümünü savaş alanına dönüştüren Rusya’dır. Rusya sistematik olarak Ukrayna limanlarını, tahıl terminallerini, enerji altyapısını ve sivil gemileri hedef alıyor. Aynı zamanda kendi limanlarını ve ticari filosunun bir bölümünü savaşını desteklemek için kullanıyor. Ukrayna tam da bu koşullarda meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Ancak bu durum, sivil deniz taşımacılığına yönelik riskleri mümkün olduğunca azaltma sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle Karadeniz’in bazı bölgeleri, resmî seyir uyarıları doğrultusunda deniz trafiğine kapalı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Ukrayna’nın, Karadeniz’de sivil gemilere, ticari limanlara ve enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda karşılıklı ateşkes öngören Türkiye’nin girişimini desteklemeye hazır olduğunu belirten Celâl, "Karadeniz bir savaş alanı değil; barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır." vurgusunda bulundu.
Celâl ayrıca gemi sahipleri, işletmecileri ve mürettebatlara seyir uyarılarına kesinlikle uyma ve deniz trafiğine kapalı bölgelere girmeme çağrısında bulundu.
"TÜRKİYE, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KARARLI BİR ŞEKİLDE DESTEKLİYOR"
Konuşmasında Türkiye-Ukrayna ikili ilişkilerindeki güncel durumu da değerlendiren Ukrayna Büyükelçisi, şunları kaydetti:
Türkiye, Rus saldırganlığının başlangıcından bu yana Ukrayna’nın egemenliğini ve uluslararası kabul görmüş sınırları içindeki toprak bütünlüğünü kararlı bir şekilde destekliyor. Türkiye’nin Kırım konusundaki değişmeyen tutumu bizim için özel önem taşıyor: "Kırım Ukrayna’dır."
Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına da büyük değer verdiklerini belirten Celâl, "İstanbul’daki müzakere sürecinin somut sonuçlarından biri, yaklaşık 2 bin Ukraynalı savaş esirinin ailelerine dönmesi oldu. Kısa süre önce 103 kişi daha evlerine döndü. Ukraynalı savaş esirlerinin, sivil rehinelerin ve Rus cezaevlerinde tutulan siyasi mahkûmların, özellikle de Kırım’dan olan vatandaşlarımızın serbest bırakılması konusunda Türkiye’nin desteğinin devam etmesini bekliyoruz." diye konuştu.
Ekonomik ilişkiler konusunda da önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Celâl, Ukrayna Parlamentosunun 14 Temmuz’da Türkiye ile Ukrayna arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nı onayladığını hatırlattı.
Müzakerelerin 10 yıldan fazla sürdüğünü belirten Celâl, onay yasasının 14 Ağustos’ta yürürlüğe girdiğini ve gerekli iç prosedürlerin tamamlanmasının ardından ikili ticaret ile yatırımlara yeni bir ivme kazandırmasını beklediklerini söyledi. Celâl, Türk iş dünyasının Ukrayna’nın yeniden inşasına aktif şekilde katılımını beklediklerini de dile getirdi.
“HEDEFİMİZ DEĞİŞMEDİ: ADİL VE KALICI BİR BARIŞ"
Konuşmasının sonunda Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılında savaşın devam ettiğini ancak ülkenin aynı zamanda çalışmalarını, ticaretini, reformlarını ve uluslararası ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Celâl, Ukrayna’nın barış için diplomatik yollar aramaya devam ettiğini söyledi.
Nariman Celâl, “Hedefimiz değişmedi: Uluslararası hukuka dayanan kapsamlı, adil ve kalıcı bir barış.” dedi.
Türkiye’yi Ukrayna’nın önemli ortaklarından biri olarak gördüklerini belirten Büyükelçi Celâl, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CELÂL: UKRAYNA'YI EN İYİ TÜRKİYE ANLAR
Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit'in Türkiye'de artan Rus propagandası ve dezenformasyona yönelik olarak ne tür çalışmalar yaptıklarına dair soruyu cevaplandıran Nariman Celâl, Rus propagandasının çok güçlü olduğunu ve büyük bir kaynak ile gerçekleştiğini kaydetti.
Ukrayna olarak bu ölçekte bir kapasiteye sahip olmadıklarını söyleyen Celâl, ancak ortak değerlere inandıklarını, uluslararası hukuku temel aldıklaromo ve Türkiye ile Ukrayna arasındaki iş birliği ve insanî bağlara dayandıklarını belirtti.
Son dönemde Ukrayna'nın Karadeniz'deki operasyonları üzerinden ciddi bir dezenformasyon çalışması yürütüldüğünü dile getiren Büyükelçi, Karadeniz'de barışı bozan ülkenin savaşı başlatan Rusya olduğunu bir kez daha vurguladu.
Moskova yönetimi tarafından özellikle Karadeniz’deki durumun bir kamuoyu manipülasyonu olarak kullanıldığını vurgulayan Büyükelçi Celâl, konunun hassasiyetine dikkat çekerek şunları kaydetti:
Rus tarafı, Ukrayna’ya ve bize destek veren ortaklarımıza karşı her fırsatı kullanmaya, iş birliğimizi zayıflatacak adımlar atmaya hazırdır. Sivil gemiler, siviller ve binalar hiçbir zaman bizim hedefimiz olmadı. Bizim tek hedefimiz Rus askeri makinesini durdurmaktır. Ancak herkes anlamalıdır ki Karadeniz maalesef artık barış yeri değil, bir savaş alanıdır. Gemi sahiplerinin bu riskleri çok ciddi şekilde dikkate alması gerekmektedir.
Türk halkının bu algı operasyonlarına karşı sağduyulu davranacağına inandığını dile getiren Celâl, Ukrayna'yı en iyi anlayacak ülkenin Türkiye olduğunu; Cumhuriyet'in işgalci güçlere karşı verilen bir Millî Mücadele ile kurulduğunu anımsattı.
QHA Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın "Ukrayna adına en önemli gündemlerden birisi de gerek asker gerekse de sivil esirlerin durumu. Savaş süresince çeşitli aralıklarda ve büyüklüklerde savaş esirlerinin takası gerçekleşse de sivil tutsakların özgürlüğüne kavuşması çok sınırlı oldu. Bu doğrultuda Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukraynalı siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması adına yürütülen çalışmalarda son durum nedir?" sorusuna verdiği yanıtta Celâl, Moskova’nın Kırım Tatarlarını, gazetecileri ve Azov Taburu askerlerini takas listelerine dâhil etmediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’in de bu durumu açıkça dile getirdiğini hatırlatan Celâl, "Ne kadar müracaat etsek de Ruslar gazetecileri, Kırım Tatarlarını ve Azov askerlerini değişmeye asla yanaşmıyor. Kırım, Rusya için özel bir bölge olarak görülüyor. Kırım Tatarları 2014 yılının şubat ayında işgale karşı sokaklara çıkıp direnmişti; Rusya bunu affetmedi ve hâlen Kırım Tatarlarını esir almaya devam ediyor. Son iki yılda esir tutulan kadınların sayısı da hızla arttı. Uzmanlarımız esarette 60’a yakın kadın bulunduğunu belirtiyor" dedi.
Türkiye’nin yanı sıra bazı Arap ve Avrupa ülkelerinin esirlerin serbest bırakılması için yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini aktaran Celâl, "Hapishanelerin kilitlerinin anahtarı Rusların elinde. Biz ne kadar çabalasak da kapıyı açıp açmamak onların kararı" şeklinde konuştu.
Öte yandan, Ukrayna'daki Rus esirlerin durumunu uluslararası örgütler ve Türkiye’nin Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) temsilcilerinin diledikleri zaman inceleyebildiğini dile getiren Celâl, Rusya'nın bu hususta kaçındığını söyleyerek şunları kaydetti:
Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç Ukrayna’ya gelerek buradaki esirleri ziyaret etti. Şeref Bey ve mevcut Kamu Başdenetçimiz Mehmet Akarca Bey’in aracılığıyla Rus tarafına 'Gelin Ukrayna'daki esirlerinize bakın, bize de Rusya'daki Ukraynalı esirleri görme izni verin' dedik ancak Rusya bunu reddetti. Uluslararası Kızılhaç Komitesine ve avukatlara dahi izin verilmiyor.
İşgal altındaki topraklardan yasa dışı yollarla Rusya’ya götürülen çocukların durumuna da değinen Büyükelçi Celâl, "İşgal edilen bölgelerdeki binlerce Ukraynalı çocuk, Ukrayna’da anne, baba veya akrabaları olmasına rağmen yasa dışı şekilde Rus ailelere veriliyor. Bu çocukların zihinlerini ve mentalitelerini değiştirmeye çalışıyorlar. Rus propagandası bunu 'kurtarma' olarak pazarlasa da yapılan şey açık bir insanlık suçudur. Bu trajediyi sonlandırmanın en kestirme yolu savaşı bitirmektir" ifadelerini kullandı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Celâl: Karadeniz’i savaş alanına dönüştüren Rusya’dır
Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, 24 Ağustos Bağımsızlık Günü vesilesiyle Türk gazetecilerle buluştu. Cephedeki son durumdan Rusya'nın Kuzey Kore ile askeri iş birliğine, Ukrayna-Türkiye Serbest Ticaret Anlaşması'ndan Karadeniz'in güvenliğine kadar pek çok kritik başlıkta değerlendirmelerde bulunan Celâl, Türkiye'nin Karadeniz'deki saldırılara ilişkin ateşkes teklifini desteklemeye hazır olduklarını açıkladı.
Mustafa KOÇYEGİT
QHA Ankara
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye’de görev yapan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliğinde 24 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenen toplantıda konuşan Celâl, Ukrayna-Rusya savaşındaki son gelişmeler, Rusya’nın saldırıları, barış müzakereleri, Karadeniz’in güvenliği ve Türkiye-Ukrayna ilişkilerine dair değerlendirmelerde bulundu.
Ukrayna’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35. yıl dönümünde düzenlenen toplantıda Celâl, Ukrayna’nın bağımsızlığının yanı sıra Türkiye ile ilişkilerin tarihsel arka planına da değindi. Celâl, Türkiye’nin 1918 yılında Ukrayna Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devletlerden biri olduğunu, 16 Aralık 1991’de ise Ukrayna’nın yeniden kazandığı bağımsızlığı tanıdığını hatırlattı. 35 yıl içinde Ukrayna ve Türkiye'nin birlikte uzun bir yol katettiğini belirten Büyükelçi Celâl, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ilişkilerin bugün stratejik nitelikte olduğunu vurguladı.
"RUSYA 300 BİN KİŞİLİK YENİ SEFERBERLİĞE HAZIRLANIYOR"
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı tam kapsamlı savaşın bin 643. gününde olduklarını belirten Celâl, Rusya’nın saldırganlığının ise 2014 yılında Kırım’ın işgaliyle başladığının altını çizdi.
Cephedeki durumun zor olmaya devam ettiğini belirten Celâl, Rus birliklerinin Ukrayna’nın doğusunda ve güneyinde saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti. Ancak Rusya’nın savaşı kazandığı yönündeki iddiaların sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını kaydetti.
Rusya’nın ölü ve yaralı toplam kaybının bir milyon 478 bini aştığını belirten Celâl, Ukrayna Savunma Kuvvetlerinin yalnızca savunma yapmadığını, Ocak-Ağustos 2026 döneminde Dnipropetrovsk ve Donetsk bölgeleri sınırındaki operasyonlar sonucunda 745 kilometrekarelik alanın kurtarıldığını söyledi.
Ukrayna’nın Rusya’nın derinliklerindeki hedeflere yönelik saldırılarının da Moskova’nın savaşı sürdürme kapasitesini sınırladığını ifade eden Celâl, "Dolayısıyla savaş, Rusya zafere yakın olduğu için devam etmiyor. Savaş, Rus yönetiminin savaşı sürdürmek için giderek daha fazla insan ve kaynak kullanmaya devam etmesi nedeniyle sürüyor." dedi.
Celâl şöyle devam etti:
"KUZEY KORE ASKERLERİ KÜRESEL TEHDİT OLUŞTURUYOR"
Aynı zamanda Rusya'nın giderek daha fazla Kuzey Kore kaynaklarını savaşa dahil ettiğine dikkat çeken Büyükelçi Celâl, "Ukrayna’nın elindeki bilgilere göre Rusya, Kursk bölgesine yaklaşık 8 bin 500 Kuzey Koreli asker konuşlandırdı. Bunların yaklaşık 400’ü SİHA operatörü. Bu personelin Ukrayna’ya karşı SİHA kullanımında görevlendirilmesi ihtimal dışı değildir. Ayrıca elimizdeki bilgilere göre Rusya, Kuzey Kore’den Rus ordusunun ihtiyaçları için 50 bine kadar ilave asker göndermesini isteyebilir." ifadelerini kullandı.
Bu durumun artık yalnızca Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşla ilgili bir mesele olmadığını söyleyen Celâl, "Moskova ile Pyongyang arasındaki iş birliği küresel güvenlik için giderek daha ciddi bir tehdit oluşturuyor. Kuzey Kore gerçek savaş tecrübesi kazanıyor; füzelerini, silahlarını ve askeri teknolojilerini geliştiriyor. Bugün Ukrayna’ya karşı savaşta test edilen şeyler, yarın dünyanın başka bölgelerinde güvenlik tehdidi oluşturabilir. Dünya bu tehlikenin boyutunu anlamalı ve zamanında, kararlı bir şekilde tepki vermelidir. Bütün bunlar, Rus yönetiminin bugün gerçekten ne istediği sorusuna da cevap veriyor: Barış mı, yoksa savaşın devamı mı?" şeklinde konuştu.
RUSYA’NIN SİVİL HALKA YÖNELİK SALDIRILARI: "SİSTEMATİK BİR TERÖR UYGULAMASI GÖRÜYORUZ"
Rusya’nın hava saldırılarındaki ciddi artışa dair de konuşan Ukrayna Büyükelçisi şunları kaydetti:
EN AZ 345 UKRAYNALI ASKERİN İNFAZ EDİLDİĞİ DOĞRULANDI
Ukraynalı savaş esirlerinin durumuna da değinen Celâl, Rus askerlerinin teslim olan en az 345 Ukraynalı askeri infaz ettiğinin tespit edildiğini söyledi.
Ayrıca 375 Ukrayna vatandaşının Rus esaretinde hayatını kaybettiğinin doğrulandığını belirten Celâl, Rusya’nın uluslararası kuruluşların Ukraynalı savaş esirleri ve sivillere erişimine izin vermediğini ifade etti.
CELÂL, TÜRK KAMUOYUNDA MERAK EDİLEN SORUYA BİR KEZ DAHA AÇIKLIK GETİRDİ
Barış görüşmelerine ilişkin de mesaj veren Celâl, Türk kamuoyunda sıkça gündeme gelen “Ukrayna barışa hazır mı?” sorusuna açık şekilde “Evet.” yanıtını verdi.
Ukrayna’nın hiçbir zaman barışın önünde engel olmadığını ve olmayacağını vurgulayan Celâl, savaş boyunca önemli arabuluculuk çabaları gösteren Türkiye'nin sahip oldukları tutumu çok iyi bildiğini belirtti.
Ukrayna olarak savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesini ve kapsamlı, adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasını sürekli olarak desteklediklerini söyleyen Büyükelçi, şöyle devam etti:
“SAVAŞIN BEDELİ RUSYA İÇİN BARIŞTAN DAHA AĞIR OLMALI”
Ukrayna olarak konuya, "Savaşın devam etmesinin bedeli Rusya için siyasi, askeri ve ekonomik açıdan barıştan daha ağır olmalıdır." şeklinde yaklaştıklarını ifade eden Nariman Celâl, "Bu nedenle diplomasi, yaptırım baskısı ve Ukrayna’ya destek birbirine karşı değildir. Tam tersine, bunların hepsi aynı sürecin parçalarıdır. Bugün Kıyiv’de Gönüllüler Koalisyonu'nun bir toplantısı daha yapılacak. Toplantının ana konusu Ukrayna’ya desteğin devamı ve adil, kalıcı bir barışa ulaşmak için ortak imkanlarımızın güçlendirilmesi olacak. Bugünkü toplantının sonuçlarının, Paris’teki son görüşmenin ardından alınan kararlar, özellikle de Anti-Balistik Koalisyonun kurulması kadar önemli olmasını umuyoruz." diye konuştu.
Ayrıca Türkiye’nin Gönüllüler Koalisyonu çalışmalarına sürekli ve aktif katılımını, deniz boyutunun uygulanmasındaki önemli rolünü ve liderliğini özellikle vurgulayan Celâl, "Bu bizim için özel önem taşıyor. Çünkü Karadeniz’in güvenliği yalnızca Ukrayna’nın değil, bütün bölgenin gelecekteki güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır." dedi.
“KARADENİZ’DE 232 SİVİL GEMİYE SALDIRI DÜZENLENDİ”
Karadeniz’deki güvenlik durumuna da geniş yer veren Celâl, Rusya’nın savaşın başlamasından bu yana Ukrayna’nın liman altyapısına ait en az bin 54 tesise zarar verdiğini veya bunları yok ettiğini açıkladı.
Celâl, 232 sivil gemiye yönelik saldırı kaydedildiğini ve bunların 30’dan fazlasının yalnızca 2026 yazında gerçekleştiğini söyledi.
Saldırılar sonucunda Ukrayna ve diğer ülkelerin 307 vatandaşının hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, 17 Ağustos’ta Odesa bölgesindeki liman altyapısına düzenlenen saldırıda Togo bayraklı bir sivil geminin de hasar gördüğünü aktardı.
Ukrayna’nın tarım ürünlerinin dünya pazarlarına ulaşmasının da Rus saldırıları nedeniyle tehlikeye girdiğini vurgulayan Celâl, 30 milyon tondan fazla Ukrayna tarım ürününün dünya pazarlarına ulaşamayabileceğini söyledi.
“KARADENİZ SAVAŞ ALANI DEĞİL, BARIŞ DENİZİ OLMALI”
Celâl, Rusya’nın işgal altındaki bölgelerden Ukrayna tahılını yasa dışı şekilde çıkardığını da anımsatarak yalnızca 2025 yılında 2 milyon tondan fazla Ukrayna tahılının Afrika, Asya, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarına gönderildiğini açıkladı.
Ukrayna’nın Rus savaş mekanizmasının çalışmasını sağlayan hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini belirten Celâl, buna rağmen Karadeniz’deki savaşın sivil deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu risklerin farkında olduklarını söyledi.
Farklı ülkelerden denizcilerin hayatını kaybettiğini veya yaralandığını belirten Celâl, hayatını kaybedenler arasında Türk vatandaşlarının da bulunduğunu ifade ederek, "Bu vesileyle Ukrayna adına, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşın Karadeniz’de yarattığı tehlikeler nedeniyle hayatını kaybeden denizcilerin ailelerine ve yakınlarına en içten taziyelerimi sunmak istiyorum. Bizim için kaybedilen her insan hayatı, vatandaşlığı ne olursa olsun, bir trajedidir. Ukrayna tarafı, ilgili olayların koşullarının açıklığa kavuşturulması ve sivil deniz taşımacılığının güvenliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla Türk tarafıyla iş birliğine hazırdır." dedi.
Bugünkü durumun temel nedeninin açık biçimde anlaşılması gerektiğinin altını çizen Büyükelçi, "Rus saldırganlığından önce Karadeniz bir savaş alanı değildi. Kırım’ı işgal eden, yarımadayı askerîleştiren, geniş çaplı savaşı başlatan ve Karadeniz’in önemli bir bölümünü savaş alanına dönüştüren Rusya’dır. Rusya sistematik olarak Ukrayna limanlarını, tahıl terminallerini, enerji altyapısını ve sivil gemileri hedef alıyor. Aynı zamanda kendi limanlarını ve ticari filosunun bir bölümünü savaşını desteklemek için kullanıyor. Ukrayna tam da bu koşullarda meşru müdafaa hakkını kullanıyor. Ancak bu durum, sivil deniz taşımacılığına yönelik riskleri mümkün olduğunca azaltma sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle Karadeniz’in bazı bölgeleri, resmî seyir uyarıları doğrultusunda deniz trafiğine kapalı olmaya devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Ukrayna’nın, Karadeniz’de sivil gemilere, ticari limanlara ve enerji altyapısına yönelik saldırılar konusunda karşılıklı ateşkes öngören Türkiye’nin girişimini desteklemeye hazır olduğunu belirten Celâl, "Karadeniz bir savaş alanı değil; barışın, ticaretin ve iş birliğinin denizi olmalıdır." vurgusunda bulundu.
Celâl ayrıca gemi sahipleri, işletmecileri ve mürettebatlara seyir uyarılarına kesinlikle uyma ve deniz trafiğine kapalı bölgelere girmeme çağrısında bulundu.
"TÜRKİYE, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİNİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ KARARLI BİR ŞEKİLDE DESTEKLİYOR"
Konuşmasında Türkiye-Ukrayna ikili ilişkilerindeki güncel durumu da değerlendiren Ukrayna Büyükelçisi, şunları kaydetti:
Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına da büyük değer verdiklerini belirten Celâl, "İstanbul’daki müzakere sürecinin somut sonuçlarından biri, yaklaşık 2 bin Ukraynalı savaş esirinin ailelerine dönmesi oldu. Kısa süre önce 103 kişi daha evlerine döndü. Ukraynalı savaş esirlerinin, sivil rehinelerin ve Rus cezaevlerinde tutulan siyasi mahkûmların, özellikle de Kırım’dan olan vatandaşlarımızın serbest bırakılması konusunda Türkiye’nin desteğinin devam etmesini bekliyoruz." diye konuştu.
Ekonomik ilişkiler konusunda da önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Celâl, Ukrayna Parlamentosunun 14 Temmuz’da Türkiye ile Ukrayna arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması’nı onayladığını hatırlattı.
Müzakerelerin 10 yıldan fazla sürdüğünü belirten Celâl, onay yasasının 14 Ağustos’ta yürürlüğe girdiğini ve gerekli iç prosedürlerin tamamlanmasının ardından ikili ticaret ile yatırımlara yeni bir ivme kazandırmasını beklediklerini söyledi. Celâl, Türk iş dünyasının Ukrayna’nın yeniden inşasına aktif şekilde katılımını beklediklerini de dile getirdi.
“HEDEFİMİZ DEĞİŞMEDİ: ADİL VE KALICI BİR BARIŞ"
Konuşmasının sonunda Ukrayna’nın bağımsızlığının 35. yılında savaşın devam ettiğini ancak ülkenin aynı zamanda çalışmalarını, ticaretini, reformlarını ve uluslararası ilişkilerini sürdürdüğünü belirten Celâl, Ukrayna’nın barış için diplomatik yollar aramaya devam ettiğini söyledi.
Nariman Celâl, “Hedefimiz değişmedi: Uluslararası hukuka dayanan kapsamlı, adil ve kalıcı bir barış.” dedi.
Türkiye’yi Ukrayna’nın önemli ortaklarından biri olarak gördüklerini belirten Büyükelçi Celâl, konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
CELÂL: UKRAYNA'YI EN İYİ TÜRKİYE ANLAR
Kırım Haber Ajansı (QHA) Editörü Mustafa Koçyegit'in Türkiye'de artan Rus propagandası ve dezenformasyona yönelik olarak ne tür çalışmalar yaptıklarına dair soruyu cevaplandıran Nariman Celâl, Rus propagandasının çok güçlü olduğunu ve büyük bir kaynak ile gerçekleştiğini kaydetti.
Ukrayna olarak bu ölçekte bir kapasiteye sahip olmadıklarını söyleyen Celâl, ancak ortak değerlere inandıklarını, uluslararası hukuku temel aldıklaromo ve Türkiye ile Ukrayna arasındaki iş birliği ve insanî bağlara dayandıklarını belirtti.
Son dönemde Ukrayna'nın Karadeniz'deki operasyonları üzerinden ciddi bir dezenformasyon çalışması yürütüldüğünü dile getiren Büyükelçi, Karadeniz'de barışı bozan ülkenin savaşı başlatan Rusya olduğunu bir kez daha vurguladu.
Moskova yönetimi tarafından özellikle Karadeniz’deki durumun bir kamuoyu manipülasyonu olarak kullanıldığını vurgulayan Büyükelçi Celâl, konunun hassasiyetine dikkat çekerek şunları kaydetti:
Türk halkının bu algı operasyonlarına karşı sağduyulu davranacağına inandığını dile getiren Celâl, Ukrayna'yı en iyi anlayacak ülkenin Türkiye olduğunu; Cumhuriyet'in işgalci güçlere karşı verilen bir Millî Mücadele ile kurulduğunu anımsattı.
RUSYA, ESİR TAKASLARINA KIRIM TATARLARINI DAHİL ETMİYOR
QHA Türkiye İrtibat Bürosu Müdürü Esma Kasar'ın "Ukrayna adına en önemli gündemlerden birisi de gerek asker gerekse de sivil esirlerin durumu. Savaş süresince çeşitli aralıklarda ve büyüklüklerde savaş esirlerinin takası gerçekleşse de sivil tutsakların özgürlüğüne kavuşması çok sınırlı oldu. Bu doğrultuda Kırım Tatarları başta olmak üzere Ukraynalı siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması adına yürütülen çalışmalarda son durum nedir?" sorusuna verdiği yanıtta Celâl, Moskova’nın Kırım Tatarlarını, gazetecileri ve Azov Taburu askerlerini takas listelerine dâhil etmediğini vurguladı.
Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’in de bu durumu açıkça dile getirdiğini hatırlatan Celâl, "Ne kadar müracaat etsek de Ruslar gazetecileri, Kırım Tatarlarını ve Azov askerlerini değişmeye asla yanaşmıyor. Kırım, Rusya için özel bir bölge olarak görülüyor. Kırım Tatarları 2014 yılının şubat ayında işgale karşı sokaklara çıkıp direnmişti; Rusya bunu affetmedi ve hâlen Kırım Tatarlarını esir almaya devam ediyor. Son iki yılda esir tutulan kadınların sayısı da hızla arttı. Uzmanlarımız esarette 60’a yakın kadın bulunduğunu belirtiyor" dedi.
Türkiye’nin yanı sıra bazı Arap ve Avrupa ülkelerinin esirlerin serbest bırakılması için yoğun diplomatik çaba sarf ettiğini aktaran Celâl, "Hapishanelerin kilitlerinin anahtarı Rusların elinde. Biz ne kadar çabalasak da kapıyı açıp açmamak onların kararı" şeklinde konuştu.
Öte yandan, Ukrayna'daki Rus esirlerin durumunu uluslararası örgütler ve Türkiye’nin Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) temsilcilerinin diledikleri zaman inceleyebildiğini dile getiren Celâl, Rusya'nın bu hususta kaçındığını söyleyerek şunları kaydetti:
İşgal altındaki topraklardan yasa dışı yollarla Rusya’ya götürülen çocukların durumuna da değinen Büyükelçi Celâl, "İşgal edilen bölgelerdeki binlerce Ukraynalı çocuk, Ukrayna’da anne, baba veya akrabaları olmasına rağmen yasa dışı şekilde Rus ailelere veriliyor. Bu çocukların zihinlerini ve mentalitelerini değiştirmeye çalışıyorlar. Rus propagandası bunu 'kurtarma' olarak pazarlasa da yapılan şey açık bir insanlık suçudur. Bu trajediyi sonlandırmanın en kestirme yolu savaşı bitirmektir" ifadelerini kullandı.
Son Haberler