Dr. Yuliya Biletska: Kırım unutulursa, adalet de unutulur
Dr. Yuliya Biletska: Kırım unutulursa, adalet de unutulur
Dr. Yuliya Biletska, 26 Şubat Perşembe günü Milli Kütüphane Yunus Emre Salonu’nda düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü" temalı panelde yaptığı konuşmada, Kırım’ın işgalinin yalnızca bölgesel bir mesele değil, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.
Haber Giriş Tarihi: 27.02.2026 22:02
Haber Güncellenme Tarihi: 27.02.2026 22:06
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Kırım Derneği tarafından Ankara’nın kalbinde, Kırım’ın işgalinin 12. ve Ukrayna’ya yönelik topyekûn saldırıların 4. yılında, direnişin ruhunu ve stratejik boyutlarını ele alan son derece kritik bir panel gerçekleştirildi. Millî Kütüphane Yunus Emre Salonu'nda düzenlenen etkinlik, diplomatik temsilciler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek güçlü bir dayanışma platformu oluşturdu.
Panelde konuşmacı olarak yer alan Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yuliya Biletska, Kırım’ın işgalinin yalnızca bölgesel bir mesele değil, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.
“KIRIM’IN UNUTULMASINA İZİN VEREMEYİZ”
Konuşmasına organizasyonda emeği geçen Kırım Tatar derneklerine teşekkür ederek başlayan Dr. Biletska, Kırım meselesinin hafızada tutulmasının bir dayanışma göstergesi olmanın ötesinde, adalet mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. “Çünkü Kırım unutulursa, adalet de unutulur. Ve biz Kırım’ın unutulmasına izin veremeyiz.” dedi.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlangıçta kısa süreli bir operasyon olarak sunulduğunu hatırlatan Biletska, savaşın yıllar içinde geniş çaplı bir yıkıma dönüştüğünü belirtti. Devasa askerî ve ekonomik kaynaklara rağmen Rusya’nın stratejik hedeflerine ulaşamadığını kaydeden Biletska, "Bugünler yalnızca büyük Rus savaş suçunun başlamasının on ikinci ya da dördüncü yıl dönümü değildir; aynı zamanda ilkel 'güçlü olan haklıdır' anlayışının kazanamadığının açık bir kanıtıdır. Askerî zor, bir milletin iradesini yok etmeye yetmedi." ifadelerini kullandı.
"AMAÇ AÇIK: ONLARIN UKRAYNALI KİMLİĞİNİ SİLMEK"
Cephede arzu ettiği sonucu elde edemeyen Rusya’nın, sivil altyapıyı hedef alan saldırılara yöneldiğini belirten Biletska, enerji tesislerinin vurulması, sivil yerleşim alanlarının hedef alınması ve işgal altındaki bölgelerdeki baskı politikalarına dikkat çekti. Özellikle Kırım’da ve diğer işgal bölgelerinde zorla pasaportlaştırma, siyasi tutuklamalar, işkence iddiaları ve zorunlu askerlik uygulamalarının sistematik bir baskı rejiminin parçası olduğunu ifade eden uzman, "Rus pasaportu dayatması... Almazsan işini kaybediyorsun. Hizmet alamıyorsun. Mülküne el koyuyorlar. Kırım Tatarlarını ve Ukraynalıları özellikle hedef alıyorlar. Siyasi nedenlerle tutukluyorlar. Işkence uyguluyorlar. Erkekler zorla askere alınmaktadır. Kendi ülkelerine karşı savaşmaya zorlanmaktadır. Çocukları kaçırıyorlar. Amaç açık: onların Ukraynalı kimliğini silmek ve onları Ruslara dönüştürmek. Bu rastgele bir zalimlik değil, bilinçli bir strateji; bir ulusu çocuklarını hedef alarak yok etme girişimi." şeklinde konuştu.
Çocukların zorla Rusya’ya götürülmesi meselesine de değinen Biletska, bunun uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçları olan bir uygulama olduğunu vurguladı ve Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi çerçevesinde bu tür eylemlerin hukuki anlamına dikkat çekti.
“UKRAYNA SAVUNMAYI BIRAKIRSA SAVAŞ AVRUPA’YA TAŞINIR”
Türkiye’de kendisine en sık yöneltilen sorunun “Bu savaş ne zaman bitecek?” olduğunu belirten Biletska, savaşın Ukrayna’nın savunmayı bırakmasıyla sona ermeyeceğini, aksine güvenlik riskinin Avrupa geneline yayılacağını savunarak şöyle konuştu:
Eğer savaşın bitmesi derken Ukrayna’nın savunmayı bırakmasını kastediyorsanız, o zaman bu savaş gerçekten çok uzun süre bitmez. Ama daha önemlisi şu: Savaş Ukrayna’da bitmez. Ukrayna savunmayı bırakırsa savaş Avrupa’ya taşınır.
Eski Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger’in “Ukrayna savaştığı sürece Avrupa için tehlike sınırlıdır” yönündeki değerlendirmesine atıfta bulunan Biletska, bu sözlerin çıkarcı değil, realpolitik bir güvenlik tespiti olarak okunması gerektiğini ifade etti.
“BU SÜRECİN BAŞLANGIÇ NOKTASI KIRIM’DI”
2014’te Kırım’ın işgaliyle başlayan sürecin yeterince ciddiye alınmadığını belirten Biletska, sınırlı kalacağı varsayılan saldırganlığın zamanla genişlediğini ve Donbas’tan tam ölçekli savaşa uzanan bir sürece dönüştüğünü söyledi.
Savaşın uzamasının sebebinin Rusya’nın emperyal hedeflerinden vazgeçmemesi olduğunu ifade eden Biletska, kalıcı barışın ancak saldırgan tarafın askerî yöntemlerle hedeflerine ulaşamayacağını kabul etmesiyle mümkün olacağını kaydetti. Ukrayna’nın dahil olmadığı herhangi bir “büyük uzlaşının” ise kalıcı çözüm üretmeyeceğini vurguladı.
“KIRIM ÇÖZÜLMEDEN İSTİKRARLI BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”
Biletska, Kırım’ın yalnızca işgal edilmediğini, aynı zamanda yoğun biçimde askerîleştirildiğini belirtti. Yarımadanın Karadeniz’de bir askerî platforma dönüştürüldüğünü, hava üsleri ve füze sistemleriyle bölgesel saldırı kapasitesinin artırıldığını söyledi. Uzman, Kırım’ın statüsü netleşmeden “istikrarlı barış”tan söz edilemeyeceğini dile getirdi.
Kırım’daki direnişin sessiz ama sürdürülebilir bir biçimde devam ettiğini belirten Biletska, “İşgal meşruiyet üretmez; korku rıza değildir” ifadelerini kullandı.
“NORMALLEŞME SALDIRGANLIĞI ORTADAN KALDIRMAZ”
Savaşın yalnızca cephede yürütülmediğini, hibrit yöntemlerin de devrede olduğunu ifade eden Biletska, Avrupa ve Türkiye’de gözlemlenen propaganda, etki operasyonları ve “normalleşme” söylemlerine dikkat çekti. Ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasının güvenlik risklerini ortadan kaldırmayacağını, aksine saldırgan politikaları meşrulaştırabileceğini savundu.
Spor, kültür ve sanat alanlarının siyasetten tamamen bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Biletska, Rusya’nın bu alanları uluslararası imajını normalleştirmek amacıyla kullandığını söyledi. Bu bağlamda Türkiye’de sahne alan Aleksandrov Korosu’na da değinen Biletska, topluluğun doğrudan Rusya Savunma Bakanlığına bağlı olduğunu hatırlatarak bunun yalnızca kültürel bir faaliyet olarak görülemeyeceğini ifade etti.
“BU SAVAŞ EGEMENLİK İLKESİNİN SINAVIDIR”
Konuşmasının sonunda Türkiye’ye özel bir çağrıda bulunan Biletska, egemenlik ve bağımsızlık ilkelerinin tarihsel olarak Türkiye için de temel değerler olduğunu belirtti. Ukrayna’nın bugün savunduğu şeyin yalnızca kendi toprak bütünlüğü değil, uluslararası hukuk düzeninin temel ilkeleri olduğunu söyledi.
Uzman, “Bu savaş yalnızca Ukrayna’nın savaşı değildir. Bu, egemenlik ilkesinin sınavıdır. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzeni kabul edersek, yarın hiçbirimiz güvende olmayacağız” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr. Yuliya Biletska: Kırım unutulursa, adalet de unutulur
Dr. Yuliya Biletska, 26 Şubat Perşembe günü Milli Kütüphane Yunus Emre Salonu’nda düzenlenen “Kırım’ın ve Ukrayna’nın İşgaline Karşı Direniş Günü" temalı panelde yaptığı konuşmada, Kırım’ın işgalinin yalnızca bölgesel bir mesele değil, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.
Kırım Derneği tarafından Ankara’nın kalbinde, Kırım’ın işgalinin 12. ve Ukrayna’ya yönelik topyekûn saldırıların 4. yılında, direnişin ruhunu ve stratejik boyutlarını ele alan son derece kritik bir panel gerçekleştirildi. Millî Kütüphane Yunus Emre Salonu'nda düzenlenen etkinlik, diplomatik temsilciler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirerek güçlü bir dayanışma platformu oluşturdu.
Panelde konuşmacı olarak yer alan Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yuliya Biletska, Kırım’ın işgalinin yalnızca bölgesel bir mesele değil, Avrupa güvenlik mimarisini doğrudan ilgilendiren yapısal bir kriz olduğunu vurguladı.
“KIRIM’IN UNUTULMASINA İZİN VEREMEYİZ”
Konuşmasına organizasyonda emeği geçen Kırım Tatar derneklerine teşekkür ederek başlayan Dr. Biletska, Kırım meselesinin hafızada tutulmasının bir dayanışma göstergesi olmanın ötesinde, adalet mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti. “Çünkü Kırım unutulursa, adalet de unutulur. Ve biz Kırım’ın unutulmasına izin veremeyiz.” dedi.
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlangıçta kısa süreli bir operasyon olarak sunulduğunu hatırlatan Biletska, savaşın yıllar içinde geniş çaplı bir yıkıma dönüştüğünü belirtti. Devasa askerî ve ekonomik kaynaklara rağmen Rusya’nın stratejik hedeflerine ulaşamadığını kaydeden Biletska, "Bugünler yalnızca büyük Rus savaş suçunun başlamasının on ikinci ya da dördüncü yıl dönümü değildir; aynı zamanda ilkel 'güçlü olan haklıdır' anlayışının kazanamadığının açık bir kanıtıdır. Askerî zor, bir milletin iradesini yok etmeye yetmedi." ifadelerini kullandı.
"AMAÇ AÇIK: ONLARIN UKRAYNALI KİMLİĞİNİ SİLMEK"
Cephede arzu ettiği sonucu elde edemeyen Rusya’nın, sivil altyapıyı hedef alan saldırılara yöneldiğini belirten Biletska, enerji tesislerinin vurulması, sivil yerleşim alanlarının hedef alınması ve işgal altındaki bölgelerdeki baskı politikalarına dikkat çekti. Özellikle Kırım’da ve diğer işgal bölgelerinde zorla pasaportlaştırma, siyasi tutuklamalar, işkence iddiaları ve zorunlu askerlik uygulamalarının sistematik bir baskı rejiminin parçası olduğunu ifade eden uzman, "Rus pasaportu dayatması... Almazsan işini kaybediyorsun. Hizmet alamıyorsun. Mülküne el koyuyorlar. Kırım Tatarlarını ve Ukraynalıları özellikle hedef alıyorlar. Siyasi nedenlerle tutukluyorlar. Işkence uyguluyorlar. Erkekler zorla askere alınmaktadır. Kendi ülkelerine karşı savaşmaya zorlanmaktadır. Çocukları kaçırıyorlar. Amaç açık: onların Ukraynalı kimliğini silmek ve onları Ruslara dönüştürmek. Bu rastgele bir zalimlik değil, bilinçli bir strateji; bir ulusu çocuklarını hedef alarak yok etme girişimi." şeklinde konuştu.
Çocukların zorla Rusya’ya götürülmesi meselesine de değinen Biletska, bunun uluslararası hukuk bakımından son derece ağır sonuçları olan bir uygulama olduğunu vurguladı ve Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi çerçevesinde bu tür eylemlerin hukuki anlamına dikkat çekti.
“UKRAYNA SAVUNMAYI BIRAKIRSA SAVAŞ AVRUPA’YA TAŞINIR”
Türkiye’de kendisine en sık yöneltilen sorunun “Bu savaş ne zaman bitecek?” olduğunu belirten Biletska, savaşın Ukrayna’nın savunmayı bırakmasıyla sona ermeyeceğini, aksine güvenlik riskinin Avrupa geneline yayılacağını savunarak şöyle konuştu:
Eski Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger’in “Ukrayna savaştığı sürece Avrupa için tehlike sınırlıdır” yönündeki değerlendirmesine atıfta bulunan Biletska, bu sözlerin çıkarcı değil, realpolitik bir güvenlik tespiti olarak okunması gerektiğini ifade etti.
“BU SÜRECİN BAŞLANGIÇ NOKTASI KIRIM’DI”
2014’te Kırım’ın işgaliyle başlayan sürecin yeterince ciddiye alınmadığını belirten Biletska, sınırlı kalacağı varsayılan saldırganlığın zamanla genişlediğini ve Donbas’tan tam ölçekli savaşa uzanan bir sürece dönüştüğünü söyledi.
Savaşın uzamasının sebebinin Rusya’nın emperyal hedeflerinden vazgeçmemesi olduğunu ifade eden Biletska, kalıcı barışın ancak saldırgan tarafın askerî yöntemlerle hedeflerine ulaşamayacağını kabul etmesiyle mümkün olacağını kaydetti. Ukrayna’nın dahil olmadığı herhangi bir “büyük uzlaşının” ise kalıcı çözüm üretmeyeceğini vurguladı.
“KIRIM ÇÖZÜLMEDEN İSTİKRARLI BARIŞ MÜMKÜN DEĞİL”
Biletska, Kırım’ın yalnızca işgal edilmediğini, aynı zamanda yoğun biçimde askerîleştirildiğini belirtti. Yarımadanın Karadeniz’de bir askerî platforma dönüştürüldüğünü, hava üsleri ve füze sistemleriyle bölgesel saldırı kapasitesinin artırıldığını söyledi. Uzman, Kırım’ın statüsü netleşmeden “istikrarlı barış”tan söz edilemeyeceğini dile getirdi.
Kırım’daki direnişin sessiz ama sürdürülebilir bir biçimde devam ettiğini belirten Biletska, “İşgal meşruiyet üretmez; korku rıza değildir” ifadelerini kullandı.
“NORMALLEŞME SALDIRGANLIĞI ORTADAN KALDIRMAZ”
Savaşın yalnızca cephede yürütülmediğini, hibrit yöntemlerin de devrede olduğunu ifade eden Biletska, Avrupa ve Türkiye’de gözlemlenen propaganda, etki operasyonları ve “normalleşme” söylemlerine dikkat çekti. Ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılmasının güvenlik risklerini ortadan kaldırmayacağını, aksine saldırgan politikaları meşrulaştırabileceğini savundu.
Spor, kültür ve sanat alanlarının siyasetten tamamen bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirten Biletska, Rusya’nın bu alanları uluslararası imajını normalleştirmek amacıyla kullandığını söyledi. Bu bağlamda Türkiye’de sahne alan Aleksandrov Korosu’na da değinen Biletska, topluluğun doğrudan Rusya Savunma Bakanlığına bağlı olduğunu hatırlatarak bunun yalnızca kültürel bir faaliyet olarak görülemeyeceğini ifade etti.
“BU SAVAŞ EGEMENLİK İLKESİNİN SINAVIDIR”
Konuşmasının sonunda Türkiye’ye özel bir çağrıda bulunan Biletska, egemenlik ve bağımsızlık ilkelerinin tarihsel olarak Türkiye için de temel değerler olduğunu belirtti. Ukrayna’nın bugün savunduğu şeyin yalnızca kendi toprak bütünlüğü değil, uluslararası hukuk düzeninin temel ilkeleri olduğunu söyledi.
Uzman, “Bu savaş yalnızca Ukrayna’nın savaşı değildir. Bu, egemenlik ilkesinin sınavıdır. Güçlü olanın haklı sayıldığı bir düzeni kabul edersek, yarın hiçbirimiz güvende olmayacağız” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Son Haberler