SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

TDT’nin Kırım imtihanı: Ukrayna için “henüz değil” mi?

Yazının Giriş Tarihi: 06.09.2026 09:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.09.2026 10:05

Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, geçtiğimiz günlerde Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda Türk Devletleri Teşkilatına (TDT) önemli bir çağrıda bulundu: "TDT, Kırım’ın işgali karşısında daha açık bir pozisyon almalı ve Ukrayna’nın gözlemci üyeliğini değerlendirmeli."

Kırımoğlu’nun bu sözlerinin üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü mesele sadece Ukrayna’nın bir uluslararası örgüte gözlemci olup olmaması değildir. Asıl soru daha büyüktür:

"Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dünyasını yalnızca devletlerin oluşturduğu coğrafi bir alan olarak mı görecek, yoksa devlet sınırlarının dışında ve içinde yaşayan Türk halklarını da kendi sorumluluk alanının bir parçası kabul edecek mi?"

UKRAYNA TÜRK DÜNYASININ DIŞINDA MI?

Ukrayna denildiğinde Türk dünyasıyla ilişkiler açısından ilk akla gelen elbette Kırım Tatarlarıdır. Kırımoğlu'nun verdiği rakama göre Ukrayna'da yaklaşık 350 bin Kırım Tatarı bulunmaktadır. Ancak Ukrayna'daki Türk varlığı yalnızca Kırım Tatarlarından ibaret değildir. Ülkede Gagauzlar, Azerbaycan Türkleri, Kazan Tatarları ve başka Türk toplulukları da yaşamaktadır. Kırım Yarımadası ayrıca Karaimlerin tarihî vatanlarından biridir.

Bu noktada Ukrayna'nın özellikle 2014 sonrasında Kırım Tatarlarına yönelik politikasını da görmezden gelemeyiz.

Rusya'nın Kırım'ı işgal ettiği 2014 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar halkını Ukrayna'nın yerli halkı olarak kabul etti; Kırım Tatar Millî Meclisini (KTMM) ve Kurultayı Kırım Tatar halkının temsil kurumları olarak tanıdı. 2021 yılında kabul edilen Ukrayna Yerli Halklar Yasası ise Kırım Tatarlarıyla birlikte Karaimleri ve Kırımçakları Ukrayna'nın yerli halkları olarak hukuki güvenceye aldı.

Bunlar küçümsenecek gelişmeler değildir.

Üstelik Rus işgali altındaki Kırım'da KTMM'nin yasaklandığı, Kırım Tatar aktivistlerin, gazetecilerin ve dinî kimlikleri nedeniyle birçok insanın baskı altında bulunduğu bir ortamda Ukrayna'nın Kırım Tatar siyasi temsil mekanizmalarını tanıması ayrıca önemlidir.

O hâlde şu soruyu sormakta haklıyız:

"Macaristan'ın bile gözlemci olduğu bir Türk Devletleri Teşkilatında Ukrayna neden gözlemci olmasın?"

Burada bir yanlış anlaşılmayı da düzeltelim. Macaristan TDT'nin tam üyesi değildir; 2018'den beri gözlemci statüsündedir. TDT'nin tam üyeleri bugün Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan'dır. Türkmenistan ise gözlemci statüsündedir.

Dolayısıyla gözlemcilik için tek ölçütün “Türk devleti olmak” olmadığı zaten Macaristan örneğiyle görülmektedir.

RUSYA MI, UKRAYNA MI?

Kırımoğlu'nun açıklamalarındaki en ilginç noktalardan biri Rusya'nın da TDT'ye gözlemci olmayı istediği yönündeki bilgidir. Kırımoğlu, Rusya'nın içerisinde çok sayıda Türk halkının yaşamasına rağmen Rusya'nın TDT'ye kabul edilmesinin mümkün görülmediğini, bunun Ukrayna'nın önünü de tıkadığını ifade ediyor. Ukrayna'nın Dışişleri Bakanlığı düzeyinde girişimde bulunduğunu ve kendisinin de TDT Genel Sekreteriyle görüştüğünü ancak olumlu bir gelişme yaşanmadığını belirtiyor.

Bence Rusya ile Ukrayna'nın durumlarını birbirine bağlamak doğru değildir.

Rusya Federasyonu'nda Tatarlar, Başkurtlar, Çuvaşlar, Yakutlar, Tuvalar ve daha birçok Türk halkı yaşamaktadır. Ancak bu durum Rusya'yı bir Türk devleti hâline getirmez.

Daha önemlisi başka bir mesele vardır.

TDT resmî olarak Rusya'ya karşı kurulmuş bir örgüt değildir. Bunu söylemek tarihî ve kurumsal açıdan yanlış olur. TDT'nin kuruluş amacı Türk devletleri arasında siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlardaki işbirliğini geliştirmektir. Teşkilat aynı zamanda devletlerin egemenliği, toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırların dokunulmazlığı ilkelerini açıkça benimsemektedir.

Fakat uluslararası politikada kurumların yalnızca kuruluş amaçları değil, ortaya çıkardıkları sonuçlar da önemlidir.

TDT güçlendikçe Türkistan Türk cumhuriyetlerinin dış politika seçenekleri çoğalıyor. Türkiye ve Azerbaycan'la ilişkileri gelişiyor. Orta Koridor önem kazanıyor. Türk devletleri Moskova merkezli eski Sovyet siyasi ve ekonomik sisteminden giderek daha bağımsız hareket etme imkânı buluyor.

Başka bir ifadeyle:

"TDT Rusya'ya karşı kurulmuş değildir; ancak güçlendikçe Türk devletlerinin Rusya karşısındaki stratejik özerkliğini artırmaktadır."

İşte Moskova açısından asıl hassasiyet de burada yatmaktadır.

Hayır” değil, “henüz değil

Peki Ukrayna neden bugün TDT'ye gözlemci olarak kabul edilmiyor?

Bana göre cevap esas olarak Türkistan'daki reelpolitik dengelerde yatıyor.

Ukrayna-Rusya Savaşı hâlâ devam ediyor. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'ın Rusya ile önemli ekonomik, toplumsal ve güvenlik ilişkileri bulunuyor. Türkmenistan ise sürekli tarafsızlık politikasına sahip.

Böyle bir ortamda Ukrayna'nın TDT'ye gözlemci olarak kabul edilmesi Moskova tarafından basit bir kültürel veya diplomatik genişleme olarak görülmeyecektir. Kremlin bunu TDT'nin Ukrayna-Rusya Savaşı'nda taraf seçmesi şeklinde yorumlayabilir.

Bu nedenle Türkistan başkentlerinin ihtiyatlı davranmasını anlayabiliriz.

Fakat ben bunu kesin bir “hayır” olarak okumuyorum.

Daha çok “henüz değil” olarak görüyorum.

Çünkü Ukrayna-Rusya Savaşı sadece Ukrayna'nın geleceğini belirlemiyor. Savaş aynı zamanda bütün eski Sovyet coğrafyasındaki güç dengelerini değiştiriyor.

Rusya Ukrayna'da askerî, ekonomik ve siyasi kaynaklarını tüketirken Türkistan devletleri Türkiye, Azerbaycan, Çin, Avrupa Birliği (AB) ve diğer aktörlerle ilişkilerini çeşitlendiriyor. Moskova'nın bölgede bir zamanlar neredeyse tartışmasız olan nüfuzu giderek daha fazla sorgulanıyor.

Eğer Rusya'nın bölgesel etkisi azalmaya devam ederse bugün söylenen “henüz değil” yarının “evet”ine dönüşebilir.

KIRIM TATARLARI TDT'NİN NERESİNDE?

Kırımoğlu'nun asıl sitemi ise bence daha derin: Türk dünyası Kırım Tatarlarını yeterince sahipleniyor mu?

Kırım Tatarları herhangi bir diaspora topluluğu değildir. Kırım onların tarihî vatanıdır. 1783'ten başlayarak Çarlık Rusyası döneminde büyük göçlere zorlandılar. 18 Mayıs 1944'te Stalin tarafından topyekûn sürgün edildiler. Vatanlarına dönmek için onlarca yıl mücadele ettiler. 2014'te ise Kırım yeniden Rus işgaline uğradı.

Böyle bir halkın Türk dünyasından dayanışma beklemesinden daha doğal ne olabilir?

Ancak dayanışmanın sadece sert diplomatik bildirilerle yapılması gerekmez.

TDT, Kırım Tatar dili ve kültürüne yönelik projeler geliştirebilir. Kırım Tatar gençlerine burslar verebilir. 18 Mayıs 1944 Sürgününü Türk dünyasında ortak hafızanın bir parçası hâline getirebilir. Kırım Tatar Millî Meclisi temsilcilerini toplantılara davet edebilir. Kırım'daki siyasi tutsakları ve insan hakları ihlallerini gündemine alabilir.

Hatta neden TDT içerisinde “Türk Dünyası Yerli Halklar ve Diasporalar Çalışma Grubu” kurulmasın?

Kırım Tatarlarının yanı sıra Ahıska Türkleri, Irak Türkmenleri ve Türk dünyasının farklı coğrafyalardaki toplulukları bu mekanizmanın kapsamına alınabilir.

TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU

Burada en büyük sorumluluklardan biri kuşkusuz Türkiye'ye düşmektedir.

Türkiye dünyadaki en büyük Kırım Tatar diasporalarından birine ev sahipliği yapıyor. Ankara, 2014'ten beri Rusya'nın Kırım'ı işgalini tanımıyor. Türkiye'nin Kırım Tatarlarıyla tarihî, kültürel ve akrabalık bağları diğer TDT devletlerinden çok daha güçlü.

Bu nedenle Türkiye TDT içerisinde Kırım Tatar meselesinin kurumsallaşmasına öncülük edebilir.

Kırımoğlu'nun da vurguladığı gibi ekim ayında Türkiye'de yapılması planlanan TDT 13. Zirvesi bunun için önemli bir fırsat olabilir.

Belki hemen Ukrayna'ya gözlemci statüsü verilmeyebilir.

Ama Kırım konuşulabilir.

Kırım Tatarları konuşulabilir.

Siyasi tutsaklar konuşulabilir.

Kırım Tatar Millî Meclisi dinlenebilir.

Çünkü TDT gerçekten “Türk dünyasının” teşkilatı olacaksa Türk dünyasının en ağır tarihî travmalarından birini yaşayan Kırım Tatarlarını görmezden gelemez.

Sonuçta Kırım Tatarları yalnızca Ukrayna'nın yerli halklarından biri değildir.

Kırım Tatarları Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır.

Ve bana göre TDT'nin gelecekte ne kadar güçlü bir uluslararası aktör olacağını belirleyecek ölçülerden biri de yalnızca ticaret hacmi, ulaştırma koridorları veya zirve sayıları olmayacaktır.

Bazen bir teşkilatın gerçek gücü, zor zamanlarda kendi tarihî ve ahlaki sorumlulukları karşısında aldığı pozisyonla ölçülür.

Kırım, TDT için tam da böyle bir imtihandır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.