Lenur Mambetov: Sürgün ve işgal aynı zihniyetin ürünü
Lenur Mambetov: Sürgün ve işgal aynı zihniyetin ürünü
Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Soykırım ve Sürgünü’nü sırasında Kırım Tatar halkının yüzde 40’ının yok edildiğini vurgulayarak, "Şimdi yine Kırım Tatar dili Kırım topraklarında yine özgürce gelişemiyor. Kırım'da yaşama hakkı elimizden alınıyor." dedi.
Haber Giriş Tarihi: 17.05.2026 23:30
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 11:38
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, halkın uğradığı demografik yıkımın dehşet verici boyutlarını ve bugünkü işgal süreciyle olan sarsıcı benzerliklerini gözler önüne serdi.
18 Mayıs tarihinin tüm Kırım Tatarları için derin bir trajediyi temsil ettiğini belirten Mambetov, Stalin’in emriyle vatanlarından koparılan 200 bini aşkın insanın çoğunluğunun çocuk, kadın ve yaşlılardan oluştuğunu hatırlattı. Sürgünün ilk yıllarında elverişsiz koşullar nedeniyle halkın yaklaşık yüzde 40’ının hayatını kaybettiğine dikkat çeken Mambetov, bu kaybın yarattığı boşluğu çarpıcı bir veriyle paylaştı; 1944 yılında 250 bin civarında olan Kırım Tatar nüfusu, aradan geçen 50 yıllık sürgün ve baskı döneminin ardından ancak 90’lı yıllarda vatanına dönebildiğinde tekrar aynı rakamlara ulaşabildi.
1944 ve 2014: PARALEL BASKILAR
Sovyet yönetiminin "yasal varisi" olarak nitelediği günümüz Rusya’sının 2014 yılında başlattığı işgal ile 1944 zihniyeti arasında doğrudan paralellikler kuran Mambetov şu ifadelerini kullandı:
Hâlihazırda 1944 ile 2014’teki işgal arasında pek çok benzerlik görüyoruz. En başta; Kırım Tatar dili Kırım topraklarında yine özgürce gelişemiyor. Kurumlarımızın Kırım'da çalışamadığını görüyoruz. Eğer yerel yönetimle aynı fikirde değilseniz veya kişisel bir görüşünüz varsa, Kırım'da yaşama hakkınız elinizden alınıyor.
Dahası; pek çok Kırım Tatarının baskı gördüğünü, sadece inançları veya farklı düşünceleri nedeniyle cezaevlerinde ve tutukevlerinde tutulduklarını, 15 ile 25 yıl arasında hapis cezaları aldıklarını görüyoruz. Ayrıca, kaçırılan ve iz bırakmadan kaybolan genç evlatlarımızı unutmamalıyız; akrabaları hala onları arıyor.”
Mambetov, mevcut işgal yönetimin 18 Mayıs yasını tutmaya ve anma törenleri düzenlemeye dahi izin vermemesini, önceki katil zihniyetle aynı çizgide durduklarının en açık kanıtı olarak değerlendirdi.
“HER AİLE BU ACI TARİHİ ÇOCUKLARINA ÖĞRETMELİ”
Dünyanın dört bir yanındaki Kırım Tatarlarına seslenen Vakıf Başkanı, kimliği korumanın ve tarihin tekerrür etmesini önlemenin tek yolunun hafızayı taze tutmaktan geçtiğini belirtti. 18 Mayıs 1944 tarihinde bir yakınını kaybetmemiş tek bir Kırım Tatar ailesinin dahi bulunmadığını hatırlatan Mambetov, her ailenin bu acı tarihi çocuklarına öğretmesi gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı. Mambetov, bir halkın hayatta kalabilmesi ancak kendi dilini, kimliğini ve başından geçen trajedileri gelecek nesillere aktarabilmesiyle mümkün olduğuna vurgu yaptı.
Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, 1944 Sürgünü’nde Kırım Tatar halkının yüzde 40’ının yok edildiğini vurgulayarak, "Bugün de 1944’ün varisi olan zihniyet Kırım Tatarlarını hapsediyor, dillerini kısıtlıyor ve anma törenlerini yasaklıyor." dedi. pic.twitter.com/8E4IetYgHm
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’inemriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı
İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL
— QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Lenur Mambetov: Sürgün ve işgal aynı zihniyetin ürünü
Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Soykırım ve Sürgünü’nü sırasında Kırım Tatar halkının yüzde 40’ının yok edildiğini vurgulayarak, "Şimdi yine Kırım Tatar dili Kırım topraklarında yine özgürce gelişemiyor. Kırım'da yaşama hakkı elimizden alınıyor." dedi.
Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, halkın uğradığı demografik yıkımın dehşet verici boyutlarını ve bugünkü işgal süreciyle olan sarsıcı benzerliklerini gözler önüne serdi.
18 Mayıs tarihinin tüm Kırım Tatarları için derin bir trajediyi temsil ettiğini belirten Mambetov, Stalin’in emriyle vatanlarından koparılan 200 bini aşkın insanın çoğunluğunun çocuk, kadın ve yaşlılardan oluştuğunu hatırlattı. Sürgünün ilk yıllarında elverişsiz koşullar nedeniyle halkın yaklaşık yüzde 40’ının hayatını kaybettiğine dikkat çeken Mambetov, bu kaybın yarattığı boşluğu çarpıcı bir veriyle paylaştı; 1944 yılında 250 bin civarında olan Kırım Tatar nüfusu, aradan geçen 50 yıllık sürgün ve baskı döneminin ardından ancak 90’lı yıllarda vatanına dönebildiğinde tekrar aynı rakamlara ulaşabildi.
1944 ve 2014: PARALEL BASKILAR
Sovyet yönetiminin "yasal varisi" olarak nitelediği günümüz Rusya’sının 2014 yılında başlattığı işgal ile 1944 zihniyeti arasında doğrudan paralellikler kuran Mambetov şu ifadelerini kullandı:
Mambetov, mevcut işgal yönetimin 18 Mayıs yasını tutmaya ve anma törenleri düzenlemeye dahi izin vermemesini, önceki katil zihniyetle aynı çizgide durduklarının en açık kanıtı olarak değerlendirdi.
“HER AİLE BU ACI TARİHİ ÇOCUKLARINA ÖĞRETMELİ”
Dünyanın dört bir yanındaki Kırım Tatarlarına seslenen Vakıf Başkanı, kimliği korumanın ve tarihin tekerrür etmesini önlemenin tek yolunun hafızayı taze tutmaktan geçtiğini belirtti. 18 Mayıs 1944 tarihinde bir yakınını kaybetmemiş tek bir Kırım Tatar ailesinin dahi bulunmadığını hatırlatan Mambetov, her ailenin bu acı tarihi çocuklarına öğretmesi gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı. Mambetov, bir halkın hayatta kalabilmesi ancak kendi dilini, kimliğini ve başından geçen trajedileri gelecek nesillere aktarabilmesiyle mümkün olduğuna vurgu yaptı.
18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI
Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’inemriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.
Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.
Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.
2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.
Son Haberler