SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Eski siyasi tutsak Leniye Umerova BM’de konuştu: “Acıma değil, adalet istiyoruz”

BMGK "Arria Formülü" oturumunda konuşan eski siyasi tutsak Leniye Umerova, Rusya'nın işgal altındaki topraklarda Ukraynalı sivillere ve Kırım Tatarlarına karşı yürüttüğü sistematik baskı ve işkence mekanizmasını gözler önüne serdi. Umerova, Rus esaretinde tutulan tüm sivillerin serbest bırakılmasını ve işlenen insan hakları ihlallerinden sorumlu olanların uluslararası mahkemelerde yargılanmasını talep etti.

Haber Giriş Tarihi: 13.08.2026 17:19
Haber Güncellenme Tarihi: 13.08.2026 17:19
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Eski siyasi tutsak Leniye Umerova BM’de konuştu: “Acıma değil, adalet istiyoruz”

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, 10 Ağustos 2026 tarihinde New York’taki Genel Merkezinde Ukraynalı savaş esirleri, sivil tutuklular ve yabancı ülke vatandaşlarına yönelik uluslararası insani hukuk ihlallerini görüşmek üzere "Arria Formülü" kapsamında özel bir oturum gerçekleştirdi. Ukrayna'nın girişimleriyle Letonya ve Birleşik Krallık tarafından düzenlenen toplantıda, Rus esaretinden kurtulan tanıklar ve insan hakları temsilcileri söz aldı. Oturumun en dikkat çeken konuşmacısı ise Rusya tarafından 21 ay boyunca yasa dışı bir şekilde alıkonulduktan sonra esir takasıyla serbest bırakılan eski siyasi tutsak ve Kırım Tatarı insan hakları savunucusu Leniye Umerova oldu.

Umerova, BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Rusya'nın işgal altındaki topraklarda uyguladığı yasa dışı tutuklama, işkence ve "atlıkarınca baskı" sistemini kendi tanıklığı üzerinden anlattı.

Kırım Tatarlarının 1944 Sürgünü'nün ardından kendi vatanlarında yeniden hedef alındığını belirten Umerova, “Ben bir Kırım Tatarıyım. Bizler kendi dilimiz, kültürümüz ve tarihimizle Ukrayna’nın yerli halkıyız; Kırım ise bizim tek evimizdir.” ifadelerini kullandı.

HASTA BABASINI ZİYARET ETMEK İSTERKEN BAŞLAYAN 21 AYLIK ESARET

Leniye Umerova’nın BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmanın tam metni şu şekilde:

"Benim adım Leniye Umerova. Kırım Tatarı bir aktivist, insan hakları savunucusu ve eski bir siyasi tutsağım. Eylül 2024’te esir takası kapsamında serbest bırakıldım ve Ukrayna’da özgürlüğüme kavuştum. Bu; Koordinasyon Merkezinin, Ukraynalı aktivistlerin, hükûmet temsilcilerinin, uluslararası kurumların ve dünyanın beni unutmasına izin vermeyi reddeden herkesin devasa çabaları sayesinde mümkün oldu. Bugün sizlere Rusya’nın Ukraynalı sivil halka yönelik baskı sisteminin nasıl işlediğini anlatmak istiyorum.

Ben bir Kırım Tatarıyım. Biz, kendi dili, kültürü ve tarihi olan Ukrayna'nın yerli halkıyız ve Kırım bizim tek evimizdir. 1944 Sürgünü’nden sonra halkımız onlarca yıl eve dönme mücadelesi verdi. Kırım'ın Rusya tarafından işgal edilmesinin ardından tutuklamalar, baskılar ve siyasi gerekçeli takibatlar yeniden başladı. Bugün yeni nesil Kırım Tatarları bu zulümle karşı karşıya kalmaya devam ediyor.

Şimdi sizinle kendi hikâyemi paylaşmak istiyorum.

2022 yılının sonlarında, Kırım’da yaşayan ve ağır hasta olan babamın yanında olmak için işgal altındaki Kırım’a doğru yola çıktım. Babam zorlu bir ameliyat bekliyordu ve sonucun ne olacağını bilmiyorduk. Hayatımızın en zor anlarından birinde ailemle birlikte olmak istiyordum. Fakat bunun yerine kendimi Rus esaretinde buldum.

Gürcistan ile Rusya arasındaki sınırı geçerken gözaltına alındım. Sınır muhafızları Ukrayna vatandaşı olduğumu, Kırımlı olduğumu ve Rus pasaportumun bulunmadığını öğrendiler. Sivil kıyafetli dört adam geldi, beni zorla bir arabaya bindirdi ve bilinmeyen bir yöne doğru götürdü.

Yaklaşık yedi saat boyunca sorgulandım. Ardından, düzmece suçlamalara dayanılarak Yabancı Uyrukluların Tutuklanma Merkezine gönderildim. Bu, sadece 'baskı atlıkarıncası' olarak tanımlayabileceğim sürecin başlangıcıydı. Sonraki altı ay boyunca altı farklı tutukevinden geçtim. Bir hücre diğerinin yerini aldı ve bu sürenin çoğunda ayakta kalabilmek için sadece kendime güvenmek zorunda kaldım.

Bir dizi uydurma idari suçlama nedeniyle yasa dışı bir şekilde gözaltında tutuldum. Vladikavkaz ve Beslan’daki Yabancı Uyrukluların Tutuklanma Merkezleri ile gözaltı merkezleri arasında sevk edildim.

İlk sorgulamalardan birini hatırlıyorum. Doğrudan hücremde gerçekleşmişti.

Böyle anlarda insan kendini tamamen çaresiz hissediyor; o kadar çaresiz ki bazen bunu ifade edecek kelime bulamıyorsunuz.

Bir noktada, temyiz mahkemesi aracılığıyla serbest bırakılmamı sağlamayı bile başardık. Bu, esaretimin üçüncü ayıydı.

Ancak hapishane kapıları açılır açılmaz başıma bir çuval geçirdiler ve beni yine bilinmeyen bir yere götürdüler.

Ertesi gün kendimi bir kez daha hapishanede buldum; ama bu kez başka bir hapishanede. Fakat benim hikâyem bir istisna değil.

Vurgulamak istediğim husus tam olarak şudur: Benim başıma gelenler bir sistemin parçasıdır. Rusya; Ukraynalı sivilleri işgal altındaki topraklarda esir tutmak için yasa dışı gözaltıları, tecridi, uydurma idari ve cezai suçlamaları, işkenceyi ve sözde 'atlıkarınca gözaltılarını' kullanmaktadır.

İnsanlar sebepsiz yere kaçırılıyor. Dış dünyayla hiçbir temasları olmadan, avukat erişimi verilmeden ve ailelerine nerede olduklarını bildirme imkânı tanınmadan tutuluyorlar. Hatice Büyükçan’ın başına gelen tam olarak buydu. 2025 yılının ilkbaharında otobüsle evine dönüyordu ancak varamadı; telefon aramalarına cevap vermemeye başladı ve fiilen kayboldu. Ancak birkaç ay sonra Akmescit (Simferopol) tutukevine alıkonulduğu tespit edilebildi. Hatice, Rusya FSB çalışanları tarafından kaçırılmıştı. Bu sistem hem erkekleri hem de kadınları etkilese de son dönemde kadınlara yönelik zulmün artması özellikle endişe vericidir. Sadece Kırım’da en az 84 kadın cezai takibatla karşı karşıya kaldı, 60 kadın ise hâlen gözaltı merkezlerinde veya hapishanelerde tutulmaktadır. Kadınlar; sözde terörizm, casusluk, vatana ihanet, terörizmin finansmanı ve 'Rus ordusunu itibarını zedelemek' gibi suçlamalarla zulme uğramaktadır.

Pek çok vakada bu suçlamalar kadınlara karşı Ukraynalı veya Kırım Tatarı kimlikleri, siyasi görüşleri, kamuoyuna yaptıkları açıklamalar veya Ukrayna’ya verdikleri iddia edilen destek nedeniyle kullanılmaktadır.

Diana Havrılyuk’un (Abduraşıtova) başına gelen de buydu. Tıpkı benim gibi o da hasta babasını görmek için Kırım’a gitmişti. Sınırda gözaltına alındı ve ardından atlıkarınca gözaltı sisteminin acımasızlığını yaşadı. O kadar ağır işkencelere maruz kaldı ki ameliyat sonrası yaraları yeniden açılmaya başladı.

Kaç yaşında olduğunuzun, erkek ya da kadın olmanızın bir önemi yok. Kırım dâhil Ukrayna’nın işgal altındaki tüm topraklarında herkes bir sonraki kurbanın kendisi olabileceğini biliyor.

Ne ben ne de bu insanlar acımaya ihtiyaç duyuyoruz. Bizim adalete ihtiyacımız var. Ve adalet, sadece kurbanların isimlerini hatırlamak değil, aynı zamanda onların zulmünden ve suçlarından sorumlu olanların da adlarını açıklamak anlamına gelir.

Bu suçların emrini veren, bunları uygulayan veya kolaylaştıran her bir kişi tespit edilmeli ve hesap vermelidir. Her fail adalet önüne çıkarılmalıdır. Rusya uluslararası düzeyde bir terör devleti olarak tanınmalıdır. Yasa dışı bir şekilde tutulan tüm Ukraynalı siviller derhal serbest bırakılmalıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.