SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Refat Çubarov: 1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dönümü vesilesiyle QHA'ya verdiği demeçte, sürgünün sadece bir trajedi değil, halkın var olma iradesini temsil eden bir "kültürel kod" haline geldiğini vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 17.05.2026 22:41
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 00:19
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Refat Çubarov: 1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur

82 yıl önce 18 Mayıs 1944 tarihinde, insanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri Kırım topraklarında yazıldı. Halkın eli silah tutan erkekleri Kızıl Ordu saflarında cephede hayatlarını hiçe sayarak savaşırken; geride kalan yaşlılar, kadınlar ve çocuklar, eli kanlı diktatör Josef Stalin idaresindeki Sovyet yönetimi tarafından topyekûn bir sürgün ve soykırıma maruz bırakılarak vatanlarından koparıldı.

Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü dolayısıyla Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklama yapan Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, 18 Mayıs 1944 Sürgünü'nün Kırım Tatar halkı için önemine dair kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Çubarov, sürgünün sadece bir trajedi değil, halkın var olma iradesini temsil eden bir "kültürel kod" hâline geldiğini vurguladı.

“VARLIĞIN ŞARTI KENDİ TOPRAĞIN SAHİBİ OLMAKTIR”

Çubarov, sürgün hafızasının Kırım Tatar kimliğini inşa eden üç temel unsuru beraberinde getirdiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:

"1944 Sürgünü’nün anısı bugün Kırım Tatar kimliğini ayakta tutan temel unsurdur. Belki herkes buna katılmaz… Ama Kırım Tatar tarihinde, sonu halkın tamamen yok edilmesi olması gereken bir trajedi yaşandı. Ancak halkın bizzat kendisi sayesinde bu gerçekleşmedi; halk hayatta kaldı. Bu trajedi ve felaket, Kırım Tatarlarının dünyadaki yerlerini belirleyen pek çok duygunun kaynağıdır.

Bunlardan birincisi; varlığını sürdürebilmek için her zaman kendi toprağında yaşamalısın. Sadece yaşamak değil, kendi toprağının sahibi olmalısın. Bu his, kimliğimizin inşa edildiği temeldir. İkincisi; seni yok etmek istediklerinde işe seni insan ve halk olarak tanımlayan her şeyi - dilini, kültürel anıtlarını, camilerini - yok ederek başlarlar. Her şeyini elinden alırlar ve seni başkalarına hatırlatacak ne varsa silerler. Kırım'da bunu yaptılar.

Bu nedenle 1944 Sürgünü; kendi toprağında, kendi dilinle var olman gerektiğinin bilincidir. Toprağını vatanın kılan değerleri yeniden canlandırmalı, yıkılan camileri inşa edip ayağa kaldırmalısın. Yüzyıllar boyunca yaratılan her şeyi ve belki de en başta yer isimlerini geri almalısın; çünkü bunların hepsi senindi.

Dolayısıyla sürgün bir kültürel koddur. Bazıları için bu anlaşılmaz gelebilir: ‘Neden Sürgün neden bir kültürel kod olsun ki?’ diye sorabilirler. Çünkü bizi yok etmek istediler ama biz hayatta kaldık; ve şimdi kendi topraklarımızda yeniden doğmamız gerektiğini anlıyoruz.

Üçüncüsü ise sarsılmazlık. Kırım Tatar halkı kendi iradesiyle hayatta kaldı. İnsanlık tarihi, halkların yok edildiği veya 20. yüzyılda Kırım Tatar halkının düştüğü koşullara düşüp de silinip gittiği pek çok örneği bilir. Bazıları boyun eğdi. Ama bizim babalarımız, dedelerimiz boyun eğmedi; halkımız teslim olmadı. Topraklarına dönmek için savaştılar ve yarım asır sonra bu hakkı kazandılar. Bu da bize, sonuna kadar sarsılmaz kalmak gerektiğini öğretir.”

"1944'TEN SONRA NASIL DÖNDÜYSEK, YİNE DÖNECEĞİZ"

Bugün Rus işgali nedeniyle Kırım’ı terk etmek zorunda kalanların ve Rus zindanlarındaki siyasi tutsakların durumuna değinen Çubarov, tarihin tekerrür ettiğini ancak sonucun değişmeyeceğini vurgulayarak, “İşgal nedeniyle, kendisi ve sevdikleri için taşıdığı riskler sebebiyle Kırım'ı terk etmek zorunda kalanlar, tıpkı babaları ve dedeleri gibi mutlaka topraklarına dönecekler. Şu an özgürlüklerinden mahrum bırakılan ve Rus zindanlarında olanlar, Kırım Tatar toplumu tarafından gerçek kahramanlar olarak onurlandırılacaklar. Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinde ve savunma birimlerinde görev yapanlar, toplumumuzun en saygın insanları olacaklar. Rus barbarlarla savaşta şehit düşenlerin hatırasını yaşatmak boynumuzun borcudur. Tüm bunlar, sürgün hafızasıyla birleşerek bize güç verecektir. Çünkü biz bunları 80'li ve 90'lı yıllarda dönerken zaten yaşadık. Sokaklara kahramanlarımızın ve Petro Grigorenko, Andrey Saharov, İlya Gabay gibi bize yardım eden diğer halkların temsilcilerinin isimlerini verdik. Ve yine her şey öyle olacak. Bu bizim sarsılmazlığımız, inancımız ve mücadelemizdir. 1944'ten sonra on yıllarca süren o korkunç felaketten nasıl döndüysek, yine döneceğiz.” şeklinde konuştu.

"BİZ MAĞDUR DEĞİL, GALİP GELEN BİR HALKIZ”

KTMM Başkanı sürgünü bir "Kırım Tatar kimliğinin merkez unsuru" olarak tanımlayarak Moskova destekli işgal yönetiminin "geçmişi unutun, bugüne bakın" söylemlerine sert tepki gösterdi. Kırım Tatar halkının kendisini yok etmek isteyen rejime karşı galip geldiğini vurgulayan Çubarov, “Biz sadece kendimizi kurban olarak görenler değiliz. On binlerce kurbanımızı anarken, aslında bizi yok etme hükmü verenleri yendiğimizin bilincindeyiz. Biz bir halk olarak galip geldik. Bu yüzden şimdi de direnmeliyiz. İşgal altındaki Kırım'daki o Moskovalı piyonların ‘Sürgünü anmayı bırakın, o korkunç zamanları unutun, önünüze bakın, bugünü yaşayın’ demeleri boşuna değil; onlar bizim gerçek düşmanlarımızdır. Çünkü bizim unutmamızı istiyorlar. Eğer unutursak; kim olduğumuzu, toprağımızın neresi olduğunu ve onu bizden kimin çalmak istediğini hayal bile edemeyiz. Var olmak için hatırlamak zorundayız.” dedi.

DÜNYA KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ’NÜ SOYKIRIM OLARAK TANIMALI

Çubarov, uluslararası toplumun Kırım Tatar Sürgünü’nü "soykırım" olarak tanımasının stratejik önemine dikkat çekerek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

Tarihin tekerrür etmemesi için diğer devletlerin Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıması gerçekten çok önemli. Tarihimizi, kaderimizi ve başımıza gelen felaketleri bilenler; bugün çözmeye çalıştığımız sorunlara - ki Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması da buna dahil- çok daha dikkatli ve saygılı yaklaşacaklardır. Ortak ülkelerdeki ve diğer toplumlardaki bu derin anlayış, bizim bugünkü çabalarımızın anlaşılmasına ve benzer felaketlerin bir daha yaşanmamasına giden en kısa yoldur.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.

Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.

Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.