Zera Bekirova ilk edebi eserini anlattı: "Tüm hikâyelerim Kırım ve halkımızın dinmeyen vatan hasreti hakkında"
Zera Bekirova ilk edebi eserini anlattı: "Tüm hikâyelerim Kırım ve halkımızın dinmeyen vatan hasreti hakkında"
Uzun yıllar gazetecilik yapan ve ağırlıklı olarak belgesel araştırma türünde eserler veren Zera Bekirova, kurgusal edebiyata adım attığı "Acımendi’m - Acım Benim" kitabı hakkında QHA'ya konuştu.
Haber Giriş Tarihi: 11.09.2026 17:45
Haber Güncellenme Tarihi: 11.09.2026 19:43
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Nenkecan Dergisi Başeditörü, Kırım Tatar gazeteci, araştırmacı ve yazar Zera Bekirova, edebiyat dünyasına ilk kurgusal kitabıyla imza attı. Bugüne kadar yalnızca belge ve arşiv araştırmalarına dayanan belgesel eserler üreten Bekirova, iki bölümden oluşan "Acımendi’m - Acım Benim" (Acımendi’m - Accım Menim) isimli yeni çalışmasıyla ilk kez kurgusal öykü ve deneme türünde okurlarının karşısına çıktı.
Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını cevaplayan Zera Bekirova kitabının perde arkasını, kaleme alma sürecini ve edebiyat yolculuğunu paylaştığı samimi açıklamalarla aktardı.
Belgesel yazarlığı ile edebi kurgu arasındaki farkları değerlendiren Zera Bekirova, şu ifadeleri kullandı:
Bugüne kadar kaleme aldığım Cebar Akimov, Zeynep Lyumanova veya millî hareket aktivistleri ve 1944 Sürgünü ile ilgili tüm kitaplarım arşiv belgelerine, tanıklıklara ve verilere dayanıyordu. Her kelimeyi belgelerle, tanıklarla doğrulamak zorundaydım; hiçbir romantik süslemeye yer yoktu. Ancak bir filolog ve editör olarak kendi edebi kalemimi denemek hep içimde kalan bir arzuydu. Kurgu yazmak da en az belgesel kadar sorumluluk ve yoğun bir emek gerektiriyor.
YOK EDİLEN KÖYÜN SESSİZLİĞİ: ACI-MENDİ
Kitabına adını veren öykünün kişisel hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan yazar, babasının doğduğu köy olan Acımendi’ye yaptığı ziyarette yaşadığı duygusal anları şu sözlerle paylaştı:
Acımendi’m - Acım Benim hikayesi kaleme aldığım ilk kurgusal eser oldu. Acımendi, babamın doğduğu köyün adı. Bugün bu köy haritadan tamamen silinmiş durumda. Ne bir ev ne de bir sokak kalmış; sadece buranın bir Kırım Tatar köyü olduğunu belirten tek bir anıt taş duruyor. Babamın vefatından sonra o köye gittiğimde derin bir çaresizlik hissettim; sanki çok büyük, çok değerli bir şeyi kaybettiğimize dair bir duygu. Kendime gelemiyordum, öyle hisler kaplamıştı ki içimi... Çıplak bir bozkır, etrafta ucu bucağı görünmeyen bir enginlik... Gözün alabildiğine uzanıyordu, deniz çok uzaktan görünüyordu… Ve oradaki taşlar, kiremit parçaları... Oturup rüzgârın sesini dinliyordum. Bir yandan da o rüzgâr sanki atalarımızın konuşmalarını, fısıltılarını getiriyordu kulağıma, sanki onlar konuşuyormuş gibi… Her zaman gururla söylerim; babamın köyü çok küçüktü, toplamda sadece 22-23 haneydi. Ama buna rağmen orada bir medrese vardı, bir cami vardı. Ve bu medresede hem kız çocukları hem de erkek çocukları okuyordu. Yerel halk, öğretmenin mutlaka evli olması şartıyla Türkiye’den hoca davet ederdi; çünkü eşi kız çocuklarına ders verecekti. Evet, belki daha çok dini dersler okutuluyordu ama yine de o insanlar okuma yazmasız, cahil kalmamışlardı. Nitekim tarihçi Gülnara Bekirova’nın öz dedesi, benim de dedemin kuzeni olan Abduraman Bariyev’in anlattığına göre; Türkiye’den ve başka yerlerden gazeteler alırlar, tüm dünyadan haberleri takip ederlerdi. Bu küçücük köyde sadece Kur'an-ı Kerim ve dini ilimleri değil; coğrafya, edebiyat ve tarih de öğrenirlerdi. Ve tüm bunları biz kaybettik. Ve orada hissettiğim o duyguların etkisinde ilk hikâyemi adeta tek bir nefeste kaleme aldım.
UNUTULMAZ İNSAN HİKÂYELERİ VE "KIRIM İNCİRİ" BAŞARISI
Kitaptaki diğer öykülerin gerçek hayat hikâyelerine dayandığını vurgulayan Bekirova; 2019 yılında "Kırım İnciri" edebiyat yarışmasında dereceye giren Bulgaristan'daki Kırım Tatarlarını konu alan öyküsünün yanı sıra, Alzheimer hastası yaşlı bir adamın Kırım'a dönme arzusunun, Özbekistan’da sürgündeki hayatın işlediği hikâyeleri kitabına dahil ettiğini aktaran yazar, “Tüm hikayelerim Kırım hakkında, Kırım için... Kırım’a duyulan özlem hakkında... Halkımızın Kırım’a duyduğu o dinmeyen vatan hasreti, özlemi..." dedi.
FARKLI DİLLERDEN KIRIM TATARCAYA EDEBİ KÖPRÜ
Eserin ikinci bölümünün tamamen edebi çevirilerden oluştuğunu kaydeden Bekirova, geniş ve zengin çeviri seçkisinin detaylarını paylaştı. Yazar bu bölümde; Kazak edebiyatının usta ismi Abay Kunanbayev’in felsefi nitelikteki "Sözler" eserinden seçtiği 25 nasihati, Ukraynalı şair Lesya Ukrayinka’nın "Ayşe ve Muhammed" başlıklı dramatik şiirini ve Asiya Zilova’nın Çekçeden aktardığı sürgün temalı "Üç Dilim Ekmek" öyküsünü Kırım Tatar diline kazandırdı. Çeviri külliyatı ayrıca Hayreddin Sultanov, Zuhriddin İsameddinov, Nargiza Osadova ve Munavvar Usmanova gibi Özbek yazarların eserlerinin yanı sıra Azerbaycanlı şair ve yazarlar Tarana Vahid ile İbrahim İlyaslı’nın Karabağ sürgününü anlatan ve dostluk bağlarını pekiştiren seçkilerini kapsıyor. Bekirova, Kıbrıslı yazar İsmail Bozkurt'un öyküleri ve Türkmen edebiyatından şiir tercümeleriyle farklı Türk lehçeleri ile dünya edebiyatı arasında güçlü bir edebi köprü kuruyor.
Ana dili bilincinin önemine dikkat çekerek sözlerini tamamlayan Bekirova, "Tabi ki eserlerimi Kırım Tataca yazıyorum. Kırım Tatarca okur sayısının artması en büyük temennim. Ana dilimizi yaşatmak, vatanımıza olan borcumuzdur." şeklinde konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Zera Bekirova ilk edebi eserini anlattı: "Tüm hikâyelerim Kırım ve halkımızın dinmeyen vatan hasreti hakkında"
Uzun yıllar gazetecilik yapan ve ağırlıklı olarak belgesel araştırma türünde eserler veren Zera Bekirova, kurgusal edebiyata adım attığı "Acımendi’m - Acım Benim" kitabı hakkında QHA'ya konuştu.
Nenkecan Dergisi Başeditörü, Kırım Tatar gazeteci, araştırmacı ve yazar Zera Bekirova, edebiyat dünyasına ilk kurgusal kitabıyla imza attı. Bugüne kadar yalnızca belge ve arşiv araştırmalarına dayanan belgesel eserler üreten Bekirova, iki bölümden oluşan "Acımendi’m - Acım Benim" (Acımendi’m - Accım Menim) isimli yeni çalışmasıyla ilk kez kurgusal öykü ve deneme türünde okurlarının karşısına çıktı.
Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını cevaplayan Zera Bekirova kitabının perde arkasını, kaleme alma sürecini ve edebiyat yolculuğunu paylaştığı samimi açıklamalarla aktardı.
"HER SANİYESİ BELGELENMİŞ GERÇEKLERDEN EDEBİ KURGUYA GEÇİŞ"
Belgesel yazarlığı ile edebi kurgu arasındaki farkları değerlendiren Zera Bekirova, şu ifadeleri kullandı:
YOK EDİLEN KÖYÜN SESSİZLİĞİ: ACI-MENDİ
Kitabına adını veren öykünün kişisel hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan yazar, babasının doğduğu köy olan Acımendi’ye yaptığı ziyarette yaşadığı duygusal anları şu sözlerle paylaştı:
UNUTULMAZ İNSAN HİKÂYELERİ VE "KIRIM İNCİRİ" BAŞARISI
Kitaptaki diğer öykülerin gerçek hayat hikâyelerine dayandığını vurgulayan Bekirova; 2019 yılında "Kırım İnciri" edebiyat yarışmasında dereceye giren Bulgaristan'daki Kırım Tatarlarını konu alan öyküsünün yanı sıra, Alzheimer hastası yaşlı bir adamın Kırım'a dönme arzusunun, Özbekistan’da sürgündeki hayatın işlediği hikâyeleri kitabına dahil ettiğini aktaran yazar, “Tüm hikayelerim Kırım hakkında, Kırım için... Kırım’a duyulan özlem hakkında... Halkımızın Kırım’a duyduğu o dinmeyen vatan hasreti, özlemi..." dedi.
FARKLI DİLLERDEN KIRIM TATARCAYA EDEBİ KÖPRÜ
Eserin ikinci bölümünün tamamen edebi çevirilerden oluştuğunu kaydeden Bekirova, geniş ve zengin çeviri seçkisinin detaylarını paylaştı. Yazar bu bölümde; Kazak edebiyatının usta ismi Abay Kunanbayev’in felsefi nitelikteki "Sözler" eserinden seçtiği 25 nasihati, Ukraynalı şair Lesya Ukrayinka’nın "Ayşe ve Muhammed" başlıklı dramatik şiirini ve Asiya Zilova’nın Çekçeden aktardığı sürgün temalı "Üç Dilim Ekmek" öyküsünü Kırım Tatar diline kazandırdı. Çeviri külliyatı ayrıca Hayreddin Sultanov, Zuhriddin İsameddinov, Nargiza Osadova ve Munavvar Usmanova gibi Özbek yazarların eserlerinin yanı sıra Azerbaycanlı şair ve yazarlar Tarana Vahid ile İbrahim İlyaslı’nın Karabağ sürgününü anlatan ve dostluk bağlarını pekiştiren seçkilerini kapsıyor. Bekirova, Kıbrıslı yazar İsmail Bozkurt'un öyküleri ve Türkmen edebiyatından şiir tercümeleriyle farklı Türk lehçeleri ile dünya edebiyatı arasında güçlü bir edebi köprü kuruyor.
Ana dili bilincinin önemine dikkat çekerek sözlerini tamamlayan Bekirova, "Tabi ki eserlerimi Kırım Tataca yazıyorum. Kırım Tatarca okur sayısının artması en büyük temennim. Ana dilimizi yaşatmak, vatanımıza olan borcumuzdur." şeklinde konuştu.
Son Haberler