SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Prof. Dr. Seyit Aydın, tehlike altındaki Türk topluluklarını anlattı

Prof. Dr. Seyit Aydın, Estonya, Litvanya, Finlandiya ve Polonya’da yaşayan Türkler ile Pamir Türkleri, Afganistan’dan Suudi Arabistan’a göç eden Türkler ve Uygur Türklerinin hayat şartları üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 18.08.2026 13:19
Haber Güncellenme Tarihi: 18.08.2026 13:58
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Prof. Dr. Seyit Aydın, tehlike altındaki Türk topluluklarını anlattı

Akademisyen Prof. Dr. Seyit Aydın, Bengü Türk TV ekranlarında yayımlanan Kızılelma programına katıldı. Prof. Dr. Aydın, Estonya, Litvanya, Finlandiya ve Polonya’da yaşayan Türkler ile Pamir Dağları eteklerinde yaşayan Pamir Türkleri, Afganistan’ın Sovyet işgalinden kurtarılmasından sonra Suudi Arabistan’a göç eden Türkler ve Doğu Türkistan’da Çin tarafından ağır baskı, soykırım ve asimilasyona maruz kalan Uygur Türklerinin mevcut durumu üzerine açıklamalarda bulundu.

DÜNYANIN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDE NÜFUSU TEHLİKEDE OLAN TÜRKLER BULUNUYOR

Prof. Dr. Aydın, dünyanın çeşitli bölgelerinde nüfusu tehlikede olan Türklerin olduğunu belirterek Estonya’da 5 bine yakın Azerbaycan ve Tatar Türkleri başta olmak üzere 5 bine yakın Türk’ün bulunduğunu, Litvanya’da yaklaşık 4 bin Tatar Türkü ile 250 bin ve 500 bin arası Karay Türkü'nün olduğunu kaydetti.

Polonya’da ise 2 bin civarında Tatar Türkü'nün yaşadığını dile getiren Prof. Dr. Aydın, söz konusu topluluklar üzerine “Uzun zamandır küçük topluluklar olarak kalmaları sebebiyle millî hüviyetlerini kaybetme tehlikesi yaşıyorlar. Herhangi bir baskı veya şiddete lüzum olmuyor. Bulundukları bölgelerde nüfusları çok az ve ekseriyeti Müslüman. Bu mânâda sıkıntı yaşıyorlar. Finlandiya’da da bilhassa Tatar Türkleri var ama Finlandiya’dakiler çok daha rahat ve huzurlu oldukları için hayatları açısından bir tehlike görülmüyor.” ifadelerini kullandı.

“PAMİR KIRGIZLARINDA 30 YAŞINDAN İTİBAREN ÖLÜMLER BAŞLIYOR”

Bununla birlikte “dünyanın tavanı” olarak tarif ettiği, soğuk iklime sahip ve 5200 rakımlı Pamir Dağları eteklerinde yaşayan Pamir Kırgızlarından da bahseden Prof. Dr. Aydın, iklimin tarıma elverişsiz olduğunu dile getirerek “İklim ve tabiat şartlarından dolayı çocukları, 12 ve 13 yaşlarında çok yaşlı görünüyorlar. O yaşta evlendiriliyorlar ve 28 ile 30 yaşlarında ise ölümler başlıyor. Yaş ortalamasının 40 ve 45 arasında olduğunu söyleyebiliriz ama ekseriyetle 30 yaşından itibaren ölümler başlıyor.” dedi.

Pamir Kırgızlarının eğitim, sağlık hizmeti ve medeniyetin getirdiğini ifade ettiği birçok nimetten faydanalamadığını kaydeden Prof. Dr. Aydın, Afganistan civarında bulunan Pamir bölgesinde sabit veya geçici seyyar ayakta tedavi tesisleri ile sağlık ocaklarının yer almadığına da dikkat çekti.

PAMİR TÜRKLERİNİN 15 İLA 20 YIL İÇERİSİNDE KADEMELİ OLARAK YOK OLMASI BEKLENİYOR

Pamir Kırgızlarının birçok yaygın enfeksiyona karşı bağışıklığının olmadığını dile getirerek yeni doğan 10 çocuktan 5 veya 6’sının doğum sırasında veya bebeklik döneminde hayatını kaybettiğini belirten Prof. Dr. Aydın, bu topluluğun kronik gıda yetersizliği ve vitamin ile mineral eksikliklerinden muzdarip olduğunu ve çocuklardan ancak 4 yaşında yürümeye başlayabilenlerin de bulunduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Aydın, Pamir Kırgızlarının nüfusunun yüzde 34’ünün kadın, yüzde 66’sının da erkek olduğunu belirterek nüfus azalmasında bu eşitsizliğin rolünü vurguladı. Pamir Kırgızlarının 2022 verilerine göre 2 bin civarı nüfusa sahip olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, nüfuslarında her yıl yüzde 6 ve 7 oranında azalma görüldüğünü kaydederek 15 ve 20 yıl içerisinde bu nüfusun kademeli olarak yok olacağının tahmin edildiğini belirtti.

PAMİR TÜRKLERİNİN YÜZDE 86’SININ NÜFUS CÜZDANI BİLE BULUNMUYOR!

Pamir bölgesinde Kırgız Türkçesini öğreten okulların da bulunmadığını ve okuma yazma oranının çok düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “2 bin civarında Kırgız Türkünün sadece yüzde 14’ü nüfus cüzdanına sahip, gerisinin nüfus cüzdanı bile bulunmuyor. Yurt dışına seyahat etmeleri, hatta Afganistan toprakları içerisinde bile serbest gezmeleri bu yüzden mümkün olmuyor.” dedi.

Pamir Kırgızlarının 2004 yılındaki ağır kış şartları sebebiyle en büyük servetleri olan hayvanlarının yüzde 30’unun telef olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aydın, “Bir grup Pamir Türkü, 1980’li yıllarda Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’ye getirildi. Aksakallar'ın Türkiye’den ilk temel talebi, soğuk iklimde hayvancılık yapabilecekleri bir arazi oldu. Çünkü ondan evvel Pakistan’a geçenlerin çoğu, bir anda eksi 50 dereceden artı 50 dereceye geçmeleri sebebiyle ölmüştü. İklime adapte olamamışlardı. Erciş’teki Ulu Pamir köyü de bu şekilde kuruldu.” şeklinde konuştu.

SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ AFGANİSTAN MUHACİRİ TÜRKLER KİMLİĞİNİ KAYBEDİYOR

Hâlihazırda Suudi Arabistan’da yaşayan Afganistan muhaciri Türklerin olduğunu kaydeden Prof. Dr. Aydın, bu topluluğun Afganistan’ın Sovyet işgalinden kurtarılmasının ardından Suudi Arabistan’a göç ettiğini dile getirdi.

Büyük kısmının Özbek Türkü, Türkmen, Uygur Türkü ve Hazaralardan oluştuğunu, aralarındaki Taciklerin de kendilerini Türk olarak tarif ettiğini ve nüfuslarının 50 bin civarında olduğunu belirtti.

Söz konusu muhacirlerin 2017 yılına kadar Suudi Arabistan’da üniversitelere alınmadığını ve sonrasında çok sınırlı sayıda öğrencinin alındığını kaydedenProf. Dr. Aydın, bu nüfusun son derece olumsuz iktisadi şartlar altında yaşadığını ifade etti.

Prof. Dr. Aydın, Suudi Arabistan’ın söz konusu Türk nüfusun artmasını önlemek için ciddi vergiler getirdiğine de dikkat çekti. Suudi Arabistan’daki Türk nüfusunun bu şekilde azaltıldığını ve yeni nesillerin kendi dilini bile bilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Tamamen Arapça konuşuyorlar, kıyafetleri de tamamen Arap kıyafeti. Hatta Hanefilikten Hanbelîliğe dönüş var. Bu ciddi manada millî hüviyeti yok etmek demektir.” dedi.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA ÇİNLİ NÜFUS, 1949’DA YÜZDE 5 İKEN BUGÜN YÜZDE 40’LARA ULAŞTI

Doğu Türkistan’ın 1949 yılında Çin tarafından işgal edilmesinden bu yana katliam, soykırım ve asimilasyon siyasetinin devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. Aydın, “Doğu Türkistan’da 1949 yılında Çinli nüfus yüzde 5 iken bugün yüzde 40’lara ulaştı. (Uygur Türklerini) Sistemli bir şekilde yok etme siyaseti devam ediyor. Bölgenin tabii kaynakları bölgeye yerleştirilen Çinli iş adamlarına tahsis ediliyor. Kaşgar ve Hotan bölgelerinde hâlâ Türk nüfusu çoğunluk teşkil etse de gittikçe azalıyor.” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki zulüm, baskı ve asimilasyon devam ettiği için hapishane, gözaltı merkezlerinin özellikle Türk nüfusunun fazla olduğu Kaşgar, Aksu, Yarkent ve Hotan gibi bölgelerde devam ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Aydın, “İşsiz olan Uygur Türkleri, Çin’in iç bölgelerinde ucuz işçi olarak çalıştırılıyor. Bu çalışmalar, asimilasyonu kolaylaştırmak için hızlandırılıyor.” dedi.

Bununla birlikte Cungarya bölgesinde Çinli nüfusun çoğunluğu oluşturmaya başladığını dile getiren ve “Nüfus artışı ve nüfustaki kompozisyon, devamlı Türkler aleyhine işliyor. Aileler parçalanıyor, kadınlar zorla kısırlaştırılıyor. Bilhassa kamplara alınan kadınlar ilaçlarla kısırlaştırılıyor, kabul etmeyenler ise cezalandırılıyor. Ebeveynleri ve aile büyükleri kampa götürülen çocuklar, Çinli ailelere veriliyor ve asimilasyon hızlandırılıyor” şeklinde konuşan Prof. Dr. Aydın, bugün yaklaşık 1 milyon 170 bin Türk çocuğunun birer Çinli olarak yetiştirildiğinin altını çizdi.

ÇİN HAPİSHANELERİNDEN ÇIKAN UYGUR TÜRKLERİ KISA SÜREDE HAYATINI KAYBEDİYOR

Çin işgal rejiminin kurduğu hapishaneler ve gözaltı merkezleri ve kamplardan da bahseden Prof. Dr. Aydın, toplamda bin 200 civarında toplama kampı bulunduğunu kaydetti.

Öte yandan Prof. Dr. Aydın, yaklaşık 627 bin Uygur Türkünün 579 hapishane ve gözaltı merkezinde tutulduğunu belirterek “Her 40 Türk’ten birisi şu anda tutuklu. Hapishanelerden serbest bırakılanlar da maruz kaldıkları şartlardan ve tatbik edilen metotlardan dolayı çıktıktan sonra uzun yaşamıyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

Ayrıca Prof. Dr. Aydın, Çin’in Mart 2026’da çıkardığı “Etnik Birlik ve İlerleme Kanunu” ile Uygur Türklerinin millî hüviyetini tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.